İhracat Kasım ayında geçen yıla göre %5 artışla 11 milyar 952 milyon dolar oldu

Ana Sayfa » Gündem » Kent Mektubundan Nükleerli Bir Ulusal Mektuba...Harun Arslan yazdı

Kent Mektubundan Nükleerli Bir Ulusal Mektuba...Harun Arslan yazdı

Bölgemizde denizlerimizin doldurulmasına, sahillerimizin betonla katledilmesine, narenciye bahçelerinin yok edilmesine, tarım arazilerimizin ortadan kaldırılmasına seyirci kalan iç ve dış çevreciler, neden yalnızca Türkiye’ye enerji sağlayacak konulara karşı çıkıyorlar sorusunu kendimize sormalıyız.

 
 
Kent Mektubundan Nükleerli Bir Ulusal Mektuba...Harun Arslan yazdı
Hep Mersin, bölgemiz ve çevremizle ilgili yazılar yazdım. Bu güne kadar binin üzerinde yazdığım köşe yazılarının içerisinde ulusal anlamda yazdığım yalnızca birkaç yazım vardır.

Yöresel yazılarımda bölge sorunları ile ilgili gözlemlerimi, tespitlerimi ve önerilerimi öne çıkardım. Ülke genelinde yazı yazarak haddimi aşmak istemedim ve Türkiye’de ülke sorunlarını yazan çok değerli yazarlar varken yerelden öteye gitmemem gerektiğinin bilincinde oldum.
Ayrıca kentimizde de yeteri kadar mesleklerinde zirveye ulaşmış, yada ulaştıktan sonra yazı yazan çok değerli doktor, muhasebeci, işadamları gibi çeşitli mesleklerde kent büyüklerimiz hatta ev kadınlarımız var. Onlar Mersin’den yeteri kadar Başbakanları ve İktidar partilerini eleştiriyorlar, muhalefet partilerine akıl veriyorlar, hükümetlere yön verip, kabineler kuruyorlar, Türkiye’yi kurtarıyorlar, hatta Dünyadaki süper güçleri bile sorgulamaya çalışıyorlar. 

Bende bu defalık özür dileyerek, haddimi aşıp ulusal hatta daha da ileri giderek uluslararası bir yazı yazacağım. Ama yine de bir tarafını Mersin’e bağlayacağım.

Suriye’nin bir uçağımızı düşürmesi üzerine üç yıl önce Suriye ile ilgili bir tespitimi ve yorumumu aktaracağım.

Akkuyu Nükleer Santrali’ne ilk karşı çıkıldığı zaman, ben tüm dünyanın kullandığı bir enerjiye karşı çıkılmaması gerektiğini fakat yapılacağı yere karşı çıkabileceğimizi hatta bunun için birlikte de mücadele edebileceğimizi belirtmiştim.
Nükleer karşıtları ne pahasına olursa olsun her durumda her yerde nükleere karşı olduklarını söylediler. Burada geç de olsa konunun yer sorunu hatta daha başka da bir çevre sorunu olmadığını anladım.
Bu sebebini o zamanlar tam anlayamadığım karşıtlık benim üç yıl boyunca nükleer konusunu en ince ayrıntılarına kadar incelememe sebep oldu.
Bu araştırmalarım arasında o günlerde Paris Nükleer Fuarı’nda Suriyelilerin görüşmeler yaptığını ve bir nükleer santral antlaşması yapmanın arifesinde olduklarını tespit ettim. Eğer Suriye’deki karışıklıklar olmasaydı bu gün Suriye Nükleer Santral antlaşmalarını yapmış ve bizdeki gibi karşı çıkılmadan hızlı bir yol almış belki de bu gün tamamlamış olacaktı.
Bu gün Suriye’nin nükleer gücü olmuş olsaydı acaba Türkiye’ye karşı nasıl davranırdı. Daha cesur, korkusuz ve mütecaviz olmaz mıydı.
Peki Türkiye Nükleer güce sahip olsaydı, durum daha farklı olmaz mıydı.

Sıcak bir bölgede yaşayacaksınız, bölgenizde Ermenistan’ın, Bulgaristan’ın, İran’ın, İsrail’in nükleer santralleri ve nükleer gücü olacak, sizin olmayacak.
Almanya’da lise öğrencileri yaşadıkları kentte bir nükleer santral varken Akkuyu’da yapılmasın diye yürüyüş yapacaklar.
Çevresinde 5 nükleer santral olan Paris’e 50 milyon turist gelecek, onları etkilemeyecek fakat Mersin’e gelen 20 bin turisti etkilenecek.
Dünya’da nükleer enerjiden yararlanmayan birkaç ülkeden biri olacaksınız.
Tüm batı sizin nükleer santral yapmanıza karşı çıkacak.
Güneş ve rüzgar size yeter diyecekler, bunun bilimsel incelemesini ve maliyet hesaplamasını yaptırmadan size dayatacaklar.
Dünya nükleer santralleri kapatıyor diyecekler. Şu anda Dünyada 467 faal santral olduğunu ve 61 yeni santralinde inşa halinde olduğunu görmezden gelecekler, kapanan santrallerin ömrünü tamamlamış santraller olduğunu saklayacaklar.               

40 yıldır bu enerjiyi kullanarak, zengin birer devlet olan, insanlarına refah ve zenginlik verenlerin vatandaşlarına, denizlerine, turizmine zarar vermeyen nükleer santrallerin bizim için zararlı olacağını söyleyecekler.

Türkiye’nin bu şaşırtıcı gelişmesinin ancak iki yolla durdurulabileceği yada hızının kesilebileceği düşünülebilir. Terörle ve Türkiye’nin enerji yatırımlarının geciktirilmesi ve engellenmesi ile.

Bundan önceki hükümetlerin yaptıkları yanlış antlaşmalarla ihtiyacımızın üzerinde doğal gaz almak durumunda kaldığımız, doğal gazdan elektrik elde ettiğimiz ve cari açığı arttıran en önemli unsurun bu olduğu unutulmamalıdır. Bu antlaşmalar kısa bir süre sonra sonlanacağında, bu kadar doğal gaz almak durumunda kalmayacağımız ve kendi santrallerimizde enerji üretebildiğimiz sürece cari açık azalacak ve ülke kalkınması artacaktır.

Dış güçler tarafından benzer bir engellemeyi Taşucu Tersanesinde görüyoruz. Burada da bölgede yalnızca Rumların ve İsrail’in tersanesi olduğunu düşünürsek kimlerin karşı çıktıklarını anlarız.
Greenpeace Çevre Örgütü ve Alman Heinrich Böll Vakfı tersanenin engellenmesinde önemli rol oynamıştır.

Akkuyu Nükleer Santraline karşı çıkanların başında yine Greenpeace Çevre Örgütünü görüyoruz. İlginçtir ki bölgemiz Greenpeace sorumlusu Musevi asıllı, eski İsrail Büyükelçisi ile aynı soyadını taşıyan Levi soyadlı bir kişidir.
Daha ileri giderek konunun Mersin’deki yerli sorumlularını incelerseniz, meslekleri, çalıştıkları kurumlarla ilgili burada da ilginç durumlar ortaya çıkarır, bu ısrarlı karşıtlığın gerçek sebeplerinin şifrelerini çözebilirsiniz.

Nükleer karşıtları nasıl her küçük depremi bahane ederek santralden vazgeçilmesi tezini ortaya atıyorlarsa, Suriye krizinin ve bölgenin stratejik durumunun da düşünülmesi gerektiği söylenebilir.
Bu şekilde hem barışın hem de ülkenizin güvenliğinin daha çok korunabileceği görülmelidir.

Suriye yapılacak yaptırımlar arasında % 7 si Türkiye’den sağlanan elektriğin kesilmesi de masada.
Yani elektrik de yarınlarda Kıbrıs’a götürülecek su gibi önemli.

Bölgemizde denizlerimizin doldurulmasına, sahillerimizin betonla katledilmesine, narenciye bahçelerinin yok edilmesine, tarım arazilerimizin ortadan kaldırılmasına seyirci kalan iç ve dış çevreciler, neden yalnızca Türkiye’ye enerji sağlayacak konulara karşı çıkıyorlar sorusunu kendimize sormalıyız.
Kendi ülkelerindeki nükleer santrallere, heslere, tersanelere yeterince karşı çıkmayanlar neden ülkemizde karşı çıkıyorlar.
Ermenistan’da eski teknoloji ile yapılmış, ömrünü tamamlamış, şu anda Türkiye için bir tehlike oluşturan, burnumuzun dibindeki bir santrale neden kimse karşı çıkmıyor diye düşünmeliyiz.

Nükleer santralin olmayan turizmimize zarar vereceği de aslında hiç doğru değil. Artık günümüzde bir turistin gideceği yer havaalanından ortalama bir saatlik bir mesafede olması gerekir. O bölgeye turizmin gelmesi ancak yeni havaalanı ve tesislerle olacağından bunun da birkaç on yıl sonra olabileceği, inanmak istemeyeceğimiz acı bir gerçek olarak kalacaktır.

Aslında hepimiz çevreciyiz. Elektriksiz, her türlü modern imkanlardan uzak bir doğa yaşamını özleyenlerimiz hep olmuştur. Uçaklar olmasa, otomobiller olmasa, kazalar olmasa her yere yürüyerek gitsek demişizdir.

Peki ülke güvenliği, komşularınız ve dünyada tek başına yaşamadığınız gerçeği…………………

Mersin’de Mersin usulü bir mahalle baskısıyla bir çoklarımız inandıklarımızı, düşündüklerimizi açıkça söyleyemesek de, hayalci bir anlayıştan çıkıp, Dünya gerçeklerini görmek, bölgemizin stratejik önemini bilmek, gelişen Türkiye’nin ihtiyacının romantik enerjilerle su ısıtma ve radyo çalıştırmaktan çok daha ötede olduğunun bilincinde olarak ve günümüzde enerjinin anlamının büyüklüğünü ve asla ihmale, geciktirmeye gelmeyecek bir konu olduğunu anlamamız gerek.

Harun Arslan
 
 
2 Temmuz 2012 Pazartesi 17:19
 
 
(0 Yorum Yapıldı)Yorumlar
<p>Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.</p>
 
Bu Kategorideki Diğer Haberler
 
Son 24 Saat
Haberler RSS Beslemesi
 
Facebook messenger'de sohbet odaları başlıyorBu bilgisayar saniyede 93 trilyon işlem yapıyorGalaxy S7 dört farklı versiyonla geliyorLamborghini mi, Ferrari mi?Facebook'un karı %52 artışla 5,84 milyar dolarDengede durarak felç olma riskinizi ölçünSamsung Galaxy S6 ve Galaxy S6 Edge'yi tanıttıDünyanın en çok turist alan şehirleriAvşar Kızı, Ilıcalı'ya Fark AttıTelefonlarda 'keşke yazmasaydım' mesajları geri alınabiliyor2014 en sıcak yıl olduMicrosoft’tan Windows 10.. İlk yıl ücretsiz
 
Yazarlar
Yazarlar RSS Beslemesi
 
Bumerang - Yazarkafe
 
 
Get our toolbar!
 
Gazete Manşetleri
 
 
Namaz Vakitleri
 
  • İmsak05:51
  • Güneş07:33
  • Öğlen12:43
  • İkindi15:17
  • Akşam17:33
  • Yatsı19:02
 
Anket
.
 
Lig Puan Durumu
 
Takımlar
O
G
B
M
P
1
Başakşehir
13
9
4
0
31
2
Beşiktaş
13
8
5
0
29
3
Galatasaray
13
8
2
3
26
4
Fenerbahçe
13
7
4
2
25
5
Bursaspor
12
6
3
3
21
6
Konyaspor
13
5
5
3
20
7
Osmanlıspor FK
13
4
7
2
19
8
Gençlerbirliği
13
4
6
3
18
9
K.D.Ç. Karabük
13
5
2
6
17
10
Akhisar Bld.
13
4
4
5
16
11
Antalyaspor
13
4
4
5
16
12
Alanyaspor
13
4
2
7
14
13
Kasımpaşa
13
3
3
7
12
14
Trabzonspor
12
3
3
6
12
15
Gaziantepspor
13
3
2
8
11
16
Ç. Rizespor
12
2
4
6
10
17
Kayserispor
12
2
3
7
9
18
Adanaspor
13
1
3
9
6
 
Şampiyonlar Ligi
 
UEFA Avrupa Ligi
 
Alt Lig
 
Tarihte Bugün
1492 - Kristof Kolomb, Haiti'yi keşfetti.
1904 - Japonlar Port Arthur'da Rus donanmasını yok etti.
1920 - TBMM'de "Anadolu ve Rumeli Müdafaai Hukuk Grubu" kuruldu; Mustafa Kemal grup başkanlığına seçildi.
1921 - Büyük Britanya ve İrlanda Birleşik Krallığı, İrlanda devrimci grubu Sinn Fein ile anlaşmaya vardı ve İrlanda'nın güneyi bağımsız bir devlet oldu.
1927 - Türkiye Cumhuriyeti'nin ilk Vaşington Büyükelçisi Ahmet Muhtar Bey güven mektubunu sundu.
1927 - Cumhuriyet döneminin ilk kâğıt paraları tedavüle çıkarıldı. 1, 5, 10, 50, 100, 500 ve 1000 liralık olmak üzere 7 ayrı değerde çıkarılan banknotlar eski Türkçe ve Fransızca bastırıldı.
1932 - Almanya doğumlu İsviçreli fizikçi Albert Einstein Amerikan vizesi aldı.
1933 - Birleşik Devletler'de 14 yıldır devam eden içki yasağı kalktı.
1933 - Eskişehir Şeker Fabrikası açıldı.
1934 - Türkiye'de kadınlara milletvekili seçme ve seçilme hakkı tanıyan kanun kabul edildi.
1941 - Birleşik Krallık; Finlandiya, Macaristan ve Romanya'ya savaş ilan etti.
1942 - Erbaa ve Niksar'da meydana gelen depremde 500 kişi öldü.
1945 - Bermuda Şeytan Üçgeni'nde bir uçak kayboldu.
1950 - Türkiye Cumhuriyeti Millî Savunma Bakanlığı, Kore'deki askerlerin %10'unun öldüğünü açıkladı. Radyo Gazetesi'ne göre, 150 asker öldü, 150 kayıp, 200 ile 300 yaralı var.
1953 - Bektaşi Şeyhi Sırrı Baba, Bakanlar Kurulu kararıyla sınırdışı edildi.
1957 - Sukarno tüm Hollandalıları Endonezya'dan sınırdışı etti.
1970 - İstanbul Çapa Yüksek Öğretmen Okulu'nda 2 öğrenci vuruldu.
1978 - Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği, Afganistan ile 20 yıllık dostluk anlaşması imzaladı.
1981 - Türkiye Millî Basketbol Takımı, Sofya'da Yunanistan'ı 93-80 yenerek Balkan Şampiyonu oldu.
1986 - Pınar Kür'ün "Bitmeyen Aşk" adlı romanı "müstehcenlik" gerekçesiyle toplatıldı.
1987 - Cibali Tütün Fabrikası yandı.
1987 - Türkiye İşçi Partisi (TİP) genel Sekreteri Nihat Sargın ve Türkiye Komünist Partisi (TKP) Genel Sekreteri Nabi Yağcı (Haydar Kutlu) tutuklandı.
1989 - TGV Atlantique, 482,4 km/h sürate erişerek demiryolu hız rekorunu kırdı.
1995 - MHP Genel Başkanı Alparslan Türkeş, "Cumhuriyetimizin ilk dönemlerinde olduğu gibi ezan Türkçe okunsun" diyen eski Devlet Güvenlik Mahkemesi başsavcısı Nusret Demiral'ın istifasını istedi.
2002 - Oslo'da yapılan barış görüşmelerinde Sri Lanka'da 19 yıl süren savaştan sonra Tamil gerillaları ile hükümet arasında federal iktidar paylaşımı konusunda gelişme sağlandı.
2003 - İntihar bombacıları güney Rusya'da bir trene saldırdılar: en az 46 kişi öldü.
2003 - Türk Telekomünikasyon AŞ hızlı internet uygulaması ADSL'yi, kullanıma açıldı.
 
Arşiv
 
Süper Loto
01.12.2016 Tarihli Çekiliş Sonucu101823343650
 
On Numara
28.11.2016 Tarihli Çekiliş Sonucu03091114253336374045474851535459616465727880
 
Sayısal Loto
03.12.2016 Tarihli Çekiliş Sonucu242636434446
 
Şans Topu
30.11.2016 Tarihli Çekiliş Sonucu041011162601
 
 
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji