Özdemir,'İhracat Yarışında Mersin 20 Yıldır Geriliyor'

Ana Sayfa » Güncel » Prof.Çamsarı 'Mersin'e Mersin'in nelere sahip olduğu anlatılmalı'

Prof.Çamsarı 'Mersin'e Mersin'in nelere sahip olduğu anlatılmalı'

Mersin Üniversitesi Rektörü Prof.Dr.Ahmet Çamsarı" Mersin'e Mersin'in nelere sahip olduğunu anlatabilirsem başka bir şeye lüzum yok...Mersin’in geleceği için kimseyi dışlama ve ötekileştirmemeliyiz. Mersin’in çok renkliliğini ve mozaiğini inkar ederseniz boşa düşersiniz. Mersin için ‘Sen-Ben’ değil ‘Biz’ olmalıyız." dedi.

 
 
Prof.Çamsarı 'Mersin'e Mersin'in nelere sahip olduğu anlatılmalı'

inovatifhaber özel/Sedat Yılmaz

Dil ve Edebiyat Derneği Mersin Şubesi tarafından ‘Şehir Buluşmaları’ etkinliğinde, Mersin Üniversitesi ve kentin geleceği konuşuldu. Mersin Kent Tarihi Müzesi’nde gerçekleştirilen ‘Mersin Üniversitesi’nde Yeni Dönem’ adlı söyleşiye katılan Mersin Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ahmet Çamsarı, önemli açıklamalarda bulundu.

Söyleşinin açılış konuşmasını gerçekleştiren Dil ve Edebiyat Derneği Mersin Şube Başkanı Mustafa Erim, Mersin Üniversitesi'nin 20 yıllık sürecinde kente ne kattığı , kentle nasıl bütünleştiği tartışma konusu olduüunu belirterek," Bunlarda zaman zaman hep dillendirildi. Yanı başımızda merkezde bir üniversitemiz var ve şehirle nasıl bir bağı var. Şehirdeki hem ekonomik, hem sosyal, hem eğitim, hem de ticari ve kültürel anlamda şehre nasıl bir katkı verebilir. Bütün bunlar yıllarca eleştirildi.Büyük oranda da şehirle bütünleşmediğinden hep bahsedildi. Kanaat de bu yönde. 28 kasım 2014 de yeni bir rektör göreve başladı. 5 ay doldu. Yeni rektörden beklentiler var. Bir önceki dönemden ne farkı olacak. Kentle nasıl bütünleşecek? Şehir bu beklentilerle dolu. Yeni rektörümüzden Mersin Üniversitesinden bilgi alacağız. Yapılan çalışmaları ve projelerini dinleyeceğiz." dedi.

"BATIK BİR KURUMU DEVRALDIK...AMACIMIZ BİLİNÇLİ BİR NESİL YETİŞTİRMEK"

Açılış konuşmasının ardından Mersin Üniversitesi Rektörü Prof.Dr.Ahmet Çamsarı sunumunu gerçekleştirdi. Çamsarı, batık bir kurumu devraldıklarını belirterek,"Ben hem çok şanslıyım hem de çok şanssızım. Çok şanslıyım. Çünkü 22 yıllık bir dönemde kurulduğundan bu yana mutlaka bazı ilerlemeler var. Fakat şehrin hemen hiç bir ihtiyacına adam akıllı çare olunamamış. Şanssız olduğum konu da başa çıkmam gereken gerçekten devasa konular var. Bunların başında da hastaneyi sayabilirim. 80 milyon TL borcu olan bir kurumun başına gelmek, kurum ne olursa olsun, hastane de olsa başka bir şey de olsa her yiğidin karı değil. Burada batık bir kurum vardı. Hastaneyi ile sırada sayma nedenim, tıp fakültesinin hoca nüfusu olarak %30'u olması. Bütçenin de çok büyük bir kısmını hastanenin teşkil etmesi.Bilimsel araştırma projelerinin %80'inin hastaneden geliyor olmasını da sayabiliriz.Yani tıp fakültesi yaşamadığında üniversitenin yaşam şansının çok düşük olduğunun biliniyor olması. Bizim şu an 33 merkezimiz var. Biz büyük bir aileyiz. 40 bin öğrencimiz var.Bunların hepsi dinamik, şekillenmeye uygun ve en verimli çağında olan insanlar. Bizim buradaki ana amacımız, vatan millet hassasiyetiyle yetişmiş, ülkeye katkısı olan, gereksiz şeylerle uğraşmayan bilinçli bir nesil yetiştirmek. Belki de bunun son noktasını koyabilmek. Vatansever olmak işini en iyi yapmaktan geçer. Bunun çok kötü örneklerini geçtiğimiz dönemde gördük. Vatansever kisvesi altında yan gelip yatarsanız bu vatanseverlik olmaz. Siz bir katkı sunar ve çalışırsanız insanlara ve topluma faydalı olan davranışı göstermiş olursunuz.Biz ilk olarak bunun kararını aldık. Şu an mesai kavramımız yok. Gece gündüz çalışıyoruz ve bunun meyvelerini çok şükür kısa dönemde görmeye başladık. "dedi.

" BORCUMUZU 80 MİLYONDAN 73 MİLYON TL'YE DÜŞÜRDÜK... BAŞBAKANDAN ÇOK DANIŞMANIM VAR."

Borclarını 5 ayda 80 milyon TL'den 73 milyon TL'ye düşürdüklerini belirten Çamsarı," Gerçekten güzel sayılabilecek bahar şenliği düzenliyoruz. 5 tane binamızın parasının sözünü aldık. 2 yılda bitecek şekilde yeni fakülte binaları yapıyoruz. Onkoloji hastanemiz şu an ihale aşamasında. 1 ay sonra temelini atmayı düşünüyoruz. Proje kitapçığımdan tek tek atlamadan hepsini gündeme alıp çözmeye çalışıyoruz. Çok önemli bir kısmını ilk ayda başladık ve bir kısmını bitirdik. Rektörlük sadece bina yapmak değil. Para, personel bulmak da değil.Bir anlayışı da yerleştirmek lazım.Bir toplantıda fikir söyleyen bir hocayı ertesi sabah odana çağırıp uyarıyorsan orada üniversite kültüründen bahsedemezsiniz. Önce konuşabilmeyi sağlamaya çalıştık. Eğitim Fakültemizin binaya ihtiyacı var. bunun için anket yaptık ve çoğunluğun istediğini ve gerek gördüğünü görünce bunu yapmaya karar verdik. Bunu da mimarlardan mühendislerden oluşan bir mekan komisyonu kurduk. Bunlardan aldığımız fikirle uyguladık.Şu an 10 yıllık master planı yenilemeye başladık. Kurulabilecek fakültelerin hangi alanlara kurulması ile ilgili gerçekten bu işi bilen inanlarla konuşarak karar verildi.Benim yönetim anlayışım şu : Ben bir hekimim. İhaleden anlamam . Bir iktisatçı kadar hesaptan da anlamam.Edebiyatçı kadar edebiyattan da anlamam. Ama benim iyi yönetici olmam lazım.Bence iyi yöneticiliğin ana unsuru kim ne danışacağını bilmektir. Başbakan Ahmet Davutoğlu’ndan fazla danışmanım var. 700 tane danışmanım, yani hocamız var üniversitede. Herkes fikirlerini söylemeye yardımcı olmaya hazır. O zaman niye bilene fikirlerini danışmayayım.bu 700 hocayı niye sadece ben değil de Mersin kullanmasın.Herkesin kendi uzmanlık alanında işe katkı sağlaması için çalışıyorum. Şu altı aylık dönemde yaptığımız planlamalarda bunu aktif biçimde uyguladık.Başarılı olduk ve olmaya da devam edeceğiz."dedi.

"ZİRAAT FAKÜLTESİ'NE YÖK İZİN VERMİYOR"

Prof. Dr. Çamsarı'nın sunumunun ardından soru cevap bölümüne geçildi. Gelen sorulardan biri de Mersin'de ziraat fakültesinin neden olmadığı ve projelerin içinde kurulup kurulmayacağı sorusuna Prof.Dr.Çamsarı, Türkiye'de üniversiteler bazında çok yanlış bir yapılanma olduğunu ifade ederek," Gaziantep'e gittiğinizde Antep fıstığı araştırılmalı. Mersin'e geldiğinizde muz,çilek veya turizm araştırılmalı. Yani üniversite olduğu bölgeye ışık tutmalı. Fakat bizde öyle bir yapılanma olmuş ki Gaziantep'de Denizcilik Fakültesi var.Burada da başka fakülteler var Daha bizim Denizcilik Fakültesi yeni kuruldu. Ziraat Fakültesi çok özel bir konu. Çünkü Türkiye'de en fazla işsizliğe sahip 2-3 daldan biri. Lisans mezunu veren bir Ziraat Fakültesi'ne YÖK tam anlamıyla karşı. Yüksek lisans veya doktora için bir yer yapılabilir.Bunun için de projeler var. Sayın Valimizin de bu konuda işe katılımıyla Alata Araştırma Merkezi başta olmak üzere bazı önerilerimiz oldu.Buralarda Tarım Teknoparkı gibi ve onun için de yüksek lisans veren bir merkez gibi bir yer yapma niyetindeyiz. Ama bunun siyasi ayağı da var. Yerel bürokratik ayağı da var. Bunlar birlikte yürümeli. Biz bu talebimizi ilettik. Ziraat Fakültesini ben ilk ayımda YÖK'e sundum. Kabul edilmedi.Şu an ara formül bulma yönünde çabalarımız var."dedi.

"İLAHİYAT FAKÜLTESİ'DEN ÖNCE BİR CAMİ YAPALIM..22 YILLIK KURUMUN İBADETHANESİ YOK"

İlahiyat Fakültesi kurulması yönündeki soruya da Prof. Çamsarı, "Öncelikle bir cami yapalım.22 yıllık bir eğitim kurumunda henüz bir ibadethanemiz yok. Bunu demokrat tavıra da yakıştırmıyorum. Bunun eksikliğinin ciddi düzeyde farkındayım. İlahiyat Fakültesi bildiğim kadarıyla sadece Mersin'de yok. Bunun kararını başta YÖK olmak üzere senatoda da görüşülmesi lazım. Şahsi kanaatim olması gerektiği yönünde. Ama bu halkın isteğine, siyasilerin desteğine ve senatonun kararına bağlı.Bizim eğilimimiz önemli ve bu eğilimiz olması gerektiği yönünde" dedi.

"SOSYAL BİLİMLER KONUSUNDA EN AZ 8 YILA İHTİYAÇ VAR"

Sosyal Bilimler alanında proje ve çalışmalarının neler olduğu sorusuna Prof.Dr. Çamsarı "Bu konuda düşüncemiz çok. Fakat bunun ne kadarını yapabiliriz.Bunu fizibilitesini yapma aşamasındayız. Bir takım yapılanmalar başta olmak üzere personel kadrosu dahil uğraştığımız şeylerin ne olduğunu bilseniz ki özellikle sosyal bilimlerden bahsediyorum bizim açımızdan ne kadar zor olduğunu tahmin edebilirdiniz.Bunun öneminin farkındayız. Kısa, orta ve uzun vadede planlarımız var. Özellikle sosyal bölümler için önümüzdeki 4 yıl içinde bunun tamamlanması mümkün değil. En az 8 yıl gerekli. Fakat nereden dönsek kardır. Burada STK'lar çok önemli.Destekler ve fikirler çok önemli.Her şey kamuoyu ve ihtiyaçla oluyor. Örneğin ilahiyat Fakültesinin açılması kamuoyu gerektirir. Bunu diğer dallar için de söyleyebilirim. Ziraat Fakültesinin burada kurulması aynı zamanda siyasi destek de gerektirir.Toplum kültürü Mersin için çok önemli bir kavram. Bu konuda merkezler kuruyoruz.Özellikle göç ile ilgili, Türkçe öğreniminin ön palana çıkartılması ile ilgili merkezler kuruyoruz . Kurulan merkezlerin de yönetim kademelerin gözden geçiriyoruz. Daha etkin olabilsinler diye. Bizim şu an 200 Suriyeli öğrencimiz var. Bunların bir kısmı belge sunamadı. Lise diplomaları bile yok. Ne yapacaksınız bunlara? Benzer şekilde azımsanmayacak düzeyde Filistin'den, Afganistan'dan, Ahıska Türklerinden ve Orta Asya'dan gelenler var. Bir kısmı hiç belge veremiyor. Şimdi göç olayını bizim burada kontrol altına almadan bu sorunların çözülmesi gerçekten zor. Bununla ilgili YÖK ile birlikte periyodik toplantı yapıyoruz. Gerekirse Arapça bilen hocalar alacağız. Gerekirse ders alabilsinler diye biz onlara daha yaygın Türkçe öğreteceğiz.Sosyal Bilimler üzerinde çok uğraş gerektirecek bölümlerden biri." dedi.

"SAĞLAM BİR BİRLİKTELİK VE GÜÇLÜ BİR İRADE LAZIM"

Kanlı Divane'deki kültür ve turizm projesi ile ilgili Büyükşehir Belediye Başkanı ile görüştüklerini belirten Çamsarı," Herhangi bir yerden destek alınamasa bile kendilerinin destek verme konusunda istekli olduklarını gördüm. Bu beni çok mutLu etti. Bu projelerin, bu alanların bir bir çıkarılması lazım. En önemlisinden geriye sayarak.Kanlı divane, Kızkalesi...vb.Çok kaynak gerektiriyor ama kaynak dediğiniz 1 milyon lira. Bir binayı 9-10 milyon TL'ye mal ediyorsunuz.Bir kültür mirasını kurtarmak için 1-2 milyon TL inanın para değil. Tübitak'ın projelerine bakın sadece proje desteği dışında araştırıcısına 200 bin TL verdiği projeler var. Bu devlet için büyük bir para değil. Ama bunun için sağlam bir birliktelik ve güçlü bir siyasi irade lazım. "dedi.

"MERSiN'iN NELERE SAHİP OLDUĞU ANLATILMALI..."

Mersin'e Mersin'in nelere sahip olduğunu anlatabilirsem başka bir şeye lüzum yok. Önce biz farkında olalım. Çünkü Ahmet Çamsarı'nın biri gelir öbürü gider. Bir yer kurumsallaştığı zaman kimlerin gelip gittiğinin önemi yok. Biz bir şekilde ön plana çıkması gereken özelliklerimizi bilmeliyiz. Örneğin RİS projesi var. Konuşuluyor. Yeni bir proje hazırladık ve kabul ediliyor. Ticaret ve Sanayi Odası ziyaretimizde bu konu ile ilgili tekrar bir girişim yapmamız gerektiği kararı çıktı ve ağırlığını iktisat fakültesinden oluşan bir komisyon kurduk. Tekrar proje yazdık ve bu proje kabul edildi.Mersin'e ışık tutan , nerelerde yoğunlaşması gerektiğini gösteren projeler çok önemli. Bizim turizm fakültemiz var. Turizm Otelimiz yok. Tıp Fakültemiz vardı.Hastanemiz yeni oldu. Kanalizasyonumuz, otoparkımız ve yolumuz yok.Bunları çözmeye çalışıyoruz.Bizim okullarımızın uygulama yönü çok eksik. Sadece lisans öğrencisine meslek kazandırarak bu üniversite görevini yapmaz.O zaman liseden farkınız kalmaz.Biz OSB, MTSO ve başka STK'larla da durmaksızın irtibat halindeyiz. 6 aydır bu böyle ve böyle de devam edecek.Mersin gibi bu kadar potansiyele sahip, bu kadar güzel bir il Türkiye'de çok az. Buna emin olun. Altın çöpe düşmüş. Değerini kaybetmez. Onu oradan çıkarmak lazım.Üniversitenin gücü bir yere kadar yeter. İnşallah biz elimizden geleni yaparız.

Kazılarda neden yabancı arkeologlar kullanıldığının sorulması üzerine Çamsarı, bu konuda donanım ve mali eksikliğin ön planda olduğunu belirterek, " Bizim katıldığımız aktif olarak kazılarda yer alan hocalarımız var.Yurt dışından gelenler de var. Kanlı divane kazılarında bizim hocamız aktif çalışıyor. Mersin öyle bir yer ki 300 km kazı alanı var ve siz bir yere kadar yetebiliyorsunuz. Hem mali hem de hizmet açısından önem sırasına koymak gerekiyor."dedi.

"TARSUS'A HAVACILIK VE UZAY BİLİMLERİ FAKÜLTESİ KURUYORUZ...ARTK PİLOTLAR BURADAN YETİŞECEK"

Çamsarı, basın, STK, belediyeler gibi kurumlarla görüşebilmek, çalışma yapabilmek, eksiklikleri gidermek ve kamuoyu oluşturabilmek adına danışmanlar oluşturduğunu ve bazı STK'larla direk birebir kendi görüştüğünü ifade ederek," Kamuoyu oluşturmak için zamanı geldiğinde mutlaka işbirliği olacak. Zamanı gelen şey şu an cami. Havacılık Yüksek Okulu , bu konuda YÖK'e başvurduk. Tarsus'a Havacılık ve Uzay Bilimleri Fakültesi kuruyoruz. Tarsus Belediyesi bize 500 dönümlük yer tahsisi sözü verdi.Neden havacılık. Çünkü Türkiye'ye yılda dışarıdan 500 tane pilot geliyor. Bu en az cami kadar önemli."dedi. Diş Hekimliği Fakültesi son onayı bekliyor. Eğer onaylanırsa eski yerimiz Diş Hekimliği Fakültesi binası olacak. Bu konuda her türlü alt yapımız hazır.Bu konularda da kamuoyu oluşturmak gerekiyor. Bu konuda Tarsus'u tebrik etmek gerekiyor. Tarsus'a gittiğimde beni Belediye Başkanı, STK liderleri, Kaymakam ve Kent Konseyi beraber karşılıyor beni. Bazı konularda siyaseti de geri tutmak lazım. Mersin güzel olursa yaşadığımız çevre de güzel olur. dedi.

"MERSİN’İN GELECEĞİ İÇİN KİMSEYİ DIŞLAMA VE ÖTEKİLEŞTİRMEMELİYİZ. MERSİN İÇİN ‘SEN-BEN’ DEĞİL ‘BİZ’ OLMALIYIZ."

Seçimden sonra her gurubu toplayıp, beraber gidip hastanenin sorunlarını dile getirme, bu konuları dile getirme yani o birlikteliği sağlamak benim hayalim olacak. 4 parti giriyorsa meclise tüm vekilleri alıp gideceğiz.Bu şerefe nail olan bir insanım.Seçim döneminde aleyhime bir söz söylenmedi. Bu sevindiriyor beni. Buna da layık olmaya çalışıyorum. Mersin için de bu bilinci yaratmaya çalışıyorum. Mersin’in geleceği için kimseyi dışlama ve ötekileştirmemeliyiz. Mersin’in çok renkliliğini ve mozaiğini inkar ederseniz boşa düşersiniz. Mersin için ‘Sen-Ben’ değil ‘Biz’ olmalıyız. Ben üniversiteye bir proje dahilinde rektör olmadım. Kendi rakibimi bile Rektör Yardımcısı yaptım” diye konuştu.

"ÖĞRENCİ GRUPLARIYLA DİYALOG HALİNDEYİZ... BİRLİKTE HALAY ÇEKELİM AMA BANA FAŞİST REKTÖR DEMEYİN"

Üniversitede son aylarda meydana gelen öğrenci kavgalarına da değinen Rektör Çamsarı, “Türkiye neyse üniversiteler de o’dur. Türkiye’deki siyasi ortam gerilince üniversiteler de geriliyor. Öğrenciler arasında kavga çıkmasın diye çok uğraşıyoruz. 9 farklı öğrenci grubuyla sürekli iletişim halindeyiz. İdeoloji farkı gözetmeksizin hepsiyle diyalogumuz var. Onların üniversite ile ilgili her türlü sıkıntısını gidermeye hazırım ve zaten bunun için varım. Ama bana ulusal sorunları getirmesinler. Çünkü devlet çözememiş ben mi çözeceğim. Fen-Edebiyat Fakültesi’nin duvarlarına yazı yazmasınlar diye onlara bir duvar ayırdık yazı yazmaları için. Yeter ki fakültelerin duvarlarına yazmasınlar diye duvarları boyamaktan para kalmadı. Bu onlara da zarar çünkü fakülte duvarına yazı yazıldığında haklarında devlet malına zarar vermekten dava açılıyor. Öğrencilerin bir değer ve bu ülkenin geleceği olduğunu unutmayalım. Bu değerlerimizi kaybetmemek için inanın çok uğraş veriyoruz. Ancak maalesef aynı samimiyetle bize yaklaşılmıyor. Yasalar çerçevesinde ne istiyorsanız gelip birlikte yapalım diyorum. Yazı mı yazacaksınız gelin birlikte yazalım. Halay mı çekeceksiniz ben de geleyim birlikte çekelim. Ama lütfen faşist rektör demeyin. Ne faşistliğimi gördünüz. Yemekle ilgili sıkıntı mı var gelin birlikte çözelim. Öğrencilerimize kötü yemek yedirilmesin diye her sabah 10.30’da yemekler bana gelir ve ilk ben tadarım. Eğer kötüyse o yemeğin öğrencilere dağıtılmasına ve satılmasına müsaade etmeyiz. Dün üniversitede ben olmadığım için yemekleri Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Hakan Arslan kontrol etmiş ve yemekleri beğenmemiş. Aslında o kadar da kötü bir yemek değildi. Biz bu yemeği bir şartla öğrencilere verilmesi istedik o da ücretsiz olarak. Dün biz dahil tüm öğrencilerimiz bedava yemek yedik. Bu bir cezalandırmaydı. Öğrencilerimize kaliteli yemek çıkmazsa ihaleyi alan firma bunun bedelini öder” ifadelerini kullandı.

Prof.Dr.Çamsarı konuşmasının ardından ziyaretçi defterine duygu ve düşünceerini yazdı

 inovatifhaber/özel

 
 
1 Mayıs 2015 Cuma 10:28
 
 
(1 Yorum Yapıldı)Yorumlar
<p>Ferudun GÜNDÜZ MEP Başkanı</p> <p>2015-05-02 11:24:27</p> <p>Genç Rektörümüz ÇAMSARI nın açıklamalarını ilgiyle okudum. Başka Üniversitemizdeki akademik ve idari kadro olmak üzere hepimiz çok çalışıp, el ele verip Mersine hamle yaptırmak için bilimin yol göstericiliğini sahaya indirmeliyiz. Unutmayalım ki pratikle buluşan teori işe yarar. Biz MEP, Mersin Ekonomi PLatformu olarak Rektörümüze inanıyoruz ve başarılı olması için de samimi olarak katkıya hazırız.</p>
 
Bu Kategorideki Diğer Haberler
 
Son 24 Saat
Haberler RSS Beslemesi
 
Facebook messenger'de sohbet odaları başlıyorBu bilgisayar saniyede 93 trilyon işlem yapıyorGalaxy S7 dört farklı versiyonla geliyorLamborghini mi, Ferrari mi?Facebook'un karı %52 artışla 5,84 milyar dolarDengede durarak felç olma riskinizi ölçünSamsung Galaxy S6 ve Galaxy S6 Edge'yi tanıttıDünyanın en çok turist alan şehirleriAvşar Kızı, Ilıcalı'ya Fark AttıTelefonlarda 'keşke yazmasaydım' mesajları geri alınabiliyor2014 en sıcak yıl olduMicrosoft’tan Windows 10.. İlk yıl ücretsiz
 
Yazarlar
Yazarlar RSS Beslemesi
 
Bumerang - Yazarkafe
 
 
Get our toolbar!
 
Gazete Manşetleri
 
 
Namaz Vakitleri
 
  • İmsak05:55
  • Güneş07:37
  • Öğlen12:45
  • İkindi15:18
  • Akşam17:33
  • Yatsı19:03
 
Anket
.
 
Lig Puan Durumu
 
Takımlar
O
G
B
M
P
1
Başakşehir
13
9
4
0
31
2
Beşiktaş
13
8
5
0
29
3
Galatasaray
13
8
2
3
26
4
Fenerbahçe
13
7
4
2
25
5
Bursaspor
13
7
3
3
24
6
Konyaspor
13
5
5
3
20
7
Osmanlıspor FK
13
4
7
2
19
8
Gençlerbirliği
13
4
6
3
18
9
Trabzonspor
14
5
3
6
18
10
K.D.Ç. Karabük
13
5
2
6
17
11
Akhisar Bld.
13
4
4
5
16
12
Antalyaspor
13
4
4
5
16
13
Alanyaspor
13
4
2
7
14
14
Kasımpaşa
13
3
3
7
12
15
Gaziantepspor
13
3
2
8
11
16
Ç. Rizespor
13
2
4
7
10
17
Kayserispor
13
2
3
8
9
18
Adanaspor
14
1
3
10
6
 
Şampiyonlar Ligi
 
UEFA Avrupa Ligi
 
Alt Lig
 
Tarihte Bugün
1774 - Kazak isyanı önderi Pugaçev idam edildi.
1817 - Mississippi, A.B.D. nin 20. eyaleti olarak birliğe katıldı.
1863 - Londra metrosu açıldı.
1898 - İspanyol-Amerikan savaşı sonrası Küba İspanya'dan bağımsızlığını kazandı.
1901 - İlk Nobel ödülleri verildi.
1902 - Mısır'da Nil nehri üzerinde inşa edilen Aswan Barajı hizmete girdi.
1906 - Theodore Roosevelt, Rus-Japon Savaşının sona ermesinde oynadığı arabuluculuk rolünden dolayı, Nobel Barış Ödülü'nü alan ilk Amerikalı oldu.
1923 - İrlandalı şair William Butler Yeats Nobel Edebiyat Ödülü'nü aldı.
1927 - Fransız filozof Henri Bergson Nobel Edebiyat Ödülü'nü aldı.
1929 - Alman yazar Thomas Mann Nobel Edebiyat Ödülü'nü aldı.
1941 - Malaya açıklarında Prince of Wales ve Repulse olmak üzere Kraliyet Donanmasına ait iki zırhlı Japon İmparatorluk Deniz Kuvvetleri'ne bağlı torpido bombardıman uçakları tarafından batırıldı.
1948 - Birleşmiş Milletler Meclisi, İnsan Hakları Bildirgesini kabul etti. Türkiye İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi'ne kabul oyu verdi.
1956 - Macaristan'da çatışmalar başladı, sıkıyönetim ilan edildi.
1964 - Martin Luther King Nobel barış Ödülü'nü aldı.
1970 - Rus yazar Aleksandr Soljenitsin Nobel Edebiyat Ödülü'nü aldı.
1971 - Aralarında Türkiye İşçi Partisi Genel Sekreteri Tarık Ziya Ekinci'nin de bulunduğu 26 sanıklı Devrimci Doğu Kültür Ocakları davasına Diyarbakır'da başlandı.
1975 - Rus bilim insanı Andrey Saharov Nobel Barış Ödülü'nü aldı.
1977 - Uluslararası Af Örgütü Nobel Barış Ödülü'nü aldı.
1977 - İstanbul Toptaşı Cezaevi'nden 9 siyasi tutuklu kaçtı.
1978 - Enver Sedat ve Menahem Begin Nobel Barış Ödülü'nü aldı.
1979 - Devlet Opera ve Balesi Genel Müdürü Gürer Aykal görevinden alınmıştı. 10 Aralık günü bu göreve İsmet Kurt'un atanması üzerine Devlet Opera ve Balesi çalışanları Carmina Burana'nın sahnelenmesine katılmama kararı aldı. Kurt iki gün sonra istifa etti.
1979 - Rahibe Teresa Nobel Barış Ödülü'nü aldı.
1982 - Günaydın gazetesi yayın hayatına başladı.
1983 - Arjantin'de askeri rejim sona erdi; Arjantin'in 8 yıldan sonra ilk sivil başkanı Raul Alfonsin oldu.
1983 - Polonyalı Dayanışma Sendikası lideri Lech Walesa Nobel Barış Ödülü'nü aldı.
1984 - Güney Afrika'lı Piskopos Desmond Tutu Nobel Barış Ödülü'nü aldı.
1987 - Sedat Simavi Basın Ödülü Uğur Mumcu'ya verildi.
1987 - İnsan Hakları Derneği "Genel Af ve Ölüm Cezalarının Kaldırılması" talepli 130 bin imzalı dilekçeyi Meclis Genel Sekreterliği'ne sundu.
1988 - Türkiye'de ilk karaciğer nakli ameliyatı yapıldı. Ameliyatı, Ankara Hacettepe Üniversitesi'nden Prof.Dr. Mehmet Haberal gerçekleştirdi.
1988 - Cumhurbaşkanı Kenan Evren'in veto ettiği öğrenci affı yasası Meclis'te tekrar kabul edildi. Yasa, üniversitelerde türbana izin veriyordu.
1988 - Mısırlı Necip Mahfuz Nobel Edebiyat Ödülü'nü aldı.
1989 - Aliağa'da çevre şenliği yapıldı.
1993 - Güvenlik kuvvetleri Özgür Gündem gazetesinin İstanbul Kadırga'daki merkezini bastı ve tüm çalışanları gözaltına aldı.
1994 - Yaser Arafat, Shimon Perez ve Yitzhak Rabin Nobel Barış Ödülü'nü aldılar.
1994 - TBMM TV ( Meclis Tv) kuruldu.
2002 - Stanford Üniversitesi insan embriyosu klonlayacağını açıkladı.
2002 - Eski Amerikan Başkanı Jimmy Carter, 1970 lerde Orta Doğu'da sürdürdüğü diplomatik arabuluculuklarından dolayı Nobel Barış Ödülü'nü aldı.
2002 - Kuzey Kore`den gelen Scud füzeleri taşıyan bir gemi Umman denizinde İspanyol donanması tarafından durduruldu.
2002 - Bangladeş gözaltına aldığı iki Avrupalı gazeteciyi serbest bıraktı.
2003 - İranlı Shirin Ebadi, Nobel Barış Ödülü'nü alan ilk müslüman kadın oldu.
2005 - 10 Aralık Hareketi ilk toplantısını İstanbul Dedeman Oteli'nde gerçekleştirdi.
 
Arşiv
 
Süper Loto
08.12.2016 Tarihli Çekiliş Sonucu040619233854
 
On Numara
05.12.2016 Tarihli Çekiliş Sonucu06071115171923242931323440435154596166737677
 
Sayısal Loto
03.12.2016 Tarihli Çekiliş Sonucu242636434446
 
Şans Topu
07.12.2016 Tarihli Çekiliş Sonucu061017243004
 
 
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji