Özdemir,'Narenciye Sektöründe Ana Sorun Katma Değer Eksikliği'

Ana Sayfa » Gündem » Kürt sorununu İngilizler kapımıza bıraktı

Kürt sorununu İngilizler kapımıza bıraktı

PKK ile Kürt sorununun artık iç içe geçtiğini belirten Emekli Orgeneral Edip Başer "Ne alınıp, ne verildiğini bilmediğim için süreçten tedirginim. Gizlenecek bir şey yoksa PKK'yla konuşulanları açıklasınlar. Kürt sorunu Batı'nın ama özellikle İngilizlerin kapımıza bıraktığı gayrimeşru bir çocuk" diyor

 
 
Kürt sorununu İngilizler kapımıza bıraktı
Şenay YILDIZ / AKSAM

Emekli Orgeneral Edip Başer'in çözüm sürecine ilişkin Akşam'a değerlendirmeleri şöyle:

- PKK'lıların çekilme görüntülerini izlerken ne hissediyorsunuz?
KİŞİSEL olarak süreçten gayet rahatsızım, tedirginim. Tabii ki hepimizin arzusu kan, gözyaşları dursun. Ama bu sonucu elde ederken devlet olarak neleri vermek zorunda kaldık? Örneğin PKK'nın Meclis'teki uzantısı olan partinin üyeleri "Terörist başı gelecek sizinle beraber olacak, halay çekecek" diye gayet emin şekilde meydanlarda bas bas bağırıyorlar. Bu tür şeyler görüşüldüyse o zaman bunun adı görüşme değil; pazarlık olur.  Bu pazarlıklarda acaba hakikaten devleti, toplumu incitecek tavizler verildi mi? Bunları bilmediğimiz için zannediyorum kamuoyunun büyük kısmında da, bende de tedirginlik var.

NELER GÖRÜŞÜLDÜ?

- Başbakan ve hükümet temsilcileri defalarca "Ortada bir pazarlık yok" dedi. Bu açıklamalardan tatmin olmuyor musunuz?
HAYIR. Tatmin etmesi için neler görüşüldü, açıklanmalı. Eğer gizlenecek bir şeyler yapılmadıysa, konuşulanların açıklanması lazım. Eğer devlet olarak terör örgütüyle görüştü ve onun bazı şeyleri yapmasını istediyseniz, isteyeceklerinizin en başında terör örgütünün tümüyle silahını bırakarak devlete teslim olmaları olmalıydı. Devlet olan bunu yapardı ama siz yumuşak bir devlet konumuna girdiyseniz ve "Çıkıp, gidin" dediyseniz, bu aslında bizim hukukumuza da milli vicdanımıza da aykırı. Çünkü bu insanlar gencecik insanların kanını akıtmış, suçlu insanlar! Böyle elini kolunu sallayarak ve askeri, polisi, şehit ettikleri; gencecik insanları öldürdükleri silahları omuzlarında, bir nevi alay ederek önümden çekip gidecekler ve orada silahlarıyla hazır bekleyecekler. Neden silahı bırakmıyorsun terörle bu işin haledilemeyeceğini kabul ettiysen?

İÇ İÇE GEÇTİ

- PKK çekilmek için üç aşamalı bir plan öngördüğünü zaten açıkladı. Silah bırakmayı Türkiye'nin demokratikleşmesine paralel bir süreç olarak görmeleri neden rahatsız ediyor sizi?
ÇÜNKÜ orada silahıyla hazır bekleyecek ve devletin başında bir tehdit unsuru olmaya devam edecek. Kendilerine vaat edilen şeyler nedir bilemiyoruz ama o vaat edilen şeyler teker teker yerine getirilirse ne ala, getirilmezse o silahlarla yeniden Türkiye'ye karşı terör hareketine başlayacaklar.

- PKK meselesini çözersek, Kürt sorununu da çözecek miyiz sizce?
PKK sorunu bir terör sorunuydu ama Meclis'teki siyasi uzantıları vasıtasıyla bunu tamamen Kürt sorununun bir parçası haline getirdiler, iç içe geçirdiler. Yani Kürt sorunu öyle bir sorun ki kardeşim, sen bu sorunu onların talep ettiği koşullarla çözüyorsan çözersin; çözmüyorsan benim terör örgütüm gelir, yine Şemdinli'den girer, senin canını yakar. Bu ülkede Kürt sorunu diye bir sorun yoktu, ittire kaktıra vatandaşın kafasına Kürt sorunu diye bir şey sokuldu.

- Türkiye'de Kürt sorunu olmadığı tezinize katılamayacağım, özellikle 80'lerde insanların Kürtçe kasetlerini, kitaplarını sakladığı, hapse atıldığı dönemleri gördükten sonra...
O münferİt, yanlış uygulamalar tasvip edilecek uygulamalar değil elbette. Belki 12 Eylül'den sonraki yanlış uygulamaları, o zamanın koşularında değerlendirmek lazım. Çünkü bu ülkenin nimetlerinden Kürtler de eşit yaralandılar, Türkler de. Bizim Kürt arkadaşlarımız, milletvekillerimiz, Cumhurbaşkanımız oldu, kimseye "Sen Kürt'sün, Bağdat Caddesi'nde dükkan açamazsın" denmedi. Kürt sorunu Batı'nın, özellikle İngiltere'nin peydahlayıp bizim kapımıza bıraktığı gayrimeşru çocuktur. Aynı Kıbrıs ve Ege adaları sorunu gibi, Batı'nın gayrimeşru çocuklarından bir tanesidir.

MAHCUP OLMAYA RAZIYIM

- Birkaç yıl sonra meselenin gerçekten çözüldüğünü görürsek, PKK ile görüşülmesine karşı çıkmak yanlıştı diyecek misiniz?
BEN o şekilde mahcup olmaya razıyım ama bir şartım var: Benim devletim, milletim onurundan bir şey kaybetmemeli. Çünkü devlet onurundan bir şey kaybettiğiniz zaman artık bütün meselelerinizde örneğin Kıbrıs, Ege, Ermeni meselesinde durumunuz  artık onurundan fedakârlık yapabilecek bir devlet konumudur ve sizinle pazarlığa girecek olan devletler taleplerini geçekleştirmenin yollarını bu halinizi dikkate alarak sağlamaya çalışacaklardır. Tamam, benim devletim devlet olarak kalmak şartıyla bu terör belası bitecekse gitsinler, terörün temsilcileriyle de görüşsünler. Bu hükümetin tercihidir, bir şey diyemeyiz. Ama Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olarak benim onurumu kıracak, boynumu büktürecek bir taviz verdi mi, vermedi mi? Benim terör örgütüne ve onu temsil eden insanlara güvenim yok. Dolayısıyla devlete verecekleri sözlere inancım yok. Ama yarın öbür gün Türkiye süt liman olur, terör tamamen biterse "Ya ayıp etmişim ben" derim, hiç endişeniz olmasın ve öyle olmayı da tercih ederim açıkçası.

ÇEKİLME NEDEN SİLAHLI?

- PKK silah bırakarak çekilse bile bölgede silah bulması zaten an meselesi değil mi?
PKK için silah temin etmek mesele değil ama verdikleri mesaj önemli. Kamuoyuna şunu söylüyorlar: "Türkiye Cumhuriyeti devleti bizim bütün taleplerimizi yerine getirinceye kadar silahı bırakmayız". O talepler nelerdir, bilmiyoruz ama söylenenlerden, arada ağızdan kaçırılanlardan anlıyoruz ki içinde özerklik dahil, Öcalan denen o katil başının affedilmesi ve siyasete dönmesine izin verilmesi gibi şeyler var. Onun için tedirginim. Terörle müzakere olmaz, mücadele olur. Terörizm işin siyasi yanıdır, onunla bazı konuları görüşebilirsiniz ama terörle müzakere olmaz.

- Örgütün 29 yıl önce ilk saldırıyı gerçekleştirdiği yerden çekilmeyi başlatması nasıl bir mesaj veriyor?
ŞÖYLE:"Biz ilk eyleme buradan başladık. Eğer taleplerimiz kabul edilmezse yine buradan ilk eylemle başlayabiliriz, bu gücümüz var. Onun için aynı yerden çıkıyoruz."

BÜYÜK KÜRDİSTAN

- KOORDİNATÖRLÜK yaptığınızda görüşmek istemediğiniz Mesud Barzani bugün Bölgesel Yönetim'in Başkanı. Geçmişteki tepkinizi bugün nasıl değerlendiriyorsunuz?
Hala haklı buluyorum. Çünkü Barzani'nin yayınladığı 2008 ajandasını görmüştüm. En arka sayfasında iki sayfa dış kapak, arka kapak içi ve onun karşısı iki sayfayı kaplayacak şekilde Büyük Kürdistan haritası. Büyük Kürdistan nereden geçiyor biliyor musunuz? Kars'tan başlıyor, batıya doğru gidiyor, sonra güneye dönüyor, Sivas'ı da içine alıyor, ondan sonra Mersin'e iniyor... Ondan sonra Suriye'den, İran'dan bir kısım toprak alıyor, Irak'tan Musul Kerkük ve onların hepsi içinde Büyük Kürdistan haritasını basıyor ve bunu yurtdışındaki bütün temsilciliklere gönderiyor. Şimdi siz Barzani'ye güvenin istediğiniz kadar! Evet, bugün birçok Türk firması orada iş yapıyor, Mersin'de Barzani'nin 4-5 tane firması var, bunlar güzel şeyler ama sürece inancım yok. Çünkü karşı tarafa güvenim yok.

PKK İLE GEREKTİĞİ GİBİ MÜCADELE EDİLEMEDİ

- Genelkurmay eski Başkanı İlker Başbuğ "4-5 kez boşalttık dağı, yine doldu" demişti. Tüm bunlar bize göstermedi mi askeri mücadelenin PKK sorununu çözmediğini?
TERÖRLE mücadele çok geniş mücadeledir. Askerin, polisin yaptığı silahlı mücadele sadece bir boyutu, bir cephesidir. Bunun yanında siyasi, ekonomik, sosyal, psikolojik, diplomatik cepheleri vardır. Eğer bütün bu cephelerde devletin ilgili bütün organları görevlerini tam olarak, zamanında ve eş güdüm içinde yapmışlarsa, yapabilmişlerse ancak o zaman siz terörü yenebilmeyi ümit edebilirsiniz.

- Türkiye'de hiçbir zaman tüm kurumlar üzerine düşeni yapmadı mı?
BEN şahsen inanmıyorum. Olsaydı, dağdaki eli silahlı terör örgütü çoktan yenilgiye uğratılırdı. Terör örgütünün yılda 300-500 milyon euro sadece uyuşturucudan gelen gelirinin yanında, Avrupa ve Türkiye'de topladığı haraçlar, kendi işlettiği ticarethaneler var. Bütün paralar toplanıyor, Avrupa bankalarında aklanıyor ve sonra da PKK'nın finans kanalına giriyor. Böyle bir örgütün finans desteğini ve Irak'ın kuzeyindeki o lojistik hattı kesmeden, yok edemezsiniz. Bunun için eşgüdüm sistemleri kuruldu, en başından beri terörle mücadele koordinasyon kurulları var ancak bunlarda yeterli eşgüdüm sağlanamadı ve devletin diğer kurumlarının faaliyetleri yeteri kadar denetlenip sorgulanamadı. Bunun nedeni bazen bilgisizlik, bazen ilgisizlikti ama sonuçta yapılamadı...

- Devlet birimlerinin daha önce de PKK ile görüşüldüğü dile getiriliyor. AK Parti öncesi PKK ile yürütülen görüşmelere ilişkin bilgi sahibi misiniz?
AÇIKÇASI, emekli olduğum 2002 yılından öncesinde PKK ile devletin herhangi bir kanaldan görüşme yaptığı bilgisi bende yok. Belki yine MİT kanalından ve onların siyasi unsurlarıyla yapılmıştır ama benim bilgim yok.

- 99 yılında yaşanan çekilme süreci başarısızlıkla sonuçlandı. Bugünden farkı neydi o sürecin?
O zaman da terör örgütünün ve onun destekçisi siyasi unsurların bazı talepleri vardı ve o taleplerinin gerçekleşme ihtimali olduğunu düşündükleri için terör örgütü mensuplarını ülke dışına çıkarmaya karar verdiler. Ama o beklentilerinden hiçbirisinin karşılanmadığını gördüklerinde tekrar eylemlerine başladılar.

PSİKOLOJİK HAREKAT

- PKK'nın güçlü kalmasının ordunun da ülkede egemen olmasını sağladığı görüşünü dile getirenler var bugün. Hatta 99'daki çekilmede, ordudan üst düzey askerlerin 500 PKK'lının ülke dışına çıkmasını istemediği ve sürecin başarısız olması için bu kişilerin kullanıldığı iddiaları da var...
2000-2002 arasında Van'dan Mersin'e kadar olan bütün bölge benim sorumluluk bölgemdi. Silahlı kuvvetler kendisini güçlü göstermek için bir barış döneminde bu ülkenin genç evlatlarının, sivil vatandaşların teröre kurban verilmesine göze alacak... Onu yapabilecek olan komutana ancak vatan haini demek lazım ama silahlı kuvvetlerde bu şekilde suçlanabilecek hiçbir komutan gelmedi çok şükür ve bundan sonra da olacağını zannetmiyorum. Ama bunlar psikolojik harekâtın çok özenli uygulamasıdır. Şu anda bunu konuşuyor olmaktan bile utanç duyuyorum inanın.

IRAK'IN AÇIKLAMASI KOMİK

- PKK'nın çekilmesiyle beraber Irak Dışişleri Bakanlığı "Bizim sınırlarımıza girip, istikrarımızı bozmasınlar" gibi tuhaf bir açıklama yaptı. Nasıl değerlendirdiniz bunu?
IRAK Hükümeti'nin bu çıkışı oldukça komik çünkü kendi topraklarında PKK'nın yerleşik olduğunu, oradan Türkiye'ye karşı otuz yıldır saldırılar düzenlediklerini gayet iyi biliyorlar. Dolayısıyla her gün oraya gelip gidiyorlardı. O zaman "Gelip gitmesinler" diye bir itirazın olmadı da şimdi nasıl benim topraklarıma girmesinler diyebiliyorsun? Bu çok acemice bir devlet politikası.

AKSAM

 
 
13 Mayıs 2013 Pazartesi 06:34
 
 
(0 Yorum Yapıldı)Yorumlar
<p>Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.</p>
 
Bu Kategorideki Diğer Haberler
 
KDV sistemi değişiyorToroslarda yüzme kursları başladıToroslar’da, Yapılandırma Başvuruları BaşladıGüneş Doğarken İşçilerle Sabah MesaisindeTarih, doğa, deniz, güneş, müzik ve dans kansere karşı birleştiİçel Soroptimist Kulübü, 'Obezite ile Savaş' semineri düzenledi.Bisiklet durursa hayat dururTarsus Sev’in Robotik Takımı’na İki Ödül BirdenMobbing ve Hukuksal Boyutu Ele AlındıGüzel Konuşma ve Diksiyon
MTSO’ya teşekkür belgesiMenderes Gönüllü Evi, Mezitli'nin Filizleri ailesine katıldı
 
 
Yazarlar
Yazarlar RSS Beslemesi
 
 
 
Gazete Manşetleri
 
 
Namaz Vakitleri
 
  • İmsak06:06
  • Güneş07:45
  • Öğlen13:02
  • İkindi15:43
  • Akşam18:00
  • Yatsı19:28
 
Anket
.
 
İddaa
 
Lig Puan Durumu
 
Takımlar
O
G
B
M
P
1
Başakşehir
17
11
3
3
36
2
Galatasaray
17
11
2
4
35
3
Fenerbahçe
17
9
6
2
33
4
Beşiktaş
17
8
6
3
30
5
Kayserispor
17
8
6
3
30
6
Göztepe
17
9
3
5
30
7
Trabzonspor
17
8
5
4
29
8
Sivasspor
17
8
2
7
26
9
Bursaspor
17
7
4
6
25
10
Malatyaspor
17
6
4
7
22
11
Kasımpaşa
17
5
4
8
19
12
Akhisarspor
17
5
4
8
19
13
Aytemiz Alanyaspor
17
5
3
9
18
14
Osmanlıspor
17
5
2
10
17
15
Antalyaspor
17
4
5
8
17
16
Konyaspor
17
4
3
10
15
17
Gençlerbirliği
17
3
5
9
14
18
Karabükspor
17
2
3
12
9
 
Şampiyonlar Ligi
 
UEFA Avrupa Ligi
 
Alt Lig
 
 
Tarihte Bugün
1535 - İspanyol fatih (Konkistador) Francisco Pizarro Peru'nun başkenti Lima'yı keşfetti.
1778 - İngiliz kaşif James Cook, Hawaii'ye ulaştı.
1886 - Kadınlar, Şükufezar dergisinde "saçı uzun aklı kısa" deyimine karşı mücadele başlattı.
1896 - X-ışınları cihazı ilk kez New York'ta halka tanıtıldı. "X" adı, ne tür bir ışın olduğunun bilinmeyişini simgeliyordu.
1903 - Amerika Birleşik Devletleri Başkanı Theodore Roosevelt'in Birleşik Krallık Kralı VII. Edward'a gönderdiği radyo mesajı, Birleşik Devletlerden radyo ile yapılan ilk okyanus aşırı iletişim olmuştur.
1910 - Çırağan Sarayı yandı. Saray 1865'te Sultan Abdülaziz tarafından inşa ettirilmişti.
1911 - İlk defa bir uçak, bir geminin güvertesine iniş yaptı. Pilot Eugene B. Ely, San Francisco limanında bulunan USS Pennsylvania gemisine indi.
1912 - Kaptan Robert Scott Güney Kutbuna ulaştı. Bunu başaran ilk insan olmayı hayal ediyordu ancak Roald Amundsen ondan yaklaşık bir ay önce bunu başarmıştı.
1919 - I. Dünya Savaşı'nda yenik düşen devletlerle anlaşmalar yapmak üzere, İtilaf Devletleri temsilcilerinin oluşturduğu Paris Barış Konferansı açıldı. Avrupa'nın haritası yeniden çizildi.
1924 - İstanbul'da Milli Türk Ticaret Birliği Kongresi toplandı.
1927 - Lozan Antlaşması, Amerikan Senatosu tarafından reddedildi.
1928 - Çerkez Hacı Sami çetesinden 3 kişi Eminönü Meydanı'nda idam edildi. Bu kişiler Atatürk'e suikast iddiasıyla idama mahkum edilmişlerdi.
1931 - Cumhuriyet gazetesinin düzenlediği Türkiye Güzellik Kraliçesi yarışmasını, Naşide Saffet Hanım kazandı.
1940 - Milli Koruma Kanunu kabul edildi.
1943 - Sovyetler, Leningrad'da hüküm süren Nazi kuşatmasını kırdıklarını açıkladı.
1944 - Trak adlı yolcu vapuru, Çanakkale'den Bandırma'ya giderken kayalara bindirerek battı: 24 kişi öldü.
1946 - Madam Butterfly operası, Ankara'da sahnelendi.
1947 - İstanbul'da Muallimler Birliği kuruldu.
1950 - Demokrat Parti (DP) işçiye grev hakkı istedi.
1951 - Vietnam Kurtuluş Cephesi gerillaları Hanoi'den geri çekildi; şehir Fransız'ların eline geçti.
1954 - Yabancı Sermaye Yasası Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde kabul edildi.
1966 - Vefa Poyraz İstanbul valiliğine atandı.
1966 - Ankara Cezaevi'nde af isteyen mahkumlar isyan etti. İstanbul Üsküdar Toptaşı Cezaevi'nde 260 mahkum açlık grevine başladı.
1969 - ABD'li bilim insanlarınca, düzenli elektromanyetik dalgalar yayan ilk pulsarlar bulundu.
1977 - Zatürreye yol açan gizemli Lejyoner hastalığı'nın amili olan bakteri bulundu ve Legionella pneumophila olarak adlandırıldı.
1983 - Kültür Bakanlığı'nca Sinema Yasa Tasarısı hazırlandı. Bakanlık tasarıyla filmlere denetim getiriyordu.
1984 - -Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu (DİSK) davası duruşmasında sanıklara tek tip elbise giydirildi.
1989 - Kıbrıslı işadamı Asil Nadir, Günaydın gazetesinden sonra Gelişim Yayınları'nı da satın aldı.
1991 - Irak, İsrail'in Tel Aviv ve Hayfa şehirlerine Scud füzesi attı.
1991 - Hükümet, TBMM'den gerektiğinde Türk Silahlı Kuvvetleri'nin yurt dışında görevlendirilmesi ve yabancı askerlerin Türkiye'de bulundurulması konusunda yetki aldı.
1993 - Bayburt'un Üzengili köyü üzerine çığ düştü; 56 kişi öldü, 22 kişi yaralandı.
1996 - Michael Jackson ile Lisa Marie Presley'nin iki yıl süren evlilikleri boşanma ile sona erdi.
2005 - 800 yolcu kapasiteli yolcu uçağı Airbus A380, Toulouse'da (Fransa) basına tanıtıldı.
532 - Konstantinopolis (günümüzde İstanbul)'te başlayan Nika ayaklanması tamamen bastırıldı. 30.000 kişinin öldüğü tarihin bu en kanlı ayaklanması 13 Ocak'ta başlamıştı.
 
Arşiv
 
Bumerang - Yazarkafe
 
Süper Loto
11.01.2018 Tarihli Çekiliş Sonucu042327365154
 
On Numara
15.01.2018 Tarihli Çekiliş Sonucu07091217192123293839444750525456626669707380
 
Sayısal Loto
13.01.2018 Tarihli Çekiliş Sonucu021427313245
 
Get our toolbar!
 
Şans Topu
17.01.2018 Tarihli Çekiliş Sonucu091016293406
 
 
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji