Özdemir,'İhracat Yarışında Mersin 20 Yıldır Geriliyor'

Ana Sayfa » Gündem » Kent içinde kalan kamu gayrimenkulleri ve Mersin (1).Abdullah Ayan yazdı

Kent içinde kalan kamu gayrimenkulleri ve Mersin (1).Abdullah Ayan yazdı

Milli emlak kamuya verdiği taşınmazları yeniden değerlendirmeye hazırlanırken Mersin'de ne, nasıl yapılmalı?

 
 
Kent içinde kalan kamu gayrimenkulleri ve Mersin (1).Abdullah Ayan yazdı
Yıllar önce “Mersin-Antalya yolu neden bitirilmiyor?” eleştirilerine “ödenek yokluğu” gibisinden mazeretler üretilirken, sabrımın tükendiği günlerden birinde, “paranız yoksa kent içinde kalmış mücevher değerindeki alanları satın, bakın nasıl kaynak yaratılıyor” demiştim.

Aslında boşuna değildi isyanım ve dillendirdiğim öneri durup dururken ortaya çıkmamıştı.

Tıpkı bugün gibi durma noktasına gelen Akdeniz sahil yolu ödenek yokluğu nedeniyle taşeronların her yıl dostlar alışverişte görsün misali bir km yapıp kenara çekildikleri bir proje olarak ağır aksak yürüyordu.

Ama oraya kaynak bulamayan Karayolları, Mersin’ in en değerli alanı üzerine kondurduğu villalı, yüzme havuzlu, sosyal donatılı tesislerinin restorasyonu için 6,5 trilyon para akıtmıştı.

Oysa çatı tamirine trilyonlar harcanan o alan değerlendirilse, Mersin-Antalya yolunun büyükçe bölümü bitirilebilirdi.

Bu Mersin özelinde onlarca örnekten sadece biriydi ama çarpıcıydı. Yetkililer eleştirilerimden ve önerilerimden dersler çıkaracaklarına çıkıp laf yetiştirmişlerdi bana.

Onlara bakılırsa “kaynak sıkıntısı bir yana fazlasıyla paraları” vardı.

Keşke söylenenler gerçek olsaydı ve keşke zaman beni değil onları haklı çıkarsaydı. Ama öyle olmadı. 2011 Mayısında Ulaştırma Bakanının bir yıl içinde tamamlanacağı müjdesini verdiği yol için 2012 Mayısında randevu verilen yeni bitirme tarihi; en iyimser tahminle 2015…

Rize-Erzurum arasında 3 yılda bitirilecek Ovit tüneli için 800 milyon liralık kaynağı bulmakta güçlük çekilmezken, çok daha az parayla tamamlanacak Mersin-Antalya yolunun ödenek fukaralığı nedeniyle sonu gelmez ertelemelere sahne olması, cevabı zor soruları barındırıyor kendi içinde.

Geçmişte kaleme aldığım yazıları anımsamam ve bugünlerde bir kez daha gündeme getirmeye çalıştığım Mersin’in kaderini derinden etkileyecek Mersin-Antalya yoluyla ilgili ortaya çıkan belirsizliği yeniden gündeme taşımam boşuna değil.

Erdoğan hükümeti kamu arazileri ile ilgili Cumhuriyet tarihinin en radikal uygulamalarından birine hazırlanıyor. Sessiz sedasız ama hayata geçirildiğinde Büyük kentleri derdinden etkileyecek tüm taşları yerinden oynatacak bir çalışma son aşamaya gelmiş bulunmakta.

Kısa zamanda Meclise sevk edilecek tasarıyla Milli Emlak Kanununda değişiklik yapılacak ve bugüne kadar çeşitli kamu kurumlarına tahsis edilen tüm gayrimenkuller asker/sivil ayrımına bakılmaksızın geri alınıp Hazine’de toplanacak. Kamu kurumlarının ihtiyacı belirlenerek mevcutlar veya farklı yerlerde yeni baştan tahsisler yapılacak.

İşin içine askeri alanların dâhil edilmesi öylesine önemli gelişme ki, değerlendirilmesi söz konusu olacak gayrimenkul portföyü inanılmaz ölçüde zenginleşecek.

Askeri kesim bugüne kadar başına buyruk hareket etti. Dilediği yeri yasal kalıplar içinde eritip değerlendirme olanağı buldu.

Çok uzaklara gitmeye gerek yok. Örneği Mersin’den üstelik her gün yanından, kıyısından geçtiğiniz bir vahadan vereyim.

Bugünlerde Stadyum karşısındaki sahilde ve Müftü Deresinin denize döküldüğü sahilin doğusundan başlayarak balıkçı barınağına kadar uzanan sahil, tel örgüye sarılı kamuflaj beziyle kuşatılarak orduevinin hizmetine ayrılmış durumda.

1970’lere kadar başvuruları ret eden yerel yönetimlerin 12 Mart muhtırası ardından yelkenleri suya indirerek sahil dolgu alanındaki arazinin bir kısmına göz yummasıyla başlayan konumlanma yıllar içinde sınırlarını genişleterek kentin en çok ihtiyaç duyduğu nefes alabileceği tüm sahile yayıldı.

Aslında Anayasaya aykırı bir durum bu. O aykırılığı gidermek, “yemin edilse başlar ağrımasın” babından işi kitabına uydurmak amacıyla güzelim sahilin bir kısmı acemi erlerin nişan alanı, talim yeri olarak düzenlendi.

Sonuçta ucube tablo, yabancıların dudaklarını ısırarak gördükleri manzara çıktı ortaya: Şehrin en önemli bulvarının denizle buluştuğu sahili kent insanına kapalı, üstelik savaş kamuflajı, yanından geçenlerin fotoğraf çekmelerinin bile yasak olduğu askeri bölge…

Orduevi ve çevresinden geçerken, 1935’lerde Mersin Şehir planını yapan Jansen’ in kulaklarını çınlatırım nedense.

1935’te şehir planını yapmak üzere Mersin’e gelen Jansen, günümüzdeki askeri lojmanlar ve bir kısmı yine halka kapalı yeşil alan olarak değerlendirilen o günlerin Kışlasına bakıp yetkilileri uyarmıştı:

Şöyle diyordu ta o günlerde Jansen:

“Şehrin güneybatısında Mersin nehrinin (Müftü deresi) yanındaki kışla buradan göçürülerek şehrin dışında uygun yere yerleştirilmelidir. Düşmanın en fazla taarruz hedefi olan böyle askeri bir müessesinin iskân mıntıkası yanında bulunuşu caiz değildir.

Kışlanın mevcut bulunduğu şimdiki saha ise deniz ve nehir kenarı ile plaja yakınlığı da göz önünde bulundurularak bir otelin de içinde yer aldığı büyük salonların bulunduğu bir kurhaus (sağlık tesisi a.a) için çok müsait bir yerdir. Kurhaus’un etrafında taraçalı tesisat, sandal köprüsü, musiki pavyonu, gül bahçesi ve tenis meydanlığı mevcut olacaktır. Burayı zengin ağaç gruplarının gölgesi saracaktır.

Ahalinin gezintisine hizmet edici sahil promenatını, kurhaus’un etrafına ve buradan da deniz fenerinin batısıyla yeniden denize kadar uzatılmasına imkân verilmiştir. Bu suretle Kurhaus’taki misafirler tam sükûnet içinde yaşayacaklardır.”

Savaş tamtamlarının yeri göğü inlettiği 1935’te Kışlayı kent dışına çıkarmayı öneren Jansen, Müftü Deresine kadar uzanan bölgeyi dinlenme, eğlence, kısaca günümüzdeki tanımıyla turizm bölgesi olarak tasarlamıştı.

1941’e kadar 23.piyade alayına ev sahipliği yapan, o tarihte birlik Trakya bölgesine kaydırılırken, güvenlik nedeniyle Mersin’e nakledilen Heybeliada’daki Deniz Harp okuluna kucak açan Çamlıbel’deki askeri kışlanın bir bölümü askeri lojmanlara ayrıldı. Stadyuma doğru olan ağaçlıklı alan ise ne zaman ve nasıl olduysa OYAK’a geçti. OYAK 29 bin 402 m2 lik bu araziyi 1993’ten beri satışa çıkarıp durur. (Bir ara MTSO almak istedi ama olmadı. Bildiğim son ihaleye ise Aralık 2011’de çıkıldı. O ihalenin akıbeti hakkında da bilgim yok)

Derdim, askeriyenin kent içinde kalan alanlarını, zaman içinde ortaya çıkan sorunları anlatmak değil. Asıl mesele; Milli Emlak’in kamu kurumlarına tahsis ettiği, artık yeniden ele alınıp değerlendirilmesinde başta kamu olmak üzere herkesin yararına olacağı tartışılmaz yeni süreçte Mersin’in yapması gereken çalışmaya ışık tutmak.

Aslında eski Vali konağının bugünlerde restore ediliyor olması bile, Hazinenin taşınmazlarını değerlendirme olanağı çerçevesinde altın fırsata dönüştürülebilir.

Jandarma il komutanlığı, ilgisi, yetkisi dışında kalan kent merkezinden daha farklı bir yere taşınmalı. Böylece Vali konağı arkasında kalan ve 80 darbesinin gölgesi altında birilerinin kondurduğu ucube jandarma binası yıkılarak eskiden olduğu gibi havuzlu gül bahçesi yeniden yaratılabilir.

İstiklal caddesine kadar uzanan eski Vali konağı kompleksi içinde kalan eski Cezaevi restore edilerek turizme kazandırılmalı.

İstiklal Caddesi ile Uray Caddesi arasında kalan Mücahitler Caddesini yayaya bile kapatan 80’lerin darbeci mantığı sona erdirilerek o cadde yeniden açılmalı ve Kilise bağlantısı sağlanmalı.

Hükümet konağı konusuna daha kapsamlı biçimde değineceğim ama yerimi fazlasıyla aştım.

Bir sonraki yazıda Tarım İl Müdürlüğü, Milli Eğitim Müdürlüğü, Karayolları Bölge Müdürlüğü, TRT, Jandarma Komutanlığı, Spor amaçlı kullanımlar ve daha akla gelen, gelmeyen pırlanta değerindeki taşınmazı ele alarak sürdüreceğim bu çok önemli ama çok az şey bildiğimiz konuyu…

 
 
21 Haziran 2012 Perşembe 10:33
 
 
(0 Yorum Yapıldı)Yorumlar
<p>Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.</p>
 
Bu Kategorideki Diğer Haberler
 
Son 24 Saat
Haberler RSS Beslemesi
 
Facebook messenger'de sohbet odaları başlıyorBu bilgisayar saniyede 93 trilyon işlem yapıyorGalaxy S7 dört farklı versiyonla geliyorLamborghini mi, Ferrari mi?Facebook'un karı %52 artışla 5,84 milyar dolarDengede durarak felç olma riskinizi ölçünSamsung Galaxy S6 ve Galaxy S6 Edge'yi tanıttıDünyanın en çok turist alan şehirleriAvşar Kızı, Ilıcalı'ya Fark AttıTelefonlarda 'keşke yazmasaydım' mesajları geri alınabiliyor2014 en sıcak yıl olduMicrosoft’tan Windows 10.. İlk yıl ücretsiz
 
Yazarlar
Yazarlar RSS Beslemesi
 
Bumerang - Yazarkafe
 
 
Get our toolbar!
 
Gazete Manşetleri
 
 
Namaz Vakitleri
 
  • İmsak05:55
  • Güneş07:37
  • Öğlen12:45
  • İkindi15:18
  • Akşam17:33
  • Yatsı19:03
 
Anket
.
 
Lig Puan Durumu
 
Takımlar
O
G
B
M
P
1
Başakşehir
13
9
4
0
31
2
Beşiktaş
13
8
5
0
29
3
Galatasaray
13
8
2
3
26
4
Fenerbahçe
13
7
4
2
25
5
Bursaspor
13
7
3
3
24
6
Konyaspor
13
5
5
3
20
7
Osmanlıspor FK
13
4
7
2
19
8
Gençlerbirliği
13
4
6
3
18
9
Trabzonspor
14
5
3
6
18
10
K.D.Ç. Karabük
13
5
2
6
17
11
Akhisar Bld.
13
4
4
5
16
12
Antalyaspor
13
4
4
5
16
13
Alanyaspor
13
4
2
7
14
14
Kasımpaşa
13
3
3
7
12
15
Gaziantepspor
13
3
2
8
11
16
Ç. Rizespor
13
2
4
7
10
17
Kayserispor
13
2
3
8
9
18
Adanaspor
14
1
3
10
6
 
Şampiyonlar Ligi
 
UEFA Avrupa Ligi
 
Alt Lig
 
Tarihte Bugün
1774 - Kazak isyanı önderi Pugaçev idam edildi.
1817 - Mississippi, A.B.D. nin 20. eyaleti olarak birliğe katıldı.
1863 - Londra metrosu açıldı.
1898 - İspanyol-Amerikan savaşı sonrası Küba İspanya'dan bağımsızlığını kazandı.
1901 - İlk Nobel ödülleri verildi.
1902 - Mısır'da Nil nehri üzerinde inşa edilen Aswan Barajı hizmete girdi.
1906 - Theodore Roosevelt, Rus-Japon Savaşının sona ermesinde oynadığı arabuluculuk rolünden dolayı, Nobel Barış Ödülü'nü alan ilk Amerikalı oldu.
1923 - İrlandalı şair William Butler Yeats Nobel Edebiyat Ödülü'nü aldı.
1927 - Fransız filozof Henri Bergson Nobel Edebiyat Ödülü'nü aldı.
1929 - Alman yazar Thomas Mann Nobel Edebiyat Ödülü'nü aldı.
1941 - Malaya açıklarında Prince of Wales ve Repulse olmak üzere Kraliyet Donanmasına ait iki zırhlı Japon İmparatorluk Deniz Kuvvetleri'ne bağlı torpido bombardıman uçakları tarafından batırıldı.
1948 - Birleşmiş Milletler Meclisi, İnsan Hakları Bildirgesini kabul etti. Türkiye İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi'ne kabul oyu verdi.
1956 - Macaristan'da çatışmalar başladı, sıkıyönetim ilan edildi.
1964 - Martin Luther King Nobel barış Ödülü'nü aldı.
1970 - Rus yazar Aleksandr Soljenitsin Nobel Edebiyat Ödülü'nü aldı.
1971 - Aralarında Türkiye İşçi Partisi Genel Sekreteri Tarık Ziya Ekinci'nin de bulunduğu 26 sanıklı Devrimci Doğu Kültür Ocakları davasına Diyarbakır'da başlandı.
1975 - Rus bilim insanı Andrey Saharov Nobel Barış Ödülü'nü aldı.
1977 - Uluslararası Af Örgütü Nobel Barış Ödülü'nü aldı.
1977 - İstanbul Toptaşı Cezaevi'nden 9 siyasi tutuklu kaçtı.
1978 - Enver Sedat ve Menahem Begin Nobel Barış Ödülü'nü aldı.
1979 - Devlet Opera ve Balesi Genel Müdürü Gürer Aykal görevinden alınmıştı. 10 Aralık günü bu göreve İsmet Kurt'un atanması üzerine Devlet Opera ve Balesi çalışanları Carmina Burana'nın sahnelenmesine katılmama kararı aldı. Kurt iki gün sonra istifa etti.
1979 - Rahibe Teresa Nobel Barış Ödülü'nü aldı.
1982 - Günaydın gazetesi yayın hayatına başladı.
1983 - Arjantin'de askeri rejim sona erdi; Arjantin'in 8 yıldan sonra ilk sivil başkanı Raul Alfonsin oldu.
1983 - Polonyalı Dayanışma Sendikası lideri Lech Walesa Nobel Barış Ödülü'nü aldı.
1984 - Güney Afrika'lı Piskopos Desmond Tutu Nobel Barış Ödülü'nü aldı.
1987 - Sedat Simavi Basın Ödülü Uğur Mumcu'ya verildi.
1987 - İnsan Hakları Derneği "Genel Af ve Ölüm Cezalarının Kaldırılması" talepli 130 bin imzalı dilekçeyi Meclis Genel Sekreterliği'ne sundu.
1988 - Türkiye'de ilk karaciğer nakli ameliyatı yapıldı. Ameliyatı, Ankara Hacettepe Üniversitesi'nden Prof.Dr. Mehmet Haberal gerçekleştirdi.
1988 - Cumhurbaşkanı Kenan Evren'in veto ettiği öğrenci affı yasası Meclis'te tekrar kabul edildi. Yasa, üniversitelerde türbana izin veriyordu.
1988 - Mısırlı Necip Mahfuz Nobel Edebiyat Ödülü'nü aldı.
1989 - Aliağa'da çevre şenliği yapıldı.
1993 - Güvenlik kuvvetleri Özgür Gündem gazetesinin İstanbul Kadırga'daki merkezini bastı ve tüm çalışanları gözaltına aldı.
1994 - Yaser Arafat, Shimon Perez ve Yitzhak Rabin Nobel Barış Ödülü'nü aldılar.
1994 - TBMM TV ( Meclis Tv) kuruldu.
2002 - Stanford Üniversitesi insan embriyosu klonlayacağını açıkladı.
2002 - Eski Amerikan Başkanı Jimmy Carter, 1970 lerde Orta Doğu'da sürdürdüğü diplomatik arabuluculuklarından dolayı Nobel Barış Ödülü'nü aldı.
2002 - Kuzey Kore`den gelen Scud füzeleri taşıyan bir gemi Umman denizinde İspanyol donanması tarafından durduruldu.
2002 - Bangladeş gözaltına aldığı iki Avrupalı gazeteciyi serbest bıraktı.
2003 - İranlı Shirin Ebadi, Nobel Barış Ödülü'nü alan ilk müslüman kadın oldu.
2005 - 10 Aralık Hareketi ilk toplantısını İstanbul Dedeman Oteli'nde gerçekleştirdi.
 
Arşiv
 
Süper Loto
08.12.2016 Tarihli Çekiliş Sonucu040619233854
 
On Numara
05.12.2016 Tarihli Çekiliş Sonucu06071115171923242931323440435154596166737677
 
Sayısal Loto
03.12.2016 Tarihli Çekiliş Sonucu242636434446
 
Şans Topu
07.12.2016 Tarihli Çekiliş Sonucu061017243004
 
 
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji