Türkiye Tanıtım Grubundan Proje Çağrısı

Ana Sayfa » Gündem » Soma Faciasının Arka Planı Üzerine Notlar... Sibel Gazi Tabel yazdı

Soma Faciasının Arka Planı Üzerine Notlar... Sibel Gazi Tabel yazdı

Artık “tükettiğin kadar varsın, paran kadar adamsın” empozesinden kurtulup, insani olana, doğal olana, eşit paylaşmaya, adalete, özgürlüğe, mutluluğa değer vermeyi öğrenmek zamanıdır.

 
 
Soma Faciasının Arka Planı Üzerine Notlar... Sibel Gazi Tabel yazdı

Hepimizi unutulmayacak derin bir kedere, gözyaşlarına boğan Soma faciası ulusal ve uluslararası ekonomik-politik ve siyasal bağlamından kopuk bir biçimde yeterince kuşatıcı biçimde algılanamaz. Tam anlayamayınca çözüm üretmek de zorlaşır.

Devletten beklenen sermaye ile emekçiler arasında bir denge unsuru olması ve dahası emekçileri ve zayıf halkaları korumasıdır. Ancak belki de doğaları gereği devletler genellikle sermayeden yana taraf olurlar. Türkiye’de de durum farklı değildir. Özellikle 12 Eylül darbesinden sonraki süreçte hükümetler, liberalleşme, özelleştirme uygulamaları ile denetimsiz bir serbest piyasa ekonomisine doğru rotalarını çevirmişlerdir. Son on yıldan bu yanaysa doğayı ve insanı alabildiğine sömüren tamamen vahşi bir kapitalizm tüm kurum ve kurallarıyla hüküm sürmektedir.

Belki genç okurlar arasından kapitalizmin ne olduğunu bilmeyenler de olabilir. Bu nedenle anlamını Ahmet Ümit Aloğlu’nun yazısındaki tarifi ile anımsayalım: “Kapitalizm, üretim araçlarının büyük bölümünün, hizmetlerden üretime bütün işletmelerin özel sektöre ait olduğu; gelir dağılımının sermaye sahiplerinin canının istediği şekilde yapıldığı; üretim, mal ve hizmet fiyatlarının arz ve talebin piyasa ekonomisi tarafından belirlendiği ekonomik sistemdir. Bu tanımın içinde insan yoktur, insan sağlığı, insan yaşamı yoktur…Bu tanımın içinde eğitimde fırsat eşitliği, çağdaşlık yoktur.” (Aloğlu, Mayıs 2014).

1980’li yıllardaki başlayan, “ekonomi yönetiminde kamusal yerine piyasa mekanizmalarının konulmasının ne kadar gerekli olduğu; verimlilik ve refaha ancak bu yolla ulaşılacağı şeklindeki derin derin işlenen bir algı yönetimi ve bununla başat giden politikalar,” kamu madenciliğini de bitirmiştir.

 

Örnek vermek gerekirse, özelleştirmenin gerekliliğini ispatlamak istercesine üretim kapasitesinin yarısı ile çalışmaya mahkum edilen bir kurum elbette zarar edecektir. Dünyanın hiçbir yerinde yarı kapasite çalışan bir kurumdan kar etmesi beklenemez. Bu tür planlama hatalarını ve hesapsız doğalgaz anlaşmalarını hesaba katmadan verimsiz diye suçlanan madencilik kuruluşları birer enkaz yığını haline getirildikten sonra özelleştirilmiştir.

Dünyada kömür üretiminde birinci sırada yer alan Almanya’da ‘maden' konusu devlet kontrolündeyken, Türkiye madenleri 2004 yılından itibaren taşeronlara açılmıştır ve ölümler 3 kata kadar artmıştır.

Soma’da yüzlerce işçinin şehit olduğu kömür ocağını işleten Soma Holding’in sahibi Alp Gürkan, 30 Eylül 2012′de Hürriyet’ten Vahap Munyar’a: “Türkiye Kömür İşletmeleri (TKİ) Soma’da kömürü kendisi çıkarırken tonunu 130-140 dolara mal ediyordu. Biz 23.80 dolara çıkarma taahhüdü verdik.” demiştir. Nasıl bu kadar ucuza mal eder? Madenlerde işletme maliyetini yükselten en önemli iki unsurun işçi ücretleri ile işçi güvenliği ve işyeri sağlığı olduğunu ise konunun uzmanları ifade etmektedir.

Soma’da ve Manisa’da Yanık Ünitesi Bile Yok!

15 bin maden işçisinin 12 bininin yeraltında çalıştığı Soma’da sadece 2013 yılında 5 bin iş kazası meydana gelmiştir. Bunların çoğu madendeki yanık kazaları.. Soma Devlet Hastanesi'nde ve hatta Manisa merkezde bile yanık ünitesi olmadığı için yanık yaralıları başka illere sevk edilmek için saatlerce bekletilmekte ve bu da ölümlere neden olmaktadır. Sadece bu bile işçilere devletin verdiği önemin göstergesidir. Acilen Soma Devlet Hastanesinde en gelişmiş biçimde bir ‘Yanık Ünitesi’ kurulmalıdır.

Soma’da yüzlerce tertemiz insanımızı kaybetmenin ardından söylenebilecek hem çok şey var, hem de hiçbir söz yetmiyor. Göz göre göre sakınılmamış olan bu facianın ihmaller, iş güvenliği gibi görünür nedenlerinin arka planında yatan nedenlerden yalnızca birkaçı aşağıda ele alınmaktadır.

SOMA HOLDİNG’İN HÜKÜMETLE YAKIN BAĞLAR İÇİNDE OLMASI

Modern, demokratik sosyal hukuk devletinde olması gereken devletin, hükümetin tüm firmalara eşit mesafede durması değil midir? Hangi hükümet döneminde olursa olsun, herhangi bir şirketin hükümetle yakın olması, o şirketin denetlenememesini, torpili, kayırmayı muhakkak getirir. Hele durması gereken sınırlarını bilmeyen, güçler ayrılığını ayak bağı gören bu hükümetle içiçe olan şirketlerden şeffaf biçimde hesap soracak bir müfettiş, denetçi, savcı ve hatta milletvekili bulmak dahi güçtür. Nitekim işçilerin anlattıkları da bu doğrultudadır.

Soma Holding’in AKP ile çok yakın bağlar içinde olduğu bölge halkı tarafından belirtilmektedir. Soma Holding Maden İşletmeleri Genel Müdürü Ramazan Doğru’nun eşi Melike Doğru 30 Mart yerel seçimlerinde AKP’den Manisa Büyükşehir Belediye Meclis üyesi seçilmiştir.

Ayrıca Soma halkı, Soma Holding’in çıkardığı ve üzerinde ‘satılmaz’ yazan kömür torbalarının seçimden önce hem Soma belediyesince dağıtıldığını, hem de AKP’nin seçim çalışmalarında kullanılmak üzere tüm Türkiye’ye dağıtıldığını söylemektedir.

Halkın vergileriyle oluşan devlet bütçesinin bir iktidar tarafından kendisine oy menfaati sağlamak için harcanması etik değildir. Sosyal devlet olmak sadaka gibi onur kırıcı yardımlar dağıtmakla sağlanmaz. Anayasanın verdiği yükümlülükle devletin, işsiz vatandaşa maaş, kira yardımı ve sağlık hizmeti bütününü bir lütuf gibi değil, yasal bir hak olarak sağlaması gerekir.

Almanya bu konuda örnek alınabilir. Almanya’da yardım alan vatandaşlara iş bulması için eğitimler verilir, iş bulmasında yol gösterilir, yardım edilir. Verilen maaş yine kent ekonomisine girer, bu maaşın harcanması esnasında dolaylı vergi alınmış olur, ekonomi canlanır, suç oranı azalır, özgür yurttaş, başı dik vatandaş olur.

MADEN KANUNU ve ILO 176 SÖZLEŞMESİ

 

AKP hükümeti kamu yönetimini liberal ilkeler doğrultusunda yeniden yapılandırma amacına ve parti tabanıyla yerli ve yabancı sermayeden gelen baskılara göre yeni yasalar çıkarmaktadır. Adeta doğaya ve kamusal olana savaş açtığı görülen hükümet, maden alanında da “para için her şey mübah” zihniyetiyle davranmaktadır.

2004 yılında yürürlüğe giren 5177 sayılı Kanunla büyük ölçüde değişikliğe uğrayan 2613 sayılı Maden Kanunu bunun ispatlarından birisidir. Bu yasayla, en iyi nitelikteki ormanlar, ağaçlandırma sahaları, özel koruma bölgeleri (dünyanın sayılı ekosistemine sahip olan Kazdağları gibi), milli parklar, meralar, sit alanları, su havzaları, kıyı alanları, turizm bölgeleri, askeri yasak bölgeler ve şahsa ait özel alanlar madencilik faaliyetine açılmıştır.

2003-2006 yılları arasındaki dört yıllık sürede orman alanlarında verilen maden işletme izni sayısı yılda ortalama 218’den 2007 yılında 2089’a; maden tesis izni sayısı 576’dan 2211’e yükselmiştir. Aynı dönemde maden işletme izin alanı; 3637 hektardan 1168 hektara ; maden tesis izin alanı da 434 hektardan 2146 hektara çıkmıştır (Orman Genel Müdürlüğü, 2007).

En üzücü ve şaşırtıcı gelişmelerden birisi olan yeni düzenleme ile petrol, jeotermal kaynak ve maden arama faaliyetleri, çevre önlemlerinde katı ölçünler getiren Çevresel Değerlendirme Raporu, kısaca ÇED kapsamı dışında tutulmaktadır. Ayrıca maden rezervlerinin yüzde 10’una kadar işletilebileceği ‘arama dönemi’ için herhangi bir çevresel koruma önlemi de öngörülmemektedir.

 

Tüm bu anlatılanlar ışığında temel hedef sadece kazancı maksimuma çıkarmak olunca, kömür madeni sahiplerine ve hükümetlere önemli sorumluluklar getiren Uluslararası Çalışma Örgütü’nün (ILO) “Madenlerde Güvenlik ve Sağlık Sözleşmesi”ni Türkiye 19 yıldır imzalamamaktadır. Örneğin kuralların keyfiyetine bağlı olarak, Soma’daki vardiya değişiminin kazmanın bir an boş kalmaması için maden içinde yapılması kazada ölüm sayısını artırmıştır. Yeni acılar yaşanmaması için sözleşme imzalanıp, hayata geçirilmelidir.

 

YANLIŞ TARIM POLİTİKASININ SOMA’LILARI MADENLERE İTMESİ

 

İzlenen yanlış politikalarla bölgede tarımın neredeyse yok edilmesinden dolayı Soma’lılar madenlerde çalışmak zorunda bırakılmışlardır. 1000 liraya ölümü göze alıp çalışmak bir tercih değil, mecburiyet olmuştur. Bölgede yeni ekonomik faaliyet alanları yaratılmalıdır.

SONUÇ

Görülen odur ki temel mesele yönetici kadronun yalnız sermayeden yana değil, daha fazlası olmasıdır; yani sermayenin emrinde ve bizzat sermayenin kendileri haline dönüşmeleridir. Kapitalizme tamamen teslim olmuşlardır.

1980’den bugüne bireysel ve toplumsal olarak erozyona uğrayan belki de en önemli şey, davranışların itici gücü olan “değerler sistemi” alanındadır. Georg Simmel’in ünlü yazısı “Metropol ve Zihinsel Yaşam” da ifade ettiği şu cümleler gelinen noktayı anlatır:

“Bütün türlü türlü şeylere tek ve aynı biçimde eşdeğer olmakla para, en korkutucu düzey belirleyici hale gelir. Para şeylerin bütün nitel farklılıklarını “kaça?” terimiyle açıklar. Para, bütün renksizliğiyle ve farksızlığıyla bütün değerlerin ortak adlandırıcısı haline gelir; şeylerin özünü, bireyselliklerini, özgül değerlerini ve karşılaştırılamazlıklarını geri dönüşü olmayacak biçimde boşaltır.”

Artık “tükettiğin kadar varsın, paran kadar adamsın” empozesinden kurtulup, insani olana, doğal olana, eşit paylaşmaya, adalete, özgürlüğe, mutluluğa değer vermeyi öğrenmek zamanıdır. Toplumsal dayanışmamızı diri tutarak bizi temsil etmekle yetki verdiklerimizin bizden üstte değil, bizim hizmetimizde olduklarını bilmek ve bildirmek zamanıdır. En üst düzeyde olanı, ünlüsü veya zengini demeden hiç ama hiç kimseyi gözümüzde büyütmemek, kimsenin önünde eğilmemek ve birbirimize her zamankinden çok sığınmak zamanıdır.

Ancak o zaman analarının ak sütü kadar helal bir kazanç için onuruyla çalışan ve ölen şehitlerimizin ruhları şad olacaktır.

Sibel Gazi Tabel

 
 
 
17 Mayıs 2014 Cumartesi 15:40
 
 
(2 Yorum Yapıldı)Yorumlar
<p>Ahmet Ümit Aloğlu</p> <p>2014-05-17 20:14:35</p> <p>Beyninize, ellerinize sağlık. İnsanın, kendisi gibi ama kendisinden daha doğru, daha derin, daha kapsayıcı düşünen arkadaşları olması guru verici. Seninle guru duyuyorum.</p> <p>Mustafa Avcu</p> <p>2014-05-17 16:11:32</p> <p>Güzel bir yazı olmuş,kalemin daim olsun. </p>
 
Bu Kategorideki Diğer Haberler
 
KDV sistemi değişiyorToroslarda yüzme kursları başladıToroslar’da, Yapılandırma Başvuruları BaşladıGüneş Doğarken İşçilerle Sabah MesaisindeTarih, doğa, deniz, güneş, müzik ve dans kansere karşı birleştiİçel Soroptimist Kulübü, 'Obezite ile Savaş' semineri düzenledi.Bisiklet durursa hayat dururTarsus Sev’in Robotik Takımı’na İki Ödül BirdenMobbing ve Hukuksal Boyutu Ele AlındıGüzel Konuşma ve Diksiyon
MTSO’ya teşekkür belgesiMenderes Gönüllü Evi, Mezitli'nin Filizleri ailesine katıldı
 
 
Yazarlar
Yazarlar RSS Beslemesi
 
 
 
Gazete Manşetleri
 
 
Namaz Vakitleri
 
  • İmsak05:39
  • Güneş07:18
  • Öğlen12:38
  • İkindi15:20
  • Akşam17:38
  • Yatsı19:05
 
Anket
.
 
İddaa
 
Lig Puan Durumu
 
Takımlar
O
G
B
M
P
1
Galatasaray
12
8
2
2
26
2
Başakşehir
12
8
2
2
26
3
Beşiktaş
12
6
4
2
22
4
Kayserispor
12
6
4
2
22
5
Fenerbahçe
12
5
5
2
20
6
Sivasspor
12
6
1
5
19
7
Bursaspor
12
5
3
4
18
8
Göztepe
12
5
3
4
18
9
Akhisarspor
12
5
3
4
18
10
Aytemiz Alanyaspor
12
5
2
5
17
11
Trabzonspor
12
4
4
4
16
12
Malatyaspor
12
4
2
6
14
13
Antalyaspor
12
3
4
5
13
14
Kasımpaşa
11
3
3
5
12
15
Konyaspor
12
3
2
7
11
16
Karabükspor
11
2
2
7
8
17
Osmanlıspor
12
2
2
8
8
18
Gençlerbirliği
12
2
2
8
8
 
Şampiyonlar Ligi
 
UEFA Avrupa Ligi
 
Alt Lig
 
 
Tarihte Bugün
1910 - Meksika devrimi başladı.
1922 - Lozan Konferansı'nın açılış töreni yapıldı.
1923 - Halk Fırkası Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti örgütünü bünyesine aldı.
1936 - İspanya İç Savaşı'nda faşist ayaklanmaya karşı Cumhuriyetçiler safında mücadele eden anarşist önderlerden Buenaventura Durruti öldürüldü.
1939 - BBC Türkçe Servisi, yayınlarına başladı.
1940 - Macaristan, Mihver Devletleri'ne katıldı.
1943 - İstanbul Teknik Üniversitesi kuruldu.
1945 - II. Dünya Savaşı'ndan sonra Nürnberg duruşmaları başladı.
1949 - Türk Milli Futbol Takımı, Dünya Kupası grup eleme maçlarının ilkinde Suriye'yi 7-0 yendi.
1953 - Türkiye'deki ilk otomobil mukavemet yarışı İstanbul-Ankara-İzmir-İstanbul güzergâhında yapıldı.
1959 - Birleşik Krallık, Avusturya, Danimarka, Norveç, Portekiz, İsveç ve İsviçre kısa adı EFTA olan Avrupa Serbest Ticaret Birliği anlaşmasını imzaladılar.
1959 - Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Deklarasyonunu yayınladı.
1961 - Türkiye'de ilk koalisyon hükümeti, Başbakan İsmet İnönü tarafından Adalet Partisi ve Cumhuriyet Halk Partisi'ne mensup bakanlarla kuruldu.
1962 - Amerika Birleşik Devletleri Küba ablukasına son verdi.
1975 - İspanya'yı 36 yıl diktatörlükle yöneten General Franco öldü.
1979 - İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi ve Siyasal Bilgiler Fakültesi Dekan Yardımcısı Prof.Dr. Ümit Doğanay uğradığı saldırıda öldürüldü.
1984 - Evrende Dünya dışı canlıların varlığını araştıran SETI kuruldu.
1985 - Microsoft Windows 1.0 piyasaya verildi.
1989 - Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesi kabul edildi.
1994 - Dünya Halter Şampiyonası'nda Naim Süleymanoğlu 64 kiloda 5 dünya rekoru kırdı ve 3 altın madalya aldı.
1998 - İtalya 12 Kasım'da Roma havaalanında yakalanan PKK lideri Abdullah Öcalan'ı serbest bıraktı.
2003 - El Kaide bağlantılı teröristler İstanbul, Levent'teki HSBC Bankası genel müdürlüğü ve Beyoğlu'ndaki İngiliz Konsolosluğu'na bombalı saldırı düzenledi. En az 30 kişi öldü, 400'den fazla kişi yaralandı.
2009 - Twilight Serisi'nin 2. filmi New Moon (Yeni Ay), vizyona girdi.
 
Get our toolbar!
 
Arşiv
 
Bumerang - Yazarkafe
 
Süper Loto
16.11.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu121424303145
 
On Numara
13.11.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu10121315202532414344454653565759626465676874
 
Sayısal Loto
18.11.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu011113182649
 
Şans Topu
15.11.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu030508233211
 
 
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji