Ak Parti'de Bayramlaşma Coşkusu

Ana Sayfa » Güncel » Silahların Gölgesinde Hümanizm... Bedrettin Gündeş yazdı

Silahların Gölgesinde Hümanizm... Bedrettin Gündeş yazdı

Bugün Türkiye yaşanan bu olumsuzluklardan en çok etkilenen ülkeler arasında yer almakla birlikte, en çok Hümanizm anlayışına ihtiyaç duyduğu bir süreci yaşamaktadır.

 
 
Silahların Gölgesinde Hümanizm... Bedrettin Gündeş yazdı

Evrenin küçük bir parçası ama, enerji yüklü olarak şekillenen insan; düşünen, geliştiren, üreten bir varlık olarak yaşama yön vermektedir.

Bazı anlayışlara göre; “insanların rahat rahat dünyayı sömürüp, rahat rahat üreyebilmeleri gerekliliğini göz önüne alan, her şeyi insana endeksleyen ve insanları en öncelikli canlı konumuna getiren hümanizm, doğal kaynakların korunumunu göz ardı ederek ve insanların doğadan aldığı her şeyin bir karşılığı olduğunu unutarak aslen doğaya hakaret etmesi olayının sloganlaşmış hali.”  Olarak ileri sürülmektedir.

Bu bakış açısı Hümanizmin, sadece insan odaklı olmayıp, doğayla bütünleşik olduğunun gözardı edilmesidir. İnsan doğayla bir bütünlük kurarak onu koruyan, kollayan, doğal yapısına zarar vermeyen bir hümanist bakışla değerlerini yaşatabilir.

Kendisiyle ve doğayla barışık olmayan insan, hümanizmin dışında kendi hiçliğiyle var olamamış sadece bir insandır, o kadar.

Hümanizm’in genel anlamı ise; “İnsanlık değerlerinin ahlaklı, vicdanlı olarak korunması, sürdürülmesi ve yönelimidir. Hümanizm insanlık aşkı, insanlığa sadakat, insancıllıktır.  İnsanı; renk, ırk, din ve mevkisini dikkate almadan sevmek, onun hayrını düşünmektir.  

Hümanizm, doğayla insanı bütünleştiren, ortak değerlerde koruyan ve geliştiren, insansı duyguların ağır bastığı bir bakış açısıdır.

Hümanizm; ahlaklı olmayı, vicdanlı olmayı, doğadan aldıklarını doğru temelde doğaya koruyucu aşkla geri vermeyi içselleştirme hareketidir.

Hümanizm; kin, nefret, kavga, savaş, sömürü, öteki gibi kavramların panzehiri olarak, doğayı ve üzerindeki tüm canlıları korumak, kendisiyle ve doğayla barışık olma gerçekliğidir.

Hümanizm; insanî değerlerin savunulmasını esas alan dünya görüşüdür. Genel olarak, akıllı insan varlığını tek ve en yüksek değer kaynağı olarak gören, bireyin yaratıcı ve ahlâkî gelişiminin, rasyonel ve anlamlı bir biçimde, doğaüstü alana hiç başvurmadan, doğal yoldan gerçekleştirebileceğini belirten ve bu çerçeve içinde insanın doğallığını, özgürlüğünü ve etkinliğini ön plana çıkartan felsefi akımdır.

Bugün dünyanın birçok yerinde bu insancıl, doğa aşkıyla bütünleşen anlayış ve bakış açılarının ötesinde; kavgaların, savaşların, acıların, yoksullukların insani değerleri hiçe sayan uygulamaların sürdüğü bir sürecin içinde bocalayıp duruyoruz.

Ne Şey Bedrettin’in eşitlikçi yanını, ne Mevlana’nın hoşgörüsünü, ne Mahatma Gandi’nin sabrını, ne de Pir Sultan Abdal’ın sıcak yüreğiyle yarattığı itikadını görebiliyoruz.

Dünya ganimet paylaşımıyla adeta bir zindana çevrilmiş durumda. Enerji kaynaklarını ele geçirmek için milyonlarca insanın yerinden edilmesi, yüz binlerce insanın ölümü, yaşanan acılar, haksız ve hukuksuz uygulamaların yarattığı travmalar…

Bugün Türkiye yaşanan bu olumsuzluklardan en çok etkilenen ülkeler arasında yer almakla birlikte, en çok Hümanizm anlayışına ihtiyaç duyduğu bir süreci yaşamaktadır.

Anadolu ve Mezopotamya uygarlığının yeşerdiği bu topraklarda, anlamsız bir savaş, hak edilmeyen acılar, dinmeyen gözyaşları, birbirine kırdırılmaya çalışılan halklar ve süregelen hukuksuz uygulamalar…

Bu bir kader değil elbet! Yönetenler ile yönetilenlerin amansız süregelen kavgalarının nihayete ermeyen ihtirasları, hümanizm den uzaklaşan anlayış ve yaklaşımlarının bir sonucudur tüm bu yaşananlar.

Evet, bu bir kader değil!  Geri kalmışlığın, doğa ve insan sevgisinden yoksunluğun yarattığı bir sonuçtur. Gencecik insanlarımız, hayatlarının baharında yüreklere acı bırakarak veda ediyor, bu anlamsız kavgalar uğruna.

Bu savaş ve acıların yarattığı travmalar ise; halklar arası kırgınlıklar, ekonomik ve sosyal bunalımlar, hukuk ve adaletin zedelenmesi, belirsizlik ve korkunun yarattığı yabancılaştırmayı geliştiriyor. Tarafların aidiyet duygularında ayrışmayı körüklüyor adeta.

Ne adına? Bayrak adına, toprak adına, devlet adına…

Ne adına? Eşitlik adına, özgürlük adına…

Bu bayrak; bu ülkede yaşayan tüm yurttaşların bayrağıdır. Bu vatan, bu ülkede yaşayan tüm insanların vatanıdır. Bu devlet, bu ülkede yaşayan tüm vatandaşların devletidir. Kimse kendini daha çok devletçi, daha çok bayrakçı, daha çok vatancı göstermesin.

Bu güzel ülkede ksik olan tek şey!  Radikal , ileri, eksiksiz, gerçek yada sulandırılmamış bir demokrasidir. Adına ne derseniz deyin; insanın insanca yaşayabileceği bir ortamın yaratılamamasıdır.

Kim bu ülkenin bayrağını, toprağını, insanını seviyorsa, Hümanizmin ilkelerinden kendini soyutlamadan evrensel düşünebilmelidir. İnadına birlikteliği, demokratik yaşamı, farklılıkların zenginlik olduğunu, bir arada birlikte huzur içinde eşit ve adaletli koşullarda yaşama isteğini savunabilmelidir.

Devlet ise; koruyucu, kapsayıcı ve sosyal yönünü öne çıkararak,  tüm vatandaşlarına eşit paylaşımı, adaleti, hukuku, özgürlüğü Hümanizmin doğayla bütünleşen bakış açısını demokrasi kuralları bütünlüğü içinde uygulamaya koyabilmelidir.

Süreç içinde, devlet bu görevlerini yerine getirebilseydi;

Bugün; Türkiye, huzur içinde, barış içinde, ulusal geliri yükselmiş, eğitim durumu ilerlemiş, yurttaşlık bilinci gelişmiş bir sürecin içinde, Ortadoğu halklarına da rol model olabilirdi. Bunlar başarılabilinseydi, hiç kimse bu toprakların paylaşımı için kendine vazife çıkaramazdı.

Kimse, kardeşi kardeşe kırdırma siyasetinde başarılı olamazdı. Ortadoğu’nun geri kalmış sömürücü işbirlikçi yönetimlerinin zaaflarından yararlanan sömürücü, kan emici sözde medeni ülkeler,  bu kadar rahat hareket edemezlerdi.

Bugün Türkiye, çok daha dikkatli hareket etmek durumundadır. Kendi içinde barışını sağlamalıdır. Yarın çok geç olabilir. Rusya’nın stratejik ortaklığa göz kırpması, Amerika’nın bitmeyen alternatifli senaryoları, İran’ın haşin bakışı, Avrupa’nın ganimet toplama hevesi büyük bir beladır. İran’la Türkiye’yi karşı karşıya getirme çabaları var. Çok dikkatli olmak, oynanan oyunun farkına varmak zamanıdır.

Tramp bir tüccardır ve kar amacı güder. Çıkarı nerdeyse oraya yönelir. Ortadoğu halkları kendi içlerinde barışını sağlayamaz ve demokratik bir sürece evrilemezse, her türlü oyuna açık demektir.

Batıya dönük yüzüyle Türkiye bu sürece öncülük edebilir. Tabiki, insanların öldürülmesi, hukuksuzluk ve olağanüstü ortamlarla değil, demokratik yaşamı geliştirerek öncülük edebilir.

Bu belayı defetmenin yolu, Hümanizmdir. İnsan odaklı bir yaklaşımdır. Demokrasi kurallarını toplumun tüm kesimlerine yayarak iç barışı sağlamaktır.

Demokrasi kurallar bütünüdür. Eşitliği, adaleti, hukuku, özgürlüğü esas alan ve insan yaşamına güç katan bir yaşam biçimidir.

Darbe girişimcilerini, şiddetten beslenenleri, insana yönelen tüm terör saldırılarını yok etmenin yolu, kin gütmek değil, hukuku işletmektir. Şiddeti esas alanları hukuk, adalet ekseninde yargılamadır. İleride telafisi zor olabilecek gelişmelerden ayırmadır.

Şiddet insana yöneliyorsa terördür. Doğayı kirletiyorsa katliamdır. Terör yöntemlerini kullanmak ayrı, hak elde etmek için demokratik mücadele sürdürmek ayrıdır. İnsanı merkeze alan, doğayı koruyan bir anlayıştır, demokratik mücadele…

Kavga ve savaşların gölgesinde demokrasiyi savunmak, hümanizmi savunmak bir insanlık görevidir. Hiçbir şey insan değerinden daha önemli olamaz. Demokrasi mücadelesi silahla değil, fikirle olur. Demokrasi mücadelesi insan öldürerek değil, insanı koruyarak, geliştirerek olur. Demokratik mücadele şiddet içermeden, tüm toplum kesimlerini sürece katarak geliştirilecek bir mücadele tarzıdır.

Silahların gölgesinde suskunluk içinde olanlar, yarın barış geldiğinde, huzur geldiğinde küçüldüklerinin farkına o zaman varacaklardır. Dünyanın neresinde olursa olsun, insanı, doğayı kutsayan bir bakışın geliştirilmesi asıl olandır.

Avrupa, kendi içinde 30 yıl savaşları olarak bilinen insanlık suçunda, milyonlarca insanın ölümüne neden oldular. Eninde sonunda vardıkları nokta barış oldu. Kendileriyle yüzleşme durumunda kaldılar. Yaşananların ne kadar ilkel olduğunun sonrada farkına vardılar.

Avrupa da din savaşları, ganimet savaşları, alan kapma süreci, mezhep savaşlarıyla yaşanan acıların ve travmaların yıllar süren izini hala üstlerinden atamadıklarını gördük. Konu edildiğinde ezilip büzülüyorlar. Geçmişlerindeki karanlık günleri, dışa karşı çıkarcı olmalarına rağmen, yine kendi içlerinde yaşattıkları demokratik nefeslerle, barışla unutturmaya çalışıyorlar.

Bugün kendi topraklarımızda yaşanan anlamsız savaşın nasıl bir cehalet olduğu zaman içinde görülecektir. Bu kaçınılmazdır. Dünya tarihi, tüm savaşların eninde sonunda barışa evrildiğinin tarihidir.  Avrupa ülkeleri kendi içinde yaşattığı demokratik ilkelerle sistemini oturtmuş ve dünya ganimetlerinden aldığı payla kendi halkıyla barışık yaşamaya devam etmektedirler.

Oları ayakta tutan demokratik ilkeleridir. Türkiye kendi içinde demokratik yaşam ilkelerini hayata geçirme tercihini kullanması durumunda, çok daha hızlı gelişme sürecine gireceği bir gerçektir.

Genç ve dinamik bir nüfus, farklı kimlikler, farklı dinler, farklı kültürlerin yer aldığı bir coğrafya. Jeopolitik konumu, yer altı ve yerüstü zenginlik kaynakları, girişimci ruhu ve her türlü tahriklere karşı bir arada yaşayabilme iradesini gösterebilmiş bir toplumsal yapı. Geride kalan sadece demokratik bir sistemin eksikliği.

Bu eksikliği; hümanizmin insanı ve doğayı yaşatan, geliştiren anlayışıyla aşmak olasıdır.

Bu olasılık, bağırmayla, kavgayla, dar düşünmekle olmuyor. Türkiye ne çektiyse bireysel ihtirasların, çıkarların, iç kavgaların anlamsız tahribatlarından çekti. Kimseyle kavga etmeye, laf yetiştirmeye, ezilip büzülmeye gerek yok.

Kendi içimizde demokratik bir yaşamı olgunlaştırdığımızda, sadece Avrupa değil, tüm dünya ülkeleri kendileriyle stratejik ortak olmamızı, tcaret yapmamızı isteyecek ve istenilen değeri vermek durumunda kalacaklardır.

Bunun bir tek koşulu, İyi bir demokrasiyle yaratılan özgüvendir. Bu öz güven ekonomik alanda kalkınmayı, sosyal alanda modernleşmeyi, toplum olarak doğayı koruyan bir anlayışın yerleşmesini beraberinde getirir.

İşin ana fikir ise; demokratik yaşam kanallarının açılmasıdır. Yaşam kanallarına temiz suyun akıtılmasıdır. Yani; Hak, hukuk, adalet, özgürlük ve eşitlik ekseninde şekillenen bir yaşamı Türkiye toplumundan esirgememektir.

Dünya 4.0 çağını tartışmaya ve uygulamaya başladı. Yani 4. Endüstri devrimi. Birçok ülke teknolojik makinalaşmanın, bilişimde yazılımın olağanüstü hızlı değişimini gündemine almış durumda.

Dünyayı algılama ve yorumlamada yeni bir evrilme sürecine giriyoruz. Yeni bir çağ! İnsanın artık Homo Sapiens sürecinden, Homo deus sürecine girişi tartışılıyor. Yeni bakış, yeni yazılım ve bilişim teknolojisiyle dünyadaki tüm silahların devre dışı bırakılma, kilitlenme girişimlerinin yaşanabileceği tartışılıyor. Artık herkes her şeye hazır olmak durumunda.

Artık, ilkel gururdan arınmak, geri kalmışlığın girdabından kurtulmak ve hümanist bakış açısına sahip olmak gerek. Gelecek nesiller geriye dönüp baktıklarında, bizlerden çok utanacakları bir miras bırakıyoruz.
 

BEDRETTİN GÜNDEŞ    

 

 
 
28 Mayıs 2017 Pazar 22:45
 
 
(0 Yorum Yapıldı)Yorumlar
<p>Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.</p>
 
Bu Kategorideki Diğer Haberler
 
Yurt içinde ikamet eden 24 milyon 804 bin kişi seyahate çıktıTrafiğe kayıtlı araç sayısı Aralık ayı sonu itibarıyla 22 218 945 oldu
Ocak ayı enflasyon rakamları belli olduKDV sistemi değişiyorToroslarda yüzme kursları başladıToroslar’da, Yapılandırma Başvuruları BaşladıGüneş Doğarken İşçilerle Sabah MesaisindeTarih, doğa, deniz, güneş, müzik ve dans kansere karşı birleştiİçel Soroptimist Kulübü, 'Obezite ile Savaş' semineri düzenledi.Bisiklet durursa hayat dururTarsus Sev’in Robotik Takımı’na İki Ödül BirdenMobbing ve Hukuksal Boyutu Ele Alındı
 
 
Yazarlar
Yazarlar RSS Beslemesi
 
 
 
 
Gazete Manşetleri
 
 
Namaz Vakitleri
 
  • İmsak03:12
  • Güneş05:15
  • Öğlen12:53
  • İkindi16:45
  • Akşam20:10
  • Yatsı21:58
 
Anket
Sizce Cumhurbaşkanı Kim Olmalı?
Muharrem İNCE
Meral AKŞENER
Recep Tayyip ERDOĞAN
Selahattin DEMİRTAŞ
Temel KARAMOLLAOĞLU
Doğu PERİNÇEK
 
İddaa
 
Lig Puan Durumu
 
Takımlar
O
G
B
M
P
1
Galatasaray
34
24
3
7
75
2
Fenerbahçe
34
21
9
4
72
3
Başakşehir
34
22
6
6
72
4
Beşiktaş
34
21
8
5
71
5
Trabzonspor
34
15
10
9
55
6
Göztepe
34
13
10
11
49
7
Sivasspor
34
14
7
13
49
8
Kasımpaşa
34
13
7
14
46
9
Kayserispor
34
12
8
14
44
10
Malatyaspor
34
11
10
13
43
11
Akhisar Bld.Spor
34
11
9
14
42
12
Alanyaspor
34
11
7
16
40
13
Bursaspor
34
11
6
17
39
14
Antalyaspor
34
10
8
16
38
15
Konyaspor
34
9
9
16
36
16
Osmanlıspor
34
8
9
17
33
17
Gençlerbirliği
34
8
9
17
33
18
Karabükspor
34
3
3
28
12
 
Şampiyonlar Ligi
 
UEFA Avrupa Ligi
 
Alt Lig
 
 
Tarihte Bugün
1462 - Kont Drakula ya da Kazıklı Voyvoda veya Vlad Tepeş adlarıyla da tanınan Eflak Prensi III. Vlad, gece karanlığından yararlanarak Fatih Sultan Mehmed (II. Mehmed)'e başarısız bir suikast teşebbüsünde bulunduktan sonra kaçtı.
1631 - Mümtaz Mahal doğum yaparken vefat etti. Eşi Hint-Türk-Moğol Babür İmparatoru Şah-ı Cihan, ertesi yıl başlattığı anıt mezar Tac Mahal'i 20 yıl içinde tamamlattı.
1885 - Özgürlük Heykeli New York limanına ulaştı.
1921 - Sivas, Erzincan ve Tunceli yöresinde 3,5 ay süren Koçgiri İsyanı Türk ordusu tarafından bastırıldı.
1924 - Helsinki'de oynanan Finlandiya-Türkiye milli futbol maçı Türkiye'nin 4-2 galibiyetiyle sonuçlandı.
1926 - Kadıköy Su Şirketi devletleştirildi.
1944 - İzlanda, Danimarka'dan ayrıldı ve cumhuriyet ilan etti.
1946 - Türkiye İşçi ve Çiftçi Partisi İstanbul'da kuruldu.
1967 - Çin Halk Cumhuriyeti ilk hidrojen bombasını test etti.
334 - İmparator Konstantin dul ve yetimler için himaye yasası çıkardı.
 
Arşiv
 
Bumerang - Yazarkafe
 
Süper Loto
14.06.2018 Tarihli Çekiliş Sonucu080911222643
 
 
On Numara
11.06.2018 Tarihli Çekiliş Sonucu03081314181923283436414446495457637175777880
 
Sayısal Loto
16.06.2018 Tarihli Çekiliş Sonucu101522404145
 
Şans Topu
13.06.2018 Tarihli Çekiliş Sonucu112022243401
 
 
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji