Mersin hinterlandı 2017 ilk çeyrek ekonomik rakamları açıklandı

Ana Sayfa » Kültür & Sanat » Osmanlı Kent Kültüründe Doğa ve Estetik Anlayışı-1... Sibel Gazi Tabel yazdı

Osmanlı Kent Kültüründe Doğa ve Estetik Anlayışı-1... Sibel Gazi Tabel yazdı

Osmanlı döneminde, özellikle İstanbul’un kent kültüründe, kendi çağının dünyasına göre aykırı denebilecek düzeyde yüksek bir çevre etiğinin var olduğu ve referanslarını doğadan alan Osmanlı estetik anlayışı.... Sibel Gazi Tabel'in kaleminden...

 
 
Osmanlı Kent Kültüründe Doğa ve Estetik Anlayışı-1... Sibel Gazi Tabel yazdı
Pittsburgh’da Duquesne Üniversitesi’nde katıldığım “I. Uluslar arası Etik Eğitimi” Konferansında sunduğum bildiride, Osmanlı döneminde, özellikle İstanbul’un kent kültüründe, kendi çağının dünyasına göre aykırı denebilecek düzeyde yüksek bir çevre etiğinin var olduğunu ve referanslarını doğadan alan Osmanlı estetik anlayışının sade, arı ve incelmiş bir olgunluğa sahip olduğunu anlatmıştım. Bu yazı dizisi,  bildiride ele alınan konulardan seçilen birkaçını bilginize sunmaktadır.

Sadece 16. Yüzyılda Avrupa’da İstanbul üzerine 2 bini aşkın kitap yazılmıştır.  Osmanlı Dönemindeki İstanbul’un kent kültüründen kaba taslak genellemeler yapılarak söz edilemez. Çünkü böyle bir genelleme girişimi, 2670 yıl önce, M.Ö. 658’de Megara Kralı Byzas tarafından kurulan ve binlerce yıllık farklı kültür birikimlerini taşımakla birlikte yaşını aldıkça gençleşen, sürekli yenilenen bir kenti, içine sığmayacağı bir kalıba sokmak olur.  Ayrıca yüzlerce yıllık Osmanlı Dönemi’nde homojen ve/veya aynı kalan bir  kültürün sürdüğü iddia edilemez. Doğası gereği durağan olmayan kültürün hep ilerlemediği, bazen daha geriye düştüğü ise söylenebilir.

Osmanlı İmparatorluğu’nda taşınmaz malların büyük kısmı, günümüzün sivil toplum örgütlerine benzeyen vakıflara aitti. Uçuş rotalarında yaralanıp düşmeleri halinde, onların tedavisini yaparak sürüsüne yetiştirmek üzere çalışmalar yapan Göçmen Kuşlar Vakfı; kışın kardan yerlerde yiyecek bulamayan kuşlar için yiyecek bırakan Darı Vakfı; insanların veya hayvanların faydalanacağı ormanlar ve yeşil alanlar için kurulan vakıflar gibi pek çok vakıf kurulmuştur. Dönemin kentlileri, soğuk kış günlerinde kurtlar gibi vahşi hayvanların aç kalmamaları için ıssız dağ başlarında et dağıtmışlardır. Binek hayvanlarının fazla yük taşımaları; dahası, cuma günü onlara da tatil ilan edildiği için, o gün yük taşımaları yasaktır.

Bünyesinde ibadethaneler, aşevleri, hastaneler gibi yapıları barındıran ve genellikle de bunları bütünleşik bir mekanda (Külliye), tek bir çatı altında toplayan vakıflar, kentlilerin bir çok ihtiyacına cevap vermekteydi. Çok işlevli bu yapıların, hayır işlerini sürdürebilmesi ve işletilmesi için vakfa ait iş yerleri ve dükkanlar yaptırılırdı. Örneğin Fatih Külliyesinin akanı (geliri) olarak İstanbul ve Galata semtlerinde 4250 dükkan, 3 iş hanı, 4 hamam, 7 köşk, 9 bahçe ve esnaf çarşısı ile 1130 ev yaptırılmıştı.

1655’de İstanbul’u ziyaret eden Fransız seyyah Jean de Thevenot, İstanbulluların köpekleri nasıl koruduğunu, hatta bazı zenginlerin vasiyetnamelerinde sokak köpeklerinin beslenmesi için nasıl özel kaynaklar tahsis ettiklerini anlatmaktadır. Bazıları da, güvenebilecekleri kasap ve fırıncılara, kendileri öldükten sonra sokak hayvanlarını beslemeleri için para bırakırlardı. Fransız gezgin Du Loir, 1654’te Anadolu’daki gözlemlerine yer verdiği kitabında şunları yazar:

“Osmanlı’nın birçok şehrinde kedilerin barınıp, beslenmesi için vakıflar kurulduğunu hayretle gördüm. Bu vakıflarda uşaklar, vekilharçlar, hayvanlara hizmet ediyorlar. Köpek sevgisi de yaygındır. Birçok kibar Türk’ün, lokantalardan et, kebap getirtip kendi elleriyle kedilere, köpeklere yedirdiklerini gördüm. Kuşlara sevgileri ise bunlardan daha fazladır.”

1910 yılında şehirde ilk kez kuduz görüldüğünde, hayvanların zehirlenerek öldürülmesi büyük tartışmalara konu olmuştur. Pierre Loti, 1910’daki köpek katliamını ironik bir dille şöyle anlatmaktadır:

“Bu ülkeye II. Mehmed’in ordularının ardından gelen köpekler, İttihat ve Terakki’yi ve hükümet işlerine Levantenlerin girdiğini unutmuşlardı. 4-5 asırlık sadakatten sonra kimseyi ısırmamış olmalarına karşın, katliamların en iğrencine mahkum edildiler. Hiçbir Türk, Hilal’e uğursuzluk getireceği söylenen bu onur kırıcı görevi üstlenmek istemedi. Bu yüzden, serseriler ve haydutlar görevlendirildi.”

Bursa’daki Leylek Hastanesi ve Üsküdar’daki Kedi Hastanesi’nin dünyada eşi ve benzerine o tarihte rastlamak mümkün değildir. Dahası o dönemlerde, Ortaçağ Avrupa’sında veba salgını çıkana dek kediler adeta soykırımdan geçirilmiştir.

Evliya Çelebi’nin anlattıklarına göre, erkekler, kadınlar ve çocuklar, İstanbul’da kurulan büyük kuş pazarlarına haftada bir giderek, kafesteki kuşları satın alır, bunları orada uçurup özgürlüklerine kavuştururlardı. Bu bilgiyi başka asırlarda yaşamış olan Le Bruyn (1732) ve Dr. Brayner’de (1836) eserlerinde teyit eder. Bunun nedeni kuşların kıyamet gününde onlara şahitlik edeceklerindendi. Böylece günahlarını affettirip, sevap kazanacaklarına inanırlardı*

Ahmet Haşim 1921 yılında yayımlanan “Gurebahane-i Laklakan” (Yoksul Leylekler Bakımevi) adlı eserinde, Bursa’da Haffaflar Çarşısı’ndan (Ayakkabıcılar Çarşısı) bahsetmektedir. Bu eserde, ortadaki avlunun etrafında dizilen dükkanlardan oluşan çarşının orta meydanında, kanadı ya da bacağı kırılmış leyleklerin, bunamış kargaların ve çeşitli sakat kuşların toplandığını ve ÇARŞI ESNAFININ ARALARINDA TOPLADIĞI PARALAR ile bütün bu kuşlara yıllarca baktığını anlatmaktadır. Dolmabahçe Sarayı bahçesinde bugün de görülebilen bir kuş hastanesi bulunmaktadır.** Saray bahçesindeki hastane, padişahın yaklaşımını göstermektedir.

Kuşları için onlara barınacakları minyatür saraya, köşke benzeyen evler yapmışlardır. Kuş evleri 13. yüzyıldan 19. yüzyıl sonlarına kadar devam etmiştir. Minyatür saraylar, Osmanlı’nın merhametini ve kuşun öteden beri kültürel aktarımla gelen inançlarındaki özel yerini sembolize etmenin yanı sıra, dönemin sanatkârlarının ince zevkini, estetik anlayışını ve mimari anlayışını göstermektedir.

Kuşlara olan bu ilginin kökeni, Türklerin İslamiyet öncesi Şamanizm dönemine ve Şamanizm felsefesine dek götüreülebilir.  Bu felsefe, Selçuklu dönemi, beylikler dönemi ve Osmanlı devleti döneminde de varlığını belli biçimlerde devam ettirerek günümüze kadar ulaşmıştır.

Yine, İslam dini, kuşlara özel bir yer ve değer verir, hatta Kuran’da Nur Suresi’nde kuşların Tanrı’ya dua ve tespih eyledikleri zikr edilmektedir.  Kuran’da yer alan Hz. Muhammed’in Kureyş’lilerden kaçarken saklandığı mağarada bir güvercinin O’na yardım etmesi olayı ve Hacı Bektaşi Veli’nin Horasan’dan Anadolu’ya gelirken güvercin kılığında geldiği yolundaki rivayetler sonucu halk arasında güvercinler özel bir öneme sahipti.** Ayrıca, güvercinler orduda dahi posta güvercini olarak kullanılan değerli varlıklardı.

Henüz çevre için eğitimin okullarda yer almadığı o günün İstanbul’unda yaşayan bireylerde çevre etiği değerlerinin yerleşmesinde hangi kentsel kültürel ögeler etkendi? Bu ögelerin birbirini tamamlayışı ve birbirine olan etkisi ne idi? Estetik anlayışı  nasıldı? Bunlar ve dahası ikinci yazıda ele alınacaktır..

*CAN, Dilek, Bir Zamanlar Saraylarda Yaşardı Kuşlar, 11 March 2008.  http://sehristanbul.wordpress.com/
** YÖRÜKOĞLU, Seçil, (Yayınlanmamış Yüksek Lisans Tezi) Kültürel Mirasın Yeni Nesile Aktarılması Amacıyla Kuş Evlerinin Görsel Sanatlar Dersi Programında Kullanılması, Marmara Üniversitesi Eğitim Bilimleri Enstitüsü Güzel Sanatlar Eğitimi Anabilim Dalı Resim-İş Öğretmenliği Bilim Dalı, İstanbul, 2008.




 
31 Aralık 2013 Salı 11:01
 
 
(0 Yorum Yapıldı)Yorumlar
<p>Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.</p>
 
Bu Kategorideki Diğer Haberler
 
Güneş Doğarken İşçilerle Sabah MesaisindeTarih, doğa, deniz, güneş, müzik ve dans kansere karşı birleştiİçel Soroptimist Kulübü, 'Obezite ile Savaş' semineri düzenledi.Bisiklet durursa hayat dururTarsus Sev’in Robotik Takımı’na İki Ödül BirdenMobbing ve Hukuksal Boyutu Ele AlındıGüzel Konuşma ve Diksiyon
MTSO’ya teşekkür belgesiMenderes Gönüllü Evi, Mezitli'nin Filizleri ailesine katıldıMiniklerden Büyük Nağmeler Mezitli’de 26. Jakaranda koruluğu açıldı Çalgı Çengi’nin Ünlü Oyuncuları Forum Mersin’de Hayranlarıyla Buluşuyor
 
 
Yazarlar
Yazarlar RSS Beslemesi
 
 
Get our toolbar!
 
Gazete Manşetleri
 
 
Namaz Vakitleri
 
  • İmsak03:23
  • Güneş05:20
  • Öğlen12:49
  • İkindi16:40
  • Akşam19:58
  • Yatsı21:40
 
Bumerang - Yazarkafe
 
Anket
.
 
İddaa
 
Lig Puan Durumu
 
Takımlar
O
G
B
M
P
1
Beşiktaş
32
21
8
3
71
2
Başakşehir
32
19
10
3
67
3
Fenerbahçe
32
17
9
6
60
4
Galatasaray
32
18
4
10
58
5
Antalyaspor
32
15
7
10
52
6
Trabzonspor
32
14
8
10
50
7
Akhisar Bld.
32
13
6
13
45
8
Kasımpaşa
32
12
7
13
43
9
Konyaspor
32
11
10
11
43
10
Gençlerbirliği
32
10
10
12
40
11
Alanyaspor
32
12
4
16
40
12
K.D.Ç. Karabük
32
11
6
15
39
13
Osmanlıspor FK
32
9
11
12
38
14
Kayserispor
32
10
7
15
37
15
Bursaspor
32
10
5
17
35
16
Ç. Rizespor
32
8
6
18
30
17
Gaziantepspor
32
7
5
20
26
18
Adanaspor
32
6
7
19
25
 
Şampiyonlar Ligi
 
UEFA Avrupa Ligi
 
Alt Lig
 
 
Tarihte Bugün
1571 - İspanya Kralı, Venedik ve Papa, Osmanlı Devleti aleyhine ittifak kararı aldı...
1924 - Türk Milli Futbol Takımı, Olimpiyat Oyunları kapsamındaki ilk milli maçında, Çek Milli Futbol Takımı'na 5-2 yenildi.
1944 - Nuri Demirağ'ın fabrikasında yapılan ilk Türk yolcu uçağı İstanbul'dan Ankara'ya uçtu.
1953 - ABD, Nevada'da bulunan deneme bölgesinde, topçu birlikleri tarafından atılan ilk ve tek nükleer bomba denemesini yaptı.
1954 - Tokyo'da yapılan Dünya Serbest Güreş Şampiyonası'nda Türkiye birinci oldu.
1954 - Türkiye, Osmanlı borçlarının son taksitini ödedi.
1961 - ABD Başkanı John F. Kennedy ABD Kongresi'nde yaptığı bir konuşmada 1960'lı yıllar sona ermeden önce mutlaka Ay'a ayak basacaklarını ilan etti.
1963 - 30 Afrika ülkesi bir araya gelerek Afrika Birliği Örgütü'nü kurdu.
1977 - Yıldız Savaşları filmi gösterime girdi.
1982 - Falkland Savaşı sırasında İngilizlerin HMS Coventry adlı destroyeri Arjantin uçakları tarafından batırıldı.
1983 - Milli Güvenlik Konseyi kürtaj yasa tasarısını kabul etti.
1988 - Irak Basra'yı İran'dan geri aldı.
1989 - Mihail Gorbaçov, Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği Devlet Başkanı oldu.
1997 - Afganistan'dan kaçan General Raşid Dostum, Türkiye'ye sığındı.
2001 - 32 yaşındaki Coloradolu Erik Weihenmayer, Everest Dağı'nın zirvesine ulaşan ilk görme özürlü insan ünvanını aldı.
2003 - Nuri Bilge Ceylan'ın 'Uzak' adlı filmi 56'ncı Cannes Film Festivali'nde 'Elephant' filmiyle birlikte En İyi Film ödülünü paylaştı.
2005 - Azeri petrolünü Türkiye üzerinden dünya pazarına ulaştırması amaçlanan Bakü-Tiflis-Ceyhan (BTC) boru hattına ilk petrol verildi.
2005 - UEFA Şampiyonlar Ligi 2004-2005 sezonu finali Atatürk Olimpiyat Stadı'nda yapıldı. Normal süresi 3-3 biten maçı Liverpool penaltılarla 6-5 Milan'ı yendi.
2008 - 61. Cannes Film Festivali'nde En İyi Yönetmen ödülünü Nuri Bilge Ceylan aldı. Ceylan ödülünü kucaklarken, 'Benim yalnız ve güzel ülkeme ithaf ediyorum' dedi. Ceylan, üçüncü kez Cannes'da ödül alarak bir rekora da imza attı..
2010 - Samandıra'da eğitim uçuşu yapan bir askeri uçak, sokağın ortasına düştü. 3 personel hafif yaralandı.
 
 
Arşiv
 
Süper Loto
18.05.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu050611154147
 
On Numara
22.05.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu02030809101314192125303241475053546466737879
 
Sayısal Loto
20.05.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu091128293337
 
Şans Topu
24.05.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu222628293412
 
 
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji