Bakan Elvan’dan Emeklilere TOKİ Müjdesi

Ana Sayfa » Gündem » Kim neden kazanır, kim neden kaybeder? -1... Abdullah Ayan yazdı

Kim neden kazanır, kim neden kaybeder? -1... Abdullah Ayan yazdı

Hiç kimse Mersini zengin kılan çok renkli, çok sesli, çok dinli, çok dilli renk cümbüşünü, muhteşem orkestrasyonunu senkronize etmeye, enstrümanları bozuk sanıp akort etmeye kalkışmasın...

 
 
Kim neden kazanır, kim neden kaybeder?  -1... Abdullah Ayan yazdı
30 Mart akşamı sandıklar açılacak, bir başka ifadeyle söyleyeyim: "takke düşüp, kel görünecek"...

Bakmayın bugün herkesin seçimi kazandık babında zafer naraları atmasına. Ömrüm o havayı yayanların farklı simalarını tanımakla geçti. O nedenle geçmişte yaptığım benzetmeyi yinelemekte mahzur yok:

İster, mindere çıkan pehlivanın daha güreş başlamadan seyircilere sanki rakip onlarmış gibi efelenmesi deyin,

İsterseniz mezarlıktan korkanların ıslık çalıp, kendi kendilerini cesaretlendirmesi deyin, çok fark etmiyor, sonuçta gördüklerim hep aynı kapıya çıkıyor...

Adayların hepsi daha önce aday adaylık yarışında gördüklerimiz gibi önce kendi kendilerini inandırıyorlar seçileceklerine...

Sonrası kolay, kendini inandırdıktan sonra karşısındakine de o inancı zerk edeceğini sanıyor.

Eskiden karşıma geçip destan yazacağını söyleyenlere, olası ihtimalleri, onlardan gerçekleşmesi en yüksek olanı kısaca acı gerçeği önceden göstermeye, anlatmaya çabalardım. Son zamanlarda bunun ne kadar beyhude çaba olduğuna o kadar çok tanık oldum ki, artık dil dökmek bile gelmiyor içimden. "Bırak bu kurduğu mutlu fanus içinde acı gerçekle yüzleşeceği güne kadar yaşasın" diyorum.

Hani hastanın gerçeği söyleyenden çok, 'turp gibisin' diyen doktoru baş tacı etme hali vardır ya, durum biraz da onu andırınca, "hakikati söylemek sana mı kaldı, bırak gittiği yere kadar böyle mutlu gitsin" diyecek hale gelmiş durumdayım...

Tam olarak başarıyor muyum? Elbette zor, ne de olsa can çıksa da huy çıkmıyor...

30 Mart akşamı Türkiye' de genel tablonun nasıl çıkacağıyla ilgili beklentim bir yana, elbette tahminim var.

Hadi beklentimi de söyleyeyim: Türkiye' nin özellikle istikrarının bozulmaması ama her şeyden önemlisi Kürtlerle başlayan barış macerasının başına bir şey gelmemesi için AK Parti %40' ın altına düşmesin diye umut ediyorum.

Bir başka dileğim ise 100 yıllık Cumhuriyetin son 50 senesinin yakın tanığı olarak ülkenin tek adamlardan çektiğinin sona ermesi, demokratik bir sistemin oturması, tüm bireylerin haklarının korunduğu bir seçim sonucu çıkması gerektiğine inanıyor en azından diliyorum.

Hiç bir kişi, parti hatta çoğunluğun başına buyruk yönetmeye kalkması yerine hukukun tüm kurum ve kurallarıyla işlemesi adına halkın AK Partiyi sandıkta uyarması için bu yerel seçimleri tarihi bir fırsat olarak görüyorum.

Nasıl olur bilmiyorum ama %40'ın altına düşmeyecek, üstüne de çıkmayacak bir sonuç herkese muhteşem bir ders olur diye düşünüyorum. Seçmen elbet kuyumcu değil, o kadar hassas terazi de yok toplumsal refleksi ayarlayan. Ama diyorum ya geçmiş seçimlerin hepsinde hep ibretlik dersleri kılı kırk yararak veren halkın yine bir mucize yaratacağına ve herkese parmak ısırtacağına inanıyorum.

**

Gelelim Mersin' e...

Bu kent benim olmazsa olmazım, kaderim, geçmişim de burada gömülü, geleceğim de bu kentte saklı.

Kim bu kentte taş üstüne taş koyarsa, sırtımda taşımak, çağırdığı her yere koşup karınca kararınca yardım etmek boynumun borcu.

Dedemin mezarı sınırın öbür yakasında, farklı topraklarda ama babaannemin, babamın, annemin mezarı bu şehirde...

Bu şehirde veya başka yerde nerede verirsem vereyim son nefesimden sonra benim de ebedi uykuya dalacağım yer onların yanında beni bekliyor.

Çocuklarım burada yaşıyor, büyük olasılıkla torunlarım da dünyanın neresinde ekmeklerini kazanırsa kazansın bu kente aidiyet duygusuyla bağlı olacaklar, bu sadece temenni değil. Samimi inancım bu yönde...

Bu nedenle söz konusu Mersin olduğunda kimse benden tarafsız olmamı beklemesin.

Bu konuda elbette önceliklerim, kaygılarım, korkularım var.

En önemli kaygım; Mersini zengin kılan çok renkli, çok sesli, çok dinli, çok dilli renk cümbüşünü anlamakta zorlananların; bu ahenksizliğin muhteşem orkestrasyonunu restore etmeye, enstrümanları bozuk sanıp akort etmeye kalkışması...

Böylesi çılgın projeler peşinde koşanlar bir yana hayal bile edenler sadece kenti germekle kalmaz, barış içinde yaşama iradesine de gem vurur...

Bu nedenle Büyükşehir' in başına kim gelirse gelsin, "3 hilali, 6 oku, ampulü" falan kent burçlarında dalgalandırma gibi hayallere kapılmasın.

Zaten oluşacak Büyükşehir Meclisi de birilerinin sandığı gibi homojen olmayacağı, kentin kozmopolit yapısını yansıtacağı için, bu türden toplumsal mühendislik peşinde koşanlar şimdiden kendilerini parti ilkelerini hayata geçirecek figürler olarak görmekten vazgeçmeli, tüm kenti tüm renkleriyle kucaklayacak liderler olarak görmeli.

74 kişilik meclis tam bir Türkiye mozaiği olarak sandıktan çıkıp ete kemiğe bürünecek. Bugünden gördüğüm kadarıyla Büyükşehir Başkanı %32-34 arası oyla seçileceği ve diğer üç partinin de barajı aşıp Mecliste yer alacağı için Mersin bir koalisyonla yönetilmeye mecbur hatta mahkûm...

Seçim döneminde söylenen ne varsa, 30 mart akşamı unutulup, Mersin' in ruhuna uygun yepyeni bir siyasi dil oluşturmak zorundayız.

Burada en büyük rol hepimizin gönlünden geçen aday olmasa da, en çok oyu aldığı için hepimizin Başkanı olmak gibi önemli misyonu yüklenmek zorunda kalacak olan Başkan...

Mersin' in alt yapı, üst yapı sorunları, kenti ayağa kaldıracak en çılgınından en ahestesine projeleri, beklentiler, umutlar, ülkenin geleceği en parlak şehrinin beklentileri...

Hepsi bugün, yarın ama bir gün mutlaka hayata geçer, geçecektir...

Ama Başkanlık koltuğuna oturacak ismin olmazsa olmazı bu kentin dışarıdan kaos gibi görünen dengesinin bozulmamasına, bir arada yaşama iradesinin ayakta kalmasına bağlı.

Gereklilik ve yeterlilik ilkesiyle özetlemeye çalışırsam kent mozaiğini bozmama, çeşitliliğine saygı duyma Mersinin olmazsa olmazı asgari gerekliliğidir. Bu yeterli mi? elbette değil, 21.yüzyılın değişen konjonktürünün en önemli vahasının vanasını barındıran bir kent sadece barışla, huzurla, çatışmamaya dayalı bir konseptle yetinmez, yetinmemeli...

Ama kent barışının havadan, sudan daha önemli olduğunu da unutmamalı...

Aslında üç Başkan adayının, Özcan, Kocamaz ve Sever' in nerede kazanıp, nerede kaybettiklerini yazacaktım, ama sabırları zorlamayayım, bir sonraki yazıda da ona değinirim...



 
26 Mart 2014 Çarşamba 09:30
 
 
(0 Yorum Yapıldı)Yorumlar
<p>Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.</p>
 
Bu Kategorideki Diğer Haberler
 
Tarih, doğa, deniz, güneş, müzik ve dans kansere karşı birleştiİçel Soroptimist Kulübü, 'Obezite ile Savaş' semineri düzenledi.Bisiklet durursa hayat dururTarsus Sev’in Robotik Takımı’na İki Ödül BirdenMobbing ve Hukuksal Boyutu Ele AlındıGüzel Konuşma ve Diksiyon
MTSO’ya teşekkür belgesiMenderes Gönüllü Evi, Mezitli'nin Filizleri ailesine katıldıMiniklerden Büyük Nağmeler Mezitli’de 26. Jakaranda koruluğu açıldı Çalgı Çengi’nin Ünlü Oyuncuları Forum Mersin’de Hayranlarıyla Buluşuyor Çocukların isteğiyle Mezitli'ye kar yağdı
 
 
Yazarlar
Yazarlar RSS Beslemesi
 
 
 
Get our toolbar!
 
Gazete Manşetleri
 
 
Namaz Vakitleri
 
  • İmsak04:57
  • Güneş06:32
  • Öğlen12:58
  • İkindi16:28
  • Akşam19:04
  • Yatsı20:29
 
Bumerang - Yazarkafe
 
Anket
.
 
İddaa
 
Lig Puan Durumu
 
Takımlar
O
G
B
M
P
1
Beşiktaş
25
16
7
2
55
2
Başakşehir
25
15
8
2
53
3
Galatasaray
25
14
4
7
46
4
Fenerbahçe
25
12
8
5
44
5
Trabzonspor
25
12
5
8
41
6
Antalyaspor
25
11
6
8
39
7
Kasımpaşa
25
10
5
10
35
8
Konyaspor
25
9
8
8
35
9
K.D.Ç. Karabük
25
10
4
11
34
10
Bursaspor
25
9
5
11
32
11
Gençlerbirliği
24
8
8
8
32
12
Osmanlıspor FK
25
7
10
8
31
13
Alanyaspor
25
8
4
13
28
14
Akhisar Bld.
25
7
6
12
27
15
Kayserispor
25
7
6
12
27
16
Ç. Rizespor
25
5
5
15
20
17
Adanaspor
25
5
5
15
20
18
Gaziantepspor
24
5
4
15
19
 
Şampiyonlar Ligi
 
UEFA Avrupa Ligi
 
Alt Lig
 
 
Tarihte Bugün
1394 - Timurlenk Diyarbakır'ı işgal etti.[kaynak belirtilmeli]
1882 - Robert Koch, verem hastalığına neden olan bakteriyi (mycobacterium tuberculosis) keşfettiğini duyurdu. Bu buluşuyla 1905 yılında Tıp alanında Nobel ödülünü alacaktır.
1923 - Mustafa Kemal Paşa, Time dergisine kapak oldu.
1923 - Yunanistan'da cumhuriyet ilan edildi.
1926 - Türkiye'de petrol arama ve işletilmesinin devletçe yönetilmesini öngören kanun TBMM'de kabul edildi.
1938 - Cumhurbaşkanlığı yatı olarak satın alınan Savarona'ya, İngiltere'nin Southampton Limanı'nda törenle Türk bayrağı çekildi. 1 Haziran'da İstanbul'a getirilen Savarona, Dolmabahçe önüne demir attı. Atatürk, yatı gezerek incelemede bulundu.
1976 - Arjantin Devlet Başkanı Isabel Peron, kansız darbeyle devrildi. Jorge Rafael Videla, Emilio Eduardo Massera ve Orlando Ramon Agosti'den oluşan cunta iktidara el koydu, yedi yıllık diktatörlük döneminde 30 bine yakın kişi kaybedildi.
1978 - Savcı Doğan Öz öldürüldü.
1998 - Hindistan'da çıkan fırtınada 250 kişi öldü 3000 kişi yaralandı.
1999 - NATO, Kosova'daki Sırp saldırılarının sürmesi ve Batı Temas Grubu'nun anlaşma taslağını reddetmeleri üzerine, Yugoslavya'ya karşı hava harekâtı başlattı. Bu NATO'nun egemen bir ülkeye yaptığı ilk saldırı olarak tarihe geçti.
2000 - Varan Turizm'e ait otobüs, yolcularıyla kaçırıldı. Olaydan sonra yakalanan üç kişi, 36'şar yıl ağır hapis cezasına çarptırıldı.
2000 - Genelkurmay Başkanlığı, Talat Aydemir'in idamıyla sonuçlanan 1963'teki darbe girişimine katılan 1459 Harp Okulu öğrencisinin haklarını 37 yıl sonra iade etti.
2001 - Apple şirketi Mac OS X 10.0 (Cheetah)'ı piyasaya sürdü.
2006 - İspanya'daki ETA örgütü süresiz ve kalıcı ateşkes ilan etti.
2007 - Türkiye Euro 2008 elemelerinde Yunanistanı futbol maçında 4-1 mağlup etti.
 
Arşiv
 
Süper Loto
23.03.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu101318384152
 
On Numara
20.03.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu02040506071012162021253038404556586372747577
 
Sayısal Loto
18.03.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu121628374649
 
Şans Topu
22.03.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu042426293111
 
 
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji