İhracat Kasım ayında geçen yıla göre %5 artışla 11 milyar 952 milyon dolar oldu

Ana Sayfa » Gündem » Mersin için nasıl bir festival?.. Abdullah Ayan yazdı

Mersin için nasıl bir festival?.. Abdullah Ayan yazdı

Mersin tüm festivallere aktardığı kaynak ve enerjiyi tüm ülkede ses getirecek tek festivale yoğunlaştırmalıdır.

 
 
Mersin için nasıl bir festival?.. Abdullah Ayan yazdı
Mersin aslında festivallere yabancı bir kent değil.

Örneğin Narenciye festivaliyle üç yıldır tanışıyor ama 1940’larda Portakal Bayramı yapma fikrini tartışmış ve 1948’de bando gösterileri, resmigeçit ve en iyi portakal yetiştiricisinin seçildiği etkinlikler zincirini düzenlemiş, dolusundan yaşamış.

Bu kadar da değil…

1965 yılında Ticaret Sanayi Odası öncülüğünde Portakal Festivali düzenleme kararı alıyor Mersin. Film ve fotoğraf yarışması, portakal güzeli seçme etkinlikleri dikkat çekiyor.

Kaya Mutlu’ nun Belediye Başkanlığıyla gelen dönemde 1975’ten itibaren çok daha dolu, sadece Mersin’in değil tüm ülkenin dikkatini çekecek Akdeniz Tekstil ve Moda Festivali dönemi başlıyor ve 80 darbesiyle Mutlu görevden alınıncaya kadar tartışmaları, sanatçı kavgaları, magazin gazetelerine konu olmasıyla epeyi ilgi çekiyor. Bugünlerde yorgun düştüğümüz televole kültürünün temeli Mersin’in o festivallerinde atıldı dersem abartmış sayılmam.

O festivalin yeri de ilginç: Günümüzde Atatürk Parkı olarak adlandırdığımız Kongre Merkezi ile Taş Bina arasında kalan sahil kesimi, deniz kıyısında olmasıyla dünyada farklılık yaratan etkinlikler.

1984’te seçilen Okan Merzeci de o festivali kalınan yerden sürdürmeyi denedi ama sanırım bir yıl dayanabildi, İstanbul’dan gelen sanatçıların kapris ve masraflarına. (O günlerde mankenlere sponsor olan iş adamı arkadaşlarımın kulakları çınlasın)

Mersin halkın ilgi duyduğu, geniş katılımlı o festivaller defterini kapatırken 1990’ ların ikinci yarısında Hanri Atat’ ın girişimiyle bambaşka bir festival dönemini başlattı. Bir avuç elit zümrenin müzik zevkine hitap edecek, toplumu kendince müzik alanında eğitip, batı müziğini sevdirecek bir projeydi bu. (Perde arkasında herhangi bir toplumsal mühendislik girişimi miydi, Atat’ ın kendi başına başlattığı bir çaba mıydı, kesin şeyler söylemem zor. Nevi şahsına münhasır, hasından beyefendi bildiğim, dostluğundan mutluluk duyduğum bay Hanri’ ye de haksızlık etmek istemem)

Atat o festivali yaşadığı sürece kendi olanaklarıyla ve maddi katkılarıyla sürdürmeye çalıştı, kendisinden sonra bir süre birileri elinde bocaladı, sonrasında sanırım kimi akçalı konulardaki sert eleştirilerimizin de katkısıyla işin başına MTSO’ yu temsilen Faik Burakgazi geçti, organizasyona yönelik tartışmalar bir derneğin kurulması ve etkinlikleri üstlenmesiyle sona erdi ama festivalin temel temasında aksayan, geniş kitleleri bir türlü içine çekemeyen temel bir sorun vardı ve bu sorun hiç giderilemedi.

Örneğin kimi konserler boş salonlara seslendi, kimi zaman sahnede yer alanların sayısı izleyenlerden fazlaydı.

Çünkü bana göre festival adıyla düzenlenen etkinliklerin temelinde sorun vardı. Genleri Akdenizli, damarlarında kıpır kıpır Akdeniz dolaşan insanlara soğuk oda müziğini bırakın sevdirmeyi dinletemezsiniz.

Yıllar ve yıllar boyu Mersin gibi, yakın gelecekte Doğu Akdenizin en önemli noktası, çekim merkezi olacak bir kentin, müzik festivalini de bu doğrultuda ve yükselen Mersin dalgasına uygun biçimde tasarlaması gerektiğini savundum. Bugüne kadar meramımı anlattığım kanısında değilim.

Aslında ne demek istediğimi 2012 festivali benden çok daha anlattı. Bu yıl en büyük kalabalığı, ilgiyi Portekiz halkının acılarına FADO söyleyerek tercüman olan Cristina Branco çekti. Salonu dolduran insanlar gizemli Branco’ da hoyratı, Barakı, bozlakı, mayayı, gazeli, uzun havayı, ağıtı buldu da ondan.

Ve geldik bugüne…

Şu anda Mersin kurumsallaşmamış Büyükşehir konserleri olarak adlandırılacak etkinlikleri de sayarsak üç ayrı festivali aynı yılın farklı dönemlerinde yapmaya çalışıyor. Yapmaya çalışıyor çünkü dernekleşse de Mersin Müzik Festivali dahil kurumsal anlamda yapılanamıyor.

Örneğin yine Abdullah Özdemir’in şahsi girişimleriyle yapılmaya çalışılan Narenciye Festivali de kurumsal değil, kişilerle kaim. Günün birinde o kişi sıkılır, bıkar veya kendisine başka meşgale bulursa festivallerin ne olacağı bile değil.

Böyle bir yapı, anlayış olabilir mi?

Ne yapılmalı diye soranlara getireceğim öneri aslında çok yalın ve herkesin anlayacağı türden olacak.

Mersin üç festivale ayırdığı kaynakları –ki bunlar yaklaşık bir milyon dolar civarındadır- tek bir havuzda toplar, tek festival yapmak üzere geniş katılımlı bir Vakıf kurulur. Bu Vakıfta merkezi idarenin de yerel yönetimlerin de temsilcileri yer alır. Vakıf profesyonellerin de yer aldığı birkaç çalışma komitesi kurar ve Mersin kalıcı biçimde on, yirmi, elli yıl kesintisiz ve tüm kente hitap edecek, kucaklayacak, halkın katılımını sağlayacak konseptte festivale kavuşur.

Aslında tarihi bir fırsat, bir daha zor bulunur şans ta var önümüzde.

2013Akdeniz Oyunları bu bakımdan bir önemli başlangıca vesile olma yanında ilham da verebilir.

Oyunlara katılacak tüm ülke sanatçılarını, müziklerini, kültürlerini, acılarını, sevinçlerini bir araya getirecek, dokusuyla Akdeniz kokan bir festivale ev sahipliği yaparak işe başlayabilir ve aynı ruhla yıllar, yıllar boyu sürdürebilir.

Bu konuda ilk adımın atılması, mayanın çalınması için iki kişiye çok önemli görev düşüyor; Vali Güzeloğlu ve Büyükşehir Belediye Başkanı Özcan…

Tüm kurumları ve yapılmakta olan, yapılmaya çalışılan festivalleri düzenlemeye çalışanları bir araya getirerek, kıt kaynakları hoyratça savurma yerine optimum biçimde değerlendirerek, en az bütçeyle en iyiyi yapacak dirayette birikimli kadroların yaratılması sağlanabilir.

Ortadoğu’da başlayan değişim rüzgarı Mersin’i her geçen gün doğu Akdenizin en önemli noktası taşıma dalgasını güçlenerek sürdürecektir. Bundan istesek te kaçamayız.

Yapılması gereken tarihin ve sürecin sizi getirip bıraktığı tepelere her şeyinizle uyum sağlamak, üzerinize düşeni yapmaktır.

Mersin sadece ekonomisiyle, dış ticaretteki yeri, yakın gelecekteki yükselen konumuyla değil, kültür ve sanatta yaratacağı ivme ile de 21. Yüzyılın yükselen yıldızı olacaktır.

Tarih bize bunu dayatıyor, umarım konumumuzun gerektirdiği vizyonun farkındayızdır.







 
6 Ağustos 2012 Pazartesi 10:02
 
 
(0 Yorum Yapıldı)Yorumlar
<p>Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.</p>
 
Bu Kategorideki Diğer Haberler
 
Son 24 Saat
Haberler RSS Beslemesi
 
Facebook messenger'de sohbet odaları başlıyorBu bilgisayar saniyede 93 trilyon işlem yapıyorGalaxy S7 dört farklı versiyonla geliyorLamborghini mi, Ferrari mi?Facebook'un karı %52 artışla 5,84 milyar dolarDengede durarak felç olma riskinizi ölçünSamsung Galaxy S6 ve Galaxy S6 Edge'yi tanıttıDünyanın en çok turist alan şehirleriAvşar Kızı, Ilıcalı'ya Fark AttıTelefonlarda 'keşke yazmasaydım' mesajları geri alınabiliyor2014 en sıcak yıl olduMicrosoft’tan Windows 10.. İlk yıl ücretsiz
 
Yazarlar
Yazarlar RSS Beslemesi
 
Bumerang - Yazarkafe
 
 
Get our toolbar!
 
Gazete Manşetleri
 
 
Namaz Vakitleri
 
  • İmsak05:50
  • Güneş07:31
  • Öğlen12:42
  • İkindi15:17
  • Akşam17:33
  • Yatsı19:02
 
Anket
.
 
Lig Puan Durumu
 
Takımlar
O
G
B
M
P
1
Başakşehir
13
9
4
0
31
2
Beşiktaş
12
8
4
0
28
3
Fenerbahçe
12
7
3
2
24
4
Galatasaray
12
7
2
3
23
5
Bursaspor
12
6
3
3
21
6
Konyaspor
12
4
5
3
17
7
K.D.Ç. Karabük
12
5
2
5
17
8
Antalyaspor
13
4
4
5
16
9
Osmanlıspor FK
12
3
7
2
16
10
Gençlerbirliği
12
3
6
3
15
11
Alanyaspor
12
4
2
6
14
12
Akhisar Bld.
12
3
4
5
13
13
Trabzonspor
12
3
3
6
12
14
Kasımpaşa
12
3
3
6
12
15
Gaziantepspor
12
3
2
7
11
16
Ç. Rizespor
12
2
4
6
10
17
Kayserispor
12
2
3
7
9
18
Adanaspor
12
1
3
8
6
 
Şampiyonlar Ligi
 
UEFA Avrupa Ligi
 
Alt Lig
 
Tarihte Bugün
1818 - Illinois ABD'nin 21.ci eyaleti oldu.
1854 - Florence Nightingale Üsküdar'da.
1918 - I. Dünya Savaşı'ndan sonra Londra'da yapılan Müttefik Kongresi sona erdi; Almanya'nın savaş tazminatı ödemesine karar verildi.
1923 - Teşkilatı Esasiye Encümeni yeni anayasayı görüşmeye başladı.
1928 - Ekmek otuz para ucuzladı.
1934 - Dini kisvelerle ilgili yasaklar öngören "Bazı Kisvelerin Giyilemeyeceğine Dair Kanun" kabul edildi.
1942 - Zonguldak'ta bir maden ocağındaki kazada 63 işçi öldü.
1944 - Yunanistan'da komünistler ve kralcılar arasında Yunan İç Savaşı başladı.
1945 - İstanbul'da Tan Matbaası gericilerin saldırısıyla yıkıldı.
1956 - İngiltere ve Fransa, Süveyş'ten çekileceklerini açıkladılar.
1959 - Dr. Fazıl Küçük Kıbrıs Cumhurbaşkanı Yardımcısı oldu.
1967 - İlk kalp nakli ameliyatını, Güney Afrika'lı kalp cerrahı Dr. Christian Barnard, Cape Town'da yaptı; hasta 18 gün yaşayabildi.
1971 - Pakistan-Hindistan savaşı başladı.
1971 - Prof.Dr. Mümtaz Soysal 6 yıl 8 ay hapse mahkum edildi.
1979 - Fedai Dergisi sahibi, yazar Kemal Fedai Coşkuner İzmir'de öldürüldü.
1981 - Bülent Ecevit, dört aylık hapis cezasını çekmek üzere Ankara Merkez Kapalı Cezaevine konuldu.
1984 - Bhopal kazası: Union Carbide firmasının Hindistan'da Bhopal'de kurduğu böcek ilacı üreten fabrikadan yanlışlıkla 40 ton metil isosiyanat gazının sızması 18,000 kişinin ölümüne neden oldu.
1989 - Malta'da bir araya gelen ABD başkanı George Bush ve Sovyetler Birliği komünist partisi genel sekreteri Mikhail Gorbaçov, soğuk savaşın bittiğini resmen ilan ettiler.
1990 - TRT'nin Telegün adlı yayını başladı.
1999 - Bakanlar Kurulu, Bolu'ya bağlı Düzce ilçesinin il, Kaynaşlı ve Derince beldelerinin de Düzce'ye bağlı ilçe yapılmasına karar verdi.
2002 - BM silah denetçileri ilk kez, Irak Devlet Başkanı Saddam Hüseyin'in saraylarından birine önceden haber vermeksizin girdiler.
2002 - Dünya Gıda Programı Afrika'da 38 milyon kişinin açlıkla karşı karşıya olduğunu açıkladı.
2003 - Türk-İş'in 19. Genel Kurulunda Genel Başkanlığa Salih Kılıç seçildi.
 
Arşiv
 
Süper Loto
01.12.2016 Tarihli Çekiliş Sonucu101823343650
 
On Numara
28.11.2016 Tarihli Çekiliş Sonucu03091114253336374045474851535459616465727880
 
Sayısal Loto
26.11.2016 Tarihli Çekiliş Sonucu052122262944
 
Şans Topu
30.11.2016 Tarihli Çekiliş Sonucu041011162601
 
 
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji