CHP'nin Mersin adayları belli oldu

Ana Sayfa » Gündem » Kesintili demokrasi kaderimiz mi?... Abdullah Ayan yazdı

Kesintili demokrasi kaderimiz mi?... Abdullah Ayan yazdı

Peki, bu ülke neden bir türlü normalleşemiyor? Neden, her seçimi sonunda ölüm/kalım sonucuna yol açacak niteliğe büründürüyoruz.Neden, gelişmişinden vazgeçtim, ortalama her batı ülkesi gibi iktidarlar sancısız, vukuatsız el değiştirmiyor?

 
 
Kesintili demokrasi kaderimiz mi?... Abdullah Ayan yazdı

Türkiye iyisi kötüsüyle henüz 100 yaşını doldurmamış genç bir Cumhuriyet…

Genç Cumhuriyetin demokrasi geçmişi ise çok daha kısa…

Üstelik o kısacık demokrasi deneyimi de durmadan müdahaleler, gizli açık darbelerle kesintilere uğramış.

1923-46 tek parti dönemini (o tek parti döneminde açılıp kapanan, hafızalarda acı hatıralarıyla yer alan Serbest Fırka deneyimi de dahil ) evrensel anlamdaki demokrasiyle uzaktan yakından ilgisi olmadığı için demokrasiden saymayacağımıza göre, takvimi 1950' den başlatmak yanıltıcı olmaz.

O tarihten bugüne, 60 darbesi ve sonrasında birkaç yıl alan restorasyonu, 1971' deki 12 Mart muhtırasıyla gelen ara dönemi, 12 Eylül darbesinin çaldığı yılları, 28 Şubatın demokrasiyi oksijen çadırına koyan 'post modern' girişimini ve son iki yılımıza damgasını vuran sancılarla dolu OHAL' i düşündüğümüzde geriye insan gibi özgürce havasını soluduğumuz kaç günümüz kalır ki, geriye?

Aslında demokrasinin rafa kaldırılmasında Sıkıyönetim ve OHAL ölçüt olarak alınsa -ki doğru kriter budur- gerçekten de huzur dolu anlarımız, sancılı günlerimizden çok daha azdır.

Çabuk unutuyoruz ama anımsayalım:

1957-60 arası baskılarla geçmiş, ardından gelen 27 Mayıs darbesiyle başka bir olağanüstülüğün kapıları açılmıştır.

1971' deki 12 Mart muhtırasıyla başlayan, Meclisi neredeyse kapanma noktasına getirmekle kalmayıp, 12 Eylül 80 darbesiyle halen acılarını, yaralarını saramadığımız karanlık yıllar…

12 Eylül darbesinin ardından faşist cuntacılar yeni anayasayı dayayıp sonunda seçimli, sandıklı demokrasiye geçtiğimizi iddia etseler de, ülkenin üstündeki olağanüstü karanlık bulutları dağılmış mıdır?

Koydukları sıkıyönetimi kaldırmalarına yakın, başlayan yeni terör dalgası gerekçe gösterilerek cuntadan iktidarı devralan Özal' ın ANAP' ı, ülkenin doğu ve güneydoğusuyla sınırlı da kalsa, olağanüstü hal ilan eder ve o olağanüstü hal 1987-2002 yılları arasında olağan bir yaşam biçimiymiş gibi hayatımızın hayli büyük bir dilimini kemirip durur.

Yazdıkça ruhumu karartan bir yolculuk bu…

70 yaşıma varmadan iki askeri darbe (27 Mayıs 1960-12 Eylül 80), doğrudan Meclise ve seçimle iş başına gelmiş iktidarlara iki ayrı müdahale (12 Mart 71- 28 Şubat 1997), üç ayrı darbe teşebbüsü (1962-63 Talat Aydemir ve 15 Temmuz 2016 kanlı darbe girişimleri) ve tüm bunlara tüy diken onlarca yıllık OHAL halleri…

Peki, bu ülke neden bir türlü normalleşemiyor?

Neden, her seçimi sonunda ölüm/kalım sonucuna yol açacak niteliğe büründürüyoruz.

Neden, gelişmişinden vazgeçtim, ortalama her batı ülkesi gibi iktidarlar sancısız, vukuatsız el değiştirmiyor?

Neden iktidar sahipleri, her seçimi sanki kendileriyle ülke aynı kadere sahipmiş gibi beka sorunu olarak karşımıza getirip, kendilerini getiren halkın bir gün göndermesini dünyanın sonu gibi görüyor, gösteriyorlar?

Oysa, demokrasilerde böylesine kutsal misyonerliklere yer yok…

Sonuçta belli bir dönem için birilerini yetkilendirip, ödediğimiz vergilerimizi adil ve şeffaf biçimde bize hizmet olarak sunmalarını istiyoruz.

Bütçe yapacak, paramızla başta can ve mal güvenliği, adaletin sağlanması olmak üzere sağlık ve eğitime, insanca yaşamamız için gerekli adımları atacaklar.

Başarana devam diyeceğiz, başaramayana sandıkta kırmızı kart gösterip evine göndereceğiz.

Hepsi bu…

İstenmeyen gitmesini bilecek, yapamayanın yerine daha iyi yaparım diyen gelecek…

Gelişmiş tüm demokrasilerde oyunun kuralları belli ve herkes sahaya çıktığında o kurallara uymak zorunda olduğunun farkında…

"Muassır medeniyet" ya da günümüz Türkçesiyle "çağdaş uygarlık" hedeflerine giden yolda batının neredeyse tüm kurumlarını benimseyip, hayatımızı yüzlerce yıllık denemelerin sonunda refah ve huzura en yakın sistem olarak karşımıza çıkan bu modele uydurmaya çalışmamıza rağmen iş iktidarların el değiştirme süreci olan seçimlere geldiğinde neden iktidara gelenler mızıkçılık yapmaya başlıyor?

Üstelik mızıkçılık son dönemde ortaya çıkmış bir şey değil.

1946' da çok partili hayata geçmeye karar verdiğimiz günden beri, istisnasız tüm iktidarlar eşit ve adil seçim diye iş başına gelmiş ancak işler umduğu gibi gitmeyince maç ortasında oyunun kurallarını değiştirmeye, iradesine saygı duymaları gereken halka, "biz gidersek beka sorunu çıkar, ülke çöker, ekonomi batar" gibisinden korku tamtamlarını çalmaya kalkmışlardır.

1946' dan günümüze söylemler bile neredeyse aynıdır…

14 Mayıs 1950' de iktidarı Demokrat Partiye devreden CHP ve onun sembol lideri İnönü, aynı yıl, 30 Ağustos vesilesiyle verdiği demeçte henüz 90 gününü doldurmakta olan Demokrat Partiye karşı seçmeni "ülkenin geleceği" konusunda şöyle uyaracaktır:

" Memleket baştan başa huzursuzluk içindedir. Siyasi emniyetimiz pervasız ve apaçık tehditler altındadır. Vatandaşlar memleket mukadderatının selamete gitmesi için kendilerine ağır fedakâr ve şerefli bir vazife düştüğünü bilmelidirler."

Gördüğünüz gibi yetmiş yıldır iktidarlar, nesiller değişiyor ama siyasi parti liderlerinin sopa niyetine sallayıp durduğu beka sopası hep aynı…

Abdullah Ayan

 

 
 
17 Mayıs 2018 Perşembe 09:11
 
 
(0 Yorum Yapıldı)Yorumlar
<p>Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.</p>
 
Bu Kategorideki Diğer Haberler
 
Yurt içinde ikamet eden 24 milyon 804 bin kişi seyahate çıktıTrafiğe kayıtlı araç sayısı Aralık ayı sonu itibarıyla 22 218 945 oldu
Ocak ayı enflasyon rakamları belli olduKDV sistemi değişiyorToroslarda yüzme kursları başladıToroslar’da, Yapılandırma Başvuruları BaşladıGüneş Doğarken İşçilerle Sabah MesaisindeTarih, doğa, deniz, güneş, müzik ve dans kansere karşı birleştiİçel Soroptimist Kulübü, 'Obezite ile Savaş' semineri düzenledi.Bisiklet durursa hayat dururTarsus Sev’in Robotik Takımı’na İki Ödül BirdenMobbing ve Hukuksal Boyutu Ele Alındı
 
 
Yazarlar
Yazarlar RSS Beslemesi
 
 
 
 
Gazete Manşetleri
 
Namaz Vakitleri
 
  • İmsak03:26
  • Güneş05:22
  • Öğlen12:49
  • İkindi16:39
  • Akşam19:55
  • Yatsı21:37
 
 
Anket
.
 
İddaa
 
Lig Puan Durumu
 
Takımlar
O
G
B
M
P
1
Galatasaray
34
24
3
7
75
2
Fenerbahçe
34
21
9
4
72
3
Başakşehir
34
22
6
6
72
4
Beşiktaş
34
21
8
5
71
5
Trabzonspor
34
15
10
9
55
6
Göztepe
34
13
10
11
49
7
Sivasspor
34
14
7
13
49
8
Kasımpaşa
34
13
7
14
46
9
Kayserispor
34
12
8
14
44
10
Malatyaspor
34
11
10
13
43
11
Akhisar Bld.Spor
34
11
9
14
42
12
Alanyaspor
34
11
7
16
40
13
Bursaspor
34
11
6
17
39
14
Antalyaspor
34
10
8
16
38
15
Konyaspor
34
9
9
16
36
16
Osmanlıspor
34
8
9
17
33
17
Gençlerbirliği
34
8
9
17
33
18
Karabükspor
34
3
3
28
12
 
Şampiyonlar Ligi
 
UEFA Avrupa Ligi
 
Alt Lig
 
 
Tarihte Bugün
1176 - Selahaddin Eyyubi'ye Halep'te suikast girişimi.
1766 - 1766 Büyük İstanbul Depremi
1927 - Çin'in Xining vilayetinde deprem: Yaklaşık 200.000 ölü.
1942 - Meksika II. Dünya Savaşı'nda müteffiklere katıldı.
1950 - İsmet İnönü'nün cumhurbaşkanlığı süresinin bitmesi, Celâl Bayar'ın cumhurbaşkanı seçilmesi.
1960 - Büyük Şili Depremi: Richter ölçeğine göre 9,5 büyüklüğündeki depremde 4.000 ile 5.000 arasında insan hayatını kaybetti. Bugüne kadar ölçülmüş en şiddetli depremdir.
1963 - A.C. Milan Şampiyon Kulüpler Kupası'nı kazandı.
1990 - Kuzey ve Güney Yemen birleşti.
1990 - Microsoft, Windows 3.0'ü piyasaya sürdü.
M.Ö. - 334 Büyük İskender'in orduları III. Darius'u Granikos Savaşı'nda yendi.
 
Arşiv
 
Bumerang - Yazarkafe
 
Süper Loto
17.05.2018 Tarihli Çekiliş Sonucu071227304953
 
On Numara
21.05.2018 Tarihli Çekiliş Sonucu01020406122428323341445153585965686973757678
 
Sayısal Loto
19.05.2018 Tarihli Çekiliş Sonucu030405212434
 
Şans Topu
16.05.2018 Tarihli Çekiliş Sonucu050914263112
 
 
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji