Özdemir,'İhracat Yarışında Mersin 20 Yıldır Geriliyor'

Ana Sayfa » Gündem » Olimpiyatı atletizmle, atletizmi Seyfi Alanya ile hatırlamak -1.. Abdullah Ayan yazdı.

Olimpiyatı atletizmle, atletizmi Seyfi Alanya ile hatırlamak -1.. Abdullah Ayan yazdı.

Bir zamanlar Mersin'i atletizmin başkenti yapan adamı unutmamalı, adını yapılmakta olan tesislerden birine vermeliyiz...

 
 
Olimpiyatı atletizmle, atletizmi Seyfi Alanya ile hatırlamak -1.. Abdullah Ayan yazdı.
Aslında gecikmiş bir yazıdır bu. Nevin Yanıt sadece kendi adını değil, Mersini de atletizm tarihine yeniden yazdırdığında kaleme alınmalıydı.

Kaleme alınmalı ve bu kenti atletizmde var eden bir adamı yeniden anmak için vesile olmalıydı. O gün yapamadığımı şimdi yapmaya çalışayım.

İki kızımız Londra olimpiyatlarında ilk iki sırayı aldıklarında yüreğimin bir yanı sevinçle dolarken bir başka yanı o anı göremeyen Seyfi Alanya’ nın anısıyla burkuldu.

Birileri istediği kadar “spor kenti” sloganlarıyla övünsün, böylesi hayal hedefler yerine Mersin’i hem de en zor koşullarda ülke atletizminin başkenti yapmış birine ne kadar haksızlık, vefasızlık, kadir kıymet bilmezlik ettiğimizin farkında mısınız?

Kendisine geç tanıdım. 2000 yılı ortalarıydı ve rahatsızlıkları nüksetmeye başlamıştı, ama o yıllar öncesinin şaşmaz azmiyle ulaşabildiği herkese “Akdeniz Oyunları Mersin’e kazandırılmalı” fikrini aşılamaya çalışıyordu. İşe de yaradı doğrusu, kendisiyle bir iki sohbetin ardından artık ben de Seyfi ağabey kadar projenin kararlı savunucusu, adı koyulmamış lobinin isimsiz ferdiydim.

1928 doğumlu Seyfi Alanya’nın adını elbette duymuştum ama özellikle atletizmde yaptıklarını öğrendikçe şaşkınlığım bir kat daha artıyordu. Anlatacaklarım kendisinin Mersin atletizm destanını yazdığı günlerde yanında yer almış, başarılması güç mucizenin nice kahramanının anlattığı olaylardır ve gerçektir.

Okuyanların bazen hayrete düşecekleri, bazen “vay be” diyecekleri uzun soluklu bir öykünün özeti niyetine okuyun derim…

Mersinin hali vakti yerinde, bugün de hayatını sürdüren fırınlarından bir kaçını işleten Alanya ailesinin çocuklarından biridir Seyfi.

Olanaklar çerçevesinde bölgenin en iyi eğitim veren kurumuna Tarsus Amerikan Kolejine gönderilir.

Ortaokulu burada, lisenin son yıllarını ise İstanbul Yeni Kolejde tamamlar. Tarsus’taki okul döneminden başlayarak futbol oynar, süratli driplinglerin farkına varmış olmalı ki, koşmaya yönelir. Özellikle 100 metrede çok iyidir.

1946-48 yıllarında Mersin İdman Yurdunda futbol oynarken dikkatleri çekmiş olmalı ki, 1949’da Galatasaray’a transfer olur. (transfer dediysem şimdi ki anlamda çuvalla para vermezler futbolcuya ama üç büyükler o zaman da üç büyüklerdir ve onlardan birine bedava da olsa gitmek, gidebilmek önemlidir)

Hayatının akışını değiştiren İstanbul’a gidiş kadar, 1951’de girdiği 100 metre seçmeleridir. Burada Türkiye şampiyonunu geçerek birinci olunca yarışları izleyen Federasyon Başkanı Naili Moran’ın dikkatini çeker. Moran kendisini milli takımla Atina’ya götürür. Girdiği yarışı 11 saniye civarında koşarak kıl payı birinciliği kaçırır, ikinci olur.

Yine 1951’de Türkiye şampiyonası ve bu kez 100 metreyi 10,8 ile birinci, 200 metreyi ise 22,7 de tamamlayarak ikinci gelir.

1953 Balkan Oyunlarında kendisinin de yer aldığı milli takım 4x100 bayrak yarışını 43,2 ile 3. Olarak tamamlarken aynı yıl Brüksel’de katıldığı Dünya Ordular arası Şampiyonada 100 metre şampiyonu, 200 metre ikincisi olarak madalyalarla döner ülkesine.

İstanbul’da düzenlenen 1955 Balkan Şampiyonasında da 4x100 bayrak yarışında takım arkadaşlarıyla birlikte 42,5’ ta koşar, 2.lik elde ederler.

Son resmi yarışa 1956’ da katılır ama spor hayatına dur diyecek gelişmeyi Mersin’den alacağı haberle yaşar. Babası rahatsızdır ve ailenin, sürdürülmekte olan işlerin başına büyük olarak kendisinin geçmesi istenmektedir.

Döner Mersin’e…

Yıllar sonra Burhan Özacun Mersin Lisesinin (1960 darbesinden sonraki adıyla T.S.Gür lisesi) penceresinden dışarıyı seyrederken gördüğü manzarayı şöyle anlatacaktır:

“Futbol dışında nadiren basketbol ve voleybol dışında spor dalının bilinmediği 1957’de sınıfın penceresinden bakarken toprak sahada milli formalı bir gencin koşmakta olduğunu gördüm. Milli forma o günlerde rüyalarımızı süsleyen bir hayal. Teneffüste yanına gittik birkaç arkadaş, meraklı gözlerle sorgularken öğrendik ki Atina Bayrak yarışlarıyla adını duyduğumuz Seyfi Alanya’ dır formanın kendisine çok yakıştığı genç.

O günlerde stadyum şimdi ki yerine taşınsa da, Lisenin batı tarafındaki emektar futbol sahası yerinde durmaktadır. Biz gençlerin ilgisi Seyfi ağabeyi yeni stadyum yerine o sahaya bağladı. Uzunca süre antrenmanlarını orada yaptı.”

Aslında Seyfi Alanya’ yı Lisenin bahçesi niyetine kullanılan eski sahaya taşıyan çok önemli bir neden daha vardır. Ailenin işlettiği fırın lisenin Silifke Caddesine bakan yan tarafına komşudur. O nedenle ulaşım derdi olmadığı gibi, işten kaçamak yapmasına da uygun yakınlıktadır.

Antrenmanlarla sınırlı kalmaz atletizmle kurduğu kader bağı. Dönemin simge isimlerinden Beden Terbiyesi Mersin Bölge müdürü Edip Buran kendisine Atletizm Federasyonu Bölge Temsilciliğini teklif eder. Israrlar sonucu 1975’lere kadar fiilen sürdüreceği kentin atletizm tarihine damgasını vuracak soluksuz yolculuk böyle başlar.

Federasyon Temsilciliği ile tohumları ekilen çalışmalar 1962’de Mersin Lisesine atanacak Beden Eğitimi Öğretmeni Hasan Tekin ile tanışınca bambaşka evreye taşınır. Lisenin alt yapısı yanında Alanya’nın kendi maddi, manevi katkılarıyla sağlanan olanaklar efsane gibi yayılır, Anadolu’nun çeşitli kesimlerinden koşup gelen kimi deneyimli, kimi istekli nice isimden bir kadro oluşturulur. Öyle bir kadrodur ki bu, tam 13 yıl Mersin T.S.Gür Lisesi atletizm şampiyonluğunu kimselere kaptırmaz.

Tanıklar anlattıkça gözümün önüne, o unutulmayan kimi Amerikan filmlerindeki eski askerlerin bir önemli olay nedeniyle toplanıp yüklendikleri zor işleri başarma öyküleri canlanıyor nedense.

Örneğin kendisinden sonra yetişse de, en az kendisi kadar 100 metreyi hızlı koşan Adananın efsane ismi Mehmet Çetiner’i çağırır Mersine. Silifke Caddesindeki Alanya Fırınının üst katını dışarıdan gelen sporcuların yatıp kalkacağı bir pansiyona çevirme fikri böylece gerçek olur.

Bununla yetinmez. Türkiye’de belki de ilk kez Mersin Amatör Atletizm Kulübünün kurulmasını sağlayarak, lise takımı yanında milli takıma sporcu gönderecek ortamın hazırlanmasına öncülük eder.

Nurullah İvak ve Osman Çiftçikara geceleri fırının üstünde yatıp, gündüzleri lisede okuyarak Türkiye atletizm tarihine isimlerini yazdırırlar.

Nurullah İvak’ ın yürek taşıyan herkesi ağlatacak macerasını anlatmadan yazılacak tüm Seyfi Alanya hikâyeleri eksik kalır diye düşünüyorum. O nedenle bu yazıda açmam gerekecek parantezlerden ilkini İvak’a ayırmak zorundayım: Bakamadığı ailesi bir gün Malatya’dan kalkan trene atarak kurtulmayı dener Nurullah’tan. Yol bilmez, iz bilmez, okuma yazma bilmez Nurullah trenin götürdüğü son durak olan Yenice’de bulur kendisini, oradan da Mersin’e giden vagonlardan birinde. İstasyonda iner, sokaklara vurur kendisini. Dolaşırken Seyfi Alanya’nın ilgisini çeker yapılı çocuk. Kısa bir soru sual faslından sonra fırının üst katına yerleştirir. Sonrasında okutur, cüsseli genç hem okul hem spor hayatında Seyfi babasının yardımıyla başarıdan başarıya koşar. Beden Eğitimi Öğretmeni olmakla kalmaz, atıcılık sporunda Türkiye’nin kolay erişilmeyen rekorlarına imza atar. 1964’te başladığı çekiç atmada tam 50 kez milli formayı giyer, 65-72 yılları arasında 12 Türkiye rekoru kırar, 1994’ te beklenmedik kalp kriziyle hayata gözlerini yumar ama Atletizm Federasyonu unutmaz onu, adına her yıl düzenlenen Atıcılık Şampiyonası ile ölümsüzleşir. (Her şeylerini paylaştıkları kader birliği ettikleri İbrahim Kabal İvak’ ın Mersin’e gelişi ve bulunmasıyla ilgili Seyfi Alanya’nın kendisine anlattığı çok daha dramatik öyküyü nakleder: Malatya’dan trene bindirirken boynuna bir not asmışlar. ‘bu çocuğu bulan Allah rızası için sahip çıksın’ notu boynunda dolaşırken buluyor Seyfi babası Nurullah İvak’ı..)

Biz dönelim Seyfi Alanya-Hasan Tekin ikilisine ve kısa süre sonra onlara katılan Mehmet Çetinel ile birlikte yakalanan inanılmaz başarıya…

Liseli gençlerden oluşan kadro bir yıllık çalışmanın ardından 1963’te girdiği Liselerarası Şampiyonada Mersin’i Türkiye ikincisi yapar.

1964’te Antalya’da bu kez Türkiye şampiyonudur Mersin T.S.G Lisesi…

Kimler yoktur ki o günün atletizm takımında: 400 metrede Tayfun Saybaşılı, 3000 metrede Hüseyin Alpan, 400 metre engellide Mehmet Yılman, yüksek atlamada Avni Nar, uzun atlamada Naşit Yakan, disk ve çekiç atmada Nurullah İvak, İbrahim Kabal, 800 metrede Ali Karagöl, 100 metrede Ertül Erdin, sırık atmada İsmet Yürekli, 400 metre engelli ve sırıkta Osman Çiftçikara, Necdet Demirdelen, Yener Söker, Yavuz Vardar, Caner Açıkada, Aykut Soybaşlı ve daha nice isim.

O dönem Mersinde Seyfi Alanya’nın yarattığı ekip başarıdan başarıya koşar, atletizm milli takımının nüvesini oluşturur, 40 kişilik milli takım kadrosuna 21 kişi verir Mersin ve gerçekten atletizmin başkenti olur.

Başkent lafın gelişi diye kullanılmış bir sözcük değil. Gelen onca başarının ardından Atletizm Federasyon Başkanlığı önerilir Seyfi Alanya’ ya… Düşünür “tek şartla kabul ederim” der. “Federasyon merkezini Mersin’e alırsanız”…

Başkent yapmanın gereklerini de yerine getirir. Ülkede ne kadar yetenekli sporcu varsa Mersin’e gelmelerini sağlar. Aşkın Tuna, Nurullah Candan ve sonradan Mehmet Terzi onun hatırına ve sağlamaya çalıştığı olanaklar nedeniyle gelirler Mersin’e…

İkinci bölümle devam edecek Seyfi Alanya’ nın yıllar süren soluksuz koşusu….

 
16 Ağustos 2012 Perşembe 11:10
 
 
(0 Yorum Yapıldı)Yorumlar
<p>Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.</p>
 
Bu Kategorideki Diğer Haberler
 
Son 24 Saat
Haberler RSS Beslemesi
 
Facebook messenger'de sohbet odaları başlıyorBu bilgisayar saniyede 93 trilyon işlem yapıyorGalaxy S7 dört farklı versiyonla geliyorLamborghini mi, Ferrari mi?Facebook'un karı %52 artışla 5,84 milyar dolarDengede durarak felç olma riskinizi ölçünSamsung Galaxy S6 ve Galaxy S6 Edge'yi tanıttıDünyanın en çok turist alan şehirleriAvşar Kızı, Ilıcalı'ya Fark AttıTelefonlarda 'keşke yazmasaydım' mesajları geri alınabiliyor2014 en sıcak yıl olduMicrosoft’tan Windows 10.. İlk yıl ücretsiz
 
Yazarlar
Yazarlar RSS Beslemesi
 
Bumerang - Yazarkafe
 
 
Get our toolbar!
 
Gazete Manşetleri
 
 
Namaz Vakitleri
 
  • İmsak05:56
  • Güneş07:37
  • Öğlen12:45
  • İkindi15:18
  • Akşam17:34
  • Yatsı19:03
 
Anket
.
 
Lig Puan Durumu
 
Takımlar
O
G
B
M
P
1
Başakşehir
14
9
5
0
32
2
Beşiktaş
14
9
5
0
32
3
Galatasaray
13
8
2
3
26
4
Fenerbahçe
13
7
4
2
25
5
Bursaspor
14
7
3
4
24
6
Konyaspor
13
5
5
3
20
7
Gençlerbirliği
14
4
7
3
19
8
Osmanlıspor FK
13
4
7
2
19
9
Trabzonspor
14
5
3
6
18
10
K.D.Ç. Karabük
13
5
2
6
17
11
Akhisar Bld.
13
4
4
5
16
12
Antalyaspor
13
4
4
5
16
13
Kasımpaşa
14
4
3
7
15
14
Alanyaspor
13
4
2
7
14
15
Gaziantepspor
13
3
2
8
11
16
Ç. Rizespor
14
2
4
8
10
17
Kayserispor
13
2
3
8
9
18
Adanaspor
14
1
3
10
6
 
Şampiyonlar Ligi
 
UEFA Avrupa Ligi
 
Alt Lig
 
Tarihte Bugün
1816 - Indiana 19.cu eyalet olarak ABD'ye katıldı.
1901 - İlk masa tenisi turnuvası Birleşik Krallık'ta düzenlendi.
1927 - Doğu illerinde Birinci Genel Müfettişlik kurulmasına karar verildi; müfettişliğe İbrahim Tali Bey (Öngören) atandı.
1928 - İkinci İktisat Şûrası toplandı.
1931 - Westminster Tüzüğü 1931 ile Birleşik Krallık dominyonlarına kendini yönetme hakkı verildi.
1936 - VII. Edward tahttan çekildiğini açıkladı.
1937 - II. İtalya-Habeşistan Savaşı: İtalya Milletler Cemiyeti'nden çekildi.
1941 - Adolf Hitler ve Benito Mussolini'nin açıklamasıyla Almanya ve İtalya, Amerika Birleşik Devletleri'ne savaş ilan etti.
1946 - Birleşmiş Milletler Çocuklara Yardım Fonu (UNICEF) kuruldu.
1949 - Birleşmiş Milletler, Filistinli mültecilerin kendi topraklarına dönme hakkını kabul etti.
1952 - Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu'nda ilk uygulama: Telif hakkı Yelpaze mecmuasına ait olan bir resimli romanı yayınlayan Hürriyet gazetesi aleyhine dava açıldı.
1962 - Türkiye'de Milli Güvenlik Kurulu Genel Sekreterliği kuruldu.
1962 - Kanada'da son kez bir mahkuma idam cezası uygulandı.
1964 - Che Guevara, New York'taki Birleşmiş Milletler Genel Kurulunda bir konuşma yaptı. Konuşma sırasında binaya dışarıdan havanla ateş edildi, faili bulunamadı.
1971 - İstanbul Televizyonu yayınlarını haftada iki günden dört güne çıkardı.
1972 - Genişletilmiş Komuta Konseyi, Türk Silahlı Kuvvetleri'nin Demokrat Parti'lilerin siyasi haklarının iadesine karşı olduğunu açıkladı.
1976 - Ankara Üniversitesi süresiz kapatıldı.
1976 - İstanbul'da Bebek Maksim Gazinosu yandı.
1977 - Yerel seçimler sonuçları: CHP 715, Adalet Partisi 710, MHP 58, Milli Selamet Partisi 46, Cumhuriyetçi Güven Partisi 7 ve bağımsızlar 171 belediye başkanlığı kazandılar.
1987 - Necatigil Şiir Ödülü Ahmet Oktay'a verildi. Şair ödülü, 'Yol Üstünde Semender' adlı yapıtıyla aldı.
1991 - Avrupa Birliği ülkeleri, 1999'un para birliği için son tarih olacağını açıkladı.
1993 - Türkiye'nin Bağdat Büyükelçiliği İdare Ataşesi Çağlar Yücel Bağdat'ta aracının içinde uğradığı silahlı saldırı sonucu şehit oldu.
1994 - Başbakan Tansu Çiller "Ne mutlu Türkiye vatandaşıyım diyene" dedi.
1994 - Tek yanlı olarak bağımsızlığını ilan eden Çeçenistan'a Sovyetler Birliği yüzlerce tank ve askerle girdi.
1997 - Susurluk olayı nedeniyle DYP milletvekilleri Mehmet Ağar ve Sedat Bucak'ın dokunulmazlıkları kaldırıldı.
1997 - Kyoto Protokolü imzaya açıldı
1999 - Avrupa Birliği Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesi sona erdi. Sonuç belgesinde Türkiye'nin "adaylığı kesinleşti."
2001 - Çin Halk Cumhuriyeti, Dünya Ticaret Örgütü'ne katıldı.
2002 - Amerikan Temsilciler Meclisi ve Senatosu, istihbarat faaliyetlerinin eşgüdümünün daha iyi sağlanabilmesi için iç istihbarat örgütü kurulmasını tavsiye etti.
2004 - İstanbul Modern Sanat Müzesi açıldı.
2009 - Demokratik Toplum Partisi, Anayasa mahkemesi kararıyla kapatıldı.
 
Arşiv
 
Süper Loto
08.12.2016 Tarihli Çekiliş Sonucu040619233854
 
On Numara
05.12.2016 Tarihli Çekiliş Sonucu06071115171923242931323440435154596166737677
 
Sayısal Loto
10.12.2016 Tarihli Çekiliş Sonucu051011212730
 
Şans Topu
07.12.2016 Tarihli Çekiliş Sonucu061017243004
 
 
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji