Mart ayında işsizlik oranı düştü

Ana Sayfa » Gündem » Mersin için nasıl bir festival?.. Abdullah Ayan yazdı

Mersin için nasıl bir festival?.. Abdullah Ayan yazdı

Mersin tüm festivallere aktardığı kaynak ve enerjiyi tüm ülkede ses getirecek tek festivale yoğunlaştırmalıdır.

 
 
Mersin için nasıl bir festival?.. Abdullah Ayan yazdı
Mersin aslında festivallere yabancı bir kent değil.

Örneğin Narenciye festivaliyle üç yıldır tanışıyor ama 1940’larda Portakal Bayramı yapma fikrini tartışmış ve 1948’de bando gösterileri, resmigeçit ve en iyi portakal yetiştiricisinin seçildiği etkinlikler zincirini düzenlemiş, dolusundan yaşamış.

Bu kadar da değil…

1965 yılında Ticaret Sanayi Odası öncülüğünde Portakal Festivali düzenleme kararı alıyor Mersin. Film ve fotoğraf yarışması, portakal güzeli seçme etkinlikleri dikkat çekiyor.

Kaya Mutlu’ nun Belediye Başkanlığıyla gelen dönemde 1975’ten itibaren çok daha dolu, sadece Mersin’in değil tüm ülkenin dikkatini çekecek Akdeniz Tekstil ve Moda Festivali dönemi başlıyor ve 80 darbesiyle Mutlu görevden alınıncaya kadar tartışmaları, sanatçı kavgaları, magazin gazetelerine konu olmasıyla epeyi ilgi çekiyor. Bugünlerde yorgun düştüğümüz televole kültürünün temeli Mersin’in o festivallerinde atıldı dersem abartmış sayılmam.

O festivalin yeri de ilginç: Günümüzde Atatürk Parkı olarak adlandırdığımız Kongre Merkezi ile Taş Bina arasında kalan sahil kesimi, deniz kıyısında olmasıyla dünyada farklılık yaratan etkinlikler.

1984’te seçilen Okan Merzeci de o festivali kalınan yerden sürdürmeyi denedi ama sanırım bir yıl dayanabildi, İstanbul’dan gelen sanatçıların kapris ve masraflarına. (O günlerde mankenlere sponsor olan iş adamı arkadaşlarımın kulakları çınlasın)

Mersin halkın ilgi duyduğu, geniş katılımlı o festivaller defterini kapatırken 1990’ ların ikinci yarısında Hanri Atat’ ın girişimiyle bambaşka bir festival dönemini başlattı. Bir avuç elit zümrenin müzik zevkine hitap edecek, toplumu kendince müzik alanında eğitip, batı müziğini sevdirecek bir projeydi bu. (Perde arkasında herhangi bir toplumsal mühendislik girişimi miydi, Atat’ ın kendi başına başlattığı bir çaba mıydı, kesin şeyler söylemem zor. Nevi şahsına münhasır, hasından beyefendi bildiğim, dostluğundan mutluluk duyduğum bay Hanri’ ye de haksızlık etmek istemem)

Atat o festivali yaşadığı sürece kendi olanaklarıyla ve maddi katkılarıyla sürdürmeye çalıştı, kendisinden sonra bir süre birileri elinde bocaladı, sonrasında sanırım kimi akçalı konulardaki sert eleştirilerimizin de katkısıyla işin başına MTSO’ yu temsilen Faik Burakgazi geçti, organizasyona yönelik tartışmalar bir derneğin kurulması ve etkinlikleri üstlenmesiyle sona erdi ama festivalin temel temasında aksayan, geniş kitleleri bir türlü içine çekemeyen temel bir sorun vardı ve bu sorun hiç giderilemedi.

Örneğin kimi konserler boş salonlara seslendi, kimi zaman sahnede yer alanların sayısı izleyenlerden fazlaydı.

Çünkü bana göre festival adıyla düzenlenen etkinliklerin temelinde sorun vardı. Genleri Akdenizli, damarlarında kıpır kıpır Akdeniz dolaşan insanlara soğuk oda müziğini bırakın sevdirmeyi dinletemezsiniz.

Yıllar ve yıllar boyu Mersin gibi, yakın gelecekte Doğu Akdenizin en önemli noktası, çekim merkezi olacak bir kentin, müzik festivalini de bu doğrultuda ve yükselen Mersin dalgasına uygun biçimde tasarlaması gerektiğini savundum. Bugüne kadar meramımı anlattığım kanısında değilim.

Aslında ne demek istediğimi 2012 festivali benden çok daha anlattı. Bu yıl en büyük kalabalığı, ilgiyi Portekiz halkının acılarına FADO söyleyerek tercüman olan Cristina Branco çekti. Salonu dolduran insanlar gizemli Branco’ da hoyratı, Barakı, bozlakı, mayayı, gazeli, uzun havayı, ağıtı buldu da ondan.

Ve geldik bugüne…

Şu anda Mersin kurumsallaşmamış Büyükşehir konserleri olarak adlandırılacak etkinlikleri de sayarsak üç ayrı festivali aynı yılın farklı dönemlerinde yapmaya çalışıyor. Yapmaya çalışıyor çünkü dernekleşse de Mersin Müzik Festivali dahil kurumsal anlamda yapılanamıyor.

Örneğin yine Abdullah Özdemir’in şahsi girişimleriyle yapılmaya çalışılan Narenciye Festivali de kurumsal değil, kişilerle kaim. Günün birinde o kişi sıkılır, bıkar veya kendisine başka meşgale bulursa festivallerin ne olacağı bile değil.

Böyle bir yapı, anlayış olabilir mi?

Ne yapılmalı diye soranlara getireceğim öneri aslında çok yalın ve herkesin anlayacağı türden olacak.

Mersin üç festivale ayırdığı kaynakları –ki bunlar yaklaşık bir milyon dolar civarındadır- tek bir havuzda toplar, tek festival yapmak üzere geniş katılımlı bir Vakıf kurulur. Bu Vakıfta merkezi idarenin de yerel yönetimlerin de temsilcileri yer alır. Vakıf profesyonellerin de yer aldığı birkaç çalışma komitesi kurar ve Mersin kalıcı biçimde on, yirmi, elli yıl kesintisiz ve tüm kente hitap edecek, kucaklayacak, halkın katılımını sağlayacak konseptte festivale kavuşur.

Aslında tarihi bir fırsat, bir daha zor bulunur şans ta var önümüzde.

2013Akdeniz Oyunları bu bakımdan bir önemli başlangıca vesile olma yanında ilham da verebilir.

Oyunlara katılacak tüm ülke sanatçılarını, müziklerini, kültürlerini, acılarını, sevinçlerini bir araya getirecek, dokusuyla Akdeniz kokan bir festivale ev sahipliği yaparak işe başlayabilir ve aynı ruhla yıllar, yıllar boyu sürdürebilir.

Bu konuda ilk adımın atılması, mayanın çalınması için iki kişiye çok önemli görev düşüyor; Vali Güzeloğlu ve Büyükşehir Belediye Başkanı Özcan…

Tüm kurumları ve yapılmakta olan, yapılmaya çalışılan festivalleri düzenlemeye çalışanları bir araya getirerek, kıt kaynakları hoyratça savurma yerine optimum biçimde değerlendirerek, en az bütçeyle en iyiyi yapacak dirayette birikimli kadroların yaratılması sağlanabilir.

Ortadoğu’da başlayan değişim rüzgarı Mersin’i her geçen gün doğu Akdenizin en önemli noktası taşıma dalgasını güçlenerek sürdürecektir. Bundan istesek te kaçamayız.

Yapılması gereken tarihin ve sürecin sizi getirip bıraktığı tepelere her şeyinizle uyum sağlamak, üzerinize düşeni yapmaktır.

Mersin sadece ekonomisiyle, dış ticaretteki yeri, yakın gelecekteki yükselen konumuyla değil, kültür ve sanatta yaratacağı ivme ile de 21. Yüzyılın yükselen yıldızı olacaktır.

Tarih bize bunu dayatıyor, umarım konumumuzun gerektirdiği vizyonun farkındayızdır.







 
 
6 Ağustos 2012 Pazartesi 10:02
 
 
(0 Yorum Yapıldı)Yorumlar
<p>Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.</p>
 
Bu Kategorideki Diğer Haberler
Yurt içinde ikamet eden 24 milyon 804 bin kişi seyahate çıktıTrafiğe kayıtlı araç sayısı Aralık ayı sonu itibarıyla 22 218 945 oldu
Ocak ayı enflasyon rakamları belli olduKDV sistemi değişiyorToroslarda yüzme kursları başladıToroslar’da, Yapılandırma Başvuruları BaşladıGüneş Doğarken İşçilerle Sabah MesaisindeTarih, doğa, deniz, güneş, müzik ve dans kansere karşı birleştiİçel Soroptimist Kulübü, 'Obezite ile Savaş' semineri düzenledi.Bisiklet durursa hayat dururTarsus Sev’in Robotik Takımı’na İki Ödül BirdenMobbing ve Hukuksal Boyutu Ele Alındı
 
 
Yazarlar
Yazarlar RSS Beslemesi
 
 
Gazete Manşetleri
 
Namaz Vakitleri
 
  • İmsak03:13
  • Güneş05:16
  • Öğlen12:54
  • İkindi16:46
  • Akşam20:12
  • Yatsı21:59
 
Anket
Sizce Cumhurbaşkanı Kim Olmalı?
Muharrem İNCE
Meral AKŞENER
Recep Tayyip ERDOĞAN
Selahattin DEMİRTAŞ
Temel KARAMOLLAOĞLU
Doğu PERİNÇEK
 
İddaa
 
Lig Puan Durumu
 
Takımlar
O
G
B
M
P
1
Galatasaray
34
24
3
7
75
2
Fenerbahçe
34
21
9
4
72
3
Başakşehir
34
22
6
6
72
4
Beşiktaş
34
21
8
5
71
5
Trabzonspor
34
15
10
9
55
6
Göztepe
34
13
10
11
49
7
Sivasspor
34
14
7
13
49
8
Kasımpaşa
34
13
7
14
46
9
Kayserispor
34
12
8
14
44
10
Malatyaspor
34
11
10
13
43
11
Akhisar Bld.Spor
34
11
9
14
42
12
Alanyaspor
34
11
7
16
40
13
Bursaspor
34
11
6
17
39
14
Antalyaspor
34
10
8
16
38
15
Konyaspor
34
9
9
16
36
16
Osmanlıspor
34
8
9
17
33
17
Gençlerbirliği
34
8
9
17
33
18
Karabükspor
34
3
3
28
12
 
Şampiyonlar Ligi
 
UEFA Avrupa Ligi
 
Alt Lig
 
 
Tarihte Bugün
1691 - II. Ahmet padişah oldu.
1868 - ABD'li mucit Latham C. Sholes, daktilonun patentini aldı.
1894 - Uluslararası Olimpiyat Komitesi Paris'te kuruldu.
1920 - Çerkez Ethem, Yozgat'a girdi.
1939 - Hatay'ın Türkiye'ye katılmasına ilişkin antlaşma, Ankara'da imzalandı.
1950 - Türkiye Cumhuriyeti Turizm Bankası kuruldu.
1954 - Türkiye, ilk kez katıldığı Dünya Futbol Kupası finallerinde Federal Almanya'ya yenilerek elendi.
1954 - İstanbul Üniversitesi Fen Fakültesi Dekanlığına seçilen Prof.Dr. Nüzhet Gökdoğan, ilk kadın dekan oldu.
1983 - Doğru Yol Partisi (DYP) kuruldu.
 
Arşiv
 
Bumerang - Yazarkafe
 
Süper Loto
21.06.2018 Tarihli Çekiliş Sonucu021017253752
 
On Numara
18.06.2018 Tarihli Çekiliş Sonucu02031214151924263032363945515658616667697174
 
Sayısal Loto
16.06.2018 Tarihli Çekiliş Sonucu101522404145
 
Şans Topu
20.06.2018 Tarihli Çekiliş Sonucu040913212609
 
 
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji