Türkiye Tanıtım Grubundan Proje Çağrısı

Ana Sayfa » Gündem » Kiliseyi bit pazarına çevirdiniz, bari bit pazarını otopark yapmayın... Abdullah Ayan yazdı

Kiliseyi bit pazarına çevirdiniz, bari bit pazarını otopark yapmayın... Abdullah Ayan yazdı

Bit pazarından otopark mı dediniz, aklınızdan bile geçirmeyin, İzmir Kemeraltı çarşısından ilham alıp canlandırmaya bakın...

 
 
Kiliseyi bit pazarına çevirdiniz, bari bit pazarını otopark yapmayın... Abdullah Ayan yazdı

Bakmayın eskilerin "Eskiye rağbet olsa bit Pazarına nur yağardı" teranelerine...

Şimdi eskiye rağbet zamanı ve dünyadaki tüm Bit Pazarlarına da nur yağıyor.

Eski çarşılar modern alışveriş merkezlerinden daha çok konuk çekiyor.

Beş yıldızlı otellerden çok tarihi konaklar tercih ediliyor.

Bunlar bizim yerel gerçeğimiz de değil, tüm dünyada genel kabul gören yeni akım bu.

Dünyada yankılanan tüm belgeseller şehirlerin çok renkli, gürültülü de olsa çok sesli çarşılarının curcunalarına özel önem veriyor...

Çin' de Tayvan' da da böyle, Amsterdam' da Berlin' de de...

Ama on bin yıllık dünya medeniyetinin beşiği Ortadoğu adına bu çok daha önemli bir zenginlik kaynağı olarak her gün yeniden keşfedilmekte.

Antakya çarşısını yok edin, geriye turisti gezdireceğiniz, oyalayacağınız ne kalır acaba?

Mardin' in, Diyarbakır' ın, Urfa' nın ve hele Antep' in yeni baştan yaratılan çarşıları olmasa her gün keşfe çıkar gibi bu şehirlere koşan yerli/yabancı konukları çekme şansı olur muydu?

Mersin sözünü ettiğim tarihi çarşılar bakımından şanssız bir kent.

Gerçi kendisi 100-120 yaşında olan, kısacık geçmişe sahip bir kentin tarihi çarşısı mı olur?

Yanıtı zor bir soru bu ama şartların getirip önünüze koyduğu, hiç bir mimari tasarıma dayanmayan, neredeyse kendiliğinden doğmuş böyle bir pazar hatta panayır var Mersin' de...

1940' ların ortalarında yıkılıncaya kadar iki kubbeli muhteşem bir kilisenin yer aldığı eski Mersinin göbeğinde yer alan bölge, kilisenin yıkılmasının ardından pek çok faaliyete ev sahipliği yaptıktan sonra zaman içinde bit pazarı veya Kıbrıs çarşısı gibisinden isimlerle adlandırılan yeni bir şekil almış.

Son zamanlarda Özel İdare İş hanının Büyükşehir Belediyesince tahliye edilmeye kalkışılmasıyla yeniden gündeme taşınan bölge ne olacak? Tartışmanın da merkezinde bu pazar/çarşının yer alıyor.

Yerel medyaya yansıyan kimi haberlere göre Belediye İl Özel İdareden kendisine geçen iş hanlarını boşaltmakla kalmayacak, bit pazarını da boşaltıp katlı oto park yapacak.

Üç bin civarında esnafı boşaltmak, çok eski kilisenin yerinde yeller esse de, tarihi özelliğini ve büyük ihtimalle sit alanı niteliğini koruyan bir yeri yıkmak kolay mı?

Hadi yasal süreci işlettiniz, hukuk işleyecekse çözülmesi imkansız "sit alanı" sorununu da çözdünüz ve önünüzde bir engel de kalmadı diyelim, yıkmanın getirip götüreceklerini, kısaca attığınız taşın ürküteceğiniz kurbağaya değip değmediği hesabını enine boyuna yaptınız mı?

Geçtiğimiz günlerde Çamlıbel balıkçı barınağının kaldırılmasıyla başlayacak sürecin sunduğu fırsatın da katkısıyla ölü toprağı serpilmiş Mersin' i ayağa kaldıracak projeyi anlatmaya çalışmıştım.

O projenin ön yüzünü daha da çekici hale getirecek arka yüzünün iki önemli ayağı var: Bunlardan biri mevcut balık pazarı, diğeri de bit pazarı... İkisini de mevcut dokusunu, kokusunu koruyarak restore etmek, herkesin ilgisini çekecek tarihle bugünü buluşturan güzelliğe kavuşturmak mümkün.

Aslında bu konuda Mersin' e çok benzeyen bir şehrin hayata geçirdiği inanılmaz örnek projeler var. (Antep' te en az on mekân eskiyi yıkmadan sihirli dokunuşla kazandırılmış, Diyarbakır Sait Paşa çarşısı da öyle)

Ama ben Türkiye'nin dört yanından örnekleri bırakıp Mersin'e çok benzeyen ve İzmir' in hedeflediği konsepte de uygun Kemeraltı Çarşısından söz edeceğim.

Kruvaze turizmi sayesinde İzmir' in makûs talihini tersine çevirme mucizesinin en önemli ayağı Kemeraltı çarşısını canlandırma, kente kazandırma projesi...

Çok değil 10/15 yıl önce insanların girmeye korktuğu bir bölge bugün başta İzmir' e yanaşan kruvaze gemilerinden inen turistler olmak üzere yerli/yabancı herkesin uğramadan geçmediği bir mekân haline dönüştürüldü.

Bunda İzmir Valiliği, Büyükşehir Belediyesinin birlikteliği elbette büyük rol oynadı. Ama gerçekleştirilen işin perde arkasındaki en büyük mimarı İzmir Ticaret Odası ve Odanın vizyoner Başkanı Ekrem Demirtaş... (Ben MTSO veya MESİAD' ın yerinde olsam Demirtaş' ı davet eder, İzmir' de yaşanan deneyimi onun ağzından dinler, karşılaşılan güçlüklerden tutun da, işin ekonomik boyutlarını da çok iyi bilen birinden her yönüyle İzmir' in kruvaze turizmi ve Kemeraltı projesini dinlerdim.)

Nedense MTSO onca hararetli geçen seçim döneminin ardından yenilenen Meclisiyle Mersin'e her alanda öncülük edeceğine, kabuğuna çekilmiş, ölü toprağı serpilmiş bir halde.

Bu gözlemime karşı çıkıp saatlerce kendilerini savunabilir, anlatabilirler ama bu benim dile getirdiğim kamuoyu üzerindeki genel algıyı değiştirmez. Uzun yıllardır ve en çok eleştirdiğim dönemlerde bile ben böyle sessiz, böyle uslu, böyle içine kapanmış bir Oda hatırlamıyorum.

Ne oldu, neden oldu mutlaka Meclis üyeleri arasından çıkıp konuşacak, bazı şeyler söyleyecek birileri vardır, buna ayrı bir yazıda ben de ele alırım ama konuyu dağıtmayayım.

Büyükşehir Belediyesi ve ilçe belediyeleri bir an önce şu plan muhabbetlerini artık sona erdirmeli...

Bırakın bu planlara göre adım atacak yatırımcıları, sokaktaki insan bile artık kayıkçı kavgasından farksız tartışmalardan sıkıldı. Kısa zamanda ideali olmasa da, tarafların asgari müştereklerde birleşeceği 5 binlik, binlik plan süreçleri tamamlanmalı, insanlar önünü görmeli.

Planlar sadece yatırımcılar açısından değil, Hasan Basri Güzeloğlu' nun neredeyse tek başına üstlendiği ve yıllardır bir yere vardırmaya çalıştığı 'Gülümseyen Mersin' projesinin de hayata geçmesi bakımından çok önemli.

Çünkü planlar olmadan adım atılamıyor, Anıtlar Kurulundan başlayarak attığınız her adımda karşınıza çıkan engellerin haddi hesabı yok.

'Gülümseyen Mersin' mevcut haliyle sınırlı bir bölgeyi kapsıyor ve o nedenle, Güzeloğlu projesinin mutlaka Müftü deresi ve Stadyuma kadar uzatılması, kışla arazisini içine alan bir büyük hayali gerçekleştirmeye dönüşmesi gerekiyor. Ama İstasyondan-Fenere uzanan ve eski Mersin' in kaderini değiştirecek ayağa kaldırma, tozunu alma girişiminin en önemli mihenk taşlarından birini Bit Pazarı oluşturacak, oluşturmalı...

Haksızlık etmeyeyim. Ben doğrudan Kocamaz' ın ağzından "Bit Pazarını yıkıp, yerine otopark yapacağım" türünden bir açıklama duymadım. Umarım tevatürdür de...

Ama bu vesileyle kimi tartışmaların ve varsa bu türden düşüncelere karşı önerileri dile getirmenin, önceden yazmamın hiç bir mahzuru yok, aksine faydası var. Bakarsınız Kocamaz çıkar, söylentileri yalanlar ve hepimizi rahatlatır.

Tarihi kilisenin külleri üzerine otopark yapmak kimseye bir şey kazandırmaz, ama oradaki 3 bin civarındaki esnaf ve aileleri başta olmak üzere tüm Mersin'e kaybettirir.

Otopark sorunu ne olacak derseniz, Tevfik Sırrı Gür lisesi yanındaki boş arazi hazır ve nazır bekliyor. Orası da yetmez derseniz, Atatürk parkına kondurulan Trafik binasının önüne elden düşme iki arabalı vapuru getirip bağlayın, hem para kazanın hem de vapurun üstünü restorana dönüştürüp eşine az rastlanır keyifli mekânlar kazandırın kente...

Geçen hafta topladığı AK Partili Belediye başkanlarına ne diyordu Erdoğan? :

"Sizler şehrin sahibi değilsiniz, şehr' i eminisiniz... Sahiplik taslamayın, her konuyu sahipleriyle müzakere edin"

Doğru söze ne denir? Meram bundan daha iyi nasıl anlatılabilir?

Erdoğan' ın tavsiyesinden sadece AK Partililer değil, tüm Belediye Başkanları dersler çıkarmalı...

Şehrin sahipleri elbette atılacak her önemli adımda sahipliğin gereğini, düşünceleriyle, katkılarıyla, destekleriyle yerine getirmeli...

Ama Şehr-i eminler de, yüklendikleri emanete sahip çıkmalı, değerini bilmeli ve korumalı...

Abdullah Ayan

 
 
16 Haziran 2014 Pazartesi 08:19
 
 
(1 Yorum Yapıldı)Yorumlar
<p>Vahap Kokulu</p> <p>2014-06-16 17:19:36</p> <p>Laik bir devlet olduğumuza ve Hıristiyan TC vatandaşları ile birlikte barış içerisinde yaşadığımıza göre acaba "Cami Yaptırma ve Yaşatma Derneği" gibi "Ortodoks Kilisesi yaptırma ve yaşatma derneği "kurularak devlet desteği ile yıkılan kilisenin aynısı yeniden inşa edilse..Tüm dünyaya örnek oluruz.Ciddiyim!</p>
 
Bu Kategorideki Diğer Haberler
 
KDV sistemi değişiyorToroslarda yüzme kursları başladıToroslar’da, Yapılandırma Başvuruları BaşladıGüneş Doğarken İşçilerle Sabah MesaisindeTarih, doğa, deniz, güneş, müzik ve dans kansere karşı birleştiİçel Soroptimist Kulübü, 'Obezite ile Savaş' semineri düzenledi.Bisiklet durursa hayat dururTarsus Sev’in Robotik Takımı’na İki Ödül BirdenMobbing ve Hukuksal Boyutu Ele AlındıGüzel Konuşma ve Diksiyon
MTSO’ya teşekkür belgesiMenderes Gönüllü Evi, Mezitli'nin Filizleri ailesine katıldı
 
 
Yazarlar
Yazarlar RSS Beslemesi
 
 
 
Gazete Manşetleri
 
 
Namaz Vakitleri
 
  • İmsak05:41
  • Güneş07:20
  • Öğlen12:38
  • İkindi15:19
  • Akşam17:36
  • Yatsı19:04
 
Anket
.
 
İddaa
 
Lig Puan Durumu
 
Takımlar
O
G
B
M
P
1
Galatasaray
12
8
2
2
26
2
Başakşehir
12
8
2
2
26
3
Beşiktaş
12
6
4
2
22
4
Kayserispor
12
6
4
2
22
5
Fenerbahçe
12
5
5
2
20
6
Sivasspor
12
6
1
5
19
7
Bursaspor
12
5
3
4
18
8
Göztepe
12
5
3
4
18
9
Akhisarspor
12
5
3
4
18
10
Aytemiz Alanyaspor
12
5
2
5
17
11
Trabzonspor
12
4
4
4
16
12
Kasımpaşa
12
4
3
5
15
13
Malatyaspor
12
4
2
6
14
14
Antalyaspor
12
3
4
5
13
15
Konyaspor
12
3
2
7
11
16
Osmanlıspor
12
2
2
8
8
17
Karabükspor
12
2
2
8
8
18
Gençlerbirliği
12
2
2
8
8
 
Şampiyonlar Ligi
 
UEFA Avrupa Ligi
 
Alt Lig
 
 
Tarihte Bugün
1497 - Portekizli denizci Vasco de Gama Ümit Burnu'na vardı.
1909 - Tıp Fakültesi'ne bağlı Diş Hekimliği bölümü kuruldu.
1922 - Mısır'da Howard Carter, yardımcısı Lord Carnarvon'la birlikte firavun Tutankhamun'un mezarını açtılar.
1925 - Şapka devrimine karşı gösteriler sürüyor. Kayseri'de gösteriler yapıldı.
1928 - Ravel'in Boléro'su ilk kez Paris'te sahnelendi.
1936 - Halit Ziya Uşaklıgil'in son anıları "Saray ve Ötesi", Cumhuriyet gazetesinde yayımlanmaya başlandı.
1943 - Lübnan, Fransa'dan bağımsızlığını kazandı.
1948 - İkinci İktisat Kongresi olan 1948 Türkiye İktisat Kongresi toplandı. Kongrede, devletçilik politikası eleştirildi, özel girişimciliğin teşviki istendi.
1952 - Vatan gazetesi başyazarı Ahmet Emin Yalman silahlı saldırıya uğradı.
1958 - Juilliard Dörtlüsü, besteci Adnan Saygun'un 1. Yaylı Çalgılar Dörtlüsü'nü Washington'da seslendirdi.
1963 - Amerika Birleşik Devletleri başkanı John F. Kennedy Dallas'ta öldürüldü. Aynı gün, yardımcısı Lyndon B. Johnson başkan oldu.
1968 - Türkiye'de ilk kalp nakli yapıldı. Doktor Kemal Beyazıt ve ekibinin gerçekleştirdiği ameliyat sonrası hasta 18 saat yaşayabildi.
1975 - Monarşi İspanya'ya geri döndü; Juan Carlos İspanya kralı oldu.
1979 - Uluslararası Para Fonu, IMF, Türk Lirası'nın yeniden devalüe edilmesini istedi.
1982 - Yazar Tezer Özlü Almanya'da "Malbug Ödülü"nü kazandı.
1984 - Avrupa Konseyi'nde Türkiye'nin dönem başkanlığı tartışıldı. Sonuca varılamayınca, Dışişleri Bakanı Vahit Halefoğlu toplantıyı terk etti.
1986 - Mike Tyson 20 yaşında dünyanın en genç ağır sıklet şampiyonu oldu.
1994 - Devlet Opera ve Balesi'nin bütçesinde kesinti yapıldı. Kesintiyi yapan Doğru Yol Partisi, Anavatan Partisi, Milliyetçi Hareket Partisi ve Refah Partisi milletvekilleri, "Opera ve bale ne iş yapar, bunları kaç kişi seyrediyor" dediler.
1995 - Tamamı bilgisayar desteği ile oluşturulmuş ilk uzun metrajlı konulu film olan Oyuncak Hikayesi gösterime verildi.
2005 - Angela Merkel, Almanya'nın ilk kadın şansölyesi oldu.
 
Get our toolbar!
 
Arşiv
 
Bumerang - Yazarkafe
 
Süper Loto
16.11.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu121424303145
 
On Numara
20.11.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu04060910212223242528334041424556676872737577
 
Sayısal Loto
18.11.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu011113182649
 
Şans Topu
15.11.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu030508233211
 
 
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji