Hizmet sektörü güven endeksi 98,8 oldu

Ana Sayfa » Gündem » Kim neden kazanır, kim neden kaybeder? -1... Abdullah Ayan yazdı

Kim neden kazanır, kim neden kaybeder? -1... Abdullah Ayan yazdı

Hiç kimse Mersini zengin kılan çok renkli, çok sesli, çok dinli, çok dilli renk cümbüşünü, muhteşem orkestrasyonunu senkronize etmeye, enstrümanları bozuk sanıp akort etmeye kalkışmasın...

 
 
Kim neden kazanır, kim neden kaybeder?  -1... Abdullah Ayan yazdı
30 Mart akşamı sandıklar açılacak, bir başka ifadeyle söyleyeyim: "takke düşüp, kel görünecek"...

Bakmayın bugün herkesin seçimi kazandık babında zafer naraları atmasına. Ömrüm o havayı yayanların farklı simalarını tanımakla geçti. O nedenle geçmişte yaptığım benzetmeyi yinelemekte mahzur yok:

İster, mindere çıkan pehlivanın daha güreş başlamadan seyircilere sanki rakip onlarmış gibi efelenmesi deyin,

İsterseniz mezarlıktan korkanların ıslık çalıp, kendi kendilerini cesaretlendirmesi deyin, çok fark etmiyor, sonuçta gördüklerim hep aynı kapıya çıkıyor...

Adayların hepsi daha önce aday adaylık yarışında gördüklerimiz gibi önce kendi kendilerini inandırıyorlar seçileceklerine...

Sonrası kolay, kendini inandırdıktan sonra karşısındakine de o inancı zerk edeceğini sanıyor.

Eskiden karşıma geçip destan yazacağını söyleyenlere, olası ihtimalleri, onlardan gerçekleşmesi en yüksek olanı kısaca acı gerçeği önceden göstermeye, anlatmaya çabalardım. Son zamanlarda bunun ne kadar beyhude çaba olduğuna o kadar çok tanık oldum ki, artık dil dökmek bile gelmiyor içimden. "Bırak bu kurduğu mutlu fanus içinde acı gerçekle yüzleşeceği güne kadar yaşasın" diyorum.

Hani hastanın gerçeği söyleyenden çok, 'turp gibisin' diyen doktoru baş tacı etme hali vardır ya, durum biraz da onu andırınca, "hakikati söylemek sana mı kaldı, bırak gittiği yere kadar böyle mutlu gitsin" diyecek hale gelmiş durumdayım...

Tam olarak başarıyor muyum? Elbette zor, ne de olsa can çıksa da huy çıkmıyor...

30 Mart akşamı Türkiye' de genel tablonun nasıl çıkacağıyla ilgili beklentim bir yana, elbette tahminim var.

Hadi beklentimi de söyleyeyim: Türkiye' nin özellikle istikrarının bozulmaması ama her şeyden önemlisi Kürtlerle başlayan barış macerasının başına bir şey gelmemesi için AK Parti %40' ın altına düşmesin diye umut ediyorum.

Bir başka dileğim ise 100 yıllık Cumhuriyetin son 50 senesinin yakın tanığı olarak ülkenin tek adamlardan çektiğinin sona ermesi, demokratik bir sistemin oturması, tüm bireylerin haklarının korunduğu bir seçim sonucu çıkması gerektiğine inanıyor en azından diliyorum.

Hiç bir kişi, parti hatta çoğunluğun başına buyruk yönetmeye kalkması yerine hukukun tüm kurum ve kurallarıyla işlemesi adına halkın AK Partiyi sandıkta uyarması için bu yerel seçimleri tarihi bir fırsat olarak görüyorum.

Nasıl olur bilmiyorum ama %40'ın altına düşmeyecek, üstüne de çıkmayacak bir sonuç herkese muhteşem bir ders olur diye düşünüyorum. Seçmen elbet kuyumcu değil, o kadar hassas terazi de yok toplumsal refleksi ayarlayan. Ama diyorum ya geçmiş seçimlerin hepsinde hep ibretlik dersleri kılı kırk yararak veren halkın yine bir mucize yaratacağına ve herkese parmak ısırtacağına inanıyorum.

**

Gelelim Mersin' e...

Bu kent benim olmazsa olmazım, kaderim, geçmişim de burada gömülü, geleceğim de bu kentte saklı.

Kim bu kentte taş üstüne taş koyarsa, sırtımda taşımak, çağırdığı her yere koşup karınca kararınca yardım etmek boynumun borcu.

Dedemin mezarı sınırın öbür yakasında, farklı topraklarda ama babaannemin, babamın, annemin mezarı bu şehirde...

Bu şehirde veya başka yerde nerede verirsem vereyim son nefesimden sonra benim de ebedi uykuya dalacağım yer onların yanında beni bekliyor.

Çocuklarım burada yaşıyor, büyük olasılıkla torunlarım da dünyanın neresinde ekmeklerini kazanırsa kazansın bu kente aidiyet duygusuyla bağlı olacaklar, bu sadece temenni değil. Samimi inancım bu yönde...

Bu nedenle söz konusu Mersin olduğunda kimse benden tarafsız olmamı beklemesin.

Bu konuda elbette önceliklerim, kaygılarım, korkularım var.

En önemli kaygım; Mersini zengin kılan çok renkli, çok sesli, çok dinli, çok dilli renk cümbüşünü anlamakta zorlananların; bu ahenksizliğin muhteşem orkestrasyonunu restore etmeye, enstrümanları bozuk sanıp akort etmeye kalkışması...

Böylesi çılgın projeler peşinde koşanlar bir yana hayal bile edenler sadece kenti germekle kalmaz, barış içinde yaşama iradesine de gem vurur...

Bu nedenle Büyükşehir' in başına kim gelirse gelsin, "3 hilali, 6 oku, ampulü" falan kent burçlarında dalgalandırma gibi hayallere kapılmasın.

Zaten oluşacak Büyükşehir Meclisi de birilerinin sandığı gibi homojen olmayacağı, kentin kozmopolit yapısını yansıtacağı için, bu türden toplumsal mühendislik peşinde koşanlar şimdiden kendilerini parti ilkelerini hayata geçirecek figürler olarak görmekten vazgeçmeli, tüm kenti tüm renkleriyle kucaklayacak liderler olarak görmeli.

74 kişilik meclis tam bir Türkiye mozaiği olarak sandıktan çıkıp ete kemiğe bürünecek. Bugünden gördüğüm kadarıyla Büyükşehir Başkanı %32-34 arası oyla seçileceği ve diğer üç partinin de barajı aşıp Mecliste yer alacağı için Mersin bir koalisyonla yönetilmeye mecbur hatta mahkûm...

Seçim döneminde söylenen ne varsa, 30 mart akşamı unutulup, Mersin' in ruhuna uygun yepyeni bir siyasi dil oluşturmak zorundayız.

Burada en büyük rol hepimizin gönlünden geçen aday olmasa da, en çok oyu aldığı için hepimizin Başkanı olmak gibi önemli misyonu yüklenmek zorunda kalacak olan Başkan...

Mersin' in alt yapı, üst yapı sorunları, kenti ayağa kaldıracak en çılgınından en ahestesine projeleri, beklentiler, umutlar, ülkenin geleceği en parlak şehrinin beklentileri...

Hepsi bugün, yarın ama bir gün mutlaka hayata geçer, geçecektir...

Ama Başkanlık koltuğuna oturacak ismin olmazsa olmazı bu kentin dışarıdan kaos gibi görünen dengesinin bozulmamasına, bir arada yaşama iradesinin ayakta kalmasına bağlı.

Gereklilik ve yeterlilik ilkesiyle özetlemeye çalışırsam kent mozaiğini bozmama, çeşitliliğine saygı duyma Mersinin olmazsa olmazı asgari gerekliliğidir. Bu yeterli mi? elbette değil, 21.yüzyılın değişen konjonktürünün en önemli vahasının vanasını barındıran bir kent sadece barışla, huzurla, çatışmamaya dayalı bir konseptle yetinmez, yetinmemeli...

Ama kent barışının havadan, sudan daha önemli olduğunu da unutmamalı...

Aslında üç Başkan adayının, Özcan, Kocamaz ve Sever' in nerede kazanıp, nerede kaybettiklerini yazacaktım, ama sabırları zorlamayayım, bir sonraki yazıda da ona değinirim...



 
26 Mart 2014 Çarşamba 09:30
 
 
(0 Yorum Yapıldı)Yorumlar
<p>Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.</p>
 
Bu Kategorideki Diğer Haberler
 
Toroslarda yüzme kursları başladıToroslar’da, Yapılandırma Başvuruları BaşladıGüneş Doğarken İşçilerle Sabah MesaisindeTarih, doğa, deniz, güneş, müzik ve dans kansere karşı birleştiİçel Soroptimist Kulübü, 'Obezite ile Savaş' semineri düzenledi.Bisiklet durursa hayat dururTarsus Sev’in Robotik Takımı’na İki Ödül BirdenMobbing ve Hukuksal Boyutu Ele AlındıGüzel Konuşma ve Diksiyon
MTSO’ya teşekkür belgesiMenderes Gönüllü Evi, Mezitli'nin Filizleri ailesine katıldıMiniklerden Büyük Nağmeler
 
 
Yazarlar
Yazarlar RSS Beslemesi
 
 
Get our toolbar!
 
Gazete Manşetleri
 
 
Namaz Vakitleri
 
  • İmsak03:15
  • Güneş05:19
  • Öğlen12:55
  • İkindi16:47
  • Akşam20:13
  • Yatsı21:59
 
Anket
.
 
İddaa
 
Lig Puan Durumu
 
Takımlar
O
G
B
M
P
1
Beşiktaş
34
23
8
3
77
2
Başakşehir
34
21
10
3
73
3
Fenerbahçe
34
18
10
6
64
4
Galatasaray
34
20
4
10
64
5
Antalyaspor
34
17
7
10
58
6
Trabzonspor
34
14
9
11
51
7
Akhisar Bld.
34
14
6
14
48
8
Gençlerbirliği
34
12
10
12
46
9
Kasımpaşa
34
12
7
15
43
10
Konyaspor
34
11
10
13
43
11
K.D.Ç. Karabük
34
12
7
15
43
12
Alanyaspor
34
12
4
18
40
13
Osmanlıspor FK
34
9
11
14
38
14
Kayserispor
34
10
8
16
38
15
Bursaspor
34
11
5
18
38
16
Ç. Rizespor
34
10
6
18
36
17
Gaziantepspor
34
7
5
22
26
18
Adanaspor
34
6
7
21
25
 
Şampiyonlar Ligi
 
UEFA Avrupa Ligi
 
Alt Lig
 
 
Tarihte Bugün
1880 - Fransa Tahiti'yi topraklarına kattı.
1913 - Balkan Savaşı başladı.
1925 - Diyarbakır İstiklal Mahkemesi'nce idama mahkûm edilen Şeyh Said ile adamları idam edildi.
1934 - Bitlis'te yaşayan Zaro Ağa 157 yaşındayken yaşamını yitirdi. İç organları inceleme amacıyla alındı.
1938 - Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğü kuruldu.
1939 - Hatay Devleti Meclisi, oybirliğiyle Türkiye'ye katılma kararı aldı.
1971 - TBMM'de çıkan bir yasayla Türkiye'de haşhaş ekimi yasaklandı.
1974 - Isabel Perón, Arjantin'in ilk kadın devlet başkanı olarak yemin etti. Kocası eski başkan Juan Peron sağlık durumunun bozulması üzerine görevlerini bırakmıştı. Zaten iki gün sonra da öldü.
1976 - Seyşel Adaları, Birleşik Krallık'tan bağımsızlığını kazandı.
1984 - Türkiye ile Sovyetler Birliği arasında karma ekonomik protokol imzalandı.
1986 - Arjantin, Batı Almanya'yı 3-2 yenerek Dünya Futbol Şampiyonu oldu.
1992 - Cezayir devlet başkanı Muhammed Budiaf suikaste uğrayarak yaşamını yitirdi.
1995 - Ankara Büyükşehir Belediyesi, amblemindeki Hitit Güneşi'ni; Kocatepe Camii'ni ve Atakule'yi simgeleyen bir tasvir ile değiştirdi.
1999 - Abdullah Öcalan, vatana ihanet suçundan idam cezasına çarptırıldı.
2000 - Endonezya'da yolcu taşıyan bir tekne 500 yolcusuyla birlikte battı. Kazadan kurtulan olmadı.
2002 - Türkiye, 2002 FIFA Dünya Kupası'nda 3. oldu.
2005 - Sezen Aksu Bahane Albümünün Remiks'ini çıkarttı.
2008 - Euro 2008 finalinde İspanya, Almanya'yı yenerek Avrupa şampiyonu oldu.
 
 
Arşiv
 
Bumerang - Yazarkafe
 
Süper Loto
22.06.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu030520374448
 
On Numara
26.06.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu01070814171819283031344145464851525559606575
 
Sayısal Loto
24.06.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu071022233045
 
Şans Topu
28.06.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu202123242909
 
 
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji