Mersin Ticaret Borsası 90 yaşında

Ana Sayfa » Gündem » Mersin biraz da İlyas Halil’dir aslında…

Mersin biraz da İlyas Halil’dir aslında…

Mersin şiir, hikâye o nedenle de İlyas Halil Kokar çoğumuz farkına varmasak ta...

 
 
Mersin biraz da İlyas Halil’dir aslında…
Şubat ayının son günleri.

İçel Sanat Kulübünün Müfide İlhan adı verilmiş salonunda İlyas Halil’ e yılın Edebiyatçısı ödülü verilecek, onu tanıyan, çoğu da hayran bir avuç insanız…



Kendisi Kanada’ da karlar altındaki bir kentte kameradan bizi izliyor, bizler baharı kıskandıran Mersin güneşi eşliğinde selamlıyoruz Halil’ i…

Büyük keyif aldığım o öğleden sonranın ardından biraz şaşkınlık, çokça hüzünle farkına varıyorum ki, çok azımız tanıyor ödüle layık gördüğümüz uzaklardaki insanımızı…

Oysa İlyas Halil çok önemli bir sanatçı…

Hele Mersin özellikle de Mersin’ in sisler arasındaki 1940’ ları, 50’ leri siluetine ayna tutması nedeniyle günümüz yaşayanlarından, miras olarak bir şeyleri bırakacağımız geleceğin nesillerine kadar, anlatmamız gereken edebiyatçı...

1964’ te bırakıp gittiği bir kenti aradan geçen neredeyse 50 yıla inat, böylesine yoğun yaşayan, soluyan, bazen şiir bazen ezgi tadında yüreğimizi titreten bir insana karşı boynuma borç kabul ettiğim bir işi yapmaya çalışacak, dilimin döndüğünce İlyas Halil anlatmaya çalışacağım…

Okuduklarınızdan sonra çoğunuzun ortak kanaati olacağına inandığım bir tanımlamayla başlayayım:

Nasıl Shakespare İngiltere, Baudelaire Fransa, Nazım Türkiye ise İlyas Halil’ de Mersin’ dir aslında…

Hafıza sendromu yaşayan kentin onu tanımaması bu gerçeği değiştirmez.

Kopup gittiği yıllardan sonra kaleme aldığı tüm şiirlerinde, su gibi akan hikayelerinde anlattığı, şarap tadında hüzünle sunduğu, savaş yıllarının yılgınlığına inat sevdaları gök yüzünde dolaştırdığı Mersin’ i böylesine canlı, dokunsam elimi yakacak kadar sıcak hiç kimse bu kadar canlı sunmamıştı, bundan sonra sunan çıkar mı, sanmıyorum…

İyisi mi sözü Halil’ e bırakmak. Ondan alıntıladığım bölük pörçük cümle kırıntıları bile neden böyle düşündüğümü daha iyi anlatacaktır diye düşünüyorum.

**

Bakın bugün Jandarma kışlasına ek binaya feda edilen Vilayet Sarayının arka bahçesindeki Adliye binasını Sudi Abaç çizgilerinin eşliğinde nasıl anlatmakta:

“Adliye sarayının damı ak kumrular tekkesiydi. Mahkeme koridorları kumruların gugukları, köylülerin dertleriyle uğuldardı. Keçisini yitirmiş Fadime Ana, Sudi’ nin kapısına dikilmiş “Kadanı alayım avukat bey” diyordu, “Hâkim beye söyle keçimi bulsunlar”

Ertesi gün Sudi’ nin karikatür defterini gördüm. Sütlü keçi her zaman yolunu şaşıran Fadime Anayı mahkeme koridorlarında aramaktaydı.”

“… Aşık olmaktan başka bildiği bir iş yoktu kimsenin. O yıllarda Mersin’ de yaşamak, yağmurda ıslanan ağaca benzerdi. Sırılsıklam aşık olmak kaçmadığımız bir olaydı. Aysel’ in, Suna’ nın, Nurten’ in güzelliğine kim karşı koyabilirdi?

Biraz daha var olduk her sabah güneş doğunca.

Penceresi açılınca yarin.

Biraz daha var oldu ağaçlar dallarına kuşlar konunca.”



1964’ te bırakıp gittiği kente 40 yıl sonra 2004’ te döner İlyas Halil. Bıraktığı şehri bulamama hayal kırıklığını ben de 1964’ te bıraktığım Mardin’ e 44 yıl sonra döndüğümde yaşamıştım, iyi bilirim…

Yine de yazdıklarını okurken hıçkırıklarıma engel olmadı, o hüsrana aşina olmak:

“2004 yazı Mersin’ deyim. Şiirin renklerin içinde miyim diye bakıyorum. Parklardan renk, koku çaldığımız yılları arıyorum. Aradan elli yılın geçtiğine inanmak güç.

1954 yağmurları yağmıyordu artık. Geçtiğimiz sokaklarda. Pencerelerde bildiğim yüzleri aradım. Petunia saksıları boştu.

1956 denizini aradım. Nereye gittiğini bilen yoktu. Elimle boyadığım denizi alıp götürmüşlerdi. Belediye memurları çöplüğe atmış olmalı. Ellerimde hala o günün mavi lekesi duruyordu.

Nuri Abaç Ankara’ dan haber salmıştı.. “Boşuna arama” diyordu. “Renk sarhoşu kimse kalmadı. Nevin’ in saçını dağıtacak rüzgarı bulamayacaksın. Renkler, kokular göçtü” dedi.

Ne aradığımı bilsem bulurdum herhalde. Gökyüzü açılmış mavi şemsiye ben kuş. Mersin’ i güneş ışınlarında deniz kıyısında bulmak için uçuyorum. Önümde yokluktan büyük bir yokluk.

Elimi sürünce nane yaprağını bulacakmışım gibi ellerime bakıyorum.

Yok, bir şeyi bulmak aradığımı bulmaktan daha kolaydı.

Kumları teker teker kaldırıyor, altlarına bakıyorum. Kayaların üstünde iki çakıl taşı gördüm..

Gözüm ısırıyordu. Daha önce bir yerde görmüştüm. Taşlara dokundum.

Biri Mari’ nin yüzü. Ak, yumuşak..

Bakınca şaşırmayacaktım yolumu. Bir yere varacaktım. Mari’ nin yüzüne dokununca.

..

Çakılları salladım içleri yarı yarıya deniz.

Kollarından bacaklarından damlıyordu denizin getirdiği..

Yarin ıslandığını görmek bugüne kalmış demek.

“Kurunmak ister misin” dedim. Havlu verdim elli yıl sonra..”

Sadece geldiği günlerde anımsadığı bir şehir değildir Mersin…

Bırakıp gittiği yıllardan günümüze, aklında kalan Mersin rengiyle boyar gök yüzünü, ergenliğin sevgilisinin eteğini uçuran haylaz rüzgarı çağrıştırır yâd ellerdeki serseri yel…

Atilla İlhan; “İzmir’ in denizi kız, kızı deniz kokar” diye tanımlar genlerine işlemiş kenti.

Ama kendisi itiraf etmese de İzmir Atilla İlhan’ dır bana göre…

Ve o nedenle Mersin şiir, hikâye o nedenle de İlyas Halil Kokar çoğumuz farkına varmasak ta…

Devam ettiğimde sizler de okuyacak ve okudukça ne kadar haklı olduğumu göreceksiniz…

 
 
6 Mart 2012 Salı 09:55
 
 
(0 Yorum Yapıldı)Yorumlar
<p>Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.</p>
 
Bu Kategorideki Diğer Haberler
 
KDV sistemi değişiyorToroslarda yüzme kursları başladıToroslar’da, Yapılandırma Başvuruları BaşladıGüneş Doğarken İşçilerle Sabah MesaisindeTarih, doğa, deniz, güneş, müzik ve dans kansere karşı birleştiİçel Soroptimist Kulübü, 'Obezite ile Savaş' semineri düzenledi.Bisiklet durursa hayat dururTarsus Sev’in Robotik Takımı’na İki Ödül BirdenMobbing ve Hukuksal Boyutu Ele AlındıGüzel Konuşma ve Diksiyon
MTSO’ya teşekkür belgesiMenderes Gönüllü Evi, Mezitli'nin Filizleri ailesine katıldı
 
 
Yazarlar
Yazarlar RSS Beslemesi
 
 
 
 
Gazete Manşetleri
 
Namaz Vakitleri
 
  • İmsak04:50
  • Güneş06:24
  • Öğlen12:44
  • İkindi16:08
  • Akşam18:43
  • Yatsı20:06
 
Anket
.
 
İddaa
 
Lig Puan Durumu
 
Takımlar
O
G
B
M
P
1
Galatasaray
6
5
1
0
16
2
Beşiktaş
6
4
1
1
13
3
Göztepe
6
4
1
1
13
4
Fenerbahçe
6
3
2
1
11
5
Kayserispor
6
3
2
1
11
6
Başakşehir
6
3
1
2
10
7
Akhisarspor
6
3
1
2
10
8
Bursaspor
6
3
0
3
9
9
Trabzonspor
6
2
2
2
8
10
Kasımpaşa
6
2
2
2
8
11
Malatyaspor
6
2
1
3
7
12
Alanyaspor
6
2
1
3
7
13
Konyaspor
6
2
0
4
6
14
Sivasspor
6
2
0
4
6
15
Karabükspor
6
1
2
3
5
16
Gençlerbirliği
6
1
1
4
4
17
Antalyaspor
5
0
3
2
3
18
Osmanlıspor
5
0
1
4
1
 
Şampiyonlar Ligi
 
UEFA Avrupa Ligi
 
Alt Lig
 
 
Tarihte Bugün
1396 - Yıldırım Bayezid, Niğbolu Zaferi'ni elde etti.
1561 - Şehzade Bayezid idam edildi.
1911 - İtalya, Osmanlı Devleti'ne savaş ilan etti.
1925 - İstanbul'da, tulumbacı teşkilâtının yerine, modern motorlu itfaiye teşkilâtı kuruldu.
1950 - Birleşmiş Milletler askerleri Kore'de Seul'u ele geçirdi. (Bkz. Kore Savaşı)
1956 - İstanbul'da geniş çaplı istimlâk çalışmaları başlatıldı.
1958 - Kemer Barajı ve Hidroelektrik Santrali işletmeye açıldı.
1960 - Yassıada'da tutuklu bulunan eski Cumhurbaşkanı Celâl Bayar, kemeriyle intihar girişiminde bulundu. Bayar, nöbetçi teğmen tarafından kurtarıldı.
1974 - Bilim adamları, aerosol spreylerin ozon tabakasını tahrip ettiği konusunda uyarıda bulundu.
1979 - Arjantin Devlet Başkanı Juan Peron'un eşi Eva Peron'un yaşam öyküsünü anlatan Evita müzikalinin prömiyeri, Broadway'de yapıldı.
1982 - Türkiye'nin ilk kadın Büyükelçisi Filiz Dinçmen, Amsterdam'da görevine başladı.
1993 - Karun Hazinesi Türkiye'ye geldi.
2001 - Tekel'in Küba ile ortak kurduğu TEKA Puro Fabrikası İstanbul'da açıldı.
 
Get our toolbar!
 
Arşiv
 
Bumerang - Yazarkafe
 
Süper Loto
21.09.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu060809172538
 
On Numara
18.09.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu07091013141517182426273136373847485663676875
 
Sayısal Loto
23.09.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu021931364248
 
Şans Topu
20.09.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu101828303204
 
 
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji