Türkiye Tanıtım Grubundan Proje Çağrısı

Ana Sayfa » Gündem » Mersin Ergenekon'un ne yanına düşer? -4... Abdullah Ayan yazdı

Mersin Ergenekon'un ne yanına düşer? -4... Abdullah Ayan yazdı

Bir dönemin inanılmaz öyküsü dördüncü bölümle devam ediyor.

 
 
Mersin Ergenekon'un ne yanına düşer? -4... Abdullah Ayan yazdı
"derin acıların, kitle halinde göçlerin ve açlığın yol açtığı bir yeni enternasyonal' in çağrısına kulak vermeliyiz" Jacques Derrida
21 Mart 2002 Nevruzunda yaşanan travma, ölüp giden dört candan ibaret değildi.
Ülke hatta dünya kamuoyuna yansıyan "kara algı" o günden beri Mersin' in üzerine öyle yapıştı ki, yıllardır tüm çabalarımıza rağmen ne yapsak silinmiyor, gitmiyor.
Günümüz penceresinden baktığımda sağlıklı bir aklın kabul etmeyeceği o süreç neden yaşandı diye soruyorum yıllardır? Daha da önemlisi yaşanmak zorunda mıydı?
Sorunun cevabını vermek için 2002 nevruz ve sonrasına daha açık ifadeyle 'o kara perşembenin' yaralarını sarmak yerine, kendisini mazur göstermeye ve kimi çevreleri suçlamaya hatta hedef göstermeye çalışan Tığ-Küçükbarak yönetim anlayışının zorladığı 'sınırları' ve tuz basılan toplumsal sinir uçlarını anlatmak gerekiyor.
Kanlı nevruz sonrası ilgili özeleştiri şöyle dursun, "keşke olmasaydı" nedametinden eser bile yoktu Valinin açıklamalarında...
Tığ, Nevruz' da, kendilerinin son derece sağduyulu davrandığını, polisin halkın üzerine değil, halkın polisin üzerine yürüdüğünü söylüyor, polisin olaylarda aşırı güç kullanmadığını, yaşanan birtakım münferit olayların ise bu tür toplumsal olaylarda yaşanmasının normal olduğunu iddia ediyordu.
Dört kişinin ölümüyle sonuçlanan ve önemli dış ticaret, turizm potansiyeli yüksek kentinin yerli yabancı milyonlar üzerinde yaşanacak telafisi imkânsız algı hasar faturasını da birilerine yakma girişimini Valiliğin ileride ele alacağım 1 Mayıs' ı yasaklama gerekçesinde de yeterince anlatmaktaydı:
"21 Mart 2002 tarihinde meydana gelen olaylar ülke ve dünya kamuoyunda ilimizin imajını zedelemiştir. Avrupa Birliği’ne girme hazırlığında olan ülkemiz için yeniden olumsuz imaj yaratabilecek olayların meydana gelmesi muhtemel görünmektedir. Yine turizm sezonunun başlangıcına rastlayan bugünlerde meydana gelmesi muhtemel olaylar turizmi de doğrudan etkileyecektir."
Tespit bu olsa da, 8 Marttan 21 Marta oradan da 1 Mayıs'a giden yasaklarla Mersin' i yeniden dizayn etme stratejisi, mola vermeden devam etti...
Valiliğin 1 Mayıs' ı yasaklama kararıyla ilgili düzenleme komitesine ilettiği gerekçeli tebliğ özellikle Kürt seyyar satıcılara karşı nasıl bir senaryonun sahneye konulmak istendiğini çok iyi özetliyordu:
"21 Mart 2002 tarihinde seyyar satıcıların hiçbirisinin il merkezine satış yapmak için çıkmadıkları, bunların çoğunun Siteler bölgesinde meydana gelen kanunsuz olaylarda görüldükleri ve hatta gözaltına alınan (227) kişiden (189) kişinin tutuklandığı, bunlardan (9)'unun seyyar satıcı oldukları tespit edilmiş, son zamanlarda seyyar satıcılar üzerinde yapılan uygulamalardan rahatsız olan şahısların toplu olarak yürüyüşe katılarak olay çıkaracakları yönünde duyumlar alınmış..."
Valiliğe göre 227, o günlerin medyaya yansıyan yansız bilgilerine göre 300' ü aşkın protestocu arasında yalnızca 9 kişinin seyyar satıcı olması kesilecek faturanın habercisiydi aslında.
Kurt kuzuyu yiyecekti ve bu %3' lük oran bile yemek için yeterli gerekçeydi.
Hemen işe koyuldu Emniyet Müdürlüğü...
Evrak eksikliği gerekçesiyle Valiliğin kapattığı Seyyar Satıcı ve İşportacılar Dernek Başkanının ifadesine göre hayata tutunmalarının tek aracı el arabası olan 3 bin kişi söz konusuydu. Aileleriyle birlikte 20 bin kişinin ekmek teknesi oluşturulan güvenlik ekibince toplanmaya başlanmış, kimin aldığı tam olarak belirlenmeyen o nedenle itirazı da mümkün olmayan yasaklama kararına uymayanların kent merkezinden temizlenmeleri sıfır tolerans uygulamasıyla sağlanmıştı.
Belediyeye ait bir yetki Belediyelerden habersiz bir sabah vakti Emniyet güçlerince kullanılarak amaca ulaşılmış, kısaca yetkililer adına görev yerine getirilmişti.
Ama çocuklarına ekmek götürecekleri tek geçim kapıları bir daha açılmamak üzere kapanan on binlerce insan, göç etmek zorunda kaldıkları kentte ne yapacaklarını bilmez halde olmayan geleceklerinin kabusunu iliklerinde hissediyorlardı.
Yakılan yıkılan köylerinden kaçıp gelmişlerdi ve geriye dönmeleri imkansızdı, Mersin' de barınmalarını da istemiyordu devlet, iki ateş arasında ne yapabilirdi insanlar?
Can yakıcı soruyu o günlerde de dile getiriyorduk ama kapalı kapılar ardında seyyar satıcıların arabalarında terör örgütüne ait silahları sakladıkları masalı mazeret olarak anlatanların bu türden insani sorulara ayıracak zamanı yoktu.
Akif Tığ' a göre ortada zaten sorun da yoktu...
Kendisine yakın bir gazeteciye anlattıkları köşe yazısında şöyle yer alacaktı:
Geçtiğimiz yıllarda asayiş yönünden sorunlar yaşayan Mersin şu günlerde bu konuda çok rahat. Mersin'de her ilde, ilçede olduğu gibi adi olaylar yaşanıyor şimdi. Ancak polis burada etkinliğini ve gücünü göstererek bu olayları anında bastırıp, aydınlatılmasını sağlıyor. Sokaklar, caddeler ve mahalleler eşkıyaların değil, artık polisin kontrolü altında. Adeta kuş uçurtulmuyor. Eşkıyalar ve serseriler ellerini kollarını sallayarak faaliyetini sürdüremiyor. Polisin nefesini ensesinde hisseden kötü emelli kişiler bu emellerine ulaşamıyorlar. Serseriler ve şehir eşkıyaları polisin yaptığı etkin çalışmayla adım bile atamaz duruma geldi.
Anlayacağınız Mersin'de 'Asayiş Berkemal'.
Evet Tığ-Küçükbarak penceresinden gerçekten asayiş berkemaldi.
Şu sözler de sorunu kökünden çözdüğüne inanan Tığ' a ait:
"Güneydoğudan gelen vatandaşlarımızı ben çok seviyorum. Onlar da bizim insanımız. Ancak vasıfsız oldukları için tek yapabildikleri seyyar satıcılık olmuş. Şehrin dört bir tarafı seyyar satıcılarla dolmuş taşmış. Bu da beraberinde kayıt dışı ekonomiyi getirmiş. Onları şehrin merkezinden kaldırdık ve çoğu kendi dükkanlarına, işyerlerine kavuştu. Hepsi memnun. Hep beraber asayişe el attık. Şimdi eskisi gibi kapkaç olayları, hırsızlık olayları yaşanmıyor. Kentte yaşamanın kuralları var, olmalı. Hep birlikte bu kenti yeniden oluşturacağız"
Her konudaki görüşlerini çok rahat hatta fütursuz cesaretle dile getiren Tığ, nasıl bir kent oluşturulacağını çok veciz "Mersin' i gerçek Mersin'lilere teslim edeceğiz" cümlesiyle kafalarımıza kazıyordu...
Mersin' i 'gerçek sahiplerine' teslim için seyyar satıcılardan sonra çok fazla! konuşan, her şeye 'yeşillenen' sendikacılara, muhalif siyasi parti temsilcilerine gelmişti sıra...
27 Mart günü sabaha karşı sendikacı Mithat Fahlioğulları' nın evi basılarak gözaltına alındı. Gerekçe olarak Nevruz' da çıkan olaylar gösteriliyordu ancak unutulan bir kaç küçük ayrıntı! gözlerden kaçmış, kaçırılmıştı: Fahlioğulları başında olduğu sendika adına demokratik bir hak için başvuran komitede yer alıyordu ve Valiliğin izin vermemesiyle o komitenin de sorumluluğu sona ermişti. Daha da önemlisi Fahlioğulları Nevruz günü Mersin dışındaydı.
Nitekim aynı Fahlioğulları 4 ay tutuklu kaldıktan sonra hakim huzuruna bile çıkarılmadan ve hakkında iddianame bile hazırlanmasına gerek kalmadan Savcılığın "takipsizlik" kararıyla özgür kalacak, cezaevinde yattığı günler ve yaşadıkları yanına kâr kalacaktı.
Tığ sürecinde yaşananları büyük pencereden okumaya çalışan dönemin ÖDP İl Başkanı Osman Yılmaz' ın analizi ve tespitleri gerçekten çarpıcıydı. Şöyle diyordu Yılmaz:
"Farklı kimlik ve kültürü barındırmasına rağmen, iktisadi olarak her geçen gün gerileyen, barış, kardeşlik ve huzur kenti kimliğini korumak için direnen, ülke genelinde ise dikkate değer bir demokratik ses ve tavır kenti olan kimliğini savunmaya çalışan Mersin; kaos, kargaşa ve huzursuzluk merkezi haline sokulmaya çalışılmaktadır. Mersin’deki ekonomik ve sosyal yaşama; hukuki, ahlaki, bilimsel ve insani ölçütlerden çok, dağ kuralları ve kuralsızlık egemen olmaya başlamıştır. Mersin’de yaşanan sorunları, sistemin Mersin’e yönelik hesaplarını, Mersin’le ilgili bir sorun olarak görürsek yapılması gerekenleri de doğru tespit etmiş olamayız. Mersin’de olanlar valiyi ve bürokrasiyi aşan, ulusal programın Mersin’deki provasıdır. Bu duruma yerel politikalarla genel politikaların genelleştirilerek karşı çıkılabileceği politika ve eylemler geliştirilmelidir."
"Valiyi ve bürokrasiyi aşan bir 'projenin' uygulamaya koyulduğuna dair ipuçları; yasaklamalar, seyyar satıcılar, sendikacılara yönelik operasyonlarla sınırlı kalmayacaktı.
1980 darbesi ardından Türkiye' de ilk 1 Mayıs kutlamasına sahne olan Demokrasi tutkunu Mersin' de 20 yıllık gelenek Tığ dönemi yasakçılığıyla yıkılacak, 8 ve 21 Mart yasaklamaları 1 Mayıs yasağıyla doruğa çıkacaktı.
Bununla da kalmadı Mersin' in sinir uçlarıyla oynamakta kararlı zihniyet...
2 Kasım seçim dönemi yaklaşırken seçmen listeleri bahane edilerek, Muhtarlar soruşturulmaya hatta gözaltına alınmaya kalkışıldı.
Tam bir cadı avı başlamıştı kentte.
Görevi yanında üstüne farz olmayan işlere bile kalkan yönetim anlayışını eleştirenlere "kimse yeşillenmesin, ben bu kentin Valisiyim, herkesin işine de karışırım, yardımcı da olurum" diyen Tığ' ın sınır tanımayan müdahaleleri yanında kimlere yardımcı olduğunun da izini sürmeye devam edeceğim ama bir sonraki yazıda...







 
 
18 Mart 2013 Pazartesi 08:44
 
 
(0 Yorum Yapıldı)Yorumlar
<p>Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.</p>
 
Bu Kategorideki Diğer Haberler
 
KDV sistemi değişiyorToroslarda yüzme kursları başladıToroslar’da, Yapılandırma Başvuruları BaşladıGüneş Doğarken İşçilerle Sabah MesaisindeTarih, doğa, deniz, güneş, müzik ve dans kansere karşı birleştiİçel Soroptimist Kulübü, 'Obezite ile Savaş' semineri düzenledi.Bisiklet durursa hayat dururTarsus Sev’in Robotik Takımı’na İki Ödül BirdenMobbing ve Hukuksal Boyutu Ele AlındıGüzel Konuşma ve Diksiyon
MTSO’ya teşekkür belgesiMenderes Gönüllü Evi, Mezitli'nin Filizleri ailesine katıldı
 
 
Yazarlar
Yazarlar RSS Beslemesi
 
 
 
Gazete Manşetleri
 
 
Namaz Vakitleri
 
  • İmsak05:36
  • Güneş07:15
  • Öğlen12:37
  • İkindi15:21
  • Akşam17:39
  • Yatsı19:06
 
Anket
.
 
İddaa
 
Lig Puan Durumu
 
Takımlar
O
G
B
M
P
1
Galatasaray
11
8
2
1
26
2
Başakşehir
11
7
2
2
23
3
Beşiktaş
11
6
3
2
21
4
Kayserispor
11
5
4
2
19
5
Sivasspor
11
6
1
4
19
6
Bursaspor
11
5
2
4
17
7
Fenerbahçe
11
4
5
2
17
8
Göztepe
11
5
2
4
17
9
Akhisarspor
11
5
2
4
17
10
Aytemiz Alanyaspor
11
4
2
5
14
11
Malatyaspor
11
4
2
5
14
12
Trabzonspor
11
3
4
4
13
13
Kasımpaşa
11
3
3
5
12
14
Antalyaspor
11
3
3
5
12
15
Konyaspor
11
3
1
7
10
16
Karabükspor
11
2
2
7
8
17
Osmanlıspor
11
2
2
7
8
18
Gençlerbirliği
11
2
2
7
8
 
Şampiyonlar Ligi
 
UEFA Avrupa Ligi
 
Alt Lig
 
 
Tarihte Bugün
1558 - İngiltere Kraliçesi I. Elizabeth tahta çıktı.
1869 - Akdeniz'i Kızıldeniz'e bağlayan Süveyş Kanalı görkemli bir törenle açıldı.
1877 - Rus birlikleri Kars'a saldırdı.
1913 - Panama Kanalı'ndan ilk gemi geçiş yaptı.
1918 - İngilizler, Bakü'yü işgal ettiler.
1922 - Şarköy'ün 2,5 yıllık Yunan işgalinden kurtuluşu.
1922 - Abdülmecit halife oldu.
1922 - Son Osmanlı padişahı VI. Mehmet (Vahdettin) İstanbul'u terk etti.
1922 - Sibirya, Sovyetler Birliği'ne katıldı.
1924 - İlk muhalefet partisi Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası kuruldu.
1930 - Serbest Cumhuriyet Fırkası kendini feshetti.
1933 - Amerika Birleşik Devletleri, Sovyetler Birliği ile ticari ve diplomatik ilişkiler kurmaya başladı.
1942 - Mısır Kralı Faruk sürgüne gönderildi, yerine Albay Cemal Abdul Nasır geçti.
1963 - Yerel seçimleri Adalet Partisi kazandı.
1967 - TBMM ikinci kez yaptığı gizli oturumda, 18 saat 20 dakika Kıbrıs'taki son gelişmeleri görüştü.
1972 - Türkiye'de ilk kadın partisi olan Türkiye Ulusal Kadınlar Partisi kuruldu.
1972 - Juan Peron 17 yıllık sürgünden sonra Arjantin'e döndü.
1973 - Atina'da üniversite öğrencileri cunta rejimine karşı ayaklandılar. Askerlerin ateşi sonucu üç öğrenci öldü.
1976 - Türkiye İşçi Partisi'nin davetlisi Şilili sanatçılar sınırdışı edildi.
1977 - Dr. Cahit Karakaş TBMM'nin 13. Başkanı oldu. Görevi 12 Eylül 1980'de sona erdi.
1988 - Azerbaycan'da milli dirçeliş günü.
1993 - Güney Afrika siyasi liderleri, ırk ayrımına son veren yeni anayasayı kabul ettiler.
1995 - Osman Hamdi Bey'in "Yeşil Türbe" tablosu İngiltere'de 37 milyar liraya satıldı.
1999 - İrlanda'yı yenen Türk Milli Futbol Takımı Avrupa Futbol Şampiyonası finallerine katılma hakkı kazandı.
2006 - 1994 yılında keşfedilen 111 atom numaralı yapay elemente resmen Röntgenyum (Rg) adı verildi.
 
Get our toolbar!
 
Arşiv
 
Bumerang - Yazarkafe
 
Süper Loto
16.11.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu121424303145
 
On Numara
13.11.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu10121315202532414344454653565759626465676874
 
Sayısal Loto
11.11.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu121420264048
 
Şans Topu
15.11.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu030508233211
 
 
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji