CHP'nin Mersin adayları belli oldu

Ana Sayfa » Güncel » Mardin izlenimleri -2- (Riskler, tehditler)... Abdullah Ayan yazdı

Mardin izlenimleri -2- (Riskler, tehditler)... Abdullah Ayan yazdı

Çözüm?...Çözümü batıda benzer açık hava müzesi şehirlere bakarak üretmek lazım…

 
 
Mardin izlenimleri -2- (Riskler, tehditler)... Abdullah Ayan yazdı

Önceki yazıda Mardin izlenimlerimin olumlu yanlarını, bir başka ifadeyle bardağın dolu yanlarını anlatmaya çalışmıştım.

Kaldığım yerden devam edeyim…

Kitle turizmi denilen, iyi yönetilmez ve alt/üst yapısı kontrol edilmezse, kısa zamanda altından kalkılmaz sorunları da içinde barındıran ciddi bir tehditle karşı karşıya Mardin…

Oysa bu dünyada eşine az rastlanır bu kadim şehrin turist sellerine gerçekten ihtiyacı var mı?

Soru tartışmaya açık ancak tartışılmayacak kadar kesin olan bir gerçek var ki; Mardin doğası ve yapısı itibariyle böylesine bir "akına" hazır değil. Hatta bir adım ötesine gideyim; tecavüz anlamına gelecek bir yağmayla karşılaşmadığı sürece hiçbir zaman hazır da olmayacak…

Son ziyaretimde gördüğüm iki çarpıcı tabloyu yansıtmaya çalışayım; meramım daha iyi anlaşılır…

Yer: Deyrulzafaran Manastırı…

Bilindiği kadarıyla 1500 yıllık (bodrum ve mahzenlerine dayalı anlatılan hikayelere bakılırsa belki çok daha eskilere dayanan) manastır oldukça geniş bir alana yayılmış farklı bölümlerden oluşmakta.

Çocukluğumda çok az kimsenin bildiği, on yıl önce bile ziyarete gittiğimde sadece meraklı bir kesime rastladığım manastırın girişindeki otoparkta bu kez gördüğüm manzara çarpıcının da ötesinde ürkütücü…

Otopark olarak düzenlenen alan onlarca tur otobüsünün işgali altında ve otobüs konvoyları park yerine girip çıkmaya, binlerce yolcuyu indirip bindirmeye çalışmakta…

İnmeyi başaran turist kafileleri, kapağı manastırın girişindeki avlu ve seyir terasına atmaya çalışıyor. Geniş avlu; kahve, çay, meşrubattan tutun da çeşitli hediyelik eşyanın satıldığı biçimde düzenlenmiş.

Yetmemiş şimdi de, bir bölümünü çerez vs. satacak birilerine vermişler. O birileri de avlunun o güzelim tarih kokan odalarını leblebi, kahve vs. kokusuyla daha bir egzotik! hale getirme derdinde.

Elbette Süryani cemaati kendisine ait manastırı kendisi yönetmeli ama, yönetirken çok daha titiz biçimde korumayı ve gelecek nesillere tahrip etmeden devretmek zorunda değil mi?

Gördüğüm üzüntü veren manzara bundan da ibaret değil…

Manastırın asıl görülmesi gereken bölümüne ücret ödenerek girilebiliyor. En azından bu parayla giriş bir nebze caydırıcı bile olabilir. Ama onca otobüs yolcusu kuyruğa girip içeri dalıyor. Şöyle bir dolanıp, yeniden otobüse dönme telaşında…

Oysa Deyrulzafaran öyle dalıp çıkılacak bir yer değil.. Dediğim gibi bilinen tarihiyle bile 15-16 asırlık bir mekan… Mahzenleri, müştemilatı, mahzenlerde güneşin doğuşunun izlendiği küçük pencereleri, Anadolu' nun bilinen en eski matbaasıyla eşi benzeri olmayan bir Manastırdan söz ediyoruz.

Yer: Müzenin de bulunduğu Cumhuriyet Meydanı…

Öylesine yerli ve yabancı ziyaretçi akını var ki, zorunlu olarak meydan otoparka dönüştürülmüş. Ama ne girmek mümkün, ne de çıkmak…

Yanılıp arabasıyla girmeye çalışanlar, çıkan tartışmalar, birbiriyle yumruk yumruğa giren insanlar, kısaca gerginlik…

Oysa ziyaretçiden geçtim, Mardin' i binlerce yıldır bekleyen asude insanların mirasçısı günümüz Mardinlileri sakin, huzur dolu iklimlerinin bozulmasını istemiyor.

Tablo, Sabancıların restore ettiği Sabancı Müzesi ve Artuklu Üniversitesi Mimarlık Fakültesinin yer aldığı bölgede de aynı, hatta daha beter…

Çözüm?

Çözümü batıda benzer açık hava müzesi şehirlere bakarak üretmek lazım…

O şehirler araç trafiğine kapatılmış…

Mardin' de de araçların dolaşımı engellenmeli…

Zaten tarihi bölge dediğimiz eski Mardin, bir bilemediniz iki kilometre uzunlukta bir caddeye sahip…

Yeni kentin gelişip büyüdüğü batı yönünde Belediye, ihtiyaca cevap verecek büyüklükte bir otopark alanı düzenler. Cazip hale gelmesi için gerekirse ücret te alınmaz. Buradan eski Mardin' i boydan boya kat edecek toplu taşıma araçlarıyla ring seferleri düzenlenir. Ziyaretçi arabasını otoparka bırakır, ring aracıyla eski Mardin' de dilediği yerde iner, gezer, dolaşır, sokakları çıkar, taşın binlerce yıllık serüvenini izlemeye, anlamaya çalışır.

Kitle turizmine sevinmek gerilerde kaldı. Artık Atina da, Barselona da, Roma, Vatikan, Venedik ve daha onlarca tarihi Avrupa kenti artık turist istemiyor, ruhuna dokunacak, genlerini okuyacak nitelikli ziyaretçi istiyor.

**

Mardin' i bekleyen bir başka tehlike de pek dikkati çekmeyen ama uzun vadede benzer kentleri sarıp, kurt misali içten içe yiyen tek tipleştirme akını…

Tek caddedeki bütün iş yerleri restore edilmiş.. Edilsin elbet…

Ama restore edilirken, hepsine aynı yüz, aynı tabela kısaca aynı maske dayatılmış…

Serbest bırakılsa abartıldığını biliyorum. Ama bu uygulama da bir başka abartıyı getirmiş…

Kısaca bu ülkede hayatın hiçbir alanında ifrat ile tefrit arasındaki dengeyi bir türlü tutturamadık.

Mardin' de de öyle…

Tek tipleştirme Belediye veya Valilik eliyle dayatılan dükkan yüzleriyle de sınırlı değil…

O dükkanlarda iş yapmaya çalışan Mardinli de, sattığı ürünlerde aynı tek tipi giymeyi benimsemiş…

Başınızı nereye çevirseniz, çerez ve sabun satan mekanlardan geçilmiyor.

Tamam, Mardin' in dillere destan bir leblebisi var. Onu her gelen ziyaretçi tatsın, hatta yetmez.. "Dağlı" diye tabir edilen o leblebi markalaştırılmalı, marka olarak tescil edilmeli…

Ama Allah için biri çıkıp satılan onca çeşit sabunun Mardin'e özgü ürün olduğunu iddia etmesin.

Evet, Siirt kökenli bir bıtım (yabani Siirt fıstığı) sabunu vardı Mardin' de ama dediğim gibi o bıtım sabunu bile Mardinli değil. Yetmezmiş gibi onlarca sabunu bir yerlerde kimyevi boyalarla süsleyerek Mardin' e özgü hediye arayan turiste satmak ta neyin nesi?

Varsa kendinize özgü ürününüz, onu tanıtın, yeniyorsa tattırın, satmaya çalışın…

Ama bunu sabun örneğinde olduğu gibi abartırsanız bir süre sonra Ürgüp-Göreme, Beypazarı' nın yaşadıklarının bin beteriyle karşılaşırsınız. Bugünlerde Moda olan Mardin'e gitme akımı bir süre sonra tavsar. O yorgunluğun en ağır bedelini ise Mardinliler yaşar.

Demedi demeyin.

Dost acı söyler diyeceğim ama ben dost değilim, Mardinliyim…

O nedenle acıdan da ötesini şimdiden anlatmam lazımdı.

Yapmaya çalıştığım tam da budur…

 

Abdullah Ayan

 

 
 
14 Mayıs 2018 Pazartesi 09:28
 
 
(0 Yorum Yapıldı)Yorumlar
<p>Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.</p>
 
Bu Kategorideki Diğer Haberler
 
Yurt içinde ikamet eden 24 milyon 804 bin kişi seyahate çıktıTrafiğe kayıtlı araç sayısı Aralık ayı sonu itibarıyla 22 218 945 oldu
Ocak ayı enflasyon rakamları belli olduKDV sistemi değişiyorToroslarda yüzme kursları başladıToroslar’da, Yapılandırma Başvuruları BaşladıGüneş Doğarken İşçilerle Sabah MesaisindeTarih, doğa, deniz, güneş, müzik ve dans kansere karşı birleştiİçel Soroptimist Kulübü, 'Obezite ile Savaş' semineri düzenledi.Bisiklet durursa hayat dururTarsus Sev’in Robotik Takımı’na İki Ödül BirdenMobbing ve Hukuksal Boyutu Ele Alındı
 
 
Yazarlar
Yazarlar RSS Beslemesi
 
 
 
 
Gazete Manşetleri
 
Namaz Vakitleri
 
  • İmsak03:26
  • Güneş05:22
  • Öğlen12:49
  • İkindi16:39
  • Akşam19:55
  • Yatsı21:37
 
 
Anket
.
 
İddaa
 
Lig Puan Durumu
 
Takımlar
O
G
B
M
P
1
Galatasaray
34
24
3
7
75
2
Fenerbahçe
34
21
9
4
72
3
Başakşehir
34
22
6
6
72
4
Beşiktaş
34
21
8
5
71
5
Trabzonspor
34
15
10
9
55
6
Göztepe
34
13
10
11
49
7
Sivasspor
34
14
7
13
49
8
Kasımpaşa
34
13
7
14
46
9
Kayserispor
34
12
8
14
44
10
Malatyaspor
34
11
10
13
43
11
Akhisar Bld.Spor
34
11
9
14
42
12
Alanyaspor
34
11
7
16
40
13
Bursaspor
34
11
6
17
39
14
Antalyaspor
34
10
8
16
38
15
Konyaspor
34
9
9
16
36
16
Osmanlıspor
34
8
9
17
33
17
Gençlerbirliği
34
8
9
17
33
18
Karabükspor
34
3
3
28
12
 
Şampiyonlar Ligi
 
UEFA Avrupa Ligi
 
Alt Lig
 
 
Tarihte Bugün
1795 - Fransa'da kadınların toplantılara katılması yasaklandı.
1904 - FIFA'nın Paris'te kurulması.
1919 - İzmir'in İtilaf Devletleri tarafından işgalini protesto için Sultanahmet Mitingi yapıldı, mitinge 200 bin kişi katıldı.
1928 - Türk Vatandaşlığı Kanunu kabul edildi, tekke ve zaviyeler kapatıldı.
1938 - İstanbul Elektrik Şirketinin hükümetçe satın alınmasına ilişkin sözleşme Ankara'da imzalandı.
1945 - Nazi liderlerinden Himmler, müttefiklerin eline geçmemek için siyanür kapsülüyle intihar etti.
1949 - Sovyet lideri Josef Stalin, Berlin ablukasını kaldırdı ve II. Dünya Savaşı sonrası ikiye bölünen Almanya'nın batısında federal cumhuriyet ilan edildi.
1960 - İsrail ajanları, 6 milyon Yahudinin ölümünden sorumlu tutulan Adolf Eichmann'ı Arjantin'de ele geçirdi. Eichmann yargılanmak üzere İsrail'e götürüldü.
1965 - Adalet Partisi Antalya Milletvekili İhsan Ataöv, "milliyetçi öğretmenler ayaklandığı gün içim müsterih olacaktır. Ölenler şehit, kalanlar gazi sayılacaktır" dedi.
1971 - İstanbul'da sokağa çıkma yasağı kondu. 25 bin asker ve polis kentte arama yaptı.
1978 - İmralı Cezaevi'nden kaçan ABD'li Billy Hayes'in yazdığı roman 'Geceyarısı Ekspresi' adıyla sinemaya aktarıldı. Türkiye, filmi protesto etti.
1992 - İstanbul'a 117 yıl hizmet eden Galata Köprüsü yerinden sökülerek Haliç'e çekildi.
2002 - Ankara'nın en eski ve en büyük sinemalarından Akün, 1975 yılında Ertem Eğilmez'in unutulmaz filmi 'Hababam Sınıfı' ile açtığı perdelerini, yine aynı filmle bir daha açılmamak üzere kapattı.
2006 - Türk-Yunan F-16 uçakları çarpıştı.
 
Arşiv
 
Bumerang - Yazarkafe
 
Süper Loto
17.05.2018 Tarihli Çekiliş Sonucu071227304953
 
On Numara
21.05.2018 Tarihli Çekiliş Sonucu01020406122428323341445153585965686973757678
 
Sayısal Loto
19.05.2018 Tarihli Çekiliş Sonucu030405212434
 
Şans Topu
16.05.2018 Tarihli Çekiliş Sonucu050914263112
 
 
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji