Hazar, 'Dünyadaki başarılarımızın mimarları çalışanlarımızdır'

Ana Sayfa » Gündem » Şehirleri yaşarken öldürmek; Mersin örneği...Abdullah Ayan yazdı

Şehirleri yaşarken öldürmek; Mersin örneği...Abdullah Ayan yazdı

Metropol'den nekropol' e ... Metropol yaratalım derken kısacık hayatına kast ettiğimiz, el birliğiyle öldürdüğümüz eski Mersin...

 
 
Şehirleri yaşarken öldürmek; Mersin örneği...Abdullah Ayan yazdı
Geçtiğimi z günlerde Erdoğan bana kalırsa son yılların en önemli konuşmalarından birini yaptı. Buna konuşma demek te büyük haksızlık bana göre...
Aslında Erdoğan İstanbul Belediye Başkanlığından on yıllık Başbakanlığına uzanan çeyrek asırlık tecrübesiyle, geçmişten geleceğe vizyoner manifestoyu dillendirdi.
Şehircilik Bakanlığı ve sayıları otuza çıkan Büyükşehir Belediyeleri başta olmak üzere tüm yerel yönetimlerin o konuşmadan çıkaracağı öyle dersler var ki...
Dediğim gibi benim için manifesto anlamına gelen o sunumu ikiye ayırarak değerlendirecek, Mersin yerelinden yola çıkarak, kimi örneklerle eskiyi öldürüp yeniyi yaratma adına işlenen cinayetlere, şehrin kısacık tarihini bile yok eden sorumsuzluklara örneklerle değinmeye çalışacağım.
Özellikle yoğunluk konusunda, betonlaşmayı, yüksek katlı binaları kutsayan, her türlü rantın, uğursuzluğun döndüğü belediyecilik anlayışını açıkça suçlayan hatta haklı olarak mahkum eden Erdoğan' ın "3 emsal azami ilkemiz olmalı. Plan notlarıyla oynayarak bunu 7'ye, 6'ya çıkarıyorsanız tarih sizi affetmez, bu millet sizi affetmez" cümlesiyle özetlediği temel kriterden yola çıkarak bu yoğunluk kargaşası üzerinden Mersin' deki "kör gözüm parmağına" uygulamaları bir sonraki yazıya bırakıp, bu yazıda "metropolleri, nekropollere çevirdik" feryadını ele almak istiyorum...
Bakın Erdoğan ne diyor:
"Bana gözü olmayan şoför mü, bedii idraki bulunmayan belediye reisi mi zararlı diye sorsalar ikincisini gösteririm. Demek ki bedii idraki olmayan belediye o kadar zararlıdır. İşte böyle belediye başkanlarının elinde Türkiye'nin o aziz şehirleri, kimlikli, kişilikli, ruh ve estetik sahibi şehirleri harap olup gitti. Bizim metropollerimiz vardı ama o metropoller, beceriksiz, estetik ruhu olmayan ellerde adeta nekropole, yani ölü şehirlere dönüştü"
"Bedii idrak" tanımlaması aslında Necip Fazıl'a ait. "Kent estetiğini özümseme" olarak tarif edeyim merak edenlere...
Metropol yapalım derken kısacık hayatına kast ettiğimiz, el birliğiyle öldürdüğümüz eski Mersin' i bundan daha güzel ne anlatabilir?
1940' lardan başlayarak her gün artan nefretle yıkıp/yaktığımız, yeniyi yapalım derken eskiyi yok ettiğimiz bir yağma döneminin sonunda mimari tanımla "çöken" "dibe vuran" , hava kararınca insanların yürümekte korktuğu "Uray Caddesi eksenli" bir ölü şehir yaratmadık mı?
Bugün üzerine farz olmamasına rağmen tek başına bir Valinin canlandırmaya, üzerindeki ölü toprağını temizlenmesine öncülük ettiği, çok değil 35 yıl öncesinin Türk ekonomisine can verdiği ana aks ve çevresini "nekropolden" daha iyi tanımlayacak kelime var mı?
Yüz yıl önce yapılmış Hükümet konağını merkez alarak, iki Kilise arası diye tanımladığımız eksendeki kim binaların restore edilmesinin önemini Erdoğan'ın şu sözlerinde bulmak mümkün:
"Eski dediğiniz şey eskimemişse onu diri tutacaksın. Yeni olarak ortaya koyduğun şeyin kıymet-i harbiyesi var mı? O Batı'da da var. Ama bize gelen onu arıyor, bunun dışındakiyle ilgilenmiyor. Orada bir gönül zenginliği var"
Keşke 70 yıldır bu bilinçten uzak duracağımıza, kıyısına tutunabilseydik.
Ermeni Kilisesinin taşlarını söktürüp, kente Kültür Merkezi kazandırdım diye övünenlerin utanmasak heykellerini diktirme sorumsuzluğu yerine, tarihi yok etme cinnetlerine karşı çıkabilsek, hesap sorabilseydik.
Şehrin kalbi Hükümet Konağının arka bahçesine Jandarma lojmanı yapanların fütursuzluğun zirve yaptığı darbe dönemlerinde bile korkmadan cinayetlere diyebilseydik.
Kilisenin arka bahçesine şehirde başka yer kalmamış gibi Adliye binası dikenlere hadi o günlerde dur diyemedik, bugün de ucube olarak sırıtan o binaları yıkarak, tarihi zenginliğimizi ortaya çıkarmak için ne bekliyoruz?
"Tarihe gülümseyen Mersin" i yeniden canlandırmak tek başına Valiliğin hayata geçireceği bir proje mi? Hatta Büyükşehir'in, Akdeniz Belediyesi de, maddi, manevi destek verse de, herkesin olanakları çerçevesinde destek vermemesi halinde altından kalkılacak bir iş mi?
Vereceğim basit ama anlamlı tek örnek o sorumluluğun önemini ortaya koymaya yetecektir sanırım:
30 Ekim 1918 günü imzalanan Mondros Mütarekesi arifesinde 7. Ordu Komutanı Mustafa Kemal karargah merkezi Adana' daki Yıldırım Orduları grup komutanlığına atanır. 31 Ekim 1918 günü de Alman Mareşali Liman Van Sanders' ten görevi devralır.
İşte o günkü rütbesiyle Mirliva (Tugay komutanı) Mustafa Kemal, Sanders' ten görevi devraldıktan 5 gün sonra 5 Kasım 1918 günü, 23. Tümen Komutanı iken ayrılıp Mersin' e yerleşen eski silah arkadaşı Bursalı albay Bahaddin beyin misafiri olarak Mersin' e gelir. Kurtuluştan sonra sekiz kez geleceği Mersin' deki bu ilk ziyaretinde şimdi Katolik Kilisesinin karşısında yıkık halde vicdanı sızlayacak birinin dokunmasını bekleyen Karamancılar konağında geçirir.
Dalgaların dövdüğü odada o gece Mersin Mutasarrıfı ve kentin üst düzey askeri yetkilisi olan Jandarma bölük komutanı Yüzbaşı Talat beyle olası bir işgale karşı yapılacaklar üzerinde sabaha kadar konuşup, kimi talimatlar verir.



Restore edilip ayağa kaldırılması, Mersin' e gelecek yerli, yabancı ziyaretçilere bir şeyler ifade edecek böylesi bir konağın bugün ağlanası hali başka söze bırakmayacak kadar aslında özetliyor "çökmenin" vahametini...
Karamancı konağı ülkenin en varlıklı ailelerinden Karamancı-Gazioğlu ailelerine ait. (Aile Kayseri' de Lewis gibi ünlü markalara üretim yaptığı tesisin yanındaki binayı konukevi olarak dekore ettirmiş, gelen konuklarını orada ağırlıyor. Kısaca bu işlere hem yabancı değil hem de yeterince fonu var)
Kısaca ülkenin önde gelen hayal edemeyeceğiniz kadar varlıklı insanlarından söz ediyoruz ve bu tip anlamlı sosyal yanı da olan projelere yabancı değiller.
Valiliği, Büyük veya Küçük Belediyeleri, konuda yetkili, etkili sorumluları, o konağın ya sahiplerince eski haline getirilmesi ya da, doğdukları kente karşı sorumluluk duymuyorlarsa ellerinden alınıp restore edilmesini sağlayamaz mı?
Çok mu zor aslında son düzenlemelerle yasal dayanağı da olan sahiplenme ve restorasyonun yerine getirilmesi?
Benzer bir konak; Antep, Kayseri, Konya, Eskişehir' de olsa bu halde mi bırakılırdı? Yoksa zenginlik sembolü olarak kente mi kazandırılır dı?
"Tarihe gülümseyen Mersin" projesiyle sorumsuzluğundan mutluluk duyan bir kenti rahatsız etme adına tozlarını silkelemeye çalışan Vali Güzeloğlu' nun altından rahatlıkla kalkacağı ve yüz yıl geçse de yâd edileceği böylesi bir kazanım bile bakarsınız makus talihin kırılma noktası olur.
Pek bilinmez bir yakın tarih bilgisinden yola çıkarak verdiğim örneğin çok daha etkileyici o kadar çok benzeri var ki...
Fırsat buldukça değineceğim. Her iktisat tarihçisinin dünya gözüyle görmek isteyeceği bir asra meydan okumuş Selanik Bankasını otopark, her Yunanlının mutlaka görmek isteyeceği Bodosaki konağını pasaj, her Fransızın inanılmaz gözlerle nefes alacağı Roger Vadim gibi bir sinema dehasının top koşturduğu sokağı yok eden bir şehirle ilgili ne söylenebilir ki?
Sadece bunlar mı?
Ülke ekonomisinin bir zamanlar  kalbinin attığı Azak Hanın boynu bükük kaderine terk edilmişliği, Lübnan'a iki asırdır damgasını vurmuş Sursouk' ların bütün ihtişamıyla zamana meydan okuyan o muhteşem binasını alış veriş merkezi yapma akıl tutulması....
Katlettiğimiz tarihimizin bu anıt taşlarını hatırlamak, dilsizliği, körlüğü bir yana bırakıp konuşmak zorundayız.
Hazır yerel seçimler yaklaşıyor, bakarsınız Büyükşehir Belediye Başkanlarının gökdelen yaratma vaadleri arasında yer alır, karınca kararınca ilham tomurcuğu olur yazacaklarım...
"Çok fazla hayal kuruyorsun" serzenişlerini duyar gibiyim.
Ne yapayım "insan hayal ettiği müddetçe yaşar" sözüyle hayata tutunma çağında olan birinin hüsn-ü kuruntuları olarak kabul edin yazdıklarımı...
 
 
4 Nisan 2013 Perşembe 06:45
 
 
(0 Yorum Yapıldı)Yorumlar
<p>Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.</p>
 
Bu Kategorideki Diğer Haberler
 
Tarih, doğa, deniz, güneş, müzik ve dans kansere karşı birleştiİçel Soroptimist Kulübü, 'Obezite ile Savaş' semineri düzenledi.Bisiklet durursa hayat dururTarsus Sev’in Robotik Takımı’na İki Ödül BirdenMobbing ve Hukuksal Boyutu Ele AlındıGüzel Konuşma ve Diksiyon
MTSO’ya teşekkür belgesiMenderes Gönüllü Evi, Mezitli'nin Filizleri ailesine katıldıMiniklerden Büyük Nağmeler Mezitli’de 26. Jakaranda koruluğu açıldı Çalgı Çengi’nin Ünlü Oyuncuları Forum Mersin’de Hayranlarıyla Buluşuyor Çocukların isteğiyle Mezitli'ye kar yağdı
 
 
Yazarlar
Yazarlar RSS Beslemesi
 
 
 
Get our toolbar!
 
Gazete Manşetleri
 
Bumerang - Yazarkafe
 
Namaz Vakitleri
 
  • İmsak05:38
  • Güneş07:13
  • Öğlen13:05
  • İkindi16:13
  • Akşam18:37
  • Yatsı20:02
 
Anket
.
 
İddaa
 
Lig Puan Durumu
 
Takımlar
O
G
B
M
P
1
Beşiktaş
21
14
5
2
47
2
Başakşehir
21
12
7
2
43
3
Galatasaray
21
12
4
5
40
4
Fenerbahçe
21
10
7
4
37
5
Antalyaspor
21
10
5
6
35
6
Trabzonspor
21
9
4
8
31
7
Osmanlıspor FK
21
7
9
5
30
8
Konyaspor
21
7
7
7
28
9
Bursaspor
21
8
4
9
28
10
K.D.Ç. Karabük
21
8
3
10
27
11
Gençlerbirliği
20
6
8
6
26
12
Kasımpaşa
21
7
4
10
25
13
Akhisar Bld.
21
6
6
9
24
14
Alanyaspor
21
6
4
11
22
15
Kayserispor
21
6
4
11
22
16
Ç. Rizespor
21
5
5
11
20
17
Adanaspor
21
4
5
12
17
18
Gaziantepspor
20
4
3
13
15
 
Şampiyonlar Ligi
 
UEFA Avrupa Ligi
 
Alt Lig
 
 
Tarihte Bugün
1653 - Batı Anadolu'daki şiddetli depremde, Denizli, Nazilli, Tire ve Uşak'ta evler yıkıldı, binlerce kişi öldü ve yaralandı.
1660 - XI. Karl, İsveç kralı oldu.
1893 - Rudolf Diesel, dizel motorun patentini aldı.
1898 - Émile Zola, Fransız hükümetini anti-semitist tutumundan dolayı eleştirdiği için hapse girdi.
1903 - Küba, Guantanamo Körfezini ABD'ye kiraladı.
1904 - ABD 10 milyon dolar karşılığında Panama Kanalı bölgesinin kontrolünü aldı.
1919 - Benito Mussolini İtalya'da Faşist Partisini kurdu.
1921 - Ardahan'ın Kurtuluşu.
1934 - III. Léopold, Belçika kralı oldu.
1940 - "Pinokyo" adlı animasyon filmi gösterime girdi.
1941 - Plütonyum, Dr. Glenn T. Seaborg tarafından ilk defa ayrıştırıldı ve üretildi.
1942 - Avusturyalı yazar Stefan Zweig, Brezilya'da karsıyla birlikte intihar etti.
1944 - Büyük Çeçen Sürgünü bu sürgünle 500 bin Çeçen-İnguş insan Anavatanlarından Orta Asya'ya sürüldü.
1945 - Türkiye Büyük Millet Meclisi, Almanya ve Japonya'ya savaş ilan etti.
1945 - Türkiye-ABD ikili yardım antlaşması imzalandı.
1945 - Sevr Antlaşmasının değiştirilmesi için Londra'da toplanan konferans (23 Şubat-12 Mart), bir anlaşmaya varılamadan dağıldı.
1945 - II. Dünya Savaşı Doğu Cephesi'nde Posen'deki Alman garnizonu teslim oldu.
1945 - II. Dünya Savaşı Pasifik Cephesi'nde Manila ABD'nin eline geçti.
1945 - II. Dünya Savaşı Pasifik Cephesi'nde Iwo Jima Muharebesi sırasında Suribachi Tepesine ABD bayrağı dikildi.
1947 - Uluslararası standardizasyon organizasyonu (ISO) kuruldu.
1954 - Çocuk felci enfeksiyonuna karşı Salk aşısıyla yapılan ilk kitlesel aşılama programı Pittsburgh'da başlatıldı (Sabin aşısı ise 1962'de gelecektir)
1955 - Edgar Faure, Fransa başbakanı seçildi.
1966 - Suriye'de askeri darbe oldu, hükümet devrildi.
1978 - Çağdaş Gazeteciler Derneği (ÇGD) kuruldu.
1980 - Ayetullah Humeyni, ABD elçiliğindeki rehinelerin akıbetine İran parlamentosunun karar vereceğini belirtti.
1981 - Yaklaşık 200 kişilik isyancı ordu mensubu paramilis güçler, Antonio Tejero Molina liderliğinde İspanya parlamentosunu bastı ve milletvekillerini rehin aldı.
1987 - Büyük Macellan Bulutu içinde bir süpernova gözlendi.
1991 - Körfez Savaşı: ABD kara kuvvetleri Suudi Arabistan sınırını geçerek Irak topraklarına girdiler.
1991 - Tayland'da general Sunthorn Kongsompong, kansız bir darbe ile başbakan Chatichai Choonhavan'ı görevden alarak yönetimi ele geçirdi.
1994 - Cep telefonu şebekeleri hizmete açıldı.
1997 - Rus uzay istasyonu Mir'de büyük bir yangın çıktı.
1997 - Genetik kopyalama yöntemiyle üretilen ilk memeli hayvan olan ve 14 Şubat 2003 tarihinde ölen Dolly adlı koyunun, İskoçya'daki Roslin Enstitüsü'nde klonlandığı duyuruldu.
1998 - Usame bin Ladin bir fetva yayımlayarak bütün yahudi ve haçlılara karşı cihad ilan etti.
1998 - Fazilet Partisi (FP) kuruldu.
1998 - İstanbul Üniversitesi rektörlüğü; sakallı, türbanlı ve kimliksiz öğrencilerin yerleşke ve binalara girişini yasakladı.
1999 - Avusturya'da Galtür köyüne çığ düştü: 31 kişi öldü.
632 - Muhammed Peygamber'in Veda Hutbesi
 
Arşiv
 
Süper Loto
16.02.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu061028294753
 
On Numara
20.02.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu04091215171926282932333540424546525559656976
 
Sayısal Loto
18.02.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu021828333640
 
Şans Topu
22.02.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu162027283105
 
 
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji