Türkiye Tanıtım Grubundan Proje Çağrısı

Ana Sayfa » Güncel » Mustafa Kemal' den bugüne Tek adamlık, diktatörlük tartışmaları... Abdullah Ayan yazdı

Mustafa Kemal' den bugüne Tek adamlık, diktatörlük tartışmaları... Abdullah Ayan yazdı

Erdoğan'ın Ülkeyi şirket gibi yönetme hayali ve diktatör yakıştırmalarına Mustafa Kemal' in cevabı...

 
 
Mustafa Kemal' den bugüne Tek adamlık, diktatörlük tartışmaları... Abdullah Ayan yazdı

Erdoğan' ın tek adamlığa giden yolculuğu, 16 Nisan referandumuyla mutlulukla sonuçlanırsa, bu mutlulukta en büyük katkıyı kim verdi sorusunun tartışmasız tek yanıtı, Erdoğan cephesinden bakıldığında tek kahramanı var; MHP genel başkanı Devlet Bahçeli...

Elbette bu toz duman dağıldığında daha sağlıklı yorumlar yapılacak, bilinmeyen kimi faktörler, etkileyiciler, tetikleyiciler ortaya çıkacak, yazılıp çizilecek ama Bahçeli faktörü şimdiden tartışmaya yer bırakmayacak kadar kesin rolüyle ortada...

Bahçeli' nin bu rolü üstlenirken dillendirdiği söylemlerin tutarlılığı, öne sürdüğü bazı argümanlar "güler misin, ağlar mısın?" sorusu şöyle dursun, ortalama bir insanın aklını başından alacak türden.

Bunların sonuncusu bir gazeteciyle yaptığı sohbette "Evet çıkması halinde Erdoğan diktatör olur deniyor. Buna ne dersiniz?" sorusuna verdiği yanıt...

"Türkiye' de diktatör olmaz" diyor ve ekliyor: "Diktatör olmaz, çünkü bir defa diktatör Türkçe değil"

Soruyu yönelten gazetecinin gerisini getirmeye mecali kalmamış olmalı diye de düşünebilirsiniz, sözün bittiği bir yer varsa, tam bu olmalı demeniz de mümkün...

Türkçe olmaması, önerilen ve Erdoğan tarafından Türk tipi,milli ve yerli Cumhurbaşkanlığı olarak tanımlanan yönetimin diktatörlük anlamına gelmeyeceğini anladık ta, ne diyeceğiz sistemin adına?

Türk tipi Cumhurbaşkanlığı "evet" çıkması halinde başlayacak yeni dönemi tanımlamaya yeter mi?

Meclisi feshetme yetkisi onda, hazırlanan taslakta sayısı belirtilmediği için ucu açık istediği kadar Cumhurbaşkanı yardımcısı atama yetkisi onda,

dilediği kadar ve hiç bir kriter belirtilmediği için tamamen inisiyatifine terk edilmiş sayıda Bakan atayıp, istediği anda görevine son verme yetkisi onda,

devletin bütçesini hazırlamak bu bütçe Meclis tarafından zamanında görüşülüp yürürlüğe sokulmazsa bir önceki yılın bütçesini yeniden değerleme oranına göre arttırıp uygulamaya sokma yetkisi onda...

Yetmiyor, Meclisin denetleme yetkisi Cumhurbaşkanıyla aynı gün seçileceği ve matematiksel olarak partili Cumhurbaşkanının partisi çoğunlukta olacağı için pratikte neredeyse ortadan kalkıyor, Cumhuriyetin ilk yıllarından beri iyi kötü işleyen denetleme mekanizmalarının işleyişi koyulan çıtalarla imkansız hale getiriliyor. Bakanların Cumhuriyetle başlayan Türkiye Büyük Millet Meclisine karşı sorumluluk ilkesini ihdas eden Parlamenter sistemin bu en temel özelliğinin yerine Bakanların kendilerini atayan Cumhurbaşkanına karşı sorumluluğu getiriliyor.

Hükümetlerin Meclisten güven oyu alma zorunluluğu da tarihe karışıyor.

Ve ister rejim, ister sistem değişikliği deyin, eğer referandum sandığından "evet" çıkarsa başlayacak yeni dönemin adına hadi Türkçe' de yeri olmadığı için kimi çevrelerin diktatör benzetmesinden geçtik, "tek adam" yönetimi denmesine bile alınganlık gösteriliyor.

Yıllardır "Bir anonim şirket nasıl yönetiliyorsa, Türkiye de öyle yönetilmelidir. Yoksa bileklerine bağlıyorlar prangayı, yürü yürüyebilirsen... Bu ülke bu şekilde sıçramaz" diyerek (https://tr.sputniknews.com/turkiye/201503151014435942/) 80 milyonluk ülkeyi şirket gibi yönetme özlemini her fırsatta dile getiren Erdoğan'a aslında Türkiye' yi anonim şirket gibi yönetme fırsatı verilip verilmeyeceğini oylarımızla belirleyeceğiz 16 Nisanda...

Belirlemeye belirleyeceğiz de, bu tek adamlık tartışmaları ortadan kalkacak mı?

Aslında tartışma yeni değil..

Yıl 1935...

Daha 2. dünya savaşı patlamamış ama İtalya'da Musallini gemi azıya almış, Afrika' yı fethe! hazırlanıyor, Almanya'da Hitler faşizminin dünyayı yakıp yıkacak saldırganlığının ayak sesleri duyulmakta...

İşte böylesi ortamda 20 Haziran 1935 günü ABD' li kadın gazetecilerden oluşan bir grup Dolmabahçe sarayında Mustafa Kemal ile bir mülakat gerçekleştirir.

ABD' li gazetecilerin arasında dönemin efsane isimlerinden Gladys Baker de vardır.

Baker uzun röportajın bir yerinde sözü en netameli tartışma konusuna getirir ve sorar:

"Size neden diktatör denmesinden hoşlanmıyorsunuz?"

Ve sonradan gözlemlerini yazarken tanımlayacağı "kusursuz smokinin altındaki adam" doğrulur ve şu yanıtı verir:

"Ben diktatör değilim. Benim kuvvetimin olduğunu söylüyorlar. Evet bu doğrudur. Benim arzu edip te yapamayacağım şey yoktur. Ama ben zoraki ve insafsızca hareket etmeyi bilmem. Benim anlayışıma göre 'diktatör başkalarını iradesine ram edendir. Oysa ben kalpleri kırarak değil, kalpleri kazanarak hükmetmek isterim"

O söyleşi ve ardından yenen öğlen yemeği sadece bu türden soru-cevaplarla geçmez.

Söyleşiyi bugün de önemli kılan tarihi özelliği gelmekte olan dünya savaşını, ABD' nin bu savaşa girip girmeyeceğini ve henüz kurulmamış olan Birleşmiş Milletler benzeri bir kuruma tüm dünyanın duyduğu gereksinim gibi konularda Mustafa Kemal' in sonradan tümü gerçekleşecek öngörüleri var ki, bir kez daha hatırlanması gerekiyor.

Bir sonraki yazıda bugünlere ve dünya genelinde halen yaşanan gelişmelere ışık tutan öngörüler...

 

 Abdullah Ayan

 

 
 
23 Mart 2017 Perşembe 10:54
 
 
(0 Yorum Yapıldı)Yorumlar
<p>Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.</p>
 
Bu Kategorideki Diğer Haberler
 
KDV sistemi değişiyorToroslarda yüzme kursları başladıToroslar’da, Yapılandırma Başvuruları BaşladıGüneş Doğarken İşçilerle Sabah MesaisindeTarih, doğa, deniz, güneş, müzik ve dans kansere karşı birleştiİçel Soroptimist Kulübü, 'Obezite ile Savaş' semineri düzenledi.Bisiklet durursa hayat dururTarsus Sev’in Robotik Takımı’na İki Ödül BirdenMobbing ve Hukuksal Boyutu Ele AlındıGüzel Konuşma ve Diksiyon
MTSO’ya teşekkür belgesiMenderes Gönüllü Evi, Mezitli'nin Filizleri ailesine katıldı
 
 
Yazarlar
Yazarlar RSS Beslemesi
 
 
 
Gazete Manşetleri
 
 
Namaz Vakitleri
 
  • İmsak05:42
  • Güneş07:22
  • Öğlen12:39
  • İkindi15:19
  • Akşam17:36
  • Yatsı19:04
 
Anket
.
 
İddaa
 
Lig Puan Durumu
 
Takımlar
O
G
B
M
P
1
Galatasaray
12
8
2
2
26
2
Başakşehir
12
8
2
2
26
3
Beşiktaş
12
6
4
2
22
4
Kayserispor
12
6
4
2
22
5
Fenerbahçe
12
5
5
2
20
6
Sivasspor
12
6
1
5
19
7
Bursaspor
12
5
3
4
18
8
Göztepe
12
5
3
4
18
9
Akhisarspor
12
5
3
4
18
10
Aytemiz Alanyaspor
12
5
2
5
17
11
Trabzonspor
12
4
4
4
16
12
Kasımpaşa
12
4
3
5
15
13
Malatyaspor
12
4
2
6
14
14
Antalyaspor
12
3
4
5
13
15
Konyaspor
12
3
2
7
11
16
Osmanlıspor
12
2
2
8
8
17
Karabükspor
12
2
2
8
8
18
Gençlerbirliği
12
2
2
8
8
 
Şampiyonlar Ligi
 
UEFA Avrupa Ligi
 
Alt Lig
 
 
Tarihte Bugün
1859 - Darwin'in "Türlerin Kökeni" çalışması yayımlandı.
1870 - Türkiye'nin ilk mizah gazetesi Diyojen yayımlandı.
1925 - Erzurum'da da şapka inkılabına karşı gösteriler yapıldı. Tutuklananlardan 13'ü idama mahkûm oldu ve Erzurum'da 1 ay sıkıyönetim ilan edildi.
1927 - Ankara'da, Heinrinck Krippel tarafından yapılan Zafer Abidesi açıldı.
1928 - Türkiye Büyük Millet Meclisi, Atatürk'e Millet Mektepleri Başöğretmenliği unvanını verdi.
1934 - Cumhurbaşkanı Gazi Mustafa Kemal, Meclisten çıkan kanunla Atatürk soyadını aldı.
1939 - Gestapo, Çekoslovakya'da 120 öğrenciyi öldürdü.
1941 - II. Dünya Savaşı ortamında; pasta ve unlu yiyeceklerin yapımı yasaklandı.
1961 - BM, nükleer silah yasağını ABD'nin protestosuna karşın kabul etti.
1963 - ABD Başkanı John Kennedy'nin katil zanlısı Lee Harvey Oswald, Jack Ruby tarafından öldürüldü.
1976 - Van ve çevresinde; Çaldıran-Muradiye'de etkili olan 7,2 büyüklüğündeki depremde 3 bin 840 kişi öldü.
1977 - Yunanistan, Büyük İskender'in babası Kral II. Philip'in mezarının bulunduğunu açıkladı.
1981 - Türkiye'de, Atatürk'ün 100. doğum yıl dönümü olan 1981 yılında, 24 Kasım'ın her yıl Öğretmenler Günü olarak kutlanması kararlaştırıldı.
1983 - İsrail, Trablusşam'da tutuklu 6 İsrail askerine karşılık 4800 Filistinliyi serbest bıraktı.
1988 - Sürgünde Bağımsız Filistin Devleti kuruldu.
1989 - Hakkari'nin Yüksekova İlçesi'nin İkiyaka Köyü'nde, çoğu kadın ve çocuk olmak üzere 28 vatandaş, teröristlerce öldürüldü.
1990 - Kadınlar, Aileden Sorumlu Devlet Bakanı Cemil Çiçek'in "Flört fuhuştur", "feminizm sapıklıktır" sözlerini düdük çalarak protesto etti. İstanbul Galatasaray'daki eylemde, polis 5 kadını dövdü, 11 kadın gözaltına alındı.
1994 - Efsanevi MacGyver adlı televizyon dizsinin "Trail to Doomsday" ismindeki filmi Türkiye'de gösterime girdi.
1994 - Galatasaray Barselona'yı 2-1 yendi; kutlamalarda 3 kişi öldü.
1996 - ANAP Genel Başkanı Mesut Yılmaz'a Budapeşte'de Hilton Oteli lobisinde yumruklu saldırıda bulunuldu.
2005 - Picasso İstanbul'da sergisi Sabancı Üniversitesi Sakıp Sabancı Müzesi'nde açıldı.
2009 - Berkay Songur Abdülcambaz Ayıboğan'ın kualğını kesti, boğduğu ayıyı yedi.
 
Get our toolbar!
 
Arşiv
 
Bumerang - Yazarkafe
 
Süper Loto
23.11.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu041013203339
 
On Numara
20.11.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu04060910212223242528334041424556676872737577
 
Sayısal Loto
18.11.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu011113182649
 
Şans Topu
22.11.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu131522243109
 
 
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji