Özdemir,'Narenciye Sektöründe Ana Sorun Katma Değer Eksikliği'

Ana Sayfa » Gündem » Planlamanın planlanamayışı-1... Sibel Gazi yazdı

Planlamanın planlanamayışı-1... Sibel Gazi yazdı

Gazi, "Çevre düzeni planı hazırlanmasında merkez ve yerelin yetkiyi paylaşması, tüm kamu planlama kurumlarıyla, kentin karar alma mekanizmalarında etkisi olan aktörlerin yatay ve dikey koordinasyonunun sağlanması gerekir "

 
 
Planlamanın planlanamayışı-1... Sibel Gazi yazdı
Şehir Plancısı Kentleşme ve Çevrebilim Uzmanı Sibel Gazi, bu yazdı dizisinde Türkiye’de çevre düzeni planı yapma yetkisi karmaşası, planın ne olduğu, amacı, hedefleri ve planın başarılı olmasının ölçütleri, Mersin örneği üzerinden siyasal, bilimsel, ekolojik ve demokratik boyutları ile birlikte ele aldı.
Gazi, Çevre düzeni planı hazırlanmasında merkez ve yerelin yetkiyi paylaşması, tüm kamu planlama kurumlarıyla, kentin karar alma mekanizmalarında etkisi olan aktörlerin yatay ve dikey koordinasyonunun sağlanması önerisini dile getirdi.

Şehir Plancısı Kentleşme ve Çevrebilim Uzmanı Sibel Gazi'nin Çevre Düzeni Planlaması ile ilgili yazdığı "Planlamanın planlanamayışı-1" yazısı şöyle:

Türkiye’de çözülemeyen meselelerden biri de, planlama alanında yaşanan çok başlılıktır; kamu idareleri arasındaki yetki sorunudur. Yıllardır, plan yapma ve onama yetkisinin hangi bakanlıkta olduğuna dair çekişmeler, sürekli değişen kanunlar, yönetmelikler ve bunlarla bağlantılı idari mahkemede iptal olan planlar, kentlerde akan zamanın (tarihi) kaybı ve boşa giden trilyonlarının ötesinde, kentlerde plansız gelişmeye yol açmaktadır.
Mersin’de 4. Kez hazırlanan 1/100.000 Çevre Düzeni Planının iptali ve yeni plan hazırlanması süreci, kentte plan tartışmalarını yeniden başlattı.  Elbette burada hatayı sadece bakanlığa atmak kolaycılığı, belki kaçışı yerine, planların iptal gerekçelerinin de irdelenmesi, tartışılması önemlidir. Birileri bile bile lades dediyse, bu ortaya çıkmalıdır. Bilmiyorsa, yetersiz olunan yerdeki teknik bilgi ve personel bakımından özeleştiri yapılarak, düzeltme yoluna gidilmelidir.
Plan Nedir?
Kenti var eden her türlü durum, öge, işleyiş ve bunların birbiri ile olan ilişkisi ile kentin geleceğine yönelik eğilim, hedef ve beklentilerin saptanmasının ardından, mevcut ve olası sorunlar ile çözümlerin somut bir tasarım haline getirilmesidir. Kısacası, kentsel gerçekler ile ayakları yere basan gelecekteki kent hayallerinin bir araya getirilmesidir. Plan, kentin kaderini, kentlilerin kaderini, serbest piyasaya bırakmamaktır. Özünde plan, kendi kaderini çizmek demektir. Denetleme diye planlamayı eleştiren kimi liberallerin düşündüğünün aksine, plan, özgürleştiricidir.
Plan Yapma Yetkisi Kimdedir?
Üniversitelerde, benim de mezunu olduğum “Şehir ve Bölge Planlama” bölümü mevcuttur. Bununla birlikte, Türkiye’de özellikle bölgeler arası dengeyi ve ülkede eşit yaşam koşullarını sağlamaya hizmet edecek olan “Bölge Planları” maalesef gelişememiştir. Çevre Düzeni Planları, bu boşluğu, bir nebze doldurmak için uygun bir araç olarak kabul edilebilir.
Planın yerel idarece hazırlanmasının en demokrat ve doğru yöntem olduğu savı maalesef her zaman haklı çıkmamaktadır. Örnek mi? Mersin-Silifke sahili boyunca denize sıfır yükselen Çin Seddi benzeri binalarımız…Sadece sahil yapılaşmamız bile, Özal döneminde, güya demokrasi adına, yerele verilen imar planı onama yetkisinin yerinde kullanılamadığının dünyaya ispatıdır. Kentlerin yöneticileri, bir an önce, tek arsada yüksek binalar yoluyla köşe dönmek isteyen fırsatçı kültüre (?) dizgin vurmak bir yana, desteklemiştir.
Yerellik kavramı, küreselleşmeden ayrı düşünülemez. Bilakis, yerellik, demokrasi maskesi altında ulus-devletin denetiminden kurtulma, ulus-devleti zayıflatma amacıyla öne çıkartılmış bir kavramdır. Yerel aktörlerin, halkın katılımı elbette planlamanın ve demokrasinin olmazsa olmazıdır. Ancak, katılım adı altında, yerel sermayenin ve uluslar arası sermayenin piyonu olmaktan korunmalıdır.
Merkezi düzeye gelince… Bırakın hükümetleri, dünyadaki devletlerin, genellikle sermaye ve kamu arasında tarafsız arabulucu olmak yerine, sermayeden taraf durduğu gerçeğini göz önünde tutunca, tarafsız bilimsel verilere ve her düzeydeki yerel kamuoyunun gücüne sığınmanın önemi anlaşılacaktır.
Türkiye’de Çevre Düzeni Planı konusunda yaşanan belirsizliğin sorunlarla dolu uzun geçmişini bir kenara koyup, nihai aşamasına geldiğimizde şunu görürüz. İki ayrı yetki vardır. Biri Çevre ve Orman Bakanlığı’nda… Diğeri İl Özel İdaresi’nde… Gelin yetkiyi ve tanımı kısaca hatırlayalım.  Bayındırlık ve İskan Bakanlığı ile Çevre ve Orman Bakanlığı arasındaki yetki meselesi 2006 yılında kesin olarak çözümlenmiştir. 26.04.2006 tarihli ve 5491 sayılı Kanunun 6. maddesi ile 2872 sayılı Çevre Kanununun 9. Maddesi değiştirilerek çevre düzeni planı yapımı yetkisi Çevre ve Orman Bakanlığına verilmiştir.
Söz konusu Kanunun 9. maddesinin (b) bendindeki tanımlama aslında pek çok sorunun cevabını net biçimde aydınlatmaktadır:
“Ülke fizikî mekânında, sürdürülebilir kalkınma ilkesi doğrultusunda, koruma-kullanma dengesi gözetilerek kentsel ve kırsal nüfusun barınma, çalışma, dinlenme, ulaşım gibi ihtiyaçların karşılanması sonucu oluşabilecek ÇEVRE KİRLİLİĞİNİ ÖNLEMEK AMACIYLA nazım ve uygulama imar plânlarına esas teşkil etmek üzere BÖLGE VE HAVZA BAZINDA 1/50.000-1/100.000 ölçekli çevre düzeni plânları Bakanlıkça yapılır, yaptırılır ve onaylanır.”
Öncelikle, buradan anlaşılıyor ki, Çevre Düzeni Planı, zaten ölçeği gereği il idari sınırlarını aşacaktır. Doğal eşikler, çevre kirliliği, kentlerin hinterlandı gibi kavramlar idari sınır tanır mı?
Çevre Düzeni Planlarını hazırlama yetkisi konusunda kafaları karıştıran ise şudur: 2005 yılında yürürlüğe giren 5302 sayılı İl Özel İdaresi Kanunu ile planlama literatürüne yeni bir kavram eklenmiştir:  “il çevre düzeni planı”.  Kanunun 6. maddesine göre; il çevre düzeni plânı; valinin koordinasyonunda, büyükşehirlerde büyükşehir belediyeleri, diğer illerde il belediyesi ve il özel idaresi ile birlikte yapılır. İl çevre düzeni plânı belediye meclisi ile il genel meclisi tarafından onaylanır.

Oysa, kafa karışıklığına hiç gerek yoktur. İl çevre düzeni planlarının, Çevre ve Orman Bakanlığı tarafından hazırlanan çevre düzeni planlarına göre konumu açıktır. Öncelikle, İl, bölgeye, havzaya göre daha dar bir  alandır. Yani, il, bölge veya havzanın içinde yer alır. Bir ilin ekonomik, sosyal, fiziksel, çevresel koşulları, kendisinin de içinde yer aldığı bölge ile olan ilişkilerinden bağımsız ele alınabilir mi? Dolayısı ile ilin planının, bölgesel düzeydeki üst ölçekli (1/100.000) planla uyumu gereklidir.

Nitekim Danıştay, Çevre Düzeni Planlarına Dair Yönetmelik yürürlüğe girinceye dek verdiği pek çok kararında belediyelerin hazırlayacakları imar planlarında ölçek sınırını gözetmelerine ve Büyükşehir belediyelerinin 1/25000 ölçekli yapacakları planların ancak nazım imar plan olabileceğine vurgu yaparak belediyelerce hazırlanan çevre düzeni planlarını yetkisizlik gerekçesi ile reddetmiştir.

Sonuç olarak, Çevre Düzeni Planının tanımına yeniden baktığımızda, “Planların Kademeli Birlikteliği İlkesi”ne uyduğumuzda, nesnel ve mantıken düşündüğümüzde, Bakanlıkça hazırlanan üst ölçekli plan olan 1/100.000 Çevre Düzeni Planına uygun olarak, yerel idare tarafından 1/25.000 ölçekli Çevre Düzeni Planının (Nazım Plan deniyor artık) hazırlanması en uygun olanıdır. Puzzle’ın bütünü bölge veya yurt ise, puzzle’ın parçaları illerdir. Puzzle’ın anlamlı bir bütünlük göstermesi için, uyum gerekir.

Burada merkez ve yerelin yetkiyi paylaşması, tüm kamu planlama kurumlarıyla, kentin karar alma mekanizmalarında etkisi olan aktörlerin yatay ve dikey koordinasyonunun sağlanması tarafımdan önerilmektedir.

Şimdi bu yazıyı merkeziyetçi  bakış gibi algılamak isteyip, kıyamet kopartacak, post-modern statükoculara önerim: Avrupa’da planlama alanındaki disipline bir göz atmalarıdır. Örneğin Almanya’da, Ulaşım, Bina ve Kentsel Gelişim Bakanlığı kentlerin gelişmesine yönelik çalışmalar yürütmektedir. Burada bizim Şehircilik Bakanlığı’nın neden planlama dışında kaldığı sorusu akla gelmektedir. Çevre Düzeni Planının tanımındaki TEMEL amaç olarak gösterilen: kentleşmenin yaratacağı ÇEVRE KİRLİLİĞİNİ ÖNLEMEK amacı, bu planda yetkiyi Çevre Bakanlığı’na vermektedir. Bizim Mersin yerelimiz bunun farkında değil olsa gerek ki, örneğin Mersin-Tarsus arasındaki verimli tarım arazisini imara açma önerisinin peşindedir.

Planlama sürecini kimin yönettiğinden daha çok, nasıl bir kent vizyonunun plana yansıtılacağı ve bu planın uygulanabilirliği tartışmaları önemlidir. Yazının ikinci bölümünde buna yönelik öneri ve eleştirilere yer verilecektir.

Sibel Gazi
Şehir Plancısı Kentleşme ve
Çevrebilim Uzmanı


 
 
 
30 Aralık 2012 Pazar 14:25
 
 
(0 Yorum Yapıldı)Yorumlar
<p>Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.</p>
 
Bu Kategorideki Diğer Haberler
 
KDV sistemi değişiyorToroslarda yüzme kursları başladıToroslar’da, Yapılandırma Başvuruları BaşladıGüneş Doğarken İşçilerle Sabah MesaisindeTarih, doğa, deniz, güneş, müzik ve dans kansere karşı birleştiİçel Soroptimist Kulübü, 'Obezite ile Savaş' semineri düzenledi.Bisiklet durursa hayat dururTarsus Sev’in Robotik Takımı’na İki Ödül BirdenMobbing ve Hukuksal Boyutu Ele AlındıGüzel Konuşma ve Diksiyon
MTSO’ya teşekkür belgesiMenderes Gönüllü Evi, Mezitli'nin Filizleri ailesine katıldı
 
 
Yazarlar
Yazarlar RSS Beslemesi
 
 
 
Gazete Manşetleri
 
 
Namaz Vakitleri
 
  • İmsak06:06
  • Güneş07:45
  • Öğlen13:02
  • İkindi15:43
  • Akşam18:00
  • Yatsı19:28
 
Anket
.
 
İddaa
 
Lig Puan Durumu
 
Takımlar
O
G
B
M
P
1
Başakşehir
17
11
3
3
36
2
Galatasaray
17
11
2
4
35
3
Fenerbahçe
17
9
6
2
33
4
Beşiktaş
17
8
6
3
30
5
Kayserispor
17
8
6
3
30
6
Göztepe
17
9
3
5
30
7
Trabzonspor
17
8
5
4
29
8
Sivasspor
17
8
2
7
26
9
Bursaspor
17
7
4
6
25
10
Malatyaspor
17
6
4
7
22
11
Kasımpaşa
17
5
4
8
19
12
Akhisarspor
17
5
4
8
19
13
Aytemiz Alanyaspor
17
5
3
9
18
14
Osmanlıspor
17
5
2
10
17
15
Antalyaspor
17
4
5
8
17
16
Konyaspor
17
4
3
10
15
17
Gençlerbirliği
17
3
5
9
14
18
Karabükspor
17
2
3
12
9
 
Şampiyonlar Ligi
 
UEFA Avrupa Ligi
 
Alt Lig
 
 
Tarihte Bugün
1535 - İspanyol fatih (Konkistador) Francisco Pizarro Peru'nun başkenti Lima'yı keşfetti.
1778 - İngiliz kaşif James Cook, Hawaii'ye ulaştı.
1886 - Kadınlar, Şükufezar dergisinde "saçı uzun aklı kısa" deyimine karşı mücadele başlattı.
1896 - X-ışınları cihazı ilk kez New York'ta halka tanıtıldı. "X" adı, ne tür bir ışın olduğunun bilinmeyişini simgeliyordu.
1903 - Amerika Birleşik Devletleri Başkanı Theodore Roosevelt'in Birleşik Krallık Kralı VII. Edward'a gönderdiği radyo mesajı, Birleşik Devletlerden radyo ile yapılan ilk okyanus aşırı iletişim olmuştur.
1910 - Çırağan Sarayı yandı. Saray 1865'te Sultan Abdülaziz tarafından inşa ettirilmişti.
1911 - İlk defa bir uçak, bir geminin güvertesine iniş yaptı. Pilot Eugene B. Ely, San Francisco limanında bulunan USS Pennsylvania gemisine indi.
1912 - Kaptan Robert Scott Güney Kutbuna ulaştı. Bunu başaran ilk insan olmayı hayal ediyordu ancak Roald Amundsen ondan yaklaşık bir ay önce bunu başarmıştı.
1919 - I. Dünya Savaşı'nda yenik düşen devletlerle anlaşmalar yapmak üzere, İtilaf Devletleri temsilcilerinin oluşturduğu Paris Barış Konferansı açıldı. Avrupa'nın haritası yeniden çizildi.
1924 - İstanbul'da Milli Türk Ticaret Birliği Kongresi toplandı.
1927 - Lozan Antlaşması, Amerikan Senatosu tarafından reddedildi.
1928 - Çerkez Hacı Sami çetesinden 3 kişi Eminönü Meydanı'nda idam edildi. Bu kişiler Atatürk'e suikast iddiasıyla idama mahkum edilmişlerdi.
1931 - Cumhuriyet gazetesinin düzenlediği Türkiye Güzellik Kraliçesi yarışmasını, Naşide Saffet Hanım kazandı.
1940 - Milli Koruma Kanunu kabul edildi.
1943 - Sovyetler, Leningrad'da hüküm süren Nazi kuşatmasını kırdıklarını açıkladı.
1944 - Trak adlı yolcu vapuru, Çanakkale'den Bandırma'ya giderken kayalara bindirerek battı: 24 kişi öldü.
1946 - Madam Butterfly operası, Ankara'da sahnelendi.
1947 - İstanbul'da Muallimler Birliği kuruldu.
1950 - Demokrat Parti (DP) işçiye grev hakkı istedi.
1951 - Vietnam Kurtuluş Cephesi gerillaları Hanoi'den geri çekildi; şehir Fransız'ların eline geçti.
1954 - Yabancı Sermaye Yasası Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde kabul edildi.
1966 - Vefa Poyraz İstanbul valiliğine atandı.
1966 - Ankara Cezaevi'nde af isteyen mahkumlar isyan etti. İstanbul Üsküdar Toptaşı Cezaevi'nde 260 mahkum açlık grevine başladı.
1969 - ABD'li bilim insanlarınca, düzenli elektromanyetik dalgalar yayan ilk pulsarlar bulundu.
1977 - Zatürreye yol açan gizemli Lejyoner hastalığı'nın amili olan bakteri bulundu ve Legionella pneumophila olarak adlandırıldı.
1983 - Kültür Bakanlığı'nca Sinema Yasa Tasarısı hazırlandı. Bakanlık tasarıyla filmlere denetim getiriyordu.
1984 - -Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu (DİSK) davası duruşmasında sanıklara tek tip elbise giydirildi.
1989 - Kıbrıslı işadamı Asil Nadir, Günaydın gazetesinden sonra Gelişim Yayınları'nı da satın aldı.
1991 - Irak, İsrail'in Tel Aviv ve Hayfa şehirlerine Scud füzesi attı.
1991 - Hükümet, TBMM'den gerektiğinde Türk Silahlı Kuvvetleri'nin yurt dışında görevlendirilmesi ve yabancı askerlerin Türkiye'de bulundurulması konusunda yetki aldı.
1993 - Bayburt'un Üzengili köyü üzerine çığ düştü; 56 kişi öldü, 22 kişi yaralandı.
1996 - Michael Jackson ile Lisa Marie Presley'nin iki yıl süren evlilikleri boşanma ile sona erdi.
2005 - 800 yolcu kapasiteli yolcu uçağı Airbus A380, Toulouse'da (Fransa) basına tanıtıldı.
532 - Konstantinopolis (günümüzde İstanbul)'te başlayan Nika ayaklanması tamamen bastırıldı. 30.000 kişinin öldüğü tarihin bu en kanlı ayaklanması 13 Ocak'ta başlamıştı.
 
Arşiv
 
Bumerang - Yazarkafe
 
Süper Loto
11.01.2018 Tarihli Çekiliş Sonucu042327365154
 
On Numara
15.01.2018 Tarihli Çekiliş Sonucu07091217192123293839444750525456626669707380
 
Sayısal Loto
13.01.2018 Tarihli Çekiliş Sonucu021427313245
 
Şans Topu
17.01.2018 Tarihli Çekiliş Sonucu091016293406
 
 
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji