Türkiye Tanıtım Grubundan Proje Çağrısı

Ana Sayfa » Gündem » Kent Planının Başarı Ölçütleri...(Planlamanın Planlanamayışı-II) Sibel Gazi Tabel yazdı

Kent Planının Başarı Ölçütleri...(Planlamanın Planlanamayışı-II) Sibel Gazi Tabel yazdı

Şehir Plancısı Kentleşme ve Çevrebilim Uzmanı Sibel Gazi Tabel,“Bir plan, kentteki sosyal, ekonomik ve çevresel adaletsizliğe hizmet etmediği zaman ve uygulanabildiği ölçüde başarılıdır.”

 
 
Kent Planının Başarı Ölçütleri...(Planlamanın Planlanamayışı-II) Sibel Gazi Tabel yazdı
Planlamanın Planlanamayışı-I başlığını taşıyan bundan bir önceki yazının sonunda, bilinçli olarak “Çevre ve Şehircilik Bakanlığı”nı iki ayrı bakanlık olarak ifade etmiştim. Bu hiciv veya mizahi yaklaşım, uzun yıllardır kent yazınında yer alan Şehircilik Bakanlığı’nın kurulmasının sevincini kursakta bırakan hükümete karşıydı. Zira, Çevre ve Şehircilik Bakanlığının içinde şehirciliğin adı var ama kendisi yok… Ne kentleşmeyi, ne kentlileşmeyi yönlendirecek, düzenleyecek bir çaba, bir vizyon göremiyoruz. Bakan, hala zihnimizde yer alan TOKİ başkanı imajının ötesine geçemedi. Çevre ve Şehircilik gibi birbiri ile bağlantılı iki farklı alanın eşgüdümle yönetilmesinin faydalarını yaşamamız gerekirken, dezavantajını yaşıyoruz. Hükümetten bağımsız, özerk bir çevre bakanlığı olması belki daha doğru olurdu. Bu tartışmaya başka bir yazıda yer vermek üzere, yazı dizisinin ikincisine devam edelim.
Bu yazının temel soruları şunlardır:  Bir plan ne zaman başarılıdır? Planın başarısı nasıl ölçülür? Birkaç ölçünü düşünmek gerekirse: Plan, kamu yararı ile özel yararı dengelediği oranda başarılıdır. Zaten, planlamaya meşruiyetini kazandıran, temel ölçüt, kamu yararına olması değil midir?

Plan, “Planların Kademeli Birlikteliği İlkesi” uyarınca, diğer ölçekteki planlarla ilişkisini doğru kurabildiği oranda başarılıdır. Planlama mesleğinin en sevdiğim yanı, hem detayları, hem de bütünü bir arada görmeyi gerektiren bir sanat oluşudur. Üst ölçek bütün ise, detaylar alt ölçektir. Üst ölçekte bir plan olan Çevre düzeni planını, alt ölçekteki (yeni düzenlemelerle) 1/25 000 ya da 1/5 000 ölçekte hazırlanan nazım imar planları ve 1/1000 ölçekte hazırlanan uygulama imar planları izler. Alt ölçeğe inildikçe, planda yer alan ayrıntılar, bilgiler artar.  Üst ölçek ise ana kararları içerir. Yani, alt ölçekteki planlar, üst ölçeğin sadece büyütülmüş kopyaları olarak düşünülmemelidir. Farklı plan ölçeklerini hazırlarken, alt ölçektekilerin üst ölçeğe uyumu esastır, ama önceden öngörülemeyen durumlar veya riskler karsısında üst ölçek de kimi yenilenmelere tamamen kapalı olmamalıdır. Kentsel yaşam statik değildir ki, plan statik biçimde donsun.

Plan geleceği tasarladığı için, planın yapıldığı anda, yani bugünden öngörülemeyebilecek yeni gelişmeler karşısında, kendisini yenileyebilme esnekliğini taşıyan plan başarılıdır. Esnekliğin araçlarından bir tanesine örnek vermek gerekirse, kentin artacak olan kültürel, eğitimsel vb ihtiyaçlarına yönelik kamuya ait bazı arazilerin gelecek nesiller için elde tutulmasıdır. Bu, gelecekte yerel yönetimlere hareket özgürlüğü verir, elini güçlü kılar.

Planda esneklik demek, görelilik kavramına veya siyasi güce yaslanılarak planı kevgire çevirmek, planın temel ilkelerinden sapmak demek değildir. Görelilik, planlama alanında, doğası gereği belirgin olarak görünse de, planlamada uyulacak akılcı, etik, nesnel ölçütler ve temel ilkeler vardır. 

Örneğin 1.sınıf tarım arazisinin imara açılması, planın esnekliği, tasarımın göreceliği, artan nüfus gibi gerekçelerle aklanamaz. Bütün dünya karasının yalnızca % 1’i tarıma elverişli topraktır. Dünyanın gelecekteki nüfusu düşünüldüğünde, tarım alanlarını yok etmek, dünyanın gelecek nesillerine karşı yapılabilecek affedilemez suçtur, etik dışıdır, yazıktır, günahtır. Bir Avrupa’da bunu hiçbir şekilde yapma izniniz yoktur. Bu konuyu Mersin planı ile ilişkilendirirsek, örneğin Mersin-Tarsus arasında yeni bir çevre yolu açarak, buradaki tarım alanlarının imara açılmasını sağlamak yanlış olur. Mesiad’ın, Büyükşehir Belediye Başkanı Macit Özcan’ın bunu istemesini ben anlamış değilim. Modern dünyada çağdaş düşüncenin ulaştığı noktada, kent planının, ekolojik dengeyi, ekonomik denge uğruna harcamadığı zaman akıllıca olduğu çoktan kavranmıştır.

Dünya düşünce tarihinde yüzlerce yıldır süregelen hakim düşünce sisteminin çevre sorunlarının esas nedeni olduğu, Batı yazınında neredeyse yarım yüzyıldır kabul edilmiştir. Bu anlamda siyasal düşünceler dahi kendisini yenileme ihtiyacı duymuş, eko-marksizm, eko-sosyalizm, eko-feminizm gibi yeni kavramlar geliştirmişlerdir. Yalnızca sol kesim değil, kapitalist ve liberal düşünce de bu alanda söz söylemektedir. Dünya bankası, Birleşmiş Milletler veya Siemens gibi iş dünyasının önemli aktörleri bu alanda çok ciddi çalışmalara imza atmaktadır;  çok büyük miktarlarda harcamalar söz konusudur.

Türkiye ise, bu konuda, maalesef, çağdışı denecek kadar geriden gitmektedir. Özellikle iş ve yönetim dünyasındakilerin, dünyaya çevresel bir vizyon ile bakmasının zamanı çoktan gelmiştir. Bazı iyiniyetli çabalarda dahi kullanılan sığ, yüzeysel söylemler, farkındalık düzeyi konusunda kaygı vermektedir. Geri dönülmez ciddiyette çevre sorunlarımızın gerisinde yatan zihinsel, ekonomik, kültürel, siyasal arka planı tartışan kaç kişi var?
Buna Mersin’den başka bir benzer örnek vermek gerekirse, kentin gelişmesini alansal olarak yaymayı savunmak, yanlış bir vizyondur. Yaygın kent demek, enerjiden, toprağa, otomobilin kat ettiği mesafeyle artan yakıt tüketiminden, hava kirliliğine, küresel ısınmaya kadar pek çok zarar demektir. Kompakt kent (Yoğun Kent) tercih edilmelidir. Yani kuzey Mersin projesi ile tarımı imara açmak yerine, kentin mevcutta var olan kentleşmiş toprağı üzerindeki köhneleşmiş mahalleleri yenilemek doğru olurdu. Bu konu, başka bir yazıda daha geniş ele alınacaktır. Dahası kuzey Mersin projesi, Mersin’de sınıfları keskinleştiren, yoksulları ve zenginleri mekansal olarak saflaştıran özelliktedir. Özünde, bu bir kamu projesi falan değildir, sermayeden yana bir tavırdır.

Bir plan, kentteki sosyal, ekonomik ve çevresel adaletsizliğe hizmet etmediği zaman başarılıdır. Kentin yoksulluğuna, kentin kültürüne, kentsel eşitsizliklere merhem olan, çare üreten kamusal bir planlama anlayışı hakim olmalıdır. Yoksul ülkeler, kentler ve mahalleler, hem çevresel kirlenmenin yüküne katlanır, hem de bu kirlenmeye yol açan ekonomik faydadan mahrumdur. Çevresel adaletsizlik, hemen her zaman sosyal ve ekonomik adaletsizlikle birlikte gider. Örneğin Karaduvar’da çevre kirliliğini yaratanlar, belki kuzey Mersin’de, belki Mezitli’de yaşarlar. Karaduvarlıların payına düşense, kendisinin yaratmadığı çevre kirliliğinin yüküne katlanmak, bedelini sağlıkları ile ödemektir. En çok da bu nedenle yeşil siyasetin rengi yeşil değil, kırmızıdır. Yani soldur. 
Son yazısında çevre düzeni planı ile Mersin’in kurtuluşunu ilişkilendiren Bedrettin Gündeş, insan haklarını barışçıl yollarla savunan hümanist ve demokrat kimliği, sorunlara çözüm üretmeye çalışan yapıcı, alçakgönüllü kişiliği,  Mersine, ülkeye ve dünyaya olan duyarlılığı ile kentimizin değerlerinden biridir. Son yazısını da Mersin- Tarsus yolu konusu haricinde keyifle okudum. Plan, Mersin’in kurtuluşu olur mu? Hem evet, hem hayır… Öncelikle Mersin’in kurtarılmaya olan ihtiyacında hemfikiriz demek ki.. Ancak, bir plan, bunu gerçekleştirebilecek araçlardan yalnızca bir tanesidir. Dahası, en güzel planı da yapsanız, neticede plan soyuttur ve bir plan ancak uygulanabildiği ölçüde başarılıdır. Uygulamanın başarısı ise, planın doğal, sosyal, ekonomik gerçeklerle bağının iyi kurulmuş olmasına, kararlı, bilgili, sosyal adaletten yana duran yöneticilere ve haklarını bilen, ancak hakkından fazlasını da istemeyen kenttaşlara göbekten bağlıdır.

Sibel Gazi Tabel
Şehir Plancısı
Kent ve Çevrebilimi Uzmanı


YAZININ BİRİNCİ BÖLÜMÜ OKUMAK İÇİN AŞAĞIDAKİ MANŞET RESMİNİ TIKLAYINIZ


 
 
 
2 Şubat 2013 Cumartesi 08:11
 
 
(0 Yorum Yapıldı)Yorumlar
<p>Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.</p>
 
Bu Kategorideki Diğer Haberler
 
KDV sistemi değişiyorToroslarda yüzme kursları başladıToroslar’da, Yapılandırma Başvuruları BaşladıGüneş Doğarken İşçilerle Sabah MesaisindeTarih, doğa, deniz, güneş, müzik ve dans kansere karşı birleştiİçel Soroptimist Kulübü, 'Obezite ile Savaş' semineri düzenledi.Bisiklet durursa hayat dururTarsus Sev’in Robotik Takımı’na İki Ödül BirdenMobbing ve Hukuksal Boyutu Ele AlındıGüzel Konuşma ve Diksiyon
MTSO’ya teşekkür belgesiMenderes Gönüllü Evi, Mezitli'nin Filizleri ailesine katıldı
 
 
Yazarlar
Yazarlar RSS Beslemesi
 
 
 
Gazete Manşetleri
 
 
Namaz Vakitleri
 
  • İmsak05:37
  • Güneş07:16
  • Öğlen12:37
  • İkindi15:21
  • Akşam17:39
  • Yatsı19:06
 
Anket
.
 
İddaa
 
Lig Puan Durumu
 
Takımlar
O
G
B
M
P
1
Galatasaray
11
8
2
1
26
2
Başakşehir
11
7
2
2
23
3
Beşiktaş
12
6
4
2
22
4
Kayserispor
11
5
4
2
19
5
Sivasspor
11
6
1
4
19
6
Akhisarspor
12
5
3
4
18
7
Bursaspor
11
5
2
4
17
8
Fenerbahçe
11
4
5
2
17
9
Göztepe
11
5
2
4
17
10
Aytemiz Alanyaspor
11
4
2
5
14
11
Malatyaspor
11
4
2
5
14
12
Trabzonspor
11
3
4
4
13
13
Kasımpaşa
11
3
3
5
12
14
Antalyaspor
11
3
3
5
12
15
Konyaspor
11
3
1
7
10
16
Karabükspor
11
2
2
7
8
17
Osmanlıspor
11
2
2
7
8
18
Gençlerbirliği
11
2
2
7
8
 
Şampiyonlar Ligi
 
UEFA Avrupa Ligi
 
Alt Lig
 
 
Tarihte Bugün
1583 - Galata'daki Saint Benoit Kilisesi'ne yerleşen Cizvitler, St. Benoit mektebini açtılar.
1601 - Tiryaki Hasan Paşa komutasındaki Osmanlı ordusu, Haçlı ordusunu yenerek Kanije zaferini kazandı.
1912 - İstanbul'da kolera salgını başladı.
1913 - Belkıs Şevket Hanım, tek motorlu üstü açık tayyareye binme cesareti gösteren ilk kadın oldu. Belkıs Hanım İstanbul üzerinde uçarken aşağı attığı kartlarda Osmanlı Müdafaa-i Hukuk-u Nisvan Derneği üyelerine selam yolluyordu.
1927 - Ankara Radyosu yayına başladı.
1928 - Walt Disney'in yarattığı çizgi film Mickey Mouse'un (Miki Maus) ilk gösterimi yapıldı.
1931 - Japonlar, Mançurya'yı işgal ettiler.
1933 - İstanbul Darülfünunu İstanbul Üniversitesi olarak açıldı.
1936 - Adolf Hitler ve Benito Mussolini,General Franco'nun İspanya'da kurduğu geçici hükümeti tanıdı.
1937 - Dersim İsyanı bastırıldı.
1940 - Bakanlar Kurulu, hava saldırılarına karşı bütün kent ve kasabalarda geceleri karartma yapılması kararı aldı.
1945 - Bulgaristan'da seçimleri Komünist Partisi öncülüğündeki Yurtsever Cephe kazandı.
1945 - Doğan Kardeş Sanat Müsamerelerinin ilki Tepebaşı Çocuk Tiyatrosu'nda yapıldı.
1951 - Perihan Sanerk, Emniyet Müdürlüğüne yükselen ilk kadın oldu.
1953 - İngiliz yazar ve karükatürist Alan Moore doğdu.
1967 - Türk jetleri Kıbrıs üzerinde alçaktan uçtu. BM Barış Gücü denetimindeki Erenköy bölgesinde Türkler ile Rumlar arasında çıkan çatışma 7 saat sürdü.
1976 - İspanya'da 37 yıllık diktatörlüğün ardından demokrasinin kurulması kararı alındı.
1983 - BM Güvenlik Konseyi, KKTC'yi tanımadı.
1990 - Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Konferansı (AGİK) toplandı; Paris Sözleşmesi imzalandı.
1992 - Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu kabul edildi.
1999 - İstanbul'daki Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı (AGİT) Zirvesi'nde, Bakü-Tiflis-Ceyhan Petrol Boru Hattı ve Hazar geçişli doğal gaz projelerine ilişkin anlaşmalar, ilgili ülkelerin devlet başkanlarınca imzalandı.
2007 - Zasyadko maden felaketi
 
Get our toolbar!
 
Arşiv
 
Bumerang - Yazarkafe
 
Süper Loto
16.11.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu121424303145
 
On Numara
13.11.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu10121315202532414344454653565759626465676874
 
Sayısal Loto
11.11.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu121420264048
 
Şans Topu
15.11.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu030508233211
 
 
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji