Türkiye Tanıtım Grubundan Proje Çağrısı

Ana Sayfa » Gündem » Kent Mektubundan Nükleerli Bir Ulusal Mektuba...Harun Arslan yazdı

Kent Mektubundan Nükleerli Bir Ulusal Mektuba...Harun Arslan yazdı

Bölgemizde denizlerimizin doldurulmasına, sahillerimizin betonla katledilmesine, narenciye bahçelerinin yok edilmesine, tarım arazilerimizin ortadan kaldırılmasına seyirci kalan iç ve dış çevreciler, neden yalnızca Türkiye’ye enerji sağlayacak konulara karşı çıkıyorlar sorusunu kendimize sormalıyız.

 
 
Kent Mektubundan Nükleerli Bir Ulusal Mektuba...Harun Arslan yazdı
Hep Mersin, bölgemiz ve çevremizle ilgili yazılar yazdım. Bu güne kadar binin üzerinde yazdığım köşe yazılarının içerisinde ulusal anlamda yazdığım yalnızca birkaç yazım vardır.

Yöresel yazılarımda bölge sorunları ile ilgili gözlemlerimi, tespitlerimi ve önerilerimi öne çıkardım. Ülke genelinde yazı yazarak haddimi aşmak istemedim ve Türkiye’de ülke sorunlarını yazan çok değerli yazarlar varken yerelden öteye gitmemem gerektiğinin bilincinde oldum.
Ayrıca kentimizde de yeteri kadar mesleklerinde zirveye ulaşmış, yada ulaştıktan sonra yazı yazan çok değerli doktor, muhasebeci, işadamları gibi çeşitli mesleklerde kent büyüklerimiz hatta ev kadınlarımız var. Onlar Mersin’den yeteri kadar Başbakanları ve İktidar partilerini eleştiriyorlar, muhalefet partilerine akıl veriyorlar, hükümetlere yön verip, kabineler kuruyorlar, Türkiye’yi kurtarıyorlar, hatta Dünyadaki süper güçleri bile sorgulamaya çalışıyorlar. 

Bende bu defalık özür dileyerek, haddimi aşıp ulusal hatta daha da ileri giderek uluslararası bir yazı yazacağım. Ama yine de bir tarafını Mersin’e bağlayacağım.

Suriye’nin bir uçağımızı düşürmesi üzerine üç yıl önce Suriye ile ilgili bir tespitimi ve yorumumu aktaracağım.

Akkuyu Nükleer Santrali’ne ilk karşı çıkıldığı zaman, ben tüm dünyanın kullandığı bir enerjiye karşı çıkılmaması gerektiğini fakat yapılacağı yere karşı çıkabileceğimizi hatta bunun için birlikte de mücadele edebileceğimizi belirtmiştim.
Nükleer karşıtları ne pahasına olursa olsun her durumda her yerde nükleere karşı olduklarını söylediler. Burada geç de olsa konunun yer sorunu hatta daha başka da bir çevre sorunu olmadığını anladım.
Bu sebebini o zamanlar tam anlayamadığım karşıtlık benim üç yıl boyunca nükleer konusunu en ince ayrıntılarına kadar incelememe sebep oldu.
Bu araştırmalarım arasında o günlerde Paris Nükleer Fuarı’nda Suriyelilerin görüşmeler yaptığını ve bir nükleer santral antlaşması yapmanın arifesinde olduklarını tespit ettim. Eğer Suriye’deki karışıklıklar olmasaydı bu gün Suriye Nükleer Santral antlaşmalarını yapmış ve bizdeki gibi karşı çıkılmadan hızlı bir yol almış belki de bu gün tamamlamış olacaktı.
Bu gün Suriye’nin nükleer gücü olmuş olsaydı acaba Türkiye’ye karşı nasıl davranırdı. Daha cesur, korkusuz ve mütecaviz olmaz mıydı.
Peki Türkiye Nükleer güce sahip olsaydı, durum daha farklı olmaz mıydı.

Sıcak bir bölgede yaşayacaksınız, bölgenizde Ermenistan’ın, Bulgaristan’ın, İran’ın, İsrail’in nükleer santralleri ve nükleer gücü olacak, sizin olmayacak.
Almanya’da lise öğrencileri yaşadıkları kentte bir nükleer santral varken Akkuyu’da yapılmasın diye yürüyüş yapacaklar.
Çevresinde 5 nükleer santral olan Paris’e 50 milyon turist gelecek, onları etkilemeyecek fakat Mersin’e gelen 20 bin turisti etkilenecek.
Dünya’da nükleer enerjiden yararlanmayan birkaç ülkeden biri olacaksınız.
Tüm batı sizin nükleer santral yapmanıza karşı çıkacak.
Güneş ve rüzgar size yeter diyecekler, bunun bilimsel incelemesini ve maliyet hesaplamasını yaptırmadan size dayatacaklar.
Dünya nükleer santralleri kapatıyor diyecekler. Şu anda Dünyada 467 faal santral olduğunu ve 61 yeni santralinde inşa halinde olduğunu görmezden gelecekler, kapanan santrallerin ömrünü tamamlamış santraller olduğunu saklayacaklar.               

40 yıldır bu enerjiyi kullanarak, zengin birer devlet olan, insanlarına refah ve zenginlik verenlerin vatandaşlarına, denizlerine, turizmine zarar vermeyen nükleer santrallerin bizim için zararlı olacağını söyleyecekler.

Türkiye’nin bu şaşırtıcı gelişmesinin ancak iki yolla durdurulabileceği yada hızının kesilebileceği düşünülebilir. Terörle ve Türkiye’nin enerji yatırımlarının geciktirilmesi ve engellenmesi ile.

Bundan önceki hükümetlerin yaptıkları yanlış antlaşmalarla ihtiyacımızın üzerinde doğal gaz almak durumunda kaldığımız, doğal gazdan elektrik elde ettiğimiz ve cari açığı arttıran en önemli unsurun bu olduğu unutulmamalıdır. Bu antlaşmalar kısa bir süre sonra sonlanacağında, bu kadar doğal gaz almak durumunda kalmayacağımız ve kendi santrallerimizde enerji üretebildiğimiz sürece cari açık azalacak ve ülke kalkınması artacaktır.

Dış güçler tarafından benzer bir engellemeyi Taşucu Tersanesinde görüyoruz. Burada da bölgede yalnızca Rumların ve İsrail’in tersanesi olduğunu düşünürsek kimlerin karşı çıktıklarını anlarız.
Greenpeace Çevre Örgütü ve Alman Heinrich Böll Vakfı tersanenin engellenmesinde önemli rol oynamıştır.

Akkuyu Nükleer Santraline karşı çıkanların başında yine Greenpeace Çevre Örgütünü görüyoruz. İlginçtir ki bölgemiz Greenpeace sorumlusu Musevi asıllı, eski İsrail Büyükelçisi ile aynı soyadını taşıyan Levi soyadlı bir kişidir.
Daha ileri giderek konunun Mersin’deki yerli sorumlularını incelerseniz, meslekleri, çalıştıkları kurumlarla ilgili burada da ilginç durumlar ortaya çıkarır, bu ısrarlı karşıtlığın gerçek sebeplerinin şifrelerini çözebilirsiniz.

Nükleer karşıtları nasıl her küçük depremi bahane ederek santralden vazgeçilmesi tezini ortaya atıyorlarsa, Suriye krizinin ve bölgenin stratejik durumunun da düşünülmesi gerektiği söylenebilir.
Bu şekilde hem barışın hem de ülkenizin güvenliğinin daha çok korunabileceği görülmelidir.

Suriye yapılacak yaptırımlar arasında % 7 si Türkiye’den sağlanan elektriğin kesilmesi de masada.
Yani elektrik de yarınlarda Kıbrıs’a götürülecek su gibi önemli.

Bölgemizde denizlerimizin doldurulmasına, sahillerimizin betonla katledilmesine, narenciye bahçelerinin yok edilmesine, tarım arazilerimizin ortadan kaldırılmasına seyirci kalan iç ve dış çevreciler, neden yalnızca Türkiye’ye enerji sağlayacak konulara karşı çıkıyorlar sorusunu kendimize sormalıyız.
Kendi ülkelerindeki nükleer santrallere, heslere, tersanelere yeterince karşı çıkmayanlar neden ülkemizde karşı çıkıyorlar.
Ermenistan’da eski teknoloji ile yapılmış, ömrünü tamamlamış, şu anda Türkiye için bir tehlike oluşturan, burnumuzun dibindeki bir santrale neden kimse karşı çıkmıyor diye düşünmeliyiz.

Nükleer santralin olmayan turizmimize zarar vereceği de aslında hiç doğru değil. Artık günümüzde bir turistin gideceği yer havaalanından ortalama bir saatlik bir mesafede olması gerekir. O bölgeye turizmin gelmesi ancak yeni havaalanı ve tesislerle olacağından bunun da birkaç on yıl sonra olabileceği, inanmak istemeyeceğimiz acı bir gerçek olarak kalacaktır.

Aslında hepimiz çevreciyiz. Elektriksiz, her türlü modern imkanlardan uzak bir doğa yaşamını özleyenlerimiz hep olmuştur. Uçaklar olmasa, otomobiller olmasa, kazalar olmasa her yere yürüyerek gitsek demişizdir.

Peki ülke güvenliği, komşularınız ve dünyada tek başına yaşamadığınız gerçeği…………………

Mersin’de Mersin usulü bir mahalle baskısıyla bir çoklarımız inandıklarımızı, düşündüklerimizi açıkça söyleyemesek de, hayalci bir anlayıştan çıkıp, Dünya gerçeklerini görmek, bölgemizin stratejik önemini bilmek, gelişen Türkiye’nin ihtiyacının romantik enerjilerle su ısıtma ve radyo çalıştırmaktan çok daha ötede olduğunun bilincinde olarak ve günümüzde enerjinin anlamının büyüklüğünü ve asla ihmale, geciktirmeye gelmeyecek bir konu olduğunu anlamamız gerek.

Harun Arslan
 
 
 
2 Temmuz 2012 Pazartesi 17:19
 
 
(0 Yorum Yapıldı)Yorumlar
<p>Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.</p>
 
Bu Kategorideki Diğer Haberler
 
KDV sistemi değişiyorToroslarda yüzme kursları başladıToroslar’da, Yapılandırma Başvuruları BaşladıGüneş Doğarken İşçilerle Sabah MesaisindeTarih, doğa, deniz, güneş, müzik ve dans kansere karşı birleştiİçel Soroptimist Kulübü, 'Obezite ile Savaş' semineri düzenledi.Bisiklet durursa hayat dururTarsus Sev’in Robotik Takımı’na İki Ödül BirdenMobbing ve Hukuksal Boyutu Ele AlındıGüzel Konuşma ve Diksiyon
MTSO’ya teşekkür belgesiMenderes Gönüllü Evi, Mezitli'nin Filizleri ailesine katıldı
 
 
Yazarlar
Yazarlar RSS Beslemesi
 
 
 
Gazete Manşetleri
 
 
Namaz Vakitleri
 
  • İmsak05:41
  • Güneş07:21
  • Öğlen12:38
  • İkindi15:19
  • Akşam17:36
  • Yatsı19:04
 
Anket
.
 
İddaa
 
Lig Puan Durumu
 
Takımlar
O
G
B
M
P
1
Galatasaray
12
8
2
2
26
2
Başakşehir
12
8
2
2
26
3
Beşiktaş
12
6
4
2
22
4
Kayserispor
12
6
4
2
22
5
Fenerbahçe
12
5
5
2
20
6
Sivasspor
12
6
1
5
19
7
Bursaspor
12
5
3
4
18
8
Göztepe
12
5
3
4
18
9
Akhisarspor
12
5
3
4
18
10
Aytemiz Alanyaspor
12
5
2
5
17
11
Trabzonspor
12
4
4
4
16
12
Kasımpaşa
12
4
3
5
15
13
Malatyaspor
12
4
2
6
14
14
Antalyaspor
12
3
4
5
13
15
Konyaspor
12
3
2
7
11
16
Osmanlıspor
12
2
2
8
8
17
Karabükspor
12
2
2
8
8
18
Gençlerbirliği
12
2
2
8
8
 
Şampiyonlar Ligi
 
UEFA Avrupa Ligi
 
Alt Lig
 
 
Tarihte Bugün
1889 - İlk otomatik plâkçalar (jukebox) San Francisco'da bir salonda hizmete girdi.
1925 - Şura-yı Devlet (Danıştay) kanunu kabul edildi.
1928 - İnhisarlar İdaresi (Tekel) rakı imalatına başladı.
1935 - İstanbul-Haliç Şirketi'nin faaliyetine son verildi; vapur hizmetlerini İstanbul Belediyesi üstlendi.
1936 - İstanbul'da tramvay ücretlerine on paralık zam yapılması üzerine, Hüseyin Cahit Yalçın, İstanbul valisi Muhittin Üstündağ'ı mahkemeye verdi.
1936 - Henry R. Luce tarafından yayımlanan Life dergisinin ilk sayısı çıktı.
1938 - Adolf Hitler 5.000 markın üzerinde malı olan yahudilere yüzde 20 oranında vergi koydu.
1942 - Casablanca filminin ilk gösterimi, New York'ta yapıldı.
1946 - Fransız Donanması Vietnam'ın Hai Phong kentini topa tuttu, 6,000 sivil öldü.
1947 - İstanbul İnönü Stadı açıldı. Statta ilk golü Süleyman Seba attı.
1954 - Bedii Faik Dünya gazetesinde, devlet bakanı Mükerrem Sarol'a hakaret ettiği iddiasıyla tutuklandı.
1963 - BBC Televizyonu, dünyanın en uzun süre yayınlanan bilimkurgu televizyon dizisi olan Doctor Who'nun ilk bölümünü yayına verdi.
1964 - Başbakan İsmet İnönü başkanlığında toplanan Milli Güvenlik Kurulu, Türkiye karasularının 6 milden 12 mile çıkarılmasını kararlaştırdı.
1968 - Aroma Meyve Suyu fabrikası Bursa'da hizmete açıldı.
1970 - Türkiye'nin Ortak Pazar'a üyeliği için 22 yıllık geçiş dönemi öngören Katma Protokol, Brüksel'de imzalandı.
1971 - Çin Halk Cumhuriyeti temsilcileri, BM ve BM Güvenlik Konseyi toplantılarına ilk defa katıldılar.
1980 - Güney İtalya'da deprem: yaklaşık 4,800 kişi öldü.
1985 - DSP genel başkanlığına Rahşan Ecevit seçildi.
1985 - Atina'dan Kahire'ye gitmek üzere havalanan Mısır havayollarına ait bir yolcu uçağı silahlı kişilerce kaçırılarak Malta'ya indi. Mısırlı komandoların kurtarma girişiminde 60 kişi öldü.
1990 - Tansu Çiller, DYP'den siyasete atıldı.
1996 - Bergama'da siyanürle altın üretimine karşı çıkan köylüler büyük bir gösteri yaptı.
1996 - Etiyopya havayollarına ait bir yolcu uçağı kaçırıldı. Yakıtı biten uçak Hint Okyanusuna düştü: 123 kişi öldü.
2003 - Gürcistan devlet başkanı Eduard Şevardnadze kitlesel protestoların artması üzerine istifa etti.
2003 - Çin'de yapılan Dünya Liseler arası Futbol Şampiyonası'nda Trabzon Lisesi, ev sahibi ülke temsilcisini 1-0 yenerek ilk kez şampiyon oldu.
 
Get our toolbar!
 
Arşiv
 
Bumerang - Yazarkafe
 
Süper Loto
16.11.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu121424303145
 
On Numara
20.11.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu04060910212223242528334041424556676872737577
 
Sayısal Loto
18.11.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu011113182649
 
Şans Topu
22.11.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu131522243109
 
 
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji