Milli İstihdam Seferberliği Mersin’de Başladı

Ana Sayfa » Kültür & Sanat » Ödüller kimin için veriliyor?

Ödüller kimin için veriliyor?

Türkiye’nin en prestijli ödülleri bir bir sahiplerini bulurken, tartışmalar da aldı başını gidiyor. Aday olamayanlar, ödül alamayanlar, Jüri kararları ve ikili ilişkiler en çok tartışılan konular. Peki, Türkiye’deki ödüller ne kadar hak ediliyor?

 
 
Ödüller kimin için veriliyor?
Türkiye bir ödül mevsimine daha girdi. Müzikten tiyatroya, sinemadan edebiyata sanat dünyası için önem taşıyan ödüller birbiri ardına veriliyor. Ancak bunlar dünyada olduğu gibi ülkemizde de büyük tartışmalara yol açıyor. Bu hararetli tartışmalar bir sonraki ödül törenine kadar devam ediyor. Şüphesiz en çok müzik ödülleri tartışılıyor ülkemizde. Adaylar, aday olamayanlar, ödül alanlar, alamayanlar, yaptıkları açıklamalarla tartışmaları körüklüyor. Jürinin kararları, ikili ilişkiler gibi birçok konu hakkında da müzik kulislerinde dedikodular dönüyor.

Edebiyat, tiyatro ve sinema ödüllerinde de durum pek farklı değil. Buralarda da fırtınalar kopuyor. Öyle ki, yaşanan tartışmalar sonucunda birçok sanatçı bir daha ödüllere aday olmayacağını açıklıyor. Bazı kuruluşlar ve derneklerin de sırf medyada yer alabilmek için bol keseden ödül dağıttıkları da herkesin malumu. Elbette bileğinin hakkıyla ödül alan isimler de var. Ama tüm bu tartışmalar ödüllerin gerçekliğini, geçerliliğini ve güvenirliliğini zedeliyor.

Festivaller ve büyük tartışmalar

Kral TV tarafından düzenlenen ve bu yıl Türkiye Müzik Ödülleri adını alan ödüllerde her yıl büyük tartışmalar yaşanıyor. Son olarak Demet Akalın’ın ‘en iyi kadın şarkıcı ödülü’nün kendi hakkı olduğunu açıklamasıyla bir tartışma yaşanmıştı. Daha önce ünlü yapımcı Erol Köse de Uzanlar döneminde bu yarışmada şike yapıldığını iddia etmişti. Son yıllarda ödül şartlarında değişikliğe gidilse de müzik kulislerinde halen ‘haksızlık’ iddiaları dolaşıyor.

Gelelim tiyatroya... Tiyatronun en çok ses getiren ödülleri olan Afife Ödülleri geçen yıl büyük tartışmaya sebep olmuştu. Ünlü müzisyen Selim Atakan, basın açıklamasından önce kendisine el altından adaylığının bildirildiğini söyleyip, Afife jürisinin sahtecilik yaptığını ifşa etmişti. Ayrıca yönettiği oyun yedi dalda aday gösterildiği halde Engin Alkan’ın en iyi yönetmen kategorisinde aday gösterilmemesi de tartışmaların büyümesine sebep olmuştu. Aynı ödüllerde haksızlık yapıldığını düşünen Işıl Kasapoğlu yönetimindeki Semaver Kumpanya bir açıklama yaparak tüm ödüllerden çekildiğini ilan etmişti.

Sinema ödüllerindeki tartışmalar da tiyatrodakiyle aynı. Festival sonuçları açıklandığında büyük fırtınalar kopuyor. Geçtiğimiz yıl Hülya Avşar’ın jüri başkanı olması ile tartışmaların başladığı Antalya Film Festivali’nde, ‘Güzelliğin On Par Etmez’  adlı filmine ‘en iyi film’ ödülü verilmesine on meslek örgütü birden karşı çıkıp ortak bir açıklama yapmıştı. Türk sinemasının ödül rekortmeni yönetmenlerinden Zeki Demirkubuz geçtiğimiz yıl Adana Altın Koza Film Festivali’nin sonuçlarını sosyal medya üzerinden eleştirmiş, jüriye ağır sözler söylemiş ve “Bundan sonra Türk festivallerinde yarışmak yok.” açıklamasını yapmıştı.

Usta yazarlar rahatsız

Ülkemizde verilen prestijli edebiyat ödüllerinde de ödül tartışmaları bitmek bilmez. Bu tartışmaların odağındaysa jüri tercihleri vardır genellikle. Bu yüzden son yıllarda edebiyat ödüllerinin birçoğunda uzun yıllardır jürilik yapan isimler görevlerini bıraktı. Türk edebiyatının önemli ödüllerinde jüri üyeliği yapan Selim İleri, Ahmet Oktay, Hilmi Yavuz, Haydar Ergülen, Ferit Edgü ve Tuğrul Eryılmaz bu görevlerinden ayrıldıklarını açıklamıştı. Bazı edebiyat ödülleri de jürilerin sürekli yenileneceği yeni ödül yönetmelikleri hazırladı.

Tartışmanın sebebi duygusal!

Peki bu ödüller neden bu kadar tartışılıyor? Ödüller sembolik olsa da getirileri o kadar sembolik değil. Birincisi büyük ya da küçük, önemli ya da önemsiz bütün ödüller ülkemizde bir reklam malzemesi olarak kullanılıyor. Bu ödüller sanatçıların kariyeri adına önemli bir artı oluyor. Özellikle Kral TV Müzik Ödülleri, Adana, Antalya Film Festivali Ödülleri, Afife-Sadri Alışık Tiyatro Ödülleri gibi sektörlerinin önde gelen ödülleri kariyerde bir basamak yükselmek ya da başarıyı perçinlemek anlamına geliyor. Bu da adının önüne ‘ödüllü’ sıfatı gelen oyuncu, yorumcu ya da yazarın işlerinin açılması anlamına geliyor.

Tarihten bir ödül hikâyesi

Yakın tarihte de birçok tartışmalı ödül kararı var. Bunlardan en trajiği belki de Osmancık ve Küçük Ağa gibi önemli eserlere imza atmış Tarık Buğra’nınki... Tarık Buğra’nın Cumhuriyet Gazetesi’nin 1948’de açtığı yarışmada Oğlumuz adlı öyküsüyle bin liralık büyük ödüle layık görüldüğü ilan edildi. Ancak Buğra’ya para yerine altın bir kalem verildi. Aynı yarışmada Cumhuriyet Gazetesi’nin kurucusu Yunus Nadi’nin oğlu ve gazetenin yazarı Doğan Nadi’nin bölük komutanı birinci ilan edildi. Bu zatın adına hikâyeci olarak ikinci bir kez daha rastlanılamadı.

Ödül için birinci kural hoşa gitmeniz Engin Alkan (Yönetmen): Türkiye’de verilen tiyatro ödüllerinin çoğu ‘liyakat’ amacına uygun bir işleyişe sahip olmaktan uzak. Ödüller somut örnekler üzerinden ortaya konulan estetik tercihlerin, maharetler yoluyla gelinen noktaların ve eğilimlerin daha belirgin biçimde tartışıldığı ve sadece ödül alanın değil tüm kamuoyunun sonuçlar çıkarabileceği bir işleyiş olarak gereklidir. Oysa bizim çevremizde ödüller maalesef bir burjuva salon yaşantısı illüzyonu yaratmaktan daha ilerde bir amaçtan yoksun. Pek çok ödül yapıtlardan çok, o yapıtları değerlendirmek üzere ‘seçilen’ jüri için bir hevese vesile olmaktadır. Bu bağlamda verilen ödüller, jüri üyelerinin tatminlerinden öteye bir anlam ifade etmiyor. Bu işlerin ‘gediklileri’ seçici olma imtiyazının kendi yandaşını oluşturma arayışı içinde, dar bir çevrede, sürekli benzer ellere devrolan ezberini yineleyip dururlar. Bu onanmış jürilerin eğilimi genellikle yapıtı değil, o yapıtın sanatçısını mercek altına alma biçiminde tezahür ediyor. O jüri toplantılarında söz dönüp dolaşıp sizin yapıtlarınızdan çok kimliğinize, kişiliğinize, ilişki tarzınıza, gösterdiğiniz saygıya, ‘şeker’liğinize, efendiliğinize vb. gelir. Neredeyse ödül almak için ‘hoşa gitmeniz’ birinci kuraldır. Ne yazık ki, kendisini fazla havaya kaptıran ‘seçicilerin’ bazılarının sanatçılara tezgahta domates seçer gibi davranmakta bir beis görmediğine sıklıkla tanıklık ediyoruz. Bu tatsız işleyişin en dayanılmaz olanıysa daha medenî bir sanatsal işleyiş için yönelttiğiniz eleştirilerin derhal bir itibarsızlaştırma ve karalama operasyonuyla sizi hedef alan bir tutuma dönüşmesi. Mutlaka eleştiren kişi ‘haset’ ve ‘kıskançlık’la, ‘kendi ödül alamadığı’ için eleştiriyordur. Yoksa ki o itibarı alan da memnundur, satan da.

Gerçeği yansıtmıyor Semih Gümüş (Edebiyat eleştirmeni-yazar):Ödüllerin gerçeği yansıttığını düşünmüyorum. Ödül alan bir roman o yılın en iyisi olabilir de, olmayabilir de. Bir seçici kurul veriyor kararı ve o karar, kurulun öznelliğinden etkilenir. Bu yüzden seçici kurulun kimlerden oluştuğu, o ödülün kimin adına verildiğinden daha önemli. Verilen kararın en doğru olmaması çok önemli de değil. Siz böyle değerlendiriyorsanız, niçin önemli olsun. Orada öyle bir sonuç çıkmıştır, burada başka bir sonuç çıkar.

Dolayısıyla ödülleri gerçekten hak edenlerin alıp almadığını tartışmak zor. Kime göre? Bana, sana, ona göre mi, genel kamuoyuna göre mi? Kamuoyunun seçimlerini de onaylamayabiliriz. Ödülleri ve verilen kararları çok önemsemiyorsak bunlar da önemini yitirir. Eş dost kayırması pek olmaz. Bu biraz edebiyat dünyasını gerçekten iyi tanımamaktan gelen bir kaygı. Pek çok ödül seçici kurulunda yer aldım, ne kendi arkadaşlarımı kayırdım, ne de başkalarının bunu yaptığını gördüm. Edebiyat bu, olmaz öyle şeyler. Kimilerinin, yazdıklarını daha iyi tanıdıkları için kimi yazarlara eğilimi olabilir, bunu da ödüllerin kaçınılmaz arızası olarak kabul etmek gerekir. Bana kalırsa, ödüllere çok önem vermemek gerekir. Çünkü bir ölçüt değildir ödül almak.

Kendileri çalıp oynuyor Naim Dilmener (Müzik eleştirmeni): İçinde olduğumuz zamanlarda tavana vuran ‘anlayış’ (daha doğrusu ‘anlayışsızlık’) ve ‘her yol mübah’, her yeri/her şeyi olduğu gibi, ödülleri de vurdu. Şu artık kesin: Hiçbir alanda, hiçbir ödül etraf, çevre, eş, dost kayırılmadan verilmiyor. Daha çok edebiyat alanında olmak üzere, bunun elbette istisnaları var ama çok az; kaideyi bozamayacak kadar az. Hiç kimsenin, en iyiyi, en güzeli, en sağlamı ödüllendirmek gibi bir niyeti kalmadı. Ki ödül dediğimiz kurumun birinci amacı bu olmalıydı ama böyle yapılmıyor. Bunun yerine, ticari yaşamdaki ortaklıklar/bağlantılar esas alınıyor ve bunlara göre dağıtılıyor ödüller. Bu durum müzik alanında kesinlikle böyle. Son birkaç yıla bakmak yeterli. Cazımız ve kısmen rock’umuz kanatlanmış uçuyor. Ama hiçbir ödül bu alanlara gitmiyor. Birsen Tezer, Jehan Barbur, Aylin Aslım, Cenk Erdoğan gibi isimler ödüle boğulmalıyken tek ödül alamıyor. Bu manzara bile, ödül verenlerin kendilerinin çalıp, kendilerinin oynadıklarını göstermeye yetiyor. Onların olsun verdikleri, verecekleri her ödül. Nitelikli müzisyenin, yorumcunun onların para kupürleriyle kaplı ödüllerine hiç ihtiyacı yok artık.

İstismar ediliyor Beşir Ayvazoğlu (Yazar): Türkiye’de ödül müessesesi maalesef çok istismar ediliyor. Bazı kurumlar, kuruluşlar, dernekler vb. sırf medyada yer alabilmek için bol keseden ona buna ödül dağıtıyor, tabii kendi dünya görüşleri istikametinde... Ödül dedikleri de genellikle çok zevksiz, uyduruk teneke plaketler... Ödül veren kurumun bir ağırlığı, verilen ödülün bir haysiyeti ve itibarı olmalıdır. Hatırı az çok sayılır ödüllerin de ahbap-çavuş ilişkisi çerçevesinde dağıtıldığını bilmeyen yok. Üzülerek ifade ediyorum ki Türkiye’de verilen ödüllerin çoğu ciddiye alınamaz. Bu sebeple -bir dayatmayla karşı karşıya kalmamak için- ödül jürilerinde yer almak istememişimdir. Sadece bir kere makama duyduğum saygı dolayısıyla Cumhurbaşkanlığı Ödülleri jürisinde yer aldım, o kadar.

 

zaman

 
11 Mayıs 2013 Cumartesi 06:25
 
 
(0 Yorum Yapıldı)Yorumlar
<p>Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.</p>
 
Bu Kategorideki Diğer Haberler
 
Bisiklet durursa hayat dururTarsus Sev’in Robotik Takımı’na İki Ödül BirdenMobbing ve Hukuksal Boyutu Ele AlındıGüzel Konuşma ve Diksiyon
MTSO’ya teşekkür belgesiMenderes Gönüllü Evi, Mezitli'nin Filizleri ailesine katıldıMiniklerden Büyük Nağmeler Mezitli’de 26. Jakaranda koruluğu açıldı Çalgı Çengi’nin Ünlü Oyuncuları Forum Mersin’de Hayranlarıyla Buluşuyor Çocukların isteğiyle Mezitli'ye kar yağdıAkdeniz İlçe Teşkilat İçi Eğitim Ve Referandum Hazırlık Toplantısını GerçekleştirdiÖzturan,10 Ocak Çalışan Gazeteciler Gününü Kutladı
 
 
Yazarlar
Yazarlar RSS Beslemesi
 
 
 
Get our toolbar!
 
Gazete Manşetleri
 
Bumerang - Yazarkafe
 
Namaz Vakitleri
 
  • İmsak05:43
  • Güneş07:18
  • Öğlen13:06
  • İkindi16:11
  • Akşam18:33
  • Yatsı19:58
 
Anket
.
 
İddaa
 
Lig Puan Durumu
 
Takımlar
O
G
B
M
P
1
Beşiktaş
20
13
5
2
44
2
Başakşehir
21
12
7
2
43
3
Galatasaray
21
12
4
5
40
4
Fenerbahçe
21
10
7
4
37
5
Antalyaspor
21
10
5
6
35
6
Osmanlıspor FK
21
7
9
5
30
7
Trabzonspor
20
9
3
8
30
8
Konyaspor
21
7
7
7
28
9
Bursaspor
21
8
4
9
28
10
K.D.Ç. Karabük
21
8
3
10
27
11
Gençlerbirliği
20
6
8
6
26
12
Kasımpaşa
21
7
4
10
25
13
Akhisar Bld.
20
6
6
8
24
14
Kayserispor
21
6
4
11
22
15
Alanyaspor
20
6
3
11
21
16
Ç. Rizespor
21
5
5
11
20
17
Adanaspor
21
4
5
12
17
18
Gaziantepspor
20
4
3
13
15
 
Şampiyonlar Ligi
 
UEFA Avrupa Ligi
 
Alt Lig
 
 
Tarihte Bugün
1600 - Peru'daki Huaynaputina yanardağı Güney Amerika tarihindeki en şiddetli patlamayla püskürdü.
1807 - ABD eski başkan yardımcısı Aaron Burr vatana ihanet iddiasıyla tutuklandı.
1861 - Rusya'da toprağa bağlı kölelik yasaklandı.
1878 - Thomas Edison fonografın patentini aldı.
1881 - Kansas'ta tüm alkollü içecekler yasaklandı.
1915 - I. Dünya Savaşı: Gelibolu muharebeleri başladı.
1915 - İtilaf devletleri'nin Çanakkale'ye denizden yaptıkları saldırı püskürtüldü.
1925 - Telsiz tesisi hakkındaki kanun çıktı. Türkiye'de radyonun kurulması TBMM'de kabul edildi.
1928 - Amacı yoksul kadınlara yardım etmek olan "Himaye-i Etfal Kadın Yardım Cemiyeti" kuruldu. Cemiyetin adı 1938'de Yardım Sevenler Derneği olarak değiştirildi. Mevhibe İnönü derneğin fahri başkanıydı.
1932 - Halkevleri kuruldu. 1951'de Demokrat Parti hükümeti tarafından kapatıldı.
1945 - II. Dünya Savaşı: Iwo Jima muharebesi. Yaklaşık 30.000 ABD askeri Batı Pasifik'teki Iwo Jima adasına çıktı. Japon ordusunun şiddetli direnişi ile karşılaşan ABD birlikleri adada kontrolü ancak bir ay sonra sağlayabildiler.
1947 - İstanbul'da et giderek pahalılaşıyor; İstanbul Belediyesi halkı et boykotuna çağırdı.
1956 - Türkiye-Macaristan milli futbol maçı Mithatpaşa Stadı'nda oynandı. Türkiye Macaristan'ı 3-1 yendi.
1957 - Türk Ordusu'nun ilk kadın doktor subayı Sema Aran göreve başladı.
1959 - Londra Konferansı sona erdi. İngiltere Kıbrıs'ın bağımsızlığını tanıdı. İngiltere, Türkiye ve Yunanistan, Kıbrıs'ta garantör devlet oldu. Bağımsızlığın resmi olarak ilan edilmesi 16 Ağustos 1960'da oldu.
1968 - Larnaka uluslararası havaalanındaki bir uçak kaçırma olayına, Kıbrıslı yetkililerden izin almaksızın müdahale etmeye kalkan Mısır komando birliğinin 15 üyesi, Kıbrıs milli muhafızları tarafından öldürüldü.
1972 - Güvenlik güçleri, sabaha karşı Fındıkzade ve Arnavutköy'de operasyonlar düzenledi. Türkiye Halk Kurtuluş Partisi-Cephesi (THKP-C ) üyesi Ulaş Bardakçı öldürüldü.
1975 - Devlet Sinema Televizyon Enstitüsü kuruldu.
1985 - İspanya havayollarına ait Boeing 747 tipi bir yolcu uçağı Oiz dağlarına (İspanya) çarparak düştü: 148 kişi öldü.
1985 - William J. Schroeder, yapay kalp takıldıktan sonra hastaneden taburcu edilip evine gönderilebilen ilk hasta oldu.
1985 - Türk aktör Haluk Bilginer'in de rol aldığı BBC pembe dizisi ünlü EastEnders'ın ilk bölümü İngiltere'de yayımlandı. Dizi halen devam etmektedir.
1985 - Cumhurbaşkanı Kenan Evren bozuk ilaç yapanlar için " Bu adamların kafasını koparmak lazım" dedi.
1986 - SSCB Mir uzay istasyonu'nu uzaya gönderdi.
1994 - Libya'da şeriat uygulamasına geçildi; İslami takvim uygulanmaya başlandı.
1994 - Haftalık Newroz gazetesi yayımlanmaya başladı.
1994 - Adalar Belediye Başkanı ANAP'lı Recep Koç Büyükada vapur iskelesinde uğradığı silahlı saldırıda öldürüldü. İki kişi de yaralandı. Recep Koç'u, kaçak yapısını yıktırdığı Osman Özgen adlı bir vatandaşın öldürdüğü bildirildi.
1997 - İran'ın Ankara Büyükelçisi Bagheri, Sincan'da düzenlenen Kudüs gecesindeki konuşmaların ardından, artan tepkiler nedeniyle ülkesine gitti.
1997 - Başbakan Tansu Çiller Meclis'te mal varlığı soruşturmasından aklandı.
1998 - Rusya'dan Türkiye'ye boru hattı ile doğalgaz getirecek Mavi Akım Projesi için müteahhit firmalar arasında anlaşma imzalandı.
2001 - Milli Güvenlik Kurulu'nun Çankaya Köşkü'nde yapılan şubat ayı toplantısında, Başbakan Bülent Ecevit, Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer ile yaşadığı tartışma nedeniyle toplantıyı terk etti.
2008 - Küba lideri Fidel Castro görevinden ayrıldığını açıkladı.
 
Arşiv
 
Süper Loto
16.02.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu061028294753
 
On Numara
13.02.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu04050717202627282938394244525456606572747578
 
Sayısal Loto
18.02.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu021828333640
 
Şans Topu
15.02.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu031112192409
 
 
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji