Mersin hinterlandı 2017 ilk çeyrek ekonomik rakamları açıklandı

Ana Sayfa » Gündem » Mağrurlara karşı mağdurların sesi olmak, yeni güne uyanmak -1... Abdullah Ayan yazdı

Mağrurlara karşı mağdurların sesi olmak, yeni güne uyanmak -1... Abdullah Ayan yazdı

Barış süreci tüm dengeleri değiştirecek. Mağdurları kucaklayacak bir siyasi hareket CHP'yi saf dışı bırakıp solu temsil etmeye aday olur...

 
 
Mağrurlara karşı mağdurların sesi olmak, yeni güne uyanmak -1... Abdullah Ayan yazdı
Ulus devleti yarattığı Kült nedeniyle binlerce yıl eskilere dayanan bir yapılanma gibi algılıyoruz, oysa öyle değil.
Ulus devlet dediğiniz binlerce yıllık insanlık tarihinin toplasanız son 250 yılına tekabül ediyor ve kapitalizmin sanayileşme ile tanıştığı günlerden günümüze uzanıyor.
Oysa üzerimizde yarattığı etki itibariyle sanki ulus devletten öncesi yoktu ve sonrası da olmayacak gibi yanılgıya kapılanın haddi hesabı yok.
Bu yanılgı Ulus devletin ezeli ve ebedi olduğu kanısını pekiştiriyor ki, tarih okyanusu içinde bir damla anlamına gelen bir dönemin bizi esir almasına yol açıyor yaşadıklarımız.
Ulus devletin yarattığı bu algıda beyin yıkama uygulamalarının başarısı inkâr edilemez.
Çocukluktan başlayarak her sabah ettirilen yeminlerle, her toplantı, hatta futbol maçı başlarken okutturulan marşlarla, kutsanan sınırlarla ve her ülkenin vatandaşına "kendi askerinin en cesur, en yiğit" olduğu beyin yıkamalarla istenen biçimde şekillenmesi sağlandı, sağlanmakta...
Berlin' de, Viyana' da, Roma' da, Varşova' da oyunu kurgulayanların kendi toplumlarına gaz verme süreci sonunda girilen iki dünya savaşı sonunda yaşanan acıları unutmak mümkün mü?
Bizden örnekle, "her yaştan 15 milyon genç yaratma" ezgileri hafızalarımıza boşuna mı kazındı, kazınmaya devam ediliyor sanıyorsunuz?
Fikir babalarından Max Weber ulus devleti tanımlarken "şiddeti elinde bulundurma" özelliğini öne çıkarır ama bu kadarla sınırlı değildir mutlakıyetçiliğin yerini alan yeni devlet biçimi.
Tony Blair' in İngiltere sosyal demokratlarını iktidara taşıyan üçüncü yol çizgisinin düşünce babası Anthony Giddens "Ulus Devlet ve Şiddet" kitabında ulus devletin temel özelliğinin "ülke içindeki herkesi tek tipleştirme ve homojenleştirme sosyal projesi" olduğu görüşünü savunur.
Bana kalırsa da, tanık olduğumuz örnekler ve tüm ülkelerde ortaya çıkan ortak görüntü Weber ve Durkheim gibi kutsayıcıların aksine Giddens' in altını çizdiği gerçeğe daha yakındır.
Ulus devlet tek dili konuşan, tek kültürlü insan modeli yaratmayı, kutsadığı vatan toprakları üzerinde yaşayan tüm insanlara aynı tek tip üniformayı giydirmeyi amaçlıyordu.
Durkheim' de ulus devleti sanayi döneminin yarattığı insani dayanışma nedeniyle ahlaki örgütlenme olarak görür ama gerek Durkheim gerek Max Weber' in en yaman çelişkisi kutsadıkları modelin şiddet yüzünü görmezden gelmeleridir.
Türk ulusalcılığının da ilham aldığı bu ikilinin önerdiği ve tepeye yerleşen egemenlerin kurgulayıp, dayattığı ulus devlet modeli, mucidi Avrupa tarafından terk edilmeye başlanalı hayli zaman oldu.
Özellikle ulusların birbirinin kanını içtiği ikinci dünya savaşı bu alanda yeterince ders verdi, aklı olanlara...
Yeterince yol aldı mı insanlık, elbette hayır...
Ama halkları ulus adı altında birbirine düşman ederek boğazlama yerine 60 milyon insanın kanı üzerinde yeni ve birleşik bir Avrupa yükseliyor bugün.
Elbette insanların dili, dini, rengi ne olursa olsun sınırlara aldırmaksızın insan oldukları için birlikte yaşama, yardımlaşma, geleceği omuz omuza kurma hedefi için daha gidilecek çok yolumuz var ama süreç kimi yol kazalarına rağmen işliyor.
Türkiye ise ulus devlet üzerinden toplumu dizayn etme, homojenleştirme projesini Avrupa' nın AB üzerinden geliştirmeye çalıştığı modele inat ısrarla son yıllara kadar sürdürdü.
Cumhuriyetten önce İttihatçıların başlattığı Ermeni tehciri, Cumhuriyetle birlikte Rumların mübadelesiyle sürdü, 1940' lardaki varlık vergisi uygulamaları, 1950' lerdeki 6-7 Eylül olaylarını hatırlatmaya gerek bile yok.
Bin yıllık Nusayrilere, "siz Arap değil, Eti Türkü' sünüz" beyin yıkamalarıyla küçük azınlıkların asimile edilme girişimleri başarıya da ulaştı.
Ama proje gelip Kürtlere dayanınca aynı rahatlıkta yürümedi.
Özellikle 70' li yılların başında Kürtlere yönelik baskılarla başlayan ve Diyarbakır cezaevinde tanık olunan insanlık dışı işkencelerle doruğa çıkan sistematik uygulamalar, Kürtleri çözüp Türkleştireceğine, ayrıştırmayı derinleştirdi.
Kürtlere reva görülenlerin PKK şiddetine tepki olarak ortaya çıktığı iddiası geçmişi hatırlamayanlar için makul gibi görünse de gerçek bu değil. PKK' dan çok önce ve ortada sıcak çatışma kaynaklı neden yokken de Kürtlere yönelik zulüm operasyonları yapıldı.
Bu konuda tarihe iz düşme adına bir kaç örnek vermekte yarar var:
8 Nisan 1970 günü sabah saat üç sıralarında 3 bine yakın jandarma, komando birlikleri, altı helikopter ve topçu keşif uçaklarının desteğiyle Silvan' a yönelik operasyon ciddi kırılmalardan biridir.
Silvan komandolarca kuşatılmış, gürültüden uyanıp evinden çıkan herkes ilçenin ortasındaki tekel işletme meydanına toplanmıştır. Olup bitenleri öğrenmek için başını dışarı çıkaran herkes dipçiklenerek meydana getirilir. Halk; "sürün, yat, kalk, yuvarlan" emirleriyle toplu halde işkenceden geçirilir. Komandolar yüzükoyun yere yatırdıkları sivillerin üzerinde tepinmekte ve yalvaranlara karşı gülüşmektedir.
Bir başka trajedi aynı günlerde Derik' te yaşanır: Rafşat köyü imamını çırılçıplak soyarlar. tenasül uzvuna bağladıkları ipi karısının eline tutuşturup, köyde dolaştırır ardından gözleri önünde karısına işkence ederler. Köy imamı bu olaydan sonra kaçıp ortadan kaybolur.
Yer Diyarbakır merkeze bağlı davudi köyü; arama yapan komandolar bir genci yatırıp dövmeye başlar. Duruma dayanamayan babası oğlunun üstüne atılır, “onun yerine beni dövün” der. Baba kafasına indirilen dipçikle yaralanır. 60 yaşındaki Buru köyü doğumlu Mehmet oğlu Dursun Yanardağ 18.3.1970 günü Diyarbakır tıp fakültesi hastanesine kaldırılır, 22.3.1970′de beyin kanamasından ölür. Ne hesap soran çıkar ne de hesap veren.
Örnekleri vermemin nedeni Kürtlere yönelik baskıların PKK' dan çok önce ortaya çıktığı ve şiddetin şiddeti doğurduğu gerçeğine ışık tutmaktır.
1970' te cinsel uzvuna ip bağlanıp karısının eline tutuşturulan imamdan, 1980 darbesinde zindana attıkları günahsız Diyarbakır Ticaret Odası başkanı Felat Cemiloğlu' na dışkı yediren anlayışı sorgulamadan yaşananları anlamak mümkün mü?
Tüm baskılara, zulüm ve işkencelere inat Kürtler Türk ulusalcılığın tek tipleştirme, herkese aynı üniformayı giydirme dayatmalarına gerektiğinde hayatlarını hiçe sayarak direndi.
Çok basit ama sembolik anlamı olduğu için vermem gereken bir örnekle anlatmak gerekirse; "tek tip kıyafeti giymekten, her sabah "Türküm, doğruyum, çalışkanım" diye başlayan andı işkence eşliğinde okumaktansa kendini yakan insanların varlığı, 12 Eylül darbecilerinin tek tipleştirme projesini çöpe gönderdi.
Kısaca zor zoru, şiddet şiddeti besleyip büyüttü ve geldik bugüne...
Öcalan' ın "silahı bırakıp, siyaset yapma vakti geldi" tesbiti yanında ondan önemli ve anlamlı "kapitalist modernleşme yerine demokratik modernleşme" önermesinden yola çıkarak, Kürtler yanında tüm mağdurları kucaklayacak yeni bir sol çizgi yakalanabilir mi? Daha da önemlisi iflas eden homojen ulus yaratma projesinin yerine Türkiye her rengi kucaklayacak yeni ve demokratik bir aşamaya geçebilir mi?
Sorulara yanıt aramayı bir sonraki yazıda sürdüreceğim.
 
27 Mart 2013 Çarşamba 22:39
 
 
(0 Yorum Yapıldı)Yorumlar
<p>Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.</p>
 
Bu Kategorideki Diğer Haberler
 
Güneş Doğarken İşçilerle Sabah MesaisindeTarih, doğa, deniz, güneş, müzik ve dans kansere karşı birleştiİçel Soroptimist Kulübü, 'Obezite ile Savaş' semineri düzenledi.Bisiklet durursa hayat dururTarsus Sev’in Robotik Takımı’na İki Ödül BirdenMobbing ve Hukuksal Boyutu Ele AlındıGüzel Konuşma ve Diksiyon
MTSO’ya teşekkür belgesiMenderes Gönüllü Evi, Mezitli'nin Filizleri ailesine katıldıMiniklerden Büyük Nağmeler Mezitli’de 26. Jakaranda koruluğu açıldı Çalgı Çengi’nin Ünlü Oyuncuları Forum Mersin’de Hayranlarıyla Buluşuyor
 
 
Yazarlar
Yazarlar RSS Beslemesi
 
 
Get our toolbar!
 
Gazete Manşetleri
 
 
Namaz Vakitleri
 
  • İmsak03:23
  • Güneş05:20
  • Öğlen12:49
  • İkindi16:40
  • Akşam19:58
  • Yatsı21:40
 
Bumerang - Yazarkafe
 
Anket
.
 
İddaa
 
Lig Puan Durumu
 
Takımlar
O
G
B
M
P
1
Beşiktaş
32
21
8
3
71
2
Başakşehir
32
19
10
3
67
3
Fenerbahçe
32
17
9
6
60
4
Galatasaray
32
18
4
10
58
5
Antalyaspor
32
15
7
10
52
6
Trabzonspor
32
14
8
10
50
7
Akhisar Bld.
32
13
6
13
45
8
Kasımpaşa
32
12
7
13
43
9
Konyaspor
32
11
10
11
43
10
Gençlerbirliği
32
10
10
12
40
11
Alanyaspor
32
12
4
16
40
12
K.D.Ç. Karabük
32
11
6
15
39
13
Osmanlıspor FK
32
9
11
12
38
14
Kayserispor
32
10
7
15
37
15
Bursaspor
32
10
5
17
35
16
Ç. Rizespor
32
8
6
18
30
17
Gaziantepspor
32
7
5
20
26
18
Adanaspor
32
6
7
19
25
 
Şampiyonlar Ligi
 
UEFA Avrupa Ligi
 
Alt Lig
 
 
Tarihte Bugün
1571 - İspanya Kralı, Venedik ve Papa, Osmanlı Devleti aleyhine ittifak kararı aldı...
1924 - Türk Milli Futbol Takımı, Olimpiyat Oyunları kapsamındaki ilk milli maçında, Çek Milli Futbol Takımı'na 5-2 yenildi.
1944 - Nuri Demirağ'ın fabrikasında yapılan ilk Türk yolcu uçağı İstanbul'dan Ankara'ya uçtu.
1953 - ABD, Nevada'da bulunan deneme bölgesinde, topçu birlikleri tarafından atılan ilk ve tek nükleer bomba denemesini yaptı.
1954 - Tokyo'da yapılan Dünya Serbest Güreş Şampiyonası'nda Türkiye birinci oldu.
1954 - Türkiye, Osmanlı borçlarının son taksitini ödedi.
1961 - ABD Başkanı John F. Kennedy ABD Kongresi'nde yaptığı bir konuşmada 1960'lı yıllar sona ermeden önce mutlaka Ay'a ayak basacaklarını ilan etti.
1963 - 30 Afrika ülkesi bir araya gelerek Afrika Birliği Örgütü'nü kurdu.
1977 - Yıldız Savaşları filmi gösterime girdi.
1982 - Falkland Savaşı sırasında İngilizlerin HMS Coventry adlı destroyeri Arjantin uçakları tarafından batırıldı.
1983 - Milli Güvenlik Konseyi kürtaj yasa tasarısını kabul etti.
1988 - Irak Basra'yı İran'dan geri aldı.
1989 - Mihail Gorbaçov, Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği Devlet Başkanı oldu.
1997 - Afganistan'dan kaçan General Raşid Dostum, Türkiye'ye sığındı.
2001 - 32 yaşındaki Coloradolu Erik Weihenmayer, Everest Dağı'nın zirvesine ulaşan ilk görme özürlü insan ünvanını aldı.
2003 - Nuri Bilge Ceylan'ın 'Uzak' adlı filmi 56'ncı Cannes Film Festivali'nde 'Elephant' filmiyle birlikte En İyi Film ödülünü paylaştı.
2005 - Azeri petrolünü Türkiye üzerinden dünya pazarına ulaştırması amaçlanan Bakü-Tiflis-Ceyhan (BTC) boru hattına ilk petrol verildi.
2005 - UEFA Şampiyonlar Ligi 2004-2005 sezonu finali Atatürk Olimpiyat Stadı'nda yapıldı. Normal süresi 3-3 biten maçı Liverpool penaltılarla 6-5 Milan'ı yendi.
2008 - 61. Cannes Film Festivali'nde En İyi Yönetmen ödülünü Nuri Bilge Ceylan aldı. Ceylan ödülünü kucaklarken, 'Benim yalnız ve güzel ülkeme ithaf ediyorum' dedi. Ceylan, üçüncü kez Cannes'da ödül alarak bir rekora da imza attı..
2010 - Samandıra'da eğitim uçuşu yapan bir askeri uçak, sokağın ortasına düştü. 3 personel hafif yaralandı.
 
 
Arşiv
 
Süper Loto
18.05.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu050611154147
 
On Numara
22.05.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu02030809101314192125303241475053546466737879
 
Sayısal Loto
20.05.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu091128293337
 
Şans Topu
24.05.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu222628293412
 
 
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji