MÜSİAD Mersin 18'inci Olağan Genel Kurulu gala programını gerçekleştirdi

Ana Sayfa » Gündem » Kent Mektubundan Nükleerli Bir Ulusal Mektuba...Harun Arslan yazdı

Kent Mektubundan Nükleerli Bir Ulusal Mektuba...Harun Arslan yazdı

Bölgemizde denizlerimizin doldurulmasına, sahillerimizin betonla katledilmesine, narenciye bahçelerinin yok edilmesine, tarım arazilerimizin ortadan kaldırılmasına seyirci kalan iç ve dış çevreciler, neden yalnızca Türkiye’ye enerji sağlayacak konulara karşı çıkıyorlar sorusunu kendimize sormalıyız.

 
 
Kent Mektubundan Nükleerli Bir Ulusal Mektuba...Harun Arslan yazdı
Hep Mersin, bölgemiz ve çevremizle ilgili yazılar yazdım. Bu güne kadar binin üzerinde yazdığım köşe yazılarının içerisinde ulusal anlamda yazdığım yalnızca birkaç yazım vardır.

Yöresel yazılarımda bölge sorunları ile ilgili gözlemlerimi, tespitlerimi ve önerilerimi öne çıkardım. Ülke genelinde yazı yazarak haddimi aşmak istemedim ve Türkiye’de ülke sorunlarını yazan çok değerli yazarlar varken yerelden öteye gitmemem gerektiğinin bilincinde oldum.
Ayrıca kentimizde de yeteri kadar mesleklerinde zirveye ulaşmış, yada ulaştıktan sonra yazı yazan çok değerli doktor, muhasebeci, işadamları gibi çeşitli mesleklerde kent büyüklerimiz hatta ev kadınlarımız var. Onlar Mersin’den yeteri kadar Başbakanları ve İktidar partilerini eleştiriyorlar, muhalefet partilerine akıl veriyorlar, hükümetlere yön verip, kabineler kuruyorlar, Türkiye’yi kurtarıyorlar, hatta Dünyadaki süper güçleri bile sorgulamaya çalışıyorlar. 

Bende bu defalık özür dileyerek, haddimi aşıp ulusal hatta daha da ileri giderek uluslararası bir yazı yazacağım. Ama yine de bir tarafını Mersin’e bağlayacağım.

Suriye’nin bir uçağımızı düşürmesi üzerine üç yıl önce Suriye ile ilgili bir tespitimi ve yorumumu aktaracağım.

Akkuyu Nükleer Santrali’ne ilk karşı çıkıldığı zaman, ben tüm dünyanın kullandığı bir enerjiye karşı çıkılmaması gerektiğini fakat yapılacağı yere karşı çıkabileceğimizi hatta bunun için birlikte de mücadele edebileceğimizi belirtmiştim.
Nükleer karşıtları ne pahasına olursa olsun her durumda her yerde nükleere karşı olduklarını söylediler. Burada geç de olsa konunun yer sorunu hatta daha başka da bir çevre sorunu olmadığını anladım.
Bu sebebini o zamanlar tam anlayamadığım karşıtlık benim üç yıl boyunca nükleer konusunu en ince ayrıntılarına kadar incelememe sebep oldu.
Bu araştırmalarım arasında o günlerde Paris Nükleer Fuarı’nda Suriyelilerin görüşmeler yaptığını ve bir nükleer santral antlaşması yapmanın arifesinde olduklarını tespit ettim. Eğer Suriye’deki karışıklıklar olmasaydı bu gün Suriye Nükleer Santral antlaşmalarını yapmış ve bizdeki gibi karşı çıkılmadan hızlı bir yol almış belki de bu gün tamamlamış olacaktı.
Bu gün Suriye’nin nükleer gücü olmuş olsaydı acaba Türkiye’ye karşı nasıl davranırdı. Daha cesur, korkusuz ve mütecaviz olmaz mıydı.
Peki Türkiye Nükleer güce sahip olsaydı, durum daha farklı olmaz mıydı.

Sıcak bir bölgede yaşayacaksınız, bölgenizde Ermenistan’ın, Bulgaristan’ın, İran’ın, İsrail’in nükleer santralleri ve nükleer gücü olacak, sizin olmayacak.
Almanya’da lise öğrencileri yaşadıkları kentte bir nükleer santral varken Akkuyu’da yapılmasın diye yürüyüş yapacaklar.
Çevresinde 5 nükleer santral olan Paris’e 50 milyon turist gelecek, onları etkilemeyecek fakat Mersin’e gelen 20 bin turisti etkilenecek.
Dünya’da nükleer enerjiden yararlanmayan birkaç ülkeden biri olacaksınız.
Tüm batı sizin nükleer santral yapmanıza karşı çıkacak.
Güneş ve rüzgar size yeter diyecekler, bunun bilimsel incelemesini ve maliyet hesaplamasını yaptırmadan size dayatacaklar.
Dünya nükleer santralleri kapatıyor diyecekler. Şu anda Dünyada 467 faal santral olduğunu ve 61 yeni santralinde inşa halinde olduğunu görmezden gelecekler, kapanan santrallerin ömrünü tamamlamış santraller olduğunu saklayacaklar.               

40 yıldır bu enerjiyi kullanarak, zengin birer devlet olan, insanlarına refah ve zenginlik verenlerin vatandaşlarına, denizlerine, turizmine zarar vermeyen nükleer santrallerin bizim için zararlı olacağını söyleyecekler.

Türkiye’nin bu şaşırtıcı gelişmesinin ancak iki yolla durdurulabileceği yada hızının kesilebileceği düşünülebilir. Terörle ve Türkiye’nin enerji yatırımlarının geciktirilmesi ve engellenmesi ile.

Bundan önceki hükümetlerin yaptıkları yanlış antlaşmalarla ihtiyacımızın üzerinde doğal gaz almak durumunda kaldığımız, doğal gazdan elektrik elde ettiğimiz ve cari açığı arttıran en önemli unsurun bu olduğu unutulmamalıdır. Bu antlaşmalar kısa bir süre sonra sonlanacağında, bu kadar doğal gaz almak durumunda kalmayacağımız ve kendi santrallerimizde enerji üretebildiğimiz sürece cari açık azalacak ve ülke kalkınması artacaktır.

Dış güçler tarafından benzer bir engellemeyi Taşucu Tersanesinde görüyoruz. Burada da bölgede yalnızca Rumların ve İsrail’in tersanesi olduğunu düşünürsek kimlerin karşı çıktıklarını anlarız.
Greenpeace Çevre Örgütü ve Alman Heinrich Böll Vakfı tersanenin engellenmesinde önemli rol oynamıştır.

Akkuyu Nükleer Santraline karşı çıkanların başında yine Greenpeace Çevre Örgütünü görüyoruz. İlginçtir ki bölgemiz Greenpeace sorumlusu Musevi asıllı, eski İsrail Büyükelçisi ile aynı soyadını taşıyan Levi soyadlı bir kişidir.
Daha ileri giderek konunun Mersin’deki yerli sorumlularını incelerseniz, meslekleri, çalıştıkları kurumlarla ilgili burada da ilginç durumlar ortaya çıkarır, bu ısrarlı karşıtlığın gerçek sebeplerinin şifrelerini çözebilirsiniz.

Nükleer karşıtları nasıl her küçük depremi bahane ederek santralden vazgeçilmesi tezini ortaya atıyorlarsa, Suriye krizinin ve bölgenin stratejik durumunun da düşünülmesi gerektiği söylenebilir.
Bu şekilde hem barışın hem de ülkenizin güvenliğinin daha çok korunabileceği görülmelidir.

Suriye yapılacak yaptırımlar arasında % 7 si Türkiye’den sağlanan elektriğin kesilmesi de masada.
Yani elektrik de yarınlarda Kıbrıs’a götürülecek su gibi önemli.

Bölgemizde denizlerimizin doldurulmasına, sahillerimizin betonla katledilmesine, narenciye bahçelerinin yok edilmesine, tarım arazilerimizin ortadan kaldırılmasına seyirci kalan iç ve dış çevreciler, neden yalnızca Türkiye’ye enerji sağlayacak konulara karşı çıkıyorlar sorusunu kendimize sormalıyız.
Kendi ülkelerindeki nükleer santrallere, heslere, tersanelere yeterince karşı çıkmayanlar neden ülkemizde karşı çıkıyorlar.
Ermenistan’da eski teknoloji ile yapılmış, ömrünü tamamlamış, şu anda Türkiye için bir tehlike oluşturan, burnumuzun dibindeki bir santrale neden kimse karşı çıkmıyor diye düşünmeliyiz.

Nükleer santralin olmayan turizmimize zarar vereceği de aslında hiç doğru değil. Artık günümüzde bir turistin gideceği yer havaalanından ortalama bir saatlik bir mesafede olması gerekir. O bölgeye turizmin gelmesi ancak yeni havaalanı ve tesislerle olacağından bunun da birkaç on yıl sonra olabileceği, inanmak istemeyeceğimiz acı bir gerçek olarak kalacaktır.

Aslında hepimiz çevreciyiz. Elektriksiz, her türlü modern imkanlardan uzak bir doğa yaşamını özleyenlerimiz hep olmuştur. Uçaklar olmasa, otomobiller olmasa, kazalar olmasa her yere yürüyerek gitsek demişizdir.

Peki ülke güvenliği, komşularınız ve dünyada tek başına yaşamadığınız gerçeği…………………

Mersin’de Mersin usulü bir mahalle baskısıyla bir çoklarımız inandıklarımızı, düşündüklerimizi açıkça söyleyemesek de, hayalci bir anlayıştan çıkıp, Dünya gerçeklerini görmek, bölgemizin stratejik önemini bilmek, gelişen Türkiye’nin ihtiyacının romantik enerjilerle su ısıtma ve radyo çalıştırmaktan çok daha ötede olduğunun bilincinde olarak ve günümüzde enerjinin anlamının büyüklüğünü ve asla ihmale, geciktirmeye gelmeyecek bir konu olduğunu anlamamız gerek.

Harun Arslan
 
 
2 Temmuz 2012 Pazartesi 17:19
 
 
(0 Yorum Yapıldı)Yorumlar
<p>Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.</p>
 
Bu Kategorideki Diğer Haberler
 
Miniklerden Büyük Nağmeler Mezitli’de 26. Jakaranda koruluğu açıldı Çalgı Çengi’nin Ünlü Oyuncuları Forum Mersin’de Hayranlarıyla Buluşuyor Çocukların isteğiyle Mezitli'ye kar yağdıAkdeniz İlçe Teşkilat İçi Eğitim Ve Referandum Hazırlık Toplantısını GerçekleştirdiÖzturan,10 Ocak Çalışan Gazeteciler Gününü KutladıMESİAD Başkan Vekili Hasan Engin, 10 Ocak Çalışan Gazeteciler gününü kutladıErcik, 'Güçlü Bir Demokrasi Güçlü Bir Basın İle Mümkündür'Facebook messenger'de sohbet odaları başlıyorBu bilgisayar saniyede 93 trilyon işlem yapıyorGalaxy S7 dört farklı versiyonla geliyorLamborghini mi, Ferrari mi?
 
 
Yazarlar
Yazarlar RSS Beslemesi
 
 
 
Get our toolbar!
 
Gazete Manşetleri
 
Bumerang - Yazarkafe
 
Namaz Vakitleri
 
  • İmsak06:04
  • Güneş07:42
  • Öğlen13:04
  • İkindi15:49
  • Akşam18:06
  • Yatsı19:34
 
Anket
.
 
Lig Puan Durumu
 
Takımlar
O
G
B
M
P
1
Beşiktaş
18
12
5
1
41
2
Başakşehir
18
11
6
1
39
3
Galatasaray
18
11
3
4
36
4
Fenerbahçe
18
10
5
3
35
5
Antalyaspor
18
8
4
6
28
6
Konyaspor
18
7
6
5
27
7
Bursaspor
18
8
3
7
27
8
Osmanlıspor FK
18
6
8
4
26
9
Trabzonspor
18
7
3
8
24
10
K.D.Ç. Karabük
18
7
3
8
24
11
Gençlerbirliği
17
5
7
5
22
12
Akhisar Bld.
18
5
6
7
21
13
Kasımpaşa
18
6
3
9
21
14
Alanyaspor
18
5
3
10
18
15
Ç. Rizespor
18
4
4
10
16
16
Adanaspor
18
3
5
10
14
17
Kayserispor
18
3
4
11
13
18
Gaziantepspor
17
3
2
12
11
 
Şampiyonlar Ligi
 
UEFA Avrupa Ligi
 
Alt Lig
 
 
Tarihte Bugün
1679 - İngiltere Kralı II. Charles parlamentoyu feshetti.
1848 - Kaliforniya'da altın bulundu.
1921 - Ankara-Sivas demiryolunun inşasına ilişkin yasa TBMM'de kabul edildi. Hattın inşası 1930 yılında tamamlandı.
1921 - Çerkez Ethem'in güçleri dağıtıldı.
1924 - Rusya'da St. Petersburg şehrinin adı, devrimci liderin (V.İ. Lenin) anısına Leningrad olarak değiştirildi.
1927 - Eczacılar ve eczaneler hakkında kanun Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde kabul edildi.
1927 - Alfred Hitchcock'un ilk filmi The Pleasure Garden Birleşik Krallık'ta gösterime girdi.
1935 - İlk kutu bira, Krueger Brewing Company tarafından Richmond, Virjinya'da (Amerika Birleşik Devletleri) satışa sunuldu.
1938 - İzmir Telefon Şirketi hükümetçe satın alındı.
1943 - II. Dünya Savaşı: Franklin D. Roosevelt ve Winston Churchill'in katıldığı Casablanca Konferansı sona erdi.
1946 - Birleşmiş Milletler, Uluslararası Atom Enerjisi Komisyonu'nu kurdu.
1946 - Cumhuriyet Halk Partisi Sanat Ödülü'nü 35 Yaş şiiriyle Cahit Sıtkı Tarancı kazandı.
1949 - Behçet Kemal Çağlar Cumhuriyet Halk Partisi'nden ve milletvekilliğinden istifa etti.
1955 - Zonguldak'ta, Ereğli Kömür İşletmelerine bağlı Gelik ocağındaki grizu patlamasında 52 madenci öldü, 19 madenci yaralandı.
1956 - Eskişehir Cezaevi'nde 388 mahkum ayaklandı.
1959 - İstanbul Küçükyalı'da Neşe Sineması çöktü; 37 kişi öldü, çok sayıda kişi yaralandı.
1961 - Yassıada duruşmalarında Başsavcı Altay Ömer Egesel, Adnan Menderes'in idamını istedi.
1961 - Marilyn Monroe ile Arthur Miller boşandılar. Çift beş yıldır evliydi.
1963 - Çatalca'da kara saplanan trenle ilgili haber yapmak için 23 Ocak'ta gazetelerinden ayrılan Hürriyet gazetesi yazarı Yüksel Kasapbaşı ile foto muhabiri Abidin Behpur ve aracın sürücüsü Yüksel Öztürk'ün donmuş cesetleri, Çatalca yakınlarında bulundu.
1966 - Hindistan havayolları'na ait Boeing 707 tipi bir yolcu uçağı, Bombay-New York seferini yaparken İsviçre'nin Cenova kentine inmeye hazırlandığı sırada, Alp dağlarının Mont Blanc tepelerine çarparak düştü: 117 kişi öldü.
1967 - Üniversite öğrencileri, Türkiye Milli Talebe Federasyonu'na karşı tutumu protesto ettiler. Ankara'da bir miting düzenlediler. Türkiye Milli Talebe Federasyonu 19 Ocak günü polis tarafından mühürlenmiş, 21 Ocak günü de beş yöneticisi tutuklanmıştı.
1972 - Mahir Çayan'a dedesinden kalan mirasa sıkıyönetim mahkemesi tarafından el konuldu.
1972 - İsmet İnönü "Siyasi suçlar için idam olmamalı" dedi ve sıkıyönetimin kaldırılmasını istedi.
1972 - Guam ormanlarında 2. Dünya Savaşı'ndan beri teslim olmamak için saklanan bir Japon askeri bulundu.
1978 - Sovyetler Birliği'ne ait nükleer reaktör taşıyan Cosmos 954 adlı uydu Dünya atmosferine girerken yanarak parçalandı, radyoaktif serpintileri Kanada'nın kuzeybatısına yayıldı. Dağılan parçaların ancak %1'i toplanabildi.
1980 - Başbakan Süleyman Demirel başkanlığındaki hükümetçe alınan ve 24 Ocak Kararları olarak bilinen ekonomik istikrar programı kamuoyuna açıklandı.
1983 - 1. Ordu ve İstanbul Sıkıyönetim Komutanlığı Cumhuriyet gazetesinin basımı, yayımı ve dağıtımını yasakladı. Nadir Nadi ve yazı işleri müdürü Okay Gönensin hakkında dava açıldı.
1984 - Macintosh bilgisayarlar piyasaya sürüldü.
1986 - Voyager 2 uydusu, Uranüs'ün 81.500 km yakınından geçti.
1989 - Seri katil Ted Bundy, 1978'de 12 yaşındaki Kimberley Leach'i kaçırıp öldürmek suçundan, Florida'da elektrikli sandalye ile idam edildi.
1993 - Milliyetçi Çalışma Partisi, adını Milliyetçi Hareket Partisi olarak değiştirdi.
1993 - Gazeteci ve yazar Uğur Mumcu, otomobiline yerleştirilen bombanın patlaması sonucu öldürüldü.
1994 - Türkiye'nin ilk haberleşme uydusu TÜRKSAT-1, fırlatıldıktan 12 dakika 12 saniye sonra okyanusa düştü.
2001 - Diyarbakır Emniyet Müdürü Gaffar Okkan, 4 koruması ve şoförü, uğradıkları silahlı saldırıda öldürüldü.
2004 - NASA'nın Opportunity adlı aracı, ikizi Spirit'ten iki hafta sonra Mars yüzeyine indi.
2006 - Kuveyt Parlamentosu, dokuz gün önce ölen Şeyh Cabir el Ahmed el Sabah'ın yerine geçen Emir Şeyh Saad el Abdullah'ı azletti. Parlamento, oybirliğiyle aldığı karara gerekçe olarak 75 yaşındaki Emir'in sağlık durumunun kötü olmasını gösterdi.
2006 - İran'ın güneybatısındaki Ahvaz kentinde meydana gelen iki patlamada 8 kişi öldü, 40'tan fazla kişi de yaralandı.
2008 - Gaziantep'te, terör örgütü El-Kaide'ye yönelik eş zamanlı on sekiz ayrı operasyonda bir polis şehit oldu, yedi polis ile bir vatandaş yaralandı. Operasyonda, dört kişi ölü ele geçirildi, on dokuz kişi gözaltına alındı.
41 - Caligula lakabıyla tanınan, zalimliği, despotluğu ve deliliği ile ünlü Roma İmparatoru Gaius Julius Caesar Augustus Germanicus muhafızları tarafından öldürüldü.
 
Arşiv
 
Süper Loto
19.01.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu010727325051
 
On Numara
23.01.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu05091020252627343839404447535562646670717480
 
Sayısal Loto
21.01.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu222331354348
 
Şans Topu
18.01.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu030419232908
 
 
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji