Mart ayında işsizlik oranı düştü

Ana Sayfa » Güncel » Masumları faşizme götüren maceralar veya Jones deneyinin hatırlattıkları... Abdullah Ayan yazdı

Masumları faşizme götüren maceralar veya Jones deneyinin hatırlattıkları... Abdullah Ayan yazdı

Jones deneyi ve kitlelerin faşizme yatkınlık tehlikesi...

 
 
Masumları faşizme götüren maceralar veya Jones deneyinin hatırlattıkları... Abdullah Ayan yazdı

Palo Alto San Francisco körfezinde 65 bin nüfuslu bir beldenin adı.

Son yıllarda Silikon Vadisi şirketlerine ev sahipliğiyle tanınıyor ama anlatacaklarımız son yıllardaki bilişimle ilgili gelişmeler değil, 1967’ de Palo Alto’ daki Cubberley lisesinde yaşanan bir deney…

Sonradan tüm dünyanın ilgisini çekecek deneyin kahramanı Ron Jones adlı öğretmen…

Deney tarih dersi kapsamında gerçekleştirilir. “Nazi Almanya’sından esinlenerek gerçekleştirilen deneyle öğretmen Jones demokratik toplumların dahi faşizme meyilli olduklarını ispat etmeyi amaçlamaktadır.

Jones deney kapsamında bir kaç basit kural getirir sınıfına: Ders zili çalmasıyla birlikte öğrenciler yayılarak sınıfa girme alışkanlıklarından vazgeçip, 30 saniyede sıralarına oturacak, parmak kaldırıp söz almadan ve ayağa kalkmadan konuşmayacaklardır. Söz alan ise söyleyeceklerini üç beş kelimeyi geçmeyecek cümleyle özetleyecek, her konuşmayı “Bay Jones” diye bitirecektir.

İkinci gün Jones mevcut sınıfın özel olduğunu, diğer sınıflardan ayırdığını belirtir ve öğrencilerini disiplinin sağlanmasından sorumlu kılarak her birine özel misyon yükler.

Aslında Jones, sınıfını laboratuvara çevirip Nazi ortamına dönüştürmeyi amaçlamakta ve öğrencilerin bu ortamın ne denli tesiri altına gireceklerini yaşayarak görmelerini istemektedir. Bu amaçla, dersin işleniş şeklini radikal biçimde değiştirir. Örneğin kendisi sınıftan içeri girdiğinde herkes ayağa kalkacak, ders işlenirken dik oturulacak, konuşmak isteyen öğrenciler, söz istemeden ve ayağa kalkmadan konuşmayacaklardır.

Jones, bu otoriter yapıyı grup aidiyeti, lider kültü ve tek tipleştirme ile de destekler. Grup için bir isim belirler ve logo seçer. Disiplin, birlik ve güç eksenli kavramları öğrencilerine benimsetmeye başlar. O güne kadar okula sivil kıyafetlerle gelen öğrencilere, üniforma niyetine ve kara gömlekli Nazi gençlerine nazire yaparcasına beyaz gömlek giyme zorunluluğu getirirken, gruptakiler birbirlerini Nazi selamıyla selamlamaya başlar. Disiplin kuralları tavizsiz uygulanır, muhbir ajanlıkla görevlendirilen üç öğrenci, heyecanla gizli polis rolünü gönüllü olarak üstlenir ve kuralları ihlal edenleri Lider Jones' a jurnallemeye başlar.

Üç günün sonunda ortaya çıkan tablo inanılmazdır:

Öğrenciler özgürlüklerine gem vuran dayatmalara direneceklerine itirazsız benimserler. Deney kısa süre içerisinde bir sosyal harekete dönüşür. 30 kişiyle başlayan sınıfın mevcudu ikinci gün 43’e, üçüncü gün sonunda yeni katılımlarla 200' e ulaşır. Asıl etkileyici olan ise, bir oyunla ve şaka gibi başlayan bu yeni sınıf ortamının mizansenden ibaret olduğunun kısa sürede unutulması ve kurgunun yerine hakim olan davranışların zihinleri esir almasıdır. Örneğin, Lider Jones deney kapsamında, uygulattığı ‘otoriter yapıyı’ sorgulayan üç öğrenciyi dersten atıp bir daha sınıfa girmelerini yasakladığında tepki göstereceklerine inandığı diğer öğrencilerin kılı kıpırdamadığını şaşkınlıkla gözler. Dahası, polislikle görevlendirilmeyen pek çok öğrenci, gönüllü olarak ispiyonlama işine soyunarak arkadaşlarını Lider gördükleri Jones'a ihbar etmeye başlarlar.

Ron Jones, deneyin kontrolden çıktığını görüp beşinci gün öğrencilere onları manipüle ettiğini açıklar ve bütün bu uygulamalara bakarak Nazi Almanya'sında yaşananların nasıl mümkün olabildiğini anlamaya çalışmalarını ister. Çünkü yaşanan deneyin etkileri inanılır gibi değildir. Tüm öğrenciler, kısa zaman içinde bir lider bularak ona bağlanmış, üniformayı severek giymiş, gücü ve disiplini yüceltmiş ve seçkin bir grup inşa edebileceklerine yürekten inanmışlardır. Daha da önemlisi şemsiye altında toplanan Grup, bir aidiyet yaratıp bağlılık yemini etmiş, grubun kurallarına uymayanlar susturulduğunda ve o ‘ayrık otları’ farklı haksızlıklara uğratıldıklarında sessiz kalmayı seçmişlerdir.

Jones, öğrencilerin projeyi gereğinden fazla benimsediklerini, disiplin kurallarına görülmemiş bir liyakatle bağlandıklarını fark edip te, olayların kontrolden çıkacağını sezerek deneyi durdurmaya kalktığında asıl zorluğu görür. Öğrencilerine faşizmi ders anlatarak değil pratikte göstermek için yaptığı deneyin parçası olduğuna ikna etmesi ancak bir Nazi belgeseli izletmesiyle mümkün olur.

Çocukların olayı velilerine söylemesinden sonra gerçekleşenler ilginçtir: Gelişmeyi duyan bir haham velilerin kaygılarını iletmek için Jones’u aramış, Jones’ un anlattıklarını dinledikten sonra sonra haham velilerin kaygılarını giderme işini üstleneceği sözünü verir.

Ya sonra?

Sonrasında Jones çalıştığı okuldan kovulur ama kovulma gerekçesinin bu deney olduğu resmen açıklanmaz.

Deney daha sonra televizyon dizilerine, Almanya’ da çevrilen bir film senaryosuna ilham vermekle kalmamış, Dalga ismiyle kitaplaştırılarak acımasız deney sonuçlarının kulaklara küpe olmasına çalışılmıştır.

İşte o kitapta ortaya çıkan gerçekler aslında pek çok ülkede tanık olduğumuz siyasi deneyimleri de “ben bu filmi izlemiştim” jargonuyla çağrıştırıyor.

Bir grup lise öğrencisinin farkına varmadan, eşit öğrenci olma hayalinin nasıl faşizan bir dalgaya dönüşebileceğini ortaya koyan çarpıcı bir deneydir bu.

Lise öğrencilerinin aynı Hitler gençliği gibi güçlü ve disiplinli bir kişi karşısında kısa sürede nasıl değiştikleri ve gruplarına nasıl bağlandıkları Dalga isimli kitapta çarpıcı biçimde anlatılmakta.

Sınıfta deney yapmaya karar verene kadar rahat kıyafetlerle okula gelen bay Ross ( Ross aslında deneyi gerçekleştiren Jones’ u temsil etmektedir) deney günü takım elbise giyiyor ve öğrencilerine sorularına cevap vermeden önce “Bay Ross” demeleri gerektiğini söylüyor. Öğrencilerine disiplinin önemini, cevap verirken nasıl ayağa kalkacaklarını gösteriyor ve kısa bir süre sonra sloganları haline gelecek kısacık cümleleri ezberletmeye, hap niyetine yutturmaya başlıyor: “Disiplin aracılığıyla güç” ve “Toplum aracılığıyla güç” zihinlerine kazıdığı cümlelerden ikisi.

Esasında bir gençlik romanı olarak görünen Dalga pek çok açıdan toplumların demokrasi vaadiyle gelip, faşist uygulamaları dayatan hükümetlere boyun eğdiklerini de oldukça iyi gösteriyor. Güçlü bir lider figürünün altında birleşen gençler kısa süre sonra ne öğretmenlerinin ne de yarattıkları dalga hareketinin sorgulanmasına tahammül ediyorlar.

 

İşin ilginç yanı, Dalga’nın tehlikesini öğrencilere ve velilere anlatanın okul gazetesi olması. Doğal olarak dalga hakkında olumsuz bir sayı hazırlanması grup üyelerinin hoşuna gitmiyor ve buna bir son verilmesi gerektiği düşünülüyor.

Aslında Jones deneyi 1967’de gerçekleştirilmişti. Ve günümüz gençliğinin neredeyse tamamı Nazi Almanyası’nda yaşananları pek bilmiyor, üstelik bu konuda duyarlılık da giderek azalıyor. Yaşananların benzerlerinin olmaması için gereken toplumsal refleks ise son ekonomik krizlerden gördüğümüz kadarıyla geri kalmışlar bir yana, demokraside vardıkları doruklarla övünen ülkeler için bile hayli zor.

Jones deneyini romanlaştıran Strasser’in kitabında anlattığı faşist dalgaya karşı en etkili muhalefeti okulda bir avuç öğrencinin yayınladığı gazetenin üstlendiğini görmek elbette hikâyenin en olumlu yanı.

Jones deneyi ışığında kaleme alınan Dalga romanı ve romandan esinlenerek çevrilen Welle isimli filmden çıkarılacak ders aslında basit; öğrencilerin popüler olmak için yarıştığı bir okulda başlarda herkesin özgür olduğu bir düzen hayal edilirken süreç beklentinin aksine çok acı bir yöne evrilebiliyor.

Bizden ırak, bazı ülkelerde yıllarca ezilmiş vatandaşların ekonomik kalkınma ile yeniden söz söyler konuma gelmesi, dışlandıkları dış çevreden merkeze yürümeye başlamalarıyla ortaya çıkan olumlu tablo bir süre sonra kendilerini daha iyi bir geleceğe taşıyacaklarına inandıkları liderin peşine düşmeleriyle çıkmaz sokaklara sapabilir, deneyden anlaşılacağı gibi sapıyor da zaten.

Hitler, Musolloni, Franko ve diğerleri… Mr. Jones’ un öğrencilerine yaşattığı deney, tarihteki örnekleri ve sonuçlarını bilen birinin gözler önüne serdiği çarpıcı bir tablodur ve özetle şunu anlatır aslında; Örgütlenen grubu oluşturanlar bir süre sonra disiplin içinde hareket etmeyi ve liderin söylediği her şeyi tartışmasız doğru kabul edip itaatla boyun eğmeyi tek doğru gerçek olarak benimseyebiliyor.

Bu itaat sonrası çorap söküğü gibi geliyor:

Kötüsü bir yana iyi niyetli liderler bile zaman içinde gücün çekiciliğine kapılır, liderliği bırakması gereken yerde, yüklendiği misyonun neredeyse kutsallığına inanarak, grubun çıkarının aslında kendi çıkarı olduğuna, ne yapıyorsa aslında ardına düşen sürüsü adına yaptığını düşünmektedir artık. Sürü ve çoban fenomeninde de çoban hep sürüsünü kurtarmaya çalışan, sürü yanlış yollarda ve yanlış ellerde telef olsa da çobanın asla yanlış yaptığına inanmadığı bir tablo…

Ne zamana kadar?

İnsanlar taptıkları liderlerin kendilerini daha iyiye götürmediğini görecekleri ana kadar.

İşte o yıkıcı durakta liderliğinizi beş yaşındaki çocuklar bile sorgulamaya, “kral çıplak” diye bağırmaya başlarlar ki, bu gerçekten bittiğinizin resmidir…

Abdullah Ayan

 

 
 
5 Ocak 2015 Pazartesi 09:00
 
 
(0 Yorum Yapıldı)Yorumlar
<p>Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.</p>
 
Bu Kategorideki Diğer Haberler
 
Yurt içinde ikamet eden 24 milyon 804 bin kişi seyahate çıktıTrafiğe kayıtlı araç sayısı Aralık ayı sonu itibarıyla 22 218 945 oldu
Ocak ayı enflasyon rakamları belli olduKDV sistemi değişiyorToroslarda yüzme kursları başladıToroslar’da, Yapılandırma Başvuruları BaşladıGüneş Doğarken İşçilerle Sabah MesaisindeTarih, doğa, deniz, güneş, müzik ve dans kansere karşı birleştiİçel Soroptimist Kulübü, 'Obezite ile Savaş' semineri düzenledi.Bisiklet durursa hayat dururTarsus Sev’in Robotik Takımı’na İki Ödül BirdenMobbing ve Hukuksal Boyutu Ele Alındı
 
 
Yazarlar
Yazarlar RSS Beslemesi
 
 
 
Gazete Manşetleri
 
 
Namaz Vakitleri
 
  • İmsak03:12
  • Güneş05:16
  • Öğlen12:53
  • İkindi16:45
  • Akşam20:11
  • Yatsı21:59
 
Anket
Sizce Cumhurbaşkanı Kim Olmalı?
Muharrem İNCE
Meral AKŞENER
Recep Tayyip ERDOĞAN
Selahattin DEMİRTAŞ
Temel KARAMOLLAOĞLU
Doğu PERİNÇEK
 
İddaa
 
Lig Puan Durumu
 
Takımlar
O
G
B
M
P
1
Galatasaray
34
24
3
7
75
2
Fenerbahçe
34
21
9
4
72
3
Başakşehir
34
22
6
6
72
4
Beşiktaş
34
21
8
5
71
5
Trabzonspor
34
15
10
9
55
6
Göztepe
34
13
10
11
49
7
Sivasspor
34
14
7
13
49
8
Kasımpaşa
34
13
7
14
46
9
Kayserispor
34
12
8
14
44
10
Malatyaspor
34
11
10
13
43
11
Akhisar Bld.Spor
34
11
9
14
42
12
Alanyaspor
34
11
7
16
40
13
Bursaspor
34
11
6
17
39
14
Antalyaspor
34
10
8
16
38
15
Konyaspor
34
9
9
16
36
16
Osmanlıspor
34
8
9
17
33
17
Gençlerbirliği
34
8
9
17
33
18
Karabükspor
34
3
3
28
12
 
Şampiyonlar Ligi
 
UEFA Avrupa Ligi
 
Alt Lig
 
 
Tarihte Bugün
1481 - İkinci Bayezid ile Cem Sultan arasında Yenişehir Savaşı yapıldı.
1837 - Kraliçe Victoria, 18 yaşında İngiltere tahtına çıktı. 63 yıldan fazla tahtta kalarak en uzun süre saltanat süren Birleşik Krallık hükümdarı olacaktır.
1840 - Samuel Morse, telgrafın patentini aldı.
1877 - Alexander Graham Bell, dünyanın ilk ticari telefon hizmetini Kanada'nın Ontario bölgesindeki Hamilton şehrinde başlattı.
1884 - Mülkiye Mühendis Mektebi kuruldu.
1920 - Çerkez Ethem kuvvetleri Yozgat Ayaklanması'nı bastırmak üzere Ankara'dan yola çıktı.
1925 - İstanbul'da Velid Ebüziyya, Fevzi Lütfi (Karaosmanoğlu) ve bazı gazeteciler tutuklandı.
1927 - Tarım Okulları kurulmasını öngören kanun kabul edildi.
1943 - Adapazarı'nda meydana gelen 5,6 şiddetindeki depremde 346 kişi öldü.
1946 - Türkiye Sosyalist Emekçi ve Köylü Partisi, Şefik Hüsnü liderliğinde kuruldu.
1960 - Mali ve Senegal bağımsızlığını ilan etti.
1963 - Küba Füze Krizi'nin ardından Sovyetler Birliği ile ABD arasında "kırmızı telefon" adı verilen bir doğrudan iletişim hattı kuruldu.
1987 - Pınarcık katliamında PKK militanları 16 çocuk, 6 kadın, 8 erkek toplam 30 köylüyü öldürdü. Abdullah Öcalan eylemin ardından 'Öldürelim, otorite olalım' açıklamasını yaptı.
1987 - "İstanbul Kartal Yavuz Selim Devlet Hastanesi" hizmete açıldı.
1990 - Akçaabat'ta büyük bir sel felaketi meydana geldi. 39 kişi öldü, 4 kişi kayboldu.
1990 - Eureka adı verilen asteroit keşfedildi
1990 - Ziraat Bankası, Ziraat-Visa adıyla yeni bir kredi kartı uygulaması başlattı.
1991 - Alman Parlementosu, ülkenin başkentini Bonn'dan tekrar Berlin'e taşıma kararı aldı.
2001 - Pervez Müşerref Pakistan cumhurbaşkanı oldu.
2008 - Türkiye Milli Futbol Takımı,Hırvatistan Milli Futbol Takımını EURO 2008de normal süresi 1-1 sona eren maçta penaltılarla 3-1 lik skorla eleyerek yarı finale yükseldi.
 
Arşiv
 
Bumerang - Yazarkafe
 
Süper Loto
14.06.2018 Tarihli Çekiliş Sonucu080911222643
 
 
On Numara
18.06.2018 Tarihli Çekiliş Sonucu02031214151924263032363945515658616667697174
 
Sayısal Loto
16.06.2018 Tarihli Çekiliş Sonucu101522404145
 
Şans Topu
13.06.2018 Tarihli Çekiliş Sonucu112022243401
 
 
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji