İhracat Kasım ayında geçen yıla göre %5 artışla 11 milyar 952 milyon dolar oldu

Ana Sayfa » Kültür & Sanat » Modern dilenci, toplum müzisyeni... Hidayet Gürsel yazdı

Modern dilenci, toplum müzisyeni... Hidayet Gürsel yazdı

Benim hayatımın içerisinde ikinci bir B planı yok anlıyor musun? Biz sokak müzisyenleri için kayıtlı bir sağlık örgütü oluşturulsa, ne bileyim çocuğum hasta olduğu zaman götürebileceğim bir sağlık ocağı bile yok. Her sabah bir acaba ile kalkıyorum. “-Ah bugün hava yağar mı, yağarsa iş olmaz ve aç kalırız.

 
 
Modern dilenci, toplum müzisyeni... Hidayet Gürsel yazdı

Eşim doğumda vefat etti. Doktorların dediğine göre; ya eşimi ya da çocuğumu kaybedecektim.

Tabi ki o anda karar vermeniz gereken çok zor bir durum bu. Doktorun yüzüne baktım ve şöyle dedim:” İKİ CANIM YOK Kİ BİRİNİ VEREYİM.” Doktorlar ellerinden geleni yaptı ama maalesef eşimi kurtaramadılar… Kızım annesini hiç bilmedi.

        Sokakta çalmak aslında iyi bir şey. Çünkü sabit bir yerim olduğu için, etrafımda ki insanlar değişiyor sürekli.  Bar programlarına gitmiyorum çünkü bakmam gereken 5 yaşında bir kız çocuğum var. Gıda mühendisliği okudum aslında…

        Hayat hikâyesi İstanbul’da başlıyor, acısı ile tatlısı ile diyeceğiz ama acısı tatlısından hallice çok. Pek çok olmasa da, yine de mutluydum diyor. Bir döviz bürosunda ayak işlerinde çalışıp, üniversiteyi okuyor. Geceleri döviz bürosunda kalıyor, hem de ders çalışıyor.  VAZGEÇMEK ASLA KABUL EDİLEMEZ OLGUSU ile gitar çalıp şarkı söylemeye Ortaköy’de başlıyor. Hatta ilginç bir anısı var,  Ortaköy’de caminin duvarına yaslanıp, dertli dertli şarkımı çalıp söylerken, tanımadığım birileri gelip dövmüştü beni.” Cami duvarının dibinde şarkı söylenmez…” diye daha sonra orada tanıştığım arkadaşlarımla metruk, terkedilmiş tuğla bir bina yıkıntısında kalmaya başladık. Bütün eşyamız süngeri çıkmış yanık bir yatak ve bir tarafı kırık eğri duran bir ikili koltuk. Biz üçümüz orada yatardık. Pencere tarafına çöp poşetini çivi ile çakıp, dışarıdan gelen soğuk havayı kısmen de olsa kesmeye çalışırdık. Bir valizim vardı evden ayrılırken aldığım, içinde temiz kıyafetlerim olan. Gitar çalmaya gideceğim zaman, valizden temiz kıyafetimi giyerdim. İnsanların karşısına en düzgün en temiz kıyafetimle çıkmaya gayret ederdim. Çünkü benim iç dünyamın ne kadar düzgün, derli toplu olduğunu ve bu hayatta dimdik durabildiğimi göstermek için, kendime vermiş olduğum bir sözdü bu.  ASLA YILMAYACAKTIM. Sabah kahvaltım, bakkalların erken saate önüne kasa ile bırakılan ekmeklerdi. Hangi bakkalın önüne hangi saatte ekmek bırakılacağını öğrenmiştim artık. Yani anlayacağınız ekmek çalmak demeyelim de aç kalmamak için almak zorundaydım. İstanbul; kimseniz yoksa sizi yutardı ya da sen İstanbul’u yutacaktın ölmemek için.

        Bir gün her zamankinden çok fazla paraya ihtiyacımız var. Ve dışarıda bardaktan boşanırcasına bir yağmur yağıyor. Üstümde paltom ama sırılsıklam ıslanmışım. Aklım gitarımda…. Gitarın tellerine su değmemesi gerekiyor, ıslanırsa at yenisi al ama nerede o lüks, ben yiyecek ekmeği bile bulamıyorum. Çalmak zorundayım nasıl bir yağmur yağıyor caddeden geçen herkesin şemsiyesi açık, sevdikleri ile yanımdan geçip gidiyorlar… Gözlerimden akan yaşlar ve yağmurun kirpiklerimden akıp gitmesi karışıyor birbirine, artık ıslanmış olmamın hiçbir önemi ve anlamı kalmıyor. O andan sonra, canım yanar gibi söylüyorum caddede bir ben birde yağmur, ikimiz baş başa kalıyoruz…

Ölüm çoğu kez yanımdan geçti, hatta beraber atladık Boğaz’ın serin sularına…

        O gün akşamı ıslak ıslak uyumuşum bizim o metruk, tuğladan bozma inşaatın içinde. Sabah gözlerimi açamıyorum. Deli gibi bir ateş ve bütün her yanım yanıyor. Beraber kaldığım o arkadaşlar dürtüyor beni ama gözümü açamıyorum ki. Sanki ölüm gibi bir şeydi o an. Ve arkadaş dediğim o insanlar beni bırakıp gidiyorlar. O gün denize attım kendimi Ortaköy sahilinden. Kim kurtardı hatırlamıyorum. İlk orada tanıdım ölümü ben…  Hayatımda bir şeyler tam olacakken hep bir şekilde eksik kalıyordu.  Sonra eşimi tanıdım. Beni hayata bağlayan kadını. Bir kitapta diyor ki : “mutluluk o kadar çok parçadan oluşmuştur ki, içinden bir parçası mutlaka hep eksiktir. “  ya o eksik parçayı arayacaksın, ya da elinde kalan parçalarla mutlu olmasını öğreneceksin. Benimde elimde kalan parçam kızım oldu bu mutluluktan. Eşimi kaybetmenin yokluğunu, kızımın doğumuyla sarmayı öğrenmiştim.

Yazıyorum: Forum AVM bölgesinde müzik yapanları epey uzun bir süreden beri gözlemliyorum. İçlerinde sen, sesinin parlaklığı gürlüğü ve güzelliği ile diğerlerinden ayrılıyorsun?

Forum AVM Gitarist Ömer: Müzik yapanların içinde en eskisi ve en yaşlısı benim. Tek başıma çalıp söylediğim içinde, içlerinde yine en sadesi benim. Mersin’in birçok farklı bölgesinde çalıp söyledim. Daha sonra neden Forum alış veriş merkezinin içerisinde olmasın dedim? Ve aradan geçen uzun uzun yıllar… Evet, FORUM AVM ve ben ayrılmaz ikili olduk. :-)

Y:  Her müzisyenin olduğu gibi, benimde geçmişimde sokak müzisyenliği vardır. Sokakta çalmak gerçekten yürek ister. İnsanların tepkileri acımasız ve gerçekçi olur. Hakikatten çok beğenenler gelir tebrik eder ve bir o kadarda beğenmeyen gelip yüzüne direk şöyleyi verir laflarını. Yaptığın işi gerçekten çok tebrik ve takdir ediyorum. Forum AVM ’nin çevresine ve çehresine inan çok şey katıyorsun müziğin ile.

F.AVM G.Ö:  İşte en büyük korkuma parmak bastın. Diyelim bir şey oldu Forum’u kapattılar. İşte benim hayatımın içerisinde ikinci bir B planı yok anlıyor musun? Biz sokak müzisyenleri için kayıtlı bir sağlık örgütü oluşturulsa, ne bileyim çocuğum hasta olduğu zaman götürebileceğim bir sağlık ocağı bile yok. Her sabah bir acaba ile kalkıyorum. “-Ah bugün  hava yağar mı, yağarsa iş olmaz ve aç kalırız. Mesela bugün büyük bir stant kurdular sanatçılar meydanına ve büyük hoparlörler koydular. Şimdi onlara müzik verecekler ve yine iş yok…

Y:  Baktığın zaman orası SANATÇILAR MEYDANI?

F.AVM G.Ö:  İşte biz işgaliye parası gibi bir şey vermediğimiz için, hak iddia edemiyoruz. Adamın yerinde anlaşmasız bir iş yapıyorsun sonunda. Ha bizim forumda kayıtlarımız var, hangi müzisyen hangi noktada kaç saat çalacak bunlar nizami ve yazılı bir biçimde takip ediliyor ama onlarda haklı sonuçta burası bir Alışveriş Merkezi ve kapital denilen şey dönmek zorunda burada.

Baktığınız zaman sanat yapan insanlarız bizlerde. Ama devlet ama özel ister zevk içinde sen adını… Biz bu şehre sesimizle müziğimizle renk katıyoruz. Kaç çift birbirine seni seviyorum dedi gitarımın önünde biliyor musun? :-)

Y:  çalmadığın günler fark ediliyor musun?

F.AVM G.Ö:   Tabii ki. Sosyal medya üzerinden olsun, telefonumdan olsun ulaşan bir hayran kitlem var. Her gün dinlemeye gelen kızlar var, özellikle yaşlılar çok seviyor beni ve bende repertuvarımı bu kitlelere göre hazırlıyorum.

Y:    MODERN DİLENCİ! olayını anlatır mısın?

F. G.Ö:    Sanatçılar meydanında çalıyorum yine bir gün. Ama ondan önce bir olayı anlatmak isterim. Hava kapalı yağmur yağdı yağacak. Hiç para kazanamamışım. Son parçayı çalıp gidim diyorum. “seninle başım dertte” girdim okuyorum bir adam geldi cebinden fırından yeni çıkmış gibi sıcak ve yeni basılmış gazete gibi gıcır gıcır bir 50 lira koydu kibarca önüme. Meğerse forumda ki bir mağazanın sahibiymiş. Ne zaman görse beni hep 50 lira koyar,  aynı o gün ki kibarlığı ile.  Konuyu modern dilenciye getirim hemen: çalıyorum yine bir gün J ama bayağı para toplamışım. İyi giyimli bir adam geldi, parçamı bitirdim kibarca merhaba efendim dedim. –“ merhaba genç maşallah dilenciliği gitarın ile güzel modernize etmişsin   “ dedi.  Adamın yüzüne bakıp, -“ben dilenci değilim lütfen sanat yapıyorum burada, insanlar benim okuduğum şarkıları beğenip lütfediyorlar, kimsenin önüne geçip para verin demiyorum” dedim.  Emekçiyim ben emek veriyorum topluma ait bir parçayım aslında ben. Müzik yaptığım yerlerin önünde ki kafeler içinde bulunmaz bir fırsatım ben. Onca masa dışarıda güzel güneş ile keyiflenirken benim melodilerim ile hazzın doruklarına çıkıyorlar.  Biz müzisyenlere soğuk günlerde sıcak bir içecek ikramı inanın bu markalara çok şey katar.

Y: sokağın gerçek sahibi olarak sizlerle bir sokak müziği festivali yapılsa nasıl olur?

F. G.Ö:  Olmaz olur mu? Mersin’in gerçek sesi biziz. O kadar festival yaptılar, bir kişinin bile aklına gelmedik…

F.G.Ö:  Biz bu şehirde birbirimizi sevmeyi öğrenememişiz daha. “ ne bakıyorsun” deyip adam öldürülen bir şehir olmaktan kurtarmak lazım bu şehri. Güneşten mi yoksa başka bir sebepten mi, asabi buranın insanı.

Fatih Terim’in UEFA şampiyonasında çok sevdiğim bir lafı vardır. “ ikinciliğin başarı bile sayılmadığı bir dünyada, yaşadım durdum. Baktım olmuyor bende hep birinciliğe oynadım…”  Artık bende hep yükseğe oynuyorum, hiç yılmıyorum yaptığım her işi zaferle bitirmeye çalışıyorum. Direk çözüm üretme yoluna gidiyorum.

        2014'ün son cumartesi yazısında sizlerle beraber olduk. Mersin için yazdığımız projeler olsun, tam yerine rast geldi manzara koyduk dediğimiz yazılar olsun, amacımız Akdeniz'in turunç ve limon çiçeği kokan güzel kadınına yakışan işleri orrtaya çıkartmaktı.   İnşallah 2015 bütün güzelliği, mutluluğu,sevgisi, barışı ve huzuru ile kapımızdan içeri girer. NİCE YILLARA, SAĞLIK ESENLİK VE BARIŞ DOLU SENELER DİLİYORUM.

Hidayet Gürsel


 
27 Aralık 2014 Cumartesi 10:14
 
 
(0 Yorum Yapıldı)Yorumlar
<p>Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.</p>
 
Bu Kategorideki Diğer Haberler
 
Son 24 Saat
Haberler RSS Beslemesi
 
Facebook messenger'de sohbet odaları başlıyorBu bilgisayar saniyede 93 trilyon işlem yapıyorGalaxy S7 dört farklı versiyonla geliyorLamborghini mi, Ferrari mi?Facebook'un karı %52 artışla 5,84 milyar dolarDengede durarak felç olma riskinizi ölçünSamsung Galaxy S6 ve Galaxy S6 Edge'yi tanıttıDünyanın en çok turist alan şehirleriAvşar Kızı, Ilıcalı'ya Fark AttıTelefonlarda 'keşke yazmasaydım' mesajları geri alınabiliyor2014 en sıcak yıl olduMicrosoft’tan Windows 10.. İlk yıl ücretsiz
 
Yazarlar
Yazarlar RSS Beslemesi
 
Bumerang - Yazarkafe
 
 
Get our toolbar!
 
Gazete Manşetleri
 
 
Namaz Vakitleri
 
  • İmsak05:50
  • Güneş07:31
  • Öğlen12:42
  • İkindi15:17
  • Akşam17:33
  • Yatsı19:02
 
Anket
.
 
Lig Puan Durumu
 
Takımlar
O
G
B
M
P
1
Başakşehir
12
9
3
0
30
2
Beşiktaş
12
8
4
0
28
3
Fenerbahçe
12
7
3
2
24
4
Galatasaray
12
7
2
3
23
5
Bursaspor
12
6
3
3
21
6
Konyaspor
12
4
5
3
17
7
K.D.Ç. Karabük
12
5
2
5
17
8
Osmanlıspor FK
12
3
7
2
16
9
Antalyaspor
12
4
3
5
15
10
Gençlerbirliği
12
3
6
3
15
11
Alanyaspor
12
4
2
6
14
12
Akhisar Bld.
12
3
4
5
13
13
Trabzonspor
12
3
3
6
12
14
Kasımpaşa
12
3
3
6
12
15
Gaziantepspor
12
3
2
7
11
16
Ç. Rizespor
12
2
4
6
10
17
Kayserispor
12
2
3
7
9
18
Adanaspor
12
1
3
8
6
 
Şampiyonlar Ligi
 
UEFA Avrupa Ligi
 
Alt Lig
 
Tarihte Bugün
1818 - Illinois ABD'nin 21.ci eyaleti oldu.
1854 - Florence Nightingale Üsküdar'da.
1918 - I. Dünya Savaşı'ndan sonra Londra'da yapılan Müttefik Kongresi sona erdi; Almanya'nın savaş tazminatı ödemesine karar verildi.
1923 - Teşkilatı Esasiye Encümeni yeni anayasayı görüşmeye başladı.
1928 - Ekmek otuz para ucuzladı.
1934 - Dini kisvelerle ilgili yasaklar öngören "Bazı Kisvelerin Giyilemeyeceğine Dair Kanun" kabul edildi.
1942 - Zonguldak'ta bir maden ocağındaki kazada 63 işçi öldü.
1944 - Yunanistan'da komünistler ve kralcılar arasında Yunan İç Savaşı başladı.
1945 - İstanbul'da Tan Matbaası gericilerin saldırısıyla yıkıldı.
1956 - İngiltere ve Fransa, Süveyş'ten çekileceklerini açıkladılar.
1959 - Dr. Fazıl Küçük Kıbrıs Cumhurbaşkanı Yardımcısı oldu.
1967 - İlk kalp nakli ameliyatını, Güney Afrika'lı kalp cerrahı Dr. Christian Barnard, Cape Town'da yaptı; hasta 18 gün yaşayabildi.
1971 - Pakistan-Hindistan savaşı başladı.
1971 - Prof.Dr. Mümtaz Soysal 6 yıl 8 ay hapse mahkum edildi.
1979 - Fedai Dergisi sahibi, yazar Kemal Fedai Coşkuner İzmir'de öldürüldü.
1981 - Bülent Ecevit, dört aylık hapis cezasını çekmek üzere Ankara Merkez Kapalı Cezaevine konuldu.
1984 - Bhopal kazası: Union Carbide firmasının Hindistan'da Bhopal'de kurduğu böcek ilacı üreten fabrikadan yanlışlıkla 40 ton metil isosiyanat gazının sızması 18,000 kişinin ölümüne neden oldu.
1989 - Malta'da bir araya gelen ABD başkanı George Bush ve Sovyetler Birliği komünist partisi genel sekreteri Mikhail Gorbaçov, soğuk savaşın bittiğini resmen ilan ettiler.
1990 - TRT'nin Telegün adlı yayını başladı.
1999 - Bakanlar Kurulu, Bolu'ya bağlı Düzce ilçesinin il, Kaynaşlı ve Derince beldelerinin de Düzce'ye bağlı ilçe yapılmasına karar verdi.
2002 - BM silah denetçileri ilk kez, Irak Devlet Başkanı Saddam Hüseyin'in saraylarından birine önceden haber vermeksizin girdiler.
2002 - Dünya Gıda Programı Afrika'da 38 milyon kişinin açlıkla karşı karşıya olduğunu açıkladı.
2003 - Türk-İş'in 19. Genel Kurulunda Genel Başkanlığa Salih Kılıç seçildi.
 
Arşiv
 
Süper Loto
01.12.2016 Tarihli Çekiliş Sonucu101823343650
 
On Numara
28.11.2016 Tarihli Çekiliş Sonucu03091114253336374045474851535459616465727880
 
Sayısal Loto
26.11.2016 Tarihli Çekiliş Sonucu052122262944
 
Şans Topu
30.11.2016 Tarihli Çekiliş Sonucu041011162601
 
 
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji