Özdemir,'İhracat Yarışında Mersin 20 Yıldır Geriliyor'

Ana Sayfa » Güncel » Mersin Şehrinin İdari Tarihçesi... Mehmet Mazak yazdı

Mersin Şehrinin İdari Tarihçesi... Mehmet Mazak yazdı

“Mersin” adının tarihi 17. yüzyılın ikinci yarısına kadar gitmekle birlikte, Mersin’in idari bir yerleşim birimi olarak ortaya çıkışının 19. yüzyılın ortalarında olduğunu söyleyebiliriz."

 
 
Mersin Şehrinin İdari Tarihçesi... Mehmet Mazak yazdı

“Mersin” adının tarihi 17. yüzyılın ikinci yarısına kadar gitmekle birlikte, Mersin’in idari bir yerleşim birimi olarak ortaya çıkışının 19. yüzyılın ortalarında olduğunu söyleyebiliriz. Osmanlı Devleti idari yapısında yeni düzenlemelerin yürürlüğe girdiği ve idari taksimatın sık sık değişikliğe uğradığı bu dönemde, Mersin’in idari tarihçesine yönelik farklılıklar söz konusu olsa da, Mersin’in idari taksimat içindeki hızlı yükselişini görebilmek mümkündür.

Mersin’in ilk kez bir köy olarak mevcudiyetinin hangi tarihlere dayandığı hususunda net bir bilgi bulunmamaktadır. Çünkü, birincil kaynaklar olsun, ikincil kaynaklar olsun, bu kaynaklarda Mersin’in köy olarak geçtiği tarihlerde farklılıklar bulunmakta ve bu bilgilerden Mersin’in ilk kez hangi tarihte köy olduğunu saptamak güçleşmektedir.

Mersin’le ilgili daha önceden yapılmış çalışmalardan birinde, “Mersin” ismine, 19. yüzyılın ilk yarısına ait kaynaklarda bir iskele olarak rastlanmakta olduğu, nitekim bu ilk dönemlerde, “Mersin” adının çoğunlukla “Yumuk” mezrası ile birlikte anıldığı ve kayıtlarda “Yumuk Mezrası” adının önceleri, “Tarsus Sancağı, Gökçeli Kazası’ndaki Yumuk Mezra’sındaki Mersin İskelesi’nde…” diye yer alırken, daha sonra ise “Mersin İskelesi’ndeki Yumuk Mezrası’nda” olarak yer aldığından bahsedilmektedir. Aynı çalışmada, bu kayıtlara dayanılarak, Mersin’in bu tarihlerde, idari bir yerleşim birimi konumunda olmasa da, bir “mahal” yani bir yer veya bir mevkii konumunda olduğu belirtilmektedir. [1] 1812 yılında deniz yoluyla gelen İngiliz Gemi Subayı Kaptan Beaufort, Mersin’i Malarya hastalığından korunmak için birbiri üstüne yapılmış birkaç kulübeden oluşan ve küçük iskelesi olan bir yer olarak tanımlar ki, bu günümüz Mersin’inin ilk defa bir yerleşke olarak karşımıza çıkmasıdır.Ancak, bir başka çalışmada Mersin’den, 1825 senesinde Tarsus Sancağı’nın Gökceli Bucağı’na bağlı bir köy olarak bahsedilmektedir.[2] Bu kaynağa göre, 1825’te köy olarak bahsi geçen Mersin’in, 1831 Nüfus Sayımı’nda Tarsus’a bağlı bir çok küçük yerin nüfusu verildiği halde, bu sayımda yer almıyor oluşu ilginçtir.[3] Bu durum, Mersin’in henüz bu tarihlerde, idari bir yerleşim birimi konumunda olmaktan çok, bir “mahal” veya bir mevkii konumunda olduğu yönündeki yukarıda yer verdiğimiz bilgiyi destekler görünmektedir.

Başka bir çalışmada ise, “Mersin” adına bir köy olarak, ilki 1847 yılında yayınlamış olan Devlet Salnamesi’nde rastlanmakta olduğu ve bu salnamede Mersin’in, Adana Eyaleti’nin Tarsus Sancağı’na bağlı bir köy olarak Adana Eyaleti sınırları içinde yer almakta olduğu belirtilmektedir.[4] Bu bilgiyi destekleyen bir diğer çalışmada ise, 1847 yılına ait bir kayıtta Mersin’in zaten bir köy adı olarak anıldığı ve bu kaydın aynı zamanda Tarsus Kadı Sicilleri’ndeki, Mersin’in köy olarak anıldığı ilk kayıt olduğundan bahsedilmesinin yanı sıra burada Mersin’den açıkça “Mersin Karyesi” olarak söz edildiği bilgisine yer verilmektedir. Aynı çalışmada Mersin’in 1840’lı yılların sonunda veya 1850’lı yılların başlarında, artık bir köy halini almış göründüğü ifade edilmektedir. [5] Bu çalışmada dayanılan kaynaklardan birine göre; 1852 yılı Şubat’ına rastlayan ve Adana Valisi Mehmet Ziya Paşa tarafından merkeze yazılan bir yazıda, “iskele-i mezburda 8-10 seneden beri yetmiş- seksen bab hane ve dekakin ihdas…” denilmek suretiyle, buranın aşağı yukarı 1840-42 yılları arasında başlayan ve 1852’ye kadar yetmiş ile seksen ev ve dükkandan oluşan bir yer halinde olduğu, yani bir yerleşme şeklinde bulunduğu anlatılmaktadır.

1859 tarihinde merkezden yazılan bir başka yazıda, “Mersin İskelesi, Saltanat-ı Seniyye’nin oldukça işlecek bir iskelesi ve bendergahı olub, kadimden ufacık bir karye iken, beş-altı seneden beri bahren ve berren ticaret-i revaç-pezir olarak…” diye söz edilerek, Mersin’in daha 1850 ile 1855 yılları arasında bir köy halinde olduğu ve bu tarihlerden sonra deniz ve kara ticareti sayesinde büyüdüğü söylenmektedir. 1889 tarihli ve yine merkeze ait bir kayıtta ise bu defa, “otuz kırk sene mukaddem hiçbir ehemmiyet haiz olmayub, adi bir köy halinde bulunan Mersin İskelesi…” denilmesinden de, Mersin’in 1850’li yıllarda bir köy olduğu anlaşılmaktadır. [6]

Bahsettiğimiz üzere, hem Devlet Salnamesi, hem de Tarsus Kadı Sicilleri’ndeki kayıtlar, Mersin’in 1847 senesinde resmi kayıtlarda bir köy olarak mevcut olduğunu göstermeleri açısından önemlidir. Her ne kadar, Mersin’in bir köy olarak varlığına Devlet Salnamesi ve Tarsus Kadı Sicilleri’ndeki kayıtlarda ilk kez 1847 senesinde rastlansa da, Texier’in, Mersin Köyü’nün 1836’ya doğru Tarsus’un hakiki iskelesi haline geldiğine yönelik ifadeleri[7], idari kayıtlarda yer almasa da, Mersin’in bu tarihlerde bir köy olarak anılmakta olduğunu göstermektedir. Yukarıda da bahsettiğimiz ilgili çalışmalardan birinde yer alan, Gökceli Bucağı merkezinin 1837 senesinde Karaisalı Köyü’ne taşındığı ve 15 yıl gibi bir sürenin ardından ise, kıyıdaki Mersin Köyü’nün gelişmesi üzerine, Gökceli adı değiştirilmeksizin ve Tarsus İlçesi’ne bağlı kalmak üzere Mersin’e taşındığı bilgisinden hareketle, Mersin’in 1852’lere kadar gelişmekte olan bir köy statüsünde olduğunu söylemek mümkündür.[8] Nitekim, incelediğimiz çalışmalardan birinde de, Mersin’in 1841 senesinde, Tarsus İlçesi’nin Gökceli Bucağı’na bağlı bir köy olduğu ve meşrutiyetten önce yayınlanan Adana Salnameleri’nde de Mersin’in 1841 tarihinde henüz köy halinde olduğunun tekrarlandığı bilgisine yer verilmektedir.[9]

Buraya kadar yer verdiğimiz kaynaklardaki bu farklı bilgiler bizi, Mersin’in, 1812’li yıllarda temellerinin atıldığını, resmi kayıtlarda adının köy olarak geçmese de 1825’ler de bir köy olarak anılmakta olduğu ve resmi kayıtlarda köy olarak bahsinin geçmesinin ise 1841 senesine gittiğini, Mersin’in resmi kayıtlarda önceleri bir yer, mahal veya iskele olarak anılmasına ve idari kayıtlarda adının köy olarak geçmesinin 1840’lı yılları bulmasına rağmen, Mersin’in 1825’lerden, 1852’lere kadar bir köy statüsünde mevcudiyetini sürdürdüğü neticesine ulaştırmaktadır.

1850’ler sonrasında da Mersin’in idari taksimat içindeki yerinin saptanması hususunda bazı belirsizlikler bulunmakta olup, bu durum başta da belirttiğimiz gibi Osmanlı idari yapısında bu dönemde yapılan idari düzenlemelerin tam olarak rayına oturmamış olmasından kaynaklanmaktadır.

Mersin’in nahiye oluşu ile ilgili olarak genelde hem fikir olunan tarih 1852’dir. Adana Vilayet Salnamesi’nde, 1852 yılında Tarsus Kazası’nın bir nahiyesi durumunda olan Mersin’in,Tarsus Şer’iyye Sicilleri’nde, nahiye olarak adının ilk geçişi ise 1860 senesindedir. Ancak, yaklaşık 1861 yılı başlarına ait olan bir sicil kaydında, Mersin’den, yeniden “Mersin Karyesi” olarak bahsedildiği, bunun hemen ardından da Nisan 1861’e rastlayan bir başka kayıtta “…Tarsus İskelesi nevahilerinden Mersin İskelesi…” tabiri kullanılarak, Mersin’in yeniden Tarsus’a bağlı nahiyeler arasında sayıldığı görülmektedir. Mersin’in 1852’de bir nahiye halini almasına rağmen, Tarsus kadı sicillerinde 1860’a kadar bir köy olarak anılması ve ancak bu tarihten sonra, ama bu arada bazen yeniden bir köy statüsünde adının geçmesinin temel nedeni, belirttiğimiz üzere, Osmanlı idari sisteminde mevcut olan düzensizliklerdir. Nahiye ile köy arasındaki belirsizlik, Mersin’e ait kayıtlar tutulurken, Mersin’in bir köy olarak görülüp öyle kaydedilmesine, hatta bir nahiye olarak işaretlenmesine rağmen, bazı zamanlar hala bir köy statüsünde anlaşılmasına neden olmuştur. Zaten bundan dolayı, önceleri Mersin’e bir Nahiye Müdürü tayin edilmediği, ancak nüfus ve memur sayısı gelişimle paralel artmaya başladıkça, sonraları bir Nahiye Müdürü tayin edilmek zorunda kalındığı da bir merkez kaydında açıkça anlatılmaktadır.[10]

1864 Vilayet Nizamnamesi’nin yürürlüğe girmesi ile Osmanlı idari yapısında vilayet sistemine geçilerek, idari yapıdaki mevcut belirsizlikler girderilmeye çalışılmıştır. İdari yapıdaki düzenlemeler, 1867 Tarihli Vilayetler Nizamnamesi, 1870 Tarihli İdare-i Umumiye-i Vilayet Nizamnamesi çıkarılarak sonraki yıllarda da devam etmiştir.[11]

Mersin’in kaza statüsüne kavuşması 1864 Vilayet Nizamnamesi ile olmuştur. Bu nizamname ile Tarsus’tan ayrılan Mersin, Tarsus ve Karaisalı ile birlikte Adana’ya bağlı kazalardan biri haline getirilmiştir.[12] Gökçeli, Kalınlı, Elvanlı nahiyeleri ise Mersin kazasının nahiyeleri olarak belirlenmiştir.[13] Görüleceği üzere, daha önce kaza konumunda anılan ve Mersin küçük bir yerleşimken bağlı bulunduğu Gökçeli ile yine daha önce Tarsus kazalarından olan Elvanlı, Mersin’e bağlı birer nahiye statüsüne düşmüştür. Bu durum, Mersin’in çevresindeki çok geniş bir alan aleyhine hızla büyüdüğünün bir göstergesi niteliğindedir.[14]

Mersin’in idari taksimattaki hızlı ilerleyişi sonraki yıllarda da sürmüş ve 1888’de Mersin bir sancak haline getirilmiştir. Tarsus kazası da Mersin Sancağı’na bağlanmış olup, bu durum, yine önceleri, Tarsus Sancağı hudutları içinde bir köy iken, Mersin’in iskelesi sayesinde Tarsus’un aleyhine gelişmesini göstermesi açısından önemlidir.[15] Tarsus Şer’iyye Sicilleri’nde ise Mersin adı “sancak” olarak ilk defa 1889 tarihinde geçmektedir.[16]

1908 tarihli Devlet salnamesinde Adana vilayetine bağlı olarak sancak olma statüsü devam eden Mersin’in bu tarihlerde 1 kaza, 3 nahiye ve 269 köyünün bulunduğu görülmektedir. Aynı salnamede, İçel’in de Adana’ya bağlı bir sancak olma durumunu sürdürdüğü, 3 kaza, 4 nahiye ve 207 köye sahip olduğu görülmektedir.[17] Bu veriler de, Mersin’in hızla geliştiğinin bir göstergesi olarak kabul edilebilir.

Osmanlı Devleti’nin yıkılması ve Türkiye Cumhuriyeti’nin kurulmasının ardından Mersin, 1924 senesinde vilayet haline getirilmiş ve daha sonra 1933 senesinde İçel vilayeti ile birleştirilerek yeni kurulan İçel İli’nin merkezi olmuştur.[18]28 Haziran 2002 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan 4764 sayılı Kanunla yapılan düzenleme neticesinde ise İçel İli’nin adı, Mersin olarak değiştirilmiştir.[19]

 

 

[1] İbrahim Oğuz, Mersin Kentinin Kuruluş Öyküsü, (Yayınlanmamış Yüksek Lisans Tezi, Mersin Üniversitesi SBE, 2006) s.17

[2] Kurtuluş Savaşında İçel (Mersin), s.13

[3] Tuncel, “Mersin”, Türkiye Diyanet Vakfı İslam Ansiklopedisi, Cilt-29, s.212

[4] Ünlü, “Ondokuzuncu Yüzyılda Mersin’in Kentsel Gelişimi”, s.1028

[5] Oğuz, a.g.e., ss.17-18

[6] Oğuz, a.g.e., ss.18-19

[7] Çıplak, a.g.e., s.278

[8] Kurtuluş Savaşında İçel (Mersin), s.13

[9] Çıplak, a.g.e., s.278

[10] Oğuz, a.g.e., ss.20-21

[11] Tönük, ss.146-149 ve s.177

[12] Tönük, a.g.e., s.167

[13] Ünlü, “Ondokuzuncu Yüzyılda Mersin’in Kentsel Gelişimi”, s.1028

[14] Oğuz, a.g.e., s.22

[15] Ali Sinan Bilgili, Osmanlı Döneminde Tarsus Sancağı ve Tarsus Türkmenleri (Sosyo-Ekonomik Tarih), Ankara:T.C. Kültür Bakanlığı Yayınları / 2657, 2001, s.38

[16] Oğuz, a.g.e., s.26

[17] Baykara, a.g.e., ss.136-137

[18] Çıplak, a.g.e., s.278

[19]http://www.mersin.gov.tr/Default.aspx?pid=11241 , (Erişim Tarihi: 16.07.2012)

 
7 Şubat 2016 Pazar 11:28
 
 
(0 Yorum Yapıldı)Yorumlar
<p>Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.</p>
 
Bu Kategorideki Diğer Haberler
 
Son 24 Saat
Haberler RSS Beslemesi
 
Facebook messenger'de sohbet odaları başlıyorBu bilgisayar saniyede 93 trilyon işlem yapıyorGalaxy S7 dört farklı versiyonla geliyorLamborghini mi, Ferrari mi?Facebook'un karı %52 artışla 5,84 milyar dolarDengede durarak felç olma riskinizi ölçünSamsung Galaxy S6 ve Galaxy S6 Edge'yi tanıttıDünyanın en çok turist alan şehirleriAvşar Kızı, Ilıcalı'ya Fark AttıTelefonlarda 'keşke yazmasaydım' mesajları geri alınabiliyor2014 en sıcak yıl olduMicrosoft’tan Windows 10.. İlk yıl ücretsiz
 
Yazarlar
Yazarlar RSS Beslemesi
 
Bumerang - Yazarkafe
 
 
Get our toolbar!
 
Gazete Manşetleri
 
 
Namaz Vakitleri
 
  • İmsak05:54
  • Güneş07:35
  • Öğlen12:44
  • İkindi15:17
  • Akşam17:33
  • Yatsı19:03
 
Anket
.
 
Lig Puan Durumu
 
Takımlar
O
G
B
M
P
1
Başakşehir
13
9
4
0
31
2
Beşiktaş
13
8
5
0
29
3
Galatasaray
13
8
2
3
26
4
Fenerbahçe
13
7
4
2
25
5
Bursaspor
13
7
3
3
24
6
Konyaspor
13
5
5
3
20
7
Osmanlıspor FK
13
4
7
2
19
8
Gençlerbirliği
13
4
6
3
18
9
K.D.Ç. Karabük
13
5
2
6
17
10
Akhisar Bld.
13
4
4
5
16
11
Antalyaspor
13
4
4
5
16
12
Trabzonspor
13
4
3
6
15
13
Alanyaspor
13
4
2
7
14
14
Kasımpaşa
13
3
3
7
12
15
Gaziantepspor
13
3
2
8
11
16
Ç. Rizespor
13
2
4
7
10
17
Kayserispor
13
2
3
8
9
18
Adanaspor
13
1
3
9
6
 
Şampiyonlar Ligi
 
UEFA Avrupa Ligi
 
Alt Lig
 
Tarihte Bugün
1808 - Napolyon Bonaparte komutasındaki Fransız ordusu Madrid'e girdi.
1863 - Santiago (Şili)'de bulunan Iglesia de la Compañía kilisesi çıkan bir yangın sonucu tamamen yandı: 2000'den fazla kişi öldü. Yangın sonrasında buraya bir anıt dikildi.
1868 - İlk ışıklı trafik lambaları Londra'da kullanılmaya başlandı.
1869 - Birinci Vatikan Konsili açıldı.
1886 - ABD'de Samuel Gompers başkanlığında Amerikan Emek Federasyonu kuruldu.
1936 - Nikaragua'da Anastasio Somoza cumhurbaşkanı seçildi.
1941 - Pearl Harbor Saldırısından bir gün sonra ABD Kongresi Japonya'ya savaş ilan etti ve II. Dünya Savaşı'na resmen girmiş oldu.
1942 - Vatan gazetesi, Hitler ve Mihver devletleri aleyhtarı yazılar nedeniyle kapatıldı.
1948 - Birleşmiş Milletler, Güney Kore'nin tanınmasını onayladı.
1953 - Türkiye futbolda İspanya'yı eledi; Dünya Futbol Şampiyonası'na katılmaya hak kazandı.
1953 - DSİ (Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü) kuruldu.
1962 - Avrupa Birliği üyesi ülkeler arasında "Karşılıklı Sağlık Yardımı Anlaşması" imzalandı. Türkiye'nin de katıldığı anlaşmaya göre, kendi ülkesinde tedavisi mümkün olmayan hastaların bakımı, bu imkânlara sahip ülkelerde yapılacak.
1966 - Dünyanın ilk "işçi şirketi" olduğu söylenen Türksan kuruldu. Şirketin kuruluş amacının yurtdışında çalışan Türkiyeli işçilerin tasarruflarını "değerlendirmek" olduğu açıklandı.
1968 - Tokyo Uluslararası Maratonu'nda İsmail Akçay dördüncü oldu.
1972 - Doğan Koloğlu 7,5 yıl hapse mahkum oldu.
1973 - Cumhurbaşkanı Fahri Korutürk yazar Çetin Altan'ın cezasını affetti. Ancak Altan'ın 2 yıllık cezası af kapsamı dışında kaldı.
1980 - John Lennon vurularak öldürüldü.
1985 - Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu, kısaltması KESK olan memur sendikaları konfederasyonu kuruldu.
1987 - Ömer Kavur'un yönettiği Anayurt Oteli 9. Nantes 3 Kısa Film Şenliği'nde büyük ödülü aldı.
1987 - İsrail işgali altındaki topraklarda yaşayan Filistinliler, intifada haraketini başlattı.
1987 - ABD Başkanı Ronald Reagan ve SSCB lideri Mihail Gorbaçov, orta menzilli nükleer füzelerin karşılıklı imhası için antlaşma imzaladı.
1991 - Boris Yeltsin ile Ukrayna ve Beyaz Rusya cumhuriyetlerinin devlet başkanları Bağımsız Devletler Topluluğu'nun (BDT) kuruluşunu ilan ettiler.
1992 - TBMM, Somali'ye asker gönderilmesini kararlaştırdı.
1993 - Sabancı Center açıldı.
1995 - Eralp Akkoyunlu 1987 yılında çıktığı dünya seyahatini tamamlayarak bunu gerçekleştiren 5. Türk oldu. 6 yıl 7 ay süren bu yolculukta Akkoyunlu, 302 gün seyir yaparak dünyayı dolaştı.
1996 - PKK, rehin tuttuğu 6 askeri, Kuzey Irak'taki Zap kampında Refah Partisi Van Milletvekili Fethullah Erbaş, İnsan Hakları Derneği Genel Başkanı Akın Birdal ve Mazlum-Der İzmir Şube Başkanı Halit Çelik'e teslim etti.
2003 - Erdoğan Teziç, Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer tarafından YÖK Başkanlığına atandı.
2004 - Ohio eyaletindeki Damageplan konserinde Dimebag Darrell (Darrell Lance Abbott), Nathan Gale adlı bir çılgın tarafından sahnede vuruldu.
2007 - Küresel Isınmaya Hayır Mitingi
 
Arşiv
 
Süper Loto
01.12.2016 Tarihli Çekiliş Sonucu101823343650
 
On Numara
05.12.2016 Tarihli Çekiliş Sonucu06071115171923242931323440435154596166737677
 
Sayısal Loto
03.12.2016 Tarihli Çekiliş Sonucu242636434446
 
Şans Topu
07.12.2016 Tarihli Çekiliş Sonucu061017243004
 
 
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji