Hazar, 'Dünyadaki başarılarımızın mimarları çalışanlarımızdır'

Ana Sayfa » Yurt » Mersin’de ‘Barış Süreci ve Nefret Söylemi’ Paneli

Mersin’de ‘Barış Süreci ve Nefret Söylemi’ Paneli

Türkiye Barış Meclisi Mersin Barış Girişimi tarafından, ‘Barış Süreci ve Nefret Söylemi’ adıyla organize edilen panelde, son dönemdeki siyasi gelişmeler, Kürt Sorunu’nun barışçıl çözümüne ilişkin atılan adımlar ve BDP’li milletvekillerinin İmralı ile yaptığı son görüşmenin medyaya sızdırılması masaya yatırıldı.

 
 
Mersin’de ‘Barış Süreci ve Nefret Söylemi’ Paneli
Mersin Ticaret ve Sanayi Odası Konferans Salonu’nda organize edilen panele, konuşmacı olarak Yazar ve Türkiye Barış Meclisi Sözcüsü Hakan Tahmaz, Strasbourg Üniversitesi Öğretim Üyesi Asst. Prof. Dr. Maya Arakon, Başkent Kadın Platformu Sözcüsü Fatma Bostan Ünsal, Ege Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Nilgün Toker Kılınç, Avukat ve Yazar Eşber Yağmurdereli katıldı.

Panele dinleyici olarak, BDP MYK Üyesi Ferhat Tarhan, BDP Mersin İl Eşbaşkanı Halis Ernarinci, Akdeniz Belediye Başkanı M. Fazıl Türk, Aktivist Halil Savda, siyasi parti temsilcileri, akademisyenler, gazeteciler, sivil toplum örgütleri, sendika temsilcileri, üniversite öğrencileri ve yurttaşlar katıldı. Salonun dolduğu ve Moderatörlüğünü Hakan Tahmaz’ın yaptığı panelin açılış ve teşekkür konuşmasını Mersin Barış Girişimi Sözcüsü Ayşe Aydoğan yaptı.



Tahmaz: ‘İmralı tutanaklarını sızdıranlar ortaya çıkarılmalıdır’

Türkiye Barış Meclisi Sözcüsü Hakan Tahmaz da konuşmasında, İmralı görüşmesine ait tutanakların basına sızdırılmasını ele aldı. “Kim, hangi amaç ve niyetle yaparsa yapsın, bunun izahı mümkün olmayan, Türkiye’nin ayağındaki pranganın çözülmesine hizmet etmeyen bir tutum ve davranış olduğunu ve provokasyona yol açacak bir gelişme olduğunu düşünüyorum” diyen Tahmaz, “İyi niyetli olabilme ihtimali yoktur. Basından öğrendiğimize göre metin, BDP’de birileri tarafından hazırlandığı iddia edilen bir metindir. BDP’ye çok büyük bir yük düşüyor. BDP yöneticileri, bunu kim, neden, niçin yaptığına bakmadan açığa çıkarmak zorundadır. Bunu bekliyoruz” şeklinde konuştu.

Tahmaz, basında yer aldığı biçimiyle, tutanağı yayınlayan Milliyet gazetesi Ankara Temsilcisi Hikmet Bila’nın, açıktan, BDP’yi işaret ettiğini kaydederek, “BDP Eş Genel Başkanları da DTK Başkanı da bunun ahlaki bir şey olmadığını, kendileriyle ilgisi olamayacağını söylemişlerdir. Sayın Demirtaş’a, Sayın Kışanak’a, Sayın Türk ve Tuğluk’a önemli bir görev düşüyor. Bu provokasyon, barış umutlarımızı yok etmeye yönelik bu adımı kim, hangi amaçla atmışsa ortaya çıkarılmalıdır. Nasıl ki Fransa’da yapılan katliamın sorumlularının peşini bırakmadıysak, bunun da peşini bırakmayacağımızı Barış Meclisi olarak açıkça ifade ediyorum. Tabi eğer Hikmet Bila’nın söylediği doğru ise… Bunun üzerine gitmemiz gerekiyor” dedi.

Aynı olayla ilgili diğer bir noktanın da AKP ve BDP’nin takındığı tutum olduğunu kaydeden Tahmaz, bu durumun, halkın barış umutlarını arttıran en önemli işaretlerinden biri olduğunu söyledi. Hakan Tahmaz, “Bu tutumların alkışlanması gerekir. AK Parti’nin, bunun üzerine atlayıp sürece zarar verecek bir tutum içerisine girmemiş olması; BDP’nin de cesaretle bunun üzerine gideceğini ifade etmiş olması, bizim barışa dair umutlarımızı, çözüme dair umutlarımızı, sürecin devam edeceğine dair umutlarımızı güçlendiriyor” diye konuştu.



Prof. Dr. Kılınç: ‘Önemli olan kendi dilimizi yaratmaktır’

Barış süreçleri ve Kürt sorununun sosyal boyutları konusunda çalışmaları olan Barış Aktivisti, Ege Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Nilgün Toker Kılınç da sunumunda, İmralı tutanaklarının sızdırılmasına değindi. Prof. Dr. Kılınç, “Neyin olup bittiğinden çok, neyi konuştuğumuz önemlidir. Ve şimdi, biz şu veya bu nedenle birileri, bizim konuşmak istemediğimiz bir şeyleri konuşturuyorlarsa onu engellememiz lazım. Yoksa sızdı, sızmadı. Sanal dünyadayız. Bu bilgi (görüşme tutanakları) er-geç çıkacaktı, 3 gün ya da 5 gün. Şimdi, konuşma alanına hangi güçle gireceğimiz önemli. Yani bizi konuşturmak istedikleri gibi mi konuşacağız? Yoksa kendi dilimizi mi yaratacağız? Yani biz, konuşmanın öznesi olacak mıyız, olmayacak mıyız? Önemli olan budur” dedi.



Prof. Dr. Kılınç: ‘Savaş değil, barış diliyle yapılan barış kalıcı olur’

Savaş ve çatışmalı süreçlerde ‘Savaş ‘Dili’ ile ‘Barış Dili’nin kullanımına işaret ederek, barışa omuz veren insanların, bir yandan ‘nefret söylemi’ ile de baş ettiğini kaydeden Prof. Dr. Nilgün Toker Kılınç, Türkiye’de nefret suçuna işaret ederek Sinop ve Samsun örneklerini vererek şöyle konuştu:  “Enteresan bir şekilde, Türkiye tarihinde ilk kez bir siyasi bunun bir nefret suçu olduğunu ilan etti. Ve Başbakan Tayyip Erdoğan, kürsüden bunu söyledi. Açıkça bunun ‘nefret’ suçu olmadığını söylese de bir gruba yönelik özel bir ayrımcı suç olduğunu ilan etti. Bunu, Erdoğan’ı olumlamak için söylemiyorum. Ama tam da barışa irade koyduğunda siyasal irade, bu işlenmiş nefret suçunu, nefret suçu olarak görmek zorunda kaldı. Sanıyorum barış da böyle bir şey. Zaten mevcut olan bir şeyi, başka türden tarif etmemize imkân veren bir şey. Yani barışın, tanımlarımızı değiştiren bir şey olması lazım.”

Sözlerini, “Barış 2 şekilde yapılabilir” diyerek sürdüren Prof. Dr. Kılınç, “Savaşın diliyle de barışı yaparız. Ya da bir barış dili oluşturarak barış yaparız. Ben şimdi çok emin değilim, bunu göreceğiz. Yani savaşın diliyle barış, yani ateşkesten bahsediyorum, savaşmazlık paktı anlamında bir barış yapabiliriz. Ama bir de barışın dilini kuracak, yeniden bir aradılığı tesis etmek anlamında barış yapabiliriz. Bir nefret söylemi ile barışa gidecek olan yol, ikinci söylediğimdir. Yani kartların yeniden açıldığı ve bir arada yeniden yaşamanın imkânı için, yeniden bir bir aradalık tarif etmeye çalıştığımız şey, ancak nefret söylemiyle baş edebilir. Savaşın diliyle yapılacak bir barış, nefretleri olduğu yere çakar. Yeni bir savaşa kadar” diye konuştu.



Prof. Dr. Maya Arakon: ‘Toplumsal barışı yukarıdan emirle sağlayamazsınız’

Strasbourg Üniversitesi Öğretim Üyesi Asst. Prof. Dr. Maya Arakon ise sunumunda, ‘çatışmalı süreçlerde barış nasıl sağlanabilir, altyapı nasıl oluşturulabilir?’ konularını masaya yatırdı. İRA, FARC ve ETA örneklerini veren Arakon, barış süreçlerinin uzun soluklu olduğunun altını çizdi. “Barış sürecinin en zor olan kısmı, siyasal barış değildir. Zor olan, toplumsal barıştır”  diyen Maya Arakon, “ Toplumsal barışı, yukarında bir tek emirle, ‘haydi barışın’ diyerek sağlayamazsınız. O yüzden işte burada bir barış dili, nefret ve şiddet dili konuya dâhil oluyor. Bu noktada devletlerin yapısına bakmak, özelde, modern ulus devletlerin inşa sürecinin, homojenleştirme ve tek tipleştirmeden geçtiğini bilerek devam etmek lazım. Biliyorsunuz, Türkiye Cumhuriyeti’nde yeni konuşmaya başladığımız homojenleştirme ve tek tipleştirme, süreç içinde, devletin karşısında birçok iç düşmanlar yaratma sürecini doğurdu. Bu süreçte devletin eğitim sistemi ve medya gibi ideolojik aygıtları devreye giriyor. Bu tür ideolojik aygıtlar kullanılarak, her dönem belli bir kitle ‘iç düşman’ olarak yansıtıldı. Bir dönem komünistler iç düşmandı, ondan sonra İslamcılar, sonra Kürtler oldu, habire kutuplaşmalar yaratıldı” ifadelerini kullandı.

‘Türkiye’de şiddet ve nefret suçunu en çok siyasetçiler ve medya üretiyor’

Türkiye’de ‘şiddet ve nefret suçunun’ üretilmesi ve topluma işlenmesinde siyasetçiler ve medyanın rolüne işaret eden Prof. Dr. Arakon, “Barış süreçlerinde önemli olan nefret ve şiddet dilini nasıl bertaraf edeceğimizdir. Türkiye’de özellikle son 5 yıldaki siyasetin seviyesi ayak bileğine kadar indi. Gerek siyasilerin birbirlerine karşı kullandıkları üslup, gerekse de yorumcuların birbirlerine kullandıkları üslup, tahammül edilebilir bir üslup değil. Ve oradan itibarla da tabi ki buna karşı bir yasal yaptırım mekanizması oluşturulması gerektiğini düşünüyorum” dedi.

Sunumunda, medya etiğinin önemini de vurgulayan Prof. Dr. Maya Arakon, Türkiye’de ise medyanın, Kürt sorununu yıllarca ‘terör ve eşkıya’ sorunu olarak yansıttığına dikkati çek. Prof. Dr. Arakon, yaptığı çalışmalar ve alan araştırmaları sonucunda, hiçbir ülkede, Türkiye’deki kadar insanları kışkırtan, galeyana getiren, milliyetçi duyguları sürekli tırmandıran ‘medya ifadeleri’ olmadığını da sözlerine ekledi. İki oturum halinde düzenlenen panel, dinleyicilerin sorularına verilen yanıtlarla devam etti.
 
 
5 Mart 2013 Salı 09:46
 
 
(0 Yorum Yapıldı)Yorumlar
<p>Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.</p>
 
Bu Kategorideki Diğer Haberler
 
Tarih, doğa, deniz, güneş, müzik ve dans kansere karşı birleştiİçel Soroptimist Kulübü, 'Obezite ile Savaş' semineri düzenledi.Bisiklet durursa hayat dururTarsus Sev’in Robotik Takımı’na İki Ödül BirdenMobbing ve Hukuksal Boyutu Ele AlındıGüzel Konuşma ve Diksiyon
MTSO’ya teşekkür belgesiMenderes Gönüllü Evi, Mezitli'nin Filizleri ailesine katıldıMiniklerden Büyük Nağmeler Mezitli’de 26. Jakaranda koruluğu açıldı Çalgı Çengi’nin Ünlü Oyuncuları Forum Mersin’de Hayranlarıyla Buluşuyor Çocukların isteğiyle Mezitli'ye kar yağdı
 
 
Yazarlar
Yazarlar RSS Beslemesi
 
 
 
Get our toolbar!
 
Gazete Manşetleri
 
 
Namaz Vakitleri
 
  • İmsak05:36
  • Güneş07:10
  • Öğlen13:05
  • İkindi16:15
  • Akşam18:39
  • Yatsı20:04
 
Bumerang - Yazarkafe
 
Anket
.
 
İddaa
 
Lig Puan Durumu
 
Takımlar
O
G
B
M
P
1
Beşiktaş
21
14
5
2
47
2
Başakşehir
21
12
7
2
43
3
Galatasaray
21
12
4
5
40
4
Fenerbahçe
21
10
7
4
37
5
Antalyaspor
22
10
5
7
35
6
Trabzonspor
21
9
4
8
31
7
Osmanlıspor FK
21
7
9
5
30
8
Bursaspor
22
8
4
10
28
9
Konyaspor
21
7
7
7
28
10
Kasımpaşa
22
8
4
10
28
11
Akhisar Bld.
22
7
6
9
27
12
K.D.Ç. Karabük
21
8
3
10
27
13
Gençlerbirliği
20
6
8
6
26
14
Kayserispor
22
7
4
11
25
15
Alanyaspor
22
7
4
11
25
16
Ç. Rizespor
22
5
5
12
20
17
Adanaspor
22
4
5
13
17
18
Gaziantepspor
20
4
3
13
15
 
Şampiyonlar Ligi
 
UEFA Avrupa Ligi
 
Alt Lig
 
 
Tarihte Bugün
1836 - Samuel Colt, ürettiği silahın (Colt) patentini aldı.
1921 - Gürcistan'ın başkenti Tiflis, Bolşevik Rusya tarafından işgal edildi.
1925 - Hıyanet-i Vataniye Kanunu'nda değişiklik yapıldı; Din politikaya aletedilemeyecek ve bu suç vatan hıyaneti sayılacak.
1932 - Adolf Hitler Alman vatandaşlığına kabul edildi, böylelikle 1932 yılında yapılacak Weimar Cumhuriyeti'nin başkanlık seçimlerine katılması mümkün oldu.
1933 - Fransız Vagon-Li (Yataklı Vagonlar) şirketinin Belçikalı Müdürünün koyduğu Türkçe yasağına tepki gösterildi.
1933 - Uçak gemisi olarak imal edilen ilk ABD donanma gemisi USS Ranger denize indirildi.
1943 - Talat Paşa'nın Almanya'da tahnit edilen naaşı İstanbul'a getirildi. Aynı gün Hürriyet-i Ebediye tepesinde toprağa verildi.
1945 - Türkiye, Almanya'ya savaş ilan etti.
1952 - Başbakanlıkta kurulmuş olan "ilmi komisyon", Anayasa'daki antidemokratik maddeleri tespit etti; Anayasa'da antidemokratik 40 kanun var.
1954 - Cemal Abdülnasır, Mısır devlet başkanı oldu.
1954 - Çoruh ilinin ismi Artvin olarak değiştirildi.
1964 - Muhammed Ali (Cassius Clay), Miami Beach-Florida'daki maçta Sonny Liston'ı yenerek ağır siklet boks şampiyonu oldu.
1968 - İstanbul Taksim Meydanı'nda ikinci "Uyanış Mitingi "yapıldı. Mitingin amacı Türkiye İşçi Partisi milletvekillerine Meclis'te yapılan saldırıryı kınamaktı.
1980 - Bedelli askerlik kabul edildi. Yurt dışındaki işçiler 20 000 mark ödedikleri takdirde askerlik yapmayacaklar.
1984 - Hakkari'de Bir Mevsim adlı filmin gösterimi Sıkıyönetim Komutanlığınca yasaklandı.
1986 - Filipinler devlet başkanı Ferdinand Marcos, 20 yıllık yönetimin ardından ülkeden kaçtı. İktidara Corazon Aquino geldi.
1990 - Nikaragua'da yapılan seçimleri Başkan Daniel Ortega kaybetti.
1991 - Irak Kuveyt'ten çekilme kararını açıkladı. Böylece Amerikan birliklerive müttefik kuvvetlerin birlikte yürüttükleri "Çöl Fırtınası" harekatı sona erdi. 28 Şubat'ta ateşkes antlaşması imzalandı.
1991 - Varşova Paktı feshedildi.
1994 - Demokrasi Partisi (DEP) yerel seçimlere katılmama kararı aldı.
1994 - Almanya, RP'nin Bosna'ya yardım adı altında Almanya'ya gönderdiği paralar hakkında soruşturma başlattı
1998 - Fazilet Partisi (FP) kuruldu.
2000 - Carlos Santana 8 Grammy Ödülü birden kazandı. Daha önce Michael Jackson'ın "Thriller" albümüyle kırdığı bir seferde en çok Grammy alan sanatç rekorunu egale etti.
2003 - Irak krizi konusunda Türk Silahlı Kuvvetleri'nin yabancı ülkelere gönderilmesi ve yabancı silahlı kuvvetlerin Türkiye'de bulunması için hükümete yetki verilmesine ilişkin Başbakanlık Tezkeresi TBMM'ne sunuldu.
2009 - Türk Hava Yolları 1951 sefer sayılı uçuşu: İstanbul'dan 8:22 de havalanan uçak Schipol havaalanına inemeden düşerek 3 parçaya ayrıldı.
 
Arşiv
 
Süper Loto
23.02.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu051920293640
 
On Numara
20.02.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu04091215171926282932333540424546525559656976
 
Sayısal Loto
18.02.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu021828333640
 
Şans Topu
22.02.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu162027283105
 
 
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji