Özdemir,'İhracat Yarışında Mersin 20 Yıldır Geriliyor'

Ana Sayfa » Güncel » Otogarda bugüne kadar ne oldu, bundan sonra ne olacak? -2... Abdullah Ayan yazdı

Otogarda bugüne kadar ne oldu, bundan sonra ne olacak? -2... Abdullah Ayan yazdı

Herkes daha çok kazansın diye hayal edilirken herkesin kaybettiği işletme modeli:Mersin yeni otogarı

 
 
Otogarda bugüne kadar ne oldu, bundan sonra ne olacak? -2... Abdullah Ayan yazdı

İpin kopmasında durmadan esnafı suçlayan, eski belediye Başkanı Özcan döneminde üç kuruşa kiraladıkları yerleri fahiş paralarla birilerine devreden vurguncular olduğunu yineleyen dışlayıcı bir dile sahip Kocamaz ile esnafın bırakın uzlaşmayı, oturup kavgasız tartışması bile olanaksızdı, öyle de oldu.

60-70 bin lira kira ödemeye razı yazıhane işletmecileri işler sarpa sarmadan araya girip tarafları uzlaştıracak bir âkil insan veya çözümü makulde bulacak bir kurum, kuruluşun gelip orta yol bulmasını boşuna bekleyip durdular.

Bu arada yazıhane esnafı ile Başkan arasında bilek güreşi sürerken hayli eğlenceli tablolara da tanık oluyorduk. Örneğin yeni otogarın kendisinden önce tuvaletine talip olan vatandaş yıllık 500 milyar teklif edince, işi gücü bırakıp her Allah’ın günü tuvalet için belediyeye 1,5 milyar ödemek zorunda kalacak işletmecinin hesabını işin başında yapanlar bile çıktı.

Konu elbette ilginçti ama olayların kırılma noktasının o tuvalet ihalesinde ortaya çıkan rakamla ilgisini zaman içinde ortaya çıkacak tabloyla öğrenecektik ama henüz herkes “filmin” eğlenceli fragmanına konsantre olmuştu, asıl “film” için fazla da beklemedik. Kısaca ne olduysa o tuvalet ihalesinden sonra oldu ve otogar konusunda o günden sonra hiçbir şey eskisi gibi olmadı. Asıl mevzuya dönelim…

“Def-i hacet ihalesinde” ortaya çıkan ve her yıl belediye kasasına 500 milyar gireceğini gösteren gerçekten akıl almaz teklifi hesaptan anlayan hiç kimseye mantıklı gelmemişti ama Kocamaz belediyeciliği adına bir taşla birkaç kuşun vurulacağı fırsat olduğunu kısa zamanda anladık.

Özcan döneminde birilerine 'peşkeş çekilen' her yeri en iyi fiyata değerlendirip “tüyü bitmemiş yetimin hakkını” kimselere yedirmeyeceğini ispat eden yeni anlayış işte daha ilk ihalede ne demek istediğini ortaya koyan çarpıcı örneğe sahipti artık.

Gerçi kendi küçük, anlamı büyük bu sembolik ihaleydi ama olsun, Özcan döneminde kimselerin aklına gelmeyen böylesine köşede kalmış bir tuvalet bile 500 milyara işletmeci buluyorsa, kocaman otogar hangi fiyatlara gitmezdi ki?

“Tüyü bitmemiş yetimin” hakkını, tuvalet ihalesiyle koruduğunu ortaya koyan anlayışa kimsenin itirazı yoktu ama otogarın emektar esnafı yazıhaneler için istenen paraları ödeyemeyeceğini gittikçe yükselen feryat eşliğinde duyurmak üzere kendi içinde o güne kadar pek görmediğimiz bir dayanışmaya girişti. Mersin tarihinde eşine az rastlanır birlikteliğin asıl mimarı ve sağlam duran binanın çimentosu da aslında Kocamaz’ ın geri adım atmayan tavrıydı. Ve aslında bu tavır böylesine kemikleşmiş, yekvücut bir oluşumu yaratmıştı. Direniş bir süre sonra yeni otogarı boykota ve bir gece ansızın yıkılan eski otogarın karşısında ülke tarihinde eşine zor rastlanır çadır otogarının altında hizmet verme aşamasına geldi. “Pasif direniş, sivil itaatsizlik, sosyal dayanışma” adına ne derseniz deyin, eşi az bulunur bir eylem modeliyle tanıştı Mersin ve hatta Türkiye…

Kocamaz Belediyeciliği tıpkı 500 milyar gelir getiren tuvalet gibi önce yeni otogar yazıhanelerini teker teker ihaleye çıkardı. Aslında ortaokul öğrencilerinin bile rahatlıkla çözeceği denklem sorusuna benzer hesabın formülü basitti. Bir tuvalet yılda 500 milyar getiriyorsa, koca yazıhanenin akıl almaz! getirisini hesaplamak zor değildi?

Esnaf bu tür sorulara “sen tuvaleti bırak, ülkenin diğer otogarlarındaki fiyatlara bak” diye derdini anlatmaya çalışırken, mücadeleyi hukuki platforma taşımayı da ihmal etmedi. Ve Büyükşehir’in ibreti alem için Cumhuriyet meydanına duyurusunu astığı iki ihaleyi de daha başlamadan yargıya taşıdı. Adaletin iki ihaleyle ilgili iki başvuru ilişkin kararı açıktı ve muhatap belediyeye kısaca “Yürütmeyi durdur” diyordu.

Esnafla bir yere varmaktansa Kocamaz ve bu konuyu kendisinin verdiği inisiyatifle sürdüren kurmay ekibi çok kestirme bir çözüm buldu. Tek tek kiracılarla uğraşmaktansa otogarın işletmesini toptan birine verip, esnafla o toptancı işletmeciyi baş başa bırakmak.

Daha önce tek tek kiralama amaçlı hazırlanan şartname revize edildi ve ihale günü geldi çattı… (500 milyara ihale edilen tuvaletin akıbetini sorduğunuzu duyar gibiyim. O eğlenceli hikayeyi konu sıkıntısı çektiğim, geniş vakitlerden birinde yazarım)

Çağrılan çevik kuvvetin oluşturduğu barikatın gölgesinde katılımcılardan teklifler alındı, arttırmaya geçildi ve gözü kara işletme namzetleri kıran kırana yarış sonunda 12 trilyonla başlayan yıllık işletme tekliflerini durmadan yükselttiler. Elenenler teker teker düşünce ipi göğüsleyen Mersin Şimşek Grup taşımacılık, kuyumculuk, ticaret, turizm, petrol ürünleri ltd şti’nin Kocamaz’ı bile şaşırtan ve daha sonra “sanırım çok pahalıya gitmiş” samimi itirafını dillendirdiği inanılması zor teklifini o dünya rekorlarını anons eden spikerin hem şaşkın, hem hayran sesini duyar gibi birlikte duyduk…

Şimşek grubu yeni otogarı üç yıllığına kiralamıştı, hem de her yıl 20 trilyon+KDV bedelle…

İyi de bir iş adamının bu fiyatı vermesi kent halkının ve tüyü bitmemiş yetimin hakkını savunan belediyecilik adına elbette sevindiriciydi ama buz dağının bu su yüzündeki muhteşem görüntüsünün bir de suyun altındaki asıl bölümü vardı.

Elbette belediyeler en iyiyi, en ucuza alma yanında kimi hizmetleri de en iyi işletene en yüksek fiyatla verme prensibine uymalıydı. Ama iş otogara geldiğinde kafaları karıştıran çok önemli bir soru aşılması imkânsız dağ gibi duruyordu.

Yeni otogarda hamam, büfe, tuvalet, ATM, kargo işletmesi vs.gibi hizmet üniteleri dışında toplam 40 yazıhane vardı. Belediyenin yzh başına yıllık 70-80 bin lira istediği esnaf o fiyatları yüksek bulduğu için direnirken, yeni işletmeciye ne kadar ödeyebilirdi ki?

40 yazıhaneden söz ediyorum. Ve her biri yıllık 100 bin lira kira ödese 4 trilyon gelirden… İyi de ilk yıl bile belediyeye 20 trilyon+KDV ödeyecek işletmecinin yıllık kdv ödemesi bile yazıhane kiralarını ancak karşılarken bu 23,6 trilyon nasıl toplanacaktı da Belediyeye olan kira taahhüdü yerine gelecekti?

Yaman soru buydu. Ve bu sorunun şu ana kadar ortaya çıkmış net bir cevabı yok. Cevabı olmayan soru ise gerçeği değiştirmiyor: Genel giderleri, personeli, elektriği ve suyuyla birlikte her Allahın günü 100 milyar parayı elde etmek zorunda olan işletmeci böylesine bir ağır yükün altından nasıl kalkacaktı?

Bizler konuyu yaza duralım, gece gündüz, cumartesi pazar, bayram seyran dinlemeyen taksimetre durmadan işliyor ve o zararı gören Büyükşehir Belediyesinin başkanı ve ekibi koyundan kırk post çıkarmaktan farksız stratejiyi sürdürmekte. Örnek mi? Otogarın asıl para kazanan işlerini kendine (örneğin otogara girip çıkan otobüslerden alınan ve günlük 15 milyarı bulan para kiracının hanesine değil, belediyenin kurduğu şirkete aktarılan düzenleme ilk günden beri sürmekte) zarar etmesi Allahın emri olan asıl iş ise yanılıp işletmeyi kiralayan Şimşek grubun.

Almadan vermek Allaha mahsus olduğuna göre her halükarda belediyeye üç ayda bir 5,5 trilyon ödemek zorunda olan ve son gelişmeler nedeniyle tek kuruş kirayı bile toplamakta zorlanan işletmeci böylesine zarara daha ne kadar dayanabilir?

Vicdan sahibi kimsenin kabul edemeyeceği bu tablonun vebali kime ait? Asıl işi halka hizmet olan ve özel sektörden farklı olarak para kazanma, parlak bilanço elde etme gibi gayesi olmaması gereken Belediyenin sırf eski yönetimin yanlışlarını ortaya koymak için girdiği bu heyecanlı macera nasıl sonuçlanacak?

Ve hepsinden önemlisi herkesin kazanabileceği bir formül geliştirilmesi mümkünken, bugün uzun vadede kent halkına, işletmeciye, gar esnafına zarar vermesi kaçınılmaz böylesine bir kaos nasıl sonlanacak?

Gittikçe karmaşık hal alan ve başta kiracı olmak üzere tüm tarafların zarar hanesine telafisi imkansız yük getirecek olan bu sürecin makul ve vicdanları kanatmayacak bir çözümü var mı?

Sorulara cevap arayacağım son yazıyla noktalayacağım hikâyeyi…

 

Abdullah Ayan

 

 
21 Mayıs 2015 Perşembe 10:43
 
 
(0 Yorum Yapıldı)Yorumlar
<p>Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.</p>
 
Bu Kategorideki Diğer Haberler
 
Son 24 Saat
Haberler RSS Beslemesi
 
Facebook messenger'de sohbet odaları başlıyorBu bilgisayar saniyede 93 trilyon işlem yapıyorGalaxy S7 dört farklı versiyonla geliyorLamborghini mi, Ferrari mi?Facebook'un karı %52 artışla 5,84 milyar dolarDengede durarak felç olma riskinizi ölçünSamsung Galaxy S6 ve Galaxy S6 Edge'yi tanıttıDünyanın en çok turist alan şehirleriAvşar Kızı, Ilıcalı'ya Fark AttıTelefonlarda 'keşke yazmasaydım' mesajları geri alınabiliyor2014 en sıcak yıl olduMicrosoft’tan Windows 10.. İlk yıl ücretsiz
 
Yazarlar
Yazarlar RSS Beslemesi
 
Bumerang - Yazarkafe
 
 
Get our toolbar!
 
Gazete Manşetleri
 
 
Namaz Vakitleri
 
  • İmsak05:55
  • Güneş07:37
  • Öğlen12:45
  • İkindi15:18
  • Akşam17:33
  • Yatsı19:03
 
Anket
.
 
Lig Puan Durumu
 
Takımlar
O
G
B
M
P
1
Başakşehir
13
9
4
0
31
2
Beşiktaş
13
8
5
0
29
3
Galatasaray
13
8
2
3
26
4
Fenerbahçe
13
7
4
2
25
5
Bursaspor
13
7
3
3
24
6
Konyaspor
13
5
5
3
20
7
Osmanlıspor FK
13
4
7
2
19
8
Gençlerbirliği
13
4
6
3
18
9
Trabzonspor
14
5
3
6
18
10
K.D.Ç. Karabük
13
5
2
6
17
11
Akhisar Bld.
13
4
4
5
16
12
Antalyaspor
13
4
4
5
16
13
Alanyaspor
13
4
2
7
14
14
Kasımpaşa
13
3
3
7
12
15
Gaziantepspor
13
3
2
8
11
16
Ç. Rizespor
13
2
4
7
10
17
Kayserispor
13
2
3
8
9
18
Adanaspor
14
1
3
10
6
 
Şampiyonlar Ligi
 
UEFA Avrupa Ligi
 
Alt Lig
 
Tarihte Bugün
1774 - Kazak isyanı önderi Pugaçev idam edildi.
1817 - Mississippi, A.B.D. nin 20. eyaleti olarak birliğe katıldı.
1863 - Londra metrosu açıldı.
1898 - İspanyol-Amerikan savaşı sonrası Küba İspanya'dan bağımsızlığını kazandı.
1901 - İlk Nobel ödülleri verildi.
1902 - Mısır'da Nil nehri üzerinde inşa edilen Aswan Barajı hizmete girdi.
1906 - Theodore Roosevelt, Rus-Japon Savaşının sona ermesinde oynadığı arabuluculuk rolünden dolayı, Nobel Barış Ödülü'nü alan ilk Amerikalı oldu.
1923 - İrlandalı şair William Butler Yeats Nobel Edebiyat Ödülü'nü aldı.
1927 - Fransız filozof Henri Bergson Nobel Edebiyat Ödülü'nü aldı.
1929 - Alman yazar Thomas Mann Nobel Edebiyat Ödülü'nü aldı.
1941 - Malaya açıklarında Prince of Wales ve Repulse olmak üzere Kraliyet Donanmasına ait iki zırhlı Japon İmparatorluk Deniz Kuvvetleri'ne bağlı torpido bombardıman uçakları tarafından batırıldı.
1948 - Birleşmiş Milletler Meclisi, İnsan Hakları Bildirgesini kabul etti. Türkiye İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi'ne kabul oyu verdi.
1956 - Macaristan'da çatışmalar başladı, sıkıyönetim ilan edildi.
1964 - Martin Luther King Nobel barış Ödülü'nü aldı.
1970 - Rus yazar Aleksandr Soljenitsin Nobel Edebiyat Ödülü'nü aldı.
1971 - Aralarında Türkiye İşçi Partisi Genel Sekreteri Tarık Ziya Ekinci'nin de bulunduğu 26 sanıklı Devrimci Doğu Kültür Ocakları davasına Diyarbakır'da başlandı.
1975 - Rus bilim insanı Andrey Saharov Nobel Barış Ödülü'nü aldı.
1977 - Uluslararası Af Örgütü Nobel Barış Ödülü'nü aldı.
1977 - İstanbul Toptaşı Cezaevi'nden 9 siyasi tutuklu kaçtı.
1978 - Enver Sedat ve Menahem Begin Nobel Barış Ödülü'nü aldı.
1979 - Devlet Opera ve Balesi Genel Müdürü Gürer Aykal görevinden alınmıştı. 10 Aralık günü bu göreve İsmet Kurt'un atanması üzerine Devlet Opera ve Balesi çalışanları Carmina Burana'nın sahnelenmesine katılmama kararı aldı. Kurt iki gün sonra istifa etti.
1979 - Rahibe Teresa Nobel Barış Ödülü'nü aldı.
1982 - Günaydın gazetesi yayın hayatına başladı.
1983 - Arjantin'de askeri rejim sona erdi; Arjantin'in 8 yıldan sonra ilk sivil başkanı Raul Alfonsin oldu.
1983 - Polonyalı Dayanışma Sendikası lideri Lech Walesa Nobel Barış Ödülü'nü aldı.
1984 - Güney Afrika'lı Piskopos Desmond Tutu Nobel Barış Ödülü'nü aldı.
1987 - Sedat Simavi Basın Ödülü Uğur Mumcu'ya verildi.
1987 - İnsan Hakları Derneği "Genel Af ve Ölüm Cezalarının Kaldırılması" talepli 130 bin imzalı dilekçeyi Meclis Genel Sekreterliği'ne sundu.
1988 - Türkiye'de ilk karaciğer nakli ameliyatı yapıldı. Ameliyatı, Ankara Hacettepe Üniversitesi'nden Prof.Dr. Mehmet Haberal gerçekleştirdi.
1988 - Cumhurbaşkanı Kenan Evren'in veto ettiği öğrenci affı yasası Meclis'te tekrar kabul edildi. Yasa, üniversitelerde türbana izin veriyordu.
1988 - Mısırlı Necip Mahfuz Nobel Edebiyat Ödülü'nü aldı.
1989 - Aliağa'da çevre şenliği yapıldı.
1993 - Güvenlik kuvvetleri Özgür Gündem gazetesinin İstanbul Kadırga'daki merkezini bastı ve tüm çalışanları gözaltına aldı.
1994 - Yaser Arafat, Shimon Perez ve Yitzhak Rabin Nobel Barış Ödülü'nü aldılar.
1994 - TBMM TV ( Meclis Tv) kuruldu.
2002 - Stanford Üniversitesi insan embriyosu klonlayacağını açıkladı.
2002 - Eski Amerikan Başkanı Jimmy Carter, 1970 lerde Orta Doğu'da sürdürdüğü diplomatik arabuluculuklarından dolayı Nobel Barış Ödülü'nü aldı.
2002 - Kuzey Kore`den gelen Scud füzeleri taşıyan bir gemi Umman denizinde İspanyol donanması tarafından durduruldu.
2002 - Bangladeş gözaltına aldığı iki Avrupalı gazeteciyi serbest bıraktı.
2003 - İranlı Shirin Ebadi, Nobel Barış Ödülü'nü alan ilk müslüman kadın oldu.
2005 - 10 Aralık Hareketi ilk toplantısını İstanbul Dedeman Oteli'nde gerçekleştirdi.
 
Arşiv
 
Süper Loto
08.12.2016 Tarihli Çekiliş Sonucu040619233854
 
On Numara
05.12.2016 Tarihli Çekiliş Sonucu06071115171923242931323440435154596166737677
 
Sayısal Loto
03.12.2016 Tarihli Çekiliş Sonucu242636434446
 
Şans Topu
07.12.2016 Tarihli Çekiliş Sonucu061017243004
 
 
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji