Bakan Elvan’dan Emeklilere TOKİ Müjdesi

Ana Sayfa » Gündem » Sihirli değneği olan kurtarıcılar değil, herkese demokrasi...Abdullah Ayan yazdı

Sihirli değneği olan kurtarıcılar değil, herkese demokrasi...Abdullah Ayan yazdı

Gittikçe şiddetlenen ve artık tarafsız yabancı gözlemcilerce iç savaşı andırdığı söylenen çatışma ve şiddet ortamı, dibine dinamit koyulan barış süreci, her an bir krizle ülkeyi bir başka cephede kaosa sürükleyeceği kaçınılmaz olan ekonomideki hal ve gidiş...

 
 
Sihirli değneği olan kurtarıcılar değil, herkese demokrasi...Abdullah Ayan yazdı

"İster kabul edilsin ister edilmesin Türkiye'nin yönetim sistemi bu anlamda değişmiştir. Şimdi yapılması gereken, bu fiili durumun hukuki çerçevesinin yeni bir Anayasa ile netleştirilmesi, kesinleştirilmesidir." R.T. Erdoğan

Daha önceleri de huzur içinde bir ülke hayal ediyorduk, inanın bugün de fazlasında gözü yok insanımızın...

Kan ve gözyaşının çalıp götürdüğü 90' lar...

Bir başka ifadeyle faili meçhullerle dolu yıllar.

Yakılıp yıkılan köyler, söndürülen ocaklar, toprağa gömülen umutlar...

Yediğimiz onca darbe yetmezmiş gibi yeniden ortaya çıkan kurtarıcıların "bin yıl sürecek" sloganlarıyla bayraklaştırdıkları 28 Şubatlar, milli iradeyi ters yüz etmeye çalışan toplum mühendisleri ve her kötü gidişin kaçınılmaz sonu gibi duvara tosladığımız 2001 krizi...

Krize sevinilir mi?

Ensemizde boza pişirenlerden kurtulma umudu, yaşanan acıları unutturan bir sevinç dalgasına dönüşürse elbette sevinilir.

On yılı aşkın süre boyunca statükoya teslim olmuş ve iradesini askerin gölgesindeki oligarşiye tutsak etmiş kısır siyasetçilerden kurtulma umudu krizin dibe vurdurduğu dalgayla yeşeriyordu ve sürecin asıl sevindiren yanı bu dalganın tüm toplumu sarmasıydı.

Yarattıkları krizleri bile bayrak nöbeti gibi birbirine devreden siyaset takımına, sağ/sol kimliklerine aldırmadan seçmen öylesine bir tokat atmıştı ki, sesi Çin-ü Maçin' den duyuldu.

Ve aynı seçmen tüm denenmişleri sandığa gömmekle kalmadı. O güne kadar dışlanmış, itilip kakılmış islami siyasetten beslenseler de, üstlerinden çıkardıklarını söyledikleri "milli görüş" gömleği yerine "muhafazakar demokrat" kimliğini benimsediğini söyleyen AK Partiye yöneldi.

Tokadın ayarı fazla kaçmış olmalıydı ki baraj altı kalmış CHP ile yeni kurulmuş AKP dışındaki tüm partiler baraj altında kaldı ve bu baraj altı kalanların boşalttığı alan seçim sisteminin de desteğiyle %34 oya sahip AKP' yi 550 kişilik Mecliste tam 365 Milletvekili ile temsil olanağı verdi.

Özetin de özeti olarak tekrarlamakta fayda var: 2002 seçimlerinde meclisteki tüm Milletvekilliklerini paylaşan iki partinin toplam oyu %53 idi. %47'lik seçmen tercihi %10' luk barajın altında boğulup gitmişti.

AK Parti iktidarının ilk dönemlerinde objektif bakmasını bilen gözlerin kabul ettiği bir başarı çizgisi de yakaladı. Ekonomide Derviş'in 2001 krizi ardından devreye soktuğu uygulamaları sürdürerek ve siyasi alanda AB' nin istediği reformları hızla hayata geçirerek...

Ülke kısa zamanda hızlı büyüme ivmesi yakalamakla kalmadı, AB ile müzakere sürecine hızlı giriş yaptı.

Statükoya meydan okuyan ve kurulan tüm tuzakları demokratikleşme vaadiyle bertaraf etmeye çalışan, yanına aldığı demokratik güçlerin de desteğiyle askeri vesayeti gerileten, kapatma tehditlerine karşı halkın gittikçe artan tepkisi sayesinde 2007' de %47, 2011' de %50' ye yakın oy alan bir AK Parti...

2001 Ağustosunda kurulan parti bir yıldan kısa zamanda %65 temsil gücüne sahip Milletvekiliyle iktidar olmuş ve iktidarını çok partili hayata geçtiğimiz 1946' dan beri ilk kez 10 yılı aşan bir rekorla taçlandırmıştı ama neler yaşanmadı ki, bu on yılda...

Bir aklı evvelin icat ettiği Cumhurbaşkanı seçmek için Meclisin 367 Milletvekili ile toplanma şartının aranması gerektiği kepazeliği, bir genel kurmay başkanının bir gece yarısı Genel Kurmay Başkanlığı sitesine koyduğu muhtıra, 2007 seçimlerinde %47 oy alarak erişilmez zafer elde eden AKP hakkında açılan kapatma davası ve ardından sökün eden Ergenekon, Balyoz, Andıç gibi davalar...

Dış ve iç konjonktür öylesine uygun, partiyi ara sıra yalpalasa da izlediği demokratikleşme çizgisi nedeniyle o kadar çok destekleyen çevre ve aktör vardı ki, kurulan tüm tuzaklar boşa çıktı, sahneye koyulan tüm oyunlar ters tepti ama geriletilen vesayetin yerini demokrasi dolduracak sanılırken gittikçe eski kimliğinin yerini almaya başlayan yeni yüzüyle tek bir kişinin iktidar talebi doldurmaya başladı her yanı...

Özellikle 2010' da "yetmez ama evet" diye destek verdiğimiz anayasa değişikliğiyle kalan son vesayet kalelerinin de yıkılmasıyla, Anayasa Mahkemesi, Yüksek Yargı ve özellikle HSYK gibi kurumları bu anayasa değişikliği sayesinde daha kontrol edilir hale gelmesiyle gücüne güç katan Erdoğan...

AK Parti ile başlayan umuda yolculuk, tek başına bir ismin yasama ve yürütmeyi elinde tutacağı, yargıyı da dizayn edeceği bir bilinmeyen korkunç kabusa dönüştü.

Bizi evrensel hukuk normlarına sahip, refah standartlarına yakın AB vahasına taşıyacağını söyleyen bir hareket, bugün artık direksiyon başındaki şoförün tek başına üstlendiği kabus dolu yolculuğa dönmüş durumda.

Ülkenin tamamı şikayetçi olsa da, yerine yenisi koyuluncaya kadar iyi kötü bu ülkede herkesin uyması gereken anayasal düzeni, "madem beni başkan seçtiniz, fiilen o düzen öldü, bana uyan yeni bir düzeni yaratmak zorundasınız" diyen bir Erdoğan var artık sahnede...

Bırakın muhalefeti, artık ortada parlamenter sistem sayesinde bugüne kadar varlığını sürdüren AKP iktidarından çok tek bir kişinin her şeyi üstlendiği, futboldan müziğe, siyasetten ekonomiye, sanayiden bilişime aklımıza gelen gelmeyen her alanı dizayn etme girişimiyle karşı karşıyayız.

Merkez Bankasının faizleri, Futbol federasyonun çatısı, tüm kurumların yapısı, günlük hayatımızın her alanına müdahale eden üstelik bu müdahaleleri sonucu ortaya çıkacak sorumlulukları nedeniyle hesap sorulamayacak bir Erdoğan...

Kendisi mevcut anayasanın çizdiği sınırlar içinde kalacak biçimde ve yöntemlerle Cumhurbaşkanı seçildi ama o bununla yetinme niyetinde değil.

Son çıkışıyla zaten yoruma yer bırakmayacak kadar niyetini açıklıyor:

"Madem ki beni halk seçti ben fiilen bu ülkenin artık Başkanıyım, anayasayı da sistemi de bana göre yeniden dizayn edin"

Böylesi bir tabloyla ilk kez karşılaşıyor bu ülke...

Ne tek adam Mustafa Kemal' in ulu önderliği, ne ardından gelen İnönü' nün milli şefliği, ne darbe anayasasını yazdırıp kafasına göre sistem kurgulayan darbeci Evren' in bile dillendirmediği bir talep ve talebin bizi taşıdığı bugüne kadar benzerine rastlanmayan bambaşka bir krizle karşı karşıyayız...

Gittikçe şiddetlenen ve artık tarafsız yabancı gözlemcilerce iç savaşı andırdığı söylenen çatışma ve şiddet ortamı, dibine dinamit koyulan barış süreci, her an bir krizle ülkeyi bir başka cephede kaosa sürükleyeceği kaçınılmaz olan ekonomideki hal ve gidiş...

Artık hepimiz şu gerçeği kabul edelim: yukarıda ana başlıklarla özetlemeye çalıştığım ve tek saniye geçirmeden adımlar atılması gereken tüm sorunlar gelip Erdoğan' ın dayattığı anayasal ve yasal dayanaktan yoksun dayatmalarında düğümleniyor...

Ve bu nedenle girdiğimiz korku tünelinden çıkıp yeniden umuda yolculuğa koyulmanın yolu, düğümün nasıl çözüleceğine bağlı...

Peki düğümün çözümü var mı? Varsa nasıl?

Ülkenin yakın geleceği adına yaşamsal önemde olan sorunun cevabını başka bir makalede vermeye çalışacağım...

Abdullah Ayan yazdı

 
20 Ağustos 2015 Perşembe 10:39
 
 
(0 Yorum Yapıldı)Yorumlar
<p>Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.</p>
 
Bu Kategorideki Diğer Haberler
 
Tarih, doğa, deniz, güneş, müzik ve dans kansere karşı birleştiİçel Soroptimist Kulübü, 'Obezite ile Savaş' semineri düzenledi.Bisiklet durursa hayat dururTarsus Sev’in Robotik Takımı’na İki Ödül BirdenMobbing ve Hukuksal Boyutu Ele AlındıGüzel Konuşma ve Diksiyon
MTSO’ya teşekkür belgesiMenderes Gönüllü Evi, Mezitli'nin Filizleri ailesine katıldıMiniklerden Büyük Nağmeler Mezitli’de 26. Jakaranda koruluğu açıldı Çalgı Çengi’nin Ünlü Oyuncuları Forum Mersin’de Hayranlarıyla Buluşuyor Çocukların isteğiyle Mezitli'ye kar yağdı
 
 
Yazarlar
Yazarlar RSS Beslemesi
 
 
 
Get our toolbar!
 
Gazete Manşetleri
 
 
Namaz Vakitleri
 
  • İmsak04:57
  • Güneş06:32
  • Öğlen12:58
  • İkindi16:28
  • Akşam19:04
  • Yatsı20:29
 
Bumerang - Yazarkafe
 
Anket
.
 
İddaa
 
Lig Puan Durumu
 
Takımlar
O
G
B
M
P
1
Beşiktaş
25
16
7
2
55
2
Başakşehir
25
15
8
2
53
3
Galatasaray
25
14
4
7
46
4
Fenerbahçe
25
12
8
5
44
5
Trabzonspor
25
12
5
8
41
6
Antalyaspor
25
11
6
8
39
7
Kasımpaşa
25
10
5
10
35
8
Konyaspor
25
9
8
8
35
9
K.D.Ç. Karabük
25
10
4
11
34
10
Bursaspor
25
9
5
11
32
11
Gençlerbirliği
24
8
8
8
32
12
Osmanlıspor FK
25
7
10
8
31
13
Alanyaspor
25
8
4
13
28
14
Akhisar Bld.
25
7
6
12
27
15
Kayserispor
25
7
6
12
27
16
Ç. Rizespor
25
5
5
15
20
17
Adanaspor
25
5
5
15
20
18
Gaziantepspor
24
5
4
15
19
 
Şampiyonlar Ligi
 
UEFA Avrupa Ligi
 
Alt Lig
 
 
Tarihte Bugün
1394 - Timurlenk Diyarbakır'ı işgal etti.[kaynak belirtilmeli]
1882 - Robert Koch, verem hastalığına neden olan bakteriyi (mycobacterium tuberculosis) keşfettiğini duyurdu. Bu buluşuyla 1905 yılında Tıp alanında Nobel ödülünü alacaktır.
1923 - Mustafa Kemal Paşa, Time dergisine kapak oldu.
1923 - Yunanistan'da cumhuriyet ilan edildi.
1926 - Türkiye'de petrol arama ve işletilmesinin devletçe yönetilmesini öngören kanun TBMM'de kabul edildi.
1938 - Cumhurbaşkanlığı yatı olarak satın alınan Savarona'ya, İngiltere'nin Southampton Limanı'nda törenle Türk bayrağı çekildi. 1 Haziran'da İstanbul'a getirilen Savarona, Dolmabahçe önüne demir attı. Atatürk, yatı gezerek incelemede bulundu.
1976 - Arjantin Devlet Başkanı Isabel Peron, kansız darbeyle devrildi. Jorge Rafael Videla, Emilio Eduardo Massera ve Orlando Ramon Agosti'den oluşan cunta iktidara el koydu, yedi yıllık diktatörlük döneminde 30 bine yakın kişi kaybedildi.
1978 - Savcı Doğan Öz öldürüldü.
1998 - Hindistan'da çıkan fırtınada 250 kişi öldü 3000 kişi yaralandı.
1999 - NATO, Kosova'daki Sırp saldırılarının sürmesi ve Batı Temas Grubu'nun anlaşma taslağını reddetmeleri üzerine, Yugoslavya'ya karşı hava harekâtı başlattı. Bu NATO'nun egemen bir ülkeye yaptığı ilk saldırı olarak tarihe geçti.
2000 - Varan Turizm'e ait otobüs, yolcularıyla kaçırıldı. Olaydan sonra yakalanan üç kişi, 36'şar yıl ağır hapis cezasına çarptırıldı.
2000 - Genelkurmay Başkanlığı, Talat Aydemir'in idamıyla sonuçlanan 1963'teki darbe girişimine katılan 1459 Harp Okulu öğrencisinin haklarını 37 yıl sonra iade etti.
2001 - Apple şirketi Mac OS X 10.0 (Cheetah)'ı piyasaya sürdü.
2006 - İspanya'daki ETA örgütü süresiz ve kalıcı ateşkes ilan etti.
2007 - Türkiye Euro 2008 elemelerinde Yunanistanı futbol maçında 4-1 mağlup etti.
 
Arşiv
 
Süper Loto
23.03.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu101318384152
 
On Numara
20.03.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu02040506071012162021253038404556586372747577
 
Sayısal Loto
18.03.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu121628374649
 
Şans Topu
22.03.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu042426293111
 
 
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji