Özdemir,'Pazar Bağımlılığı İhracatçılarımız İçin Büyük Bir Risk Oluşturuyor'

Ana Sayfa » Yurt » 'Siyasal İslam’la Geleneksel İslam’ın İşletim Sistemleri Farklıdır'

'Siyasal İslam’la Geleneksel İslam’ın İşletim Sistemleri Farklıdır'

Mersin Kültürlerarası Diyalog ve Düşünce Merkezi (MEKADİM) ve Kaynak Kültür Yayın Grubu’nun Mersin’de düzenlediği Kültür Günleri’nin kapanış konferansında Doç. Dr. Mahmut Akpınar, ‘Dün İrtica Bugün Paralel’ kitabından hareketle ülkede birkaç yıldır yaşanan gerilimler üzerine analitik bir konuşma yaptı.

 
 
'Siyasal İslam’la Geleneksel İslam’ın İşletim Sistemleri Farklıdır'

Siyasal İslam ve geleneksel İslam/Nebevi İslam kavramlarından yola çıkarak son dönemde insanları sıkıntıya sokan, ülkedeki farklı toplum kesimlerinin birbiri aleyhine çoğu zaman haz edilmeyecek söylemlerde bulunmasına sebep olan, ülke ekonomisinde, toplumsal barışta ciddi sıkıntılar meydana getiren bu olayların arka planını olayların tarihsel süreçteki dönüm noktalarına değinerek anlatan Akpınar’ın, özellikle İslam görüntüsü altındaki hareketlerin yine İslam’a verdikleri zararlarla ilgili tespitleri, konferansta öne çıkan konu başlıkları arasındaydı.

Bütün peygamberler, bütün ilahi mesajlar, aksiyonerdir; reaksiyoner değildir!

Aslında Hz. Adem’den bu tarafa bütün din ve inançlar aksiyonerdir, bir müspet harekettir. Bediüzzaman’ın ifade ettiği gibi insanlara bir şeyler söyler, bir mesaj verir. Bir karşıtlık içermez. Reaksiyoner değildir. Hz. Adem de aksiyonerdir Hz. Musa da aksiyonerdir Hz. Davud da aksiyonerdir Hz. İbrahim de aksiyonerdir. Peygamberler, nebiler ve onların takipçisi olan veliler, büyük zatlar, temelde herhangi bir şeye karşı olmakla ortaya çıkmamışlardır. Bir şeyin zıttı, karşıtı, muhalifi, alternatifi değillerdir. Kendi tezlerini, Allah’tan aldıkları mesajları ortaya koymak, yeni bir toplum inşa etmek, ahlaklı, erdemli, düzgün, dürüst bir toplum inşa etmek için yola çıkmışlardır. Ancak ne var ki, bu vazifelerini yerine getirirken Hz. Musa, peygamberlik misyonunu yerine getirirken, mesajını topluma iletirken, yeniden ahlaklı, erdemli bir toplum inşa etmeye çalışırken karşısında dönemin muktedirlerini, dönemin güç ve kudret sahiplerini görmüştür yani Firavunu görmüştür. Normalde Hz. Musa’nın misyonu Firavun’la mücadele etmek değildir. Hz. İbrahim’in misyonu Nemrut’la savaşmak değildir. Hz. Peygamber sallallahu aleyhi veselleminmisyonu da Ebu Cehil’le savaşmak değildir. Hiçbir peygamberin, müspet hareket eden hiçbir zatın temel hedefi birine karşı olmak, birini yıkmak, birine darbe yapmak, birini bertaraf etmek değildir. Bütün bu zatların bu insanların temel hedefi, temel misyonu yeni bir toplum inşa etmektir; yeni bir nesil inşa etmektir. Yani aksiyoner olmaktır. Mekke dönemde husumet, düşmanlık, çatışma Hz. Peygamber’den çıkmamıştır. Peygamberler mesajlarını ilettikleri için dönemin muktedirleri bu mesajların iletilmesini kendi koltuklarına, kendi iktidarlarına, kendi egemenlik alanlarına tekzib gördükleri için onları düşman, hasım, rakip haline getirmiş ve mücadele ve bertaraf edilmesi gereken insanlar haline getirmiştir. Yoksa bütün peygamberler, bütün ilahi mesajlar, aksiyonerdir; reaksiyoner değildir.

Olayların Kökeninde Ötekileştirme Var!

Aksiyoner şudur; birine düşman olmazsınız; sadece sizin anlatmak istediğiniz mesajlar vardır, onları anlatır, onları iletirsiniz. Reaksiyoner olma ise daha çok ideolojilerin, siyasal hareketlerin sonucudur. Kartezyen mantık dediğimiz Hegel’de Marksist ideolojide tez bir de onun karşısında antitez vardır. Bunlar çatışır, sentez oluşur. Karşıtlık üzerinden devam eden bir yaklaşım vardır. Ama ilahi mesajlar, bir şey’in karşıtı değildir. Kendisi doğrudan bir mesaj sunma, bir mesaj verme, müspet hareket dediğimiz Bediüzzaman’da insanları bir noktadan alıp diğer bir noktaya getirme, teakmül ettirme, kemale erdirme, erdemli toplum inşa etme hedefi vardır. Ancak bu hedef bazılarına dokunduğu için, bazılarının çıkarlarını ihlal ettiği için, bazılarının iktidarına tehdit oluşturduğu için müspet hareket eden aksiyoner bu insanlar tarihin her döneminde, Hz. Adem’den bu tarafa dönemin güç sahipleri tarafından hep tehdit, tehlike olarak kabul edilmiş ve bertaraf edilmeye, terbiye edilmeye, sindirilmeye çalışılmışlardır. İslam’ın özünde reaksiyonerlik yani tepkisellik yoktur. Maalesef son yüz yıldır İslam dünyasında reaksiyoner bir İslam anlayışı vardır. Fransa’daki son olaylarda da bunu gördük; birine düşman olduğundan dolayı cihat ilan etme! Birine hasım olduğundan dolayı insanları öldürme, terör işleme… Bunların hepsi tepkiseldir. Fransa’da o iki gencin ölürken söyledikleri şey şuydu; ‘biz şehit olmak istiyoruz!’

Bugün TV’lerde haberlerde de var bu; o iki genç aslında uyuşturucu kullanan gençler. Aynı zamanda rap yapıyorlar. Normal hayatlarında İslami pratiklerle, ibadetlerle bir ilgileri yok. Tamamen Batı’dan gördükleri ötekileştirmenin etkileri bunlar. Şöyle farz ediyoruz; bu çocukları bir servis İslam’ı karalamak için kullanıyor olabilir… Bunun dışında bu iki çocuğun kendiliğinden bu hareketi yaptığını düşünsek bile, neticede İslami pratiklerle bir ilgisi olmayan, haram-helal diye bir derdi olmayan, uyuşturucu, alkol kullanabilen, bohem bir hayat yaşayan iki genç, tamamen Batı medeniyeti tarafından dışlandığından, ötekileştirildiğinden, belki Fransa gibi katı laikliğin uygulandığı bir toplumda, kimlikte de kalsa Müslümanlığından dolayı ötekileştirildiğinden dolayı aksiyoner değil, tamamen reaksiyoner bir harekete geçip kendince cihat ilan ediyor ve kendince yirmi tane insanı katledebiliyor. İşte bu reaksiyoner İslam’dır. Yani ötekinden dolayı bir teşebbüste bulunma, başkasına karşıt olmaktan dolayı hareket geliştirme, Filistin’e Yahudi düşmanlığından dolayı müdahale etme ve bundan dolayı mücadele etme, kafir ilan ederek Müslümanlığını hatırlama, kendi kimliğini başkası üzerinden tanımlama… Biz buna reaksiyoner yaklaşım diyoruz. Oysa İslam aksiyonerdir.

Siyasal İslam’ın hedefi insan değil ‘devlet’tir!

Peki, bu ne zaman çıkmış? Aslında bunun temelinde siyasal İslam dediğimiz İslam anlayışı vardır. Bu anlayış, reaksiyonerdir. Ötekine karşıttır, düşman üretir, öteki üretir ve sloganlar üzerinden, gerilimler üzerinden, hamaset üzerinden, Amerika, İsrail ve öteki düşmanlığı üzerinden kendi düşünce ve ideolojisini ayakta tutmaya çalışan bir anlayıştır. Aksiyoner değildir; Bediüzzaman’ın dediği gibi müspet hareket değildir. Kendi tezlerini, projelerini ortaya koyan bir nesil inşa etmeye yönelik bir yaklaşım değil, öteki üzerinden tepkisel tavırlar ortaya koyan yaklaşıma biz siyasal İslam diyoruz. Bunun karşısında da geleneksel ya da Nebevi İslam vardır. Bu peygamberlerin yoludur. Öteki üzerinden yürümez. İnsan yetiştirmeyi, kamil müminler yetiştirmeyi, örnek insanlar yetiştirmeyi hedefler. Bütün peygamberler bu yoldadır. Yine Anadolu’da ve İslam coğrafyasının pek çok yerinde olan tasavvuf ekolleri, tarikatlar da müspet hareket yöntemleri ve geleneksel İslam yöntemleridir. Süleyman Efendi’den Nakşibendi’ye, Menzil cemaatinden Mahmut Efendi’ye ve Nur cemaatlerine kadar hep geleneksel Nebevi İslami yaklaşımlardır. Bunların temel hedefi insan yetiştirmek, kamil müminler ve erdemli toplumlar üretmektir, ideal aileler yetiştirmektir. Siyasal İslam’ın hedefi ise, insan değil ‘devlet’tir. Gücü ve devleti hedefler, iktidarı kontrol etmeyi düşünür, kontrolü sağladıktan sonra toplumun İslamileşeceğini farz eder. Bu yaklaşım yaklaşık yüz yıldır İslam dünyasında etkindir. Ve son dönemlerde siyasal İslam’ın aslında bir yönüyle Mısır’dan Tunus’a, oradan Pakistan’a ve oradan Türkiye’ye kadar çöküş yaşadığını görüyoruz. Siyaset üzerinden İslam’ı anlatma ve onu gündemde tutma yaklaşımı yüz yıldır İslam coğrafyasında ve toplumlarında çok etkindi ama son beş-on yıldır bunun ciddi bir çöküş yaşadığını görüyoruz. Türkiye’de de bu yaklaşım bir çöküş ve çöküntü süreci içerisinde. Mısır’da İhvanı Müslimin siyasal İslam’ı temsil eder ki Sisi’nin darbesiyle orada siyasal İslam irtifa kaybına uğradı. Tunus’ta Gannuşi’nin başında olduğu hareket yine oradaki yerleşik güçler tarafından bertaraf edildi ve Gannuşi geri adım attı ve toplumsal barışı öne aldı ve şu anda demokrasi Tunus’ta işliyor. İran’da siyasal İslam vardır ve toplumla devlet arasında çok ciddi problemler de söz konusudur. Suudi Arabistan şeriatla idare edilen bir devlettir, siyasal İslam’ın uygulandığı bir yerdir ama ciddi problemler vardır. Türkiye’de de aslında son bir yıldır siyasal İslam anlayışının çöktüğünü görüyoruz. Fakat Türkiye’deki bu çöküşün diğer İslam coğrafyalarından daha acınası bir şekilde çöktüğünü söyleyebiliriz. Mısır’da Sisi’nin darbesiyle, Tunus’ta yine askeri-bürokratik vesayet üzerinden çöken siyasal İslam, Türkiye’de maalesef yolsuzluklardan, usulsüzlüklerden, hırsızlıklardan, uyuşturucudan, kötü yönetimden dolayı çöküyor. Ve yüz yılın sonunda geldiğimiz noktada şu anda bütün İslam coğrafyasında bütün entelektüeller ve toplum önderleri bir asır hakim olmuş bu sistemi sorguluyorlar. Yeniden geleneksel İslam’a bir dönüş var.

Devlet bir araçtır, devleti yönetmek seküler bir durumdur.

Devletin adaletli olması beklenir; İslami olması değil. Eğer adaletle topluma hükmediyorsa bir ifadesi vardır devletin yoksa adı İslami olan bir devlet zulmediyorsa bu devlet makbul bir devlet değildir ama siyasal İslamcı yaklaşımda devleti ele geçirdiğinizde toplumun ahlaklı hale geleceğine, faizin biteceğine (Merhum Erbakan’ın sözlerini hatırlayın ‘faiz lobisini bitireceğiz’), İslam’a dair her şeyin bir anda hakim hale geleceğine inanılır. Namaz kılan, dini bütün, haram helale dikkat eden bir adam başka bir partideyse onun Müslümanlığını sorgularlar, makbul görmezler ki bugün de durum aynen böyledir. Her türlü haltı işlese dahi kendi partisine oy veren adam ise Müslümandır, İslamcıdır. Çünkü din ideoloji haline getirilmiştir. Siyasal İslamcıların İslam’a yaptıkları en büyük kötülük de budur zaten.

 

 
 
12 Ocak 2015 Pazartesi 13:23
 
 
(0 Yorum Yapıldı)Yorumlar
<p>Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.</p>
 
Bu Kategorideki Diğer Haberler
 
KDV sistemi değişiyorToroslarda yüzme kursları başladıToroslar’da, Yapılandırma Başvuruları BaşladıGüneş Doğarken İşçilerle Sabah MesaisindeTarih, doğa, deniz, güneş, müzik ve dans kansere karşı birleştiİçel Soroptimist Kulübü, 'Obezite ile Savaş' semineri düzenledi.Bisiklet durursa hayat dururTarsus Sev’in Robotik Takımı’na İki Ödül BirdenMobbing ve Hukuksal Boyutu Ele AlındıGüzel Konuşma ve Diksiyon
MTSO’ya teşekkür belgesiMenderes Gönüllü Evi, Mezitli'nin Filizleri ailesine katıldı
 
 
Yazarlar
Yazarlar RSS Beslemesi
 
 
 
Gazete Manşetleri
 
 
Namaz Vakitleri
 
  • İmsak05:56
  • Güneş07:37
  • Öğlen12:45
  • İkindi15:18
  • Akşam17:33
  • Yatsı19:03
 
Anket
.
 
İddaa
 
Lig Puan Durumu
 
Takımlar
O
G
B
M
P
1
Galatasaray
15
10
2
3
32
2
Başakşehir
15
9
3
3
30
3
Fenerbahçe
15
8
5
2
29
4
Beşiktaş
15
7
6
2
27
5
Kayserispor
15
7
6
2
27
6
Göztepe
15
8
3
4
27
7
Trabzonspor
15
7
4
4
25
8
Bursaspor
15
7
3
5
24
9
Sivasspor
15
7
1
7
22
10
Akhisarspor
15
5
4
6
19
11
Kasımpaşa
15
5
3
7
18
12
Aytemiz Alanyaspor
15
5
2
8
17
13
Malatyaspor
15
4
4
7
16
14
Osmanlıspor
15
4
2
9
14
15
Antalyaspor
15
3
5
7
14
16
Gençlerbirliği
15
3
3
9
12
17
Konyaspor
14
3
2
9
11
18
Karabükspor
14
2
2
10
8
 
Şampiyonlar Ligi
 
UEFA Avrupa Ligi
 
Alt Lig
 
 
Tarihte Bugün
1816 - Indiana 19.cu eyalet olarak ABD'ye katıldı.
1901 - İlk masa tenisi turnuvası Birleşik Krallık'ta düzenlendi.
1927 - Doğu illerinde Birinci Genel Müfettişlik kurulmasına karar verildi; müfettişliğe İbrahim Tali Bey (Öngören) atandı.
1928 - İkinci İktisat Şûrası toplandı.
1931 - Westminster Tüzüğü 1931 ile Birleşik Krallık dominyonlarına kendini yönetme hakkı verildi.
1936 - VII. Edward tahttan çekildiğini açıkladı.
1937 - II. İtalya-Habeşistan Savaşı: İtalya Milletler Cemiyeti'nden çekildi.
1941 - Adolf Hitler ve Benito Mussolini'nin açıklamasıyla Almanya ve İtalya, Amerika Birleşik Devletleri'ne savaş ilan etti.
1946 - Birleşmiş Milletler Çocuklara Yardım Fonu (UNICEF) kuruldu.
1949 - Birleşmiş Milletler, Filistinli mültecilerin kendi topraklarına dönme hakkını kabul etti.
1952 - Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu'nda ilk uygulama: Telif hakkı Yelpaze mecmuasına ait olan bir resimli romanı yayınlayan Hürriyet gazetesi aleyhine dava açıldı.
1962 - Türkiye'de Milli Güvenlik Kurulu Genel Sekreterliği kuruldu.
1962 - Kanada'da son kez bir mahkuma idam cezası uygulandı.
1964 - Che Guevara, New York'taki Birleşmiş Milletler Genel Kurulunda bir konuşma yaptı. Konuşma sırasında binaya dışarıdan havanla ateş edildi, faili bulunamadı.
1971 - İstanbul Televizyonu yayınlarını haftada iki günden dört güne çıkardı.
1972 - Genişletilmiş Komuta Konseyi, Türk Silahlı Kuvvetleri'nin Demokrat Parti'lilerin siyasi haklarının iadesine karşı olduğunu açıkladı.
1976 - Ankara Üniversitesi süresiz kapatıldı.
1976 - İstanbul'da Bebek Maksim Gazinosu yandı.
1977 - Yerel seçimler sonuçları: CHP 715, Adalet Partisi 710, MHP 58, Milli Selamet Partisi 46, Cumhuriyetçi Güven Partisi 7 ve bağımsızlar 171 belediye başkanlığı kazandılar.
1987 - Necatigil Şiir Ödülü Ahmet Oktay'a verildi. Şair ödülü, 'Yol Üstünde Semender' adlı yapıtıyla aldı.
1991 - Avrupa Birliği ülkeleri, 1999'un para birliği için son tarih olacağını açıkladı.
1993 - Türkiye'nin Bağdat Büyükelçiliği İdare Ataşesi Çağlar Yücel Bağdat'ta aracının içinde uğradığı silahlı saldırı sonucu şehit oldu.
1994 - Başbakan Tansu Çiller "Ne mutlu Türkiye vatandaşıyım diyene" dedi.
1994 - Tek yanlı olarak bağımsızlığını ilan eden Çeçenistan'a Sovyetler Birliği yüzlerce tank ve askerle girdi.
1997 - Susurluk olayı nedeniyle DYP milletvekilleri Mehmet Ağar ve Sedat Bucak'ın dokunulmazlıkları kaldırıldı.
1997 - Kyoto Protokolü imzaya açıldı
1999 - Avrupa Birliği Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesi sona erdi. Sonuç belgesinde Türkiye'nin "adaylığı kesinleşti."
2001 - Çin Halk Cumhuriyeti, Dünya Ticaret Örgütü'ne katıldı.
2002 - Amerikan Temsilciler Meclisi ve Senatosu, istihbarat faaliyetlerinin eşgüdümünün daha iyi sağlanabilmesi için iç istihbarat örgütü kurulmasını tavsiye etti.
2004 - İstanbul Modern Sanat Müzesi açıldı.
2009 - Demokratik Toplum Partisi, Anayasa mahkemesi kararıyla kapatıldı.
 
Get our toolbar!
 
Arşiv
 
Bumerang - Yazarkafe
 
Süper Loto
07.12.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu010609114549
 
On Numara
04.12.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu03050608111315161922252629344142445166697477
 
Sayısal Loto
09.12.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu020711283246
 
Şans Topu
06.12.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu020510323401
 
 
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji