Türkiye ekonomisi 2018 yılının ikinci çeyreğinde yüzde 5,2 büyüdü

Ana Sayfa » Güncel » Krizi fırsata çeviren ülke... Abdullah Ayan yazdı

Krizi fırsata çeviren ülke... Abdullah Ayan yazdı

O güne kadar her zor duruma düştüklerinde devletin koruyucu ve kurtarıcı gölgesine güvenen büyükler bu kez durumun farklı olduğunu ve sorunun bürokrasinin de siyasetçilerin de boyunu aştığını kısa zamanda anlamaya başlarlar.Her kaptan gemisini kendi çabasıyla yüzdürüp, kapağı sakin bir limana atmak zorundadır artık.

 
 
Krizi fırsata çeviren ülke... Abdullah Ayan yazdı

İkinci Dünya savaşı sonunda kazanan ABD koşulsuz teslim olan Japonya' ya General MacArthur' u atar.

Başkent Tokyo' ya üssünü kuran General askeri başkan sıfatıyla yerle bir olmuş kısa zaman öncesinin düşman ülkesini eğitim, endüstrileşme, devlet yönetimi alanlarında pek çok yenilikle ayağa kaldırmaya girişir.

Hayli başarılı olan MacArthur' u Başkan Truman 1950' de patlak veren Güney- Kuzey savaşı sırasında bu kez Güney Kore' nin kurtarılması ve ayağa kaldırılması amacıyla BM' lerce oluşturulan müşterek ordunun komutanlığına getirir.

Yıllar sonra efsanevi komutan, Japonya ve Güney Kore gözlemlerini anlatırken aslında birbirine yakın sanılan iki ülkenin farklılaştığı hayli ilginç özelliğe dikkat çekecektir.

MacArthur, feodal Japonya' nın endüstrileşme programını hazırlarken, lokomotif görevini büyük sermaye gruplarının lokomotif görevini üstleneceği, belirli sayıda holdingin desteklenmesine ağırlık verilmesini ister.

Ancak model işlemez. İşlemez çünkü, Japonya' da kalkınmanın dinamiği küçük aile işletmeleridir. (bugünkü tanımla KOBİ' ler) Ve bu işletmeler başta görmezden gelinince sistem çalışmaz. Ta ki teşvikler büyük holdinglerden küçük işletmelere kaydırılıncaya kadar.

Bu tecrübeye sahada yaşayarak tanık olan MacArthur, beş yılın ardından Güney Kore' ye ayak basınca, Japonya' da düştüğü hatayı tekrarlamamak için bu kez Kore için hazırlanan kalkınma modelinde öncülüğün KOBİ' lere verilmesini ister…

Ne mi olur?

Evdeki hesap yine çarşıya uymaz.

Uymaz çünkü, tarım toplumu Kore' de sermaye birikimi ve sanayileşme potansiyeli Chaebol diye adlandırılan birkaç büyük aile şirketinin elindedir.

Kısa süre sonra teşvik politikaları bu kuruluşlara yoğunlaştırılır ve ülke tarım toplumundan sanayi toplumuna geçişini bu şirketlerin öncülüğünde gerçekleştirir.

O kadar ki, gemi sanayi, dünya çapında müteahhitlik hizmetleri, otomotiv gibi sektörler başta olmak üzere dünya sahnesine güçlü giriş yapan Güney Kore' nin 1989 yılındaki performansına bakıldığında ülkenin üretimden kaynaklanan satışlarının %41' ini ve toplam ihracatının %50' sinden fazlasını toplam 43 chaebolün gerçekleştirdiği görülür.

Özellikle de 1961 askeri darbesiyle iktidara çöken Generaller, milli kalkınma modeli adı altında hem devletin ve devlet gözetimindeki bankalarda biriken tüm finans kaynaklarını hem de özellikle 80' lerin sonunda ucuzlayan ve bollaşan küresel sermaye kaynağını Kore' ye çekip, bu bir avuç şirkete aktarılması için her türlü çabayı gösterdiler.

Böylece ülkenin ekonomisi devletçe korunan, her türlü finansmanın devletçe sağlandığı, her türlü üretim ve hizmetlerinin de teşvike mazhar olduğu bu holdinglerin kontrolüne geçer.

1960' larda tekstil, 70' lerde ağır sanayi ve kimya sektörü, 80' lerde otomotiv derken, 90' larda akıl almaz inşaat furyasıyla hem kendileri alabildiğine büyüyen hem de hükümet destekli dış kredilerle çarkları çevirdikleri iddiasındaki chaeboller (aile holdingleri) Tayland' ta başlayan krizin Kore' ye sıçramasıyla okyanus ortasında fırtınaya yakalanan sandal misali sallanmaya başladılar.

Devlet garantili dış kredilerle öylesine borçlanmış ve ellerine geçen kaynakları hesapsız kitapsız alanlara savurmuşlardı ki, musluklardan akan su misali yabancılar bırakın yeni krediyi, mevcudu kurtarıp gitme derdine düşünce, zaten borçlarını karşılamayan öz kaynaklarıyla ortalıkta kalmalarına yol açar.

Yetmez, krizden çıkmak ve yabancı kaynakları yeniden çekmek için iktidar Güney Kore parası Won' u %100' e yaklaşan oranda devalüe etmek zorunda kalır. Bu ise zaten borçlarının büyük kısmı dolar olan şirketleri daha da kötü duruma düşürmekten başka işe yaramaz.

1990' lardan başlayarak günümüze kadar uzanan süreçte izlediğimiz krizlerin tümünün ortak kaderidir. Uluslar arası derecelendirme kuruluşları not kırarlar. 1997 Kasım sonunda Moody's Kore' nin notunu kırar.

İlk teslim bayrağını çeken KIA olur. Hükümetten acil yardım talebinde bulunur. Ancak 6 aylık komanın ardından 1998' de Hyundai tarafından yutulur. Tıpkı bir zamanların devi Daewoo' nun Amerikalı General Motors' a devredilmesi gibi.

O güne kadar her zor duruma düştüklerinde devletin koruyucu ve kurtarıcı gölgesine güvenen büyükler bu kez durumun farklı olduğunu ve sorunun bürokrasinin de siyasetçilerin de boyunu aştığını kısa zamanda anlamaya başlarlar.

Her kaptan gemisini kendi çabasıyla yüzdürüp, kapağı sakin bir limana atmak zorundadır artık.

Büyük şirketlerin ilk işi verimli olmayan, ayak bağı haline gelen kamburlarından kurtulma gerçeğiyle yüzleşmeleridir.

Oysa Güney Kore' de çalışanlar şirketlerini aile gibi görmüş, patronlar da babalığın sorumluluğuyla hareket etmiştir. Anlayış bu olunca bir babanın evlatlarını feda etmesine benzer zorlu ve acılı bir dönüşüme de yol açacaktır 1998 krizi.

Büyükler böylesine ağır bedeller öder de, küçükler ufak sıyrıklarla mı kurtulur?

KOBİ' lerin yediği darbenin büyüklüğü zamanla ortaya çıkar: Krizden önce 1996' da %14 olan KOBİ iflas oranı, 1998' de %40' a ulaşacaktır.

Sayılara çevrildiğinde çok daha dramatiktir tablo: 1996' da 11.600 KOBİ iflas etmişken, 1998' de 23 bin KOBİ iflas bayrağını çekecek ve çalışanlarıyla onca küçük işletme kepenk kapatacaktır.

Bunca yıkımdan sadece ekonomi ve iş dünyası değil, siyasette etkilenir.

Demir yumrukla ülkeyi yöneten iktidarlar dönemini de sona erdirir kriz.

Yıllarca askeri rejimlere karşı mücadele eden, darbecilerin defalarca öldürmeye kalkıştıkları, ömrü hapishanelerde ve işkencelerde geçmiş Kim Dae Jung 1997' de 4.kez girdiği demokratik yarıştan başarıyla çıkar. Bir zamanlar vatana ihanetten suçlanarak ölüme mahkum edilen Jung Halkın seçtiği Cumhurbaşkanıdır artık…

Ancak kendisini ve Güney Kore halkını çok ağır bir kriz ve krizin tam olarak sonu kestirilemeyen faturası beklemektedir…

Kim Dae Jung' un ülkeyi dönüştürüp, ağır sanayi hantallığının yerini bilişimin aldığı yeni döneme geçiş hikayesi bir başka makale konusu olsun…

Abdullah Ayan

 

 
 
30 Ağustos 2018 Perşembe 08:33
 
 
(0 Yorum Yapıldı)Yorumlar
<p>Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.</p>
 
Bu Kategorideki Diğer Haberler
 
Yazarlar
Yazarlar RSS Beslemesi
 
 
 
 
Gazete Manşetleri
 
 
Namaz Vakitleri
 
  • İmsak04:46
  • Güneş06:21
  • Öğlen12:45
  • İkindi16:13
  • Akşam18:49
  • Yatsı20:12
 
Anket
.
 
İddaa
 
Lig Puan Durumu
 
Takımlar
O
G
B
M
P
1
Galatasaray
5
4
0
1
12
2
Başakşehir
5
4
0
1
12
3
Kasımpaşa
5
4
0
1
12
4
Beşiktaş
5
3
1
1
10
5
Konyaspor
5
2
2
1
8
6
Kayserispor
5
2
2
1
8
7
Trabzonspor
5
2
1
2
7
8
Malatyaspor
5
2
1
2
7
9
Ankaragücü
5
2
1
2
7
10
Antalyaspor
5
2
1
2
7
11
Fenerbahçe
5
2
0
3
6
12
Göztepe
5
2
0
3
6
13
Alanyaspor
5
2
0
3
6
14
Sivasspor
5
1
2
2
5
15
Bursaspor
5
0
4
1
4
16
Çaykur Rizespor
5
0
3
2
3
17
Erzurum BB
5
0
2
3
2
18
Akhisar Bld.Spor
5
0
2
3
2
 
Şampiyonlar Ligi
 
UEFA Avrupa Ligi
 
Alt Lig
 
 
Tarihte Bugün
1792 - Devrimci Fransa'da Yasama Meclisi krallığı kaldırdı.
1858 - Babür İmparatorluğu yıkıldı.
1903 - İlk kovboy filmi Kit Carson'un prömiyeri ABD'de yapıldı.
1918 - Megiddo Savaşı sona erdi.
1924 - Mustafa Kemal Paşa, "Halk, köylüler bana her yerde iş programını şu iki kelime ile ihtar ettiler; Yol, mektep" dedi.
1932Himayei - Etfal Cemiyeti tarafından düzenlenen Alaturka Güreş müsabakaları Taksim Stadyumu'nda yapıldı.
1938 - İlk TV haber programı, BBC'de yayınlandı.
1938 - Polonya hükümeti, Çekoslavakya sınırına asker sevk etti. (bkz: Südet Krizi)
1943 - İnönü Ansiklopedisi'nin ilk fasikülü yayımlandı.
1947 - Zonguldak Kozlu kömür ocaklarında grizu patlaması: 48 işçi öldü.
1949 - Erzurum Hasankale demiryolu ulaşıma açıldı.
1958 - Başbakan Adnan Menderes , Cumhuriyet Halk Partisi'nin parti olmadığını, İsmet İnönü'nün siyaseti bırakması gerektiğini, basının istediğini yazamayacağını söyledi. Menderes, "Bize yumruk atan İsmet Paşa'yı alır layık olduğu muameleyi yaparız" dedi.
1960 - 27 Mayıs günü "Milli Birlik ve Hürriyet Bayramı" olarak kabul edildi.
1964 - Malta , İngiltere'den bağımsızlığını kazandı.
1977 - Türk Lirası devalüe edildi; Dolar 19,25 lira, Mark 8,27 lira oldu. Bu, Milliyetçi Cephe hükümetinin bir yılda yaptığı üçüncü devalüasyon oldu.
1980 - Orgeneral Haydar Saltık devlet başkanı genel sekreteri oldu. Aynı gün Başbakan Bülent Ulusu kabinesini açıkladı. (bkz:12 Eylül Darbesi)
1981 - Belize bağımsızlığını kazandı.
1995 - İzmir Buca Hapishanesi'ne düzenlenen operasyonda 3 siyasi tutuklu ve hükümlü yaşamını yitirdi. Olay, Buca Katliamı olarak tarihe geçti.
 
Arşiv
 
Bumerang - Yazarkafe
 
Süper Loto
20.09.2018 Tarihli Çekiliş Sonucu131735364146
 
On Numara
17.09.2018 Tarihli Çekiliş Sonucu02031113181926293438434451535459606465697279
 
Sayısal Loto
19.09.2018 Tarihli Çekiliş Sonucu103233374348
 
Şans Topu
19.09.2018 Tarihli Çekiliş Sonucu020306203001
 
 
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji