10 Şubat’ta Dünya ‘Bakliyat Günü’nü Kutlayacak

Ana Sayfa » Gündem » Kent Mektubundan Nükleerli Bir Ulusal Mektuba...Harun Arslan yazdı

Kent Mektubundan Nükleerli Bir Ulusal Mektuba...Harun Arslan yazdı

Bölgemizde denizlerimizin doldurulmasına, sahillerimizin betonla katledilmesine, narenciye bahçelerinin yok edilmesine, tarım arazilerimizin ortadan kaldırılmasına seyirci kalan iç ve dış çevreciler, neden yalnızca Türkiye’ye enerji sağlayacak konulara karşı çıkıyorlar sorusunu kendimize sormalıyız.

 
 
Kent Mektubundan Nükleerli Bir Ulusal Mektuba...Harun Arslan yazdı
Hep Mersin, bölgemiz ve çevremizle ilgili yazılar yazdım. Bu güne kadar binin üzerinde yazdığım köşe yazılarının içerisinde ulusal anlamda yazdığım yalnızca birkaç yazım vardır.

Yöresel yazılarımda bölge sorunları ile ilgili gözlemlerimi, tespitlerimi ve önerilerimi öne çıkardım. Ülke genelinde yazı yazarak haddimi aşmak istemedim ve Türkiye’de ülke sorunlarını yazan çok değerli yazarlar varken yerelden öteye gitmemem gerektiğinin bilincinde oldum.
Ayrıca kentimizde de yeteri kadar mesleklerinde zirveye ulaşmış, yada ulaştıktan sonra yazı yazan çok değerli doktor, muhasebeci, işadamları gibi çeşitli mesleklerde kent büyüklerimiz hatta ev kadınlarımız var. Onlar Mersin’den yeteri kadar Başbakanları ve İktidar partilerini eleştiriyorlar, muhalefet partilerine akıl veriyorlar, hükümetlere yön verip, kabineler kuruyorlar, Türkiye’yi kurtarıyorlar, hatta Dünyadaki süper güçleri bile sorgulamaya çalışıyorlar. 

Bende bu defalık özür dileyerek, haddimi aşıp ulusal hatta daha da ileri giderek uluslararası bir yazı yazacağım. Ama yine de bir tarafını Mersin’e bağlayacağım.

Suriye’nin bir uçağımızı düşürmesi üzerine üç yıl önce Suriye ile ilgili bir tespitimi ve yorumumu aktaracağım.

Akkuyu Nükleer Santrali’ne ilk karşı çıkıldığı zaman, ben tüm dünyanın kullandığı bir enerjiye karşı çıkılmaması gerektiğini fakat yapılacağı yere karşı çıkabileceğimizi hatta bunun için birlikte de mücadele edebileceğimizi belirtmiştim.
Nükleer karşıtları ne pahasına olursa olsun her durumda her yerde nükleere karşı olduklarını söylediler. Burada geç de olsa konunun yer sorunu hatta daha başka da bir çevre sorunu olmadığını anladım.
Bu sebebini o zamanlar tam anlayamadığım karşıtlık benim üç yıl boyunca nükleer konusunu en ince ayrıntılarına kadar incelememe sebep oldu.
Bu araştırmalarım arasında o günlerde Paris Nükleer Fuarı’nda Suriyelilerin görüşmeler yaptığını ve bir nükleer santral antlaşması yapmanın arifesinde olduklarını tespit ettim. Eğer Suriye’deki karışıklıklar olmasaydı bu gün Suriye Nükleer Santral antlaşmalarını yapmış ve bizdeki gibi karşı çıkılmadan hızlı bir yol almış belki de bu gün tamamlamış olacaktı.
Bu gün Suriye’nin nükleer gücü olmuş olsaydı acaba Türkiye’ye karşı nasıl davranırdı. Daha cesur, korkusuz ve mütecaviz olmaz mıydı.
Peki Türkiye Nükleer güce sahip olsaydı, durum daha farklı olmaz mıydı.

Sıcak bir bölgede yaşayacaksınız, bölgenizde Ermenistan’ın, Bulgaristan’ın, İran’ın, İsrail’in nükleer santralleri ve nükleer gücü olacak, sizin olmayacak.
Almanya’da lise öğrencileri yaşadıkları kentte bir nükleer santral varken Akkuyu’da yapılmasın diye yürüyüş yapacaklar.
Çevresinde 5 nükleer santral olan Paris’e 50 milyon turist gelecek, onları etkilemeyecek fakat Mersin’e gelen 20 bin turisti etkilenecek.
Dünya’da nükleer enerjiden yararlanmayan birkaç ülkeden biri olacaksınız.
Tüm batı sizin nükleer santral yapmanıza karşı çıkacak.
Güneş ve rüzgar size yeter diyecekler, bunun bilimsel incelemesini ve maliyet hesaplamasını yaptırmadan size dayatacaklar.
Dünya nükleer santralleri kapatıyor diyecekler. Şu anda Dünyada 467 faal santral olduğunu ve 61 yeni santralinde inşa halinde olduğunu görmezden gelecekler, kapanan santrallerin ömrünü tamamlamış santraller olduğunu saklayacaklar.               

40 yıldır bu enerjiyi kullanarak, zengin birer devlet olan, insanlarına refah ve zenginlik verenlerin vatandaşlarına, denizlerine, turizmine zarar vermeyen nükleer santrallerin bizim için zararlı olacağını söyleyecekler.

Türkiye’nin bu şaşırtıcı gelişmesinin ancak iki yolla durdurulabileceği yada hızının kesilebileceği düşünülebilir. Terörle ve Türkiye’nin enerji yatırımlarının geciktirilmesi ve engellenmesi ile.

Bundan önceki hükümetlerin yaptıkları yanlış antlaşmalarla ihtiyacımızın üzerinde doğal gaz almak durumunda kaldığımız, doğal gazdan elektrik elde ettiğimiz ve cari açığı arttıran en önemli unsurun bu olduğu unutulmamalıdır. Bu antlaşmalar kısa bir süre sonra sonlanacağında, bu kadar doğal gaz almak durumunda kalmayacağımız ve kendi santrallerimizde enerji üretebildiğimiz sürece cari açık azalacak ve ülke kalkınması artacaktır.

Dış güçler tarafından benzer bir engellemeyi Taşucu Tersanesinde görüyoruz. Burada da bölgede yalnızca Rumların ve İsrail’in tersanesi olduğunu düşünürsek kimlerin karşı çıktıklarını anlarız.
Greenpeace Çevre Örgütü ve Alman Heinrich Böll Vakfı tersanenin engellenmesinde önemli rol oynamıştır.

Akkuyu Nükleer Santraline karşı çıkanların başında yine Greenpeace Çevre Örgütünü görüyoruz. İlginçtir ki bölgemiz Greenpeace sorumlusu Musevi asıllı, eski İsrail Büyükelçisi ile aynı soyadını taşıyan Levi soyadlı bir kişidir.
Daha ileri giderek konunun Mersin’deki yerli sorumlularını incelerseniz, meslekleri, çalıştıkları kurumlarla ilgili burada da ilginç durumlar ortaya çıkarır, bu ısrarlı karşıtlığın gerçek sebeplerinin şifrelerini çözebilirsiniz.

Nükleer karşıtları nasıl her küçük depremi bahane ederek santralden vazgeçilmesi tezini ortaya atıyorlarsa, Suriye krizinin ve bölgenin stratejik durumunun da düşünülmesi gerektiği söylenebilir.
Bu şekilde hem barışın hem de ülkenizin güvenliğinin daha çok korunabileceği görülmelidir.

Suriye yapılacak yaptırımlar arasında % 7 si Türkiye’den sağlanan elektriğin kesilmesi de masada.
Yani elektrik de yarınlarda Kıbrıs’a götürülecek su gibi önemli.

Bölgemizde denizlerimizin doldurulmasına, sahillerimizin betonla katledilmesine, narenciye bahçelerinin yok edilmesine, tarım arazilerimizin ortadan kaldırılmasına seyirci kalan iç ve dış çevreciler, neden yalnızca Türkiye’ye enerji sağlayacak konulara karşı çıkıyorlar sorusunu kendimize sormalıyız.
Kendi ülkelerindeki nükleer santrallere, heslere, tersanelere yeterince karşı çıkmayanlar neden ülkemizde karşı çıkıyorlar.
Ermenistan’da eski teknoloji ile yapılmış, ömrünü tamamlamış, şu anda Türkiye için bir tehlike oluşturan, burnumuzun dibindeki bir santrale neden kimse karşı çıkmıyor diye düşünmeliyiz.

Nükleer santralin olmayan turizmimize zarar vereceği de aslında hiç doğru değil. Artık günümüzde bir turistin gideceği yer havaalanından ortalama bir saatlik bir mesafede olması gerekir. O bölgeye turizmin gelmesi ancak yeni havaalanı ve tesislerle olacağından bunun da birkaç on yıl sonra olabileceği, inanmak istemeyeceğimiz acı bir gerçek olarak kalacaktır.

Aslında hepimiz çevreciyiz. Elektriksiz, her türlü modern imkanlardan uzak bir doğa yaşamını özleyenlerimiz hep olmuştur. Uçaklar olmasa, otomobiller olmasa, kazalar olmasa her yere yürüyerek gitsek demişizdir.

Peki ülke güvenliği, komşularınız ve dünyada tek başına yaşamadığınız gerçeği…………………

Mersin’de Mersin usulü bir mahalle baskısıyla bir çoklarımız inandıklarımızı, düşündüklerimizi açıkça söyleyemesek de, hayalci bir anlayıştan çıkıp, Dünya gerçeklerini görmek, bölgemizin stratejik önemini bilmek, gelişen Türkiye’nin ihtiyacının romantik enerjilerle su ısıtma ve radyo çalıştırmaktan çok daha ötede olduğunun bilincinde olarak ve günümüzde enerjinin anlamının büyüklüğünü ve asla ihmale, geciktirmeye gelmeyecek bir konu olduğunu anlamamız gerek.

Harun Arslan
 
 
2 Temmuz 2012 Pazartesi 17:19
 
 
(0 Yorum Yapıldı)Yorumlar
<p>Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.</p>
 
Bu Kategorideki Diğer Haberler
 
KDV sistemi değişiyorToroslarda yüzme kursları başladıToroslar’da, Yapılandırma Başvuruları BaşladıGüneş Doğarken İşçilerle Sabah MesaisindeTarih, doğa, deniz, güneş, müzik ve dans kansere karşı birleştiİçel Soroptimist Kulübü, 'Obezite ile Savaş' semineri düzenledi.Bisiklet durursa hayat dururTarsus Sev’in Robotik Takımı’na İki Ödül BirdenMobbing ve Hukuksal Boyutu Ele AlındıGüzel Konuşma ve Diksiyon
MTSO’ya teşekkür belgesiMenderes Gönüllü Evi, Mezitli'nin Filizleri ailesine katıldı
 
 
Yazarlar
Yazarlar RSS Beslemesi
 
 
Get our toolbar!
 
Gazete Manşetleri
 
 
Namaz Vakitleri
 
  • İmsak03:41
  • Güneş05:35
  • Öğlen12:58
  • İkindi16:48
  • Akşam20:02
  • Yatsı21:40
 
Anket
.
 
İddaa
 
Lig Puan Durumu
 
Takımlar
O
G
B
M
P
1
Akhisar Bld.
0
0
0
0
0
2
Antalyaspor
0
0
0
0
0
3
Konyaspor
0
0
0
0
0
4
Alanyaspor
0
0
0
0
0
5
Beşiktaş
0
0
0
0
0
6
Bursaspor
0
0
0
0
0
7
Evkur Yeni Malatyaspor
0
0
0
0
0
8
Fenerbahçe
0
0
0
0
0
9
Galatasaray
0
0
0
0
0
10
Gençlerbirliği
0
0
0
0
0
11
Göztepe
0
0
0
0
0
12
K.D.Ç. Karabük
0
0
0
0
0
13
Kasımpaşa
0
0
0
0
0
14
Kayserispor
0
0
0
0
0
15
Başakşehir
0
0
0
0
0
16
Osmanlıspor FK
0
0
0
0
0
17
Sivasspor
0
0
0
0
0
18
Trabzonspor
0
0
0
0
0
 
Şampiyonlar Ligi
 
UEFA Avrupa Ligi
 
Alt Lig
 
 
Tarihte Bugün
1552 - Temeşvar kalesi Osmanlı ordusu tarafından fethedildi
1581 - Utrecht Birliği'ne bağlı Kuzey Hollanda eyaletleri (Güney Hollanda, Zeeland, Utrecht, Gelderland, Overijssel, Groningen ve Friesland) İspanya kralı II. Felipe'den bağımsızlıklarını ilan ettiler.
1788 - New York, ABD Anayasası'nı onaylayarak ABD'nin 11. eyaleti oldu.
1882 - Richard Wagner'in Parsifal adlı operası ilk kez Almanya'nın Bayreuth kentinde sahnelendi.
1891 - Fransa Tahiti'yi ilhak etti.
1914 - Sırbistan ve Bulgaristan diplomatik ilişkilerini kestiler.
1919 - Balıkesir Kongresi başladı (30 Temmuz'a değin).
1923 - İskoç mühendis John Logie Baird, ilk mekanik televizyonun patentini aldı.
1933 - Adolf Hitler görme, duyma gibi sorunları olan engelli Almanların kısırlaştırılacağını açıkladı.
1934 - Avusturya Şansölyesi Engelbert Dollfuss bir suikast sonucu öldürüldü.
1944 - II. Dünya Savaşı: Sovyet ordusu batı Ukrayna'ya girerek Nazi işgaline son verdi.
1944 - II. Dünya Savaşı: İlk Alman V-2 roketi İngiltere topraklarına düştü.
1945 - Britanyalı İşçi Partisi seçimleri kazandı: Clement Attlee başbakan oldu. Winston Churchill kaybetti.
1948 - André Marie, Fransa başbakanı oldu.
1951 - Türkiye'deki ilk petrol Raman dağı yöresinde bulundu.
1952 - Mısır Kralı I. Faruk, Hür Subaylar Örgütü tarafından tahtından indirildi. (oğlu II. Fuat'a devretti).
1953 - Moncada kışlası baskınıyla Küba devrimi başladı. Devrimcilerin lideri Fidel Castro tutuklandı.
1956 - Dünya Bankası'nın Assuan Barajı'nın inşasını desteklemekten vazgeçmesi üzerine Mısır devlet başkanı Cemal Abdül Nasır, Süveyş Kanalı'nı millileştirdi.
1957 - Guatemala devlet başkanı Carlos Castillo Armas, bir suikast sonucu öldürüldü.
1963 - Yugoslavya, Üsküp'te deprem: 1.100 ölü, 100 bin insan sokakta.
1967 - Tunceli'nin Pülümür ilçesinde Richter ölçeğine göre 6 büyüklüğünde deprem: 95 ölü, 127 yaralı.
1974 - Yedi yıl süren askeri rejimden sonra, Yunanistan'da Konstantin Karamanlis'in başbakanlığında sivil hükümet kuruldu.
1974 - Kıbrıs için ateşkes görüşmelerine Dışişleri Bakanı Turan Güneş katıldı. Güneş, 'Ateşkes belli haklarımızı kullanmamamız manasına gelmez' dedi.
1994 - Rusya Devlet Başkanı Boris Yeltsin, Rus askerlerinin Estonya'dan çekilmesini onayladı.
1995 - İstanbul Altın Borsası açıldı.
2009 - ABD'li Pro Güreşçi Jeff Hardy Uzun Zamandır Kazanmak İçin Uğraştığı World Heavyweight Kemerini Night Of Championsa'ta CM Punk'tan Aldı.
 
 
Arşiv
 
Bumerang - Yazarkafe
 
Süper Loto
20.07.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu020327515354
 
On Numara
24.07.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu07080911121314171924293133364447515356667278
 
Sayısal Loto
22.07.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu011314192930
 
Şans Topu
19.07.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu082224283006
 
 
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji