Bakan Elvan’dan Emeklilere TOKİ Müjdesi

Ana Sayfa » Güncel » Otogar’da bugüne kadar ne oldu, bundan sonra ne olur? -3... Abdullah Ayan yazdı

Otogar’da bugüne kadar ne oldu, bundan sonra ne olur? -3... Abdullah Ayan yazdı

Mersin otogarı mevcut sözleşme koşullarıyla işletilemez, işletmeye kalkanın altın madeni bulmuş olması lazım...

 
 
Otogar’da bugüne kadar ne oldu, bundan sonra ne olur? -3... Abdullah Ayan yazdı

Otogar işletmesi için kavga dövüş gölgesinde yapılan ihalede ortaya çıkan sonuç inanılır gibi değildi.

20 trilyon+KDV dediğiniz rakama üç yıllık olası enflasyon artışını da eklerseniz Belediye kasasına 75 trilyonu aşkın para girecekti. Rakamı duyanlar kulaklarına inanamazken, taşın altında parmağı olan ve geleceklerini yeni otogara bağlamış esnaf ise nefesini tutmuş böylesi bir parayı taahhüt edenin önlerine koyacağı faturayı merak ediyordu.

Kocamaz ve ekibi davul çalmadı ama muhteşem sonucu şehrin dört yanını donatan billboardlarla kamuoyunun engin bilgisine sunmaktan da geri kalmadı.

“Tüyü bitmemiş yetimin hakkını savunmak” dediğiniz şey de zaten bu değil miydi? Ve geçmişte Kocamaz’ ın her fırsatta yinelediği “soyup soğana çevrilmiş, kimilerine peşkeş çekilmiş” otogarın bile böylesi dudak uçuklatan rakama alıcı bulması bundan sonraki süreçte başlayacak büyük yürüyüşün ve elbette değişimin müjdecisiydi.

Bu arada Büyükşehir Belediye Başkanı ve etrafını saran ekipten hiç kimsenin aklına, Türkiye ve tüm dünyada bu tür işlerin en temel ilkesiyle bu sonucun ortaya koyduğu çelişkiyi sorgulamak gibi zor ama olmazsa olmaz kuralı işletmek, teklifi yapılabilirliği açısından değerlendirmek gibisinden yöntemleri denemek gibi zor işler gelmedi.

Aslında 20 yıldır Tarsus’ u kendince çok başarılı biçimde yönettiğini iddia eden Kocamaz’ ın bu ilkeden habersiz olması düşünülemezdi. Ama nedense ne kendisi ne de konuya hayli vakıf olması gereken kurmayları altını çizdiğim gibi iş işten geçmeden ve geri dönüşü hayli yıkıcı sonuçlara yol açacak o son adımı atmadan önce şu sorunun cevabını aramadı;

İster Kamu İhale Kanunu ve ister o kanunun eşit, adil ve yasalara uygun biçimde uygulanmasını ve kamunun hangi yöntemle olursa olsun yapacağı tüm ihalelerin denetlenmesini,

Kısaca her türlü mal, hizmet alım satımını düzenlemekle yükümlü Kamu İhale Kurumu da itiraz olsun olmasın tüm ihaleleri aslında aynı evrensel ilke çerçevesinde masaya yatırmakla yükümlü…

O ilke de şudur; bir mal ve hizmet kamu tarafından ister alınsın, ister satılsın teklifin makul olması, iş ve hizmetin verilen teklif çerçevesinde yapılabilirliğini denetlemek zorundasınız…

Aslında evrensel ilkedir bu ve sadece kamu kurumlarının değil hepimizin günlük hayatta gözetmemiz gereken bir kuraldır.

Örnek mi? Mezbaha çıkışı 20 lira olan eti kasap size 25-30 liraya satabilir, o sizinle kasabınız arasında olan bir mevzudur ve kimseyi ilgilendirmez. Ama 20 lira maliyeti olan eti biri 10 liraya satıyorsa orada sadece satıcının değil, alıcının da ödemesi gereken bir günahı vardır.

Türkiye’ de sıkça karşılaştığımız ama nedense “alan memnun-satan memnun” gibisinden “bana dokunmayan …” diye başlayan anlayıştan beslenen bir başka aşina olduğumuz akaryakıt işinden bir misal verirsem mesele çok daha iyi anlaşılacak:

Devlet kurumları her yıl milyon tonlara varan akaryakıt alımını kendi başlarına açtıkları ihalelerle gerçekleştirir. Aslında o ihalelerde ortaya çıkacak fiyatlar da bellidir. Açarsınız Tüpraş’ ın internet sitesini. Orada her gün update edilen ve yayınlanan toptan fiyatlar bellidir. Bunun üzerine toptan dağıtıcı ve istasyon sahibinin kârını koyar gelecek teklifin bant aralığını rahatça belirlersiniz. Soru şudur ve birazdan otogar işletmesinde çıkan fiyatla doğrudan bağlantılıdır.

%6,5 kâr marjı olan biri 100 lira fiyatlı bir malı en fazla 93,5 liraya teklif edebilir. Altına düşmesi halinde ya hesap bilmeyen biridir ve batacaktır. Batması mukadder olan birine en düşük fiyatı verdi diye işi ihale ederseniz, sadece onu batırmakla kalmazsınız. Örneğin ihale kalorifer yakıtı konusundaysa kış günü boşuna yakıtın gelmesini beklersiniz. Personel yanmayan kalorifer nedeniyle hasta olur ve şikayet halinde gelen müfettiş “aferin çok ucuza almışsın” diye teşekkür etmez, sen maliyet hesabını neden yapmadın, bu fiyatı teklif edenin malı getirmeyeceğini nasıl tahmin edemezsin” sorusu sonucu hakkınızda soruşturma açar.

Peki, otogar ihalesinde, ihale komisyonu makul fiyat, işin yapılabilirliği gibi faktörlere ne ölçüde uymuş, “en iyi fiyat” yanında “işin yapılabilirliği” ilkesini ne ölçüde gözetmiş, denetlemiştir? Üç bölümde ele almaya çalıştığım konunun can alıcı noktası, bam teli de tam buradadır.

Devlet sırrı gibi saklanan sözleşmeyi bu temel ilkeyle incelediğim vakit, işletmeciye üç yıllığına “al işlet” denilen tüm üniteleri işletmeci rayiç fiyatların çok üstünde kiraya verse bile Belediyeye taahhüt ettiği parayı ödeyemeyeceğini ben bile gördüm.

Aslında yaptığım şey çok basit: 40 yazıhane, 5 ATM, 5 Büfe, 4 fast food, 1 restoran, 1 çay salonu (başka üniteler de var ama köy minibüs yzh, berber, kargocu gibi toplamda dişe dokunur para getirecek yerleri almaya gerek görmedim) kaç para eder?

Burada işin asıl para sağlayacak kaynağı, varlık sebebi, ana omurgası, kavgayı başlatan ve sona erdirecek olan (ki öyle de oldu) 40 otobüs yazıhanesi ve bu yazıhaneleri kiralayacak olan esnaf. Esnaf zaten belediyenin daha önce kendilerine önerdiği 60 ila 90 milyar arasında değişen yıllık fiyatları yüksek bulduğu için direnişe geçmiş. Hadi direnişi geride bırakıp ret ettikleri kiraları ödemeyi kabul ettiklerini düşünelim ve 60-90 arasını ortalama 75 milyar kabul edelim. Otogarı 23,6 trilyona kiralayan işletmecinin 40 yazıhaneden sağlayacağı gelir kaç paradır? 3 trilyon… 23,6 trilyona gar işletmesini para kazanacağım umuduyla belediyeden al, sözleşmede alt kiracı olarak tanımlanan esnafa 3 trilyona kiraya ver! Çıplak ve yalın hesap budur ve bu hesabın altından babasının tarlasında altın bulan madencinin o altın paralarını getirip buraya yatırması dışında kimsenin kalkması mümkün değildir. Ne 5 ATM, ne otogar gibi dünyanın hiçbir yerinde kimsenin tercih ettiği restoran, ne 5 büfe, ne de yıllık 350 milyara aldığı iki tuvalet, şimdiden yüz milyarlar zarar eden ve “yandım anam diye bağıran” alt kiracı bırakın para kazanmasını, her yıl 4 taksitte 20 trilyonu ödeyeceğini söyleyen işletmeciyi kesmez.

Aslında ihalenin herkesi sarhoş eden o ilk rüzgarı dağıldıktan sonra herkes takkesini önüne koyup düşünmeye koyulduğu o muhasebe anında Kocamaz’ ın da “galiba ihale yükseğe gitmiş” telaffuzu da girilen yolun çıkmaz olduğunu yeterince anlatmaktadır.

Kocamaz o şikayeti daha doğrusu ortaya çıkan akla mantığa sığmaz tabloyu keşke bugün değil o gün sorgulasa ve evrensel hukuk ilkesi “müteddebir yönetici” gibi davransaydı. İhale yapılırken veya bu rakamlar ortaya çıktığında kurmaylarını ve teklifi vereni odasına çağırıp “sen bu teklifi veriyorsun ama bu 23,6 trilyonu (ki personel giderleri, genel giderler, elektrik/su vs’ yi katarsak işletmecinin kâr payı hariç yılda yapacağı ödeme 40 trilyonu buluyor) nereden kazanacaksın da ödeyeceksin” sorgulamasını yapmayan Kocamaz’ ın bugün ne şikayet etmeye, ne de çözüme yönelik alternatifler geliştirmeye hakkı vardır.

Tabii bu arada otogar işletmesine bu teklifi veren şirketin aldığını söylediği “mal” ile, satıcı sıfatıyla sözleşmeyi imzalayan Kocamaz’ ın gösterdiği “mal” arasında ciddi farklar var.

Örneğin otogarda yazıhaneler dışında asıl parayı kazanacak olan bir kaç hizmet var. Bunlardan biri her gün otogara girip çıkan otobüslerden alınan ve yılda yaklaşık 4 trilyon tahmin edilen kalem.

Başka ne var? İyi bir işletmeci elinde yılda 2-3 trilyon beklenen Akaryakıt istasyonu…

Otopark hizmeti, henüz proje aşamasında olan ve 3 yıllığına otogar kiralayan birinin 3 yılın sonunda bırakıp gidemeyeceği konaklama tesisi vs..

Peki kimi hesaplamalara göre yaklaşık 10 trilyon getirecek hizmetler kiracıya devrediliyor mu? Hayır, çünkü tüm bu risksiz para kazandıran hizmetleri Kocamaz belediyeciliği 23,6 trilyonu gözden çıkarana vermiyor, Belediye ortaklığındaki ve Özcan döneminde deyim yerindeyse ikinci kasa gibi çalışan İmar İnşaat bu işleri üstleniyor.

Kiracının dünyadaki hangi mahkemeye gitse haklı çıkacağı asıl çarpıklık ise “şeytan ayrıntıda gizli” ilkesini hatırlatan biçimde bir başka detayda yatıyor:

Otogar yaklaşık 190 dönüm büyüklüğünde bir alanı kapsıyor. Aydınlatma, güvenlik, temizlik ve bu 190 dönüm alan içinde yer alan (imar inşaatın üstlendiği işletmeler de dahil) her noktanın güvenlik personeli, elektrik su parası, temizlik hizmeti ve hatta jeneratör yakıtını bile sözleşme gereği kiracı ödeyecek.

Oysa kiracıya sözleşmeyle verilen alan 5.888 m2 (hatta bundan da 3 cm2 eksik, tam rakamı da vereyim 5.887,97)

Yani 6 dönümden az…

190 dönümlük alanın tüm çevre aydınlatmasını hatta imar inşaatın işlettiği yerlerin elektriğini, güvenliğini, temizliğini, çevre düzenlemesini, çiçeklendirmesini, bakımını sen yap ama iş işletmeye gelince 5.888 m2 dışında bir cm2 üzerinde hiçbir yaptırımın yok ama 184 dönümün güvenliğini, temizliğini, sulamasını, aydınlatmasını, kreasyon düzenlemesini, bahçe bakımını sen yapacaksın.

Bu sözleşme dünyanın her yerinde “ayıplı” olarak nitelendirilir ve hukuk devreye girdiğinde sizin attığınız, attırdığınız imzadan çok akdedilenin hakkaniyete uyup uymadığına bakar. Yani biri evini kiraladığında “kiracı hergün diğer evleri de temizleyecek” maddesi koyarsa bunun hiçbir hikmet’i harbiyesi yoktur.

Oysa burada gördüğümüze “ayıplı” tanımı bile hafif gelir.

Zaten işlerin sarpa sardığını gören Kocamaz’ ın daha yer teslimi doğru dürüst yapılmamış, elektrik aboneliği için gerekli prosedür bile yerine getirilmemiş, işletmecinin heyecanla girmeyi beklediği tüm süreci bir yana bırakıp, “gelin şu otogarı satalım” fikrini ortaya atması da bu sarpa saran, kaosa dönen ve içinden çıkılmaz hale gelen vaziyeti kurtarma telaşıdır.

Konuyu inceledikçe ve bilinmeyen bazı noktalara vakıf oldukça aslında “ayıplı” mal, hizmet alıp satmaktan çok aklıma, babaları ölen Mişon ile Salamon’ un miras paylaşma macerası geldi ve bir türlü de gitmedi.

Tavsiye ederim, eskilerden birine anlattırın çok keyifli hikâyedir…

Not: Türkiye ve dünya böylesine kritik dönemeçlerden geçerken, tarihi kırılmalar yaşarken, kaderimizi belirleyecek 7 Haziran seçimlerine günler kala Mersin otogarı gibi çok az insanı ilgilendiren bir konuyu böylesine detaylı oturup yazmak, yazmadan önce de, günler süren araştırmalar yapmak çoğu insanın akıl erdireceği bir iş değil. Ama geçmişten geleceğe Mersin’ in bundan önce yönetildiği ve bundan böyle en azından 3-4 yıl daha yönetileceği anlayışı sergilemesi bakımından kendi açımdan itiraf edeyim, hayli doyurucu derslerle dolu bir örnekle karşılaştım. Hele otogardaki cazip yerleri işletme işini üstlenen İmar İnşaat şirketinin böylesi bir işi üstlenebilmesi için Ulaştırma Bakanlığından alması gereken T1 belgesi mevzuu var ki, ona bile konuları çalakalem ele almayan biri için epeyi zaman ve bir iki makaleyi oturup yazmak gerekiyor…

Ama ben burada noktalayayım. Dileğim “kör kuruşun” hesabını tutma anlayışıyla yola çıkan yönetimden işletmeciye, ekmeğinin derdine düşmüş esnaftan otobüs yolculuğu yapmaya çalışan sade vatandaşa kadar hiç kimsenin üzülmeyeceği, mağdur edilmeyeceği bir ortak çözüm bulunması…

Bu mümkün mü? İyi niyet olduktan sonra her şey mümkün…

Aslolan Belediyelerin de varlık sebebi olan Mersin ve Mersin’e ayak basan, yaşayan herkesin esenliği…

Unutmayın, başka Mersin yok ve biz bu özel kente her alanda olduğu gibi bu denizde damla konuda da sahip çıkmak zorundayız…

Abdullahayan

 
25 Mayıs 2015 Pazartesi 10:22
 
 
(0 Yorum Yapıldı)Yorumlar
<p>Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.</p>
 
Bu Kategorideki Diğer Haberler
 
Tarih, doğa, deniz, güneş, müzik ve dans kansere karşı birleştiİçel Soroptimist Kulübü, 'Obezite ile Savaş' semineri düzenledi.Bisiklet durursa hayat dururTarsus Sev’in Robotik Takımı’na İki Ödül BirdenMobbing ve Hukuksal Boyutu Ele AlındıGüzel Konuşma ve Diksiyon
MTSO’ya teşekkür belgesiMenderes Gönüllü Evi, Mezitli'nin Filizleri ailesine katıldıMiniklerden Büyük Nağmeler Mezitli’de 26. Jakaranda koruluğu açıldı Çalgı Çengi’nin Ünlü Oyuncuları Forum Mersin’de Hayranlarıyla Buluşuyor Çocukların isteğiyle Mezitli'ye kar yağdı
 
 
Yazarlar
Yazarlar RSS Beslemesi
 
 
 
Get our toolbar!
 
Gazete Manşetleri
 
 
Namaz Vakitleri
 
  • İmsak04:58
  • Güneş06:33
  • Öğlen12:58
  • İkindi16:27
  • Akşam19:03
  • Yatsı20:28
 
Bumerang - Yazarkafe
 
Anket
.
 
İddaa
 
Lig Puan Durumu
 
Takımlar
O
G
B
M
P
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
 
Şampiyonlar Ligi
 
UEFA Avrupa Ligi
 
Alt Lig
 
 
Tarihte Bugün
1791 - Hollanda'lı kadın hakları savunucusu Etta Palm, Gerçeğin Dostları Konfederasyonu olarak bilinen kadın kulüplerini kurdu.
1801 - I. Aleksandr Rusya İmparatorluğunun çarı oldu.
1839 - OK sözcüğü ("oll korrect") Boston Morning Post gazetesinde ilk kez kayıtlara geçti.
1848 - Macaristan, Avusturya'dan bağımsızlığını ilan etti.
1855 - Dolmabahçe Camii ibadete açıldı.
1903 - Wright Kardeşler ilk sabit kanatlı uçakları için patent başvurusunda bulundular.
1919 - Benito Mussolini, İtalya'da Fasci italiani di combattimento (sonraki Nasyonal Faşist Parti)'yu kurdu.
1921 - II. İnönü Muharebesi başladı. Yunan birlikleri, Uşak ve Bursa üzerinden, Afyon ve Eskişehir'e doğru iki koldan taarruz başlattı.
1925 - Sessiz sinema döneminin en pahalı filmi, (3.9 milyon dolar) "Ben Hur" gösterime girdi.
1931 - Türk çocuklarının ilk öğrenimlerini Türk okullarında yapmalarını zorunlu kılan kanun kabul edildi.
1933 - Alman Milli Meclisi Reichstag, Adolf Hitler'e kararnamelerle ülkeyi yönetme yetkisi verdi.
1946 - Zekeriya Sertel ve Sabiha Sertel, Cami Baykut ve Halil Lütfi Dördüncü, çeşitli hapis cezalarına çarptırıldı. Daha sonra dava Yargıtayca bozuldu ve gazeteciler serbest bırakıldılar.
1949 - Büyük Doğu dergisi sahibi Necip Fazıl Kısakürek, kumar oynarken polis tarafından yakalandı.
1956 - Pakistan, ilk İslam cumhuriyeti oldu.
1959 - Ankara'da yayınlanan Öncü gazetesi süresiz olarak kapatıldı.
1960 - Said Nursi Mardin'de vefat etti.
1971 - Türkiye Halk Kurtuluş Ordusu liderlerinden Deniz Gezmiş'in arkadaşları Hüseyin İnan ve Mehmet Nakipoğlu yakalandı.
1972 - Cumhurbaşkanı Cevdet Sunay; Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan hakkında verilen idam cezalarını onayladı.
1974 - Hükümet, İmralı Adası'nda gömülü olan Adnan Menderes, Fatin Rüştü Zorlu ve Hasan Polatkan'ın mezarlarının başka bir yere taşınabilmesine izin verdi.
1977 - Liselerde okutulan "Felsefeye Başlangıç" adlı kitabın yazarı Prof. Nebahat Küyel, Aleviler'i küçük düşürme iddiasıyla yargılandı.
1979 - MSP eski milletvekili Halit Kahraman eroin kaçırırken Yunanistan'da yakalandı.
1989 - Utah Üniversitesi'nden Stanley Pons ve Martin Fleischmann, soğuk füzyon konusundaki buluşlarını açıkladılar.
1990 - Cizre'de binlerce kişi yürüyüş yaptı.
1992 - Şırnak'ın Cizre ilçesinde çıkan olaylarda, güvenlik güçleri ile göstericiler arasındaki çatışmaları izleyen Sabah Gazetesi muhabiri İzzet Kezer başından vurularak öldü.
1994 - Aeroflot tipi bir yolcu uçağı Sibirya'da düştü: 75 kişi öldü.
1994 - Meksika başkan adayı Luis Donaldo Colosio, seçim hazırlıkları sırasında düzenlenen bir suikast sonucu öldürüldü.
1996 - Ankara'da öğrenciler harçları protesto eylemi yaptılar. Çıkan olaylar sonrasında Dil Tarih Coğrafya Fakültesi binasına giren polis 127 öğrenciyi gözaltına aldı. Olaylarda 51 polis ve 100 öğrenci yaralandı.
1996 - Refah Partisi Genel Başkan Yardımcısı Oğuzhan Asiltürk, Türk Silahlı Kuvvetleri'ni din düşmanlığı yapmakla suçladı.
1998 - Bakanlar Kurulunda irticayla mücadelede alınması gereken önlemleri içeren yasa tasarılarının büyük bölümü imzalandı.
1999 - Paraguay Başkan yardımcısı Luis María Argaña suikast sonucu öldürüldü.
2000 - Galatasaray futbol takımı, Avrupa Futbol Birliği, UEFA Kupası çeyrek finalinde deplasmandaki ilk maçta 4-1 yendiği Mallorca'yı Ali Sami Yen Stadı'nda da yenip, yarı finalist oldu.
2001 - NATO, Kosova savaşında seyreltilmiş uranyum mermisi kullandığını itiraf etti.
2001 - Sovyet uzay istasyonu Mir'in görevi sonlandırıldı.
2004 - Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü'nce yürütülen Şehitler Coğrafyası projesi kapsamında yapılan araştırmalar sonucu, Gelibolu Yarımadası'nda iki bin askerin gömüldüğü gerçek şehitlik bulundu.
2008 - Ergenekon soruşturması kapsamında gözaltına alınan İlhan Selçuk, savcılık sorgusunun ardından serbest bırakıldı ve yurt dışına çıkışı yasaklandı.
625 - Arabistan'da Müslümanlarla Kureyşler arasında Uhud Savaşı başladı.
 
Arşiv
 
Süper Loto
16.03.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu010719404251
 
On Numara
20.03.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu02040506071012162021253038404556586372747577
 
Sayısal Loto
18.03.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu121628374649
 
Şans Topu
22.03.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu042426293111
 
 
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji