MÜSİAD Mersin 18'inci Olağan Genel Kurulu gala programını gerçekleştirdi

Ana Sayfa » Güncel » Kürt meselesi bir başka baharı bekler mi?... Abdullah Ayan yazdı

Kürt meselesi bir başka baharı bekler mi?... Abdullah Ayan yazdı

Tekrarlanacak seçim ve Erdoğan'ın kayıp giden muhafazakar Kürt oylarını yeniden kazanma hesabı...

 
 
Kürt meselesi bir başka baharı bekler mi?... Abdullah Ayan yazdı

Çok eskilere gidecek değilim ama tanık olduğum sürece bakıyorum da, sadece Türkiye demokrasisi değil, demokratikleşme ile birlikte yürüyen Kürt meselesi o kadar çok "keşkelerle" öylesine acı veren pişmanlıklarla dolu ki...

Örneğin 1960 darbesinin ardından gelen demokratikleşme ikliminin filizlenmesine izin verdiği TİP' in (Türkiye İşçi Partisi hareketi -ki bugünkü ulusalcı İP ile ilgisi olmadığı gibi taban tabana zıtlıklar içeren bir sol hareketti) serpilip büyümesine izin verilseydi diyorum.

O iklimin sıcaklığında genişleyen ve kurumsallaşan özgürlükler, demokratikleşme çizgisi içinde sadece ülkenin ezilen kesimleri değil, Kürtler de temel hak ve özgürlüklere kavuşabilir, Türkiye onca acı ve gözyaşını yaşamak zorunda kalmazdı.

Ama TİP' e bile tahammül edemeyen egemen güçler önce seçim sistemiyle oynayarak, hareketi parlamento dışı bıraktılar, ardından gelen 12 Mart 71 mahcup darbesiyle de şiddet yerine demokrasiyi seçmiş aktörleriyle o platform etrafında tutunmaya çalışan tüm kesimler ve elbette Kürt hareketleri biçildi, devrimci muhalif damara sokak dışında hayat hakkı tanınmadı.

Ardından 1973 ve 77 seçimleriyle iktidara tutunmaya çalışan "halkçı Ecevit" dönemleri...

Ecevit o günlerin klasik jargonuyla "onlar ortak biz pazar" diyerek günümüz AB' nin nüvesini oluşturan AET sürecini elinin tersiyle itmese, belki 80 darbesini de yaşamaz, 74 Kıbrıs harekatı sırasında Karaoğlan' ın "biz sadece Kıbrıs' a çıkmıyoruz, Türk ve Yunan halklarına demokrasi de götürüyoruz" cümlesiyle müjdesini verdiği (!) o ince ayar demokrasi! sayesinde Yunanistan albaylar cuntası çökmekle kalmaz, Türkiye de aynı şekilde AB' nin evrensel kriterlerine uymaya çalışır, o sayede en azından 80 darbesi yaşanmayabilirdi...

Keşkeler diyorum ya, bu da sonradan başımızı taşlara çalacağımız bir başka "keşke" gerçeğiydi.

Ülkeyi 12 Eylül 80'e taşıyan faktörler arasında elbette küresel hesaplar, dış konjonktürün tartışılmaz rolü vardı ama darbenin asıl hedeflerinden birinin o güne kadar yarım kalmış Kürt asimilasyonunu tamamlamaya yönelik hedefleri olduğu tartışılmaz.

Diyarbakır zindanına atılan suçlu, suçsuz tüm Kürtlere reva görülenleri burada anlatacak değilim, ama o zulümden beter insanlık dışı muameleler bile Kürtleri sindirmeye, düzene baş eğmeye yetmedi. Aksine o zindanlar bir halkın daha da bilenmesine, bilinçlenmesine yol açtı.

Ve elbette 90' larda başlayan Özal' ın barış arayışları...

Silahların yerini siyasetin alması, dökülen kanın, boşa tüketilen onca enerjinin sonuçsuz kavgasına karşı, bir arada ortak yaşama iradesini savunan cesur çıkışları...

Özal o büyük hayali hayatıyla ödedi ve biz sadece Özal' a değil, ayağımızın altından kayıp giden bir başka "keşkeye" yandık.

Ve başlattığı barış ikliminin yerini zaman geçmeden kör şiddetin doldurduğu faili meçhulleri, bugün bile tam olarak açığa çıkmamış nice provokasyon, on binlerle ifade edilen ölümler ve ülkeyi gelişmişler seviyesine çıkaracak kaynakların silahlara, bombalara, savaş uçaklarına, askeri helikopterlere savrulması...

Faili meçhul cinayet organizatörlerinin zamanla "beyaz torosların refakatinde" kendi küplerini doldurmaya başlamalarını küçük bir ayrıntı olarak hatırlatıp, gelelim "keşkelerin" hepimizin gözleri önünde cereyan eden son dönemine.

Erdoğan' ın cesur adımlarla başlattığı büyük yolculuğun bugün gelinen duraktaki pür melal haliyle ilgili söylenecek hem çok söz var hem de kelimenin tam anlamıyla "sözün bittiği yer" ikilemindeyiz...

2013 nevruzunda başlayan ve durmadan "med-cezirler" yaşadığımız sürecin bugün varılan kör karanlık aşaması ne ortalama bir aklın, ne o aklı yitirmemiş hiç bir insanın anlayacağı, kabul edeceği bir noktada değil...

Ne oldu, nasıl oldu da bu noktaya geldik soruları da hayli yavan ve anlamsız...

Olan şudur:

Pragmatizmi günlük hesaba indirgeyen bir anlayış, Kürt sorunun çözümünü ülkenin mevcut parlamenter sisteminin yerini alacak Başkanlık yolculuğunun bir manivelası olarak görmüş, o büyük hayalin bir parçası olarak denkleme kattığı barış sürecinin kendisine sanıldığı kadar oy getirmediğini, aksine MHP ve HDP' ye bir miktar kaydığını görünce "ne masası?" demeye başlamıştır.

Bugün unutturulmaya çalışılsa da, şimdiden tarihteki yerini alan ünlü Dolmabahçe deklarasyonunu aradan 21 gün geçtikten sonra "Reisin" ret etmesinin altında bu neden yatıyor.

Türkiyenin tüm dizginlerini tek başına elinde tutan ve elbette o deklarasyonun da mimarı olan Erdoğan, sürecin partisine yeterince oy getirmediğini, aksine milliyetçi tabanda bir kaç puanlık kayba yol açtığını görünce, Dolmabahçe' de kurulan masayı devirmiş, MHP' ye kaymaya başlayan oyları yeniden toparlama derdine düşmüştür.

Bir zamanların "siyasi hayatıma mal olsa da" diye başladığı cümlelerle savunduğu çözüm sürecini başlatan da, kendisine başkanlığı getirecek bir meclis yapısı arayışı çerçevesinde o barış umudunu yakan da işte bu "Türk tipi Başkanlık" hayalidir.

Düne kadar Erdoğan' ın yanında yer alan ve HSYK' den, AYM' ye dilediği yapılanmaların yolunu açan 2010 referandumunda "yetmez ama evet" diyen liberalleri, barış sürecini tüm Anadolu'ya anlatmak üzere yola çıkan "âkil adamları" bir kalemde harcayan da aynı hesabın bir başka parçasıdır.

Erdoğan' ı çileden çıkaran bir başka olgu kurulduğu günden beri AK Partiye oy veren muhafazakar Kürtlerin 7 Haziran seçimlerinde HDP' ye yönelmesidir. Bunların yaklaşık oranı %4' tür ve HDP' nin barajı aşarak, Erdoğan' ın başkanlık hayallerini berhava eden bu %4 civarındaki muhafazakar Kürt tabanıdır.

Hiç kimsenin şüphesi olmasın, AK Parti 7 haziranda bırakın 330 ları 276 ile iktidar olsa, Erdoğan Başkanlık umutları kaybolsa bile devirdiği müzakere masasını kendi eliyle yeniden kurar, çözüm sürecini kaldığı yerden devam ettirirdi.

Erdoğan ve yakın çevresini asıl yıkan, oyunu bozan Demirtaş ve onunla birlikte kampanyayı yürütenlerin şike maç beklentisi içindeki karşı takım teknik direktörü Erdoğan'a hayal kırıklığı yaşatan agresif maça asılma halidir. Ve Erdoğan bu girişimi affedecek biri değildir. Daha da önemlisi kendisi için hayat memat meselesi anlamına gelen iktidarda kalma çabasının önündeki en büyük engel olarak ne MHP ne CHP' yi görmektedir. Asıl hedefi Demirtaş' lı HDP' dir ve en kısa zamanda gidilecek bir erken seçimle bu hesabı bir daha açılmamak üzere kapatma derdindedir.

Peki bu hesap tutar mı?

O sorunun cevabı ve 90' lardaki filmin tekrarı anlamına gelen bugünlerdeki kan revan manzaranın ne yöne evirileceği bir başka yazının konusudur...

 Abdullah Ayan

 
6 Ağustos 2015 Perşembe 12:08
 
 
(0 Yorum Yapıldı)Yorumlar
<p>Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.</p>
 
Bu Kategorideki Diğer Haberler
 
Miniklerden Büyük Nağmeler Mezitli’de 26. Jakaranda koruluğu açıldı Çalgı Çengi’nin Ünlü Oyuncuları Forum Mersin’de Hayranlarıyla Buluşuyor Çocukların isteğiyle Mezitli'ye kar yağdıAkdeniz İlçe Teşkilat İçi Eğitim Ve Referandum Hazırlık Toplantısını GerçekleştirdiÖzturan,10 Ocak Çalışan Gazeteciler Gününü KutladıMESİAD Başkan Vekili Hasan Engin, 10 Ocak Çalışan Gazeteciler gününü kutladıErcik, 'Güçlü Bir Demokrasi Güçlü Bir Basın İle Mümkündür'Facebook messenger'de sohbet odaları başlıyorBu bilgisayar saniyede 93 trilyon işlem yapıyorGalaxy S7 dört farklı versiyonla geliyorLamborghini mi, Ferrari mi?
 
 
Yazarlar
Yazarlar RSS Beslemesi
 
 
 
Get our toolbar!
 
Gazete Manşetleri
 
Bumerang - Yazarkafe
 
Namaz Vakitleri
 
  • İmsak06:04
  • Güneş07:42
  • Öğlen13:04
  • İkindi15:49
  • Akşam18:06
  • Yatsı19:34
 
Anket
.
 
Lig Puan Durumu
 
Takımlar
O
G
B
M
P
1
Beşiktaş
18
12
5
1
41
2
Başakşehir
18
11
6
1
39
3
Galatasaray
18
11
3
4
36
4
Fenerbahçe
18
10
5
3
35
5
Antalyaspor
18
8
4
6
28
6
Konyaspor
18
7
6
5
27
7
Bursaspor
18
8
3
7
27
8
Osmanlıspor FK
18
6
8
4
26
9
Trabzonspor
18
7
3
8
24
10
K.D.Ç. Karabük
18
7
3
8
24
11
Gençlerbirliği
17
5
7
5
22
12
Akhisar Bld.
18
5
6
7
21
13
Kasımpaşa
18
6
3
9
21
14
Alanyaspor
18
5
3
10
18
15
Ç. Rizespor
18
4
4
10
16
16
Adanaspor
18
3
5
10
14
17
Kayserispor
18
3
4
11
13
18
Gaziantepspor
17
3
2
12
11
 
Şampiyonlar Ligi
 
UEFA Avrupa Ligi
 
Alt Lig
 
 
Tarihte Bugün
1072 - Divan-ı Lügat-it Türk, Türk kültürün ilk Türkçe dilinde yazılan Sözlük eseri, Kaşgârlı Mahmut tarafından yazılmaya başlandı (10 Şubat 1074'te bitirildi).
1327 - III. Edward İngiltere kralı oldu.
1348 - Venedik'te yüzlerce kişinin ölümüne neden olan bir deprem meydana geldi.
1363 - Sırp Sındığı Savaşı'nı Osmanlı Devleti kazandı.
1554 - São Paulo (Brezilya) şehrinin kuruluşu.
1579 - Utrecht antlaşması imzalandı ve günümüz Hollanda'sının temelleri atılmış oldu.
1755 - Moskova Üniversitesi kuruldu.
1792 - İngiltere'de, fakir sınıfların ilk siyasi örgütü sayılan « London Corresponding Society » örgütü kuruldu.
1831 - I. Nicolas ve Romanov'ların düşmesiyle Polonya'nın bağımsızlığı ilan edildi. (SSCB) oluşunu ilan etti.
1858 - Felix Mendelssohn'un Bir Yaz Gecesi Rüyası adlı eserinin Düğün Marşı bölümü Kraliçe Victoria'nın kızının düğününde çalındıktan sonra bütün dünyadaki düğünlerin popüler müziği haline geldi.
1881 - Thomas Edison ve Alexander Graham Bell Oryantal Telefon Şirketini kurdular.
1890 - Arjantin ve Brezilya arasında Montevideo antlaşması imzalandı.
1918 - Rusya, Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği (SSCB) oluşunu ilan etti.
1919 - Milletler Cemiyeti kuruldu.
1924 - İlk Kış Olimpiyat Oyunları Chamonix'de başladı.
1926 - Şeker, petrol ve benzin inhisarı (tekeli) hakkında kanunlar kabul edildi.
1931 - Mahatma Gandi İngilizler'ce serbest bırakıldı.
1932 - Sovyetler Birliği ve Polonya saldırmazlık paktı imzaladı.
1936 - İstanbul'da vapurculuk şirketi ile bütün kabotajın Denizyolları İdaresine geçmesini sağlayan sözleşme imzalandı.
1937 - Cincinnati'de seller petrol rezervlerinin patlamasına yol açtı,şehir alevler içinde kaldı.
1938 - İzmir Telefon İşletmesinin hükümetçe satın alınmasına dair sözleşme Ankara'da imzalandı.
1939 - Celâl Bayar hükümeti istifa etti. Yeni hükümet Refik Saydam başkanlığında kuruldu.
1939 - Şili'de Richter ölçeğiyle 8.3 derecesinde oluşan deprem tahminlere göre 25.000 kişinin ölümüne yol açtı.
1942 - Tayland, Amerika Birleşik Devletleri ve İngiltere'ye savaş ilan etti.
1949 - İsrail'de ilk seçimler yapıldı. David Ben-Gurion başbakan oldu.
1949 - Şair Behçet Kemal Çağlar, CHP'den istifa etti.
1950 - Amerika'da eski bürokrat Alger Hiss, hiç bir kanıt bulunmaksızın, komünist casus olduğu gerekçesiyle, 5 yıl ağır hapis cezasına mahkûm edildi.
1950 - Şiddetli kış nedeniyle İç Anadolu ve Doğu Anadolu'da yollar kapandı, Çubuk Barajı dondu.
1951 - Kumyangjang-ni Muharebesi
1952 - Milli Eğitim Bakanlığı bir genelge yayımladı;1952-1953 öğrenim yılından itibaren lise eğitimi 4 yıla çıkarılacak.
1952 - Gümrük ve Tekel Bakanı Sıtkı Yırcalı kibrit tekelinin kalktığını açıkladı; özel sektör kibrit üretebilecek.
1954 - Ankara'da sıcaklık -30 dereceye düştü; okullar tatil edildi.
 
Arşiv
 
Süper Loto
19.01.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu010727325051
 
On Numara
23.01.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu05091020252627343839404447535562646670717480
 
Sayısal Loto
21.01.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu222331354348
 
Şans Topu
18.01.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu030419232908
 
 
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji