Özdemir,'Pazar Bağımlılığı İhracatçılarımız İçin Büyük Bir Risk Oluşturuyor'

Ana Sayfa » Güncel » Kürt meselesi bir başka baharı bekler mi?... Abdullah Ayan yazdı

Kürt meselesi bir başka baharı bekler mi?... Abdullah Ayan yazdı

Tekrarlanacak seçim ve Erdoğan'ın kayıp giden muhafazakar Kürt oylarını yeniden kazanma hesabı...

 
 
Kürt meselesi bir başka baharı bekler mi?... Abdullah Ayan yazdı

Çok eskilere gidecek değilim ama tanık olduğum sürece bakıyorum da, sadece Türkiye demokrasisi değil, demokratikleşme ile birlikte yürüyen Kürt meselesi o kadar çok "keşkelerle" öylesine acı veren pişmanlıklarla dolu ki...

Örneğin 1960 darbesinin ardından gelen demokratikleşme ikliminin filizlenmesine izin verdiği TİP' in (Türkiye İşçi Partisi hareketi -ki bugünkü ulusalcı İP ile ilgisi olmadığı gibi taban tabana zıtlıklar içeren bir sol hareketti) serpilip büyümesine izin verilseydi diyorum.

O iklimin sıcaklığında genişleyen ve kurumsallaşan özgürlükler, demokratikleşme çizgisi içinde sadece ülkenin ezilen kesimleri değil, Kürtler de temel hak ve özgürlüklere kavuşabilir, Türkiye onca acı ve gözyaşını yaşamak zorunda kalmazdı.

Ama TİP' e bile tahammül edemeyen egemen güçler önce seçim sistemiyle oynayarak, hareketi parlamento dışı bıraktılar, ardından gelen 12 Mart 71 mahcup darbesiyle de şiddet yerine demokrasiyi seçmiş aktörleriyle o platform etrafında tutunmaya çalışan tüm kesimler ve elbette Kürt hareketleri biçildi, devrimci muhalif damara sokak dışında hayat hakkı tanınmadı.

Ardından 1973 ve 77 seçimleriyle iktidara tutunmaya çalışan "halkçı Ecevit" dönemleri...

Ecevit o günlerin klasik jargonuyla "onlar ortak biz pazar" diyerek günümüz AB' nin nüvesini oluşturan AET sürecini elinin tersiyle itmese, belki 80 darbesini de yaşamaz, 74 Kıbrıs harekatı sırasında Karaoğlan' ın "biz sadece Kıbrıs' a çıkmıyoruz, Türk ve Yunan halklarına demokrasi de götürüyoruz" cümlesiyle müjdesini verdiği (!) o ince ayar demokrasi! sayesinde Yunanistan albaylar cuntası çökmekle kalmaz, Türkiye de aynı şekilde AB' nin evrensel kriterlerine uymaya çalışır, o sayede en azından 80 darbesi yaşanmayabilirdi...

Keşkeler diyorum ya, bu da sonradan başımızı taşlara çalacağımız bir başka "keşke" gerçeğiydi.

Ülkeyi 12 Eylül 80'e taşıyan faktörler arasında elbette küresel hesaplar, dış konjonktürün tartışılmaz rolü vardı ama darbenin asıl hedeflerinden birinin o güne kadar yarım kalmış Kürt asimilasyonunu tamamlamaya yönelik hedefleri olduğu tartışılmaz.

Diyarbakır zindanına atılan suçlu, suçsuz tüm Kürtlere reva görülenleri burada anlatacak değilim, ama o zulümden beter insanlık dışı muameleler bile Kürtleri sindirmeye, düzene baş eğmeye yetmedi. Aksine o zindanlar bir halkın daha da bilenmesine, bilinçlenmesine yol açtı.

Ve elbette 90' larda başlayan Özal' ın barış arayışları...

Silahların yerini siyasetin alması, dökülen kanın, boşa tüketilen onca enerjinin sonuçsuz kavgasına karşı, bir arada ortak yaşama iradesini savunan cesur çıkışları...

Özal o büyük hayali hayatıyla ödedi ve biz sadece Özal' a değil, ayağımızın altından kayıp giden bir başka "keşkeye" yandık.

Ve başlattığı barış ikliminin yerini zaman geçmeden kör şiddetin doldurduğu faili meçhulleri, bugün bile tam olarak açığa çıkmamış nice provokasyon, on binlerle ifade edilen ölümler ve ülkeyi gelişmişler seviyesine çıkaracak kaynakların silahlara, bombalara, savaş uçaklarına, askeri helikopterlere savrulması...

Faili meçhul cinayet organizatörlerinin zamanla "beyaz torosların refakatinde" kendi küplerini doldurmaya başlamalarını küçük bir ayrıntı olarak hatırlatıp, gelelim "keşkelerin" hepimizin gözleri önünde cereyan eden son dönemine.

Erdoğan' ın cesur adımlarla başlattığı büyük yolculuğun bugün gelinen duraktaki pür melal haliyle ilgili söylenecek hem çok söz var hem de kelimenin tam anlamıyla "sözün bittiği yer" ikilemindeyiz...

2013 nevruzunda başlayan ve durmadan "med-cezirler" yaşadığımız sürecin bugün varılan kör karanlık aşaması ne ortalama bir aklın, ne o aklı yitirmemiş hiç bir insanın anlayacağı, kabul edeceği bir noktada değil...

Ne oldu, nasıl oldu da bu noktaya geldik soruları da hayli yavan ve anlamsız...

Olan şudur:

Pragmatizmi günlük hesaba indirgeyen bir anlayış, Kürt sorunun çözümünü ülkenin mevcut parlamenter sisteminin yerini alacak Başkanlık yolculuğunun bir manivelası olarak görmüş, o büyük hayalin bir parçası olarak denkleme kattığı barış sürecinin kendisine sanıldığı kadar oy getirmediğini, aksine MHP ve HDP' ye bir miktar kaydığını görünce "ne masası?" demeye başlamıştır.

Bugün unutturulmaya çalışılsa da, şimdiden tarihteki yerini alan ünlü Dolmabahçe deklarasyonunu aradan 21 gün geçtikten sonra "Reisin" ret etmesinin altında bu neden yatıyor.

Türkiyenin tüm dizginlerini tek başına elinde tutan ve elbette o deklarasyonun da mimarı olan Erdoğan, sürecin partisine yeterince oy getirmediğini, aksine milliyetçi tabanda bir kaç puanlık kayba yol açtığını görünce, Dolmabahçe' de kurulan masayı devirmiş, MHP' ye kaymaya başlayan oyları yeniden toparlama derdine düşmüştür.

Bir zamanların "siyasi hayatıma mal olsa da" diye başladığı cümlelerle savunduğu çözüm sürecini başlatan da, kendisine başkanlığı getirecek bir meclis yapısı arayışı çerçevesinde o barış umudunu yakan da işte bu "Türk tipi Başkanlık" hayalidir.

Düne kadar Erdoğan' ın yanında yer alan ve HSYK' den, AYM' ye dilediği yapılanmaların yolunu açan 2010 referandumunda "yetmez ama evet" diyen liberalleri, barış sürecini tüm Anadolu'ya anlatmak üzere yola çıkan "âkil adamları" bir kalemde harcayan da aynı hesabın bir başka parçasıdır.

Erdoğan' ı çileden çıkaran bir başka olgu kurulduğu günden beri AK Partiye oy veren muhafazakar Kürtlerin 7 Haziran seçimlerinde HDP' ye yönelmesidir. Bunların yaklaşık oranı %4' tür ve HDP' nin barajı aşarak, Erdoğan' ın başkanlık hayallerini berhava eden bu %4 civarındaki muhafazakar Kürt tabanıdır.

Hiç kimsenin şüphesi olmasın, AK Parti 7 haziranda bırakın 330 ları 276 ile iktidar olsa, Erdoğan Başkanlık umutları kaybolsa bile devirdiği müzakere masasını kendi eliyle yeniden kurar, çözüm sürecini kaldığı yerden devam ettirirdi.

Erdoğan ve yakın çevresini asıl yıkan, oyunu bozan Demirtaş ve onunla birlikte kampanyayı yürütenlerin şike maç beklentisi içindeki karşı takım teknik direktörü Erdoğan'a hayal kırıklığı yaşatan agresif maça asılma halidir. Ve Erdoğan bu girişimi affedecek biri değildir. Daha da önemlisi kendisi için hayat memat meselesi anlamına gelen iktidarda kalma çabasının önündeki en büyük engel olarak ne MHP ne CHP' yi görmektedir. Asıl hedefi Demirtaş' lı HDP' dir ve en kısa zamanda gidilecek bir erken seçimle bu hesabı bir daha açılmamak üzere kapatma derdindedir.

Peki bu hesap tutar mı?

O sorunun cevabı ve 90' lardaki filmin tekrarı anlamına gelen bugünlerdeki kan revan manzaranın ne yöne evirileceği bir başka yazının konusudur...

 Abdullah Ayan

 
 
6 Ağustos 2015 Perşembe 12:08
 
 
(0 Yorum Yapıldı)Yorumlar
<p>Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.</p>
 
Bu Kategorideki Diğer Haberler
 
KDV sistemi değişiyorToroslarda yüzme kursları başladıToroslar’da, Yapılandırma Başvuruları BaşladıGüneş Doğarken İşçilerle Sabah MesaisindeTarih, doğa, deniz, güneş, müzik ve dans kansere karşı birleştiİçel Soroptimist Kulübü, 'Obezite ile Savaş' semineri düzenledi.Bisiklet durursa hayat dururTarsus Sev’in Robotik Takımı’na İki Ödül BirdenMobbing ve Hukuksal Boyutu Ele AlındıGüzel Konuşma ve Diksiyon
MTSO’ya teşekkür belgesiMenderes Gönüllü Evi, Mezitli'nin Filizleri ailesine katıldı
 
 
Yazarlar
Yazarlar RSS Beslemesi
 
 
 
Gazete Manşetleri
 
 
Namaz Vakitleri
 
  • İmsak05:55
  • Güneş07:36
  • Öğlen12:45
  • İkindi15:18
  • Akşam17:33
  • Yatsı19:03
 
Anket
.
 
İddaa
 
Lig Puan Durumu
 
Takımlar
O
G
B
M
P
1
Galatasaray
15
10
2
3
32
2
Başakşehir
14
9
3
2
30
3
Fenerbahçe
15
8
5
2
29
4
Göztepe
15
8
3
4
27
5
Beşiktaş
14
7
5
2
26
6
Kayserispor
14
7
5
2
26
7
Trabzonspor
15
7
4
4
25
8
Bursaspor
15
7
3
5
24
9
Akhisarspor
15
5
4
6
19
10
Sivasspor
14
6
1
7
19
11
Kasımpaşa
15
5
3
7
18
12
Aytemiz Alanyaspor
15
5
2
8
17
13
Malatyaspor
15
4
4
7
16
14
Osmanlıspor
15
4
2
9
14
15
Antalyaspor
15
3
5
7
14
16
Gençlerbirliği
15
3
3
9
12
17
Konyaspor
14
3
2
9
11
18
Karabükspor
14
2
2
10
8
 
Şampiyonlar Ligi
 
UEFA Avrupa Ligi
 
Alt Lig
 
 
Tarihte Bugün
1774 - Kazak isyanı önderi Pugaçev idam edildi.
1817 - Mississippi, A.B.D. nin 20. eyaleti olarak birliğe katıldı.
1863 - Londra metrosu açıldı.
1898 - İspanyol-Amerikan savaşı sonrası Küba İspanya'dan bağımsızlığını kazandı.
1901 - İlk Nobel ödülleri verildi.
1902 - Mısır'da Nil nehri üzerinde inşa edilen Aswan Barajı hizmete girdi.
1906 - Theodore Roosevelt, Rus-Japon Savaşının sona ermesinde oynadığı arabuluculuk rolünden dolayı, Nobel Barış Ödülü'nü alan ilk Amerikalı oldu.
1923 - İrlandalı şair William Butler Yeats Nobel Edebiyat Ödülü'nü aldı.
1927 - Fransız filozof Henri Bergson Nobel Edebiyat Ödülü'nü aldı.
1929 - Alman yazar Thomas Mann Nobel Edebiyat Ödülü'nü aldı.
1941 - Malaya açıklarında Prince of Wales ve Repulse olmak üzere Kraliyet Donanmasına ait iki zırhlı Japon İmparatorluk Deniz Kuvvetleri'ne bağlı torpido bombardıman uçakları tarafından batırıldı.
1948 - Birleşmiş Milletler Meclisi, İnsan Hakları Bildirgesini kabul etti. Türkiye İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi'ne kabul oyu verdi.
1956 - Macaristan'da çatışmalar başladı, sıkıyönetim ilan edildi.
1964 - Martin Luther King Nobel barış Ödülü'nü aldı.
1970 - Rus yazar Aleksandr Soljenitsin Nobel Edebiyat Ödülü'nü aldı.
1971 - Aralarında Türkiye İşçi Partisi Genel Sekreteri Tarık Ziya Ekinci'nin de bulunduğu 26 sanıklı Devrimci Doğu Kültür Ocakları davasına Diyarbakır'da başlandı.
1975 - Rus bilim insanı Andrey Saharov Nobel Barış Ödülü'nü aldı.
1977 - Uluslararası Af Örgütü Nobel Barış Ödülü'nü aldı.
1977 - İstanbul Toptaşı Cezaevi'nden 9 siyasi tutuklu kaçtı.
1978 - Enver Sedat ve Menahem Begin Nobel Barış Ödülü'nü aldı.
1979 - Devlet Opera ve Balesi Genel Müdürü Gürer Aykal görevinden alınmıştı. 10 Aralık günü bu göreve İsmet Kurt'un atanması üzerine Devlet Opera ve Balesi çalışanları Carmina Burana'nın sahnelenmesine katılmama kararı aldı. Kurt iki gün sonra istifa etti.
1979 - Rahibe Teresa Nobel Barış Ödülü'nü aldı.
1982 - Günaydın gazetesi yayın hayatına başladı.
1983 - Arjantin'de askeri rejim sona erdi; Arjantin'in 8 yıldan sonra ilk sivil başkanı Raul Alfonsin oldu.
1983 - Polonyalı Dayanışma Sendikası lideri Lech Walesa Nobel Barış Ödülü'nü aldı.
1984 - Güney Afrika'lı Piskopos Desmond Tutu Nobel Barış Ödülü'nü aldı.
1987 - Sedat Simavi Basın Ödülü Uğur Mumcu'ya verildi.
1987 - İnsan Hakları Derneği "Genel Af ve Ölüm Cezalarının Kaldırılması" talepli 130 bin imzalı dilekçeyi Meclis Genel Sekreterliği'ne sundu.
1988 - Türkiye'de ilk karaciğer nakli ameliyatı yapıldı. Ameliyatı, Ankara Hacettepe Üniversitesi'nden Prof.Dr. Mehmet Haberal gerçekleştirdi.
1988 - Cumhurbaşkanı Kenan Evren'in veto ettiği öğrenci affı yasası Meclis'te tekrar kabul edildi. Yasa, üniversitelerde türbana izin veriyordu.
1988 - Mısırlı Necip Mahfuz Nobel Edebiyat Ödülü'nü aldı.
1989 - Aliağa'da çevre şenliği yapıldı.
1993 - Güvenlik kuvvetleri Özgür Gündem gazetesinin İstanbul Kadırga'daki merkezini bastı ve tüm çalışanları gözaltına aldı.
1994 - Yaser Arafat, Shimon Perez ve Yitzhak Rabin Nobel Barış Ödülü'nü aldılar.
1994 - TBMM TV ( Meclis Tv) kuruldu.
2002 - Stanford Üniversitesi insan embriyosu klonlayacağını açıkladı.
2002 - Eski Amerikan Başkanı Jimmy Carter, 1970 lerde Orta Doğu'da sürdürdüğü diplomatik arabuluculuklarından dolayı Nobel Barış Ödülü'nü aldı.
2002 - Kuzey Kore`den gelen Scud füzeleri taşıyan bir gemi Umman denizinde İspanyol donanması tarafından durduruldu.
2002 - Bangladeş gözaltına aldığı iki Avrupalı gazeteciyi serbest bıraktı.
2003 - İranlı Shirin Ebadi, Nobel Barış Ödülü'nü alan ilk müslüman kadın oldu.
2005 - 10 Aralık Hareketi ilk toplantısını İstanbul Dedeman Oteli'nde gerçekleştirdi.
 
Get our toolbar!
 
Arşiv
 
Bumerang - Yazarkafe
 
Süper Loto
07.12.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu010609114549
 
On Numara
04.12.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu03050608111315161922252629344142445166697477
 
Sayısal Loto
09.12.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu020711283246
 
Şans Topu
06.12.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu020510323401
 
 
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji