Mersin hinterlandı 2017 ilk çeyrek ekonomik rakamları açıklandı

Ana Sayfa » Güncel » Mersin su müzesi… Bilinenler, bilinmeyenler (2)... Abdullah Ayan yazdı

Mersin su müzesi… Bilinenler, bilinmeyenler (2)... Abdullah Ayan yazdı

Su zengini Mersinin su fukaralığı ve 55 yıl süren su hasreti...

 
 
Mersin su müzesi… Bilinenler, bilinmeyenler (2)... Abdullah Ayan yazdı

Bir önceki yazıda kurulduğu günden beri suya hasret Mersin’ in bu önemli ve tarihi sorununu kökten çözmeyi hedefleyen “arıtılmış ve dezenfekte edilmiş” su tesisinin ihale sürecine kadar olan gelişmeleri anlatmaya çalışmıştım.

Mersin’in o suyu nasıl beklediğini, halkın bir damla suya hasretliğini anlatmak için filmi biraz geriye sarıp 1932 Ağustosunun “susuz yazına” kısa bir dönüş yapmakta fayda var.

Torosların bereketli sularının dört bir yandan dereler, nehirlerle denize akıp durduğu Çukurova’ nın bu bereketli topraklarının yıllarca ya sel sularına teslim olmasını veya susuzluktan yanıp kavrulmasını bugünkü koşullara bakıp anlamak, anlatmak hayli güç.

Mersinin sağlıklı suya kavuşma özlemini giderecek filtreli su tesisinin yapım sürecinde yaşananlara geçmeden önce, o yıllara ait gazetelere yansıyan ve feryadı andıran birkaç örnekle tabloyu yansıtmaya çalışayım yine de:

Takvimler Ağustos 1932’ yi göstermekte ve bırakın Mersin’ i deli dolu Berdan ırmağı ve kanallarıyla Venedik’e taş çıkaran Tarsus bile kavrulmaktadır.

10 Ağustos 1932 günü Yeni Mersin gazetesinde Maraşlı Oğlu mahlasıyla Valiye hitaben başköşede yer alan bir mektup yayınlanır. O mektuptaki feryat bir yana dile getirilen çözüm önerisinin ancak 1984’ te hayata geçmiş olması inanılır gibi değil ama gerçek…

Bakın özetin özetiyle o hayli uzun ve kapsamlı mektupta ne diyor Maraşlı Oğlu!:

“Mersin ve Tarsus, bilhassa bu sene susuzluktan kuruyan tarlaları gibi kalpleri kurumuş, dimağları durmuş, hazin ve elim bir felaket içinde yüzüyor.

Ziraatte emsaline az rastlanır Tarsus o kadar fena vaziyete düşmüştür ki, bu emsalsiz ve zengin kazamızda varlık içinde bugünkü yoksunluğuna acımamak ve onun dertleriyle alakadar olmamak mümkün mü? (…)

Bir zamanlar fukaraya melce (sığınak) ve iaşe olan Tarsus bugün içinden çıkılması gayri mümkün bir çıkmaza girmiştir.

Tarihi bizce meçhul bir devre ait Adana ve Tarsus ırmaklarının binlerce yıllık arazi sulama kanalları ortada dururken nesli hazırda bu yoldan çıkmanın cezasını anlamamış görünmek büyük ve ödenemez bir kabahat olur.

Vali Beyefendi;

Kimseye serzenişte bulunmak istemiyorum. Çünkü olan olmuştur. Maksat bundan sonra olacaklara çare arayalım.

Adana sulama idaresi Tarsus bataklıklarını kurutmak için sarf ettiği para ile Tarsus ırmağı sularıyla arazileri sulayıp Mersin’ e de buradan bir kanal açmış olsaydı bunun çok daha büyük faydası olacaktı. Fakat bu kabahat sulama idaresinden çok ahalinindir. Çünkü ahali şimdiye kadar servetinin neden ve ne için mahvolduğunu tetkik ederek Hükümetten kati bir şey istemiş değildir.

Farzı mahal olarak söylüyorum; kurutulan arazi neye yaradı ve bunu kim alıp ekecek? Çiftçi diyeceksiniz, hangi çiftçi? Çiftçin hali malum. Demek oluyor ki programsızlık Hükümet paralarının sarfedileceği yerlere kati şekilde tespit edilmemesi memleketi bu hale getirmiş bulunuyor.

Ben bütün Mersin ve Tarsuslular namına sizden ovalarımıza feyz-ü bereket getireceği tabii olan “SUYU” istiyorum. Bu mukaddes maddeyi bizden esirgemeyin. Elinizde vilayet ve kaza mahpushanelerinde 350 mahpus vardır. Bunların nafia işlerinde istihdamına müsaade edilmiştir. Bundan başka suya hasret ve susuzluktan mahvolmuş büyük bir halk kitlesi var, salahiyet var, hülasa her şey var…

Vali Beyefendi;

Çiftçiyi normal çiftçi yapabilmek için onu yağmur duasından kurtarmak ancak arazisini sulamakla kabildir. (…)

Memlekette buhran yoktur, fukaralık vardır. Satılmamış tütünlerimizden başka neyimiz var? Şu halden anlıyoruz ki, memlekete iki şey hakimdir. Birincisi yol ve ikincisi sudur. Bu siyaseti takip ve devamda uğurunuz açık olsun muhterem Vali Beyefendi…”

İlginç değil mi?

Hayata geçirilen hiç bir projenin derde derman olmadığı Mersin ve Tarsus, Berdan ırmağından bol ve kaliteli suyu 365 gün kesintisiz sağlayacak öneriye kulaklarını tıkadığı 55 yılın ardından ancak 1970’lerin ortalarında Devlet Planlama Teşkilatındaki görevini bırakıp Mersin’e Belediye Başkanı olan Kaya mutlu zamanında Berdan’ dan su sağlayacak yatırıma kafa yormaya başlayacak ve 1932 hayalini 1984’ te gerçekleştirecektir.

Açık mektup gibi naif girişimler yanında aynı gazeteler Valiliğe çok vahim kimi suç vukuatlarını da duyurmaya çalışır o günlerde…

Örneğin “Tece, Davultepe köylerine akmakta olan suların çeltik ekenler tarafından tutulan silahlı bekçilerce kesildiği ve köylere su verilmediği, kuraklık nedeniyle zaten yeterince zarar görmüş köylerin son umut olarak ekecekleri baklaya su veremedikleri takdirde çok daha kötü durumda kalacaklarına” ilişkin 4 Eylül 1932 tarihli Yeni Mersin gazetesinde yer alan haber…

Örnekleri her yıl tekrarlanan trajik öykülerle çoğaltmak mümkün ama biz susuzluk çığlıklarına ara verip kent halkını susuzluktan kurtaracağı varsayılan arıtılmış su tesisi öyküsüne dönelim:

Her ne kadar bitirilmesi için 18 aylık bir süre öngörülse de, Mersinlinin umutla, hasretle beklediği tesisin hizmete açılması iki yılı biraz aşar.

Mersin’ e kazandırılmaya çalışılan tesisle ilgili en detaylı bilgiyi Dâhiliye Vekâleti (günümüzdeki karşılığıyla iç işleri bakanlığı) Belediyeler İmar Heyeti içme su tesisleri kontrol mühendisi Aslan Turdoğan 7 Eylül 1937 günü yayınlanan kapsamlı makalesinde anlatır.

Turdoğan Yeni Mersin gazetesindeki yazıda özetle şu bilgilere ulaşıyoruz:

“Tesise alınacak su, Mersin’ in 3,5 km kuzeyindeki Uselli köyü yakınından geçip köy değirmenine giden kanaldan sağlanacaktır. Filtre istasyonundan geçip Sülfat Alumin deposuna aktarılacak su, tesis içinde fıskiyelerle havalandırılacak, süzüldükten sonra klor gazıyla tüm bakterilerden arındırılması sağlanıp şebekeye verilir hale getirilecektir. Tesisten içilecek kalitede alınan su her biri 750 m3’ lük iki depoya aktarılacak ve bu depolardan kente dağıtılacaktır.(…)

… Şehir şebekesine verilecek su daimi olarak 2,5 atmosfer tazyik altında bulunacak, böylece hangi noktadan alınırsa alınsın, 25-30 metre yüksekliğe kadar ulaşması sağlanacaktır.”

Turdoğan yazısının sonunda Ankara içme suyu tesisiyle aynı sisteme sahip Mersin’ deki tesisin önemli kısmının tamamlandığını, montajı beklenen parçaların da gelmesiyle Mersin halkının lezzetli, temiz ve sıhhatli suya kavuşacağı müjdesini verirken kısa zamanda içme suyunu kullanmak isteyenlerin abonelik işlemlerine* başlanacağı detayına dikkat çekmekte. (Mersin’ de 1939’da hizmete giren temiz içme suyu tesisinin Türkiye’de bir ilk olduğu iddiası doğru değildir. Örneğin Ankara ve daha başka kentler çok daha önce ve çok daha büyük, modern su tesislerine kavuşturulmuştur)

Gerçekten de eksik bölümlerdeki montaj işi kısa zamanda tamamlanır.

Artık sıra zaten bir süredir bağlantısı olan abonelerine içecek sağlıklı su veren tesisin resmi açılışına gelmiştir.

Açılış töreni, yapılan konuşmalar ve çiçeği burnunda tesisin daha ilk günden ihtiyaca cevap veremeyişi nedeniyle genişletme çabaları, Ankara’ ya yeniden başlayan ziyaretler…

Bir sonraki yazıda da bunları anlatmaya çalışayım.

*Abonelik demişken tesisin hizmete girmesiyle dönemin Belediyeler Bankasına borçlanan Mersin Belediyesine bağlı Su İşleri Müdürlüğü adıyla bir kurumun mevcut olduğunu belirtmeliyim. Müdürlük o günlerde de tıpkı bugünkü MESKİ gibi abonelik hizmeti vermekte, evlere bağlanan suları taktığı sayaçlarla belirleyip, hem döşenen tesisattan hem de kullanılan sudan ücret almaktadır. Su ücretleri günümüzün aksine kullanılan su arttıkça kademeli olarak indirilmektedir. Örneğin 1942 Su nizamnamesine göre evlere verilen suyun ilk 15 m3’ ü için 15 kuruş/m3 alınırken, bunun üzerinde su tüketenlere toplam sarfiyat üzerinden %10 indirim yapılmaktadır. Okul ve mabetlerden m3 başına 10 kuruş tahsil edilmekte. Yine o dönemden kalma ilginç bilgi: Sayaçlar için her ay maktu ücret alınmakta. Bu ücret sayaçtan geçen suyun çapına göre 20 ile 80 kuruş arasında değişmekte.

Fikir vermesi bakımından Nisan 1942’de Meclisin onayladığı Mersin Belediye bütçesinin yıllık 278 bin, Su İşleri Müdürlüğü bütçesinin de 84 bin lira olduğunu belirtmeliyim. (Yine basit bir hesapla ihalesi yapılan içme suyu tesis maliyetinin Su İşleri Müdürlüğünün iki yıllık toplam bütçesine yakın olduğunu bilmekte yarar var)

Abdullah Ayan

 
2 Mayıs 2016 Pazartesi 08:42
 
 
(0 Yorum Yapıldı)Yorumlar
<p>Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.</p>
 
Bu Kategorideki Diğer Haberler
 
Güneş Doğarken İşçilerle Sabah MesaisindeTarih, doğa, deniz, güneş, müzik ve dans kansere karşı birleştiİçel Soroptimist Kulübü, 'Obezite ile Savaş' semineri düzenledi.Bisiklet durursa hayat dururTarsus Sev’in Robotik Takımı’na İki Ödül BirdenMobbing ve Hukuksal Boyutu Ele AlındıGüzel Konuşma ve Diksiyon
MTSO’ya teşekkür belgesiMenderes Gönüllü Evi, Mezitli'nin Filizleri ailesine katıldıMiniklerden Büyük Nağmeler Mezitli’de 26. Jakaranda koruluğu açıldı Çalgı Çengi’nin Ünlü Oyuncuları Forum Mersin’de Hayranlarıyla Buluşuyor
 
 
Yazarlar
Yazarlar RSS Beslemesi
 
 
Get our toolbar!
 
Gazete Manşetleri
 
Namaz Vakitleri
 
  • İmsak03:20
  • Güneş05:18
  • Öğlen12:49
  • İkindi16:40
  • Akşam20:00
  • Yatsı21:44
 
Bumerang - Yazarkafe
 
Anket
.
 
İddaa
 
Lig Puan Durumu
 
Takımlar
O
G
B
M
P
1
Beşiktaş
33
22
8
3
74
2
Başakşehir
33
20
10
3
70
3
Fenerbahçe
33
17
10
6
61
4
Galatasaray
32
18
4
10
58
5
Antalyaspor
33
16
7
10
55
6
Trabzonspor
33
14
9
10
51
7
Akhisar Bld.
33
14
6
13
48
8
Gençlerbirliği
33
11
10
12
43
9
Kasımpaşa
33
12
7
14
43
10
Konyaspor
33
11
10
12
43
11
Alanyaspor
32
12
4
16
40
12
K.D.Ç. Karabük
33
11
7
15
40
13
Osmanlıspor FK
33
9
11
13
38
14
Kayserispor
33
10
8
15
38
15
Bursaspor
33
10
5
18
35
16
Ç. Rizespor
33
9
6
18
33
17
Gaziantepspor
33
7
5
21
26
18
Adanaspor
33
6
7
20
25
 
Şampiyonlar Ligi
 
UEFA Avrupa Ligi
 
Alt Lig
 
 
Tarihte Bugün
1453 - Osmanlı Padişahı Fatih Sultan Mehmet İstanbul'u fethederek Bizans İmparatorluğu'nu (Doğu Roma'yı) sona erdirdi. Birçok tarihçi için İstanbul'un fethi, Orta Çağın sonudur.
1807 - Kabakçı Mustafa ayaklanmasında, isyancılar Şehzade Mustafa ve Mahmut'un kendilerine teslimini istedi. Sultan III. Selim tahttan indirildi, IV. Mustafa tahta çıktı.
1848 - Wisconsin, 30. eyalet olarak ABD'ye katıldı.
1913 - Ulviye Mevlan yönetiminde 'Kadınlar Dünyası' dergisi yayımlanmaya başlandı.
1913 - Igor Stravinsky'nin Le Sacre du Printemps (Bahar Ayini) adlı balesi ilk kez Paris'te sahnelendi.
1927 - Ankara-Kayseri demiryolu İsmet Paşa tarafından açıldı.
1936 - Türk Bayrağı hakkında kanun, TBMM'de kabul edildi.
1942 - Adolf Hitler, Nazi propaganda bakanı Joseph Goebbels'in tavsiyesiyle işgal altındaki Paris'te yaşayan tüm Yahudilerin sol göğüslerine sarı bir yıldız takmalarını emretti.
1953 - Yeni Zelandalı dağcı Edmund Hillary ile Nepalli şerpa Tenzing Norgay, Everest'e çıkan ilk insanlar oldu.
1954 - Bilderberg Toplantıları'nın ilki yapıldı.
1960 - Türk Silahlı Kuvvetleri'nin yönetime el koymasının ardından gözaltına alınan eski İçişleri Bakanı Namık Gedik intihar etti. Aynı gün gözaltına alınan 150 kişi Yassıada'ya getirildi.
1963 - Pakistan'ın doğusunda çıkan kasırgada 10 bin kişi öldü.
1977 - CHP Genel Başkanı Bülent Ecevit, İzmir Çiğli Havaalanı'nda bulunduğu sırada, bir silahtan çıkan mermi, CHP'li Mehmet İsvan'ın yaralanmasına yol açtı. Merminin bir polis memurunun ateş alan gaz tüfeğinden çıktığı açıklandı.
1985 - İstanbul Boğazı'nda ikinci boğaz köprüsünün (Fatih Sultan Mehmet) temeli atıldı.
1985 - Avrupa Kupası finali için Liverpool Juventus maçının yapıldığı Belçika'nın Heysel Stadı'nda çıkan olaylarda 4 kişi öldü, 350 kişi yaralandı.
1986 - Kamuoyunda 'Fak-Fuk-Fon' olarak bilinen Sosyal Dayanışma ve Yardımlaşmayı Teşvik Yasası, Meclis'te kabul edildi.
1988 - İstanbul Boğazı, Fatih Sultan Mehmet Köprüsü yapımı tamamlandı.
1990 - Sovyetler Birliği'nde, radikal reformcu Boris Yeltsin, Rusya Federasyonu Parlamentosu Başkanlığı'na seçildi.
1993 - Anadolu pop müziğin öncülerinden Moğollar grubu 17 yıllık aradan sonra yeniden sahneye çıktı.
1993 - Almanya'nın Solingen şehrinde Türklerin yaşadığı bir evin kundaklanması sonucu 5 kişi yaşamını yitirdi ve 2 kişi de yaralandı.
1995 - Cumhurbaşkanı Turgut Özal'ın oğlu Ahmet Özal için, karşılıksız çek verdiği iddiasıyla gıyabi tutuklama kararı çıktı.
1996 - Siverek halkı aralarında Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel'in de bulunduğu 13 politikacı hakkında tazminat davası açtı. Politikacılar Siverek'i il yapacakları vaadinde bulunup yerine getirmemekle suçlanıyordu.
 
 
Arşiv
 
Süper Loto
25.05.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu010313162345
 
On Numara
22.05.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu02030809101314192125303241475053546466737879
 
Sayısal Loto
27.05.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu051416183148
 
Şans Topu
24.05.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu222628293412
 
 
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji