Mersin Ticaret Borsası'nda Abdullah Özdemir yeniden başkanlığa seçildi

Ana Sayfa » Gündem » Mersin' i Avrupa Kültür Başkenti yapma hayali... Abdullah Ayan yazdı

Mersin' i Avrupa Kültür Başkenti yapma hayali... Abdullah Ayan yazdı

Mersini Avrupa Kültür başkenti yapma iddiasının sosyoekonomik temeli, bedeli nedir? Fanteziye ayıracak 400 milyon dolarımız var mı?

 
 
Mersin' i Avrupa Kültür Başkenti yapma hayali... Abdullah Ayan yazdı

Sakın başlığa bakıp, sanki Avrupa kültür Başkenti olma fırsatı ayağımıza gelmiş te, eleştiriyorum gibisinden bir kanaat oluşmasın.

Mersin' i seven dünyada güzellik adına ne varsa bu kente kazandırılmasını isteyen, istemekle de kalmayıp taş üstüne taş koymaya çalışan biri olarak, böylesine iddialı bir hayale çomak sokacak son kişi herhalde benim.

Ama Mersin' i hak ettiği yere taşımak başka, anlamını, içeriğini, zorluklarını ve hepsinden önemlisi ekonomik boyutlarını bilmeden, herkesin aklına düşeni, kulaklara hoş gelecek sloganları gerçekmiş gibi sunması başka...

Son örneği Mersin' deki bir derneğin düzenlediği Avrupa gezisini, Mersin' i Avrupa Kültür Başkenti ilan etme çabası gibi kamuoyuna duyurmaya kalkması.

Umarım böylesine iddialı hedef için çalıştıklarını, görüşmeler yaptıklarını, destek bulduklarını açıklayan arkadaşlar bu kültür başkenti olmanın ne menem bir şey olduğunu, bir kentin gerçek anlamda Avrupa Başkenti olmasının önündeki yol haritasının ne olduğunun farkındalar.

Ve yine o dostlarım, bugün Kızkalesi gibi tarihi zenginliğimizin bir parçası olan beldeye gidenlerin dönmeye kalkması halinde yarım günlük yol çilesini göze almaları gerektiğini de biliyorlardır.

Allah korusun (!) gerçekten birileri bize "hadi bakalım beş yıl sonra sizi Kültür Başkenti ilan edeceğiz" dese, milyonlarca insandan geçtim, bin kişiye aynı anda yemek yedirecek mekanı, yatıracak yeri olmayan bir kentin düşeceği durumu düşünsenize...

Arkadaşlar moda slogan olarak dillere sakız olan ve önüne gelenin kendisini Avrupa kültür Başkenti ilan etmesinden yola çıkıp, bizim neyimiz eksik diye düşünüyorsa o başka. Her ilin, ilçenin hatta her beldenin kendisini "dünya kenti" ilan ettiği Türkiye' de bazı iller de Kültür başkentliğine soyunacak elbet. (Örneğin Avrupa kültür Başkenti yerine Türk dünyası Kültür Başkenti gibisinden yerli paye geliştirip Eskişehir' i Türk Dünyasının 1. Kültür Başkenti ilan edildiğine tanık olmadık mı? Hadi Eskişehir Bakanlık desteğiyle böyle iddialı işe kalkmış. Ya Kültür Turizm Müdürünün müze müdürüyle el ele verip Mardin' i Avrupa kültür Başkenti ilan etmeye kalkmasına ne demeli? Bunun ünlü bir markanın bir harfini değiştirip veya logosuyla oynayıp çakmasını pazarlamaktan ne farkı var?)

Taklitlerle, sahtelerle işimiz olmayacağına göre gelelim şu kültür Başkenti olmanın koşullarına, nasıl başlayıp, nasıl gelişeceğine, hepsinden önemlisi parasal anlamdaki boyutlarına, gelir ve giderlerine, getirip götüreceklerine...

Avrupa Kültür Başkenti fikrinin babası (daha doğrusu anası) film aktrisi, aktivist, Albaylar cuntasının hedefindeki en önemli düşmanlardan biri olarak vatandaşlıktan atılan Melina Merkuri' dir. Darbeci albayların çanına ot tıkandıktan sonra ülkesine dönen sanatçı 1981' de Başbakan Papandreu tarafından Kültür Bakanlığına getirilince 'ülkemi dünyaya nasıl bir projeyle tanıtırım?" sorusuna kafa yormuş ve 1985 yılında ortaya attığı kavram Atina' yı ilk Avrupa kültür Başkenti olarak kabul edilmesini sağlamıştır.

Proje başta Atina olmak üzere Yunanistan' ın kültürel ve sosyo-ekonomik gelişmesine inanılmaz katkı yapmış ve kent tüm dünyanın cazibe merkezi haline gelmiştir.

Olumlu etkinin farkına varan Avrupa Birliği kavramı kurumsallaştırmış, 1999 yılına kadar sürdürülen Avrupa Kültür Kenti tanımı bu tarihten itibaren Avrupa Kültür Başkenti olarak değiştirilirken 2000 yılından itibaren Birlikçe finanse edilmeye başlanmıştır. 2005-2019 arasında ise yeni seçim sistemi ve seçilecek kentlerle ilgili kriterler aktarılan kaynak nedeniyle daha sıkı takip edilen kriterlere bağlanır. Değişen statü gereği 2005'e kadar Kültür Başkenti her yıl sadece bir kentle sınırlı kalırken sonraki seçimlerde unvanın birden fazla kente verilmesi kararlaştırılır...

Unvanı alan kentler de Atina' ya sihirli dokunuş gibi gelen seçilmişliği avantaja dönüştürmek için farklı projeler, kendilerine özgü dinamikleri öne çıkaran çalışmalar içine girer.

Örneğin 1996' da Avrupa kültür Başkenti olma şansını yakalayan Kopenhag 280 milyon Euro olan bütçesini kenti ve etrafındaki bölgeyi yeniden canlandırmak için harcarken 1997' de bayrağı kapan Selanik AB destekli 500 milyon dolar tutarındaki (300 milyon Euro) bütçeyi Selanik’ i balkanların kültür merkezi yapma hayaline savurur. (AB paralarını Ağustos böceği misali harcayan Yunanistan' ın bugün kapısını çalan alacaklı karıncalar karşısındaki pür melal halini hatırlatmama sanırım gerek yok)

1998'in şanslısı Stockholm' dür, tüm bütçeyi Unesco tarafından korumaya alınan eski kent merkezini dünya kültür dostlarına kazandırmaya sarf eder. Bu sayede Mersin il nüfusu civarında insanın yaşadığı kent her yıl bir milyondan fazla insanın gezdiği 100'ü aşkın müzenin ev sahibi olur.

Ve 1999' da ünvan 65 bin nüfuslu küçücük Weimar' a verilir. Kentin ortalama semt büyüklüğü yanıltmasın. Weimar; Lizt, Göethe, Schiller gibi dünyanın önünde şapka çıkardığı sanatçıların ve Bauhaus Üniversitesinin kentidir. Ve Weimar 485 milyon Euroluk bütçesini Kültür Başkenti hedefi doğrultusunda kenti turizm merkezi yapmaya hasreder. (Başarılı olup olmadığı ayrı araştırma konusudur)

Liste uzun ve unvanı alan her kentin farklı hikayesi var.

2001 yılında Porto 400 milyon dolara yakın bütçeyle uluslararası profilini yükseltmek, kenti uluslararası cazibe merkezine dönüştürme hedefine odaklanır.

2010 yılına geldiğimizde Avrupa kültür başkenti seçilen üç ayrı kent ve iki kentin birinin başarı, diğerinin hüsran öyküleri var karşımızda. Essen 320 milyon Euroluk bütçeyle Ruhr havzasını ekonomik canlılığa kavuşturmayı hedef olarak seçerken 400 milyon Euroluk bütçeyle havanda su döven İstanbul...

İstanbul 2005'te sivil toplum girişimi olarak bazı STK' ların hedeflediği projeyi Hükümetin yasal zemine oturtmak amacıyla aynı yılın aralık ayında yayınlanan kararnameyle resmiyet kazanmış, AB fonları dışında oluşturulacak bütçeye Maliye Bakanlığının özel ödenek ayırması dışında kullandığımız her damla akaryakıttan biz farkına varmadan kesilen paralar kaynak olarak aktarılmıştır. (Her litre benzinden 1,5 ve motorinden 1 kuruş İstanbul Kültür Başkenti proje havuzuna ilaç olsun diye dökülür)

2010 yılına gelindiğinde Süleymaniye' nin dünya kültürüne kazandırılmasından, tarihi çeşmelerin restorasyonuna, kimi cami ve külliyelerin yeni baştan ayağa kaldırılmasından bazı eserlerin ışıklandırılmasına kadar. Binlerce proje, trilyonlarca harcama ve elle tutulur, İstanbul' un geleceğine damgasını vuracak dişe dokunur, akıllarda kalır hiç bir şey çıkmaması...

Yukarıda dünyanın dört bucağından başarılı, başarısız ve hatta İstanbul masalında görüldüğü gibi sonu hüsran örneği boşuna vermedim.

Bütün bunlara bakıp, Mersin' i bir yerlere koymaya çalışanlar ya projelerin gelişme sürecinden habersiz veya biliyorlar da, hazır gezmeye gitmişken kente de bu etkinlik vesilesiyle bir şeyler anlatalım düşüncesindeler.

Bırakın oturup konuşmayı, hayali bile başımızı ağrıtmaktan öte yaramıza merhem olmayacak bir proje bu.

Üstelik 2033'e kadar Avrupa Kültür Başkenti olacak kentleri önerecek ülkeler şimdiden tüm kompartımanları işgal etmiş, unvanı belirleyen AB Ajansının 2034'e kadar tüm ajandası çoktandır dolmuş durumda.

Örnek mi: Yakın gelecek bir yana 2030 Kıbrıs ve Belçika, 2031 Malta/İspanya, 2032 Bulgaristan/Danimarka, 2033 Hollanda/İtalya arasında parsellenmiş ve şimdiden ilan edilmiş bulunuyor.

Şu dökülmekte olan pejmürde Mersin'i birilerinin Kültür Başkenti yapma hayallerine bakıyorum da tek cümle geliyor aklıma: "Kel başa şimşir tarak"

O başta sırma saç biteceğini sananlar olamaz mı?

Kendi paralarını harcadıkları sürece mahzuru yok ama asıl mesele şu:

Umut fakirin ekmeği oldukça önüne gelen karnını doyurduğunu sansın da, bilmem farkında mısınız? Ekmek yiyorum hayali kurarak açlık defolmuyor...

 
 
2 Haziran 2014 Pazartesi 07:57
 
 
(1 Yorum Yapıldı)Yorumlar
<p>Vahap Kokulu</p> <p>2014-06-02 10:24:03</p> <p>Şimdilik mesela Kültür mahallemize emek vererek adına yakışır yapılanmalar yaratalım ve Çamlıbel'e hayat verecek projeler geliştirelim.İş dünyasına görev düşüyor...Kültür Başkenti hülyamızda öylece dursun.zarar gelmez.</p>
 
Bu Kategorideki Diğer Haberler
 
Yurt içinde ikamet eden 24 milyon 804 bin kişi seyahate çıktıTrafiğe kayıtlı araç sayısı Aralık ayı sonu itibarıyla 22 218 945 oldu
Ocak ayı enflasyon rakamları belli olduKDV sistemi değişiyorToroslarda yüzme kursları başladıToroslar’da, Yapılandırma Başvuruları BaşladıGüneş Doğarken İşçilerle Sabah MesaisindeTarih, doğa, deniz, güneş, müzik ve dans kansere karşı birleştiİçel Soroptimist Kulübü, 'Obezite ile Savaş' semineri düzenledi.Bisiklet durursa hayat dururTarsus Sev’in Robotik Takımı’na İki Ödül BirdenMobbing ve Hukuksal Boyutu Ele Alındı
 
 
Yazarlar
Yazarlar RSS Beslemesi
 
 
 
Gazete Manşetleri
 
 
Namaz Vakitleri
 
  • İmsak04:12
  • Güneş05:54
  • Öğlen12:51
  • İkindi16:34
  • Akşam19:28
  • Yatsı20:58
 
Anket
.
 
İddaa
 
Lig Puan Durumu
 
Takımlar
O
G
B
M
P
1
Galatasaray
29
19
3
7
60
2
Beşiktaş
29
17
8
4
59
3
Başakşehir
29
18
5
6
59
4
Fenerbahçe
29
16
9
4
57
5
Trabzonspor
29
12
10
7
46
6
Kayserispor
29
12
8
9
44
7
Göztepe
29
12
7
10
43
8
Sivasspor
29
12
5
12
41
9
Kasımpaşa
29
11
7
11
40
10
Malatyaspor
29
10
8
11
38
11
Antalyaspor
29
9
8
12
35
12
Akhisar Bld.Spor
29
9
7
13
34
13
Bursaspor
29
9
6
14
33
14
Alanyaspor
29
9
5
15
32
15
Gençlerbirliği
29
7
9
13
30
16
Konyaspor
29
7
8
14
29
17
Osmanlıspor
29
7
8
14
29
18
Karabükspor
29
3
3
23
12
 
Şampiyonlar Ligi
 
UEFA Avrupa Ligi
 
Alt Lig
 
 
Tarihte Bugün
1792 - Fransa, Avusturya'ya savaş ilan etti.
1841 - İlk dedektif romanı 'Morg Sokağı Cinayeti' yayımlandı.
1862 - İlk pastörizasyon deneyi Louis Pasteur ve Claude Bernard tarafından gerçekleştirildi.
1902 - Marie Curie ve Pierre Curie, Paris'teki laboratuvarlarında radyoaktif radyum klorürü rafine etmeyi başardılar.
1924 - 1924 Anayasası yürürlüğe girdi.
1926 - Western Electric ve Warner Bros. şirketleri, filme ses eklemeyi mümkün kılan Vitaphone cihazını tanıttılar.
1933 - İstanbul'da Razgrad Olayları başladı.
1944 - Türkiye, Almanya'ya krom ihracatını durdurdu.
1953 - Yedi Türk askeri Kore'deki esir değişimiyle geri alındı.
1962 - Dolandırıcılığıyla ünlü Sülün Osman cezaevinde 'Alınteri ile Yaşamak' konulu konferans verdi.
1967 - Swiss Britannia şirketine ait bir yolcu uçağı Toronto'da düştü: 126 kişi öldü.
1968 - Güney Afrika havayollarına ait Boeing-707 tipi bir yolcu uçağı Windhoek şehrinden kalkışı esnasında düştü: 122 kişi öldü.
1970 - Amerika Birleşik Devletleri Başkanı Richard Nixon, Vietnam'dan 150 bin kişilik bir Amerika Birleşik Devletleri gücünün daha geri çekileceğini açıkladı.
1972 - Apollo 16, Ay'a iniş yaptı.
1978 - Kore havayollarına ait Boeing-707 tipi bir yolcu uçağı Sovyet savaş uçakları tarafından Murmansk yakınlarındaki donmuş bir göle inmeye zorlandı. İki yolcu öldü. 107 yolcu sağ kurtuldu.
1986 - Piyanist Vladimir Horowitz, 61 yıldan sonra anavatanı olan Rusya'da tekrar konser verdi.
1998 - Air France şirketine ait Boeing 727-200 tipi bir yolcu uçağı Bogota'dan (Kolombiya) kalktıktan sonra Cerro El Cable dağlarına çarparak düştü: 53 kişi öldü.
1999 - Columbine Lisesi katliamı: Lisenin Eric Harris ve Dylan Klebold isimli öğrencileri 13 kişiyi öldürdü, 24 kişiyi yaraladı ve sonra da intihar ettiler.
2005 - Turgut Özakman'ın, Kurtuluş Savaşı'nı bir roman kurgusu içinde anlatan 'Şu Çılgın Türkler' kitabı yayımlandı.
2006 - Han Myeong-sook, Güney Kore'nin ilk kadın başbakanı olarak göreve başladı.
 
Arşiv
 
Bumerang - Yazarkafe
 
Süper Loto
19.04.2018 Tarihli Çekiliş Sonucu011228303945
 
On Numara
16.04.2018 Tarihli Çekiliş Sonucu02131417192730333742455253555760657072757780
 
Sayısal Loto
14.04.2018 Tarihli Çekiliş Sonucu031134374043
 
Şans Topu
18.04.2018 Tarihli Çekiliş Sonucu080919202510
 
 
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji