Mersin hinterlandı 2017 ilk çeyrek ekonomik rakamları açıklandı

Ana Sayfa » Gündem » Sihirli değneği olan kurtarıcılar değil, herkese demokrasi...Abdullah Ayan yazdı

Sihirli değneği olan kurtarıcılar değil, herkese demokrasi...Abdullah Ayan yazdı

Gittikçe şiddetlenen ve artık tarafsız yabancı gözlemcilerce iç savaşı andırdığı söylenen çatışma ve şiddet ortamı, dibine dinamit koyulan barış süreci, her an bir krizle ülkeyi bir başka cephede kaosa sürükleyeceği kaçınılmaz olan ekonomideki hal ve gidiş...

 
 
Sihirli değneği olan kurtarıcılar değil, herkese demokrasi...Abdullah Ayan yazdı

"İster kabul edilsin ister edilmesin Türkiye'nin yönetim sistemi bu anlamda değişmiştir. Şimdi yapılması gereken, bu fiili durumun hukuki çerçevesinin yeni bir Anayasa ile netleştirilmesi, kesinleştirilmesidir." R.T. Erdoğan

Daha önceleri de huzur içinde bir ülke hayal ediyorduk, inanın bugün de fazlasında gözü yok insanımızın...

Kan ve gözyaşının çalıp götürdüğü 90' lar...

Bir başka ifadeyle faili meçhullerle dolu yıllar.

Yakılıp yıkılan köyler, söndürülen ocaklar, toprağa gömülen umutlar...

Yediğimiz onca darbe yetmezmiş gibi yeniden ortaya çıkan kurtarıcıların "bin yıl sürecek" sloganlarıyla bayraklaştırdıkları 28 Şubatlar, milli iradeyi ters yüz etmeye çalışan toplum mühendisleri ve her kötü gidişin kaçınılmaz sonu gibi duvara tosladığımız 2001 krizi...

Krize sevinilir mi?

Ensemizde boza pişirenlerden kurtulma umudu, yaşanan acıları unutturan bir sevinç dalgasına dönüşürse elbette sevinilir.

On yılı aşkın süre boyunca statükoya teslim olmuş ve iradesini askerin gölgesindeki oligarşiye tutsak etmiş kısır siyasetçilerden kurtulma umudu krizin dibe vurdurduğu dalgayla yeşeriyordu ve sürecin asıl sevindiren yanı bu dalganın tüm toplumu sarmasıydı.

Yarattıkları krizleri bile bayrak nöbeti gibi birbirine devreden siyaset takımına, sağ/sol kimliklerine aldırmadan seçmen öylesine bir tokat atmıştı ki, sesi Çin-ü Maçin' den duyuldu.

Ve aynı seçmen tüm denenmişleri sandığa gömmekle kalmadı. O güne kadar dışlanmış, itilip kakılmış islami siyasetten beslenseler de, üstlerinden çıkardıklarını söyledikleri "milli görüş" gömleği yerine "muhafazakar demokrat" kimliğini benimsediğini söyleyen AK Partiye yöneldi.

Tokadın ayarı fazla kaçmış olmalıydı ki baraj altı kalmış CHP ile yeni kurulmuş AKP dışındaki tüm partiler baraj altında kaldı ve bu baraj altı kalanların boşalttığı alan seçim sisteminin de desteğiyle %34 oya sahip AKP' yi 550 kişilik Mecliste tam 365 Milletvekili ile temsil olanağı verdi.

Özetin de özeti olarak tekrarlamakta fayda var: 2002 seçimlerinde meclisteki tüm Milletvekilliklerini paylaşan iki partinin toplam oyu %53 idi. %47'lik seçmen tercihi %10' luk barajın altında boğulup gitmişti.

AK Parti iktidarının ilk dönemlerinde objektif bakmasını bilen gözlerin kabul ettiği bir başarı çizgisi de yakaladı. Ekonomide Derviş'in 2001 krizi ardından devreye soktuğu uygulamaları sürdürerek ve siyasi alanda AB' nin istediği reformları hızla hayata geçirerek...

Ülke kısa zamanda hızlı büyüme ivmesi yakalamakla kalmadı, AB ile müzakere sürecine hızlı giriş yaptı.

Statükoya meydan okuyan ve kurulan tüm tuzakları demokratikleşme vaadiyle bertaraf etmeye çalışan, yanına aldığı demokratik güçlerin de desteğiyle askeri vesayeti gerileten, kapatma tehditlerine karşı halkın gittikçe artan tepkisi sayesinde 2007' de %47, 2011' de %50' ye yakın oy alan bir AK Parti...

2001 Ağustosunda kurulan parti bir yıldan kısa zamanda %65 temsil gücüne sahip Milletvekiliyle iktidar olmuş ve iktidarını çok partili hayata geçtiğimiz 1946' dan beri ilk kez 10 yılı aşan bir rekorla taçlandırmıştı ama neler yaşanmadı ki, bu on yılda...

Bir aklı evvelin icat ettiği Cumhurbaşkanı seçmek için Meclisin 367 Milletvekili ile toplanma şartının aranması gerektiği kepazeliği, bir genel kurmay başkanının bir gece yarısı Genel Kurmay Başkanlığı sitesine koyduğu muhtıra, 2007 seçimlerinde %47 oy alarak erişilmez zafer elde eden AKP hakkında açılan kapatma davası ve ardından sökün eden Ergenekon, Balyoz, Andıç gibi davalar...

Dış ve iç konjonktür öylesine uygun, partiyi ara sıra yalpalasa da izlediği demokratikleşme çizgisi nedeniyle o kadar çok destekleyen çevre ve aktör vardı ki, kurulan tüm tuzaklar boşa çıktı, sahneye koyulan tüm oyunlar ters tepti ama geriletilen vesayetin yerini demokrasi dolduracak sanılırken gittikçe eski kimliğinin yerini almaya başlayan yeni yüzüyle tek bir kişinin iktidar talebi doldurmaya başladı her yanı...

Özellikle 2010' da "yetmez ama evet" diye destek verdiğimiz anayasa değişikliğiyle kalan son vesayet kalelerinin de yıkılmasıyla, Anayasa Mahkemesi, Yüksek Yargı ve özellikle HSYK gibi kurumları bu anayasa değişikliği sayesinde daha kontrol edilir hale gelmesiyle gücüne güç katan Erdoğan...

AK Parti ile başlayan umuda yolculuk, tek başına bir ismin yasama ve yürütmeyi elinde tutacağı, yargıyı da dizayn edeceği bir bilinmeyen korkunç kabusa dönüştü.

Bizi evrensel hukuk normlarına sahip, refah standartlarına yakın AB vahasına taşıyacağını söyleyen bir hareket, bugün artık direksiyon başındaki şoförün tek başına üstlendiği kabus dolu yolculuğa dönmüş durumda.

Ülkenin tamamı şikayetçi olsa da, yerine yenisi koyuluncaya kadar iyi kötü bu ülkede herkesin uyması gereken anayasal düzeni, "madem beni başkan seçtiniz, fiilen o düzen öldü, bana uyan yeni bir düzeni yaratmak zorundasınız" diyen bir Erdoğan var artık sahnede...

Bırakın muhalefeti, artık ortada parlamenter sistem sayesinde bugüne kadar varlığını sürdüren AKP iktidarından çok tek bir kişinin her şeyi üstlendiği, futboldan müziğe, siyasetten ekonomiye, sanayiden bilişime aklımıza gelen gelmeyen her alanı dizayn etme girişimiyle karşı karşıyayız.

Merkez Bankasının faizleri, Futbol federasyonun çatısı, tüm kurumların yapısı, günlük hayatımızın her alanına müdahale eden üstelik bu müdahaleleri sonucu ortaya çıkacak sorumlulukları nedeniyle hesap sorulamayacak bir Erdoğan...

Kendisi mevcut anayasanın çizdiği sınırlar içinde kalacak biçimde ve yöntemlerle Cumhurbaşkanı seçildi ama o bununla yetinme niyetinde değil.

Son çıkışıyla zaten yoruma yer bırakmayacak kadar niyetini açıklıyor:

"Madem ki beni halk seçti ben fiilen bu ülkenin artık Başkanıyım, anayasayı da sistemi de bana göre yeniden dizayn edin"

Böylesi bir tabloyla ilk kez karşılaşıyor bu ülke...

Ne tek adam Mustafa Kemal' in ulu önderliği, ne ardından gelen İnönü' nün milli şefliği, ne darbe anayasasını yazdırıp kafasına göre sistem kurgulayan darbeci Evren' in bile dillendirmediği bir talep ve talebin bizi taşıdığı bugüne kadar benzerine rastlanmayan bambaşka bir krizle karşı karşıyayız...

Gittikçe şiddetlenen ve artık tarafsız yabancı gözlemcilerce iç savaşı andırdığı söylenen çatışma ve şiddet ortamı, dibine dinamit koyulan barış süreci, her an bir krizle ülkeyi bir başka cephede kaosa sürükleyeceği kaçınılmaz olan ekonomideki hal ve gidiş...

Artık hepimiz şu gerçeği kabul edelim: yukarıda ana başlıklarla özetlemeye çalıştığım ve tek saniye geçirmeden adımlar atılması gereken tüm sorunlar gelip Erdoğan' ın dayattığı anayasal ve yasal dayanaktan yoksun dayatmalarında düğümleniyor...

Ve bu nedenle girdiğimiz korku tünelinden çıkıp yeniden umuda yolculuğa koyulmanın yolu, düğümün nasıl çözüleceğine bağlı...

Peki düğümün çözümü var mı? Varsa nasıl?

Ülkenin yakın geleceği adına yaşamsal önemde olan sorunun cevabını başka bir makalede vermeye çalışacağım...

Abdullah Ayan yazdı

 
20 Ağustos 2015 Perşembe 10:39
 
 
(0 Yorum Yapıldı)Yorumlar
<p>Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.</p>
 
Bu Kategorideki Diğer Haberler
 
Güneş Doğarken İşçilerle Sabah MesaisindeTarih, doğa, deniz, güneş, müzik ve dans kansere karşı birleştiİçel Soroptimist Kulübü, 'Obezite ile Savaş' semineri düzenledi.Bisiklet durursa hayat dururTarsus Sev’in Robotik Takımı’na İki Ödül BirdenMobbing ve Hukuksal Boyutu Ele AlındıGüzel Konuşma ve Diksiyon
MTSO’ya teşekkür belgesiMenderes Gönüllü Evi, Mezitli'nin Filizleri ailesine katıldıMiniklerden Büyük Nağmeler Mezitli’de 26. Jakaranda koruluğu açıldı Çalgı Çengi’nin Ünlü Oyuncuları Forum Mersin’de Hayranlarıyla Buluşuyor
 
 
Yazarlar
Yazarlar RSS Beslemesi
 
 
Get our toolbar!
 
Gazete Manşetleri
 
 
Namaz Vakitleri
 
  • İmsak03:26
  • Güneş05:22
  • Öğlen12:49
  • İkindi16:39
  • Akşam19:55
  • Yatsı21:37
 
Bumerang - Yazarkafe
 
Anket
.
 
İddaa
 
Lig Puan Durumu
 
Takımlar
O
G
B
M
P
1
Beşiktaş
32
21
8
3
71
2
Başakşehir
32
19
10
3
67
3
Galatasaray
32
18
4
10
58
4
Fenerbahçe
31
16
9
6
57
5
Antalyaspor
32
15
7
10
52
6
Trabzonspor
32
14
8
10
50
7
Kasımpaşa
32
12
7
13
43
8
Konyaspor
32
11
10
11
43
9
Akhisar Bld.
31
12
6
13
42
10
Gençlerbirliği
31
10
10
11
40
11
Alanyaspor
31
12
4
15
40
12
K.D.Ç. Karabük
32
11
6
15
39
13
Osmanlıspor FK
32
9
11
12
38
14
Kayserispor
32
10
7
15
37
15
Bursaspor
32
10
5
17
35
16
Ç. Rizespor
32
8
6
18
30
17
Gaziantepspor
32
7
5
20
26
18
Adanaspor
32
6
7
19
25
 
Şampiyonlar Ligi
 
UEFA Avrupa Ligi
 
Alt Lig
 
 
Tarihte Bugün
1176 - Selahaddin Eyyubi'ye Halep'te suikast girişimi.
1766 - 1766 Büyük İstanbul Depremi
1927 - Çin'in Xining vilayetinde deprem: Yaklaşık 200.000 ölü.
1942 - Meksika II. Dünya Savaşı'nda müteffiklere katıldı.
1950 - İsmet İnönü'nün cumhurbaşkanlığı süresinin bitmesi, Celâl Bayar'ın cumhurbaşkanı seçilmesi.
1960 - Büyük Şili Depremi: Richter ölçeğine göre 9,5 büyüklüğündeki depremde 4.000 ile 5.000 arasında insan hayatını kaybetti. Bugüne kadar ölçülmüş en şiddetli depremdir.
1963 - A.C. Milan Şampiyon Kulüpler Kupası'nı kazandı.
1990 - Kuzey ve Güney Yemen birleşti.
1990 - Microsoft, Windows 3.0'ü piyasaya sürdü.
M.Ö. - 334 Büyük İskender'in orduları III. Darius'u Granikos Savaşı'nda yendi.
 
 
Arşiv
 
Süper Loto
18.05.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu050611154147
 
On Numara
15.05.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu07101218192736434547505154555759656970717476
 
Sayısal Loto
20.05.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu091128293337
 
Şans Topu
17.05.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu050609101401
 
 
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji