Özdemir, 'Adana Mersin Bölgesi 3 yılda nasıl en yoksul bölge oldu?'

Ana Sayfa » Yurt » Mersin’de ‘Barış Süreci ve Nefret Söylemi’ Paneli

Mersin’de ‘Barış Süreci ve Nefret Söylemi’ Paneli

Türkiye Barış Meclisi Mersin Barış Girişimi tarafından, ‘Barış Süreci ve Nefret Söylemi’ adıyla organize edilen panelde, son dönemdeki siyasi gelişmeler, Kürt Sorunu’nun barışçıl çözümüne ilişkin atılan adımlar ve BDP’li milletvekillerinin İmralı ile yaptığı son görüşmenin medyaya sızdırılması masaya yatırıldı.

 
 
Mersin’de ‘Barış Süreci ve Nefret Söylemi’ Paneli
Mersin Ticaret ve Sanayi Odası Konferans Salonu’nda organize edilen panele, konuşmacı olarak Yazar ve Türkiye Barış Meclisi Sözcüsü Hakan Tahmaz, Strasbourg Üniversitesi Öğretim Üyesi Asst. Prof. Dr. Maya Arakon, Başkent Kadın Platformu Sözcüsü Fatma Bostan Ünsal, Ege Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Nilgün Toker Kılınç, Avukat ve Yazar Eşber Yağmurdereli katıldı.

Panele dinleyici olarak, BDP MYK Üyesi Ferhat Tarhan, BDP Mersin İl Eşbaşkanı Halis Ernarinci, Akdeniz Belediye Başkanı M. Fazıl Türk, Aktivist Halil Savda, siyasi parti temsilcileri, akademisyenler, gazeteciler, sivil toplum örgütleri, sendika temsilcileri, üniversite öğrencileri ve yurttaşlar katıldı. Salonun dolduğu ve Moderatörlüğünü Hakan Tahmaz’ın yaptığı panelin açılış ve teşekkür konuşmasını Mersin Barış Girişimi Sözcüsü Ayşe Aydoğan yaptı.



Tahmaz: ‘İmralı tutanaklarını sızdıranlar ortaya çıkarılmalıdır’

Türkiye Barış Meclisi Sözcüsü Hakan Tahmaz da konuşmasında, İmralı görüşmesine ait tutanakların basına sızdırılmasını ele aldı. “Kim, hangi amaç ve niyetle yaparsa yapsın, bunun izahı mümkün olmayan, Türkiye’nin ayağındaki pranganın çözülmesine hizmet etmeyen bir tutum ve davranış olduğunu ve provokasyona yol açacak bir gelişme olduğunu düşünüyorum” diyen Tahmaz, “İyi niyetli olabilme ihtimali yoktur. Basından öğrendiğimize göre metin, BDP’de birileri tarafından hazırlandığı iddia edilen bir metindir. BDP’ye çok büyük bir yük düşüyor. BDP yöneticileri, bunu kim, neden, niçin yaptığına bakmadan açığa çıkarmak zorundadır. Bunu bekliyoruz” şeklinde konuştu.

Tahmaz, basında yer aldığı biçimiyle, tutanağı yayınlayan Milliyet gazetesi Ankara Temsilcisi Hikmet Bila’nın, açıktan, BDP’yi işaret ettiğini kaydederek, “BDP Eş Genel Başkanları da DTK Başkanı da bunun ahlaki bir şey olmadığını, kendileriyle ilgisi olamayacağını söylemişlerdir. Sayın Demirtaş’a, Sayın Kışanak’a, Sayın Türk ve Tuğluk’a önemli bir görev düşüyor. Bu provokasyon, barış umutlarımızı yok etmeye yönelik bu adımı kim, hangi amaçla atmışsa ortaya çıkarılmalıdır. Nasıl ki Fransa’da yapılan katliamın sorumlularının peşini bırakmadıysak, bunun da peşini bırakmayacağımızı Barış Meclisi olarak açıkça ifade ediyorum. Tabi eğer Hikmet Bila’nın söylediği doğru ise… Bunun üzerine gitmemiz gerekiyor” dedi.

Aynı olayla ilgili diğer bir noktanın da AKP ve BDP’nin takındığı tutum olduğunu kaydeden Tahmaz, bu durumun, halkın barış umutlarını arttıran en önemli işaretlerinden biri olduğunu söyledi. Hakan Tahmaz, “Bu tutumların alkışlanması gerekir. AK Parti’nin, bunun üzerine atlayıp sürece zarar verecek bir tutum içerisine girmemiş olması; BDP’nin de cesaretle bunun üzerine gideceğini ifade etmiş olması, bizim barışa dair umutlarımızı, çözüme dair umutlarımızı, sürecin devam edeceğine dair umutlarımızı güçlendiriyor” diye konuştu.



Prof. Dr. Kılınç: ‘Önemli olan kendi dilimizi yaratmaktır’

Barış süreçleri ve Kürt sorununun sosyal boyutları konusunda çalışmaları olan Barış Aktivisti, Ege Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Nilgün Toker Kılınç da sunumunda, İmralı tutanaklarının sızdırılmasına değindi. Prof. Dr. Kılınç, “Neyin olup bittiğinden çok, neyi konuştuğumuz önemlidir. Ve şimdi, biz şu veya bu nedenle birileri, bizim konuşmak istemediğimiz bir şeyleri konuşturuyorlarsa onu engellememiz lazım. Yoksa sızdı, sızmadı. Sanal dünyadayız. Bu bilgi (görüşme tutanakları) er-geç çıkacaktı, 3 gün ya da 5 gün. Şimdi, konuşma alanına hangi güçle gireceğimiz önemli. Yani bizi konuşturmak istedikleri gibi mi konuşacağız? Yoksa kendi dilimizi mi yaratacağız? Yani biz, konuşmanın öznesi olacak mıyız, olmayacak mıyız? Önemli olan budur” dedi.



Prof. Dr. Kılınç: ‘Savaş değil, barış diliyle yapılan barış kalıcı olur’

Savaş ve çatışmalı süreçlerde ‘Savaş ‘Dili’ ile ‘Barış Dili’nin kullanımına işaret ederek, barışa omuz veren insanların, bir yandan ‘nefret söylemi’ ile de baş ettiğini kaydeden Prof. Dr. Nilgün Toker Kılınç, Türkiye’de nefret suçuna işaret ederek Sinop ve Samsun örneklerini vererek şöyle konuştu:  “Enteresan bir şekilde, Türkiye tarihinde ilk kez bir siyasi bunun bir nefret suçu olduğunu ilan etti. Ve Başbakan Tayyip Erdoğan, kürsüden bunu söyledi. Açıkça bunun ‘nefret’ suçu olmadığını söylese de bir gruba yönelik özel bir ayrımcı suç olduğunu ilan etti. Bunu, Erdoğan’ı olumlamak için söylemiyorum. Ama tam da barışa irade koyduğunda siyasal irade, bu işlenmiş nefret suçunu, nefret suçu olarak görmek zorunda kaldı. Sanıyorum barış da böyle bir şey. Zaten mevcut olan bir şeyi, başka türden tarif etmemize imkân veren bir şey. Yani barışın, tanımlarımızı değiştiren bir şey olması lazım.”

Sözlerini, “Barış 2 şekilde yapılabilir” diyerek sürdüren Prof. Dr. Kılınç, “Savaşın diliyle de barışı yaparız. Ya da bir barış dili oluşturarak barış yaparız. Ben şimdi çok emin değilim, bunu göreceğiz. Yani savaşın diliyle barış, yani ateşkesten bahsediyorum, savaşmazlık paktı anlamında bir barış yapabiliriz. Ama bir de barışın dilini kuracak, yeniden bir aradılığı tesis etmek anlamında barış yapabiliriz. Bir nefret söylemi ile barışa gidecek olan yol, ikinci söylediğimdir. Yani kartların yeniden açıldığı ve bir arada yeniden yaşamanın imkânı için, yeniden bir bir aradalık tarif etmeye çalıştığımız şey, ancak nefret söylemiyle baş edebilir. Savaşın diliyle yapılacak bir barış, nefretleri olduğu yere çakar. Yeni bir savaşa kadar” diye konuştu.



Prof. Dr. Maya Arakon: ‘Toplumsal barışı yukarıdan emirle sağlayamazsınız’

Strasbourg Üniversitesi Öğretim Üyesi Asst. Prof. Dr. Maya Arakon ise sunumunda, ‘çatışmalı süreçlerde barış nasıl sağlanabilir, altyapı nasıl oluşturulabilir?’ konularını masaya yatırdı. İRA, FARC ve ETA örneklerini veren Arakon, barış süreçlerinin uzun soluklu olduğunun altını çizdi. “Barış sürecinin en zor olan kısmı, siyasal barış değildir. Zor olan, toplumsal barıştır”  diyen Maya Arakon, “ Toplumsal barışı, yukarında bir tek emirle, ‘haydi barışın’ diyerek sağlayamazsınız. O yüzden işte burada bir barış dili, nefret ve şiddet dili konuya dâhil oluyor. Bu noktada devletlerin yapısına bakmak, özelde, modern ulus devletlerin inşa sürecinin, homojenleştirme ve tek tipleştirmeden geçtiğini bilerek devam etmek lazım. Biliyorsunuz, Türkiye Cumhuriyeti’nde yeni konuşmaya başladığımız homojenleştirme ve tek tipleştirme, süreç içinde, devletin karşısında birçok iç düşmanlar yaratma sürecini doğurdu. Bu süreçte devletin eğitim sistemi ve medya gibi ideolojik aygıtları devreye giriyor. Bu tür ideolojik aygıtlar kullanılarak, her dönem belli bir kitle ‘iç düşman’ olarak yansıtıldı. Bir dönem komünistler iç düşmandı, ondan sonra İslamcılar, sonra Kürtler oldu, habire kutuplaşmalar yaratıldı” ifadelerini kullandı.

‘Türkiye’de şiddet ve nefret suçunu en çok siyasetçiler ve medya üretiyor’

Türkiye’de ‘şiddet ve nefret suçunun’ üretilmesi ve topluma işlenmesinde siyasetçiler ve medyanın rolüne işaret eden Prof. Dr. Arakon, “Barış süreçlerinde önemli olan nefret ve şiddet dilini nasıl bertaraf edeceğimizdir. Türkiye’de özellikle son 5 yıldaki siyasetin seviyesi ayak bileğine kadar indi. Gerek siyasilerin birbirlerine karşı kullandıkları üslup, gerekse de yorumcuların birbirlerine kullandıkları üslup, tahammül edilebilir bir üslup değil. Ve oradan itibarla da tabi ki buna karşı bir yasal yaptırım mekanizması oluşturulması gerektiğini düşünüyorum” dedi.

Sunumunda, medya etiğinin önemini de vurgulayan Prof. Dr. Maya Arakon, Türkiye’de ise medyanın, Kürt sorununu yıllarca ‘terör ve eşkıya’ sorunu olarak yansıttığına dikkati çek. Prof. Dr. Arakon, yaptığı çalışmalar ve alan araştırmaları sonucunda, hiçbir ülkede, Türkiye’deki kadar insanları kışkırtan, galeyana getiren, milliyetçi duyguları sürekli tırmandıran ‘medya ifadeleri’ olmadığını da sözlerine ekledi. İki oturum halinde düzenlenen panel, dinleyicilerin sorularına verilen yanıtlarla devam etti.
 
 
 
5 Mart 2013 Salı 09:46
 
 
(0 Yorum Yapıldı)Yorumlar
<p>Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.</p>
 
Bu Kategorideki Diğer Haberler
 
KDV sistemi değişiyorToroslarda yüzme kursları başladıToroslar’da, Yapılandırma Başvuruları BaşladıGüneş Doğarken İşçilerle Sabah MesaisindeTarih, doğa, deniz, güneş, müzik ve dans kansere karşı birleştiİçel Soroptimist Kulübü, 'Obezite ile Savaş' semineri düzenledi.Bisiklet durursa hayat dururTarsus Sev’in Robotik Takımı’na İki Ödül BirdenMobbing ve Hukuksal Boyutu Ele AlındıGüzel Konuşma ve Diksiyon
MTSO’ya teşekkür belgesiMenderes Gönüllü Evi, Mezitli'nin Filizleri ailesine katıldı
 
 
Yazarlar
Yazarlar RSS Beslemesi
 
 
 
 
Gazete Manşetleri
 
Namaz Vakitleri
 
  • İmsak05:12
  • Güneş06:47
  • Öğlen12:37
  • İkindi15:42
  • Akşam18:06
  • Yatsı19:29
 
Anket
.
 
İddaa
 
Lig Puan Durumu
 
Takımlar
O
G
B
M
P
1
Galatasaray
8
7
1
0
22
2
Göztepe
9
5
2
2
17
3
Akhisarspor
8
5
1
2
16
4
Başakşehir
8
5
1
2
16
5
Fenerbahçe
8
4
2
2
14
6
Beşiktaş
8
4
2
2
14
7
Kayserispor
8
4
2
2
14
8
Bursaspor
8
4
0
4
12
9
Sivasspor
8
4
0
4
12
10
Aytemiz Alanyaspor
9
3
2
4
11
11
Trabzonspor
8
2
3
3
9
12
Antalyaspor
9
2
3
4
9
13
Karabükspor
8
2
2
4
8
14
Malatyaspor
8
2
2
4
8
15
Kasımpaşa
9
2
2
5
8
16
Konyaspor
8
2
1
5
7
17
Gençlerbirliği
8
2
1
5
7
18
Osmanlıspor
8
1
1
6
4
 
Şampiyonlar Ligi
 
UEFA Avrupa Ligi
 
Alt Lig
 
 
Tarihte Bugün
1520 - Ferdinand Magellan, Güney Amerika'nın güneyinde, kendi ismiyle anılan boğazı keşfetti.
1805 - Amiral Nelson komutasındaki İngiliz filosu, İspanya'nın güneybatısında Trafalgar'da Napolyon'un Birleşik Fransız-İspanyol Donanmasını yendi. Amiral Nelson da savaşta öldü.
1854 - Kırım Savaşı'nın başlaması üzerine modern hemşireliğin kurucusu Florence Nightingale, 38 başka hemşireyle birlikte Üsküdar'daki Selimiye Kışlası'na gönderildi.
1860 - İlk özel siyasi gazete Tercümanı Ahval çıkmaya başladı. Sahibi Yozgatlı Çapanoğlu Agah Efendiydi.
1879 - Thomas Edison, karbon filamanlı elektrik ampulünü icat etti.
1935Almanya, - Milletler Cemiyeti'nden resmen ayrıldı.
1938 - Japonlar, Çin'in Kanton şehrini işgal etti.
1940 - Ernest Hemingway'in Çanlar Kimin İçin Çalıyor kitabı New York'ta basıldı.
1945 - Fransa'da kadınlar, ilk kez oy kullanma hakkı elde etti.
1945 - Nüfus sayımı yapıldı. Türkiye nüfusunun 18.871.203 olduğu açıklandı. İstanbul il nüfusu ise 1.071.686.
1950 - Çin askerleri Tibet'i işgal etti.
1965 - İkeya seki kuyruklu yıldızı güneşin 450,000 kilometre yakınından geçti.
1969 - Federal Almanya'da sosyal demokrat Willy Brandt şansölyeliğe (başbakan) seçildi.
1971 - Pablo Neruda, Nobel Edebiyat Ödülü'nü aldı.
1972 - Profesör Mümtaz Soysal Ankara Sıkıyönetim Komutanlığı'nca, Anayasaya Giriş adlı ders kitabında komünizm propagandası yaptığı gerekçesiyle tutuklandı.
1973 - Necmettin Erbakan Milli Selamet Partisi Genel Başkanı seçildi.
1977 - Avrupa Patent Enstitüsü (EPI) kuruldu.
1981 - Atatürk Barajı'nın temeli, Devlet Başkanı Kenan Evren tarafından atıldı.
1983 - Uzunluk ölçüsü metre, ışık hızı üzerinden yeniden tanımlandı ama uzunluğu yine aynı kaldı. Buna göre 1 metre ışığın havasız ortamda saniyenin 1/299,792,458 'i süresince katettiği mesafedir.
1984 - Afşin-Elbistan Termik Santrali açıldı.
1985 - Alman gazeteci ve yazar Günter Wallraff'ın Türk işçisi kimliğiyle yaşadıklarını anlattığı En Alttakiler (Ganz Unten) adlı yapıtı piyasaya çıktı.
1987 - Türkiye'de montajı yapılan ilk savaş uçağı F-16 Savaşan Şahin resmi törenle uçuruldu.
1990 - Genel nüfus sayımı: Türkiye'nin nüfusu 56.473.035
1997 - Eda Deniz Çelik dünyaya geldi. Sayesinde türkiyedeki 16 farklı düşünce biçimi ile 2 yasa değiştirildi.
1997 - Anadolu Ajansı, uydu ile kesintisiz haber yayınını, Başbakan Mesut Yılmaz'ın da katıldığı toplantı ile başlattı.
1998 - TBMM, NATO'nun genişlemesini onayladı. Böylece 16 ittifak üyesi ülkenin de onayı tamamlandı ve genişleme kesinlik kazandı.
1999 - Çeçenistan'ın başkenti Grozni'de kalabalık bir alışveriş merkezine yapılan roket saldırısında 110 kişi öldü, 400 kişi yaralandı.
1999 - Ahmet Taner Kışlalı bombalı bir suikastle öldürüldü.
2005 - Finlandiyalı ünlü rock grubu Nightwish'in 9 yıllık vokalisti Tarja Turunen, grupla olan son konserinin ardından atıldı.
2007 - 2007 Sivil Anayasasının halk tarafında referandumla oylaması.
 
Get our toolbar!
 
Arşiv
 
Bumerang - Yazarkafe
 
Süper Loto
19.10.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu031217284748
 
On Numara
16.10.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu01061213141619273537384049515255646568697580
 
Sayısal Loto
14.10.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu040612333445
 
Şans Topu
18.10.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu010215162512
 
 
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji