Özdemir,'İhracat Yarışında Mersin 20 Yıldır Geriliyor'

Ana Sayfa » Güncel » Şehir meydanlarından kent meydanlarına... Abdulah Ayan yazdı

Şehir meydanlarından kent meydanlarına... Abdulah Ayan yazdı

Mevcut meydanları yok edip yeni meydanlar yaratma arayışları...

 
 
Şehir meydanlarından kent meydanlarına... Abdulah Ayan yazdı

Yıllar önce yeterince tartıştığımız TSG stadının yerine kent meydanı yapılsın düşüncesi, Orta Avrupa gezisi ardından MERYAP’ ın öneriyi yeniden dillendirmesi vesilesiyle de olsa, üzerinde konuşulmaya, farklı görüşlerin de ortaya çıkması halinde tartışılmaya değer ve önemli bir projedir.

Bir önceki yazıda dile getirdiğim büyüklükte ele alınırsa, kent merkezinin de çehresini baştan aşağı değiştirecek, mimari tanımla “çökme” noktasına gelmiş Çamlıbel ve çevresini, hatta Bit Pazarı başta olmak üzere binlerce esnafı, iş adamını, sinek avlayan şehir otellerini bir anda canlandıracak sihirli değnek olarak ta görülebilir.

Kaldı ki, eski Kışla alanı gibi geçmişte zaten kamuya ait bir bölgenin yeniden kamulaştırılması,

Cumhuriyet Meydanı ile TSG arasında bozuk diş gibi duran sahildeki birkaç binanın kaldırılması,

Orduevinin daha uygun bir sahil bölgesine taşınması,

Mehmetçik Vakfına bu kentin armağan ettiği ancak bugün artık amacından uzaklaşmış Vakıf Tesislerinin de kıyı kanununa uygun biçimde düzenlenip halka açılması, gözlerde büyütüldüğü kadar zor bir iş te değildir.

Bunun için kent dinamiklerinin Büyükşehir Belediyesi öncülüğünde ortak hareket etmesi ve gerekli iradeyi halkla birlikte ortaya koyması yeterlidir.

Buraya kadar sorun yok ve eminim çıkarı, rahatı bozulacak birkaç kişi ve kuruluş dışında söylediğim projeyi desteklemeyecek tek bir Allahın kulu çıkacağına da inanmıyorum.

Ama beni rahatsız eden bir başka şey var…

Biz Mersinliler şımarık ve sonradan görme zengin çocukları gibi davranmaktan ne zaman vazgeçeceğiz?

Şımarık zengin çocuklarıyız çünkü onlar da beğenmedikleri veya sıkıldıkları oyuncaklarını kaldırıp atar, hatta bulundukları mekânı uygun hale getirmektense onu yıkıp, gider yenisini alır, eskisine bir daha dönüp bakmazlar.

Yazının başlığında “şehir meydanları, kent meydanları” ifadesini boşuna kullanmadım.

MERYAP’ ın örnek verdiği Prag, Viyana, Berlin ve asıl ziyaret etmeleri gereken (mademki konu olarak meydanları seçmişler) Atina Akropol ve özellikle Roma meydanları kadim şehir meydanlarıdır.

İstanbul Sultanahmet ve ondan da önemlisi Bizans döneminde her türlü gösterinin yapıldığı Ayasofya önündeki meydanlar da öyle…

Ama mesela Taksim, Ankara Ulus meydanları yaşları itibariyle kent meydanlarıdır.

Şehir meydanları binlerce yıllık geçmişten bugüne korunmuş alanlardır ve çeşmeleri, heykelleriyle her yıl milyonlarca gezginin sırf oralarda soluklanmak, tek kare fotoğraf çektirmek için ziyaret ettiği kadim yerlerdir.

Gelelim Mersin’ e ve beni rahatsız eden şımarık zengin çocuğu sendromuna…

Tamam, binlerce yıllık bir tarih eski adıyla Toprak bugün bilinen adıyla Yumuktepe’ de, Pompeipolis’ te, Karaduvar’ da yatıyor ve biz örneğin Pompeipolis’ te her yıl milyonlarca turisti çekecek cazip alanı eski haliyle düzenleyip insanlığa açacağımıza tarihi katletmekten farksız yapsatçılara durmadan ruhsat verip, inşaata açıyoruz. Sorduğunuz vakit “iki katlı binadan ne çıkar?” pişkinliğiyle de karşılaşıyorsunuz ki, adamlar sadece cinayet işlemekle kalmıyor, zekânızla da alay ediyorlar ki, çaresiz bir köşeye çekilmekten başka şey gelmiyor elden…

Allahtan Yumuktepe, bulunduğu bölge itibariyle yapsat canilerine uygun durumda değil de, şimdilik yırtıyor.

Şımarıklıkla ilgili en çarpıcı örnek Gümrük Meydanı…

Biz yeni meydanlar yaratmaya çalışıyoruz ama yıllarca Mersine gelen herkesin ilk anda ziyaret ettiği, çarpıcı güzelliği ve denize açıklığıyla İzmir Kordon Meydanını, pasaport iskelesini andıran bu alanın bugünkü pejmürdeliğinden çıkarmamız gereken dersler yok mu?

1900’lü yılların mimarisini yansıtan meydan çevresindeki tüm muhteşem binaları yıkıp, yerine ucubelikleri reva gören, şahsın yaptırdığı ve meydana apayrı anlam katan Camii Cedid’ i (Yeni camiyi) bile hoyratça tarumar edip, sonrasında duyulan pişmanlıkla mimari hiçbir özelliği olmayan Ulu Camiyle vaziyeti kurtarmaya çalışan kafa…

Abdulhamit döneminin Osmanlı egemenliğindeki tüm toprakları üzerindeki en güzel binalarından biri kabul edilen ve önündeki kuleli çeşmesiyle sülün gibi süzülen, özel olarak imal edilen demir döküm ayyıldız motiflerin pencerelerini süsleyen o binaya kıymak ve o cinayet! işlenirken başını çevirmek Mersinden başka nerede mümkün olabilirdi ki?

1891’ de Mersini ziyaret eden Fransız gezgin Vital Cuinet, izlenimlerini kaleme aldığı Anadolu notlarını topladığı 1896 tarihli La Turquie d'Asie; géographie administrative, statistique* kitabında Mersinin o meydanını şöyle tanımlar:

“… Bugünkü Mersin, güzel meydanı, çeşmeleri ve yeşilliğiyle göz alıcı bir şehirdir, denize dayalı karlı tepeleriyle Toros dağları şehre ve meydana ayrı bir hava verir”

Şimdi bir dönüp bakın maziye, o meydandan, dalgaların oynaştığı iskeleden ve dönüp başını kaldıran herkesi selamlayan o karlı dağlardan geriye ne kaldı?

Ya gelir elde edecek başka kapı kalmamış gibi parasız kalan Belediyenin asrın icadı! Projeyle getirip meydanın kalbine hançer niyetine sapladığı bugün bile görenlerin görmemek için başını çevirdiği Uluçarşı adı verilen viraneliğe ne demeli?

Meydanın trafiğe açılmasına, deniz kenarında kalan birkaç sahil lokantasının yerine gökdelen dikilmesine( o cinayetlerden birinin bir başka leşi de Ulucami adını verdiğimiz mabedin yanında bozuk diş gibi gelip geçene sırıtıyor yıllardır) göz yuman rant kaçkını anlayışa sıra bile gelmedi…

Sahi Gümrük meydanının altına otopark, üstüne de o ilkel çarşıyı yapmak kimin fikriydi?

Hangi yıl ve hangi Belediye Başkanı döneminde işlendi o akıl almaz cinayet?

Soruların geniş cevabını ve en az Gümrük Meydanı kadar üzerine söz söyleyeceğimiz, söylememiz de gereken Yoğurt Pazarını bir sonraki yazıda ele alıp yanıtlamaya çalışacağım…

*Kitabın orijinali Michigan Üniversitesi kütüphanesindeki arşivdedir. Digital ortama da aynı Üniversite tarafından aktarılmıştır. (Mersini ele alan bazı araştırmalarda kitaba atıfta bulunulurken 1924’ te yayınlandığı bilgileri yer almaktadır ama bu doğru değildir. Kitap ilk kez 1894 yılında Paris’ te yayınlanmıştır)

Abdullah Ayan

 
30 Mayıs 2016 Pazartesi 10:09
 
 
(0 Yorum Yapıldı)Yorumlar
<p>Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.</p>
 
Bu Kategorideki Diğer Haberler
 
Son 24 Saat
Haberler RSS Beslemesi
 
Facebook messenger'de sohbet odaları başlıyorBu bilgisayar saniyede 93 trilyon işlem yapıyorGalaxy S7 dört farklı versiyonla geliyorLamborghini mi, Ferrari mi?Facebook'un karı %52 artışla 5,84 milyar dolarDengede durarak felç olma riskinizi ölçünSamsung Galaxy S6 ve Galaxy S6 Edge'yi tanıttıDünyanın en çok turist alan şehirleriAvşar Kızı, Ilıcalı'ya Fark AttıTelefonlarda 'keşke yazmasaydım' mesajları geri alınabiliyor2014 en sıcak yıl olduMicrosoft’tan Windows 10.. İlk yıl ücretsiz
 
Yazarlar
Yazarlar RSS Beslemesi
 
Bumerang - Yazarkafe
 
 
Get our toolbar!
 
Gazete Manşetleri
 
 
Namaz Vakitleri
 
  • İmsak05:54
  • Güneş07:36
  • Öğlen12:44
  • İkindi15:18
  • Akşam17:33
  • Yatsı19:03
 
Anket
.
 
Lig Puan Durumu
 
Takımlar
O
G
B
M
P
1
Başakşehir
13
9
4
0
31
2
Beşiktaş
13
8
5
0
29
3
Galatasaray
13
8
2
3
26
4
Fenerbahçe
13
7
4
2
25
5
Bursaspor
13
7
3
3
24
6
Konyaspor
13
5
5
3
20
7
Osmanlıspor FK
13
4
7
2
19
8
Gençlerbirliği
13
4
6
3
18
9
K.D.Ç. Karabük
13
5
2
6
17
10
Akhisar Bld.
13
4
4
5
16
11
Antalyaspor
13
4
4
5
16
12
Trabzonspor
13
4
3
6
15
13
Alanyaspor
13
4
2
7
14
14
Kasımpaşa
13
3
3
7
12
15
Gaziantepspor
13
3
2
8
11
16
Ç. Rizespor
13
2
4
7
10
17
Kayserispor
13
2
3
8
9
18
Adanaspor
13
1
3
9
6
 
Şampiyonlar Ligi
 
UEFA Avrupa Ligi
 
Alt Lig
 
Tarihte Bugün
1851 - Montréal'da YMCA'nin Kuzey Amerika'daki ilk şubesi açıldı.
1893 - İstanbul'da günlerce süren soğuk hava yüzünden Haliç dondu.
1905 - Fransa'da din ve devlet işlerini birbirinden ayıran bir yasa kabul edildi.
1917 - Kudüs, İngiliz ordularının işgal etmesiyle Osmanlı Devleti'nin elinden çıktı.
1923 - İstanbul'da, Ağa Han'ın Başbakan İsmet Paşa'ya gönderdiği mektubu yayımlayan gazeteciler tutuklandı.
1925 - Yerli kumaştan elbise giyilmesi kanunu çıktı.
1926 - Darülelhan'da (konservatuvar) Türk müziği öğretimine son verildi.
1928 - Latin harfleriyle ilk mezar taşı dikildi. Avukat Ali Kemal Bey annesi Aliye Hanım'ın mezar taşını Latin harfleriyle yazdırdı.
1938 - Başkent Ankara'nın yeni tren garı hizmete açıldı.
1941 - Çin; Japonya, Almanya ve İtalya'ya savaş ilan etti.
1945 - Fenerbahçe, Yunanistan'ın Enosis takımını 5-1 yendi.
1946 - Nürnberg Uluslararası Askerî Ceza Mahkemesi'nin ikinci aşaması "Doktorlar'ın Duruşmaları" yla başladı. Bu duruşmalarda insanlar üzerinde deneyler yapan Nazi doktorlar yargılandılar.
1949 - Birleşmiş Milletler Kudüs'te yönetimi aldı.
1950 - Harry Gold, II. Dünya Savaşı sırasında atom bombasının sırlarını Sovyetler Birliği'ne verdiği için 30 yıl hapisle cezalandırıldı.
1951 - İstanbul Şişli Camii'nde Evita Peron için mevlüt okundu.
1952 - Tiyatro sanatçıları Ruhi Su, Ulvi Uraz, Aclan Sayılgan, Kemal Bekir Özmanav, Süheyl Terek tutuklandı. Sanatçıların Paris'te faaliyet gösteren İleri Jön Türkler örgütüyle ilişkileri olduğu iddia edildi.
1953 - General Electric şirketi tüm Komünist personelini işten atacağını ilan etti.
1961 - Tanzanya bağımsızlığını kazandı. Julius Nyrere cumhurbaşkanı oldu.
1962 - Tanganika kuruldu.
1963 - Zangibar Sultanlığı bağımsızlığını kazandı.
1965 - Nikolay Podgorni Sovyetler Birliği devlet başkanı oldu.
1967 - Ankara'da üniversite öğrencileri NATO'ya karşı direniş mitingi düzenledi.
1979 - 2 gün önce silahlı saldırı sonucu ölen Prof.Dr. Cavit Orhan Tütengil'in cenazesine katılmak isteyenlerle güvenlik güçleri arasında çatışma çıktı: 1 işçi öldü, 8 kişi yaralandı, 61 kişi de gözaltına alındı.
1987 - Gazze Şeridi'ndeki Cebaliye mülteci kampına İsrail askerleri saldırı düzenledi.
1992 - İngiltere Prensi Charles ve Prenses Diana ayrıldıklarını açıkladılar.
1995 - Nazım Hikmet'in "Rüzgâra Karşı Yürüyen Adam" heykeli, Kültür Bakanı Fikri Sağlar'ın da katıldığı törenle Ankara Atatürk Kültür Merkezi bahçesine yerleştirildi.
1999 - Düzce'nin il, Kaynaşlı ve Derince'nin ilçe yapılmasına ilişkin Kanun Hükmünde Kararname, Resmi Gazete'de yayımlandı.
2002 - Endonezya hükümetiyle Aceh'teki ayrılıkçılar arasında 26 yıllık savaşı sona erdiren antlaşma imzalandı.
2002 - ABD'nin ve dünyanın ikinci büyük havacılık şirketi United Airlines konkordato başvurusunda bulundu.
2004 - Kanada Anayasa Mahkemesi, eşcinsel evliliklerin anayasaya uygun olduğu kararını verdi.
 
Arşiv
 
Süper Loto
08.12.2016 Tarihli Çekiliş Sonucu040619233854
 
On Numara
05.12.2016 Tarihli Çekiliş Sonucu06071115171923242931323440435154596166737677
 
Sayısal Loto
03.12.2016 Tarihli Çekiliş Sonucu242636434446
 
Şans Topu
07.12.2016 Tarihli Çekiliş Sonucu061017243004
 
 
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji