Özdemir,'Narenciye Sektöründe Ana Sorun Katma Değer Eksikliği'

Ana Sayfa » Gündem » Kent içinde kalan kamu gayrimenkulleri ve Mersin (1).Abdullah Ayan yazdı

Kent içinde kalan kamu gayrimenkulleri ve Mersin (1).Abdullah Ayan yazdı

Milli emlak kamuya verdiği taşınmazları yeniden değerlendirmeye hazırlanırken Mersin'de ne, nasıl yapılmalı?

 
 
Kent içinde kalan kamu gayrimenkulleri ve Mersin (1).Abdullah Ayan yazdı
Yıllar önce “Mersin-Antalya yolu neden bitirilmiyor?” eleştirilerine “ödenek yokluğu” gibisinden mazeretler üretilirken, sabrımın tükendiği günlerden birinde, “paranız yoksa kent içinde kalmış mücevher değerindeki alanları satın, bakın nasıl kaynak yaratılıyor” demiştim.

Aslında boşuna değildi isyanım ve dillendirdiğim öneri durup dururken ortaya çıkmamıştı.

Tıpkı bugün gibi durma noktasına gelen Akdeniz sahil yolu ödenek yokluğu nedeniyle taşeronların her yıl dostlar alışverişte görsün misali bir km yapıp kenara çekildikleri bir proje olarak ağır aksak yürüyordu.

Ama oraya kaynak bulamayan Karayolları, Mersin’ in en değerli alanı üzerine kondurduğu villalı, yüzme havuzlu, sosyal donatılı tesislerinin restorasyonu için 6,5 trilyon para akıtmıştı.

Oysa çatı tamirine trilyonlar harcanan o alan değerlendirilse, Mersin-Antalya yolunun büyükçe bölümü bitirilebilirdi.

Bu Mersin özelinde onlarca örnekten sadece biriydi ama çarpıcıydı. Yetkililer eleştirilerimden ve önerilerimden dersler çıkaracaklarına çıkıp laf yetiştirmişlerdi bana.

Onlara bakılırsa “kaynak sıkıntısı bir yana fazlasıyla paraları” vardı.

Keşke söylenenler gerçek olsaydı ve keşke zaman beni değil onları haklı çıkarsaydı. Ama öyle olmadı. 2011 Mayısında Ulaştırma Bakanının bir yıl içinde tamamlanacağı müjdesini verdiği yol için 2012 Mayısında randevu verilen yeni bitirme tarihi; en iyimser tahminle 2015…

Rize-Erzurum arasında 3 yılda bitirilecek Ovit tüneli için 800 milyon liralık kaynağı bulmakta güçlük çekilmezken, çok daha az parayla tamamlanacak Mersin-Antalya yolunun ödenek fukaralığı nedeniyle sonu gelmez ertelemelere sahne olması, cevabı zor soruları barındırıyor kendi içinde.

Geçmişte kaleme aldığım yazıları anımsamam ve bugünlerde bir kez daha gündeme getirmeye çalıştığım Mersin’in kaderini derinden etkileyecek Mersin-Antalya yoluyla ilgili ortaya çıkan belirsizliği yeniden gündeme taşımam boşuna değil.

Erdoğan hükümeti kamu arazileri ile ilgili Cumhuriyet tarihinin en radikal uygulamalarından birine hazırlanıyor. Sessiz sedasız ama hayata geçirildiğinde Büyük kentleri derdinden etkileyecek tüm taşları yerinden oynatacak bir çalışma son aşamaya gelmiş bulunmakta.

Kısa zamanda Meclise sevk edilecek tasarıyla Milli Emlak Kanununda değişiklik yapılacak ve bugüne kadar çeşitli kamu kurumlarına tahsis edilen tüm gayrimenkuller asker/sivil ayrımına bakılmaksızın geri alınıp Hazine’de toplanacak. Kamu kurumlarının ihtiyacı belirlenerek mevcutlar veya farklı yerlerde yeni baştan tahsisler yapılacak.

İşin içine askeri alanların dâhil edilmesi öylesine önemli gelişme ki, değerlendirilmesi söz konusu olacak gayrimenkul portföyü inanılmaz ölçüde zenginleşecek.

Askeri kesim bugüne kadar başına buyruk hareket etti. Dilediği yeri yasal kalıplar içinde eritip değerlendirme olanağı buldu.

Çok uzaklara gitmeye gerek yok. Örneği Mersin’den üstelik her gün yanından, kıyısından geçtiğiniz bir vahadan vereyim.

Bugünlerde Stadyum karşısındaki sahilde ve Müftü Deresinin denize döküldüğü sahilin doğusundan başlayarak balıkçı barınağına kadar uzanan sahil, tel örgüye sarılı kamuflaj beziyle kuşatılarak orduevinin hizmetine ayrılmış durumda.

1970’lere kadar başvuruları ret eden yerel yönetimlerin 12 Mart muhtırası ardından yelkenleri suya indirerek sahil dolgu alanındaki arazinin bir kısmına göz yummasıyla başlayan konumlanma yıllar içinde sınırlarını genişleterek kentin en çok ihtiyaç duyduğu nefes alabileceği tüm sahile yayıldı.

Aslında Anayasaya aykırı bir durum bu. O aykırılığı gidermek, “yemin edilse başlar ağrımasın” babından işi kitabına uydurmak amacıyla güzelim sahilin bir kısmı acemi erlerin nişan alanı, talim yeri olarak düzenlendi.

Sonuçta ucube tablo, yabancıların dudaklarını ısırarak gördükleri manzara çıktı ortaya: Şehrin en önemli bulvarının denizle buluştuğu sahili kent insanına kapalı, üstelik savaş kamuflajı, yanından geçenlerin fotoğraf çekmelerinin bile yasak olduğu askeri bölge…

Orduevi ve çevresinden geçerken, 1935’lerde Mersin Şehir planını yapan Jansen’ in kulaklarını çınlatırım nedense.

1935’te şehir planını yapmak üzere Mersin’e gelen Jansen, günümüzdeki askeri lojmanlar ve bir kısmı yine halka kapalı yeşil alan olarak değerlendirilen o günlerin Kışlasına bakıp yetkilileri uyarmıştı:

Şöyle diyordu ta o günlerde Jansen:

“Şehrin güneybatısında Mersin nehrinin (Müftü deresi) yanındaki kışla buradan göçürülerek şehrin dışında uygun yere yerleştirilmelidir. Düşmanın en fazla taarruz hedefi olan böyle askeri bir müessesinin iskân mıntıkası yanında bulunuşu caiz değildir.

Kışlanın mevcut bulunduğu şimdiki saha ise deniz ve nehir kenarı ile plaja yakınlığı da göz önünde bulundurularak bir otelin de içinde yer aldığı büyük salonların bulunduğu bir kurhaus (sağlık tesisi a.a) için çok müsait bir yerdir. Kurhaus’un etrafında taraçalı tesisat, sandal köprüsü, musiki pavyonu, gül bahçesi ve tenis meydanlığı mevcut olacaktır. Burayı zengin ağaç gruplarının gölgesi saracaktır.

Ahalinin gezintisine hizmet edici sahil promenatını, kurhaus’un etrafına ve buradan da deniz fenerinin batısıyla yeniden denize kadar uzatılmasına imkân verilmiştir. Bu suretle Kurhaus’taki misafirler tam sükûnet içinde yaşayacaklardır.”

Savaş tamtamlarının yeri göğü inlettiği 1935’te Kışlayı kent dışına çıkarmayı öneren Jansen, Müftü Deresine kadar uzanan bölgeyi dinlenme, eğlence, kısaca günümüzdeki tanımıyla turizm bölgesi olarak tasarlamıştı.

1941’e kadar 23.piyade alayına ev sahipliği yapan, o tarihte birlik Trakya bölgesine kaydırılırken, güvenlik nedeniyle Mersin’e nakledilen Heybeliada’daki Deniz Harp okuluna kucak açan Çamlıbel’deki askeri kışlanın bir bölümü askeri lojmanlara ayrıldı. Stadyuma doğru olan ağaçlıklı alan ise ne zaman ve nasıl olduysa OYAK’a geçti. OYAK 29 bin 402 m2 lik bu araziyi 1993’ten beri satışa çıkarıp durur. (Bir ara MTSO almak istedi ama olmadı. Bildiğim son ihaleye ise Aralık 2011’de çıkıldı. O ihalenin akıbeti hakkında da bilgim yok)

Derdim, askeriyenin kent içinde kalan alanlarını, zaman içinde ortaya çıkan sorunları anlatmak değil. Asıl mesele; Milli Emlak’in kamu kurumlarına tahsis ettiği, artık yeniden ele alınıp değerlendirilmesinde başta kamu olmak üzere herkesin yararına olacağı tartışılmaz yeni süreçte Mersin’in yapması gereken çalışmaya ışık tutmak.

Aslında eski Vali konağının bugünlerde restore ediliyor olması bile, Hazinenin taşınmazlarını değerlendirme olanağı çerçevesinde altın fırsata dönüştürülebilir.

Jandarma il komutanlığı, ilgisi, yetkisi dışında kalan kent merkezinden daha farklı bir yere taşınmalı. Böylece Vali konağı arkasında kalan ve 80 darbesinin gölgesi altında birilerinin kondurduğu ucube jandarma binası yıkılarak eskiden olduğu gibi havuzlu gül bahçesi yeniden yaratılabilir.

İstiklal caddesine kadar uzanan eski Vali konağı kompleksi içinde kalan eski Cezaevi restore edilerek turizme kazandırılmalı.

İstiklal Caddesi ile Uray Caddesi arasında kalan Mücahitler Caddesini yayaya bile kapatan 80’lerin darbeci mantığı sona erdirilerek o cadde yeniden açılmalı ve Kilise bağlantısı sağlanmalı.

Hükümet konağı konusuna daha kapsamlı biçimde değineceğim ama yerimi fazlasıyla aştım.

Bir sonraki yazıda Tarım İl Müdürlüğü, Milli Eğitim Müdürlüğü, Karayolları Bölge Müdürlüğü, TRT, Jandarma Komutanlığı, Spor amaçlı kullanımlar ve daha akla gelen, gelmeyen pırlanta değerindeki taşınmazı ele alarak sürdüreceğim bu çok önemli ama çok az şey bildiğimiz konuyu…

 
 
 
21 Haziran 2012 Perşembe 10:33
 
 
(0 Yorum Yapıldı)Yorumlar
<p>Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.</p>
 
Bu Kategorideki Diğer Haberler
 
KDV sistemi değişiyorToroslarda yüzme kursları başladıToroslar’da, Yapılandırma Başvuruları BaşladıGüneş Doğarken İşçilerle Sabah MesaisindeTarih, doğa, deniz, güneş, müzik ve dans kansere karşı birleştiİçel Soroptimist Kulübü, 'Obezite ile Savaş' semineri düzenledi.Bisiklet durursa hayat dururTarsus Sev’in Robotik Takımı’na İki Ödül BirdenMobbing ve Hukuksal Boyutu Ele AlındıGüzel Konuşma ve Diksiyon
MTSO’ya teşekkür belgesiMenderes Gönüllü Evi, Mezitli'nin Filizleri ailesine katıldı
 
 
Yazarlar
Yazarlar RSS Beslemesi
 
 
 
Gazete Manşetleri
 
 
Namaz Vakitleri
 
  • İmsak06:05
  • Güneş07:44
  • Öğlen13:03
  • İkindi15:46
  • Akşam18:03
  • Yatsı19:31
 
Anket
.
 
İddaa
 
Lig Puan Durumu
 
Takımlar
O
G
B
M
P
1
Fenerbahçe
18
10
6
2
36
2
Başakşehir
17
11
3
3
36
3
Galatasaray
17
11
2
4
35
4
Beşiktaş
17
8
6
3
30
5
Kayserispor
17
8
6
3
30
6
Göztepe
18
9
3
6
30
7
Trabzonspor
17
8
5
4
29
8
Sivasspor
17
8
2
7
26
9
Bursaspor
17
7
4
6
25
10
Malatyaspor
18
6
5
7
23
11
Kasımpaşa
18
6
4
8
22
12
Akhisarspor
17
5
4
8
19
13
Aytemiz Alanyaspor
18
5
3
10
18
14
Osmanlıspor
18
5
3
10
18
15
Gençlerbirliği
18
4
5
9
17
16
Antalyaspor
17
4
5
8
17
17
Konyaspor
17
4
3
10
15
18
Karabükspor
18
2
3
13
9
 
Şampiyonlar Ligi
 
UEFA Avrupa Ligi
 
Alt Lig
 
 
Tarihte Bugün
1522 - Rodos'un Osmanlı donanmasınca fethi.
1774 - Osmanlı Padişahı III. Mustafa öldü. I. Abdülhamit tahta çıktı.
1793 - Vatana ihanetten suçlu bulunan Fransa kralı XVI. Louis, giyotinle idam edildi.
1899 - Opel ilk otomobilini üretti.
1908 - New York belediyesinin aldığı bir kararla kadınların toplum içinde sigara içmeleri yasaklandı.
1911 - İlk Monte Carlo Rallisi başladı.
1921 - İtalyan Komünist Partisi kuruldu.
1924 - Vladimir İlyiç Lenin öldü.
1925 - Arnavutluk Cumhuriyeti ilan edildi.
1941 - II. Dünya Savaşı: Avustralya ve Birleşik Krallık birlikleri Tobruk-Libya'ya saldırı başlattı.
1942 - II. Dünya Savaşı: Kuzey Afrika cephesinde Rommel'in Sirenayka taarruzu.
1942 - Askerlik süresi üç yıla çıkarıldı.
1943 - Varlık Vergisi ödemesinin son günüydü. Vergisini ödemeyen mükelleflerin ev ve işyerlerindeki malları haczedildi, daha sonra da icra yoluyla satış yöntemiyle vergileri tahsil edildi.
1946 - Türkiye İş ve İşçi Bulma Kurumu kuruldu.
1951 - Kore'den ilk hasta ve yaralı kafilesi, Ankara'ya geldi.
1952 - Milli Savunma Bakanlığı, Kore'de 34 subay, 46 astsubay ve 1252 erin şehit olduğunu açıkladı.
1952 - Eski Ordu milletvekili, mizah dergisi Akbaba'nın sahibi Yusuf Ziya Ortaç Cumhuriyet Halk Partisi'nden istifa etti.
1954 - İlk nükleer denizaltı Nautilus, Connecticut'ta denize indirildi.
1958 - Lefkoşa'da taksim lehine gösteri yapan Kıbrıslı Türk gençlerine İngiliz askerleri müdahale etti; bir genç ağır yaralandı, altı kişi tutuklandı.
1959 - Ulus gazetesi yazı işleri müdürü Ülkü Arman ve Yakup Kadri Karaosmanoğlu birer yıl hapse mahkum oldu; gazete bir ay süreyle kapatıldı. Yakup Kadri Karaosmanoğlu'nun "Nalıncı Keseri" başlıklı yazısı dava konusu olmuştu.
1961 - Saraçhane Tiyatrosu açıldı. İlk olarak Cevat Fehmi Başkut'un Hacıyatmaz oyunu sahnelendi.
1963 - 21-25 Ocak'da şiddetli soğuklar ülkenin her yanını etkiledi. Elektrikler, sular kesildi, trenler yollarda kaldı; Uludağ'da kar kalınlığı 25 metre.
1967 - Türkiye Milli Talebe Federasyonu'nun beş yöneticisi günü tutuklandı. Sencer Güneşsoy, Baykan Kalaba, Naci Özdemir, Hüsnü Temiz, Kâzım Musa bir gün önce polis tarafından mühürlenen federasyon binasına girmek istemişlerdi.
1967 - Uluslararası Las Vegas Maratonu'nda İsmail Akçay ikinci oldu. İsmail Akçay'ın derecesi 2 saat, 23 dakika, 3 saniyeydi.
1970 - Jumbo-Jet Boeing 747 ticari seferlerine başladı.
1972 - Cidde'ye yaptığı Hac seferinden dönen Marmara adlı THY uçağı 5 kişilik mürettebatıyla düştü. Hostes Hülya Maviler yanarak öldü, diğerleri yaralı olarak kurtarıldı.
1976 - Concorde, Londra-Bahreyn ve Paris-Rio de Janeiro hatlarında ticari uçuşlarına başladı.
1977 - Amerika Birleşik Devletleri başkanı Jimmy Carter, Vietnam savaşı sırasındaki asker kaçaklarının hemen hepsini affetti.
1981 - 444 gündür Tahran'da rehin tutulan Amerikalılar serbest bırakıldı.
1981 - Ankara Cumhuriyet Savcı Yardımcısı Doğan Öz'ü öldürmekten sanık sağ eylemci İbrahim Çiftçi, Ankara Sıkıyönetim Mahkemesi'nce üçüncü kez ölüm cezasına çarptırıldı.
1983 - Eski İstanbul Belediye Başkanı Ahmet İsvan tahliye edildi. İsvan, Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu (DİSK) davasında yargılanmaktaydı.
1985 - 1983'ten beri süren Yazarlar Sendikası davasında sanıklar beraat etti.
1990 - Adnan Oktar ve müridi oldukları öne sürülen 66 erkek ve 68 kadın gözaltına alındı.
1992 - İstanbul'da evlerde doğal gaz kullanılmaya başladı.
1996 - Özgürlük Ve Dayanışma Partisi kuruldu.
1996 - Filistin'de ilk kez devlet başkanlığı seçimleri yapıldı. Yaser Arafat devlet başkanı seçildi.
1997 - Atatürkçü Düşünce Derneği, Başbakan Necmettin Erbakan hakkında konutta verdiği yemek daveti nedeniyle suç duyurusunda bulundu.
1999 - Amerikan tarihinin en büyük uyuşturucu operasyonu: sahil güvenlik kuvvetlerinin durdurduğu bir gemide 4.300 kg kokain ele geçirildi.
2005 - İzmit İşletmesinin kapatılmasını protesto için fabrikaya kapanan SEKA işçileri, Kurban Bayramı'nı fabrikada geçirdi.
 
Arşiv
 
Bumerang - Yazarkafe
 
Süper Loto
18.01.2018 Tarihli Çekiliş Sonucu111720293651
 
On Numara
15.01.2018 Tarihli Çekiliş Sonucu07091217192123293839444750525456626669707380
 
Sayısal Loto
20.01.2018 Tarihli Çekiliş Sonucu111319253540
 
Şans Topu
17.01.2018 Tarihli Çekiliş Sonucu091016293406
 
 
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji