10 Şubat’ta Dünya ‘Bakliyat Günü’nü Kutlayacak

Ana Sayfa » Gündem » Şehirleri yaşarken öldürmek; Mersin örneği...Abdullah Ayan yazdı

Şehirleri yaşarken öldürmek; Mersin örneği...Abdullah Ayan yazdı

Metropol'den nekropol' e ... Metropol yaratalım derken kısacık hayatına kast ettiğimiz, el birliğiyle öldürdüğümüz eski Mersin...

 
 
Şehirleri yaşarken öldürmek; Mersin örneği...Abdullah Ayan yazdı
Geçtiğimi z günlerde Erdoğan bana kalırsa son yılların en önemli konuşmalarından birini yaptı. Buna konuşma demek te büyük haksızlık bana göre...
Aslında Erdoğan İstanbul Belediye Başkanlığından on yıllık Başbakanlığına uzanan çeyrek asırlık tecrübesiyle, geçmişten geleceğe vizyoner manifestoyu dillendirdi.
Şehircilik Bakanlığı ve sayıları otuza çıkan Büyükşehir Belediyeleri başta olmak üzere tüm yerel yönetimlerin o konuşmadan çıkaracağı öyle dersler var ki...
Dediğim gibi benim için manifesto anlamına gelen o sunumu ikiye ayırarak değerlendirecek, Mersin yerelinden yola çıkarak, kimi örneklerle eskiyi öldürüp yeniyi yaratma adına işlenen cinayetlere, şehrin kısacık tarihini bile yok eden sorumsuzluklara örneklerle değinmeye çalışacağım.
Özellikle yoğunluk konusunda, betonlaşmayı, yüksek katlı binaları kutsayan, her türlü rantın, uğursuzluğun döndüğü belediyecilik anlayışını açıkça suçlayan hatta haklı olarak mahkum eden Erdoğan' ın "3 emsal azami ilkemiz olmalı. Plan notlarıyla oynayarak bunu 7'ye, 6'ya çıkarıyorsanız tarih sizi affetmez, bu millet sizi affetmez" cümlesiyle özetlediği temel kriterden yola çıkarak bu yoğunluk kargaşası üzerinden Mersin' deki "kör gözüm parmağına" uygulamaları bir sonraki yazıya bırakıp, bu yazıda "metropolleri, nekropollere çevirdik" feryadını ele almak istiyorum...
Bakın Erdoğan ne diyor:
"Bana gözü olmayan şoför mü, bedii idraki bulunmayan belediye reisi mi zararlı diye sorsalar ikincisini gösteririm. Demek ki bedii idraki olmayan belediye o kadar zararlıdır. İşte böyle belediye başkanlarının elinde Türkiye'nin o aziz şehirleri, kimlikli, kişilikli, ruh ve estetik sahibi şehirleri harap olup gitti. Bizim metropollerimiz vardı ama o metropoller, beceriksiz, estetik ruhu olmayan ellerde adeta nekropole, yani ölü şehirlere dönüştü"
"Bedii idrak" tanımlaması aslında Necip Fazıl'a ait. "Kent estetiğini özümseme" olarak tarif edeyim merak edenlere...
Metropol yapalım derken kısacık hayatına kast ettiğimiz, el birliğiyle öldürdüğümüz eski Mersin' i bundan daha güzel ne anlatabilir?
1940' lardan başlayarak her gün artan nefretle yıkıp/yaktığımız, yeniyi yapalım derken eskiyi yok ettiğimiz bir yağma döneminin sonunda mimari tanımla "çöken" "dibe vuran" , hava kararınca insanların yürümekte korktuğu "Uray Caddesi eksenli" bir ölü şehir yaratmadık mı?
Bugün üzerine farz olmamasına rağmen tek başına bir Valinin canlandırmaya, üzerindeki ölü toprağını temizlenmesine öncülük ettiği, çok değil 35 yıl öncesinin Türk ekonomisine can verdiği ana aks ve çevresini "nekropolden" daha iyi tanımlayacak kelime var mı?
Yüz yıl önce yapılmış Hükümet konağını merkez alarak, iki Kilise arası diye tanımladığımız eksendeki kim binaların restore edilmesinin önemini Erdoğan'ın şu sözlerinde bulmak mümkün:
"Eski dediğiniz şey eskimemişse onu diri tutacaksın. Yeni olarak ortaya koyduğun şeyin kıymet-i harbiyesi var mı? O Batı'da da var. Ama bize gelen onu arıyor, bunun dışındakiyle ilgilenmiyor. Orada bir gönül zenginliği var"
Keşke 70 yıldır bu bilinçten uzak duracağımıza, kıyısına tutunabilseydik.
Ermeni Kilisesinin taşlarını söktürüp, kente Kültür Merkezi kazandırdım diye övünenlerin utanmasak heykellerini diktirme sorumsuzluğu yerine, tarihi yok etme cinnetlerine karşı çıkabilsek, hesap sorabilseydik.
Şehrin kalbi Hükümet Konağının arka bahçesine Jandarma lojmanı yapanların fütursuzluğun zirve yaptığı darbe dönemlerinde bile korkmadan cinayetlere diyebilseydik.
Kilisenin arka bahçesine şehirde başka yer kalmamış gibi Adliye binası dikenlere hadi o günlerde dur diyemedik, bugün de ucube olarak sırıtan o binaları yıkarak, tarihi zenginliğimizi ortaya çıkarmak için ne bekliyoruz?
"Tarihe gülümseyen Mersin" i yeniden canlandırmak tek başına Valiliğin hayata geçireceği bir proje mi? Hatta Büyükşehir'in, Akdeniz Belediyesi de, maddi, manevi destek verse de, herkesin olanakları çerçevesinde destek vermemesi halinde altından kalkılacak bir iş mi?
Vereceğim basit ama anlamlı tek örnek o sorumluluğun önemini ortaya koymaya yetecektir sanırım:
30 Ekim 1918 günü imzalanan Mondros Mütarekesi arifesinde 7. Ordu Komutanı Mustafa Kemal karargah merkezi Adana' daki Yıldırım Orduları grup komutanlığına atanır. 31 Ekim 1918 günü de Alman Mareşali Liman Van Sanders' ten görevi devralır.
İşte o günkü rütbesiyle Mirliva (Tugay komutanı) Mustafa Kemal, Sanders' ten görevi devraldıktan 5 gün sonra 5 Kasım 1918 günü, 23. Tümen Komutanı iken ayrılıp Mersin' e yerleşen eski silah arkadaşı Bursalı albay Bahaddin beyin misafiri olarak Mersin' e gelir. Kurtuluştan sonra sekiz kez geleceği Mersin' deki bu ilk ziyaretinde şimdi Katolik Kilisesinin karşısında yıkık halde vicdanı sızlayacak birinin dokunmasını bekleyen Karamancılar konağında geçirir.
Dalgaların dövdüğü odada o gece Mersin Mutasarrıfı ve kentin üst düzey askeri yetkilisi olan Jandarma bölük komutanı Yüzbaşı Talat beyle olası bir işgale karşı yapılacaklar üzerinde sabaha kadar konuşup, kimi talimatlar verir.



Restore edilip ayağa kaldırılması, Mersin' e gelecek yerli, yabancı ziyaretçilere bir şeyler ifade edecek böylesi bir konağın bugün ağlanası hali başka söze bırakmayacak kadar aslında özetliyor "çökmenin" vahametini...
Karamancı konağı ülkenin en varlıklı ailelerinden Karamancı-Gazioğlu ailelerine ait. (Aile Kayseri' de Lewis gibi ünlü markalara üretim yaptığı tesisin yanındaki binayı konukevi olarak dekore ettirmiş, gelen konuklarını orada ağırlıyor. Kısaca bu işlere hem yabancı değil hem de yeterince fonu var)
Kısaca ülkenin önde gelen hayal edemeyeceğiniz kadar varlıklı insanlarından söz ediyoruz ve bu tip anlamlı sosyal yanı da olan projelere yabancı değiller.
Valiliği, Büyük veya Küçük Belediyeleri, konuda yetkili, etkili sorumluları, o konağın ya sahiplerince eski haline getirilmesi ya da, doğdukları kente karşı sorumluluk duymuyorlarsa ellerinden alınıp restore edilmesini sağlayamaz mı?
Çok mu zor aslında son düzenlemelerle yasal dayanağı da olan sahiplenme ve restorasyonun yerine getirilmesi?
Benzer bir konak; Antep, Kayseri, Konya, Eskişehir' de olsa bu halde mi bırakılırdı? Yoksa zenginlik sembolü olarak kente mi kazandırılır dı?
"Tarihe gülümseyen Mersin" projesiyle sorumsuzluğundan mutluluk duyan bir kenti rahatsız etme adına tozlarını silkelemeye çalışan Vali Güzeloğlu' nun altından rahatlıkla kalkacağı ve yüz yıl geçse de yâd edileceği böylesi bir kazanım bile bakarsınız makus talihin kırılma noktası olur.
Pek bilinmez bir yakın tarih bilgisinden yola çıkarak verdiğim örneğin çok daha etkileyici o kadar çok benzeri var ki...
Fırsat buldukça değineceğim. Her iktisat tarihçisinin dünya gözüyle görmek isteyeceği bir asra meydan okumuş Selanik Bankasını otopark, her Yunanlının mutlaka görmek isteyeceği Bodosaki konağını pasaj, her Fransızın inanılmaz gözlerle nefes alacağı Roger Vadim gibi bir sinema dehasının top koşturduğu sokağı yok eden bir şehirle ilgili ne söylenebilir ki?
Sadece bunlar mı?
Ülke ekonomisinin bir zamanlar  kalbinin attığı Azak Hanın boynu bükük kaderine terk edilmişliği, Lübnan'a iki asırdır damgasını vurmuş Sursouk' ların bütün ihtişamıyla zamana meydan okuyan o muhteşem binasını alış veriş merkezi yapma akıl tutulması....
Katlettiğimiz tarihimizin bu anıt taşlarını hatırlamak, dilsizliği, körlüğü bir yana bırakıp konuşmak zorundayız.
Hazır yerel seçimler yaklaşıyor, bakarsınız Büyükşehir Belediye Başkanlarının gökdelen yaratma vaadleri arasında yer alır, karınca kararınca ilham tomurcuğu olur yazacaklarım...
"Çok fazla hayal kuruyorsun" serzenişlerini duyar gibiyim.
Ne yapayım "insan hayal ettiği müddetçe yaşar" sözüyle hayata tutunma çağında olan birinin hüsn-ü kuruntuları olarak kabul edin yazdıklarımı...
 
 
4 Nisan 2013 Perşembe 06:45
 
 
(0 Yorum Yapıldı)Yorumlar
<p>Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.</p>
 
Bu Kategorideki Diğer Haberler
 
KDV sistemi değişiyorToroslarda yüzme kursları başladıToroslar’da, Yapılandırma Başvuruları BaşladıGüneş Doğarken İşçilerle Sabah MesaisindeTarih, doğa, deniz, güneş, müzik ve dans kansere karşı birleştiİçel Soroptimist Kulübü, 'Obezite ile Savaş' semineri düzenledi.Bisiklet durursa hayat dururTarsus Sev’in Robotik Takımı’na İki Ödül BirdenMobbing ve Hukuksal Boyutu Ele AlındıGüzel Konuşma ve Diksiyon
MTSO’ya teşekkür belgesiMenderes Gönüllü Evi, Mezitli'nin Filizleri ailesine katıldı
 
 
Yazarlar
Yazarlar RSS Beslemesi
 
 
Get our toolbar!
 
Gazete Manşetleri
 
 
Namaz Vakitleri
 
  • İmsak03:43
  • Güneş05:36
  • Öğlen12:58
  • İkindi16:48
  • Akşam20:01
  • Yatsı21:39
 
Anket
.
 
İddaa
 
Lig Puan Durumu
 
Takımlar
O
G
B
M
P
1
Akhisar Bld.
0
0
0
0
0
2
Antalyaspor
0
0
0
0
0
3
Konyaspor
0
0
0
0
0
4
Alanyaspor
0
0
0
0
0
5
Beşiktaş
0
0
0
0
0
6
Bursaspor
0
0
0
0
0
7
Evkur Yeni Malatyaspor
0
0
0
0
0
8
Fenerbahçe
0
0
0
0
0
9
Galatasaray
0
0
0
0
0
10
Gençlerbirliği
0
0
0
0
0
11
Göztepe
0
0
0
0
0
12
K.D.Ç. Karabük
0
0
0
0
0
13
Kasımpaşa
0
0
0
0
0
14
Kayserispor
0
0
0
0
0
15
Başakşehir
0
0
0
0
0
16
Osmanlıspor FK
0
0
0
0
0
17
Sivasspor
0
0
0
0
0
18
Trabzonspor
0
0
0
0
0
 
Şampiyonlar Ligi
 
UEFA Avrupa Ligi
 
Alt Lig
 
 
Tarihte Bugün
1302 - Osmanlı Beyliği ile Bizans İmparatorluğu arasındaki Koyunhisar Savaşı, Osman Gazi'nin zaferiyle sonuçlandı.
1794 - Fransız Devrimi'nin jakoben önderlerinden Maximilien Robespierre iktidardan düşürüldü ve Fransa Millî Meclisince tutuklandı. Robespierre, 28 Temmuz'da idam edildi.
1914 - Avusturya, Sırbistan'a resmen savaş ilân etti; I. Dünya Savaşı başladı.
1921 - Toronto Üniversitesi'nden biyokimyacı Frederick Banting'in başında bulunduğu araştırmacılar, insülin hormonunu keşfettiklerini açıkladılar.
1926 - Eski İttihatçı ve İzmir Suikasti girişimi sanıklarından Kara Kemal, yakalanmak üzereyken saklandığı tavuk kümesinde intihar etti.
1949 - Dünyanın ilk jet motorlu yolcu uçağı de Havilland Comet, ilk uçuşunu yaptı. İlk ticari uçuşunu ise Mayıs 1952'de yapacaktır.
1953 - İki milyondan fazla kişinin öldüğü Kore Savaşı sona erdi. Ateşkes anlaşması Panmuncon'da imzalandı.
1957 - Kıbrıs'ta Türk Mukavemet Teşkilâtı kuruldu.
1964 - Amerika Birleşik Devletleri'de siyahlar, Federal Mahkeme'ye başvurma hakkını elde etti.
1971 - Türkiye Ortak Pazar Geçici Ticaret Anlaşması imzalandı.
1972 - Kartal kod adlı avcı uçağıF-15 ilk uçuşunu yaptı.
1976 - Amerika Birleşik Devletleri'nde bulunan CHP Genel Başkanı Bülent Ecevit'e, Waldorf Astoria Oteli'nde konuşurken, Kıbrıslı Rum Staviros Skopetrides tarafından suikast girişiminde bulunuldu.
1993 - Genelkurmay Başkanı Doğan Güreş'in görev süresinin 1 yıl uzatılmasına karar verildi.
1995 - Pamukova, Sakarya'daki mühimmat bölüğünde yangın çıktı, cephanelik havaya uçtu. 15 bin nüfuslu ilçe boşaltıldı.
1996 - Atlanta Olimpiyat Parkı'nda meydana gelen patlamada 2 kişi öldü. Olay yerine koşarak giden TRT kameramanı Melih Uzunyol da kalp krizi geçirerek öldü.
2000 - Suriye'nin yeni devlet başkanı Beşar Esat ülkesindeki siyasi mahkumların geri kalan cezalarını affettiğini açıkladı.
2002 - Ukrayna'da hava gösterisi sırasında bir savaş uçağının (Su-27) düşmesi sonucu izleyicilerden 77 kişi öldü.
2008 - İstanbul Güngören, Güven Mahallesi'deki, Kınalı Caddes] üzerinde bulunan Menderes Çıkmazı'nda saat 22:00 civarında 2 ayrı patlama meydana geldi. Patlamada 18 kişi hayatını kaybetti, 154 kişi yaralandı.
2008 - Dünya'nın en büyük gruplarından biri olan Metallica 3. kez Türkiye'ye gelerek Ali Sami Yen Stadyumu'nde konser verdi.
 
 
Arşiv
 
Bumerang - Yazarkafe
 
Süper Loto
20.07.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu020327515354
 
On Numara
24.07.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu07080911121314171924293133364447515356667278
 
Sayısal Loto
22.07.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu011314192930
 
Şans Topu
26.07.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu142021222603
 
 
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji