Mersin Ticaret Borsası 90 yaşında

Ana Sayfa » Gündem » Mersin’de 1700. Dernek “MEBİDER” ve Mersin’in sivil ve resmi kent dinamikleri..Harun Arslan yazdı

Mersin’de 1700. Dernek “MEBİDER” ve Mersin’in sivil ve resmi kent dinamikleri..Harun Arslan yazdı

Şu anda kente gerçekten katkı sağlayan çok az oluşum var. Bazı oluşumlarda şu anda eski yönetimlerinin olumsuz imajlarını silmekle meşgul ve kendi çalışmalarına başlayamamakta.

 
 
Mersin’de 1700. Dernek “MEBİDER” ve Mersin’in sivil ve resmi kent dinamikleri..Harun Arslan yazdı
Mersin’de dernek sayısı  “MEBİDER” ile 1700 olmuş.
1.700 inanılmaz bir rakam. Buna Konsey, Şura, Platform, Birlik, Oda, Kulüp gibi oluşumları da ilave etmeliyiz.   O zaman sayıları 2.000 i geçen kente, insanlarına katkı vermek adına kurulmuş oluşumun olduğunu düşünebiliriz.Genelde en çok dernek adı altında kurulan bu oluşumları kısaca inceleyip, neden kurulur, amaçları nedir, kimler kurar, neye hizmet ederler ve diğer sebepleri irdeleyip anlamaya çalışalım;                                     

Bu derneklerin bir çoğu hemşeri derneği. Kendi aralarında birlik beraberliği ve dayanışmayı sağladığı iddia edilen hemşeri dernekleri. Aslında ayrışmayı, yaşadığı kentten uzaklaşmayı, yaşadığı kentteki insanlarla iletişim kuramamayı sağlayan, kendi aralarındaki birlik ve beraberliği fakat Mersinlilik adına kenti sahiplenememeyi, aidiyet duygusunun yerleşememesini sağlayan hemşeri dernekleri.Mersin’de doğsalar dahi Mersinliyim diyemeyen insanlar.
Ve bu dernekleri seçimlerde oy olarak gören ve bunlara haksız yere önem ve destek veren Belediye Başkanları ve siyasiler.

Bir büyük grup dernekte kanarya, horoz, ağaç, çiçek v.s adı altında kurulup,  bir lokal açma ve burada serbest vakit geçirme sağlayan dernekler. Kente hiçbir katkısı olmayan tembelliği, boş vermişliği, verimsizliği arttıran dernekler.

Birde resim, şiir, fotoğraf, müzik, dağcılık, sanat, kültür adına kurulan dernekler var. Sevindiricidir ki bunlardan bir çoğu amacı içerisinde, fakat bir diğer kısmı da amacı dışına çıkmış, kişilerin kendini gösterme yeri olarak yada farklı amaçlarda faaliyet gösteren dernekler. Kimi sanat ve kültürün dışına çıkmış adeta bir gazino olmuş, kimi oyun salonu olmuş. Üyeleri dışında da alakasız kişilerin içlerine girdiği kurallara uymayan dernekler.

Geri kalan en önemlisi iş adamlarının kurduğu ticaret, ekonomi, iş kapsamlı dernekler.
Bunların tamamı başlangıçta kentin ekonomisine, gelişimine katkı vermek için kurulmuş. Fakat birçoğu başkanın gölgesinde kalarak, başkanın kendini gösterdiği ve bu şekilde bir mevki elde etmiş olduğu bir oluşum olmuş. Bazılarında Başkan ve yönetim  derneği kendi çıkarları için kullanırlar, bir süre sonra bu tür dernekler sadece tabela olarak kalır ve fonksiyonsuz olarak Başkanın adıyla anılan bir oluşum olur.
Bazen bu duruma tahammül edemeyen gerçekten kent için bir şeyler yapmak isteyen kişilerde maalesef bulundukları dernekten ayrılıp yeni bir dernek kuruyor ve çalışmalarını burada sürdürüyorlar.

Daha önceki yazılarımda sıklıkla söz ettiğim Mersin’de öteden beri gelen “Kenti Geliştirmeyen Yüz Kişi” var. Bu kişiler her zaman kentin köşe noktalarında, bazen bir siyasi parti de, bazen başka bir siyasi partide, bazen bir kurumda, bazen bir dernekte, yada Konsey, Platform, Şura, Oda dediğimiz oluşumların başında yada yönetiminde olurlar. Bu yüz kişinin içerisinde olduğu oluşumlar genelde başarılı olamazlar, kentin durağan ve gelişemeyen yapısına uyarak içinde bulundukları oluşumun ilerlemesine mani olurlar. Onlar için öncelikli olan durumlarını korumalarıdır. Bu yüz kişi kendi aralarında da durumlarını koruma ortak amacında birleştiklerinden birbirlerine destek olurlar.

Maalesef kentimizde bu yıla kadar son çeyrek asırlık dönemde ne çok önemli bir yatırım ne de bir başarı elde edilmiş.
Mersin özellikle son 10 yıldır resmi ve sivil kent dinamiklerinin elinde daha fazla ileri gitmemeye, gelişememeye, elindeki zenginliği kullanamamaya itilmiştir.

Şu anda kente gerçekten katkı sağlayan çok az oluşum var.
Bazı oluşumlarda şu anda eski yönetimlerinin olumsuz imajlarını silmekle meşgul ve kendi çalışmalarına başlayamamakta.

Mersin’de yakın bir zaman önce kurulan iki derneği incelersek buradan bazı ipuçları çıkarabiliriz.
Uzun yıllardır Mersin’de bir kadın girişimciler derneği varken, buradan ayrılan bir grup kadın aynı amaçlı ikinci bir dernek kurdu.
Yine yeni kurulan “Irak Sanayici ve İş adamları Derneği” varken hemen bunun arkasından bu sefer “Irak Sanayici ve Yatırımcı İşadamları” adı altında ikinci bir dernek kuruldu.
Böylece kentte birbirinin çalışmasını olumsuz etkileyen, birbirine rakip, gücü bölünerek kente katkı veremeyen oluşumlar ortaya çıkıyor.

Kentimizde bu derneklerin doğru, verimli ve kurallara uygun çalışmasını denetleyen bir denetim mekanizması da yok.
Ayrıca bu derneklerin başarılarını sorgulayan ve somut olarak “ Bu güne kadar ne yaptınız ?” sorusunu soran da yok.

Kentin bazı gereksinimleri oldukça bu boşluğu duyarlı birileri doldurmaya çalışıyor.

Kentin eski Üniversitesi kente karşı görevini yapamayınca bir özel üniversite bu eksikliği doldurmaya çalışıyor.
Son olarak bu özel Üniversite bir siyasi parti başkanının önemli bir televizyon kanalı ile yaptığı programın Mersin’de kendi Üniversitelerinde olmasını sağlıyor ki, Mersin Üniversitesi’nin bu güne kadar bu düzeyde bir çalışması yok.

Mersin’de bir Kent Müzesi mevcut değil. Mersin’de duyarlı bir Mersin sevdalısı bir eski Mersin evini kendi imkanları ile Kent Müzesi haline getirip bu boşluğu dolduruyor. Ayrıca bu binanın salonunda on beş günde bir kent için önemli konularda konuşmacı getirerek dinleyicileri bilgilendiriyor. Mersin’de dolmayan büyük salonlarda yapılan formalite konferanslara karşı Kent Müzesi’nin küçük salonu gerçekten ilgi duyanlarla tamamen doluyor ve verimli olarak bir ihtiyacı karşılıyor.

İlk duyduğumda ve basın toplantısına gittiğimde yeni kurulan MEBİDER’ i  (Mersin Bürokrat ve İşadamları Derneği) tam olarak anlayamamış ve çok da gerekli olduğunu düşünmemiştim. Bir bürokratlar ve iş adamları beraberliği bana çok mantıklı gelmemişti. Sanki sosyal hizmet amacı ve kulüp adı altında üyelerine menfaat ve güç sağlayan diğer oluşumlar gibi düşünmüştüm. Yani bürokratlara terfi ve iyi görevler, iş adamlarına da daha fazla iş ve kar sağlayacaktı.
Fakat yakından tanıyınca, üyelerinin kimler olduğunu görünce ve yapabileceklerini düşününce böyle bir derneğin gerekliliğine ve yukarıdaki konular gibi kentte bir ihtiyacı karşılayacağını,  bir boşluğu dolduracağını düşündüm.
Bu durumda bir eksikliği ve bunun sonucunda da bu eksikliğin doldurulmasını düşünen insanların birlikteliğiyle MEBİDER kurulmuş oluyordu.Ayrıca Türkiye’de ilk kez denenen ve başarılı olursa diğer illere de örnek olacak  bir model.
Yaptıkları basın toplantısında Başkan açıklıkla tüm sorulara cevap vermeye çalıştı. Burada bir çok dernekte görmediğim farklı bir durumu tespit ettim. Başkan öne çıkmamaya çalışıyordu. Gelen soruların cevaplanmasında ve cevapların paylaşılmasında diğer arkadaşlarına söz vermeye çalışıyordu.

Basın toplantısı dışında üyeler hemen dağılacakları yerde bu toplanma fırsatından yararlanıp bir üyeler arası toplantı yaptılar. Bu toplantılarına katılarak biraz daha fikir sahibi olabildim. Bu kısa zamanda hep Mersin’in sorunlarından söz ettiler ve burada ellerindeki resmi ve sivil güçle kentin sorunlarını çözmede ve kente katkı vermede başarılı olabileceklerine inandım.
Bu kısa toplantılarında Mersin’de bir gemi atık toplama gemisinin ( sintine gemisi) olmadığını öğrendim.
Bu gerçekten Mersin’de pek söz edilmeyen gizli, derin ve büyük bir sorun.
(O günden beri Antalya, İskenderun, Kocaeli Belediyeleri ve Deniz Ticaret Odası ile bağlantı kurup Mersin’in bu deniz kirliliğini etkileyecek sorununu inceleyip bir rapor haline getirmeye çalışıyorum.)

MEBİDER çok değerli üyeleri ile gerçekten ümit veriyor. Umarım bu yapılarını korurlar, yeni üye almakta çok titiz davranırlar, özellikle bu kenti geliştirmeyen, her oluşumun içerisinde olmaya çalışan yüz kişinin içlerine sızmasına müsaade etmezler.

Son olarak da yine ümidimi koruyarak, tüm bu oluşumların içerisinde bulunan  kenti ve bulundukları oluşumu geliştirmeyen “Kenti Geliştirmeyenler” in Mersin’in bu şanslı, yatırımların ve fırsatların olduğu dönemde değişmelerini ve bu kentin iş, aş bekleyen insanlarını, işlerini kaybeden, zor durumda olan esnaflarını, refah seviyesi yüksek, düzenli bir kentte yaşamak isteyen insanlarını düşünerek bu yaşadıkları kente ve çevrelerine faydalı olma yönünde değişeceklerini ümit ediyorum. 

Harun Arslan
 
 
25 Haziran 2012 Pazartesi 16:32
 
 
(0 Yorum Yapıldı)Yorumlar
<p>Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.</p>
 
Bu Kategorideki Diğer Haberler
 
KDV sistemi değişiyorToroslarda yüzme kursları başladıToroslar’da, Yapılandırma Başvuruları BaşladıGüneş Doğarken İşçilerle Sabah MesaisindeTarih, doğa, deniz, güneş, müzik ve dans kansere karşı birleştiİçel Soroptimist Kulübü, 'Obezite ile Savaş' semineri düzenledi.Bisiklet durursa hayat dururTarsus Sev’in Robotik Takımı’na İki Ödül BirdenMobbing ve Hukuksal Boyutu Ele AlındıGüzel Konuşma ve Diksiyon
MTSO’ya teşekkür belgesiMenderes Gönüllü Evi, Mezitli'nin Filizleri ailesine katıldı
 
 
Yazarlar
Yazarlar RSS Beslemesi
 
 
 
 
Gazete Manşetleri
 
Namaz Vakitleri
 
  • İmsak04:49
  • Güneş06:24
  • Öğlen12:44
  • İkindi16:09
  • Akşam18:44
  • Yatsı20:07
 
Anket
.
 
İddaa
 
Lig Puan Durumu
 
Takımlar
O
G
B
M
P
1
Galatasaray
5
4
1
0
13
2
Beşiktaş
6
4
1
1
13
3
Fenerbahçe
6
3
2
1
11
4
Göztepe
5
3
1
1
10
5
Kayserispor
5
3
1
1
10
6
Başakşehir
6
3
1
2
10
7
Akhisarspor
6
3
1
2
10
8
Bursaspor
5
3
0
2
9
9
Trabzonspor
6
2
2
2
8
10
Kasımpaşa
5
2
1
2
7
11
Alanyaspor
6
2
1
3
7
12
Konyaspor
6
2
0
4
6
13
Sivasspor
5
2
0
3
6
14
Karabükspor
5
1
2
2
5
15
Malatyaspor
5
1
1
3
4
16
Gençlerbirliği
6
1
1
4
4
17
Antalyaspor
5
0
3
2
3
18
Osmanlıspor
5
0
1
4
1
 
Şampiyonlar Ligi
 
UEFA Avrupa Ligi
 
Alt Lig
 
 
Tarihte Bugün
1396 - Niğbolu Zaferi
1566 - On birinci Osmanlı Padişahı II. Selim tahta çıktı.
1852 - Fransız Henri Giffard ilk kez zeplinle uçtu.
1882 - İstanbul Beyazıt Kütüphanesi kuruldu.
1940 - II. Dünya Savaşı içinde 129 İngiliz bombardıman uçağı Berlin'deki endüstriyel hedefleri bombaladı, ama sis sebebiyle bombaların 6sı dışında hepsi boşa gitti.
1947 - Hindistan'da Müslüman mültecileri taşıyan tren, Pencap sınırında durduruldu. Sihler, 1200 mülteciyi kurşuna dizdi.Şablon:Kaynak-lazım
1956 - Türk Dil Kurumu En İyi Yapıt Ödülünü, Ali adlı romanıyla Orhan Hançerlioğlu kazandı.
1960 - Yüksek Adalet Divanı kuruldu.
1980 - İran Irak Savaşı başladı.
1981 - Ermeni militanlar Türkiye'nin Paris Başkonsolosluğu'nu bastılar; güvenlik görevlisi Cemal Özen öldü, Başkonsolos Kaya İnal yaralandı.
1987 - Süleyman Demirel, DYP Olağanüstü Kongresinde oy birliğiyle genel başkan seçildi. Demirel, 12 Eylül askeri darbesi sonrası, siyasete resmen döndü.
 
Get our toolbar!
 
Arşiv
 
Bumerang - Yazarkafe
 
Süper Loto
21.09.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu060809172538
 
On Numara
18.09.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu07091013141517182426273136373847485663676875
 
Sayısal Loto
23.09.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu021931364248
 
Şans Topu
20.09.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu101828303204
 
 
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji