10 Şubat’ta Dünya ‘Bakliyat Günü’nü Kutlayacak

Ana Sayfa » Güncel » Mersin’e Bir “Muhsin Kızılkaya” Geldi... Harun Arslan yazdı

Mersin’e Bir “Muhsin Kızılkaya” Geldi... Harun Arslan yazdı

Bence onunla yüz yüze gelen, ona dokunan ve ses mesafesinde ilişki kuran herkes televizyonda gördükleri, tanıdıkları Muhsin Kızılkaya’dan çok daha kardeş birini görecektir.

 
 
Mersin’e Bir “Muhsin Kızılkaya” Geldi... Harun Arslan yazdı

Son 15 yıldır bütün genel ve yerel seçimleri yakından takip eder, adayların tüm seçim konuşmalarını dinler, inceler ve yorumlarım.

Genelde seçim konuşmaları maddi dünyaya ilişkin sorunlar etrafında, ikna etmeye odaklı, vaatlerle dolu, sempatik görünmeye çalışılan, diğer partileri suçlayan konuşmalardır. Metafizik değerlerden ve dilsel özenden anlatımdan uzak, sahici duygudan uzak bu tür konuşmaları dinlersiniz, çok da etkilenmezsiniz.

Özel olarak da beni insanî değerler, moral kıymetler açısından sarsan ve hayatı yeniden düşünmemi gerektiren bir cümle bile hatırlamıyorum. Politikanın gündelik yavan dili içinde dönüp duran sahte heyecanlar, öfkeler, kaygılar ve vaatler akıp giderdi.

Bütün bu yıllara dayalı inancım, “bir özel insanın” dili, duygusu, sahici söylemi ve hayata dokunan insanî kaygıları karşısında sarsıldı; işte dedim, bu paslı politik dünyanın kirli ve sahte konuşma alışkanlığını kıracak, insan için dertlenen ve bunu politik bir çabasının merkezine almış gerçek bir entelektüel ses !

Mersin Milletvekili Adaylarından Muhsin Kızılkaya’yı televizyon konuşmalarındaki sakin üslubu, zeki polemikleri, özgüvenli ve mantıklı görüşleri, fikirlerini cesurca ifade etmesiyle tanıyordum.

Mersin’de birkaç gün önce idi; aynı gün ilk radyo seçim konuşmasını dinledim, bir televizyon sohbetini izledim.

Hemen şöyle düşündüm: Bu, şimdiye kadar dinlediğim yüzlerce seçim konuşmasının içinde beni böylesine etkileyen ilk örnek... Dinlerken kaçınılmaz biçimde duygulandığımı, gözlerimin dolduğunu fark ettim.

Nice zorluklar, acılar, eziyetler, haksızlıklar içinde   geçen bir hayatı dinliyorduk; ama anlatıcıda en küçük bir isyan, kin, düşmanlık duygusu yoktu; tam tersine hoşgörü çağrısıyla örülü, barışa ve sevgiye çağıran bir ses yayılıyordu. Herkese dostça yaklaşan, iyilikle bakan bir insan diğer partilerle ve adaylarla ilgili tek bir kötü söze gönül indirmeden, kendi dünyasını bizlerle paylaşıyordu. Politikanın o hoyrat, incitici ve soğuk dili yerine insanî duyarlıklarla genişleyen bir akla ve vicdana tanıklık ediyorduk.

Muhsin Kızılkaya şimdi siyaset sahnesinde hiç alışık olmadığımız bir güzelliğin, ahlâkın ve olgun bir çağrının kurulması için dil döküyordu.

Zorluklarla geçen yaşamında eğitimi için küçük yaşlarda ailesinden ayrılmış, Siyasal Bilgiler Fakültesinde Kamu Yönetimi eğitimi almış; daha sonra gazetecilik, yazarlık, reklamcılık, senaryo danışmanlığı yapmış.

Sinema ve tiyatro çalışmalarında bulunmuş, Yılmaz Erdoğan’ la birlikte birçok çalışması olmuş; eğitimci kimliğiyle de bazı sanatçıların yetişmesine katkıda bulunmuş.

Hepimizin belleğinde sıcak çağrışımlarla korunan “vizontele” filmini Yılmaz Erdoğan’la birlikte sinemamıza armağan ediyor.

15 yayınlanmış kitabı ve çok sayıda çeviri eseri var.

Habertürk ve TRT televizyonlarında çalışmış.

Yani karşımızda, onca kahırlı koşulları aşarak başarılı olmuş bir hayat var; sakin, bilge, insana dair her şeye sonuna kadar açık bir entelektüel vicdan…

Önce Mersin’de farklı dinlerden hemşerilerin sonsuz uykularında bir arada yattığı Mersin Mezarlığı’ndan söz ederek, çok etkilendiğini söylüyor.

Kendisinin de, Toros dağları gibi yüksek Hakkari dağlarında yaşadığını ve bu bölgeye yabancılık çekmediğinin; Hakkari ile Toros dağlarının insani duyarlılık ve doğayla iç içe bir kimlik oluşturmada benzer etkileri olduğunun altını çiziyor.

Bu yörenin insanlarından, Türkmenlerden, Yörüklerden söz ediyor; “onlar kadar ben de acı çekmiş bir insanım; gelin karşılıklı yaralarımızı birlikte saralım, ben uzun bir Neşet Ertaş türküsü dinlemeye geldim, isterseniz size de bir Şivan Perver türküsü dinleteyim” diyor.

Bu dil ve duyarlık insana iyi geliyor; günlük politikanın incittiği duyguları, kirlettiği ilişkileri onarıyor.

O şimdi ve elbette bundan sonra da hep bir Mersinlidir artık; kardeşimizdir; konuşmalarıyla acılarını ve sabrını, umutlarını ve hasretini bize emanet etmiştir. Bu kentte hayatımızı zenginleştiren, çileli hikayeleriyle Mersin’e göçen Kürt kardeşlerimiz kadar bizim bir parçamız olmuştur.

Zaten kendisi de bunu dillendiriyor: Mersin’i Kürt, Yörük, Hıristiyan, Arap, Alevi, Türkmen hemşerileriyle çok kültürlü, çok dilli, çok etnisiteli sosyolojik bir laboratuvar gibi Türkiye’nin bir küçük modeli olarak değerlendiriyor.

Mersin’i ve Türkiye’yi anlatırken ülkemizin renkliliğini, kültür zenginliğini, insani duyarlıklarını sahici bir sevgiyle kucaklıyor; bu duygusunu da karşıdakine hissettiriyor.

Yazar ve sinemacı donanımı içinde sosyolojik çözümleme yaparken etkileyici bir dil kullanıyor; Mersin’i gurbet kuşlarının bir araya geldiği bir yuvaya benzetiyor. Gurbette yeni bir yuva kurmanın zor olduğunu ama bu yuvada mutlu da olunabileceğini, kendisinin de kardeşlerinin yuvalarına bir çakıl taşı koymak istediğini anlatıyor.

Önyargıların bizi birbirimizden ayırdığını, düşman gördüğümüz insanlarla aslında bir elmanın iki yarısı olduğumuzu; Kürt’ün Türk’e, Türkmen’e, Yörük’ün Kürt’e benzediğini, ikisinin de yüreğinin geniş olduğunu söylüyor.

“Ben bu kente on gün önce geldim; başka biri 10 ay önce, bir diğeri 10 ya da 20 yıl önce gelmiş; ama herkes bu kente göçle gelmiş” diyor.

Hakkari’den bu kente gelenleri taşlayıp Hakkari’ye geri göndermediklerini; tersine Mersin’in tüm göçle gelenlere kucak açtığını, Suriyelilerin de bu kentte yer bulduklarını anlatıyor.

Özellikle Suriyeliler konusunda CHP’li siyasetçilerin olumsuz, ayrımcılık yaratabilecek sözleri hafızalarımızda.

Bu noktada hatırlamakta yarar var: Kılıçdaroğlu da Suriyeli sığınmacıları ülkelerine geri göndereceklerini söylüyor.

Maalesef aynı söylemi eski Gaziantep Belediye Başkanı Celal Doğan’ın da Antep için söylemesi çok üzücü.

Maraş’ta ve Antep’te olan bir takım üzücü olayları hatırlıyoruz.

Mersin’in bazı kent dinamiklerinin sorumsuz demeçlerine ve bazı çevrelerin kışkırtmalarına rağmen, Mersin hoşgörü ve barış anlayışı ve Mersinlilerin sağduyusu ile bugüne kadar herhangi bir kötü olay gerçekleşmemiştir.

Mersin iki asırdır göçle gelen herkesle ekmeğini paylaşmıştır; Mersin’de herkes kendisine iş ve aş bulmuş, karşılıklı anlayış ve birbirini kabullenmeyle barış içinde yaşamışlardır.

Muhsin Kızılkaya, bu konuda da sağduyulu, barışçı ve ötekileştirmeyen bir dil kullanıyor.  

İktidar partisi Milletvekili adayı olarak hiçbir vaatte bulunmuyor ve ekliyor: “Ben yol, köprü yapacağız demeyeceğim; ama gönülleri kırılmış insanlar arasında köprü kuracağım”.

 

Yeni Türkiye’yi anlatıyor:

Türk pasaportunun özgürce kullanıldığını,

Almanya’da gururla dolaşıldığını,

Kürdün dilini özgürce kullandığını,

Hastanede rehin kalınmadığını,

Şırnak’a uçakla gidilebildiğini,

Hakkari’ye 300 yataklı hastane yapıldığını,

70 yıl yapılmayan Hakkari yolunun nihayet yapıldığını,

Karşı görüştekilerin de elini kardeşi gibi sıkıp onları kucakladığını sevinçle dile getiriyor.

 

Kendilerinin Kızılkaya soyadı dikkatimi çekiyor. Hakkari Dağlarını Toroslara benzetmişti ya; benim de başka bir ilginç ayrıntı aklıma geliyor: Gülnar’da da birçok kişinin, Hakkari çevresindeki “kaya” soyadı gibi “taş” ekli soyadları var. Deliktaş, Demirtaş, Karataş, Donuktaş vs… Bir kardeşlik köprüsü olarak not düşüyorum.

Muhsin Kızılkaya Kürtçe bir şiir duyduğunda Türkçeye çevirmek istediğini, Türkçe bir roman okuduğunda onu da Kürtçeye çevirmek istediğini anlatıyor.

Rüyalarını hem Türkçe, hem Kürtçe görebilmesinin güzelliğinden söz ediyor.

Bunlar, bu hasret ve duyarlık… unuttuğumuz ne çok şeyi yutkunarak hatırlıyoruz.

Bence onunla yüz yüze gelen, ona dokunan ve ses mesafesinde ilişki kuran herkes televizyonda gördükleri, tanıdıkları Muhsin Kızılkaya’dan çok daha kardeş birini görecektir.

O, Mersin’in kardeşliğe, hoşgörüye dayalı ve ötekileştirmeyen demokrasi kültürünü zaten içselleştirmiş bir zihin haritasına sahiptir; siyasi zekasıyla, edebi gücüyle, insan sevgisiyle, barış özlemiyle yoğurduğu o kocaman dünyasına tanıklık ettikçe de aklımızın, kalbimizin ve dilimizin onarıldığını fark edeceksiniz.

Muhsin Kızılkaya’yıbir seçim zamanında, bu kenti temsil için görev isterken yakından tanıma fırsatımız oldu. Ama o belli ki duygusu, bilgisi, kederli hatıraları ve onurlu başarılarıyla bu kentin yeni hemşerisidir. Şiddetin köreltmediği bakıştır; öfkenin karartmadığı dildir; Hakkari’nin onurlu dağlarından Mersin’in kardeş kıyılarına armağan Kürtçe bir ezgidir. O’nu Türkçe bir zılgıtla kucaklıyorum ve

“kendi evine hoş geldin hemşerim Muhsin Kızılkaya!” diyorum.

 

HARUN ARSLAN

 
26 Nisan 2015 Pazar 15:19
 
 
(0 Yorum Yapıldı)Yorumlar
<p>Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.</p>
 
Bu Kategorideki Diğer Haberler
 
Toroslarda yüzme kursları başladıToroslar’da, Yapılandırma Başvuruları BaşladıGüneş Doğarken İşçilerle Sabah MesaisindeTarih, doğa, deniz, güneş, müzik ve dans kansere karşı birleştiİçel Soroptimist Kulübü, 'Obezite ile Savaş' semineri düzenledi.Bisiklet durursa hayat dururTarsus Sev’in Robotik Takımı’na İki Ödül BirdenMobbing ve Hukuksal Boyutu Ele AlındıGüzel Konuşma ve Diksiyon
MTSO’ya teşekkür belgesiMenderes Gönüllü Evi, Mezitli'nin Filizleri ailesine katıldıMiniklerden Büyük Nağmeler
 
 
Yazarlar
Yazarlar RSS Beslemesi
 
 
Get our toolbar!
 
Gazete Manşetleri
 
 
Namaz Vakitleri
 
  • İmsak03:34
  • Güneş05:31
  • Öğlen12:58
  • İkindi16:49
  • Akşam20:06
  • Yatsı21:47
 
Anket
.
 
İddaa
 
Lig Puan Durumu
 
Takımlar
O
G
B
M
P
1
Akhisar Bld.
0
0
0
0
0
2
Antalyaspor
0
0
0
0
0
3
Konyaspor
0
0
0
0
0
4
Alanyaspor
0
0
0
0
0
5
Beşiktaş
0
0
0
0
0
6
Bursaspor
0
0
0
0
0
7
Evkur Yeni Malatyaspor
0
0
0
0
0
8
Fenerbahçe
0
0
0
0
0
9
Galatasaray
0
0
0
0
0
10
Gençlerbirliği
0
0
0
0
0
11
Göztepe
0
0
0
0
0
12
K.D.Ç. Karabük
0
0
0
0
0
13
Kasımpaşa
0
0
0
0
0
14
Kayserispor
0
0
0
0
0
15
Başakşehir
0
0
0
0
0
16
Osmanlıspor FK
0
0
0
0
0
17
Sivasspor
0
0
0
0
0
18
Trabzonspor
0
0
0
0
0
 
Şampiyonlar Ligi
 
UEFA Avrupa Ligi
 
Alt Lig
 
 
Tarihte Bugün
1402 - Ankara Savaşı: Yıldırım Bayezid ile Timur arasında, Ankara'nın Çubuk Ovası'nda yapılan savaş.
1871 - British Columbia, Kanada federasyonuna katıldı.
1881 - Amerika Birleşik Devletleri ordularına karşı savaşan son Yerli kabile şefi olan Sioux kabilesi lideri Oturan Boğa teslim oldu.
1903 - Ford ilk arabasını üretti.
1916 - I. Dünya Savaşı: Rus askerleri Ermenistan'ın Gumiskhanek kentini ele geçirdi.
1921 - New York ile San Francisco arasında hava yolu ile posta servisi başladı.
1936 - Montrö Boğazlar Sözleşmesi imzalandı.
1940 - Danimarka, Birleşmiş Milletler'den ayrıldı.
1944 - II. Dünya Savaşı: Adolf Hitler'e, Alman ordusundan bir albayın (Claus von Stauffenberg) önderliğinde, başarısız olarak sona eren 20 Temmuz suikasti gerçekleştirildi.
1949 - İsrail ve Suriye, 19 ay süren savaşın ardından barış antlaşması imzaladı.
1951 - Ürdün Kralı I. Abdullah, Cuma namazı sırasında bir Filistinli tarafından öldürüldü.
1960 - Seylan'da (şimdiki Sri Lanka), Sirimavo Bandaranaike, dünyanın seçimle iş başına gelen ilk kadın başbakanı oldu.
1964 - Vietnam Savaşı: Vietkong askeri birlikleri Cai Be'ye saldırdı: 11 Güney Vietnam'lı askeri personel ile 30'u çocuk 40 sivili öldürdü.
1965 - Moskova'ya yaptığı ziyaretten dönen Başbakan Suat Hayri Ürgüplü, Sovyetler Birliği'nin Türkiye'ye ekonomik yardımda bulunacağını açıkladı.
1969 - Tarihte ilk kez insanlı bir uzay aracı Ay'a ulaştı. Apollo 11 Ay yüzeyine indi. Astronot Neil Armstrong Ay'a ilk ayak basan insan oldu.
1973 - Filistinli militanlar, Amsterdam'dan Japonya'ya giden Japon havayollarına ait bir yolcu uçağını kaçırarak Dubai'ye indirdiler.
1974 - Kıbrıs Barış Harekatı: Türk Silahlı Kuvvetleri'nin Garanti Anlaşması'nın III. maddesine istinaden gerçekleştirdiği askerî harekâtın başlangıcı.
1976 - Viking-1, 11 ay süren yolculuktan sonra Mars'a kondu ve Dünya'ya fotoğraflar aktarmaya başladı.
1980 - Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi, üye ülkelerin Kudüs'ü İsrail'in başkenti olarak tanımamaları gerektiğine 14-0 oyla karar verdi.
1984 - Penthouse dergisi çıplak fotoğraflarını yayımlayınca, Miss America yarışması yetkilileri, Vanessa Lynn Williams'tan tacını iade etmesini istedi.
1994 - Kuyruklu yıldız Shoemaker Levy 9'un parçaları Jüpiter'e çarptı.
1996 - İspanya: ETA bir havaalanına bomba attı: 35 kişi öldü.
2001 - Londra Borsası halka açıldı.
2002 - Lima'daki (Peru) bir diskotekte çıkan yangında 25 kişi öldü.
2005 - Kanada, aynı cinsler arasında evliliğe izin veren dördüncü ülke oldu.
 
 
Arşiv
 
Bumerang - Yazarkafe
 
Süper Loto
13.07.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu242728363940
 
On Numara
17.07.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu02060708141622232526273550515661656869737478
 
Sayısal Loto
15.07.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu060711224142
 
Şans Topu
19.07.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu082224283006
 
 
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji