Hazar, 'Dünyadaki başarılarımızın mimarları çalışanlarımızdır'

Ana Sayfa » Kültür & Sanat » Ladri Di Biciclette (Bisiklet Hırsızları)...Özgün Serhat Gündeş yorumladı

Ladri Di Biciclette (Bisiklet Hırsızları)...Özgün Serhat Gündeş yorumladı

İtalyan Yeni Gerçekçilik akımının temel taşı niteliğinde olan bu klasik film, Luigi Bartolini’nin romanından uyarlanmıştır. II. Dünya savaşı sonrası İtalya’nın içine düştüğü ekonomik sıkıntıları, sefaleti ve acı gerçekleri, Vittoria De Sica’nın çerçevesinden izliyoruz.

 
 
Ladri Di Biciclette (Bisiklet Hırsızları)...Özgün Serhat Gündeş yorumladı

 Ladri Di Biciclette (Bisiklet Hırsızları)  

Yönetmen: Vittorio De Sica
Senaryo: Cesare Zavattini
Yapımcı: Diana Ossana, James Schamus
 Yapım bilgileri: 1948, İtalya, 93dakika
Oyuncular: 
Lamberto Maggioran, Enzo Staiola, Lianella Carell, Elena Altieri, Giulio Chiari, Vittorio Antonucci, Gino Saltamerenda

 

Ladri Di Biciclette, sinemaya ilgili olan çoğu kişinin gelmiş geçmiş en iyi on film listesinde yer alan bir yeni gerçekçilik akımı ürünüdür.

İtalyan Yeni Gerçekçilik akımının temel taşı niteliğinde olan bu klasik film, Luigi Bartolini’nin romanından uyarlanmıştır. II. Dünya savaşı sonrası İtalya’nın içine düştüğü ekonomik sıkıntıları, sefaleti ve acı gerçekleri, Vittoria De Sica’nın çerçevesinden izliyoruz.

Bu dönem, sinemanın en heyecan ve coşku verici dönemlerinden biri olarak, gerçeklerin yeniden inşa edilmesi ve insan yaşamının dramını portrelemesi açısından öncü olmuştur.

Savaştan yenilgi ile çıkan İtalya, açlık, işsizlik ve sessizliğiyle İtalyan yönetmenlere oldukça fazla kaynak çıkarmıştır. Bu anlamda baktığımızda Ladri Di Biciclette, gerek toplumun içinden amatör oyuncuların yer alması, gerek çekimlerinde dış mekan kullanılmasıyla toplumsal gerçekleri yansıtmada başarılı olmuş ve savaş sonrası İtalya’nın yeni gerçekçi sinemasına önder olmuştur.

Ama filmin çekimleri çok büyük zorluklar aşılarak gerçekleşmiştir. Film İtalya’yı kötü gösterdiği gerekçesiyle birkaç sene yasaklanmıştır. Çünkü gerçekleri göz önüne çıkarması, hükümet ve siyasi iktidar tarafından tehdit edici olarak görülmüştür. Zaten o sıralarda İtalyan seyircileri de kendi hayatlarının böyle bir gerçeklik düzeyinde yansımalarını izlemeye çokta meraklı olmamışlar.

Daha çok Mussolini döneminde Beyaz Telefon Filmleri olarak adlandırılan romantik komedi filmlerini tercih ediyorlarmış. Buna rağmen De Sica ve ekibi filmi yapmayı çok istemiş ve Cary Grant’in başrolü oynamasını şart koşan David O. Selznick’in teklifini kabul etmelerine ramak kalmışken üç İtalyan yapımcı birleşerek De Sica’nın asgari düzeydeki bütçesini karşıladılar. Baba Antonio rolü de Lamberto Maggiorani’nin oldu. Maggiorani aslında oğlunu filmde oynasın diye getirmişti. Ne var ki, onun tipini babaya çok uygun bulan De Sica, Antonio’yu oynaması için ısrar etmiş. Maggiorani’nin beyazperdeye tek önemli katkısı bu olsa da Bisiklet Hırsızları ile sinema tarihine geçerek nice kıdemli oyuncudan daha fazla meşhur oldu. Gelmiş geçmiş en iyi filmlerden birinin başrolünde rolünü çok başarılı bir şekilde oynadı.

Hangi görüşten veya hangi kesimden olursa olsun insanlar Ladri De Biciclette’yi izlediklerinde filme bayılırlar. Film duygu manipülasyonuna bir sahnede bile başvurmadan, insanların çoğuna aile ilişkileri bakımından empati kuracakları bir boşluk bırakır.

Sıradan insanların hayatlarının gerçekçi bir perspektifte yansıtılması, çarpıcı ve etkileyici bir atmosfer yaratırken, sade anlatımı ve samimiyetiyle, anlatılamayacak duyguları anlatır bize. Savaş sonrası yoksul Roma atmosferi içerisinde var olma mücadelesi veren sıradan bir babanın umut, kaybetme, inanç ve çaresizlik döngüsünde kaybolmasını izlettirir De Sica.

Uzun süredir işsiz kalmış olan Antionio (Maggiorani), savaş sonrası İtalyası’nda bir afiş yapıştırma işi buluyor. Bulduğu bu iş sonunda ne kadar mutlu olsa da, bu mutluluk uzun sürmüyor ve rehinciden aldığı bisikleti çalınıyor.

Artık yeni  işini yapabilmesinin imkanı kalmıyor. Daha sonra küçük oğlu Bruno (Staiola) ile hırsızı yakalamak umuduyla Roma sokaklarında gezinmeye başlıyor. De Sica’nın bu filme dair işlediği en güzel temalardan biri olan baba oğul ilişkisi de, bu noktadan sonra kendini göstermeye başlar. Bir aile babasının çaresizliği üzerinden anlatılan hikaye, oğluna küçük mutlulukları tattırabilmek için cebindeki son kuruşa kadar harcayan bir adamın şefkat ve sevgi öyküsünü içine alarak devam eder.

De Sica, sade hikayesiyle küçük bir dramı büyük bir trajediye dönüştürmesi ve bunu profesyonel olmayan oyuncuların başarılı performanslarıyla birleştirmesi bakımından takdire şayan bir iş çıkarmış. Özellikle Bruno karakterini oynayan Staiola o kadar başarılı bir performans çıkarıyor ki savaşın ardında bıraktığı sertlik onu şimdiden olgunlaştırmış ve küçük bir adam olmasını sağlamıştır.

Yönetmen De Sica, yaptığı konuşmalarda sinemayı romantizmden kurtararak, insan doğasına ve gerçekliğine geri dönüş yaparak, bir nevi meditasyona çevirmek istediği ortaya çıkıyor. Görüntü yönetmeni Montuori ile birlikte filmin dram yanını elden kaçırmadan, gerçekliğin göz önünde, duyguların asgari düzeyde tutulduğu yarı belgesel tadında bir atmosfer yaratıyor.

.Sica’nın filmi çevrildiği yıl, yabancı dilde En İyi Film Oscarı’yla ödüllendirilmişti. Luigi Bartolini’nin kitabından uyarlayarak senaryoyu yazan ve De Sica ile 1943’ten beri birlikte çalışan Cesare Zavatini ise adaylıkta kaldı. Oysa De Sica’nın dikkatini Bartolini’nin küçük kitabına çeken kişi bizzat Zavatini olmuştu. Gerçi filmin senaryosunda da toplam yedi kişinin katkısı var ama bu uyarlamanın asıl payı Zavatini’ye, De Sica’ya ve İtalyan sinemasının en önemli senaristlerinden Suso Cecchi D’Amico’ya aittir.

Yeni Gerçekçilik Akımı, İtalyan sinemasının yanısıra diğer ülke sinemalarında da etkisini uzun süre göstermiştir. Bu akımın; Federico Fellini, Vittorio De Sica, Roberto Rossellini, Cesare Zavattini gibi yönetmenleri faşist diktatör Mussolini’nin İtalya halkı üzerinde yarattığı yıkımı gözler önüne sermek için kameralarını salt gerçeklikle İtalya sokaklarına çevirmişlerdir.

Bu akımın temsilcileri filmlerinde doğal ışık, doğal ses kullanmışlardır. Profesyonel oyunculuğa ve stüdyo ortamına karşı çıkmış, filmlerde gerçek dekor kullanılmış ve oyunculuk konusunda amatör, halktan kişiler, işçiler yoksullar basit diyaloglarla oynatılmıştır.

Bu akım çerçevesinde düşük bütçeyle, hiçbir doğallıktan kaçınılmayan, hayranlık uyandıran filmlere imza atılmıştır.Ladri Di Biciclette’de de faşist lider Mussolini’nin hırslarından arta kalan yoksul ve açlıkla boğuşan halkın otobüs kuyruklarıyla, falcılarla, batakhanelerle, kiliselerle nasıl iç içe geçtiklerine ve yaşamaya çalıştıklarına şahit oluyoruz.

Buna karşılık Yeni Gerçekçilik akımı sinema tarihinin en çok işlenen dönemlerinden biri olmayı başarmıştır. Hiç şüphe yok ki bu akımı Türkiye Sinemasında en iyi işlemiş olan isim Yılmaz Güney’den başkası değildir. Anadolu halkının, Mezopotamya insanının çektiği sıkıntıları, halkın yoksulluğunu ve acılarını ele aldığı filmlerinde gerçekçilik akımının en önemli temsilcilerinden olan Ladri Di Biciclette’den de ilham aldığı  aşikardır. Yılmaz Güney’in Umut filmi ve De Sica’nın Ladri Di Biciclette’si bu konuda çok benzerlik gösterirler. İki filmde sosyal sorunlara değinerek bize kendi gerçeğimizi görmemiz için bir ayna uzatır.

De Sica’nın dünya savaşı sonrası çektiği bu filmle sadece kendi dönemini değil İtalya’nın şu anki kriz döneminde yaşadığı sosyal, ekonomik ve siyasal çöküntüleri de bizlere gösteriyor. Aynı sistem sorunu şu anda da hızını kaybetmeden devam etmekte. Yolsuzluk, işsizlik, hukuksuz ve eşit olmayan bir sistemde yaşamaya çalışan bir toplum.

İtalyan ekonomisi son üç yıldır yaşadığı resesyondan 2015in ilk çeyreğinde kurtulmasına rağmen yoksul kesim için fark eden bir durum ortaya çıkaramadı. İnsanlar işsizlik oranlarının en yüksek olduğu bu zor dönemde yine bisiklet çalıyor, yine yaşamaya çalışıyor.

 

ÖZGÜN SERHAT GÜNDEŞ

 
19 Temmuz 2015 Pazar 19:38
 
 
(0 Yorum Yapıldı)Yorumlar
<p>Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.</p>
 
Bu Kategorideki Diğer Haberler
 
Tarih, doğa, deniz, güneş, müzik ve dans kansere karşı birleştiİçel Soroptimist Kulübü, 'Obezite ile Savaş' semineri düzenledi.Bisiklet durursa hayat dururTarsus Sev’in Robotik Takımı’na İki Ödül BirdenMobbing ve Hukuksal Boyutu Ele AlındıGüzel Konuşma ve Diksiyon
MTSO’ya teşekkür belgesiMenderes Gönüllü Evi, Mezitli'nin Filizleri ailesine katıldıMiniklerden Büyük Nağmeler Mezitli’de 26. Jakaranda koruluğu açıldı Çalgı Çengi’nin Ünlü Oyuncuları Forum Mersin’de Hayranlarıyla Buluşuyor Çocukların isteğiyle Mezitli'ye kar yağdı
 
 
Yazarlar
Yazarlar RSS Beslemesi
 
 
 
Get our toolbar!
 
Gazete Manşetleri
 
 
Namaz Vakitleri
 
  • İmsak05:33
  • Güneş07:08
  • Öğlen13:05
  • İkindi16:16
  • Akşam18:41
  • Yatsı20:05
 
Bumerang - Yazarkafe
 
Anket
.
 
İddaa
 
Lig Puan Durumu
 
Takımlar
O
G
B
M
P
1
Beşiktaş
21
14
5
2
47
2
Başakşehir
22
13
7
2
46
3
Galatasaray
21
12
4
5
40
4
Fenerbahçe
22
10
8
4
38
5
Antalyaspor
22
10
5
7
35
6
Trabzonspor
22
9
5
8
32
7
Osmanlıspor FK
22
7
9
6
30
8
K.D.Ç. Karabük
22
9
3
10
30
9
Konyaspor
22
7
8
7
29
10
Bursaspor
22
8
4
10
28
11
Kasımpaşa
22
8
4
10
28
12
Akhisar Bld.
22
7
6
9
27
13
Gençlerbirliği
21
6
8
7
26
14
Kayserispor
22
7
4
11
25
15
Alanyaspor
22
7
4
11
25
16
Ç. Rizespor
22
5
5
12
20
17
Adanaspor
22
4
5
13
17
18
Gaziantepspor
21
4
4
13
16
 
Şampiyonlar Ligi
 
UEFA Avrupa Ligi
 
Alt Lig
 
 
Tarihte Bugün
1594 - IV. Henry, Fransa kralı oldu.
1844 - Dominik Cumhuriyeti, Haiti'den bağımsızlığını ilan etti.
1863 - Türkiye'de bilinen ilk resim sergisi İstanbul Atmeydanı'nda açıldı. Serginin açılmasına Sultan Abdülaziz destek verdi.
1879 - Yapay tatlandırıcı sakarin keşfedildi.
1880 - Haydarpaşa-İzmit demiryolu işçileri greve çıktı.
1917 - Rus Çarlığı çöktü.
1918 - Çaykara'nın kurtuluşu.
1921 - Şavşat'ın kurtuluşu.
1932 - Halkevleri kuruldu.
1933 - Reichstag yangını
1937 - Özel teşebbüsçe inşa edilen ilk Türk gemisi Belkıs, Haliç'te törenle denize indirildi.
1942 - II. Dünya Savaşı: Amerika Birleşik Devletleri'nin ilk uçak gemisi USS Langley, Japon savaş uçakları tarafından batırıldı.
1943 - Amerika Birleşik Devletleri'nin Montana eyaletinde bir maden ocağında patlama meydana geldi: 74 işçi öldü.
1948 - Çekoslovakya'da komünist parti yönetimi ele aldı.
1955 - Türk boksör Garbis Zaharyan, Yunanlı rakibi Emanuel Zambidis'i sayıyla yendi.
1963 - Dominik Cumhuriyeti'nde ilk demokratik seçimler yapıldı: başkan Juan Bosch oldu. Rafael Trujillo'nun diktatörlüğü sona erdi.
1964 - Coca-Cola'nın dünya üzerindeki 1109'uncu fabrikası İstanbul'da açıldı. Tamamıyla yerli yatırımla kurulan şirketin sermayesi 14 milyon liraydı.
1971 - TRT bir açıklama yaparak, parasızlık nedeniyle radyo yayınlarını 18,5 saatten 8 saate indirmek zorunda kalacağını bildirdi.
1973 - MHP senatörü Kudret Bayhan 15 yıl hapse mahkûm oldu. Bayhan Fransa'ya uyuşturucu madde sokmaktan yargılanıyordu.
1975 - Tüm Öğretmenler Birleşme ve Dayanışma Derneği (Töb-Der) ve çeşitli devrimci kuruluşlar tarafından " Hayat Pahalılığı ve Faşizmi Protesto " mitingleri düzenlendi. Malatya, Tokat, Kahramanmaraş, Erzincan ve Adıyaman'da ki mitingler saldırıya uğradı.
1976 - Hayali mobilya ihracatı ve vergi iadesi yolsuzluğundan sanık Yahya Demirel için tutuklama kararı verildi. Gelişen olaylar üzerine Ecevit "Demirel'in siyasi hayatta kalma hakkı yoktur " dedi.
1978 - Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Kenan Evren Genelkurmay Başkanlığına atandı.
1985 - Bazı Ege illerindeki okulların "Devrim" olan adları değiştirildi.
1988 - Türkiye'de ilk yapay kalp ameliyatı, Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi İbni Sina Hastanesi'nde yapıldı. Hasta, gerçek kalp bulunamaması yüzünden bir süre sonra öldü.
1993 - İnsan Hakları Derneği Elazığ şubesi başkanı Avukat Metin Can ve Dr. Hasan Kaya öldürülmüş olarak bulundu.
1995 - Kuzey Irak'ın Zaho kentinde bir ticaret merkezinde bomba patladı; 76 kişi öldü, 83 kişi yaralandı.
1995 - Mercedes kaçakçılığından hükümlüyken yeniden yargılanan milli futbolcu Tanju Çolak "suçu ihbar ettiği" gerekçesiyle mahkeme tarafından serbest bırakıldı.
1999 - Olusegun Obasanjo, Nijerya'nın seçimle işbaşına gelen ilk başkanı oldu.
2001 - Başbakan Bülent Ecevit, Dünya Bankası Başkan Yardımcısı Kemal Derviş'i istişarelerde bulunmak üzere Türkiye'ye çağırdı.
2002 - Hindistan'da Müslümanların Hindu milliyetçileri taşıyan bir treni ateşe vermesi sonucu 60 kişi öldü.
2004 - Filipinler'de bir feribotta patlama meydana geldi: 116 kişi öldü.
2010 - Şili de 8.8 büyüklüğünde deprem oldu.
 
Arşiv
 
Süper Loto
23.02.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu051920293640
 
On Numara
20.02.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu04091215171926282932333540424546525559656976
 
Sayısal Loto
25.02.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu132025283048
 
Şans Topu
22.02.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu162027283105
 
 
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji