Özdemir,'Pazar Bağımlılığı İhracatçılarımız İçin Büyük Bir Risk Oluşturuyor'

Ana Sayfa » Ekonomi » Mersin limanında yeni ortak, yeni durum... Abdullah Ayan yazdı

Mersin limanında yeni ortak, yeni durum... Abdullah Ayan yazdı

Mersin liman işletmecisi şirketinin ortaklık yapısının değişmesi...Yeni ortak neyi değiştirecek?

 
 
Mersin limanında yeni ortak, yeni durum... Abdullah Ayan yazdı

2007' de Mersin limanının özelleştirilme sürecini hararetle destekledim.

Destekleme konusundaki tavrım da boşuna değildi:

Hizmete girdiği 1950-60' ların dökme gemilerine uygun olarak yapılmış liman, 1980' lerden başlayarak tüm dünya lojistiğini baştan aşağı değiştiren konteyner taşımacılığına geçişe ayak uyduramamış, hantal devletçiliğin ve her şeyi engellemeyi kendine görev edinmiş bürokrasinin ellerinde can çekişiyordu.

1959' da limanı yapan Hollandalı şirketin getirip koyduğu vinçlerle ışık hızında hareket etmeye başlamış küresel ticaretin acımasız rekabetçi koşullarına yetişmek imkansızlığı ortadaydı.

Öylesine bir süreçti ki bu, dünya sahnesine en büyük aktör iddiasıyla çıkmaya hazırlanan Çin bile, ayak seslerinin duyulmaya başlandığı 1990' larda küresel aktörlere kapıları açarken ilk iş olarak limanlarından başlamıştı. (aynı Çin zaman içinde dünyanın dört bucağındaki limanların işletmeciliğine soyunacaktı. Örneğin krize yakalanıp iflas bayrağını çeken Yunanistan' ın doğu akdeniz' deki en önemli limanı olan Pire' yi şu an Çin'liler işletiyor)

Nasılsa özelleştirilecek diye yapılması gereken hayati yatırımlar da gecikince iyice dar boğaza giren Mersin limanının özelleştirilmesini dünyadaki benzer süreçlere bakıp samimiyetle desteklerken bir kaç beklentim vardı:

- Liman ihmal edilen yatırımlarla ayağa kalkıp, çağa uygun ekipmana kavuşacaktı.

- Dünyadaki pek çok özelleştirmede olduğu gibi, daha rantabl ve hızlı işleyen bir işletme modeline kavuşacağı için maliyetler eskisine oranla düşecekti.

Brezilya Arjantin' den, Malezya Endonezya' ya kadar dünyanın dört bucağında özelleştirme sonucu ortaya çıkan tabloların tümü de bunu gösteriyordu.

Mersin limanı özelleştirilirken devleti temsil eden iktidarın ve o iktidara yön veren bürokratik aklın da eminim bu yönde bir yol haritası vardı.

Zaten özelleştirme derken, kimse limanı sırtlayıp bir yere götürmeyecekti.

Beklentiler, sadece Anadolu' nun değil, doğu Akdeniz' in de en derin, en uzun, en geniş rıhtımlarına sahip bu limanın dünya taşımacılık pastasından daha fazla pay almasını sağlamaktı.

Devlet bu limandan beklediği diyelim ki 36 yıllık geliri, ıskontolu biçimde işletme hakkı adı altında devrederek tek kalemde tahsil edecek, o parayı da başka alt yatırımlara aktaracaktı.

Nitekim 755 milyon dolarlık fiyatın ortaya çıkması da tesadüf değildi. Devir sırasında yıllık yaklaşık 750 bin konteyner elleçleme yanında yaklaşık 3 milyon ton kuru yük tahmil,tahliye rakamlarına ulaşan limanın bu kapasite değişmese bile 36 yılda elde edilecek geliri 15 yılda elde edecek yatırımcının koyduğu sermayeyle orantılı biçimde kalan 20 yılda para kazanmasıydı.

Örneği somutlaştırıp 3 milyon kuru yükü bir yana bırakıp sadece konteyner kapasitesi üzerinden konuşalım: 750 bin konteyner elleçleme demek, devir tarihindeki tarifeye göre 20' lik küçük konteyner için 55, 40' lık tabir edilen büyük konteyner için 85 dolarlık gelir olduğuna göre bu bile tek başına 55-60 milyon dolar demekti ve işletmeci 10-12 yılda koyduğu parayı alıp, geri kalan yaklaşık 25 yıl boyunca para kazanacaktı. (iyi de işçilik, işletme masrafı ve yeni yatırıma koyulan paralar nereden karşılanacak sorularını duyar gibiyim. O paraların tümü liman hizmeti adı altında başka kalemlerden sağlanıyordu. Özelleştirme sonrası, o kalemlere ilave başka kalemler de icat edildi)

Peki özelleştirme masasında pazarlığa esas veriler böyleyken özelleştirme sonrası ne oldu?

Özelleştirme dünyanın hiç bir yerinde değneksiz köy anlamına gelmiyordu, gelemezdi de...

Limandan hizmet alanı yani tüketiciyi korumakla yükümlü olan Devlet bürokrasisi liman işletmesi devir sözleşmesine bu yönde maddeler de koymuştu!

Örneğin sözleşmenin tarifeleri düzenleyen 9. ana maddesinin 16.2 alt maddesi Türkçe okuma yazma bilen herkesin başka yoruma gerek kalmadan anlayacağı türdendi:

“Madde 9.16.2 LİMAN’ da teslim tarihinden itibaren üçüncü yılın sonuna, yani 11 Mayıs 2010 tarihine kadar İŞLETİCİ’ nin uygulayacağı tarifeler TCDD’ nin LİMAN’ da 31 Aralık 2006 tarihinde ABD Doları bazında uygulamakta olduğu sözleşmeye ek 9.16.2 olarak eklenmiş bulunan tarifelerden daha yüksek olmayacaktır”

Maddede sözü edilen 31.12.2006 tarihindeki ABD dolar bazlı tarifede 85 dolar olan elleçleme ücreti, 3 yıl boyunca zam yapılmaz açık ilkesine karşı limanın devredildiği 11.5.2007 günü 143 dolara çıkarıldı ve o fiyat artışları üç yıl boyunca hem de dolar bazında artarak sürdü.

Üç yılın sonunda ise sanki o güne kadar fiyat artışı yapılmamış gibi limanı devralıp Singapurlu ortağıyla kurduğu MİP adını verdiği şirket üzerinden işleten Hamdi Akın'ın patronajındaki AKFEN, yeniden masaya oturup tarife fiyatlarını biraz daha yukarılara tırmandırdı.

750 bin konteyner elleçleme kapasitesini 1,5 milyona, kuru yük miktarını da 3 milyon tondan 6 milyona çıkaran MİP, koyduğu tüm parayı 3 yılın sonunda çıkarmakla kalmadı, altın yumurtlayan limanı kısa zamanda her gün pırlanta tek taş yüzük doğuran hale getirdi.

Sadece liman hizmetinden değil, kurulan taşeron şirketler üzerinden de paraların kazanıldığı ve sonunda ortakların birbiriyle kavgaya tutuştuğu çok kârlı şirket bugün ciddi yol ayırımında.

Yukarıda özetleyerek yazdıkların tümü, limandan hizmet alırken canı yananlar kadar, geçmişte yazdıklarımı takip edenlerin de aşina olduğu konular.

Ne yazık ki liman işletmesinin özelleştirilmesi üzerinden henüz bir yıl geçmişken, 2008'den başlayarak bu konuda yazdıklarım bu kent girişimci ve iş adamlarının haklarını savunması gereken örgütlerce ya duyulmadı, ya da kurumların ilgisini çekmedi.

Ta ki, bıçak kemiğe dayanıncaya, mızrak çuvala sığamaz hale gelinceye kadar.

O arada atı alan Üsküdar' ı geçti. Artık bire yüz kazandıran oyunun, 40 post çıkarılan koyunun sonuna yaklaşıldığını hissetmiş olmalı ki, Hamdi Akın' ın Akfen' i elinde tuttuğu %50 oranındaki MİP hissesinin %40'ını Avustralyalı emekli fon yatırım şirketi IFM' e (İnvestments Fund Manager) sattığını açıkladı.

Öncelikle belirteyim... Sattığını açıklaması bir kaç nedenle satış işleminin gerçekleştiği anlamına gelmez. Satışın Hazine yanında Rekabet Kurumu ve Akfen halka açık şirket olduğu için SPK tarafından da onaylanması gerekiyor.

Satış işleminin önündeki yasal prosedürler tamamlandıktan sonra konuya yeniden değineceğim. Ama MİP' in belli oranda da olsa ortaklık yapısının değişmesi nedeniyle son günlerde pek çok soruyla karşılaşıyorum.

Soruların önemsediğim bir kaçını yanıtlayarak noktalayayım bugünlük:

Satışla ilgili izinler tamamlandığında %40' la MİP' e ortak girecek olan IFM, %50 lik hisseye sahip Singapur'lu ortak PSA (Port Singapur Authority) özelliğinde bir kuruluş değil. PSA zaten Singapur limanını dünyanın en iyi işletmesi haline getiren ve alanında küresel başarıya imza atmış bir şirket.

IFM ise adı üstünde Avustralya merkezli bir emekli fon yönetim kuruluşu. 20 yıl önce kurulmuş fonun neredeyse tek misyonu var: ağırlıklı olarak işçi emeklilerinin yer aldığı 15 milyon emeklinin fonlarını en iyi ve kârlı biçimde yönetmek. Anlayacağınız liman işletmesi konusunda deneyimi yok, olması da gerekmiyor zaten..

Benim tahminime göre AKFEN' e %10 hisse bırakılmasının da altında PSA' yı yönetimde bir başka isimle kontrol etmek.

Aslında uygulama küresel piyasalarda sık başvurulan bir yöntem.

Örneğin %49,5' uğu İspanyol BBVA grubuna satılan Garanti bankasının %50' si de halka açık ve bankanın kurucusu Şahenk'in payı %0,5 gibi sembolik orana gerilemiş olsa da, bankayı halen Şahenk ve ekibi yönetiyor.

O nedenle IFM, Mersin liman işletme şirketi MİP' in %40'ına sahip olsa da, büyük olasılıkla AKFEN ve PSA şirketi aktif olarak yönetecek.

İyi de Mersin adına bu yeni ortaklık yapısı ne getirir, ne götürür diyorsanız, söz verdiğim gibi ileride somut gelişmelere göre yeniden değerlendirecek olsam da şu kadarını söyleyeyim; 10 yıllık işletme dönemi boyunca eski çalışanları adeta biçen, işçi haklarını çok ta ciddiye almayan, sendikalarla da pek arası olmayan şirketin yeni ortağı işçi emeklilerinin kurduğu bir fon...

Ve FON şirketinin kuruluş manifestosunda yapılacak yatırımlarda temel yaklaşım "yerel topluluklar, çalışanlar ve çevre duyarlılığı göz önüne alınacak" deniyor.

Yatırım yapılan alanlarda çalışanlarla ilgili duyarlılığın Mersin liman çalışanlarına ne ölçüde yansıyacağını bekleyip göreceğiz. İronik olan ise şu: "Dünyanın uzak bir köşesinden işçi emeklilerinin oluşturduğu bir fonun Mersin limanı özelinde liman işçilerine patronluk yapacak olması"

Ve yine IFM' nin temel aldığını söylediği ilkelerden bir cümleyi yazdıklarıyla uygulamaları umarım ters düşmez dileğiyle paylaşayım...

Şöyle deniyor IFM' ın sorumluluk beyannamesinde:                        

"İnsan hakları, çalışma standartları, çevresel duyarlılık gibi temel ilkeleri destekleyen Birleşmiş Milletler küresel ilkelerine uymak"

İster inanın ister inanmayın, fon yönetim tanıtımında yer alan amaçlarına bakılırsa yakındır, insan ve emek haklarına saygılı yeni tip bir sermayedarla tanışacağız Mersin özelinde.

Ben demiyorum Mersin limanındaki yeni işletme ortağı olarak kent gündemine oturan IFM diyor, not edin bir yere, bakarsınız hatırlamamız gerekir...

Abdullah Ayan

 

 
 
3 Ağustos 2017 Perşembe 14:47
 
 
(0 Yorum Yapıldı)Yorumlar
<p>Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.</p>
 
Bu Kategorideki Diğer Haberler
 
KDV sistemi değişiyorToroslarda yüzme kursları başladıToroslar’da, Yapılandırma Başvuruları BaşladıGüneş Doğarken İşçilerle Sabah MesaisindeTarih, doğa, deniz, güneş, müzik ve dans kansere karşı birleştiİçel Soroptimist Kulübü, 'Obezite ile Savaş' semineri düzenledi.Bisiklet durursa hayat dururTarsus Sev’in Robotik Takımı’na İki Ödül BirdenMobbing ve Hukuksal Boyutu Ele AlındıGüzel Konuşma ve Diksiyon
MTSO’ya teşekkür belgesiMenderes Gönüllü Evi, Mezitli'nin Filizleri ailesine katıldı
 
 
Yazarlar
Yazarlar RSS Beslemesi
 
 
 
Gazete Manşetleri
 
 
Namaz Vakitleri
 
  • İmsak05:58
  • Güneş07:39
  • Öğlen12:47
  • İkindi15:19
  • Akşam17:34
  • Yatsı19:04
 
Anket
.
 
İddaa
 
Lig Puan Durumu
 
Takımlar
O
G
B
M
P
1
Galatasaray
15
10
2
3
32
2
Başakşehir
15
9
3
3
30
3
Fenerbahçe
15
8
5
2
29
4
Beşiktaş
15
7
6
2
27
5
Kayserispor
15
7
6
2
27
6
Göztepe
15
8
3
4
27
7
Trabzonspor
15
7
4
4
25
8
Bursaspor
15
7
3
5
24
9
Sivasspor
15
7
1
7
22
10
Akhisarspor
15
5
4
6
19
11
Kasımpaşa
15
5
3
7
18
12
Aytemiz Alanyaspor
15
5
2
8
17
13
Malatyaspor
15
4
4
7
16
14
Osmanlıspor
15
4
2
9
14
15
Konyaspor
15
4
2
9
14
16
Antalyaspor
15
3
5
7
14
17
Gençlerbirliği
15
3
3
9
12
18
Karabükspor
15
2
2
11
8
 
Şampiyonlar Ligi
 
UEFA Avrupa Ligi
 
Alt Lig
 
 
Tarihte Bugün
1819 - Alabama, ABD'nin 22. eyaleti oldu.
1900 - Bilim adamı Max Planck, kuantum teorisini Berlin Fizik Birliği'nde sundu.
1911 - Norveçli Roald Amundsen Güney Kutbu'na ulaştı.
1927 - Çin'de Çan Kay-Şek kuvvetleri Kanton'daki komünist ayaklanmayı bastırdı.
1936 - Ankara 19 Mayıs Stadı açıldı.
1936 - İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi kuruldu.
1939 - Sovyetler Birliği, Milletler Cemiyeti üyeliğinden çıkarıldı.
1954 - Kıbrıs sorunu Birleşmiş Milletler'de görüşüldü. Türk delegesi Selim Sarper, "Kıbrıs, Türk sahillerinden 40 mil ötededir. Yunanistan'a 600 mil mesafede olan bu ada Yunanistan'ın olamaz" dedi.
1955 - Arnavutluk, Avusturya, Bulgaristan, Kamboçya, Seylan (şimdiki Sri Lanka), Finlandiya, Macaristan, İrlanda, İtalya, Ürdün, Laos, Libya, Nepal, Portekiz, Romanya ve İspanya Birleşmiş Milletler Örgütü'ne dahil edildiler.
1959 - Başpiskopos Makarios Kıbrıs Cumhuriyeti'nin ilk devlet başkanı oldu.
1960 - Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü (OECD) kuruldu. 9 Ortak Pazar üyesi ile Avrupa Serbest Ticaret Birliği EFTA'ya üye 7 ülke, Amerika Birleşik Devletleri ve Kanada tarafından kuruldu. Türkiye de anlaşmayı imzaladı.
1960 - İstanbul Boğazı'nda Yunan ve Yugoslav tankerleri çarpıştı; 52 kişi öldü.
1962 - NASA'nın Mariner-2 adlı uzay aracı Venüs gezegeninin yakınından geçti. Mariner-2 dünyaya Venüs hakkında bilgi yolladı.
1977 - Tunç Okan'ın yönettiği 'Otobüs' filmi gösterime girdi.
1977 - CHP'li Aytekin Kotil İstanbul Belediye Başkanı oldu.
1981 - İsrail, Suriye kontrolündeki Golan Tepeleri'ni ilhak etti.
1983 - İstanbulVaniköy'deki 100 yıllık Hasan Birinci Yalısı çıkan yangında tamamen yandı.
1989 - Şili'de ilk demokratik seçimler yapıldı.
1990 - Polonyalı futbolcu Koseçki 2 milyon dolara Galatasaray'a transfer oldu; bu rakam Türkiye'de o güne kadar ödenen en yüksek transfer ücretiydi.
1994 - Demokrasi Partisi (DEP) avukatlarından Av. Faik Candan öldürülmüş olarak bulundu.
1996 - Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu'nun (KESK) Ankara'da düzenlediği "Demokratik devlet, halk için bütçe" mitingine 100.000 kişi katıldı.
1999 - Fransa'dan Türkiye'ye iadesi kararlaştırılan organize suç örgütü lideri Alaattin Çakıcı Türkiye'ye getirildi.
2002 - DYP 7. olağan büyük kongresi'nde, Elazığ milletvekili Mehmet Ağar, Genel Başkan seçildi.
2002 - Irak`taki BM silah denetçileri şefi Hans Blix, Irak`tan geçmişte ve şu anda kimyasal, biyolojik ve balistik füze programlarıyla ilgili çalışan bilim adamlarının listesini istedi.
 
Arşiv
 
Bumerang - Yazarkafe
 
Süper Loto
07.12.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu010609114549
 
On Numara
11.12.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu05070811132122373843454647495157586163717879
 
Sayısal Loto
09.12.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu020711283246
 
Şans Topu
13.12.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu080911172306
 
 
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji