Türkiye Tanıtım Grubundan Proje Çağrısı

Ana Sayfa » Gündem » Mersin’i Geliştirmeyenler Ve Gelişen Mersin

Mersin’i Geliştirmeyenler Ve Gelişen Mersin

Mersin’in özellikle son 15 yılına baktığımız zaman kentin belli önemli noktalarında dönüşümlü olarak bulunan görevli değişmeyen 100 kişi görürüz.

 
 
Mersin’i Geliştirmeyenler Ve Gelişen Mersin
Bunlar sürekli olarak aynı görevde olmasalar da hep kentin karar verici bir önemli farklı noktasındadırlar.

Bu kişiler bazen bir siyasi patinin yönetiminde, bazen bir belediye başkanının danışmanlığında veya bir sivil toplum örgütünün başkanlığında yada yönetimindedirler. Bir süre sonra aynı kişiyi başka bir siyasi partinin yönetiminde görürsünüz. Sonra da bir odanın başkanı yada yönetim kurulundadır.

Kentimizde sürekli konsey, platform, kurul gibi oluşumlar görülür.

Bu kişileri yine bu oluşumlardan birinin içerisinde görürsünüz.

Genel seçimlerde her hangi bir partiden Milletvekili aday adayı yada İl Genel Meclisi üyesi adayıdırlar. Yerel seçimlerde belediye başkan aday adayı veya belediye meclis üyesi adayıdırlar.

Bu kişiler hemşericiliğe ve o çevreden güç almaya önem gösterirler. Mersin’de yaşadıklarına, kazandıklarına rağmen dedelerinin yada babalarının geldiği kentin hemşeri derneğinin yönetimindedirler.

Öncelikle kendi geldikleri yörenin takımını tutarlar, hatta daha ileri giderek o kentin önemli günlerini dahi Mersin’de kutlarlar.

Bir süre sonra bu kişiler için ülke, kent ve kentin insanlarından önce kendi mevkileri, güçleri, etkileri gelir. Kimi menfaat, kimi güç, kimi isim, kimi de yükselme peşindedir ve bunlara alışanlar hırsa kapılırlar ve herhangi bir mevkide olmadan yapamazlar. Mevkide olmak hizmet için değil maddi veya manevi menfaat yada yalnızca tatmin içindir.

Bir an bunları ve çevrenizdeki insanları düşünün, hemen aklınıza birkaç isim gelecektir, hep birlikte kentin son iki on yılına baktığımızda hep önemli bir mevkide olup kente yarar sağladığını düşünüp, aslında hiçbir yarar sağlamayan bu yüz kişiyi kolayca ortaya çıkarabiliriz.

Yine bu kişiler bir gün Mersin’e yapılacak havaalanına karşıdırlar, yapılacak yerdeki verimli tarım arazilerini öne sürerler. Mersin’in sahillerine, narenciye ağaçları kesilip yerlerine belki yüz havaalanı alanı kadar araziye sahil siteleri yapılırken seslerini çıkarmayanlar havaalanına karşı çıkarlar. Bir süre sonra dengeler değişince havaalanının yapılmasına taraftar olurlar.

Bir gün nükleer santralin zararlarından söz edip karşı çıkarlar, arkasından ülkenin enerji ihtiyacından söz edip gerekliliğini anlatırlar.

Başarısız Akdeniz Oyunları alınması girişimi için İtalya’ya giden ekibin içindedirler. Tüm dış gezilerdeki heyetlerin içerisine bir şekilde girerler. Akdeniz Oyunları alınınca, kendi katkılarını dillendirirler.

Yıllardır sürekli söylendiği halde, Mersin’de yalnızca birkaç kurumun birleşip gerçekleştirebileceği ve tüm Mersin esnafını kurtaracak Lazkiye – Beyrut deniz otobüsü seferlerini gerçekleştiremeyenler,

şimdilerde kurvaziyer turizminin gerçekleşeceği görülünce, Mersin’in deniz kıyısında olduğunu hatırlayıp faydasını anlatan zamansız demeçler vermekte fakat bir kısımda ya gerçekleşirse, yada kimin gerçekleştireceği endişesi ile suskun kalmaktadır.



Önce hükümetin yoğunluğu kaldıramaz hale gelip sanayi bölgesi olarak dolan Marmara’nın yerini Çukurova’nın, turizm bölgesi olarak da dolan Antalya’nın yerini Mersin sahillerinin alacağı kararlılığı bilinmelidir.

Artık önüne büyük hedefler koyan Türkiye başarılı 2013 Akdeniz Oyunları’nın sonucunda 2020 Olimpiyatlarını alma hedefi içerisindedir ve bunun içinde hükümet Mersin için engelleme ve yavaşlatma çalışmalarına ve kenti geliştirmeyenlere rağmen devlet gücü ile mükemmel organizasyonu ve gerekli alt yapıyı ve tesisleri yapacaktır.



Tüm bu olumluluklarla birlikte Mersin’de -tesadüf olmadığına inandığım- Ekonomi Bakanı Zafer Çağlayan ve Mersin Valisi Hasan Basri Güzeloğlu’na görev verilmiştir.

Gerektiğinde 20 saat çalışabilen, kentin gelişmesinden başka bir şey düşünmeyen ve uyum içerisinde çalışan bu iki kişi büyük bir çaba ile Mersin’in 30 yıllık kaderini değiştirmeye çalışıyorlar.

Özellikle resmi kurumların ve resmi organizasyonların başında olan kişilerin kendi çalışma tempolarına ayak uydurmalarını ve bölgeyi sahiplenmelerini istiyorlar ve onları buna zorluyorlar.

Geçtiğimiz kısa dönemde önce Akdeniz Oyunları Koordinatörünün sonra da Çukurova Kalkınma Ajansı Genel Sekreteri’nin değiştirildiğini hatırlarız.

Maalesef biz Mersin halkı olarak aynı duyarlılığı gösteremiyoruz. Yıllardır kentin kilit noktalarında oturup bu kentin gelişmemesi ve aynı kalması için ellerinden geleni yapan insanları değiştiremiyoruz. Kenti geliştirmeyenler kendi aralarında bir dayanışma içerisindeler ve yerlerini korumaktalar.

Bunlara karşı birde kenti geliştirmek isteyenler ve kısık bir sesle de olsa bu kişilere karşı mücadele edenler var. Maalesef bu kişiler çok azınlıkta kalmaktalar. Bunların bir kısmı da umutsuzluğa kapılarak artık vazgeçmiş, köşelerine çekilmiş, kentin kaderine razı olmuş durumdalar.

Bütün bu olumsuzluklar tüm kentte bir ümitsizliğe ve inançsızlığa sebep olmuş ve hala insanlar yapılacaklara inanamamakta ve öneme almamaktalar.

Akdeniz Oyunları alındı. Hala bunun anlamı anlaşılamamakta.

Dört spor tesisinin temeli atıldı, başlandı, haftaya diğer tesisler başlayacak. Havaalanının ihalesi yapıldı, başlıyor. Turizm bölgesinin yolunun önemli bir bölümü bitirildi, başlanıyor. Marina açıldı. Sanayi tesisleri yeni yatırımlar yapıyor. Organize sanayi bölgeleri doluyor, yeni organize sanayi bölgeleri açılıyor. Yeni nesil serbest bölgeler ilk kez Mersin’de açılacak. Bu yıl bazı kurvaziyer gemilerin Mersin’e uğrayacağı kesinleşti. Mersin İstihdam artışı açısından Türkiye ikincisi oldu. Tüm bu gözle görünen gelişmelere rağmen Mersinliler hala inanmıyorlar.

Kenti geliştirmeyen bu yüz kişi kentin her yerinde, kentin her noktasına hakim. İnanılmamasına, güvenilmemesine istekliler, değişime, gelişime karşılar.

Fakat sonuçta iş bulamayan, işsiz kalan, evine ekmek götüremeyen, kazancı azalan, yokluk fakirlik ümitsizlik içerisinde olan halk bundan zarar görüyor ve Mersin gibi bir hazinenin üzerinde bundan yararlanamadan oturuluyor.

Artık Mersin’de bir dönemin kapandığının kentin 30 yıllık gelişmesiz bekleyişinin sonuna gelindiğinin farkına varılabilmelidir ve bu tüm çevremizi kaplayan siyasi partilerde, konseylerde, platformlarda, odalarda, derneklerde hatta sanat ve kültürle, müzikle ilgili sivil oluşumlarda bulunan kenti geliştirmeyenlerin zamanının dolduğunu ve kurum ve kuruluşlar ve kişilerle ilgili bir değerlendirme yapma ve karne verme zamanının geldiğini düşünüyorum.

Ekonomi Bakanımız Zafer Çağlayan ve Valimiz Hasan Basri Güzeloğlu’nun yoğun çalışmalarının arasında birde dernekler, konseyler, platformlar, odalar, birliklerin ziyaretleri var. Onların zamanlarını almakta ve her yeni yönetim her seferinde bu ziyareti yapmakta.

Valimize son geçtiğimiz hafta yapılan ziyaretlere baktığımızda bunların içinde - hala hatırımda Havaalanının iptali için açtığı dava olan - bir oda, bir yardım kurumu ve de bir oyun kulübü var.

Bu yönetimler daha sonra yine bir heyetle Ekonomi Bakanımızı ziyaret edeceklerdir.

Basında yer alacak ama zaman kaybı ve çalışanları meşgul etme dışında sonuçta ne getireceğini düşünmek gerek.

Yine Mersin’e Ekonomi Bakanı’nın her gelişinde mutlaka yoğun bir program var ve açılışlar, çalışma toplantıları yapılıyor.

Yıllar sonra Mersin’de ilk kez bu kadar yoğun bir Valinin Mersin’de olduğu neredeyse her gün kentin gelişmesine, kurumlar arasında işbirliğine, sivil toplum örgütlerini çalışmaya yönlendirici toplantılar ve etkinlikler yapılıyor.

Valimizin görevli olarak kent dışında olduğu ve Ekonomi Bakanımızın Mersin’de olmadığı bir dönemde kent adeta suskun bir şekilde yine kaderine terkedilmiş durağan haline dönüyor. Bu dönemde kentin her tarafına dağılan kenti geliştirmeyenlerin içinde olduğu çeşitli parti, örgüt, konsey, platform, dernek, kurum ve odalardan adeta hiçbir hareket yok.

Şimdi Mersin’de yalnızca iş yapma, üretme, katkı verme zamanı olduğunun bilincinde, yakın zamanda ülke ve bölgede önemli yerini alacak Mersin’de kenti geliştirenler ve bu önemli dönemde kenti geliştirenlerin arasına girenlerin Mersin geleceğinde unutulmayacağı bilinmelidir.


Harun Arslan
 
 
 
27 Ocak 2012 Cuma 07:51
 
 
(0 Yorum Yapıldı)Yorumlar
<p>Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.</p>
 
Bu Kategorideki Diğer Haberler
 
KDV sistemi değişiyorToroslarda yüzme kursları başladıToroslar’da, Yapılandırma Başvuruları BaşladıGüneş Doğarken İşçilerle Sabah MesaisindeTarih, doğa, deniz, güneş, müzik ve dans kansere karşı birleştiİçel Soroptimist Kulübü, 'Obezite ile Savaş' semineri düzenledi.Bisiklet durursa hayat dururTarsus Sev’in Robotik Takımı’na İki Ödül BirdenMobbing ve Hukuksal Boyutu Ele AlındıGüzel Konuşma ve Diksiyon
MTSO’ya teşekkür belgesiMenderes Gönüllü Evi, Mezitli'nin Filizleri ailesine katıldı
 
 
Yazarlar
Yazarlar RSS Beslemesi
 
 
 
Gazete Manşetleri
 
 
Namaz Vakitleri
 
  • İmsak05:42
  • Güneş07:22
  • Öğlen12:39
  • İkindi15:19
  • Akşam17:36
  • Yatsı19:04
 
Anket
.
 
İddaa
 
Lig Puan Durumu
 
Takımlar
O
G
B
M
P
1
Galatasaray
12
8
2
2
26
2
Başakşehir
12
8
2
2
26
3
Beşiktaş
12
6
4
2
22
4
Kayserispor
12
6
4
2
22
5
Fenerbahçe
12
5
5
2
20
6
Sivasspor
12
6
1
5
19
7
Bursaspor
12
5
3
4
18
8
Göztepe
12
5
3
4
18
9
Akhisarspor
12
5
3
4
18
10
Aytemiz Alanyaspor
12
5
2
5
17
11
Trabzonspor
12
4
4
4
16
12
Kasımpaşa
12
4
3
5
15
13
Malatyaspor
12
4
2
6
14
14
Antalyaspor
12
3
4
5
13
15
Konyaspor
12
3
2
7
11
16
Osmanlıspor
12
2
2
8
8
17
Karabükspor
12
2
2
8
8
18
Gençlerbirliği
12
2
2
8
8
 
Şampiyonlar Ligi
 
UEFA Avrupa Ligi
 
Alt Lig
 
 
Tarihte Bugün
1859 - Darwin'in "Türlerin Kökeni" çalışması yayımlandı.
1870 - Türkiye'nin ilk mizah gazetesi Diyojen yayımlandı.
1925 - Erzurum'da da şapka inkılabına karşı gösteriler yapıldı. Tutuklananlardan 13'ü idama mahkûm oldu ve Erzurum'da 1 ay sıkıyönetim ilan edildi.
1927 - Ankara'da, Heinrinck Krippel tarafından yapılan Zafer Abidesi açıldı.
1928 - Türkiye Büyük Millet Meclisi, Atatürk'e Millet Mektepleri Başöğretmenliği unvanını verdi.
1934 - Cumhurbaşkanı Gazi Mustafa Kemal, Meclisten çıkan kanunla Atatürk soyadını aldı.
1939 - Gestapo, Çekoslovakya'da 120 öğrenciyi öldürdü.
1941 - II. Dünya Savaşı ortamında; pasta ve unlu yiyeceklerin yapımı yasaklandı.
1961 - BM, nükleer silah yasağını ABD'nin protestosuna karşın kabul etti.
1963 - ABD Başkanı John Kennedy'nin katil zanlısı Lee Harvey Oswald, Jack Ruby tarafından öldürüldü.
1976 - Van ve çevresinde; Çaldıran-Muradiye'de etkili olan 7,2 büyüklüğündeki depremde 3 bin 840 kişi öldü.
1977 - Yunanistan, Büyük İskender'in babası Kral II. Philip'in mezarının bulunduğunu açıkladı.
1981 - Türkiye'de, Atatürk'ün 100. doğum yıl dönümü olan 1981 yılında, 24 Kasım'ın her yıl Öğretmenler Günü olarak kutlanması kararlaştırıldı.
1983 - İsrail, Trablusşam'da tutuklu 6 İsrail askerine karşılık 4800 Filistinliyi serbest bıraktı.
1988 - Sürgünde Bağımsız Filistin Devleti kuruldu.
1989 - Hakkari'nin Yüksekova İlçesi'nin İkiyaka Köyü'nde, çoğu kadın ve çocuk olmak üzere 28 vatandaş, teröristlerce öldürüldü.
1990 - Kadınlar, Aileden Sorumlu Devlet Bakanı Cemil Çiçek'in "Flört fuhuştur", "feminizm sapıklıktır" sözlerini düdük çalarak protesto etti. İstanbul Galatasaray'daki eylemde, polis 5 kadını dövdü, 11 kadın gözaltına alındı.
1994 - Efsanevi MacGyver adlı televizyon dizsinin "Trail to Doomsday" ismindeki filmi Türkiye'de gösterime girdi.
1994 - Galatasaray Barselona'yı 2-1 yendi; kutlamalarda 3 kişi öldü.
1996 - ANAP Genel Başkanı Mesut Yılmaz'a Budapeşte'de Hilton Oteli lobisinde yumruklu saldırıda bulunuldu.
2005 - Picasso İstanbul'da sergisi Sabancı Üniversitesi Sakıp Sabancı Müzesi'nde açıldı.
2009 - Berkay Songur Abdülcambaz Ayıboğan'ın kualğını kesti, boğduğu ayıyı yedi.
 
Get our toolbar!
 
Arşiv
 
Bumerang - Yazarkafe
 
Süper Loto
23.11.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu041013203339
 
On Numara
20.11.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu04060910212223242528334041424556676872737577
 
Sayısal Loto
18.11.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu011113182649
 
Şans Topu
22.11.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu131522243109
 
 
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji