Mersin Ticaret Borsası'nda Abdullah Özdemir yeniden başkanlığa seçildi

Ana Sayfa » Güncel » Ortadoğu'da Ganimet Savaşı... Bedrettin Gündeş yazdı

Ortadoğu'da Ganimet Savaşı... Bedrettin Gündeş yazdı

Bu savaş hali, insanların egemenlik, hâkimiyet, buyurganlık, haksızlık, çapsızlık dürtüleri ve duyguları var olduğu sürece maalesef devam edecektir. İnsanlık mı? Merhamet mi. İnsan hakkı ve hukuku mu? Hepsi boş… Dünyayı eline geçiren güçlüler kendi insanlık dışı kurallarını uyguluyorlar hepsi bu.

 
 
Ortadoğu'da Ganimet Savaşı... Bedrettin Gündeş yazdı

Mısır, Libya, Suriye, ve şimdi de Irak… Yani hesaplaşma meydanı, ganimet toplama alanı, kimin eli kimin cebinde belli olmayan bir kaos sarmalı yaşanıyor Ortadoğu da.

Gerici, çıkarcı, ahlak ve vicdan muhasebesi yapamayan, demokrasiyi kendi halkından esirgeyen, geri kalmış yönetim anlayışlarının yakın tarihimize bıraktığı ve alet olduğu kirli savaşlar…

Savaş olgusu; insanoğlunun dünyadaki ganimetleri kendi lehine çevirmek için, hegemonya dürtülerinin ağır basmasıyla kullandığı kirli oyunlar, kıyımlar, zorbalıklar ve şiddettir.

Savaş, kişisel ve toplumsal çıkarların bir başka kişi ve toplumsal yapıya karşı ön planda tutulduğu, bu çıkarların insanın yok olması pahasına sürdürülmek istendiği, açgözlülüğün, doyumsuzluğun, haksızca büyümenin dışa vurumudur.

Savaş, güçlü yapıların daha çok güçlenmesine, haksız ve vicdansızca ganimet toplamaya, büyük kazançların sağlandığı, silah üretiminin arttırılmasına neden olan yıkım ve yok etme hareketidir.

Savaşa neden olmak, savaşı başlatmak, savaşa zemin hazırlamak insanlık suçudur. Bu suç tarihsel sürecin her aşamasında yaşanmış ve yaşanmaya devam etmektedir.

Bu savaş hali, insanların egemenlik, hâkimiyet, buyurganlık, haksızlık, çapsızlık dürtüleri ve duyguları var olduğu sürece maalesef devam edecektir.

İnsanlık mı?  Merhamet mi. İnsan hakkı ve hukuku mu?  Hepsi boş… Dünyayı eline geçiren güçlüler kendi insanlık dışı kurallarını uyguluyorlar hepsi bu.

Mısır, Libya, Irak, İran, Suudi, Katar, Suriye ve tüm Ortadoğu yönetenleri, demokrasinin nimetlerini kendi halklarından esirgedikleri için, bu belalarla karşılaştılar. Dünya eskisi gibi değil artık. Zenginliği paylaşmayı, birlikte kalkınmayı, birlikte üretmeyi, insan hak ve özgürlüklerini uygulamayanları zalimlerin pençesine atıyor.

Mısır da, Mursi seçimle işbaşına geliyor. Hem de demokrasinin nimetlerinden faydalanarak. Demokrasinin nimetlerinden faydalanarak iktidara gelen Mursi, maalesef kendi anlayışını, felsefesini, kendi düşüncelerini tüm topluma dayatarak kapsayıcı olamıyor. Kendi eliyle getirdiği generallere esir düşüyor. Kendi halkı arasında ayırım yaptığı için, herkes için demokrasiyi tercih etmediği için, maalesef darbeci piyon Sisi gibilerine yenik düşüyor.

Şafak vaktinde sokaklara tankları çıkarmak, parlamentonun etrafını sarmak yerine, tüm dünyada canlı gösterilerek, aleni darbe yapılıyor. Ve maalesef tüm dünya da seyrediyor bu alçalışı…

Suriye de Esad babasından devraldığı hanedanlığın yerine demokrasiyi işleteceği beklentilerinin yerine, kendi egoları, etrafındaki yalakaların etkisiyle arkasındakilere güvenerek halkına ölüm ve göç yolunu açtı. İran'ın sinsi ve mezhepsel ilkelliği, Türkiye’nin öngörüsüz, hesapsız kitapsız taraf olması ve kaos ortamından kırıntılarla yetinmeye çalışan Rusya'nın dayatmasıyla büyük bir insanlık trajedisi yaşandı Suriye’de. 500 bine yakın ölüm, 5 milyonu aşan göç... Vay insanlık vay!

Irak’ta tam bir kazı kazan misali. Aylık, günlük, saatlik dönüşlerle kimin kiminle ortak olduğu, ittifak yaptığı, kimin kiminle anlaştığı ya da çatıştığı belli olmayan bir acılı süreç yaşanıyor. Oyun kuranlar Kürtlere İŞİD'i kovala, yok et diyor, türevi HAŞDİ ŞABİ'ye silah veriyor Kürtleri kovalaması için.

Yan tarafta Amerika ve İngiltere ise olan biteni seyrediyor. Oyun kuralı yerine gelsin diye. Kerkük ve Musul petrollerine sahip çıkmak, sömürmek için tarafları birbirine kırdıracak ve sonunda planlarına uygun bir özerk yapıyla, bu bölgenin zengin petrol yataklarını kendilerine akıtacaklar.

Irak Kürdistan’ın da ise, kendi içlerinde demokrasiyi geliştiremeyen, birliği sağlayamayan, petrol zenginliğini çıkarcı devletlerle gizlice paylaşan, aşiret ve aile mantığı üzerine kurdukları saltanatlarını sürdürmeye çalışan Barzani siyasetinin yarattığı tahribat ta alenen ortada.

İran gibi köklü bir medeniyet bile, kendi içinde yaratamadığı birliğin, demokrasinin yokluğunu ağır bedellerle ödemeye mahküm gibi. Sırasını bekleyen koyunlar gibi ürkek, umutsuz refleksler gösteren saldırgan koç’lar gibi başına gelebilecek belaların kıskacında zamanını bekliyor. Teokratik, mezhepsel, ideolojik ve hegemonik saplantılar içinde sinsice alan kapma yarışına o da kapılmış. İran demokrasiye, insan haklarına, özgürlüklere direnerek varlığını sürdürebileceğini sanıyor. O da nafile…

Türkiye ise, kendi iç ve dış korkularının esiri olmuş durumda. Demokrasiyi işleterek ve geliştirerek tüm Ortadoğu’ya rol model olabileceği yerde, öngörüsüz bir belirsizliğin içinde stratejik gücünü ve konumunu kullanamıyor. Kendi çıkarını korumada bile istediği sonucu elde edemiyor. Başı dönmüş durumda, hangi tarafa dönse bir bela. Göremediği ya da korkularıyla yaşadığı için demokrasi, özgürlük, batının hegemonik değil özgürlükçü kriterlerini sosyal yaşama uyarlamada bile ürkek.

Türkiye kendi iç barışını koruyamadığı, demokrasiyi geliştiremediği için her türlü acılara, sıkıntılara açık bir konumda. Ortadoğu’daki oyunları, cambazlıkları, kap kaççılığı anlamayan, görmeyen kalmadı. Bu oyunların bir parçası ya da figüranı olmamak için demokrasiyi, hukuku, adaleti işletmek ve geliştirmektir en doğru olanı.

Dünyada güçlü olanlar acımasızca oyun kuruyorlar. Alan kapma yarışındalar. Güç ve kudretlerini iyiden değil, kötü yönde kullanıyorlar. Bu zalimlere karşı hazırlıklı olmanın birinci koşulu, her ülkenin kendi içinde ve komşularıyla diyalogla barışı sağlaması kaçınılmaz olmuştur.

Görüldüğü üzere Amerika ve İngiltere'yle birlikte, içte “demokrat”, dışta emperyal ve faşist duygularla hareket eden Avrupa'nın yönlendirmesiyle zavallı, geri bıraktırılmış Ortadoğu halkları birbirlerini yok etmeye, acılar yaşatmaya hala devam ediyorlar.

Bu güçlü ve zalim devletler ürettikleri silahları nasıl tüketecekler. Kendi aralarında savaşmayacaklarına göre, kendi halkına sırt çevirmiş Ortadoğu ülkelerini vuruşturacaklar elbette. Elde ettikleri ganimetleri de, kendi halklarına sunacak ve bunun adına da demokrasi diyecekler. Her şey ortada!

Güçlü ülkeler; kendi içlerinde yarattıkları uyumu, rahatlığı, “sözde demokrasiyi” yaşatabilmek ve sürdürebilmek için, başka coğrafyalardaki zenginlikleri sömürmek durumundalar. Başka nasıl kendi duyarsız ve obez toplumlarını besleyecekler.

Başkalarının mutsuzluğu üzerinde kurulan, ahlak ve vicdan yoksunu mutluluğu nasıl sürdürülebilir kılacaklar!

Bu zenginliği elde edebilmek için, halkları birbirine kırdırmak durumundalar. Savaş olacak, kin beslenecek, güç kaybedilecek ve bu ortamdan rahatlıkla ganimetler elde edilerek kendi ülkelerindeki vatandaşların hizmetine sunacaklar.

Hem kendilerini yaşatacaklar hem de ülkelerinin “huzur ve mutluluğu” nu sağlayacaklar.  Vicdan ve ahlaktan yoksun bu yaklaşımın dünyada yarattığı tahribat, acı, yıkım ise maalesef sürüyor.

Geri kalmış ve gelişmekte olan ülkeler ise, bu oyunların birer figüranı durumunda, dümen suyunda avunup duruyorlar. Ayakta kalabilmek için her türlü oyunun birer objesi olarak acılara, ölümlere zemin hazırlıyorlar.

Dünya bir tiyatro sahnesi gibi! Herkes bu oyunların bir parçası ve izleyicisi konumunda. Kendin pişir kendin ye misali. Birileri yazıyor, birileri yönetiyor, birileri de figüran olarak oynuyor.

Dünyayı ve yaşamı algılama ve yorumlama yetileri kuvvetli olanların ise, hayıflanmaktan başka bir şey gelmiyor ellerinden.

Demokrasi olmadan ne kalkınma olur, ne barış, ne huzur, ne de onurlu bir yaşam…02.11.2017

BEDRETTİN GÜNDEŞ

 
 
2 Kasım 2017 Perşembe 13:57
 
 
(0 Yorum Yapıldı)Yorumlar
<p>Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.</p>
 
Bu Kategorideki Diğer Haberler
 
Yurt içinde ikamet eden 24 milyon 804 bin kişi seyahate çıktıTrafiğe kayıtlı araç sayısı Aralık ayı sonu itibarıyla 22 218 945 oldu
Ocak ayı enflasyon rakamları belli olduKDV sistemi değişiyorToroslarda yüzme kursları başladıToroslar’da, Yapılandırma Başvuruları BaşladıGüneş Doğarken İşçilerle Sabah MesaisindeTarih, doğa, deniz, güneş, müzik ve dans kansere karşı birleştiİçel Soroptimist Kulübü, 'Obezite ile Savaş' semineri düzenledi.Bisiklet durursa hayat dururTarsus Sev’in Robotik Takımı’na İki Ödül BirdenMobbing ve Hukuksal Boyutu Ele Alındı
 
 
Yazarlar
Yazarlar RSS Beslemesi
 
 
 
Gazete Manşetleri
 
 
Namaz Vakitleri
 
  • İmsak04:09
  • Güneş05:52
  • Öğlen12:50
  • İkindi16:34
  • Akşam19:30
  • Yatsı21:01
 
Anket
.
 
İddaa
 
Lig Puan Durumu
 
Takımlar
O
G
B
M
P
1
Galatasaray
30
20
3
7
63
2
Başakşehir
30
19
5
6
62
3
Beşiktaş
29
17
8
4
59
4
Fenerbahçe
29
16
9
4
57
5
Trabzonspor
30
12
10
8
46
6
Sivasspor
30
13
5
12
44
7
Kayserispor
30
12
8
10
44
8
Göztepe
29
12
7
10
43
9
Kasımpaşa
29
11
7
11
40
10
Malatyaspor
29
10
8
11
38
11
Bursaspor
30
10
6
14
36
12
Antalyaspor
29
9
8
12
35
13
Akhisar Bld.Spor
29
9
7
13
34
14
Alanyaspor
30
9
5
16
32
15
Osmanlıspor
30
8
8
14
32
16
Gençlerbirliği
30
7
9
14
30
17
Konyaspor
29
7
8
14
29
18
Karabükspor
30
3
3
24
12
 
Şampiyonlar Ligi
 
UEFA Avrupa Ligi
 
Alt Lig
 
 
Tarihte Bugün
1912 - SSCB Komünist Partisi'nin yayın organı Pravda gazetesinin ilk sayısı yayımlandı.
1920 - İtilaf Devletleri, Osmanlı hükümetini Paris'te toplanacak sulh konferansına davet etti.
1924 - Türkiye Cumhuriyeti Devlet Demiryolları Genel Müdürlüğü kuruldu. Anadolu demiryollarının devletleştirilmesine ilişkin yasa benimsendi.
1933 - Türkiye ile Osmanlı Düyunu Umumiye Hamilleri arasında imzalanan antlaşmayla Osmanlı borçlarının tasfiyesi sağlandı.
1940 - Siirt'in güneyindeki Beşiri yakınlarındaki Raman Dağı'nda 1042 metre derinlikte petrol bulundu.
1947 - Türkiye'ye yabancı sermaye girişine izin veren yasa kabul edildi.
1962 - Anayasa Mahkemesi ve Yüksek Hakimler Kurulu'nun kurulmasına karar verildi.
1970 - Dünya Günü ilk kez kutlandı.
1975 - Barbara Walters, American Broadcasting Corporation adlı yayın kuruluşu ile beş yıllığına 5 milyon dolarlık anlaşma imzalayarak en yüksek ücreti alan televizyon haber sunucusu oldu.
1983 - Batı Almanya dergisi Der Stern, Hitler'in Günlükleri ni gün ışığına çıkardığını ileri sürdü ve bazı bölümlerini yayımladı. Sonradan bu günlüklerin sahte olduğu ortaya çıktı.
1987 - Dil Derneği kuruldu.
1992 - Meksika'nın ikinci büyük şehri Guadalajara'da, kanalizasyon sistemine karışan benzinin patlaması sonucu 206 kişi öldü, 500 kişi yaralandı, 15.000 kişi evsiz kaldı.
2004 - Kuzey Kore'de iki tren çarpıştı: 150 kişi öldü.
 
Arşiv
 
Bumerang - Yazarkafe
 
Süper Loto
19.04.2018 Tarihli Çekiliş Sonucu011228303945
 
On Numara
16.04.2018 Tarihli Çekiliş Sonucu02131417192730333742455253555760657072757780
 
Sayısal Loto
21.04.2018 Tarihli Çekiliş Sonucu050618414349
 
Şans Topu
18.04.2018 Tarihli Çekiliş Sonucu080919202510
 
 
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji