Mersin Uluslararası Narenciye Festivali Muhteşem Dönüşünü Gerçekleştirmeli.

Ana Sayfa » Gündem » Kobani ve Işid senaryosu... Bedrettin Gündeş yazdı

Kobani ve Işid senaryosu... Bedrettin Gündeş yazdı

Türkiye’de barış ve kardeşliği geliştirecek, demokrasiyi olgunlaştıracak ve çözüm sürecine büyük katkı sunacak bir ortam doğmuşken, maalesef Türkiye bu süreci iyi kullanamadı. Kobani’deki insanların kendi yurttaşlarının akrabaları olduğu gerçeğini es geçti. Bu süreçte insani, vicdani tavır ertelenmemiş ve Kobani’ye her türlü destek sağlanmış olsaydı, barış ve kardeşlik sözde değil, özde bir devrim yaratacaktı.

 
 
Kobani ve Işid senaryosu... Bedrettin Gündeş yazdı

Doğuyor, yaşıyor ve ölüyoruz.

Yaşamın bütün evrelerinde insan olma kimliğimizi ön plana çıkardığımızda, yaşama güç, renk ve değer katarız. Aksi durumda yaşanan tüm felaketlerin hazırlayıcısı ve uygulayıcısı oluruz. Süreç içinde dürüstlüğü, insanlığı, vicdanı ve ahlak ölçülerini kendimizle yüzleşerek ve yaşama kattığımızla değerlendirip yorumlayabiliriz.

Ancak bilinmelidir ki, yaşamı çekilmez hale getirende, ekolojiyi tahrip edende, savaşları çıkaranda maalesef kendini insan sınıfına koyan yaratıklardır.

Dünya;  güçlülerin elinde bitmez tükenmez senaryolarla, bir o tarafa bir bu tarafa savrularak adeta acı üreten bir filmin gerçek sahneleriyle, sürecin zaman tünelinde yol almaktadır.

Elbette bu gerçek senaryoların yaşama aktarılması için oyun yazarına, senariste, yönetmene, oyuncuya, figüranlara ve oyunun sahneleneceği mekânlara ihtiyaç vardır.

Ortadoğu, medeniyetlerin, dinlerin, dillerin yeşerdiği bir coğrafya olmakla birlikte, ilkelliğin, geri kalmışlığın, barbarlığın, sultanlığın, savaşların, cehaletin hüküm sürdüğü mekânlar olarak her türlü acıları üretmeye devam etmektedir.

Başta ABD olmak üzere, İsrail, İngiltere ise, bu oyunun yazarlığında hep usta olma kabiliyetini göstermiş ülkeler olarak, dünya ganimetlerinin paylaşılmasına, şekillenmesine biçim verirler.

Her hangi bir ülkenin ekonomisi, siyaseti, iktidarı ve geleceği başta bu ülkeler olmak üzere, güçlü devletlerin kendi aralarındaki çıkar ilişkilerinin bir yansıması olarak biçimlenir ve yönlendirilir.

Bu ülkelerin konsorsiyumları senaryoyu yazar, devlet başkanları yönetmen konumunda olur, gelişmekte olan ülkelerin yönetenleri başoyuncu, az gelişmiş ülkelerin yöneten ve yönetilenleri ise, birer figüran olarak yerlerini alırlar.

Ortadoğu yazılmış bir senaryonun arabesk, mistik, kin, nefret ve acıların en katmerlisini barbarlık ölçülerinde hep yaşadı ve yaşamaya devam etmektedir. İnsanlık, adalet, hukuk ilkelerinin unutulduğu bu coğrafyada yaşanan bu ilkellik, bir filim şeridi gibi dünya medyasının baş konusu olarak yerini almaya devam ediyor.

Ortadoğu’daki son senaryo ise, filmin en ilginç karakterleri olarak, İslam adına, din adına, cihat adına, cennet hevesiyle kandırılarak kullanılan cehalet çeteleri tarafından oluşturuldu.  Bu cehalet çeteleri Allah adına baş kesmeyi, fuhuş yaptırmayı, genç fidanların başına sıkarak denize atmayı cihat sanıyorlar. Ne yazık ki, bu vahşi yaratıklar, maalesef yazılan senaryonun gereği olarak, rollerini çok ustaca oynamaya devam ediyorlar.

Bu karanlık çeteye bulaşanların bir kısmı, yaşattıkları ve gördükleri vahşet karşısında kurtulma, ayrılma şansını bile bulamaz duruma getirilmişler. Kandırılarak çeteye katılan gençlerin Anne ve Babalarının acısı, isyanı, utangaçlığı, çaresizliği ise ayrı bir dram.

Bu çetelerin yönlendiricileri her tarafa Korku saldılar. Sağa sola saldırtılarak işgallerle ganimet elde etmeye başladılar. Çünkü senaryo böyle yazılmıştı. IŞİD böyle bir senaryonun ürünü olarak ortaya çıktı.

Yönetmenler, Saddam’ın artık subaylarından, Esad’ın kaçkın askerlerinden, Avrupa ve Amerika’nın huzurunu bozan radikal sözde dindarlarından oluşan bu çetelerden, hem arınmak hem de faydalanmak gerektiğini biliyorlardı.

Gelişmekte olan ve yandaş ülkelerin başrol oyunculuğu sayesinde palazlanan bu IŞİD türevi çeteler, oyunculuklarını önce Bağdat’a saldırtılarak Büyük abilerinin sözünü dinlemeyen Maliki’yi düşürdüler. Ardından, baş keserek, toplu katliamlar yaparak önceden hazırlıkları tamamlanmış Musul’a girdiler. Musul dünden hazırdı. Sahne, dekor, oyuncular, korku, vahşet hepsi yazılmış bir senaryonun canlı versiyonuydu.

ABD Barzani’nin kendi başına petrol ticareti yapmasına çok içerlemişti. Söz dinletemiyor konumundan çıkması gerekiyordu. IŞİD çetelerini Musul’dan sonra Kerkük ve Erbil üzerine yürüttü. Mahmura kadar getirtti. Benim sözümden çıkarsan IŞİD’i Erbil’e sokarım mesajını verdi.

Temaslar, girişimler ve biat etme sonucu IŞİD bu alanlardan püskürtüldü. Deneyimsiz Peşmergenin imdadına beklenmedik bir anda PKK yetişti. Kerkük ve Mahmurun Işid çetelerine yenik düşmemesi, Kürtlerin birliği açısından çok önemli olan ortak savunma anlayışını geliştirdi.

Bu defa IŞİD ’in yönü Kobani’ye çevrildi. PKK Lideri Abdullah Öcalan’ın Ortadoğu’da Demokratik Konfederalizm anlayışının gelişmesi için yarattığı yeni paradigma, başta ABD olmak üzere sömürücü devletleri son derece rahatsız etmişti.

Ne demek, Ortadoğu’nun Demokratikleşmesi! Peki ya ABD Ortadoğu ülkelerinden avantasını alamazsa nasıl geçinecek. Rehavet içinde olan Obez toplumunu nasıl bir arada tutacak. Demokratik bir Ortadoğu’dan istediği zenginlikleri kendi ülkesine nasıl taşıyacak. Demokrasi işine gelirmi! PKK bu paradigmasıyla ABD’nin sömürü kanallarını tıkarsa olur mu hiç.!

İşte bu nedenlerle IŞİD Kobani’nin girişine kadar getirtildi. İsveç Anayasasından daha ileride düşünülen ve uygulamaya konan Kanton yaşam alanları, ABD ve benzer sömürücü ülkelerini tedirgin ediyordu.

Bugün 80. Gününe giren IŞİD saldırıları karşısında, olağanüstü bir cesaret gösteren YPG ve YPJ militanlarının direnci bütün dünyanın gündemine oturunca, ABD dolaylı olarak temasa geçtiği PYD ile direk temasa geçti. Beklide Ortadoğu’nun demokratikleşmesinin sadece Kantolarla sınırlı kalması karşılığında veya dünya kamuoyunun dikkatleri Kobani’ye çevrilince, PYD’ye destek olmaya başladı.

Bu arada, Türkiye’de barış ve kardeşliği geliştirecek, demokrasiyi olgunlaştıracak ve çözüm sürecine büyük katkı sunacak bir ortam doğmuşken, maalesef Türkiye bu süreci iyi kullanamadı. Kobani’deki insanların kendi yurttaşlarının akrabaları olduğu gerçeğini es geçti. Bu süreçte insani, vicdani tavır ertelenmemiş ve Kobani’ye her türlü destek sağlanmış olsaydı, barış ve kardeşlik sözde değil, özde bir devrim yaratacaktı. Demokratik bir Türkiye, özgür ve barışını sağlamış bir Türkiye yaratma konusunda, önemli bir süreci başlatmış olacaktı. Türkiye bu siyasi algı operasyonunda başarılı olamadı.

Bu destek Kürt yurttaşların güven problemini çözecek ve ayrılık fikirleri beklide yüzyıl ötelenecekti. Bu fırsat Esat, tarikat, mezhep ikilemi arasında heba edildi. IŞİD ’in geçici bir figüran olarak Yaratıldığı gözardı edildi.

Bu arada ABD ve yandaşları, bir müddet sonra IŞİD çetelerini sözünü dinlemeyen başka ülke veya alanlara yönlendirerek saldırtacak ve yarattığı korku imparatorluğuyla, Ortadoğu’yu istedikleri gibi yönlendirmeye ve yönetmeye devam edecekler.

Ve sonunda işi bittiğinde IŞİD denilen zavallı, kandırılmış vahşi yaratıkları birilerine imha ettirecek ve filmin sonunda kendi açısından mutlu sona ulaşmış olacak.

Hem Ortadoğu’yu yeniden şekillendirecek hem de itiraz eden emrindeki yönetenleri yarattığı korkuyla avanta vermelerinin devamını sağlama almış olacak. Bir senaryonun uygulanması birçok alanda kendisine avantajlar yaratacak.

Bu avantajlar, önce IŞİD ve benzeri çete örgütleriyle ve yaptıkları vahşetle bütün dünyaya bakın işte İslam budur diyecek.  Kendisine kafa tutmaya ve kendi ayakları üzerinde durmaya çalışan, demokrasisini geliştirmeye, haraç vermemeye, başka güçlü devletlerle ittifak arayışına girenlere bir gözdağı vererek, Ortadoğu’yu istediği gibi yönetmeye çalışacak.

Sonuçta, insanlar vahşice öldürülecek, acılar yaşanacak, göç ve yoksulluk artarak Ortadoğu’nun Demokratikleşmesi engellenmiş olacak.

Bu hep böylemi devam edecek. İnsanlık, vicdan, ahlak ne zaman devreye girecek. Taki; Ortadoğu ülkelerinin yönetmedeki ilkel ve baskıcı yönetimlerinin yerine demokrasiye inanmış, halkına güvenmiş, eşit ve adaletli paylaşımı yaratmış, halklar arası kavganın yerini barışın inşaa edildiği bir sürece inanmış yönetenlerin ve yönetilenlerin ağırlığı ortaya çıkana dek.

 

BEDRETTİN GÜNDEŞ

 
29 Kasım 2014 Cumartesi 21:21
 
 
(0 Yorum Yapıldı)Yorumlar
<p>Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.</p>
 
Bu Kategorideki Diğer Haberler
 
Güneş Doğarken İşçilerle Sabah MesaisindeTarih, doğa, deniz, güneş, müzik ve dans kansere karşı birleştiİçel Soroptimist Kulübü, 'Obezite ile Savaş' semineri düzenledi.Bisiklet durursa hayat dururTarsus Sev’in Robotik Takımı’na İki Ödül BirdenMobbing ve Hukuksal Boyutu Ele AlındıGüzel Konuşma ve Diksiyon
MTSO’ya teşekkür belgesiMenderes Gönüllü Evi, Mezitli'nin Filizleri ailesine katıldıMiniklerden Büyük Nağmeler Mezitli’de 26. Jakaranda koruluğu açıldı Çalgı Çengi’nin Ünlü Oyuncuları Forum Mersin’de Hayranlarıyla Buluşuyor
 
 
Yazarlar
Yazarlar RSS Beslemesi
 
 
 
Get our toolbar!
 
Gazete Manşetleri
 
 
Namaz Vakitleri
 
  • İmsak04:05
  • Güneş05:49
  • Öğlen12:50
  • İkindi16:34
  • Akşam19:31
  • Yatsı21:03
 
Bumerang - Yazarkafe
 
Anket
.
 
İddaa
 
Lig Puan Durumu
 
Takımlar
O
G
B
M
P
1
Beşiktaş
27
18
7
2
61
2
Başakşehir
28
16
9
3
57
3
Fenerbahçe
28
15
8
5
53
4
Galatasaray
28
15
4
9
49
5
Trabzonspor
28
14
5
9
47
6
Antalyaspor
28
12
7
9
43
7
Gençlerbirliği
28
10
9
9
39
8
Konyaspor
28
10
9
9
39
9
Osmanlıspor FK
28
9
10
9
37
10
Kasımpaşa
28
10
7
11
37
11
K.D.Ç. Karabük
28
10
5
13
35
12
Bursaspor
28
10
5
13
35
13
Alanyaspor
28
10
4
14
34
14
Akhisar Bld.
28
9
6
13
33
15
Kayserispor
28
7
6
15
27
16
Gaziantepspor
28
7
4
17
25
17
Ç. Rizespor
28
6
6
16
24
18
Adanaspor
27
5
5
17
20
 
Şampiyonlar Ligi
 
UEFA Avrupa Ligi
 
Alt Lig
 
 
Tarihte Bugün
1512 - I. Selim tahta çıktı.
1830 - Osmanlı hükümeti, Yunan devletinin varlığını resmen kabul etti.
1877 - Rusya, Eflak ve Boğdan'a girerek Osmanlı'lara savaş açtı, böylece 93 Harbi olarak anılan Osmanlı-Rus savaşı başlamış oldu.
1898 - İspanyolların Küba adasının boşaltılması istemini reddederek ABD'ye savaş ilan etmesiyle İspanyol-Amerikan Savaşı başladı.
1909 - İstanbul'a gelen Hareket Ordusu, 31 Mart Ayaklanması'nı bastırdı.
1915 - İstanbul'da Ermeni topluluğunun önde gelen 2.345 kişi tutuklandı.
1916 - Patrick Pearse önderliğindeki gizli milliyetçi örgüt, İrlanda Cumhuriyetçi Kardeşliği, Postane Baskını ile, Dublin'de İngiliz egemenliğine karşı Paskalya Ayaklanması'nı başlattı.
1920 - Mustafa Kemal, Büyük Millet Meclisi Reisliğine seçildi.
1946 - Ulvi Cemal Erkin'in Birinci Senfonisi, Ankara Devlet Konservatuvarı'nda ilk kez seslendirildi.
1959 - Mısır Devlet Başkanı Cemal Abdül Nasır, Shell ve Anglo-Egyptian petrol şirketlerini kamulaştırma emri verdi.
1972 - TBMM, Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan'ın idam kararlarını yeniden onayladı.
1978 - Ereğli Kömür İşletmesi'nin Armutçuk üretim bölgesindeki grizu patlamasında 17 işçi öldü.
1980 - İran'da rehin tutulan 52 ABD'liyi kurtarmak için girişilen kurtarma operasyonu, rehineler kurtarılamadan sekiz ABD askerinin ölümüyle sonuçlandı.
2001 - Ankara DGM Cumhuriyet Başsavcılığı, Beyaz Enerji Operasyonu'na ilişkin soruşturmayı tamamlayarak dava açtı.
2004 - BM Genel Sekreteri Kofi Annan'ın Kıbrıs'ta çözüm için hazırladığı plana ilişkin referandum yapıldı. KKTC'de kabul edilen, ancak Kıbrıs Cumhuriyeti'nde reddedilen plan, her iki toplum tarafından kabul edilmediği için reddedilmiş oldu.
2007 - Recep Tayyip Erdoğan, Abdullah Gül'ü Cumhurbaşkanlığına aday olarak gösterdi.
 
Arşiv
 
Süper Loto
20.04.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu030622243337
 
On Numara
17.04.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu02030616202327282933434651526065717374757679
 
Sayısal Loto
22.04.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu051825283841
 
Şans Topu
19.04.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu091014303107
 
 
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji