Mart ayında işsizlik oranı düştü

Ana Sayfa » Kültür & Sanat » Mersin’i Sevmek Ve Mersinlilik Ruhu... Mehmet Mazak yazdı

Mersin’i Sevmek Ve Mersinlilik Ruhu... Mehmet Mazak yazdı

Mersinli kimdir? Mersin şehir ruhu kimlerde vardır? Mersinlilik bilinci ve kültürü nasıl bir şeydir?

 
 
Mersin’i Sevmek Ve Mersinlilik Ruhu... Mehmet Mazak yazdı

Hayatımın beşte üçü doğduğum büyüdüğüm şehrim Mersin’in dışında geçti benim. Şehrimden, ilk göz ağrımdan ne kadar uzak mesafede de olsam da gönül ikliminde şehrimin havasını teneffüs edip, soğuk pınarlarından su içip, Torosların soğuk rüzgârlarını ve karayelini şakaklarımda hissetmişimdir her daim. Çocukluk ve gençlik yıllarımın limon kokulu hatıralarında, bir Akdeniz insanı olarak şehrime ve köyüme karşı hep muhabbet beslemişimdir.

Hemşerimiz Ümit Yaşar Oğuzcan’ın ifadesi ile;

“Günlerim ne iyi geçti Mersin'de,

Alabildiğine deniz, sonra sen…

Bir daha dünyaya gelirsem eğer,

İsterim ömrümün her senesinde
Günlerim hep böyle geçsin Mersin'de”

Dizelerinin geçmiş Mersin hatıralarımın bende şehrime karşı sevgi ve şehir bilincinin oluşmasında ne kadar büyük tesir ettiğini yıllar geçtikte daha iyi anlıyorum. Gurbeti yüreğinde harmanlayan biri olarak Mersin şehrine karşı sevgimi ilk aşkım olduğunu, ancak kavuşamadığım bir sevgili edasında “yarım kalan sevdamız” şeklinde dile getirmekteyim.

1990’ın henüz başında Mersin’den İstanbul’a okumak için gelmiş ve okul sonrası iş hayatıyla birlikte sevgilisine kavuşmuş bir aşık misali İstanbul’u mesken tutmuş biri olarak o günden bu yana uzun yıllar seneler geçse de ömrümüzden, doğup büyüdüğümüz şehre olan özlem ve sevgimiz hiç eksik olmamıştır.

Mersinli kimdir? Mersin şehir ruhu kimlerde vardır? Mersinlilik bilinci ve kültürü nasıl bir şeydir? Bu soruları çoğaltabiliriz.

Yaklaşık otuz yıldır İstanbul’da yaşayan bir Mersinli olarak binlerce hemşerimiz ile yüz yüze görüşmüş biri olarak üzülerek ifade edeyim ki, Mersinlilik bilinci ve kültürümüz çok zayıf bulunmaktadır. İstanbul’da karşılaştığınız bir Mersinli hemşerinize nerelisiniz diye sorsanız Tarsus’luyum, Erdemli’liyim, Silifke’liyim, Mut’luyum, Gülnar’lıyım, Anamur’luyum vb. ifadeleri duyacaksınız kulaklarınızla. Hâlbuki başka bir bölge ve şehirde iseniz önce Mersin, sonra ilçe ve kasaba söylenmelidir. Mersin, doğup büyüdüğümüz baba ocağının öznesi olmak zorunda sonra ilçe, kasaba ve köy gelmelidir.

İstanbul’da yaşayan Tarsus, Silifke, Mut, Anamur ve Gülnar’lılar öncelik olarak Mersin değil ilçelerinin adını söylemektedir. Son yıllarda buna Erdemli’lilerde uymaya başladılar. 1990’lı yıllardan bu yana bütün kimliğim ve benliğimle her yerde ve her platformda Mersinli kimliğimi öne çıkarmadan ve şehrimin ruhunu bulunduğum ortamlara taşımaktan mutlu olmuşumdur.

Aynalı Göl Mağarası, Alahan Manastırı, Yerköprü Şelalesi, Kızkalasi, Cennet Cehennem, Kayacı Vadisi, Klopatra Kapısı, Ashabulkeyf Mağarası, Namrun Yaylası… buralar Mersin’imizin ruhu ve kültürü yansıtan yerler olarak önce Mersin şehrinin sonra bulunduğu ilçe, kasaba ve köye ait değerlerdir. Değerlerimizi ve kıymetlerimizi küçük düşüncelere hapis etmememiz lazım.

Evet tarihsel ve kültürel derinlik olarak Mersin ismi Tarsus, Silifke, Mut, Anamur ve Gülnar’ın gerisinde olabilir, velakin bu ilçelerin idari merkezi olarak Mersin özne olmayı gerektiriyor. 1933 yılından itibaren şehrin isminin “İÇEL” olmasından dolayı uzun yıllar Mersin ismi arka planda kalmış, bütün coğrafyayı kucaklamayan bir statüde kalmıştır. 28 Haziran 2002 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan 4764 sayılı Kanunla İçel ismi yerine bütün şehrin coğrafi alanlarını kapsayacak isim olarak Mersin denmiştir. Dolayısı ile bulunduğumuz her mekân ve toplumda Mersin kimliğini, kültür ve medeniyetinin temsilcisi olduğumuzu ifade etmekten kaçınmamalıyız.

Bölgemizin halk ozanı Karacaoğlan bir deyişinde şöyle der;

“İndim seyran ettim Firengistan'ı

İlleri var, bizim ile benzemez

Levin tutmuş goncaları açılmış

Gülleri var, bizim güle benzemez”

Mersin kendine has kokusu, dokusu ve folklorü ile hiç kıyaslanamayacak bir tarzı olan şehir olarak karşımıza çıkar. Karacaoğlan asırlar önce söylemiş bunları, biz bugün tekrarlıyoruz bu sözleri.

Her şehrin, her ülkenin, her toplumun kendine has dokusu ve kültürü vardır amma Mersin’in ılık Akdeniz ve sert Toros iklimleri ile melezleşmiş bir kendine özgü değerleri, kültürel biçimi ülkemizin hiçbir şehrinde göremeyeceğiniz bir zenginlik olarak karşımıza çıkar.

Karacaoğlan bir başka şiirinde;

“Çukurova bayramlığın giyerken
Çıplaklığın üzerinden soyarken
Şubat ayı kış yelini kovarken
Cennet demek sana yakışır dağlar” diyerek bu memleketin dünya cenneti olduğunu bizlere öğütlemiştir asırlar öncesinden.

Peki öyle ise Mersin ruhu ve kimliği diyoruz nedir bu şehirlilik kavramı? Şehir kimliği; “şehir imajını etkileyen; her şehirde farklı ölçek ve yorumlarla kendine özgü nitelikler taşıyan; fiziksel, kültürel, sosyo-ekonomik, tarihsel ve biçimsel faktörlerle şekillenen; şehirliler ve onların yaşam biçiminin oluşturduğu; sürekli gelişen ve sürdürülebilir şehir kavramını yaşatan; geçmişten geleceğe uzanan büyük bir sürecin ortaya çıkarttığı anlam yüklü bütünlüktür” diye tarif edilmektedir.

Her şehrin kendisine has sosyo- ekonomik, mimari ve kültürel yapısı vardır. Mersin’in Amanur ile Tarsus arasındaki Akdeniz sahili boyunca uzayan sıcak kanlı insanları ile Torosların sırtında ve eteğine tutunmuş sert mizaçlı hırçın güzel insanları arasında bir sentez yapmak zorundayız bu şehri ve içindekileri sevmek için.

Uzun yıllardır gözümü açtığım şehrimden Toroslardan uzakta, İstanbul gibi dünyanın en güzel şehrinde ve merkezinde yaşayan biri olarak Mersin şehrime, ,ilçelerime, köylerime, dağlarıma ve denizime olan özlem ve muhabbetimiz bizi usandırmadı. Diyor ya Mersinli Şair “Yorgun değilim, seni beklemekten, seni düşlemekten, geçen günlerden”

Şehrime olan bağlılığımı, sevgimi ve Mersin ruhunu yaşatmak için verdiğim mücadelemi ne güzel tarif etmiş Mersinli Şairimiz Özdemir İnce
“Bir kenti yaşamak ona boyun eğmektir sözleşmesiz, anlaşmasız, ne derse tek tek yapacaksın ,düşünmeden, direnmeden.” Bizim şehrimize teslimiyetimiz budur dostlar. Mersin sevginizin daim olması ve bu ruhu yaşatmanız dileğiyle.

Mehmet Mazak

 

 
 
2 Haziran 2018 Cumartesi 09:25
 
 
(0 Yorum Yapıldı)Yorumlar
<p>Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.</p>
 
Bu Kategorideki Diğer Haberler
 
Yurt içinde ikamet eden 24 milyon 804 bin kişi seyahate çıktıTrafiğe kayıtlı araç sayısı Aralık ayı sonu itibarıyla 22 218 945 oldu
Ocak ayı enflasyon rakamları belli olduKDV sistemi değişiyorToroslarda yüzme kursları başladıToroslar’da, Yapılandırma Başvuruları BaşladıGüneş Doğarken İşçilerle Sabah MesaisindeTarih, doğa, deniz, güneş, müzik ve dans kansere karşı birleştiİçel Soroptimist Kulübü, 'Obezite ile Savaş' semineri düzenledi.Bisiklet durursa hayat dururTarsus Sev’in Robotik Takımı’na İki Ödül BirdenMobbing ve Hukuksal Boyutu Ele Alındı
 
 
Yazarlar
Yazarlar RSS Beslemesi
 
 
 
Gazete Manşetleri
 
 
Namaz Vakitleri
 
  • İmsak03:12
  • Güneş05:16
  • Öğlen12:54
  • İkindi16:46
  • Akşam20:12
  • Yatsı21:59
 
Anket
Sizce Cumhurbaşkanı Kim Olmalı?
Muharrem İNCE
Meral AKŞENER
Recep Tayyip ERDOĞAN
Selahattin DEMİRTAŞ
Temel KARAMOLLAOĞLU
Doğu PERİNÇEK
 
İddaa
 
Lig Puan Durumu
 
Takımlar
O
G
B
M
P
1
Galatasaray
34
24
3
7
75
2
Fenerbahçe
34
21
9
4
72
3
Başakşehir
34
22
6
6
72
4
Beşiktaş
34
21
8
5
71
5
Trabzonspor
34
15
10
9
55
6
Göztepe
34
13
10
11
49
7
Sivasspor
34
14
7
13
49
8
Kasımpaşa
34
13
7
14
46
9
Kayserispor
34
12
8
14
44
10
Malatyaspor
34
11
10
13
43
11
Akhisar Bld.Spor
34
11
9
14
42
12
Alanyaspor
34
11
7
16
40
13
Bursaspor
34
11
6
17
39
14
Antalyaspor
34
10
8
16
38
15
Konyaspor
34
9
9
16
36
16
Osmanlıspor
34
8
9
17
33
17
Gençlerbirliği
34
8
9
17
33
18
Karabükspor
34
3
3
28
12
 
Şampiyonlar Ligi
 
UEFA Avrupa Ligi
 
Alt Lig
 
 
Tarihte Bugün
1633 - Engizisyon mahkemesince mahkum edilen Galile Kopernik'çi görüşlerini inkar etmek zorunda kaldı.
1812 - Napolyon Rusya'ya savaş açtı.
1846 - Adolphe Sax, saksofonun patentini aldı.
1911 - V. George, taç giyerek resmen İngiltere kralı oldu.
1919 - Amasya Genelgesi yayınlandı.
1925 - 20 Haziran'da İstanbul'da tutuklanan gazeteciler Doğu İstiklal Mahkemesi'nde yargılanmak üzere Diyarbakır'a gönderildi.
1939 - Adana Elektrik Şirketi satın alınarak devletleştirildi.
1941 - Almanya SSCB`yi istila etmeye başladı.(Barbarossa Harekatı)
1941 - Hırvatistan'da ilk silahlı anti faşist örgüt kuruldu.
1942 - Erwin Rommel, Tobruk'u ele geçirdikten sonra Mareşal rütbesine terfi ettirildi.
1945 - İller Bankası Kuruluş Kanunu kabul edildi.
1954 - Devlet Malzeme Ofisi kuruldu.
1976 - Kanada'da idam cezasının kaldırılması
1978 - Plüton'un uydusu Charon keşfedildi.
2002 - İran'da meydana gelen, Richter ölçeğine göre 6.5 şiddetindeki depremde 261'den fazla kişi öldü.
2006 - Makedonya'nın Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Örgütü'ne kabulü
2008 - MEB `ìn hazırlamış olduğu 7. sınıf SBS(Seviye Belirleme Sınavı)ilk kez yapıldı.
2010 - Apple iPhone HD(4G) piyasaya sürülecek.
217 - Eski Mısır ordusu Antiochos III idaresindeki Selevkos ordusunu Filistin'de bozguna uğrattı.
431 - Üçüncü Ekümenik Konsil olan Efes konsilinin İskenderiye patriği Cyrille tarafından açılışı.
 
Arşiv
 
Bumerang - Yazarkafe
 
Süper Loto
21.06.2018 Tarihli Çekiliş Sonucu021017253752
 
 
On Numara
18.06.2018 Tarihli Çekiliş Sonucu02031214151924263032363945515658616667697174
 
Sayısal Loto
16.06.2018 Tarihli Çekiliş Sonucu101522404145
 
Şans Topu
20.06.2018 Tarihli Çekiliş Sonucu040913212609
 
 
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji