Mersin Ekonomi Platformunda Kemal Kaçmaz Dönemi

Ana Sayfa » Güncel » Mersin’e Bir “Muhsin Kızılkaya” Geldi... Harun Arslan yazdı

Mersin’e Bir “Muhsin Kızılkaya” Geldi... Harun Arslan yazdı

Bence onunla yüz yüze gelen, ona dokunan ve ses mesafesinde ilişki kuran herkes televizyonda gördükleri, tanıdıkları Muhsin Kızılkaya’dan çok daha kardeş birini görecektir.

 
 
Mersin’e Bir “Muhsin Kızılkaya” Geldi... Harun Arslan yazdı

Son 15 yıldır bütün genel ve yerel seçimleri yakından takip eder, adayların tüm seçim konuşmalarını dinler, inceler ve yorumlarım.

Genelde seçim konuşmaları maddi dünyaya ilişkin sorunlar etrafında, ikna etmeye odaklı, vaatlerle dolu, sempatik görünmeye çalışılan, diğer partileri suçlayan konuşmalardır. Metafizik değerlerden ve dilsel özenden anlatımdan uzak, sahici duygudan uzak bu tür konuşmaları dinlersiniz, çok da etkilenmezsiniz.

Özel olarak da beni insanî değerler, moral kıymetler açısından sarsan ve hayatı yeniden düşünmemi gerektiren bir cümle bile hatırlamıyorum. Politikanın gündelik yavan dili içinde dönüp duran sahte heyecanlar, öfkeler, kaygılar ve vaatler akıp giderdi.

Bütün bu yıllara dayalı inancım, “bir özel insanın” dili, duygusu, sahici söylemi ve hayata dokunan insanî kaygıları karşısında sarsıldı; işte dedim, bu paslı politik dünyanın kirli ve sahte konuşma alışkanlığını kıracak, insan için dertlenen ve bunu politik bir çabasının merkezine almış gerçek bir entelektüel ses !

Mersin Milletvekili Adaylarından Muhsin Kızılkaya’yı televizyon konuşmalarındaki sakin üslubu, zeki polemikleri, özgüvenli ve mantıklı görüşleri, fikirlerini cesurca ifade etmesiyle tanıyordum.

Mersin’de birkaç gün önce idi; aynı gün ilk radyo seçim konuşmasını dinledim, bir televizyon sohbetini izledim.

Hemen şöyle düşündüm: Bu, şimdiye kadar dinlediğim yüzlerce seçim konuşmasının içinde beni böylesine etkileyen ilk örnek... Dinlerken kaçınılmaz biçimde duygulandığımı, gözlerimin dolduğunu fark ettim.

Nice zorluklar, acılar, eziyetler, haksızlıklar içinde   geçen bir hayatı dinliyorduk; ama anlatıcıda en küçük bir isyan, kin, düşmanlık duygusu yoktu; tam tersine hoşgörü çağrısıyla örülü, barışa ve sevgiye çağıran bir ses yayılıyordu. Herkese dostça yaklaşan, iyilikle bakan bir insan diğer partilerle ve adaylarla ilgili tek bir kötü söze gönül indirmeden, kendi dünyasını bizlerle paylaşıyordu. Politikanın o hoyrat, incitici ve soğuk dili yerine insanî duyarlıklarla genişleyen bir akla ve vicdana tanıklık ediyorduk.

Muhsin Kızılkaya şimdi siyaset sahnesinde hiç alışık olmadığımız bir güzelliğin, ahlâkın ve olgun bir çağrının kurulması için dil döküyordu.

Zorluklarla geçen yaşamında eğitimi için küçük yaşlarda ailesinden ayrılmış, Siyasal Bilgiler Fakültesinde Kamu Yönetimi eğitimi almış; daha sonra gazetecilik, yazarlık, reklamcılık, senaryo danışmanlığı yapmış.

Sinema ve tiyatro çalışmalarında bulunmuş, Yılmaz Erdoğan’ la birlikte birçok çalışması olmuş; eğitimci kimliğiyle de bazı sanatçıların yetişmesine katkıda bulunmuş.

Hepimizin belleğinde sıcak çağrışımlarla korunan “vizontele” filmini Yılmaz Erdoğan’la birlikte sinemamıza armağan ediyor.

15 yayınlanmış kitabı ve çok sayıda çeviri eseri var.

Habertürk ve TRT televizyonlarında çalışmış.

Yani karşımızda, onca kahırlı koşulları aşarak başarılı olmuş bir hayat var; sakin, bilge, insana dair her şeye sonuna kadar açık bir entelektüel vicdan…

Önce Mersin’de farklı dinlerden hemşerilerin sonsuz uykularında bir arada yattığı Mersin Mezarlığı’ndan söz ederek, çok etkilendiğini söylüyor.

Kendisinin de, Toros dağları gibi yüksek Hakkari dağlarında yaşadığını ve bu bölgeye yabancılık çekmediğinin; Hakkari ile Toros dağlarının insani duyarlılık ve doğayla iç içe bir kimlik oluşturmada benzer etkileri olduğunun altını çiziyor.

Bu yörenin insanlarından, Türkmenlerden, Yörüklerden söz ediyor; “onlar kadar ben de acı çekmiş bir insanım; gelin karşılıklı yaralarımızı birlikte saralım, ben uzun bir Neşet Ertaş türküsü dinlemeye geldim, isterseniz size de bir Şivan Perver türküsü dinleteyim” diyor.

Bu dil ve duyarlık insana iyi geliyor; günlük politikanın incittiği duyguları, kirlettiği ilişkileri onarıyor.

O şimdi ve elbette bundan sonra da hep bir Mersinlidir artık; kardeşimizdir; konuşmalarıyla acılarını ve sabrını, umutlarını ve hasretini bize emanet etmiştir. Bu kentte hayatımızı zenginleştiren, çileli hikayeleriyle Mersin’e göçen Kürt kardeşlerimiz kadar bizim bir parçamız olmuştur.

Zaten kendisi de bunu dillendiriyor: Mersin’i Kürt, Yörük, Hıristiyan, Arap, Alevi, Türkmen hemşerileriyle çok kültürlü, çok dilli, çok etnisiteli sosyolojik bir laboratuvar gibi Türkiye’nin bir küçük modeli olarak değerlendiriyor.

Mersin’i ve Türkiye’yi anlatırken ülkemizin renkliliğini, kültür zenginliğini, insani duyarlıklarını sahici bir sevgiyle kucaklıyor; bu duygusunu da karşıdakine hissettiriyor.

Yazar ve sinemacı donanımı içinde sosyolojik çözümleme yaparken etkileyici bir dil kullanıyor; Mersin’i gurbet kuşlarının bir araya geldiği bir yuvaya benzetiyor. Gurbette yeni bir yuva kurmanın zor olduğunu ama bu yuvada mutlu da olunabileceğini, kendisinin de kardeşlerinin yuvalarına bir çakıl taşı koymak istediğini anlatıyor.

Önyargıların bizi birbirimizden ayırdığını, düşman gördüğümüz insanlarla aslında bir elmanın iki yarısı olduğumuzu; Kürt’ün Türk’e, Türkmen’e, Yörük’ün Kürt’e benzediğini, ikisinin de yüreğinin geniş olduğunu söylüyor.

“Ben bu kente on gün önce geldim; başka biri 10 ay önce, bir diğeri 10 ya da 20 yıl önce gelmiş; ama herkes bu kente göçle gelmiş” diyor.

Hakkari’den bu kente gelenleri taşlayıp Hakkari’ye geri göndermediklerini; tersine Mersin’in tüm göçle gelenlere kucak açtığını, Suriyelilerin de bu kentte yer bulduklarını anlatıyor.

Özellikle Suriyeliler konusunda CHP’li siyasetçilerin olumsuz, ayrımcılık yaratabilecek sözleri hafızalarımızda.

Bu noktada hatırlamakta yarar var: Kılıçdaroğlu da Suriyeli sığınmacıları ülkelerine geri göndereceklerini söylüyor.

Maalesef aynı söylemi eski Gaziantep Belediye Başkanı Celal Doğan’ın da Antep için söylemesi çok üzücü.

Maraş’ta ve Antep’te olan bir takım üzücü olayları hatırlıyoruz.

Mersin’in bazı kent dinamiklerinin sorumsuz demeçlerine ve bazı çevrelerin kışkırtmalarına rağmen, Mersin hoşgörü ve barış anlayışı ve Mersinlilerin sağduyusu ile bugüne kadar herhangi bir kötü olay gerçekleşmemiştir.

Mersin iki asırdır göçle gelen herkesle ekmeğini paylaşmıştır; Mersin’de herkes kendisine iş ve aş bulmuş, karşılıklı anlayış ve birbirini kabullenmeyle barış içinde yaşamışlardır.

Muhsin Kızılkaya, bu konuda da sağduyulu, barışçı ve ötekileştirmeyen bir dil kullanıyor.  

İktidar partisi Milletvekili adayı olarak hiçbir vaatte bulunmuyor ve ekliyor: “Ben yol, köprü yapacağız demeyeceğim; ama gönülleri kırılmış insanlar arasında köprü kuracağım”.

 

Yeni Türkiye’yi anlatıyor:

Türk pasaportunun özgürce kullanıldığını,

Almanya’da gururla dolaşıldığını,

Kürdün dilini özgürce kullandığını,

Hastanede rehin kalınmadığını,

Şırnak’a uçakla gidilebildiğini,

Hakkari’ye 300 yataklı hastane yapıldığını,

70 yıl yapılmayan Hakkari yolunun nihayet yapıldığını,

Karşı görüştekilerin de elini kardeşi gibi sıkıp onları kucakladığını sevinçle dile getiriyor.

 

Kendilerinin Kızılkaya soyadı dikkatimi çekiyor. Hakkari Dağlarını Toroslara benzetmişti ya; benim de başka bir ilginç ayrıntı aklıma geliyor: Gülnar’da da birçok kişinin, Hakkari çevresindeki “kaya” soyadı gibi “taş” ekli soyadları var. Deliktaş, Demirtaş, Karataş, Donuktaş vs… Bir kardeşlik köprüsü olarak not düşüyorum.

Muhsin Kızılkaya Kürtçe bir şiir duyduğunda Türkçeye çevirmek istediğini, Türkçe bir roman okuduğunda onu da Kürtçeye çevirmek istediğini anlatıyor.

Rüyalarını hem Türkçe, hem Kürtçe görebilmesinin güzelliğinden söz ediyor.

Bunlar, bu hasret ve duyarlık… unuttuğumuz ne çok şeyi yutkunarak hatırlıyoruz.

Bence onunla yüz yüze gelen, ona dokunan ve ses mesafesinde ilişki kuran herkes televizyonda gördükleri, tanıdıkları Muhsin Kızılkaya’dan çok daha kardeş birini görecektir.

O, Mersin’in kardeşliğe, hoşgörüye dayalı ve ötekileştirmeyen demokrasi kültürünü zaten içselleştirmiş bir zihin haritasına sahiptir; siyasi zekasıyla, edebi gücüyle, insan sevgisiyle, barış özlemiyle yoğurduğu o kocaman dünyasına tanıklık ettikçe de aklımızın, kalbimizin ve dilimizin onarıldığını fark edeceksiniz.

Muhsin Kızılkaya’yıbir seçim zamanında, bu kenti temsil için görev isterken yakından tanıma fırsatımız oldu. Ama o belli ki duygusu, bilgisi, kederli hatıraları ve onurlu başarılarıyla bu kentin yeni hemşerisidir. Şiddetin köreltmediği bakıştır; öfkenin karartmadığı dildir; Hakkari’nin onurlu dağlarından Mersin’in kardeş kıyılarına armağan Kürtçe bir ezgidir. O’nu Türkçe bir zılgıtla kucaklıyorum ve

“kendi evine hoş geldin hemşerim Muhsin Kızılkaya!” diyorum.

 

HARUN ARSLAN

 
26 Nisan 2015 Pazar 15:19
 
 
(0 Yorum Yapıldı)Yorumlar
<p>Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.</p>
 
Bu Kategorideki Diğer Haberler
 
KDV sistemi değişiyorToroslarda yüzme kursları başladıToroslar’da, Yapılandırma Başvuruları BaşladıGüneş Doğarken İşçilerle Sabah MesaisindeTarih, doğa, deniz, güneş, müzik ve dans kansere karşı birleştiİçel Soroptimist Kulübü, 'Obezite ile Savaş' semineri düzenledi.Bisiklet durursa hayat dururTarsus Sev’in Robotik Takımı’na İki Ödül BirdenMobbing ve Hukuksal Boyutu Ele AlındıGüzel Konuşma ve Diksiyon
MTSO’ya teşekkür belgesiMenderes Gönüllü Evi, Mezitli'nin Filizleri ailesine katıldı
 
 
Yazarlar
Yazarlar RSS Beslemesi
 
 
 
Get our toolbar!
 
Gazete Manşetleri
 
 
Namaz Vakitleri
 
  • İmsak04:10
  • Güneş05:54
  • Öğlen12:56
  • İkindi16:40
  • Akşam19:38
  • Yatsı21:08
 
Anket
.
 
İddaa
 
Lig Puan Durumu
 
Takımlar
O
G
B
M
P
1
Galatasaray
1
1
0
0
3
2
Malatyaspor
1
1
0
0
3
3
Kasımpaşa
1
1
0
0
3
4
Beşiktaş
1
1
0
0
3
5
Trabzonspor
1
1
0
0
3
6
Akhisar Bld.
1
1
0
0
3
7
Başakşehir
1
1
0
0
3
8
Fenerbahçe
1
0
1
0
1
9
Göztepe
1
0
1
0
1
10
Gençlerbirliği
1
0
1
0
1
11
Karabük
1
0
1
0
1
12
Konyaspor
1
0
0
1
0
13
Bursaspor
1
0
0
1
0
14
Sivasspor
1
0
0
1
0
15
Alanyaspor
1
0
0
1
0
16
Osmanlıspor
1
0
0
1
0
17
Antalyaspor
1
0
0
1
0
18
Kayserispor
1
0
0
1
0
 
Şampiyonlar Ligi
 
UEFA Avrupa Ligi
 
Alt Lig
 
 
Tarihte Bugün
1235 - Lozan'da büyük yangın.
1789 - Liège'de (Belçika) ihtilal.
1868 - Fransız astronom Pierre Jules César Janssen helyum elementini keşfetti.
1877 - Asaph Hall, Mars'ın uydusu Phobos'u keşfetti.
1917 - Büyük Selanik yangını: şehrin %30'dan fazlası harab oldu, 70.000 kişi evsiz kaldı.
1920 - ABD'de kadınlara oy hakkı tanındı.
1944 - Yahudiler Fransa'daki toplama kampı Drancy'den kurtuldular.
1950 - Belçika Komünist Partisi başkanı Julien Lahaut, suikast sonucu öldürüldü.
1958 - Vladimir Nabokov'un romanı Lolita ABD'de yayımlandı.
1964 - Türk güreşçiler Tokyo Olimpiyatları'nda 2 altın, 3 gümüş ve 1 bronz madalya kazandılar.
1971 - Vietnam Savaşı: Avustralya ve Yeni Zelanda, askerlerini Vietnam'dan çekme kararı aldılar.
1983 - Alicia kasırgası Texas sahillerini vurdu; 22 kişi öldü.
1989 - Tadeusz Mazowiecki Polonya'da Doğu Avrupa'nın komünist olmayan ilk hükümetinin ilk başbakanı oldu.
1998 - Ekonomik krize düşen Rusya bütün dış borç ödemelerini durdurma kararı aldı.
1999 - 17 Ağustos Depremi
2007 - Atlas Jet'e ait bir yolcu uçağı kaçırıldı. Hiçbir can ve mal kaybının olmadığı kaçırma eyleminin ABD' yi protesto etmek amacıyla yapıldığı belirlendi. Uçak Antalya Havalimanı'na indirildi.
 
Arşiv
 
Bumerang - Yazarkafe
 
Süper Loto
17.08.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu202338424850
 
On Numara
14.08.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu05070910192335374043444651525455606162707475
 
Sayısal Loto
12.08.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu030810184548
 
Şans Topu
16.08.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu020405113105
 
 
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji