İhracat Kasım ayında geçen yıla göre %5 artışla 11 milyar 952 milyon dolar oldu

Ana Sayfa » Kültür & Sanat » Mersin’den Türkiye’ye Armağan Genç Bir Sanat Adamı.. Onur Yaprakçı

Mersin’den Türkiye’ye Armağan Genç Bir Sanat Adamı.. Onur Yaprakçı

Mersin'den İstanbul'a uzanan bir tiyatro macerası ve başarı öyküsü..Onur Yaprakçı. Onur; daha yolun çok başında olmasına karşın, çok önemli işler başardı. Önemli projelere imza attı.

 
 
Mersin’den Türkiye’ye Armağan Genç Bir Sanat Adamı.. Onur Yaprakçı

Mersin Büyükşehir Belediye Başkanı Sayın Burhanettin Kocamaz’ın Mersin Belediyesi için yaptığı ve çok yerinde bir tespiti var. Diyor ki Sayın Kocamaz, “Mersin Belediyesi 80 model bir belediye” Yerden göğe kadar haklı.

35 yıldan beri sanatın içinde, kuruluşundan beri de Şehir Tiyatrosu içinde mücadele ediyorum. Mersin tiyatrosu, belediyeden daha eski model insanların elinde oyuncak oldu ne yazık ki. Bu konuyu daha sonra ayrıntılı bir biçimde ele alacağım. Şehir Tiyatrosu kurulduğunda, gençler ve çocuklar için tiyatro kursları başlattım. Yıllarca tek kuruş mesai almadan Cumartesi-Pazar demeden gençlere eğitim vermeye çalıştım. Bu kurslardan yüzlerce genç yararlandı; onlarcası konservatuvar kazandı, onlarcası da çeşitli biçimde sanatın içinde yer aldı.

İşte bu gençlerden biri de Onur YAPRAKÇI.

Onur; daha yolun çok başında olmasına karşın, çok önemli işler başardı. Önemli projelere imza attı. Mersin’i ve Altan Erkekli Sahnesi’ni ziyarete geldi Onur. Hazır gelmişken, Onur Yaprakçı’yı ve kısa zaman diliminde başardıklarını sizlerle de paylaşmak istedim.

Umarım bu söyleşimiz, sanata gönül vermiş gençlere iyi bir örnek olur ve Mersin, bu başarılı gencine sahip çıkar.

Mehmet TEKKANAT (Oyuncu-Yönetmen-Gazeteci)

 

“HALK İÇİN SANAT YAPMAYA ÇALIŞIYORUM”

M.TEKKANAT- Sevgili Onur, kısa bir özgeçmişle başlayalım söyleşimize. Onur Yaprakçı kimdir?

O.YAPRAKCI- Onur Yaprakcı Mersin’de dar gelirli bir ailede yetişmiş, çocuk yaşından beri oyuncu olmayı hedefleyen, sanatı sanat için değil de halk için yapmaya çalışan ve bu yolda ilerleyen bir savaşçıdır.

TEKKANAT-Tiyatro macerası nasıl başladı?

O.YAPRAKCI- Mersin Barbaros İlkokulunda daha birinci sınıftayken trafik konulu bir tiyatro oyunu sergilenmişti. Yedi yaşına kadar istediğim ve sevdiğim şeyin bu olduğunu biliyordum. Fakat adının ‘’Tiyatro’’ olduğunu o zaman öğrendim.” Ben tiyatrocu olacağım, Oyuncu olacağım” dedim. O günden sonra ilkokulda kendi çabalarımla, her yıl 23 Nisan gösterilerinde arkadaşları bir araya getirdim. Nasrettin Hoca’nın fıkralarını skeç haline getirip sahneledim. Annem bu çabamı görünce beni Mersin’de bir drama okuluna yazdırdı ve sahne ile ilk o zaman tanıştım. Hep derler Tiyatroyla uğraşan evlat,evin muhalif çocuğudur.Ben de hep muhalif oldum.Babam Makine Mühendisi olmamı isterdi hep ben tiyatrocu. Lisede babamın zoru ile Mersin Endüstri Meslek Lisesine makine ressamlığı bölümüne yazıldım. Tabi orada da rahat durmadım. Hemen tiyatro kulübüne yazıldım. Daha çıkaracağımız oyunun prova aşamasında öğretmenim Meral Süt, ”yeteneklisin, bunu değerlendir” dedi ve yol gösterdi .Beni Mersin Şehir Tiyatrosu’na yazdırdı. Gerçek tiyatro ile o zaman tanışmıştım. Bir dönem eğitim aldıktan sonra Şehir Tiyatrosunun sezon oyuncularında kursiyer oyuncu olarak yer aldım. 2009’da Turgut Özakman’ın, yazdığı Fehim Paşa Konağı adlı oyunda Aziz karakterlerini canlandırdım. Oyun beğeni ile izlendi ve ayakta alkışlandı. Şehir Tiyatrosu Müdürü Tamer Güven ve Genel Sanat Yönetmeni Mehmet Tekkanat’ın kararı ile Plaket’le ödüllendirildim.

 

“İSTANBUL; SANATIN MERKEZİ, AMA KURTLAR SOFRASI”

 

TEKKANAT- İstanbul’a gitme fikri nasıl oluştu? Bu fikre çevrenizin tepkisi ne oldu?

O.YAPRAKCI- Mersin’de alacağım eğitimi aldım. Bununla kalmak istemedim, İstanbul’a gidip orada çıta yükseltmek istedim. Çevremdeki insanlar güldü, çünkü daha neredeyse çocuk yaştaydım..Bir de Mersin’deki büyüklerimiz (sen hariç) İstanbul’a gitmiş tutunamayıp hep geri dönmüşlerdi.Belki benim de aynı şeyi yaşayacağımı düşündüler.Ama ben dik kafalıyım kafaya koyduğumu yaparım.

TEKKANAT-Kısaca” kurtlar sofrası” denilen İstanbul’daki maceranızı da öğrenelim. Kimlerden destek veya köstek gördün?

O.YAPRAKCI- İstanbul’a gitme aşamasında. 2009 yılıydı. İlk sana danıştım. Senin yönlendirmen ile Yunus Özdemir’le tanıştım. Yunus abiye durumu anlattım İlk, “Ben seni bu yaşta, Kurtlar Sofrasına gönderemem” dedi. Ben Israr ettim, artık bıktırdım.O da vazgeçmeyeceğimi anlayınca Kerem Alışık’ı aradı..Kerem Alışık da “gelsin burada Sadri Alışık Tiyatrosunda mülakatlara girsin,yeteneği var ise burada burslu eğitim verelim” demiş.Bir hafta içinde valizimi hazırladım ve İstanbul’a gittim.Sınavlara girdim ve burslu eğitim kazandım.Şu aşamada destek verenler sizlerdiniz. Köstek olanlar da maalesef ki, umudumu her seferinde kıran, Mersin’de kendini usta sanan insanlar oldu.

TEKKANAT-Hedeflerin nelerdi, bu hedeflere ulaşmak için nasıl bir mücadele gerekti?

O.YAPRAKCI- Hedefim oyuncu olmaktı..Tabi hedefe ilerlerken ayağına taşlar takılıyor.Bu taşlar genelde hep kendi camiandaki insanlar oluyor..Bu yolda samimi hissettiğin insanların tavsiyelerini dinlemek önemli..Diğer türlü insanlar hep konuşur, kulak asmadım.Çizdiğim yolda ilerledim.

TEKKANAT- Kısa sayılacak bir sürede Mersin’deki herkesi şaşırtan, bazılarını kıskandıran, bazılarının burun büktüğü, bazılarının hasetten kudurduğu bir gelişme gördüm sende. Bu tür insanların yaklaşımı sende nasıl duygular oluşturdu?

O.YAPRAKCI- Güldüm geçtim. Kimin ne dediği ne yaptığı umurumda olmadı hiç. Sonuçta her insan yaptığın karşılığını alır ve hak ettiği yerde olur. Bu evrede dediğim gibi insanlar hep konuşur, Hep de konuşacaktır.

TEKKANAT- Tesadüfler ve şans mı insana yardım eder, yoksa insan mı şansı yaratır?

O.YAPRAKCI- Şans yerine imkan diyelim. Herkes bu işlerde şansın olması gerektiğine inanır. Ama bu kumar değil. Her insan kendi imkanını yaratır ve bu imkanları geliştirmek başarıyı getirir.

 

“OYUNCULAR SENDİKASININ EN GENÇ ÜYESİ”

 TEKKANAT- Tek kişilik gösteri, dizi film çalışmaları nasıl gelişti?

O.YAPRAKCI- 2011’de Oyuncular Sendikasının kurulma sürecinde yer aldım. Mehmet Ali Alabora,Şebnem Sönmez,Janset Paçal,Altan Erkekli,Erkan Can gibi büyüklerim çok çaba saffetti sendikayı kurabilmek için.Ben de en genç üye olarak destek verdim.11 Eylül 2011 de Oyuncular Sendikası, Kadir Has Üniversitesi Haliç Salonunda İlk Genel Kurul Toplantısını gerçekleştirdi.Mehmet Ali Alabora bir gün önce bir konuşma metni ayarla, en genç üye olarak konuşma yapacaksın dedi.

O akşam bir şeyler karaladım ama içime sinmedi. Genel Kurul Toplantısı başladı ve Alabora beni sahneye davet etti. Bir kaç saniye bekledikten sonra beni gülme tuttu, elimdeki kağıdı bırakıp kendim konuşmaya başladım. Sendikada yaşadığımız güzel ve komik anılardan bahsettim. Ne dediysem herkes gülmeye başladı..Konuşma yerini Stand up show’a bırakmıştı.Benim hayatımda en mutlu olduğum anlardan bir tanesiydi ,Salonda 300 kişi vardı ve salonda bulunan oyuncular küçüklüğümden beri televizyonda izlediğim ve her izlediğimde güldüğüm etkilendiğim usta, dediğimiz ünlü isimlerdi..Yıllar önce onlar beni güldürdü, yıllar sonra ben onları..Bu çok güzel bir duyguydu.O zamana kadar Stand-up yeteneğimin olduğunu bilmiyordum.Ünlü bir komedyenle tanıştırıldım.Ondan destek aldım Anadolu’da sekiz gösterim Yunanistan’da ve Bulgaristan’da Türk iş adamlarına gösteri düzenledim..İstanbul’da bir abimin yönlendirmesi ile Naber Bacanak dizinin oyuncu seçmelerine katıldım. Meftun rolüyle diziye başladım.12 bölüm oynadım. Nasıl başlarsa öyle gideceğine inandığımdan, bana gelen bölüm oyuncuğu tekliflerini reddettim..Şimdi çekimleri gerçekleşen Geçmişin İzinde dizisinin başrol oyuncusuyum Orada Kaya karakterini canlandırıyorum.Projenin konusuna çok güveniyorum.Seyircinin de seveceğine inanıyorum.

TEKKANAT- Gelelim, Tiyatro Marmara sürecine. Bu süreçte ne gibi zorluklar yaşadın ve nasıl başardın?

O.YAPRAKCI- Tiyatro kurma düşüncesi hayatım boyunca hiç olmamıştı. Hep özel tiyatrolarda oyunculuk yapmıştım.Sonra.oturup düşündüm, Başkasının tiyatrosunda çalış çalış nereye kadardı. Kendi tiyatromu ve ekibimi kurmalıyım dedim. Tabi bu kolay olmadı. İstanbul’da özel tiyatro kurmak zordu ve bu işin maddi boyutu da vardı. Bu ülkede sanat yapmak akıllı insanların işi değildir. Ne biriktirdiysem koydum ortaya. Gözümü kararttım, riske girdim. Artık İstanbul’da bir Tiyatro Marmara var.

VE BOMBA BİR PROJE: HZ.ÖMER- ADALET MÜLKÜN TEMELİDİR.

TEKKANAT- Ve tiyatro camiasında çok ses getiren, Tiyatro Marmara’yı ve seni gündeme oturtan proje: “HZ. ÖMER-ADALET MÜLKÜN TEMELİDİR” hakkında neler söyleyeceksin?

O.YAPRAKCI- Parası olan herkes bir şekilde tiyatro kurar.Ama ben farklı bir şey yapmak istedim..Bugün Şehir Tiyatrolarında olsun,Devlet Tiyatrolarında olsun yapılan projeler hep batı tiyatrosuna yönelik.Orada da çok sevdiğim değerli arkadaşlarım, büyüklerim var. Ama çoğu maalesef ki Shakespeare modunda. Ben kendi değerlerimizi sahneye koymaktan yanayım. Ama bu arkadaşların bir bölümü, batı tiyatrosunu, sanatın merkezi olarak düşünüyor. Tabii ki okunmalı bilinmeli, ama bunu yaşam tarzı haline getirmemeli. Biz Türkiye’de, yani çoğunluğu Müslüman olan bir ülkede yaşıyoruz. Ve ne dalda olursa olsun bir yerde, bir ülkede çoğunluğa uygun işler ön planda olur.. Türkiye’de yıllardır dinimize uygun olsun diye bir çok sanatsal çalışmalar yapıldı.Ama bu camide vaaz vermeye benzedi ve sanat olmaktan çıktı.Tiyatro oyuncularının bir bölümü, bu tarz çalışma yapan tiyatroculara Muhafazakar tiyatrocu dedi .Bu şekilde tiyatroyu kutuplaştırmaya çalıştılar. Tiyatro özgürdür. İsteyen istediği oyunu çıkarıp sahneleyebilir. Konu şu ki; Muhafazakâr Tiyatro,diye bir şey yoktur.Çünkü tiyatro'nun sınırları yoktur Muhafazakar sanat olmaz bu yüzden! Başka bir nedenden dolayı değil, sanatın özü gereği olmaz. Yaptığımız işin doğruluğuna inanıyorsak, kendimizi açıkça ifade etmekten niçin çekinelim: Tiyatronun değil sadece, tiyatrocunun da muhafazakarı olmaz! 
Bu olaylardan sonra şu yakıştırmalar yapılıyor; Şimdi sen Shakespeare'den Hamlet oynuyorsun tiyatrocu oluyorsun. Ama Hz.Ömer oyununda, Hz.Mevlana oyununda oynayınca. Muhafazakar tiyatrocu, dinci tiyatrocu oluyorsun. Bu yanlış bir yaklaşımdır. Dinimizle ilgili tiyatrolar, kültürel faaliyetler ve sanatsal çalışmalar yapınca Muhafazakâr tiyatrocu gibi yakıştırmaların yapılmaması gerekir.. 
Yeri gelince Hamlet’i yeri gelince Hz.Ömeri oynayabilmeli tiyatrocu.. Bu sebeple asılsız yere yargılayan,dinlemeden eleştiren birçok tiyatro grupları ve tiyatrocular var..Ben de Muhafazakar sanat anlayışına karşı HZ.ÖMER’i Modern Türk Tiyatrosu ile buluşturdum. Daha önce yönetmenlik denemelerini Lise Tiyatrosunda ve Üniversitelerde yaptım. Yönettiğim ilk büyük proje HZ.ÖMER- ADALET MÜLKÜN TEMELİDİR oldu. Oyuncu kadrosunda, televizyon dünyasından da tanınan bi çok isimle birlikte, TİYATRO MARMARA'nın çatısı altında 25 kişilik dev kadro var. Devlet ve Şehir Tiyatroları standartlarında sahneye koyduğumuz oyunun yazarlığını değerli arkadaşım Ömer ÇINAR, yönetmenliğini ise ben üstlendim. Ve tiyatroya farklı bir bakış açısı kazandırdığımıza inanıyoruz.

TEKKANAT- Oyuna Gelen tepkiler Nasıldı?

O.YAPRAKCI- Seyirci bu projeyi sevdi. Çünkü farklı bir şey gördüler. Zaten galamıza katılım yoğun oldu seyircilerin çoğu oyun bitene kadar ayakta izledi. Ama olumsuz bir tepki görmedik. Tepki gösterenler de genelde kendi camiamızdaki insanlar. Onlar da ön yargılarından dolayı bu tepkiyi gösteriyorlar. Bizim kapımız herkese açık dini, ideolojisi siyasi görüşü hiç fark etmez. Gelsinler oyunu izleyip bu ön yargılarından arınsınlar.

GENÇLER; ASLA BAŞKALARININ MAŞASI OLMAYIN!

TEKKANAT- Sevgili Onur, kısa zamanda geldiğin nokta ve yaptıkların, başardıkların için seninle gurur duyuyorum. Son olarak genç oyuncu adayları için neler söylemek istersin?

O.YAPRAKÇI- Bana kattıkların ve gençlere verdiğin destek için ben sana teşekkür ederim. Genç arkadaşlarıma söyleyeceğim en önemli şey; öncelikle kendilerine güvensinler, doğru yerde ve doğru insanlarla olsunlar. Yaptıkları işin en iyisini yapmaya çalışsınlar ve bunun için de kendilerini iyi donatsınlar. Hayatta; mutlaka hedefleri, doğru ve dik bir duruşları olsun. Asla başkalarının maşası olmasınlar.

 

 
 
19 Mayıs 2014 Pazartesi 17:36
 
 
(0 Yorum Yapıldı)Yorumlar
<p>Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.</p>
 
Bu Kategorideki Diğer Haberler
 
Son 24 Saat
Haberler RSS Beslemesi
 
Facebook messenger'de sohbet odaları başlıyorBu bilgisayar saniyede 93 trilyon işlem yapıyorGalaxy S7 dört farklı versiyonla geliyorLamborghini mi, Ferrari mi?Facebook'un karı %52 artışla 5,84 milyar dolarDengede durarak felç olma riskinizi ölçünSamsung Galaxy S6 ve Galaxy S6 Edge'yi tanıttıDünyanın en çok turist alan şehirleriAvşar Kızı, Ilıcalı'ya Fark AttıTelefonlarda 'keşke yazmasaydım' mesajları geri alınabiliyor2014 en sıcak yıl olduMicrosoft’tan Windows 10.. İlk yıl ücretsiz
 
Yazarlar
Yazarlar RSS Beslemesi
 
Bumerang - Yazarkafe
 
 
Get our toolbar!
 
Gazete Manşetleri
 
 
Namaz Vakitleri
 
  • İmsak05:50
  • Güneş07:31
  • Öğlen12:42
  • İkindi15:17
  • Akşam17:33
  • Yatsı19:02
 
Anket
.
 
Lig Puan Durumu
 
Takımlar
O
G
B
M
P
1
Başakşehir
12
9
3
0
30
2
Beşiktaş
12
8
4
0
28
3
Fenerbahçe
12
7
3
2
24
4
Galatasaray
12
7
2
3
23
5
Bursaspor
12
6
3
3
21
6
Konyaspor
12
4
5
3
17
7
K.D.Ç. Karabük
12
5
2
5
17
8
Osmanlıspor FK
12
3
7
2
16
9
Antalyaspor
12
4
3
5
15
10
Gençlerbirliği
12
3
6
3
15
11
Alanyaspor
12
4
2
6
14
12
Akhisar Bld.
12
3
4
5
13
13
Trabzonspor
12
3
3
6
12
14
Kasımpaşa
12
3
3
6
12
15
Gaziantepspor
12
3
2
7
11
16
Ç. Rizespor
12
2
4
6
10
17
Kayserispor
12
2
3
7
9
18
Adanaspor
12
1
3
8
6
 
Şampiyonlar Ligi
 
UEFA Avrupa Ligi
 
Alt Lig
 
Tarihte Bugün
1818 - Illinois ABD'nin 21.ci eyaleti oldu.
1854 - Florence Nightingale Üsküdar'da.
1918 - I. Dünya Savaşı'ndan sonra Londra'da yapılan Müttefik Kongresi sona erdi; Almanya'nın savaş tazminatı ödemesine karar verildi.
1923 - Teşkilatı Esasiye Encümeni yeni anayasayı görüşmeye başladı.
1928 - Ekmek otuz para ucuzladı.
1934 - Dini kisvelerle ilgili yasaklar öngören "Bazı Kisvelerin Giyilemeyeceğine Dair Kanun" kabul edildi.
1942 - Zonguldak'ta bir maden ocağındaki kazada 63 işçi öldü.
1944 - Yunanistan'da komünistler ve kralcılar arasında Yunan İç Savaşı başladı.
1945 - İstanbul'da Tan Matbaası gericilerin saldırısıyla yıkıldı.
1956 - İngiltere ve Fransa, Süveyş'ten çekileceklerini açıkladılar.
1959 - Dr. Fazıl Küçük Kıbrıs Cumhurbaşkanı Yardımcısı oldu.
1967 - İlk kalp nakli ameliyatını, Güney Afrika'lı kalp cerrahı Dr. Christian Barnard, Cape Town'da yaptı; hasta 18 gün yaşayabildi.
1971 - Pakistan-Hindistan savaşı başladı.
1971 - Prof.Dr. Mümtaz Soysal 6 yıl 8 ay hapse mahkum edildi.
1979 - Fedai Dergisi sahibi, yazar Kemal Fedai Coşkuner İzmir'de öldürüldü.
1981 - Bülent Ecevit, dört aylık hapis cezasını çekmek üzere Ankara Merkez Kapalı Cezaevine konuldu.
1984 - Bhopal kazası: Union Carbide firmasının Hindistan'da Bhopal'de kurduğu böcek ilacı üreten fabrikadan yanlışlıkla 40 ton metil isosiyanat gazının sızması 18,000 kişinin ölümüne neden oldu.
1989 - Malta'da bir araya gelen ABD başkanı George Bush ve Sovyetler Birliği komünist partisi genel sekreteri Mikhail Gorbaçov, soğuk savaşın bittiğini resmen ilan ettiler.
1990 - TRT'nin Telegün adlı yayını başladı.
1999 - Bakanlar Kurulu, Bolu'ya bağlı Düzce ilçesinin il, Kaynaşlı ve Derince beldelerinin de Düzce'ye bağlı ilçe yapılmasına karar verdi.
2002 - BM silah denetçileri ilk kez, Irak Devlet Başkanı Saddam Hüseyin'in saraylarından birine önceden haber vermeksizin girdiler.
2002 - Dünya Gıda Programı Afrika'da 38 milyon kişinin açlıkla karşı karşıya olduğunu açıkladı.
2003 - Türk-İş'in 19. Genel Kurulunda Genel Başkanlığa Salih Kılıç seçildi.
 
Arşiv
 
Süper Loto
01.12.2016 Tarihli Çekiliş Sonucu101823343650
 
On Numara
28.11.2016 Tarihli Çekiliş Sonucu03091114253336374045474851535459616465727880
 
Sayısal Loto
26.11.2016 Tarihli Çekiliş Sonucu052122262944
 
Şans Topu
30.11.2016 Tarihli Çekiliş Sonucu041011162601
 
 
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji