Özdemir,'İhracat Yarışında Mersin 20 Yıldır Geriliyor'

Ana Sayfa » Gündem » Mağrurlara karşı mağdurların sesi olmak, yeni güne uyanmak -1... Abdullah Ayan yazdı

Mağrurlara karşı mağdurların sesi olmak, yeni güne uyanmak -1... Abdullah Ayan yazdı

Barış süreci tüm dengeleri değiştirecek. Mağdurları kucaklayacak bir siyasi hareket CHP'yi saf dışı bırakıp solu temsil etmeye aday olur...

 
 
Mağrurlara karşı mağdurların sesi olmak, yeni güne uyanmak -1... Abdullah Ayan yazdı
Ulus devleti yarattığı Kült nedeniyle binlerce yıl eskilere dayanan bir yapılanma gibi algılıyoruz, oysa öyle değil.
Ulus devlet dediğiniz binlerce yıllık insanlık tarihinin toplasanız son 250 yılına tekabül ediyor ve kapitalizmin sanayileşme ile tanıştığı günlerden günümüze uzanıyor.
Oysa üzerimizde yarattığı etki itibariyle sanki ulus devletten öncesi yoktu ve sonrası da olmayacak gibi yanılgıya kapılanın haddi hesabı yok.
Bu yanılgı Ulus devletin ezeli ve ebedi olduğu kanısını pekiştiriyor ki, tarih okyanusu içinde bir damla anlamına gelen bir dönemin bizi esir almasına yol açıyor yaşadıklarımız.
Ulus devletin yarattığı bu algıda beyin yıkama uygulamalarının başarısı inkâr edilemez.
Çocukluktan başlayarak her sabah ettirilen yeminlerle, her toplantı, hatta futbol maçı başlarken okutturulan marşlarla, kutsanan sınırlarla ve her ülkenin vatandaşına "kendi askerinin en cesur, en yiğit" olduğu beyin yıkamalarla istenen biçimde şekillenmesi sağlandı, sağlanmakta...
Berlin' de, Viyana' da, Roma' da, Varşova' da oyunu kurgulayanların kendi toplumlarına gaz verme süreci sonunda girilen iki dünya savaşı sonunda yaşanan acıları unutmak mümkün mü?
Bizden örnekle, "her yaştan 15 milyon genç yaratma" ezgileri hafızalarımıza boşuna mı kazındı, kazınmaya devam ediliyor sanıyorsunuz?
Fikir babalarından Max Weber ulus devleti tanımlarken "şiddeti elinde bulundurma" özelliğini öne çıkarır ama bu kadarla sınırlı değildir mutlakıyetçiliğin yerini alan yeni devlet biçimi.
Tony Blair' in İngiltere sosyal demokratlarını iktidara taşıyan üçüncü yol çizgisinin düşünce babası Anthony Giddens "Ulus Devlet ve Şiddet" kitabında ulus devletin temel özelliğinin "ülke içindeki herkesi tek tipleştirme ve homojenleştirme sosyal projesi" olduğu görüşünü savunur.
Bana kalırsa da, tanık olduğumuz örnekler ve tüm ülkelerde ortaya çıkan ortak görüntü Weber ve Durkheim gibi kutsayıcıların aksine Giddens' in altını çizdiği gerçeğe daha yakındır.
Ulus devlet tek dili konuşan, tek kültürlü insan modeli yaratmayı, kutsadığı vatan toprakları üzerinde yaşayan tüm insanlara aynı tek tip üniformayı giydirmeyi amaçlıyordu.
Durkheim' de ulus devleti sanayi döneminin yarattığı insani dayanışma nedeniyle ahlaki örgütlenme olarak görür ama gerek Durkheim gerek Max Weber' in en yaman çelişkisi kutsadıkları modelin şiddet yüzünü görmezden gelmeleridir.
Türk ulusalcılığının da ilham aldığı bu ikilinin önerdiği ve tepeye yerleşen egemenlerin kurgulayıp, dayattığı ulus devlet modeli, mucidi Avrupa tarafından terk edilmeye başlanalı hayli zaman oldu.
Özellikle ulusların birbirinin kanını içtiği ikinci dünya savaşı bu alanda yeterince ders verdi, aklı olanlara...
Yeterince yol aldı mı insanlık, elbette hayır...
Ama halkları ulus adı altında birbirine düşman ederek boğazlama yerine 60 milyon insanın kanı üzerinde yeni ve birleşik bir Avrupa yükseliyor bugün.
Elbette insanların dili, dini, rengi ne olursa olsun sınırlara aldırmaksızın insan oldukları için birlikte yaşama, yardımlaşma, geleceği omuz omuza kurma hedefi için daha gidilecek çok yolumuz var ama süreç kimi yol kazalarına rağmen işliyor.
Türkiye ise ulus devlet üzerinden toplumu dizayn etme, homojenleştirme projesini Avrupa' nın AB üzerinden geliştirmeye çalıştığı modele inat ısrarla son yıllara kadar sürdürdü.
Cumhuriyetten önce İttihatçıların başlattığı Ermeni tehciri, Cumhuriyetle birlikte Rumların mübadelesiyle sürdü, 1940' lardaki varlık vergisi uygulamaları, 1950' lerdeki 6-7 Eylül olaylarını hatırlatmaya gerek bile yok.
Bin yıllık Nusayrilere, "siz Arap değil, Eti Türkü' sünüz" beyin yıkamalarıyla küçük azınlıkların asimile edilme girişimleri başarıya da ulaştı.
Ama proje gelip Kürtlere dayanınca aynı rahatlıkta yürümedi.
Özellikle 70' li yılların başında Kürtlere yönelik baskılarla başlayan ve Diyarbakır cezaevinde tanık olunan insanlık dışı işkencelerle doruğa çıkan sistematik uygulamalar, Kürtleri çözüp Türkleştireceğine, ayrıştırmayı derinleştirdi.
Kürtlere reva görülenlerin PKK şiddetine tepki olarak ortaya çıktığı iddiası geçmişi hatırlamayanlar için makul gibi görünse de gerçek bu değil. PKK' dan çok önce ve ortada sıcak çatışma kaynaklı neden yokken de Kürtlere yönelik zulüm operasyonları yapıldı.
Bu konuda tarihe iz düşme adına bir kaç örnek vermekte yarar var:
8 Nisan 1970 günü sabah saat üç sıralarında 3 bine yakın jandarma, komando birlikleri, altı helikopter ve topçu keşif uçaklarının desteğiyle Silvan' a yönelik operasyon ciddi kırılmalardan biridir.
Silvan komandolarca kuşatılmış, gürültüden uyanıp evinden çıkan herkes ilçenin ortasındaki tekel işletme meydanına toplanmıştır. Olup bitenleri öğrenmek için başını dışarı çıkaran herkes dipçiklenerek meydana getirilir. Halk; "sürün, yat, kalk, yuvarlan" emirleriyle toplu halde işkenceden geçirilir. Komandolar yüzükoyun yere yatırdıkları sivillerin üzerinde tepinmekte ve yalvaranlara karşı gülüşmektedir.
Bir başka trajedi aynı günlerde Derik' te yaşanır: Rafşat köyü imamını çırılçıplak soyarlar. tenasül uzvuna bağladıkları ipi karısının eline tutuşturup, köyde dolaştırır ardından gözleri önünde karısına işkence ederler. Köy imamı bu olaydan sonra kaçıp ortadan kaybolur.
Yer Diyarbakır merkeze bağlı davudi köyü; arama yapan komandolar bir genci yatırıp dövmeye başlar. Duruma dayanamayan babası oğlunun üstüne atılır, “onun yerine beni dövün” der. Baba kafasına indirilen dipçikle yaralanır. 60 yaşındaki Buru köyü doğumlu Mehmet oğlu Dursun Yanardağ 18.3.1970 günü Diyarbakır tıp fakültesi hastanesine kaldırılır, 22.3.1970′de beyin kanamasından ölür. Ne hesap soran çıkar ne de hesap veren.
Örnekleri vermemin nedeni Kürtlere yönelik baskıların PKK' dan çok önce ortaya çıktığı ve şiddetin şiddeti doğurduğu gerçeğine ışık tutmaktır.
1970' te cinsel uzvuna ip bağlanıp karısının eline tutuşturulan imamdan, 1980 darbesinde zindana attıkları günahsız Diyarbakır Ticaret Odası başkanı Felat Cemiloğlu' na dışkı yediren anlayışı sorgulamadan yaşananları anlamak mümkün mü?
Tüm baskılara, zulüm ve işkencelere inat Kürtler Türk ulusalcılığın tek tipleştirme, herkese aynı üniformayı giydirme dayatmalarına gerektiğinde hayatlarını hiçe sayarak direndi.
Çok basit ama sembolik anlamı olduğu için vermem gereken bir örnekle anlatmak gerekirse; "tek tip kıyafeti giymekten, her sabah "Türküm, doğruyum, çalışkanım" diye başlayan andı işkence eşliğinde okumaktansa kendini yakan insanların varlığı, 12 Eylül darbecilerinin tek tipleştirme projesini çöpe gönderdi.
Kısaca zor zoru, şiddet şiddeti besleyip büyüttü ve geldik bugüne...
Öcalan' ın "silahı bırakıp, siyaset yapma vakti geldi" tesbiti yanında ondan önemli ve anlamlı "kapitalist modernleşme yerine demokratik modernleşme" önermesinden yola çıkarak, Kürtler yanında tüm mağdurları kucaklayacak yeni bir sol çizgi yakalanabilir mi? Daha da önemlisi iflas eden homojen ulus yaratma projesinin yerine Türkiye her rengi kucaklayacak yeni ve demokratik bir aşamaya geçebilir mi?
Sorulara yanıt aramayı bir sonraki yazıda sürdüreceğim.
 
27 Mart 2013 Çarşamba 22:39
 
 
(0 Yorum Yapıldı)Yorumlar
<p>Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.</p>
 
Bu Kategorideki Diğer Haberler
 
Son 24 Saat
Haberler RSS Beslemesi
 
Facebook messenger'de sohbet odaları başlıyorBu bilgisayar saniyede 93 trilyon işlem yapıyorGalaxy S7 dört farklı versiyonla geliyorLamborghini mi, Ferrari mi?Facebook'un karı %52 artışla 5,84 milyar dolarDengede durarak felç olma riskinizi ölçünSamsung Galaxy S6 ve Galaxy S6 Edge'yi tanıttıDünyanın en çok turist alan şehirleriAvşar Kızı, Ilıcalı'ya Fark AttıTelefonlarda 'keşke yazmasaydım' mesajları geri alınabiliyor2014 en sıcak yıl olduMicrosoft’tan Windows 10.. İlk yıl ücretsiz
 
Yazarlar
Yazarlar RSS Beslemesi
 
Bumerang - Yazarkafe
 
 
Get our toolbar!
 
Gazete Manşetleri
 
 
Namaz Vakitleri
 
  • İmsak05:55
  • Güneş07:37
  • Öğlen12:45
  • İkindi15:18
  • Akşam17:33
  • Yatsı19:03
 
Anket
.
 
Lig Puan Durumu
 
Takımlar
O
G
B
M
P
1
Başakşehir
13
9
4
0
31
2
Beşiktaş
13
8
5
0
29
3
Galatasaray
13
8
2
3
26
4
Fenerbahçe
13
7
4
2
25
5
Bursaspor
13
7
3
3
24
6
Konyaspor
13
5
5
3
20
7
Osmanlıspor FK
13
4
7
2
19
8
Gençlerbirliği
13
4
6
3
18
9
Trabzonspor
14
5
3
6
18
10
K.D.Ç. Karabük
13
5
2
6
17
11
Akhisar Bld.
13
4
4
5
16
12
Antalyaspor
13
4
4
5
16
13
Alanyaspor
13
4
2
7
14
14
Kasımpaşa
13
3
3
7
12
15
Gaziantepspor
13
3
2
8
11
16
Ç. Rizespor
13
2
4
7
10
17
Kayserispor
13
2
3
8
9
18
Adanaspor
14
1
3
10
6
 
Şampiyonlar Ligi
 
UEFA Avrupa Ligi
 
Alt Lig
 
Tarihte Bugün
1774 - Kazak isyanı önderi Pugaçev idam edildi.
1817 - Mississippi, A.B.D. nin 20. eyaleti olarak birliğe katıldı.
1863 - Londra metrosu açıldı.
1898 - İspanyol-Amerikan savaşı sonrası Küba İspanya'dan bağımsızlığını kazandı.
1901 - İlk Nobel ödülleri verildi.
1902 - Mısır'da Nil nehri üzerinde inşa edilen Aswan Barajı hizmete girdi.
1906 - Theodore Roosevelt, Rus-Japon Savaşının sona ermesinde oynadığı arabuluculuk rolünden dolayı, Nobel Barış Ödülü'nü alan ilk Amerikalı oldu.
1923 - İrlandalı şair William Butler Yeats Nobel Edebiyat Ödülü'nü aldı.
1927 - Fransız filozof Henri Bergson Nobel Edebiyat Ödülü'nü aldı.
1929 - Alman yazar Thomas Mann Nobel Edebiyat Ödülü'nü aldı.
1941 - Malaya açıklarında Prince of Wales ve Repulse olmak üzere Kraliyet Donanmasına ait iki zırhlı Japon İmparatorluk Deniz Kuvvetleri'ne bağlı torpido bombardıman uçakları tarafından batırıldı.
1948 - Birleşmiş Milletler Meclisi, İnsan Hakları Bildirgesini kabul etti. Türkiye İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi'ne kabul oyu verdi.
1956 - Macaristan'da çatışmalar başladı, sıkıyönetim ilan edildi.
1964 - Martin Luther King Nobel barış Ödülü'nü aldı.
1970 - Rus yazar Aleksandr Soljenitsin Nobel Edebiyat Ödülü'nü aldı.
1971 - Aralarında Türkiye İşçi Partisi Genel Sekreteri Tarık Ziya Ekinci'nin de bulunduğu 26 sanıklı Devrimci Doğu Kültür Ocakları davasına Diyarbakır'da başlandı.
1975 - Rus bilim insanı Andrey Saharov Nobel Barış Ödülü'nü aldı.
1977 - Uluslararası Af Örgütü Nobel Barış Ödülü'nü aldı.
1977 - İstanbul Toptaşı Cezaevi'nden 9 siyasi tutuklu kaçtı.
1978 - Enver Sedat ve Menahem Begin Nobel Barış Ödülü'nü aldı.
1979 - Devlet Opera ve Balesi Genel Müdürü Gürer Aykal görevinden alınmıştı. 10 Aralık günü bu göreve İsmet Kurt'un atanması üzerine Devlet Opera ve Balesi çalışanları Carmina Burana'nın sahnelenmesine katılmama kararı aldı. Kurt iki gün sonra istifa etti.
1979 - Rahibe Teresa Nobel Barış Ödülü'nü aldı.
1982 - Günaydın gazetesi yayın hayatına başladı.
1983 - Arjantin'de askeri rejim sona erdi; Arjantin'in 8 yıldan sonra ilk sivil başkanı Raul Alfonsin oldu.
1983 - Polonyalı Dayanışma Sendikası lideri Lech Walesa Nobel Barış Ödülü'nü aldı.
1984 - Güney Afrika'lı Piskopos Desmond Tutu Nobel Barış Ödülü'nü aldı.
1987 - Sedat Simavi Basın Ödülü Uğur Mumcu'ya verildi.
1987 - İnsan Hakları Derneği "Genel Af ve Ölüm Cezalarının Kaldırılması" talepli 130 bin imzalı dilekçeyi Meclis Genel Sekreterliği'ne sundu.
1988 - Türkiye'de ilk karaciğer nakli ameliyatı yapıldı. Ameliyatı, Ankara Hacettepe Üniversitesi'nden Prof.Dr. Mehmet Haberal gerçekleştirdi.
1988 - Cumhurbaşkanı Kenan Evren'in veto ettiği öğrenci affı yasası Meclis'te tekrar kabul edildi. Yasa, üniversitelerde türbana izin veriyordu.
1988 - Mısırlı Necip Mahfuz Nobel Edebiyat Ödülü'nü aldı.
1989 - Aliağa'da çevre şenliği yapıldı.
1993 - Güvenlik kuvvetleri Özgür Gündem gazetesinin İstanbul Kadırga'daki merkezini bastı ve tüm çalışanları gözaltına aldı.
1994 - Yaser Arafat, Shimon Perez ve Yitzhak Rabin Nobel Barış Ödülü'nü aldılar.
1994 - TBMM TV ( Meclis Tv) kuruldu.
2002 - Stanford Üniversitesi insan embriyosu klonlayacağını açıkladı.
2002 - Eski Amerikan Başkanı Jimmy Carter, 1970 lerde Orta Doğu'da sürdürdüğü diplomatik arabuluculuklarından dolayı Nobel Barış Ödülü'nü aldı.
2002 - Kuzey Kore`den gelen Scud füzeleri taşıyan bir gemi Umman denizinde İspanyol donanması tarafından durduruldu.
2002 - Bangladeş gözaltına aldığı iki Avrupalı gazeteciyi serbest bıraktı.
2003 - İranlı Shirin Ebadi, Nobel Barış Ödülü'nü alan ilk müslüman kadın oldu.
2005 - 10 Aralık Hareketi ilk toplantısını İstanbul Dedeman Oteli'nde gerçekleştirdi.
 
Arşiv
 
Süper Loto
08.12.2016 Tarihli Çekiliş Sonucu040619233854
 
On Numara
05.12.2016 Tarihli Çekiliş Sonucu06071115171923242931323440435154596166737677
 
Sayısal Loto
03.12.2016 Tarihli Çekiliş Sonucu242636434446
 
Şans Topu
07.12.2016 Tarihli Çekiliş Sonucu061017243004
 
 
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji