Bakan Elvan’dan Emeklilere TOKİ Müjdesi

Ana Sayfa » Gündem » Mersin adayları bu haberi okuyun...Mersin'e gülümseyen projeler

Mersin adayları bu haberi okuyun...Mersin'e gülümseyen projeler

Mersin Gönüllüleri Sözcüsü Mimar Serkan Arıcı İl tanıtımında yeni bir argüman kazandıracak, kültür ve KENTLİLİK bilincinin artıracak,kentin turizm ve ekonomide kalkınmasına olanak sağlayacak projeleri tanıttı.

 
 
Mersin adayları bu haberi okuyun...Mersin'e gülümseyen projeler
30 Mart yerel seçimlerine iki ay kala adaylar gittikleri her yerde projelerini ve kendilerini anlatıyorlar. Mersin'in sorunları belli olunca projelerin de birbirine benzemesi kaçınılmaz oluyor ve yeni projeler arayışına gidiliyor. İşte Mersin Gönüllüleri Sözcüsü Mimar Serkan Arıcı İl tanıtımında yeni bir argüman kazandıracak özgün projeleri düzenlediği basın toplantısı ile  tanıttı.
Arıcı, birbirinden özgün bu 10 projenin kültür ve  KENTLİLİK bilincinin artırılması,kentin turizm ve ekonomide kalkınmasına olanak sağlaması için yepyeni bir şans olacağını söyledi.



İşte Mimar Serkan Arıcı'nın tanıtımıyla;

İŞTE MERSİN'E GÜLÜMSEYEN PROJELER


1.    EMİRLER TEPESİ ( Gelincik Tepesi)
Mersin Olimpiyat Stadyumu’nun yapılması ile kentin yeni bir çekim merkezi  olmuştur. Ancak doğru hamleler yapılamazsa önemli etkinlikler dışında bu tesis ve çevresi İstanbul Olimpiyat Stadı misali yalnızlığa itilmiş olacaktır. Hem bu tesisin etrafının canlanması, hem de Kentin yeni bir çekim noktası olabilmesi için bu yamaçların fonksiyonel biçimde kente dahil olması önemlidir.
Mersin kentinin coğrafik yapısı ele alındığında, düz bir arazi ve hafif eğimle kuzeye çıkan yapısı vardır. Ama kentin yakınında bir seyir terası niteliğinde Yeni Stadymun Batı yüzüne bakan  karizmatik bir tepesi vardır  Emirler – Gelincik Tepesi.    Daha çok otoyol kenarında yamaç paraşütü yapan insanların kullandığı herkesin bildiği ama adını bilmediği, hiç bir projenin geliştirilemediği bir hazinedir aslında. Gerek sahilden eski PTT tesislerinden görünüşü, gerekse otoyoldan görünüşü hemen fikir verir.



Bu tepeye fikir verebilmesi açısından tek bir örnek yeterlidir. Rio daki  devasa Hz. İsa heykeli…
Bizim önerimiz ise “Mersin’li ARATOS” Teması…  Çoğu Mersinlinin bilmediği ama Aydaki bir kratere adı verilen çoook önemli bir şahsiyettir ARATOS.  Gök biliminin dünyadaki öncülerindendir ve bizim POMPEİOPOLİS eşrafındandır.



Belediyemiz bu tepeye çok ses getirecek bir şey yapsın. Aratos’u  sembol yapsın. Emirler Tepesine, dev bir teleskop ve anıt  yerleştirsin. Bu teleskop yan ögelerle desteklenerek, ülkemizin en büyük halka açık gözlem istasyonu olsun, Tepeye kıvrıla kıvrıla çıkılırken yolda dinlenme terasları ve cafeleri olsun… bu yolu isteyen yaya çıksın, isteyen sarmal bir  teleferik hattı ile çıksın. Tabii ki bu tepe tamamen çim olsun. Ve Türkiye’nin en büyük çim tepesine sahip olalım!!! Bu çim pistte yazın çim kayağı yapılsın. Kışın ise tepenin kuzey yamacı Toroslardan aldığı soğuk rüzgarlarla yapay kar ile kapatılıp mini kayak pisti haline gelsin.



Zirvede ise Sırtımda Toroslar, önümde ise ayaklarımın altında AKDENİZ ve Mersin Manzaralı anıt yapı ile dev teleskop olsun. İşte size Mersin’in yepyeni bir yüzü… Gerekirse  anıtın tepesine güçlü bir ışık çok uzaklara, gemicilere Mersin’e hoş geldiniz desin…   Mersin’i Karizmatik bir isim ile (ARATOS TEPESİ) Türkiye ve dünyanın manşetlerine taşıyalım. Sonra da “ARATOS Kimmiş?”  diye merak eden bütün Mersinliler eski bir Mersinli ile tanışarak aidiyetlerini artırsınlar !!!
Dev bir anıt;  adı Aratos, yamacında teleferik kıvrılıyor, çim üzerinde çocuklar oynuyor, yamaç paraşütçüleri süzülüyor, gökyüzü karardığında ise ufuktaki yıldızları merakla izleyen dev teleskopun müdavimleri Mersin’e hayran hayran bakıyor…
Mersin sahilinde ise Mersinliler, Mersin siluetini sadece soğuk Metropol binası ile hatırlamaktan kurtulup  müthiş anıtı kentin yeni zirvesi olarak izlemenin mutluluğunu yaşıyorlar.

2.    MERSİN DENİZLE BARIŞIYOR
Mersin gibi kentlerin, zihinlerdeki   imajı bir Akdeniz kenti ve denizle kucaklaşmış bir sahil kenti olarak durmaktadır. Ancak kent yaşamına baktığımızda “kabotaj bayramı” dışında neredeyse halka mal olmuş deniz adını taşıyan bir etkinlik bir organizasyon ya da lokantalar hariç denizle ilgili mutfak kültürümüz hiç kent gündemine gelmez. Bu konuda ilginç bir benzetme bulunabiliriz. Gaziantep bilindiği gibi sahili olmayan bir kentimiz. Ancak yapay olarak oluşan 300 dönümlük bir gölet üzerinde üniversite- özel sektör – yerel yönetim ve valilik işbirliğinde  “su sporları festivali” ile kent adeta mest oluyor.
Mersin’imizde ise bir beldemizin konser ağırlıklı olarak düzenlediği  su sporları festivali dışında bir etkinlik yok!!!
Bize göre Mersin Denizle Barışmalı ve Akdeniz kenti olduğunu gülümseyerek hatırlamalıdır.  Öncelikle, Mersin il sınırları kıyılarında Dünyanın en lezzetli balıkları çıkıyor. Bunun bir haritası çıkarılmalı. Bu haritanın arkasında hengi mevsimde hangi yörelerde bu balıkların avlanabildiği ve özellikleri anlatılmalı.  Bu haritaya ek olarak hangi balığın hangi yöntemle pişirileceğini anlatan bir yayın çıkarılmalı. Bu yayın kapsamında ülkemizin ünlü aşçı veya gurmeleri “halk günleri” etkinlikleri ile ucuz ve basit deniz ürünü yemeklerini anlatmalı. Burada ev hanımlarına balık veya su ürünleri pişirme teknikleri ve sağlıklı üretim de anlatılmalı.


Bir yarışma ile yılda iki defa en güzel avcı hikayeleri toplanmalı, bu hikaye sahipleri ödüllendirilmeli balık kültürü özendirilmeli. Bir ünlü veya birkaç ünlü etkinlikler kapsamında Mersin’in karizmatik kıyılarında balık tutarken balık ve deniz kültürü hakkında söyleşi yapmalı.
Mahalle muhtarları ile işbirliği yapılarak, özellikle göçle gelen vatandaşlarımızın yaşadığı mahallelerdeki okullardan seçilecek öğrencilere Yelken, Kano, Deniz bisikleti ve olta balıkçılığı hakkında eğitim verilmeli. Ve yıl sonunda bu çocuklarımız ödüllü bir yarışma ile tam bir deniz kenti çocuğu olmaya özendirilmeli. Bu yarışlar kurumlar arası ve ilçeler arası olarak yapılarak renkli anlar Mersin gündemine girmeli.
Bu etkinliklere ek olarak Mersin’in bilinmeyen su altı zenginlikleri her yıl yenilenen resimlerle halkla paylaşılmalı. Örneğin Dünya’nın en önemli su altı arkeolojik kalıntılarından birine sahip Liman Kalesi ( şu anda Nato Limanı olarak biliniyor – Boğsak ), Akyar, Berdan havzası açıkları, Anemurion sahilleri, Aydıncık Limanı, Büyükeceli Kıyıları, Tisan Koyu vb. yerlerden çekilecek su altı fotoğrafları halkla paylaşılmalı. Hatta bu fotoğraflar yılın belli aylarında Belediyeye ait Billboardlar ile herkesin gündemine getirilmeli. Altında da bir ibare, “burası Mersin… Biliyor muydunuz?”

3.    BASIN KAMPÜSÜ
Eğer ki bir kent, ihtiyaç duyduğu şeylerin başında Kent Lobiciliği olduğunu biliyor ama yerel basını etkili kullanamıyorsa çözüm yerel yöneticiler tarafından bulunmalıdır. Bunun için “Mersin Basın Kampüsü Projesi” ile Türkiye’nin en nitelikli yerel basın lobisi oluşturulabilir. Kurulacak modern basın kampüsü ile Mersin’deki sürekli yayın yapan bütün medya kuruluşlarına yer verilecektir. Bu merkezde ortak yapılacak programlar için ana stüdyo,  daha özel konuların işlenebildiği küçük stüdyolar olacaktır.
Örneğin ünlü bir konuğun kentimizi ziyareti sonrasında,  gönül rahatlığıyla kullanılacak modern ve büyük bir stüdyo ve imkânları yer alacaktır. Öte yandan Mersin’deki basın örgütlerinin organize edeceği basın toplantıları için modern bir salon da burada yer alacaktır. Bu kampüsün yapımı ve devretme işi yerel yönetimlerin olacak, işletmesi ise yerel medya ve yerel yönetimlerin ortak yönetim kurulları ile olacaktır.
Bu merkezde oluşacak birlik ve ortak bilgi paylaşımı sayesinde eksik olan Mersin Lobisi çalışmaları kurumsal bir yapıda profesyonel ellerden çıkmaya başlayacaktır. Anadolu’da bir ilk özelliği taşıyacak bu kampüs sayesinde, ulusal basına sunulan Kent haberleri anlam bütünlüğü ile taşınabilecektir. Bu da Mersin kaynaklarının Mersin haberlerine nasıl bir anlam yükleme konusundaki gücünü artıracaktır.
Örneğin çok popüler tartışma programlarının Mersin’de burada gerçekleşiyor olması, ulusal medyadaki algımızı çok doğru yönde etkileyecektir.



Bu kampüste görev yapacak ve proje üretecek ekip ise Mersin Üniversitesi’nin ilgili bölümlerinin desteği ile yapılacaktır. Üniversite öğrencileri hem bilgilerini pratiğe dökecek hem de imkan bulamadıkları fikirleri için doğal laboratuvar elde etme şansına sahip olacaklardır.
Bu kampüs içerisinde ayrıca Türkiye’de İlk defa Yerel Basın Arşivi Müzesi yer alacaktır. Bu kısımda Mersin yerel basınının son 50 yıldaki başlıca yayınları dijital ortamda ve kopya basım halinde yer alacaktır. Örneğin 1960 yılında Mersin Limanı açılırken Mersin’in beklentileri neler? 1977 yılında Nükleer santral kararı Akkuyu için Ankara’da çıkarken Mersin’in tepkisi ne olmuş. Muhittin Uyar zamanındaki imar değişikliklerine Mersin ne demiş? Vb.
Bu müze ziyaret edilebilir ve satılabilir ürünler içererek hem gelir sağlayacak hem de Mersinlilik bilincinin daha iyi oturması için fırsatlar sunar. Örneğin okulların buraya yapacağı ziyaretin önemini sanırım hepimiz biliyoruz.

4.    BELEDİYE İŞSİZE İŞ ÇALIŞANA YARDIMCI BULUYOR…
Belediye bünyesinde kurulacak birim ile genç bayanlara pedagojik tabanlı çocuk ve yaşlı bakım eğitimi programı açılacaktır. Buna göre işsiz veya öğrenci bayanlar çocuk ve yaşlı bakımı konusunda belediyemizce görevlendirilen uzmanlarca sertifikalı bir eğitim programına tabi tutulacaktır. Ciddi bir eğitim süresi sonunda sertifikalı vatandaşlarımız belediyemizin iş havuzunda Mersinlilerin ihtiyaçlarına göre ihtiyaç sahibi ailelerle görüşeceklerdir. Hem bakıcı sorunu hem de işsiz gençlerin alternatifsizliğine farklı bir çözüm getirecek projemiz uyarınca önemli bir soruna da parmak basılacaktır. Bu da belediye ciddiyeti ile insanların karşılıklı güven esasına dayalı işbirliğini getirecektir.
EĞİTİM kısmında ise Mersin Üniversitesi, Ana Çocuk Sağlığı Merkezi ve Huzurevi ile işbirliği yapılacaktır. Eğitim ve sertifikasyon işlemleri, kentimizdeki kadın dernekleri veya merkezleri ile AB projeleri finansörlüğünde yapılacaktır.

5.    TELEFERİK HATTI KENT İÇİ ULAŞIM
Son yıllarda büyüyen her Anadolu Kenti gibi Mersin’de ulaşım sorunu yaşamakta ve çözüm arayışı yaşamaktadır. Bu günlerde görülüyor ki en pratik çözüm hafif raylı sistem olarak planlanıyor.
Mersin bu konuda çalışma yapabilir… Ancak alternatif olması açısından, gerek altyapı gerek üst  yapı maliyetleri açısından, gerekse trafikten bağımsız çözülebilmesi açısından bir önerimiz olacak. İlk etapta Gazi Mustafa Kemal Bulvarı ve Adnan Menderes Bulvarı’nda rahatlıkla uygulanabilecek asılı Teleferik Sistemin Mersin için çalışılması gerektiğini düşünüyoruz.



Limandan Mezitli’ye kadar sahilden veya şimdiki Otogardan- Mersin Üniversitesi’ne uzanan hatlarda kurulacak gondol tipi teleferik taşımacılığı hem hızlı hem de daha az maliyetli çözüm sunabilir. Bu sistem ile hafif raylı sistemin trafiğe yer yer dokunması da önlenerek, eğimsiz bir kent oluşumuzda işletme giderlerini düşürecektir.
Mersin’e yeni bir bakış açısı getirmesi açısından araştırdık. Bu proje Hong Kong, Singapur, Koblenz (Almanya), Bolzano (İtalya), New York (ABD), Portland, ve Rio de Janerio' (Brezilya)da işlemektedir. Ankara Belediyesi ise benzer projenin çalışmalarını yürütmektedir.
Özellikle Adnan Menderes Bulvarı Hattında mesai saatleri dışında turistik amaçlı olarak rahatlıkla kullanılacak bu yatırımın çok ses getireceğini öngörerek, kent gündemine taşımak istiyoruz.   Bunun genel maliyetini düşündüğünüzde ise hafif raylı sistemin  1/3’e yakın oranında  daha ucuz olacağını da belirtelim

6.    SEYİR TERASLARI
İlimiz bulunduğu coğrafya itibarı ile, bir çok yer şeklinin muhteşem armağanlarını barındırmaktadır.
Ancak turistik ürün sunma noktasında gerek kendimize gerekse turistlere paket haline getirilmiş anlam  bütünlüğü olan ürünler oluşturulmalıdır. Bunun için inanılmaz bir potansiyele sahibiz. 
Hemen örnekleyelim;  Mersinlilerin veya gelen turistlerin bir rota eşliğinde bir – iki günde Akdeniz’in en iddialı seyir teraslarında dolaşması nasıl olurdu? Biz olsak Mersin’deki eşsiz seyir teraslarını bir harita üzerinde işler, o teraslara yerel işçilerin çalıştığı otantik işletmeler kurardık.



Tarsus’ta üzüm, Anamur’da Muz, Mut’da erik, Silifke’de Böğürtlen satardık. Yaptığımız araştırmalara göre 15-20 tane ulaşılabilen  çok özel  teras çalışması yapılabilir, hazır…  Nereler mi sadece bir kaçını sayalım;
Tarsus At Dağı, Mersin İnsu,  Mut Kargıcak, Mut Alahan Mevkii,  Aydıncık Taş Masa,  Silifke Tokmar Kalesi , Gülnar Gezende… broşürün adı da hazır: “Kuş bakışı Akdeniz


7.    MERSİN TANITMA VAKFI - METAV
Mersin tanıtımı deyince yıllardır, ilgi duyan her bir kurum kendi bünyesinde hazırlık yapar, broşür hazırlar ve dağıtır. Son yıllarda tanıtım ve pazarlamayı tek potada toplamaya çalışan platform ve dernekler oluşmuştur. Ancak kurumsal, maddi ve bürokratik gerçekler bu oluşumların kendi meşreplerince hareket etmesine sebep olmuştur. Organizasyonlar şahsi veya birkaç kurumun desteği ile ağır aksak yürütülmeye çalışılmaktadır. Bu çalışmalarda ise doğaldır ki, kentin ortak hareket edememesine sebebiyet vermiştir.
Öbür taraftan her siyasi parti, her ilgili sivil toplum örgütü veya bizler Mersin Turizminin hangi  stratejiyi izleyeceği konusunda  yanlış bir rota üzerinde ilerlemekteyiz. Hep aynı cümleyi sarf ediyoruz. “320 km’lik sahilimiz var, Antalya’dan daha güzel sahilimiz ve daha fazla ören yerimiz var…” yani 2. Bir Antalya olmak istiyoruz. Oysa şöyle bir araştırsak Ülkemizin 2. Bir Antalya’ya kesinlikle ihtiyacı yoktur. Kaldı ki Antalya’nın turizmdeki yanlışları ve turizmin kente faydalı olamayışı da ortada.



Biz diyoruz ki Türkiye yeni bir oteli yığını turizm merkezi istemiyor. Kültür ve  inanç değerlerini öne almış, daha az sayıda ama daha fazla para bırakacak turizm modelini kuralım. Yani Türkiye’nin Kültür ve inanç turizminin yeni başkentliğine soyunan Mersin’e ihtiyacı var.
Bunun için Mersin Üniversitesi akademisyenleri ile altyapısı yıllar önce hazırlanan ama hayata geçemeyen “Tanıtma vakfı” Yerel yönetimin önderliğinde derhal kurulmalıdır. Bu sayede turizmde tanıtım konusunda tek ve kontrol edilen resmi bütçemiz olur. Bu sayede kimlerin tanıtımı nasıl yapacağı, hangi mecralarda neyin tanıtılacağı tek bir elden çıkar. Bu sayede yurt dışına giden tanıtım ekibimizde “mecburen veya rica üzerine götürülmüş” kişiler yerine vizyon sahibi turizmi bilen profesyoneller yer alır. Bu sayede Mersin’de yapılacak bütün “uluslararası” isimli organizasyonlar tek elden çıkar.  Bu sayede kurum veya kuruluşlar ellerindeki değerli projeler için sponsor aramaya veya ödenek beklemeye mahkum kalmazlar. Bu sayede bir faksın 2 günde çekilebildiği bazı masalar devre dışı kalır tam donanımlı ses getiren lobi faaliyeti yapan, strateji üreten bir yapı Mersin Turizmine şekil verir.
Kısacası, önümüzde Antalya örneği varsa onların nasıl çalıştığından esinlenerek, turizmde yeni bir destinasyon markası için çalışmalar “vakıf” aracılığı ile çok verimli olacaktır.

8.    ISSIZ ADA
Mersin Kenti açık ama dalgasız ve hafif rüzgarlı yapısı sayesinde ilham veren bir sahile sahiptir. Dünyada büyük masraflarla yapılan Dubai örnekli adacık yapımları oldukça ses getirmiştir. Ülkemizde ise benzer yapım tekniği ile, Ordu Giresun arasında  ORGİ  Havaalanı yapılmaktadır.
Mersin için ise çok küçük çapta, küçük maliyetli ama çok sempatik, gelir getirecek ve ülke ve Avrupa çapında hayranları olacak bir adacık yapabiliriz. Bu fantastik filmlerde rastladığımız veya karikatürlerde sıkça gördüğümüz ISSIZ ADA yapımından başka bir şey değildir… evet Pozcu açıklarına mendireklerimizi  fazla geçmeyen mesafede, 100 m2 lik büyüklükte  üzerine uzun ve eğik bir palmiye dikilmiş bir ıssız ada yapalım. Bu istek kazık sistemi ile yere oturtulsun, ya da biraz masrafla dolgu alanı üzerine yapılsın.



Pek tabidir ki, buraya belediyece ücretli yapılan tekneler ulaşsın, evlenmek üzere olan çiftler resim çektirsin, yalnızlığını anlatmak isteyen vatandaşımız denize bırakılmış bir şişe içerisindeki not kağıdını okuyor olsun, klipler çekilsin, diziler çekilsin…  ya da uzaktan Mersin’e palmiye adasından el sallayan resimler sanal alemi süslesin. Ünlüler burada fotoğraf çektirsin.
Bu adacık Kızkalesi, Anamur ve uygun iklimdeki diğer beldelerimizde de yapılsın. Hatta iki ada yan yana yapılarak, iki ada palmiyesi arasına gerilmiş hamakta masalsı bir poz versin insanlar.
Hem hatıra sunan, hem gülümseten hem kazandıran hem de ulusal boyutta çekiciliği olan bir ürünümüz daha olsun…

9.    UNESCO – Mersin Mezarlığı
UNESCO, çok özel tarihi kültürel mirasları korunma altına alarak gelecek nesillere aktarmak ve kültürel bilinirliği artırmak için uluslar arası dev çalışmalar yapmaktadır. Bu çalışma kapsamında listeye alınan eser veya merkezler dünya çapında tanınır ve pazarlanır hale gelmektedir. Bu listeye Ülkemizden, Divriği Ulu Camii ve Darüşşifası, İstanbul'un Tarih Alanları, Hattuşa Hitit Başkenti, Kapadokya vb. değerlerimiz dâhildir. Bu eserlerin en genci 200 yıllık Safranbolu evleridir. Bu listeye girebilmek için adayların belirlenen 10 kriterden en az birini taşıması gerekmektedir. Bu kriterlere direkt uyan ve ülkemizin en genç ve dünya listesinde örneği olmayan bir değerimizi bu listeye koyalım. Mersin Şehir Mezarlığı… Bildiğiniz gibi yan yana yatan 3 dini temsilcilerinin bulunduğu Dünyadaki yaşayan ender örneklerinden birisine sahibiz.



UNESCO Kriterlerinden 3.sü diyor ki: Yaşayan veya yok olan bir kültür geleneğinin veya uygarlığın istisnai, ender rastlanan bir temsilcisi olması.  5. si diyor ki: Özellikle geri dönülmez bir değişimin etkisi altında hassaslaşmış olan çevre ile insan etkileşiminin veya bir kültürün/kültürlerin temsilcisi olan, geleneksel insan yerleşimi, arazi kullanımı veya deniz kullanımının istisnai bir örneği olması.  6. sı diyor ki:  İstisnai evrensel önem taşıyan sanatsal veya edebi eserler, inançlar, fikirler, yaşayan gelenekler ve olaylarla doğrudan veya dolaylı olarak ilgili olması (Komite bu kriterin tercihen diğer kriterler ile birlikte kullanılması gerektiğini kabul etmektedir)
İşte Mersin, bu kriterleri direkt karşılayan listedeki Türkiye’nin en genç, dünyanın istisnai değerini UNESCO Dünya Kültür Mirası listesine sokarsa Türkiye’ye ve Dünya’ya en büyük en anlamlı en kurtarıcı cevabı verecektir. Dahası dünyadaki korunmaya layık görülen tek mezarlık Mersin Mezarlığı olacak…

10.    YÖRÜK MÜZESİ
Yörük müzesi, Ülkemizin gündemine son 7-8 yılda gelen “temalı müze”  örneklerindendir.
Bu müzeler (Türkiye’de Fethiye ve Antalya’da küçük çapta yer alıyor) genelde Yabancı turistlerin ilgisini çekebilmek için kurulmuş durumdalardır. Bu yörelere gelen ziyaretçiler küçük mekânlarda otantik bir tanıtım etkinliği ile karşılanmaktadırlar.
Bu müzenin bir işletmeye, bir kente hatta ülkeye kakı getirir halde yorumlanması mümkündür. Buna göre “Mersin Yörük Müzesi”  tüm Çukurova ve Taşeli’nin büyük bir mekânı olarak kullanılabilir.
Şöyle ki: Bu müzede sergilenen eserler çevre köylerden olacaktır. Bu anlamda bütün malzemelerin üzerine hangi köyden temin edildiği yazılmalıdır. Bu eserlerin hangi amaçla kullanıldığı bir ekranda veya 3d gözlükle ziyaretçilere sunulur. (Kayseri Kent Müzesi’nde bu uygulama kent içi eserler için uygulanmaktadır) Örneğin orak kullanan köylü, beşikte sallanan bebek, ibrik kullanan kadın, kabaktan su içen çocuk… Kilim dokuyan kız animasyonları )



Bu müzeye yöremizin, olmayan “kent müzesi” işlevi görmesi sağlanarak uluslararası bir fonksiyon eklenir.
Tüm bunların dışında müzemizin getireceği en önemli yeniliklerden biri de satılacak gıda ve yörük eşyaları için olacaktır. Yöremizde kaybolmaya yüz tutmuş, kilim, bez, kalay vb el işi ürünler burada tabii ki sergilenecektir. Bu ürünlerin satışı için ise her ilçenin kaymakamlığı ile ortak çalışma yapılarak, o ilçenin köylerinde bu üretimleri yapacak köylüler tesbit edilecek, bunlar eğitilerek ürettikleri ürünler satışa sunulacaktır. Böylece tüm il bazında dinamik bir işletme kurulacak , inovatif düşüncesi olacak köylülerin ürünleri sergilenerek satışa sunulacaktır.
Her mevsim  ayrı bir ekip olacak şekilde,  her periyodda ayrı bir ilçeden sıkma –ayran vb yöresel yemekler müzenin restaurant kısmında köylü kadınlar tarafından üretilip servis edilecektir. Bakanlığın veya AB Fonları değerlendirilerek, her yıl  “yörük temalı  müzik yarışması, yörük kısa film festivali, resim yarışması vb etkinliklerle müzenin kamu oyu ile dinamik çalışması sağlanacaktır.


 
30 Ocak 2014 Perşembe 19:00
 
 
(0 Yorum Yapıldı)Yorumlar
<p>Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.</p>
 
Bu Kategorideki Diğer Haberler
 
Tarih, doğa, deniz, güneş, müzik ve dans kansere karşı birleştiİçel Soroptimist Kulübü, 'Obezite ile Savaş' semineri düzenledi.Bisiklet durursa hayat dururTarsus Sev’in Robotik Takımı’na İki Ödül BirdenMobbing ve Hukuksal Boyutu Ele AlındıGüzel Konuşma ve Diksiyon
MTSO’ya teşekkür belgesiMenderes Gönüllü Evi, Mezitli'nin Filizleri ailesine katıldıMiniklerden Büyük Nağmeler Mezitli’de 26. Jakaranda koruluğu açıldı Çalgı Çengi’nin Ünlü Oyuncuları Forum Mersin’de Hayranlarıyla Buluşuyor Çocukların isteğiyle Mezitli'ye kar yağdı
 
 
Yazarlar
Yazarlar RSS Beslemesi
 
 
 
Get our toolbar!
 
Gazete Manşetleri
 
 
Namaz Vakitleri
 
  • İmsak04:58
  • Güneş06:33
  • Öğlen12:58
  • İkindi16:27
  • Akşam19:03
  • Yatsı20:28
 
Bumerang - Yazarkafe
 
Anket
.
 
İddaa
 
Lig Puan Durumu
 
Takımlar
O
G
B
M
P
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
 
Şampiyonlar Ligi
 
UEFA Avrupa Ligi
 
Alt Lig
 
 
Tarihte Bugün
1791 - Hollanda'lı kadın hakları savunucusu Etta Palm, Gerçeğin Dostları Konfederasyonu olarak bilinen kadın kulüplerini kurdu.
1801 - I. Aleksandr Rusya İmparatorluğunun çarı oldu.
1839 - OK sözcüğü ("oll korrect") Boston Morning Post gazetesinde ilk kez kayıtlara geçti.
1848 - Macaristan, Avusturya'dan bağımsızlığını ilan etti.
1855 - Dolmabahçe Camii ibadete açıldı.
1903 - Wright Kardeşler ilk sabit kanatlı uçakları için patent başvurusunda bulundular.
1919 - Benito Mussolini, İtalya'da Fasci italiani di combattimento (sonraki Nasyonal Faşist Parti)'yu kurdu.
1921 - II. İnönü Muharebesi başladı. Yunan birlikleri, Uşak ve Bursa üzerinden, Afyon ve Eskişehir'e doğru iki koldan taarruz başlattı.
1925 - Sessiz sinema döneminin en pahalı filmi, (3.9 milyon dolar) "Ben Hur" gösterime girdi.
1931 - Türk çocuklarının ilk öğrenimlerini Türk okullarında yapmalarını zorunlu kılan kanun kabul edildi.
1933 - Alman Milli Meclisi Reichstag, Adolf Hitler'e kararnamelerle ülkeyi yönetme yetkisi verdi.
1946 - Zekeriya Sertel ve Sabiha Sertel, Cami Baykut ve Halil Lütfi Dördüncü, çeşitli hapis cezalarına çarptırıldı. Daha sonra dava Yargıtayca bozuldu ve gazeteciler serbest bırakıldılar.
1949 - Büyük Doğu dergisi sahibi Necip Fazıl Kısakürek, kumar oynarken polis tarafından yakalandı.
1956 - Pakistan, ilk İslam cumhuriyeti oldu.
1959 - Ankara'da yayınlanan Öncü gazetesi süresiz olarak kapatıldı.
1960 - Said Nursi Mardin'de vefat etti.
1971 - Türkiye Halk Kurtuluş Ordusu liderlerinden Deniz Gezmiş'in arkadaşları Hüseyin İnan ve Mehmet Nakipoğlu yakalandı.
1972 - Cumhurbaşkanı Cevdet Sunay; Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan hakkında verilen idam cezalarını onayladı.
1974 - Hükümet, İmralı Adası'nda gömülü olan Adnan Menderes, Fatin Rüştü Zorlu ve Hasan Polatkan'ın mezarlarının başka bir yere taşınabilmesine izin verdi.
1977 - Liselerde okutulan "Felsefeye Başlangıç" adlı kitabın yazarı Prof. Nebahat Küyel, Aleviler'i küçük düşürme iddiasıyla yargılandı.
1979 - MSP eski milletvekili Halit Kahraman eroin kaçırırken Yunanistan'da yakalandı.
1989 - Utah Üniversitesi'nden Stanley Pons ve Martin Fleischmann, soğuk füzyon konusundaki buluşlarını açıkladılar.
1990 - Cizre'de binlerce kişi yürüyüş yaptı.
1992 - Şırnak'ın Cizre ilçesinde çıkan olaylarda, güvenlik güçleri ile göstericiler arasındaki çatışmaları izleyen Sabah Gazetesi muhabiri İzzet Kezer başından vurularak öldü.
1994 - Aeroflot tipi bir yolcu uçağı Sibirya'da düştü: 75 kişi öldü.
1994 - Meksika başkan adayı Luis Donaldo Colosio, seçim hazırlıkları sırasında düzenlenen bir suikast sonucu öldürüldü.
1996 - Ankara'da öğrenciler harçları protesto eylemi yaptılar. Çıkan olaylar sonrasında Dil Tarih Coğrafya Fakültesi binasına giren polis 127 öğrenciyi gözaltına aldı. Olaylarda 51 polis ve 100 öğrenci yaralandı.
1996 - Refah Partisi Genel Başkan Yardımcısı Oğuzhan Asiltürk, Türk Silahlı Kuvvetleri'ni din düşmanlığı yapmakla suçladı.
1998 - Bakanlar Kurulunda irticayla mücadelede alınması gereken önlemleri içeren yasa tasarılarının büyük bölümü imzalandı.
1999 - Paraguay Başkan yardımcısı Luis María Argaña suikast sonucu öldürüldü.
2000 - Galatasaray futbol takımı, Avrupa Futbol Birliği, UEFA Kupası çeyrek finalinde deplasmandaki ilk maçta 4-1 yendiği Mallorca'yı Ali Sami Yen Stadı'nda da yenip, yarı finalist oldu.
2001 - NATO, Kosova savaşında seyreltilmiş uranyum mermisi kullandığını itiraf etti.
2001 - Sovyet uzay istasyonu Mir'in görevi sonlandırıldı.
2004 - Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü'nce yürütülen Şehitler Coğrafyası projesi kapsamında yapılan araştırmalar sonucu, Gelibolu Yarımadası'nda iki bin askerin gömüldüğü gerçek şehitlik bulundu.
2008 - Ergenekon soruşturması kapsamında gözaltına alınan İlhan Selçuk, savcılık sorgusunun ardından serbest bırakıldı ve yurt dışına çıkışı yasaklandı.
625 - Arabistan'da Müslümanlarla Kureyşler arasında Uhud Savaşı başladı.
 
Arşiv
 
Süper Loto
16.03.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu010719404251
 
On Numara
20.03.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu02040506071012162021253038404556586372747577
 
Sayısal Loto
18.03.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu121628374649
 
Şans Topu
22.03.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu042426293111
 
 
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji