Hizmet sektörü güven endeksi 98,8 oldu

Ana Sayfa » Kültür & Sanat » Ruhu Olan ve Olmayan Şehirler... Mehmet Mazak yazdı

Ruhu Olan ve Olmayan Şehirler... Mehmet Mazak yazdı

Kültür ve medeniyet bakımından yeterince gelişmeyen şehirler, ruhsuz şehirlerdir. Ruhu olmayan şehirler ise ölü şehirlerdir kuşkusuz. Şehirlere ruh vermek, o şehirlerde yaşayan toplumlara düşer.

 
 
Ruhu Olan ve Olmayan Şehirler... Mehmet Mazak yazdı

Arapça bir deyim vardır: “el-rûh-ı mebhûsa hâhna”… Anlamı “ruh hiç hapis olunur mu?” şeklindedir. Bu soruyu kendimize soralım: Görünmeyen, elle tutulmayan bir varlık kontrol altına alınabilir mi? Tabiî ki hayır. Şehirler de canlı varlıklardır. Biz göremesek de her şehrin bir ruhu vardır.

Örneğin insanın görünen bir yapısı, fiziki görünüşü, saçı, gözü, boyu posu vardır; ancak ona anlam katan, irade koyarak kararlar almasını sağlayan bir ruhu vardır. Ruh bedenden çıktığı zaman fiziki görünüş de işlev ve anlamını yitirir. Bedenden ruhun çıktığını gözlerimizle göremeyiz ama canlının öldüğünü anlarız. Tıpkı şehirler de böyledir; ruh yok olmaya başladığında şehirler de ölür. Şehirlerin fiziki görünüşünü oluşturan binalar, meydanlar, caddeler, iş merkezleri, parklar, limanlar ve okullardır. İnsan merkezli estetik kaygılarla inşa edilen ve toplumun asırlardır içinde yaşadığı harmanlanmış kültürü yansıtan yapılar olduğunda o şehirde ruh var demektir. Şehrin ruhu, o şehirde yüzyıllardır yaşayan insanların oluşturduğu anlamlar bütünüdür

Şehre ruh kazandıran, medeniyet ve kültürdür. Şehirler bir toplumun kültürel gelişmişliğinin kendini gösterdiği yerlerdir. Söz kültüre gelmişken bu önemli kavram tarif etmeye çalışalım: Bir toplumun tarihsel süreç içinde ürettiği ve kuşaktan kuşağa aktardığı her türlü maddi ve manevi özelliklerin bütününe kültür denir. Kültür, genel olarak iki öğeden oluşur:

a-  Maddi Kültür Öğeleri: Binalar, her türlü araç-gereç, giysiler vb.

b-  Manevi Kültür Öğeleri: İnançlar, gelenekler, normlar, düşünce biçimleri vb.

Türk Dil Kurumu sözlüğüne göre kültür: “Tarihsel, toplumsal gelişme süreci içinde yaratılan bütün maddi ve manevi değerler ile bunları yaratmada, sonraki nesillere iletmede kullanılan, insanın doğal ve toplumsal çevresine egemenliğinin ölçüsünü gösteren araçların bütünüdür.”

Kültür, bir milletin yaşamasını kolaylaştıracak olan bilgi birikimi; medeniyet de bu kültürün maddî alanda ortaya çıkışıdır. Yani medeniyet, bir anlamda maddî kültürdür.

Kültür ve medeniyet bakımından yeterince gelişmeyen şehirler, ruhsuz şehirlerdir. Ruhu olmayan şehirler ise ölü şehirlerdir kuşkusuz. Şehirlere ruh vermek, o şehirlerde yaşayan toplumlara düşer. Şehre ruh katabilmemiz için asırları aşıp gelen bir derinliğe ve bilgeliğe sahip toplumlar oluşturmalıyız. Her hareketimize, her yaptığımız yapıya arınmış ve süzülmüş kültürümüzden üflemeliyiz ki kendi medeniyetimizi kurmuş olabilelim. Bu konuda yol gösterici olması bakımından Hacı Bayram Veli'nin şu sözü önemlidir. “İnsan, şehri inşa ederken aslında taşın toprağın arasında kendisini inşa eder. Gönülde her ne var ise, şehir olarak görünür. Gönlü taş olanın şehri taş, gönlü aşk ile dolu olanın şehri gülistan olur”. Bir medeniyet tasavvuru olmayan, asırlardır birikmiş bir kültür hazinesine sahip olmayan, inşa ettiği eserlerle geçmişle bağını kuramayan bir milletin şehirleri ruhsuz olur.

Medeniyetimizi ve kentimizi kadim kültürümüzden süzülen değerler ile inşa ettiğimizde üzerinde yaşadığımız şehir belli bir ruh kazanır; şehir ruh kazandığı zaman üzerinde yaşayan halka da kimlik kazandırır. Medeniyet ve şehrimizin insan merkezli oluşturulmasına güzel bir örnek, Fatih Sultan Mehmet’in “Hüner bir şehir bünyâd etmektir. Reâyâ gönlün âbâd etmektir” şeklindeki mısralarıdır. Fatih bunu derken asıl amacın şehir imar/inşa etmek değil, gönül tamir etmek olması gerektiğini ifade etmektedir. Bilge Mimar Turgut Cansever de “İnsanın dünyadaki en önemli vazifesi dünyayı güzelleştirmektir” tespitiyle insanın yaşadığı şehir/kent, kasaba, mahalle ve köyün özellikle de şehrin medeniyetimizin izlerini taşıması gerektiğini söylemektedir. “İnanç zihniyeti, zihniyet hayatı şekillendirir.” İnsan hayatının, içinde şekillendiği pota veya kalıplardan birisi de “mekân”dır. Mekânları zihniyetimize göre şekillendirdiğimizde şehirlerimizi imar etmiş oluruz.

Şehirler konusunda Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan, "Sadece betondan, asfalttan, metalden ibaret bir şehir, ruhu olmayan mekanik bir şehirdir. Biz yaşayan bir varlık olarak gördüğümüz şehirlerin ruhu olmasını, kimliği olmasını, özgün olmasını arzu ediyoruz. Amacımız şairlere, ressamlara, bestekârlara ilham verecek şehirler, yerleşim alanları inşa etmektir" diyor bir konuşmasında. Şehirler temiz sokaklara, geniş caddelere, yüksek binalara sahip olduğu zaman değil ruha ve medeniyete kavuştuğu zaman kalkınmış, gelişmiş ve dirilmiş olur.

Ahmet Davutoğlu Hoca da bir konuşmasında "Bin yılı devirmemiş şehir gerçek anlamda bir mekân, tarihin testinden geçmiş bir şehir değildir" diyerek şehirlerimizin gerçek şehir olabilmesi için tarihi derinliği olan, köklü geçmişe sahip, üzerinde farklı kültür ve medeniyetlerin izlerini taşıyan şehirler olması gerektiğini belirtmektedir.

Medeniyetimizin inşa yerleri medinelerdir/şehirlerdir. Kültürü, istikameti ve ruhu olmayan şehirler, bir medeniyet tasavvuruna sahip olamayan şehirlerdir. Bir şehrin gizlerine ve derinliğine ulaşabilmek, şehrin tarihsel derinlikteki fısıltılarını duyabilmek için o ruh derinliğine sahip insanlar yetiştirmeliyiz. Böyle insanlar yetiştirmeliyiz ki; kentleri birbirinden farklı kılan kimlikler oluştursun ve bu kimlikler korunup ihya edildikçe şehirlerin ruhu inşa edilmiş olsun.

Roland Barthes, "Şehirler bir yazıdır, gezenler ise bir okur” diyerek şehirlerin üzerinde gezenlerin iyi ve bilinçli okur olmasının şehri yazanların daha özenli ve dikkatli olmasını gerektireceğini söylemektedir belki de.

M. Şerif Onaran da "Bir kentin ruhu varsa, o kenti şiirinde, yazısında yeniden kuran edebiyatçılar olduğu için vardır" diyerek şehrin cadde ve sokaklarında, bina ve salonlarında edebiyat, tarih, musiki ve görsel sanatların izlerini yansıtan medeniyet eserlerinin yapılması ve şehrin siluetinin sanat eserleriyle bütünleşmiş olması gerektiğini söylemektedir.

Ümit Yaşar Oğuzcan’ın “Bu Şehir” şiirinde sorduğu soruya cevap bulabilmeliyiz;

“Bu nasıl şehirdir böyle?

Bütün sokaklar Utrillo'nun ellerinden çıkmış

Bütün evlerde Dufy'nin renkleri”

 

Şehirlerimiz tek düze, seri üretim yapan fabrikada üretilmiş bir makine ya da mamul bir ürün olmamalıdır. Şehirleri kuracak ve onlara ruh verecek olan bizleriz. Şehirlerin sembolleri olmalı. Sembollerini oluşturan zihniyet o şehri yöneten iradenin izlerini ve o zihniyetin o şehirdeki etkisinin seviyesini belirler. Şehirleri ayırt edici bir kimlikle inşa etmek, yüzlerce, binlerce yıl sonrasına mesaj vermenin bir yoludur. Üzerinde yaşadığımız şehirlerin kimliklerini oluşturmak ve şehirlerimize ruh kazandırmak ötelenemez sorumluluğumuzdur.

Necip Fazıl Kısakürek, “Şehrin Kalbi” şiirinde şöyle diyor:


“Nur yolunu tıkıyor yüz bir katlı gökdelen

Bir küçük iğne yok mu, şehrin kalbini delen?”

 

Batılı modern kent mekânlarının insanımızın hayatına getirdiği olumsuzlukları aşıp şehrin kalbine ulaşmak için iğne ile yol bulmaya çalışan bir toplum haline gelmişliğimize üzülmeliyiz.

Şehrimizi ve mekânlarımızı insan merkezli, Batılı soyut ve soğuk yapılardan arındırarak, yerli, sıcak ve kuşatıcı yapılar topluluğu haline getirelim. Her şehrin ruhu olmayabilir ancak yaşadığımız şehre ruh kazandırmak bizlerin görevi. Çünkü yaşadığımız şehir bize, biz ona bakacağız her gün.

Nazım Hikmet demiyor muydu; "iki şey vardır ancak ölümle unutulur: anamızın yüzüyle şehrimizin yüzü."

Mehmet Mazak

 
5 Mart 2016 Cumartesi 07:38
 
 
(1 Yorum Yapıldı)Yorumlar
<p>Arif ERSOY</p> <p>2016-03-04 01:46:14</p> <p>Ellerinize sağlık. Oldukça önemli bir soruna değinmişsiniz. Çok da güzel tespitlere yer vermişsiniz.</p>
 
Bu Kategorideki Diğer Haberler
 
Toroslarda yüzme kursları başladıToroslar’da, Yapılandırma Başvuruları BaşladıGüneş Doğarken İşçilerle Sabah MesaisindeTarih, doğa, deniz, güneş, müzik ve dans kansere karşı birleştiİçel Soroptimist Kulübü, 'Obezite ile Savaş' semineri düzenledi.Bisiklet durursa hayat dururTarsus Sev’in Robotik Takımı’na İki Ödül BirdenMobbing ve Hukuksal Boyutu Ele AlındıGüzel Konuşma ve Diksiyon
MTSO’ya teşekkür belgesiMenderes Gönüllü Evi, Mezitli'nin Filizleri ailesine katıldıMiniklerden Büyük Nağmeler
 
 
Yazarlar
Yazarlar RSS Beslemesi
 
 
Get our toolbar!
 
Gazete Manşetleri
 
 
Namaz Vakitleri
 
  • İmsak03:15
  • Güneş05:19
  • Öğlen12:55
  • İkindi16:47
  • Akşam20:13
  • Yatsı21:59
 
Anket
.
 
İddaa
 
Lig Puan Durumu
 
Takımlar
O
G
B
M
P
1
Beşiktaş
34
23
8
3
77
2
Başakşehir
34
21
10
3
73
3
Fenerbahçe
34
18
10
6
64
4
Galatasaray
34
20
4
10
64
5
Antalyaspor
34
17
7
10
58
6
Trabzonspor
34
14
9
11
51
7
Akhisar Bld.
34
14
6
14
48
8
Gençlerbirliği
34
12
10
12
46
9
Kasımpaşa
34
12
7
15
43
10
Konyaspor
34
11
10
13
43
11
K.D.Ç. Karabük
34
12
7
15
43
12
Alanyaspor
34
12
4
18
40
13
Osmanlıspor FK
34
9
11
14
38
14
Kayserispor
34
10
8
16
38
15
Bursaspor
34
11
5
18
38
16
Ç. Rizespor
34
10
6
18
36
17
Gaziantepspor
34
7
5
22
26
18
Adanaspor
34
6
7
21
25
 
Şampiyonlar Ligi
 
UEFA Avrupa Ligi
 
Alt Lig
 
 
Tarihte Bugün
1880 - Fransa Tahiti'yi topraklarına kattı.
1913 - Balkan Savaşı başladı.
1925 - Diyarbakır İstiklal Mahkemesi'nce idama mahkûm edilen Şeyh Said ile adamları idam edildi.
1934 - Bitlis'te yaşayan Zaro Ağa 157 yaşındayken yaşamını yitirdi. İç organları inceleme amacıyla alındı.
1938 - Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğü kuruldu.
1939 - Hatay Devleti Meclisi, oybirliğiyle Türkiye'ye katılma kararı aldı.
1971 - TBMM'de çıkan bir yasayla Türkiye'de haşhaş ekimi yasaklandı.
1974 - Isabel Perón, Arjantin'in ilk kadın devlet başkanı olarak yemin etti. Kocası eski başkan Juan Peron sağlık durumunun bozulması üzerine görevlerini bırakmıştı. Zaten iki gün sonra da öldü.
1976 - Seyşel Adaları, Birleşik Krallık'tan bağımsızlığını kazandı.
1984 - Türkiye ile Sovyetler Birliği arasında karma ekonomik protokol imzalandı.
1986 - Arjantin, Batı Almanya'yı 3-2 yenerek Dünya Futbol Şampiyonu oldu.
1992 - Cezayir devlet başkanı Muhammed Budiaf suikaste uğrayarak yaşamını yitirdi.
1995 - Ankara Büyükşehir Belediyesi, amblemindeki Hitit Güneşi'ni; Kocatepe Camii'ni ve Atakule'yi simgeleyen bir tasvir ile değiştirdi.
1999 - Abdullah Öcalan, vatana ihanet suçundan idam cezasına çarptırıldı.
2000 - Endonezya'da yolcu taşıyan bir tekne 500 yolcusuyla birlikte battı. Kazadan kurtulan olmadı.
2002 - Türkiye, 2002 FIFA Dünya Kupası'nda 3. oldu.
2005 - Sezen Aksu Bahane Albümünün Remiks'ini çıkarttı.
2008 - Euro 2008 finalinde İspanya, Almanya'yı yenerek Avrupa şampiyonu oldu.
 
 
Arşiv
 
Bumerang - Yazarkafe
 
Süper Loto
22.06.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu030520374448
 
On Numara
26.06.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu01070814171819283031344145464851525559606575
 
Sayısal Loto
24.06.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu071022233045
 
Şans Topu
28.06.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu202123242909
 
 
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji