MİY'da bilet fiyatları yeniden belirlendi

Ana Sayfa » Gündem » Mersin küçük Millet Meclisi'nde Taksim olayları ve kentsel dönüşüm masaya yatırıldı.

Mersin küçük Millet Meclisi'nde Taksim olayları ve kentsel dönüşüm masaya yatırıldı.

Mersin küçük Millet Meclisi Haziran Ayı toplantısı Taksim Gezi Olayları ve Mersin'de kentsel dönüşüm gündemleri ile toplandı.

 
 
Mersin küçük Millet Meclisi'nde Taksim olayları ve kentsel dönüşüm masaya yatırıldı.
Mersin küçük Millet Meclisi Haziran Ayı toplantısı MESİAD Toplantı salonun da yapıldı.

Moderatörlüğü Prof.Dr. Yusuf Zeren tarafından yürütülen toplantının 1. Gündem maddesinde son günlerde Türkiye de ve Dünya da çokça konuşulan TAKSİM GEZİ OLAYLARI konuşuldu.

Toplantıda Mersin Üniversitesi Öğretim Üyelerinden Prof.Dr. Mehmet İsmail Yağcı tarafından iletişimci ve Bilim İnsanı Titizliği ile farklı pencerelerden görünümü ile bir sunum gerçekleştirdi.

Ardından araştırmacı yazar Abdullah Ayan'ın dünya da örnekleri ile karşılaştırmalı katkıları ve diğer katılımcıların özgün bakışı ile zenginleşti.

Gündemin 2 maddesin de MERSİN DE KENTSEL DÖNÜŞÜM ihtiyacı ve sorunları ile ele alınarak Bedrettin Gündeş' in sunumu ile devam etti.

Toplantıya katılan isimler ise şöyle: Prof.Dr. Yusuf Zeren (Toros Üniversitesi), Prof.Dr.Mehmet İsmail Yağcı, Ahmet Akkurt Çukurva Federasyonu ve MESİAD Başkanı, Abdullah Ayan Araştırmacı Yazar, Bedrettin Gündeş MESİAD Başkan Vekili, Akdeniz Belediye Başkan Yard., Cavidan Demirağ Girişimci İş Kadınları Derneği Y.İstişare Konsey Baş., Celal Temel Eğitimci-Yazar, İş Adamı, Füsun Güven Radyo Program Yapımcısı, Hilmi Dülkadir Eğitimci Yazar, Mustafa Güler TÜRKONFED Başkan Yard., M.Ali Temel 68 li Aktivist, Şahin Kısadur Diş Hekimi Kanat Önderi, Feridun Gündüz Mersin Ekonomi Platformu Genel Sekreteri,Nesim Yağmur İşletmeci, Mehmet Şanlı Kanaat Önderi



Gündemin 1. Maddesinde Taksim Gezi Parkı Olayları ele alınarak tartışıldı.

Mersin Üniversitesi İİBF İşletme Bölümünden Prof.Dr.Mehmet İsmail Yağcı burada bir sunum gerçekleştirdi.

Yağcı,"İletişimin başarısındaki en önemli şey, söylenenin nasıl söylendiği ve nasıl algılandığıdır. O yüzden içerik veya diğer bir deyişle “kontekst” çok önemlidir. Yani bilginin nasıl sunulduğu iletişimin başarısında hayati rol oynar. Gezi Parkı protestolarında da esas olarak bir demokratik hak talebi ve büyük bir iletişim kazası yaşanmış, bunun sonucunda da düzgün bir kriz yönetimi yapılamamıştır."dedi.

Yağcı, Başbakan’ın son zamanlarda gündemi meşgul eden ve toplumda rahatsızlık yaratan bazı mesajlarından örnek vererek sürdürdüğü sunumunda, "Taksim Gezi Parkına ilişkin kamuoyunun belirli bir bölümündeki rahatsızlığı zirveye ulaştırmış, protestolar ülke geneline yayılmış ve bugüne kadar süregelmiştir."dedi.

Yağcı sözlerini şöyle sürdürdü:

Öncelikle bu protestoları incelerken olaylardaki unsurları ve bunların arasındaki ilişkileri değerlendirmek gerekmektedir. Burada esas olarak üç unsur bulunmaktadır. Bunlar:
1.    Protestocular
2.    Örgütlü Gruplar
3.    Polis
şeklinde sıralanabilir. Bu unsurlardan protestocular ile örgütlü gruplar arasında provokasyona neden olan bir dezenformasyon sorunu, protestocularla polis arasında da arasında da orantısız güç kullanımına neden olan bir yönetim-iletişim sorunu yaşanmıştır.

Öncelikle protestoculardan başlamak gerekirse, bu grubun genelde çevreciler, öğrenciler, sanatçılar, akademisyenler ve esas itibariyle Y Kuşağı olarak adlandırılan bireylerden oluştuğu görülmektedir. Bu grubu özellikle “One Minute” demeye götüren nedenlerin ise şunlar olduğu söylenebilir.
1.    Kürtaj / Sezaryen
2.    Çözüm Süreci
3.    Akil İnsanlar
4.    Köprünün ismi
5.    Havalimanı projesi
6.    1 Mayıs Kutlamalarına izin verilmemesi
7.    Reyhanlı patlamaları
8.    Alkol Düzenlemesi

Özellikle belirtilen gruplar belirtilen tartışmalı konuların ciddi bir “Söylem Sorunu” taşıyan bir şekilde sunulmasından belirgin bir biçimde rahatsız olmuş, kendilerini horlanmış, azarlanmış ve dayatmaya maruz bırakılmış hissetmiştir"dedi. Yağcı konuşmasının bu bölümünde protestolar esnasında medyada sıkça yer alan “Y Kuşağı” olgusundan da bahsetti.

Prof. Dr.Yağcı, "Protestocularla örgütlü gruplar arasındaki ilişkiye bakıldığında çok ciddi bir “dezenformasyon” olgusuna rastlanmaktadır. 21. yüzyıl her ne kadar Bilgi Çağı olarak adlandırılsa da, bilginin geometrik çoğalması kadar yanlış ve eksik bilginin de geometrik çoğalmasından dolayı dezenformasyon çağı olarak da adlandırılmaktadır. Dezenformasyon kastılı olarak yayılan yanlış veya tam doğru olmayan bilgidir (kara propaganda). Misenformasyon ise kasıt olmadan yayılan yanlış bilgidir. Gezi parkı protestoları sırasında yüksek dozda görülen dezenformasyonun temel iki nedeni bulunmaktadır. Bunlardan birincisi, sosyal medyanın yaygın olarak kullanılmasıdır. Ancak burada yaşanan sorun Facebook ve twitter’da apolitik insanların manipüle edilmesi, protestocuların paylaşılan bilgileri güvenirliliğini değerlendirmeden doğru olarak kabul etmesi ve benzetmelerden (Tahrir, Occupy, vs.) yola çıkarak hareket etmesi olarak karşımıza çıkmaktadır. İkinci neden ise, basının basiretsizliği ve yetersizliğidir. Basının Gezi Parkında başlayan olayları iletmede önceleri otosansür uygulaması ve kamuoyunu doğru bilgilendirme görevini yerine getirememesi alternatif sosyal medya kaynaklarının bu boşluğu doldurmasına neden olmuştur. Normalde sıradan bir aklın bir inanmakta zorlanacağı pek çok bilgiye yaygın olarak inanılmıştır."dedi.



Prof.Dr.Yağcı Protestocularla polis arasındaki gerginliğin ve orantısız güç kullanımının nedenleri ise “Yönetimdeki İletişim Sorunu” ve “Yöneticilerin Yanlış Kararları” olarak belirtti.

Gezi Parkı protestolarından hem yöneticilerin, hem de toplumun dersler çıkarması gerektiğini savunan Prof.Dr.Yağcı," Yöneticilerin çıkarması gereken dersler, bu olaydaki toplumsal tepkilerin demokratik ve meşru olduğunun anlaşılması, bundan böyle bireylerin yaşam tarzlarına karışmaktan kaçınılması, bireysel ve toplumsal onurun hiçbir söylemle kırılmamasıdır. Burada, protestocuların genel olarak “yaşam tarzı özgürlüğünü” önemseyen görüşte oldukları, yani esas olarak “müdahaleci otoriter tavrın protestosu” gerçeği kabul edilmelidir.

Toplumun çıkarması gereken dersler ise vesayet rejiminin her an hortlayabileceği tehdididir. Gezi Parkı protestoları sonucunda asker veya sivil vesayeti isteyen provokatörler başarılı olsalardı, kendilerinin yanında bulunan apolitik protestocular için asıl tehlike o zaman oluşabilirdi ve yaşam tarzı özgürlüğüne müdahale olurdu. Gerçekten heterojen protestocu grup bu tehlikenin farkına vardı mı? Ayrıca, toplumun çıkartması gereken ikinci önemli dersi ise 30 yıldır Güneydoğu’da yaşayan insanlara yapılan muamelenin az da olsa farkına varılması ve empati gösterilmesi gerçeğidir. Acaba bu gerçekleşebiliyor mu?

Yağcı sözlerinin sonunda "Aslında, Gezi Parkı hareketi ülkemizin önünü özgürlükler ve demokratik haklar anlamında daha da açabilir. Ancak, bunun gerçekleşebilmesi, hareketin "Kervan yolda düzülür (düzelir)" misali gibi yavaş bir biçimde, ideolojik temelini geç oluşturmasıyla meydana gelmez. Eğer, bu hareket hızlı bir şekilde "sonuca" odaklı olarak gelişebilir ve saygınlığını kazanabilirse siyasi bir hareket olabilir. Gezi Parkı protestocuları arasında yapılan araştırmalarda da bu kitlenin % 70 civarında CHP yanlısı olduğu da ortaya konmuştur. Ancak, CHP politikaları da protestocular tarafından mutlak kabul görmemektedir. Dolayısıyla, halihazırda hareketin bir ideolojik temeli ve ulusal örgütlenmesi bulunmaması, bu hareketin kısa bir süre içinde “savrulması”na neden olacaktır." diyerek sözlerini tamamladı.

Gezi olayları hakkında çok şeyin söylenebileceğini ifade eden Türkonfed Başkan Yardımcısı Mustafa Güler ise konuşmasında ", özellikle son 5-6 yılda iktidarca kademeli olarak uygulanan tek tip insan yaratma hevesinin yükselmesi sonucu, toplumda yoğunlaşan kaygının patlamasıdır. Kemaliz min ulus Devlet için tek tip insan yetiştirme projesinin 90 yıllık devlet yurttaş çatışmasının ana nedeni olduğu çabuk unutuldu.
Özellikle Ak Parti iktidarında, tabanının yıllarca uğradıkları haksızlıkları gidermek ve insan haklarına dayalı bir yaşam kültürü üretmek yerine, geçmişte kendilerine yapılanların öcünü başka bir mazlum kitleden alma isteği araştırmaya değer.
Gezi olaylarının Türkiye tarihin de ilkleri taşıma özelliği ile ayrıca incelenmeye değer.
İlk defa alt gelir gruplarının ekonomik nedenlerle başlattıkları hareketler yerine, yani mavi yakalılar yerine beyaz yakalılarında içinde olduğu orta ve üst gelir gruplarının yaşamlarına müdahale endişesiyle ayağa kalkarak demokrasi arayışları olmuştur. Geleneksel muhalif hareketler hariç, talepler mizah yüklü ifadelerle dile getirilerek gerginlikten uzak eğlenceli hale getirilmiştir.
Dilerim ve umarım ki bütün bu gerginlikler sona erdikten sonra, harekete katılan ve destekleyenlerin kaygılarını giderici adımlar atılır. Demokrasi ve İnsan haklarına dayalı, katılımcı demokrasinin hayat bulduğu ve bütün vatandaşların sahipleneceği bir Anayasa yapılarak , bu süreç hayırlı olur. Böyle sonuçlanması her kes için hayırlıdır.
İktidarlar bin yıl sürmez. Demokrasi bu günkü iktidar mensuplarına da, onu destekleyenlere de lazım. Bu gün muktedir olanlar, yarın olmayabilirler. Bu gün demokrasiyi esirgeyenlere yarın demokrasiye lazım olur.
Demokrasinin  sermayesi para pul değil, sadece vicdandır. Vicdanlı olanlar muktedir olduklarında ihtiyacı olanlara bunu esirgemeyenlerdir."dedi.



Araştırmacı yazar Abdullah Ayan da İspanya öfkelileri ve Wall Street işgalcileri üzerinden kent isyanlarına bakışı sergileyen bir konuşma yaptı.Ayan, Mayıs 2011' de İspanya' da başlayan ve ardından aynı yılın Eylülünde Wall Street işgaliyle farklı boyutlara taşınan hareketler üzerinden İstanbul Gezi Parkı eylemlerine farklı pencereden yaklaştı.
Dünyadaki öfkeliler hareketinin arap baharının ardından Avrupa'ya sıçradığını ve eylemlerin özellikle 2008' de ABD' de başlayan ve tüm dünyayı sarmalayan büyük ekonomik krizin ardından neredeyse her yerde görüldüğünü ifade eden Ayan,"Böylesi hareketler çok masum taleplerle ve lokal olarak tutuşturulan küçük bir ateşle başlar ama sonrasında o ateşi yakanları bile tehdit edecek geniş orman yangınlarına dönüşebilir.
Kitle psikolojisi, bastırılmış içgüdülerin bir araya gelerek dışa vurumu ve benzer pek çok şey söylemek mümkün." dedi.

Ayan,"İspanya' nın indignados (öfkeliler) ve Wall Street 'teki occupy (işgal et) hareketleri başlangıçları, yolculukları, söylemleri, beklentileriyle farklı ve ortak çok noktaya sahipti.
Ama sonları aynı oldu ve bu daha adil, eşit, özgür ve çevreye saygılı yeni dünya umuduyla yola çıkanlar için büyük bir hayal kırıklıkları kaldı geriye...
Bu iki hareketten Türkiye' deki gezi eylemlerinin çıkaracağı dersler mi dediniz?
Ünlü düşünürlerden biriyle 1970'te yapılan söyleşide, Fransız ihtilaliyle başlayan yeni dönemi değerlendirmesini istemişlerdi de verdiği cevap bugün gibi aklımda:
"Henüz çok erken"
iki asrın erken kabul edildiği sosyal olayları anında yorumlamak genelde yanıltır insanları...
Hele sıcağı sıcağına değerlendirmeler gün gelir mahcup ta eder kimi aculları...
İzlemek, tarihe not düşme adına gelişmelere farklı pencerelerden bakabilmek...
Gerisi bugünün değil, ileride toz duman dağıldıktan sonra daha sağ duyulu yaklaşacak olanların işi..." diyerek konuşmasını tamamladı.

Eğitimci yazar Celal Temel ise, geçen Mayıs ayı sonunda, Taksim’deki Gezi Parkı’ndaki düzenlemeye karşı başlayan direniş, hiç kimsenin tahmin edemeyeceği boyutta büyüdüğünü, hareketin, genel olarak hükümete ve özellikle de başbakanın tutumuna karşı bir başkaldırı, bir halk hareketi halini aldığını belirtti. Temel, "direnişe katılan grupların her biri, AKP ve başbakanın çeşitli tutumlarından rahatsızlık duyarak bir direniş gösterirken, doğru ve yanlış şeyler yaptılar. Direnişi AKP’nin devrilmesine, hatta devrim yapılmasına kadar uzatmak isteyenler oldu. Özellikle ulusalcı grup, bu fırsattan istifade, barış sürecini kesme niyeti gösterdi. Hükümetin süreci iyi yönetmemesi gibi, direnişi gösterenler de süreci iyi yönetemediler. Haklı iken haksız duruma düştüler.AKP hükümeti on yıllık iktidarı boyunca en önemli halk muhalefeti ile karşılaştı; ancak elindeki devlet gücü vasıtasıyla bundan şimdilik sıyrıldı gibi görünüyor. Ancak asıl mesele olan Kürt sorununu çözülmediği takdirde nasıl bir durumla karşılaşılacağını kestirmek kolay değil. Hatta Kürt ulusal haklarını tanınması halinde de, nasıl bir muhalefet olacağını tahmin etmek zordur. Her iki halde de, ciddi bir direniş ve muhalefetin olacağını bilerek hareket etme gereği ortadadır…
Hepimiz demokrasiye, insan haklarına ve topluluk haklarına inanırsak işimiz kolay, inanmazsak işimiz zordur."ifadesini kullandı

Gündemin ikinci maddesine geçildi. Yerel gündem kapsamında Bedrettin Gündeş Kentsel Dönüşüm süreci ve sorunları konusundaki sunumunu gerçekleştirdi.




 
29 Haziran 2013 Cumartesi 14:05
 
 
(0 Yorum Yapıldı)Yorumlar
<p>Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.</p>
 
Bu Kategorideki Diğer Haberler
 
Tarih, doğa, deniz, güneş, müzik ve dans kansere karşı birleştiİçel Soroptimist Kulübü, 'Obezite ile Savaş' semineri düzenledi.Bisiklet durursa hayat dururTarsus Sev’in Robotik Takımı’na İki Ödül BirdenMobbing ve Hukuksal Boyutu Ele AlındıGüzel Konuşma ve Diksiyon
MTSO’ya teşekkür belgesiMenderes Gönüllü Evi, Mezitli'nin Filizleri ailesine katıldıMiniklerden Büyük Nağmeler Mezitli’de 26. Jakaranda koruluğu açıldı Çalgı Çengi’nin Ünlü Oyuncuları Forum Mersin’de Hayranlarıyla Buluşuyor Çocukların isteğiyle Mezitli'ye kar yağdı
 
 
Yazarlar
Yazarlar RSS Beslemesi
 
 
 
Get our toolbar!
 
Gazete Manşetleri
 
 
Namaz Vakitleri
 
  • İmsak04:48
  • Güneş06:25
  • Öğlen12:57
  • İkindi16:29
  • Akşam19:09
  • Yatsı20:34
 
Bumerang - Yazarkafe
 
Anket
.
 
İddaa
 
Lig Puan Durumu
 
Takımlar
O
G
B
M
P
1
Beşiktaş
25
16
7
2
55
2
Başakşehir
25
15
8
2
53
3
Galatasaray
25
14
4
7
46
4
Fenerbahçe
25
12
8
5
44
5
Trabzonspor
25
12
5
8
41
6
Antalyaspor
25
11
6
8
39
7
Kasımpaşa
25
10
5
10
35
8
Konyaspor
25
9
8
8
35
9
K.D.Ç. Karabük
25
10
4
11
34
10
Bursaspor
25
9
5
11
32
11
Gençlerbirliği
24
8
8
8
32
12
Osmanlıspor FK
25
7
10
8
31
13
Alanyaspor
25
8
4
13
28
14
Akhisar Bld.
25
7
6
12
27
15
Kayserispor
25
7
6
12
27
16
Ç. Rizespor
25
5
5
15
20
17
Adanaspor
25
5
5
15
20
18
Gaziantepspor
24
5
4
15
19
 
Şampiyonlar Ligi
 
UEFA Avrupa Ligi
 
Alt Lig
 
 
Tarihte Bugün
1430 - Osmanlı orduları Selanik ve İyonya'yı fethetti.
1827 - Beethoven, Viyana'da 10 bin kişinin katıldığı törenle toprağa verildi.
1903 - Marconi'nin telsiz sistemi aracılığıyla Londra ve New York arasında düzenli haber akışı başladı.
1938 - Harp Okulu Mahkemesi, Nazım Hikmet'i 28 yıl hapse mahkum etti.
1950 - Nazım Hikmet, Bursa Cezaevinde açlık grevine başladı.
1957 - Kıbrıs'ta gerginliğin tırmanması üzerine Ada'da sokağa çıkma yasağı ilan edildi.
1966 - Leonid Brejnev, Sovyetler Birliği Komünist Partisi birinci sekreterliğine getirildi. Brejnev, ABD'nin Vietnam politikasını kınadı.
1968 - Türkiye'de ilk böbrek nakli, İstanbul'da Doktor Atıf Taykurt ve ekibi tarafından gerçekleştirildi.
1973 - Vietnam Savaşı: ABD'nin son birlikleri de Güney Vietnam'dan ayrıldı.
1979 - Uganda'da İdi Amin rejimi askeri darbeyle devrildi. İdi Amin kaçtı.
1982 - Kanada Yasası ile Kanada bağımsızlığını aldı.
1989 - Londra'da dünyanın ilk tüp beşizleri doğdu.
1989 - DYP Siirt Milletvekili Abdülrezzak Ceylan, TBMM'de bir tartışma sırasında vurularak öldürüldü. ANAP Siirt Milletvekili İdris Arıkan olayın zanlısı olarak tutuklandı.
2004 - Bulgaristan, Estonya, Litvanya, Letonya, Romanya, Slovakya ve Slovenya NATO'ya kabul edildiler.
2006 - Dünya'nın büyük bir bölümünde gözlemlenen tam güneş tutulması gerçekleşti.
2009 - Türkiye'de yerel seçimler gerçekleşti.
 
Arşiv
 
Süper Loto
23.03.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu101318384152
 
On Numara
27.03.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu03040824252629303134353640414348526165717273
 
Sayısal Loto
25.03.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu010812192023
 
Şans Topu
22.03.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu042426293111
 
 
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji