Mersin hinterlandı Ocak-Kasım 2016 ekonomik verileri açıklandı

Ana Sayfa » Güncel » Suriyeli 'misafirler' üzerine değerlendirme...(1).. Abdullah Ayan yazdı

Suriyeli 'misafirler' üzerine değerlendirme...(1).. Abdullah Ayan yazdı

Suriyeli konukların durumu, kısa ve uzun vadede yapılması gerekenler...

 
 
Suriyeli 'misafirler' üzerine değerlendirme...(1).. Abdullah Ayan yazdı

Topraklarını esir alan şiddetten, kol gezen ölümden korkup, hayata tutunma adına sınırın daha güvenli bölgesine, Anadolu' ya akmaya başlayan Suriyeli insan selinin hangi sözcükle tanımlanması gerektiğini yukarıdaki başlığı seçerken de epeyi düşündüm.

Kimi medya göçmen diyor oysa bu zorunlu misafirler göçmen değil. Sığınmacı mı, muhacir mi desek? Evet, bu tanım daha yakın ama hiç biri tam olarak son iki yılda gözümüzün önünde cereyan eden gelişmeleri tarif etmeye yetmiyor.

Ben muhacir tanımını, sığınmacı sözcüğünden hem daha insani hem de gelenlerin hicret duygusuna yakın olması nedeniyle tercih ediyorum. Hatta dileyen "Tanrı misafirleri" de diyebilir ama son zamanlarda Türkiye geneline hâkim olan "nereden çıktı bu insanlar" duygusu ve o duyguyu pekiştirmek için ortalığa düşenlerin katkısıyla ortaya çıkan algı "misafir" tanımından ne kadar uzaklaştığımızı da ortaya koyması nedeniyle gerçekten çok ironik bir hal alıyor.

**

Son olarak Birleşmiş Milletler' in açıkladığı rakamlara göre ülkesini terk etmek zorunda kalan 3,2 milyon Suriyelinin yarısından fazlası (rakam her gün değişse ve kayıt altına alınmamış epeyi insan söz konusu olsa da Türkiye' de devletin belirlediği 1,7 milyon) Türkiye' de hayata tutunmaya çalışıyor.

Üç yılın sonunda ve ortaya çıkan tablo ışığında bir güzel, bir de kötü habere kendimizi hazırlamamız gerekiyor.

İyi haber; olaylar ilk başladığında Türkiye' nin barındırabileceği insan sayısı 100 bin ve kırmızı çizgi 200 bin olarak açıklanmasına rağmen, o belirlenen tüm sınırlar daha ilk günlerde allak bullak olsa da, gerek kamplarda gerek kamplar dışında barınan insanlarda herhangi bir salgın hastalık, temel ihtiyaçlara erişim konusunda ciddi anlamda hiç bir sıkıntı yaşanmadı.

Aksine ve özellikle çocuklara BM ve Dünya Sağlık Örgütünün önerdiği tüm aşılar yapıldı, kamplara sağlıklı su ve günlük kalori ihtiyacını karşılayacak gıda tedariki sağlandı.

Üstelik Türkiye şu ana kadar 5 milyar doları bulan harcamaların neredeyse tamamını uluslararası yardım kuruluşları ve başka ülkelerin katkısı olmadan yaptı.

Sağlık ve barınma konusunda ciddi sıkıntı yaşanmadı, eğitim konusunda zaman içinde gelenlerin kalıcılık olasılığı güçlendikçe ortaya çıkan ciddi sorunlar var ama bunlar da aşılmaz türden değil.

Bu fotoğrafın olumlu yüzü bir başka ifadeyle iyi haber...

Ama her şey öyle güllük gülistanlık değil. Bir de kötü haber, hayli karamsar senaryo var:

Esad ile anılan Suriye rejimi bu halk kalkışmasının karşısında uzun süre direnemez, "altı ay, bilemediniz bir yıl içinde çeker gider" beklentisi ve bu beklentiye yönelik tüm senaryolar çökmüş bulunuyor. Ülkede gittikçe şiddetlenen iç savaş ve ortaya çıkan yıkımın daha uzun yıllar süreceği, o zaman sonunda çatışmalar bitse de enkazdan geriye ne kalacağı, kısaca ortaya çıkan bataklıktan nasıl bir yeni ülkenin doğacağı yanıtlanması imkânsız bir soru...

Bu nedenle sosyolojik açıdan zaten genel kabul gören "göç geriye dönmez" ilkesinin karşımızdaki gerçekle daha bir pekiştiğini kabul etmek zorundayız.

Kısaca ve kimi saha çalışmalarıyla örtüşen tablodan çıkaracağımız temel sonuç şudur: Türkiye' ye sığınmış 1,7 milyon -ki IŞİD ve benzeri yapıların toplu katliam, toplu tehcir tehdidi nedeniyle sayının çok daha yukarılara tırmanma olasılığı hayli yüksek- insanın kısa vadede geri dönme ihtimali yok... Ve orta vadede çatışmalar azalsa da gelenlerin bir milyonunun misafirliği kalıcı iskâna dönüşecek.

Çok daha lokal Lübnan iç savaşının 15 yıl sürdüğünü, aradan geçen onca zamana rağmen topraklarını terk edenlerin çok az bir kısmının gittikleri ülkelerden geriye döndüğünü ve Lübnan' ın çatışmaların bittiği 1990' dan 2014' e yaklaşık 25 yıldır halen kendine gelemediğini not etmekte yarar var.

Bu nedenle makro olarak Türkiye ve özelde Mersin bu gerçekle yüzleşmek, gelen Suriyelilerle bir arada yaşama iradesini pekiştirip yol haritalarını buna göre planlamak zorunda.

Kızmanın, kırmanın daha beter acılara yol açacağını ve bu insanlara kötü davranmanın caydırıcılık şöyle dursun, daha derin sorunları doğuracağı gerçeğini göz ardı etmeden sağduyulu olarak konuyu masaya yatırdığımızda bundan sonra yapılacakları kısa, orta ve uzun vadeli olarak genel hatlarıyla şöyle sıralayabiliriz:

Kısa vadede yapılması gerekenler:

-Mersin' de objektif ve gerçekten sahaya inen, ayakları yere basan bir envanter yapmak zorundayız. Kentte yaşayan Suriyeli sayısı konusunda bile bugün elimizde sağlıklı veri yok. Sayı konusunda resmi kurumlarla, Suriyelilerin oluşturduğu yapılanmaların iddia ettiği rakamlar o kadar farklı ki, gerçeğin ne olduğunu bilmeden ortaya atılacak hiç bir çözüm önerisinin sağlıklı olma şansı yok.

Örneğin Valilik ve Emniyet Müdürlüğüne dayanan resmi kayıtlara göre Mersin' de 51 bini kayıtlı (bu sayı daha önce 41 bin olarak deklare ediliyordu) ve 15 bini kayıt dışı olmak üzere 66 bin Suriyeli olduğu varsayılıyor ama Suriyelilerin kurduğu derneğe göre bu sayı 200 bin. Üniversitenin yaptığı söylenen saha çalışmasında rakamın 110 bin olduğu söyleniyor, kentte de yaygın kanı 100 bin civarında olduğu yönünde.

Görüldüğü gibi kesin sayı bilinmediği gibi ortaya çıkanlar da tutarlı değil. Oysa sağlıklı veriler elde olmadığı sürece yapılacak hiç bir projeksiyonun sağlıklı olma şansı yok.

O nedenle vakit geçirmeden ve her türlü olanak sonuna kadar değerlendirilerek aşağıdaki verilerin ortaya koyulacağı kapsamlı ve güvenilir bir sayıma ihtiyacımız var:

"Kentte kaç Suriyeli yaşıyor, hane büyüklüğü, yaş dağılımı, eğitim durumu, ortalama gelirleri, çalışır konumdakilerin meslekleri -çalışabilecekleri işler- ve akla gelebilecek, çeşitli projelere ışık tutacak daha pek çok ayrıntı eklenerek ortaya çıkacak sayım ve araştırma" olmadan atılacak hiç bir adım yarına ışık tutamayacak. Bu sayım ve nüfus projeksiyonu Suriyelilerin yoğun yaşadığı tüm kentler için de geçerli. Örneğin devletin resmi kayıtlarına göre Gaziantep' te yaklaşık 240 bin Suriyeli var ama genel kanı bunun gerçekte iki katına yakın olduğu...

Sağlıklı bir sayım hem gerçeği görmemizi sağlayacak hem de bunun güvenilir olması kimi yanlış algıları da ortadan kaldıracak.

Abdullah Ayan

 
3 Kasım 2014 Pazartesi 08:45
 
 
(0 Yorum Yapıldı)Yorumlar
<p>Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.</p>
 
Bu Kategorideki Diğer Haberler
 
Son 24 Saat
Haberler RSS Beslemesi
 
 
Çalgı Çengi’nin Ünlü Oyuncuları Forum Mersin’de Hayranlarıyla Buluşuyor Çocukların isteğiyle Mezitli'ye kar yağdıAkdeniz İlçe Teşkilat İçi Eğitim Ve Referandum Hazırlık Toplantısını GerçekleştirdiÖzturan,10 Ocak Çalışan Gazeteciler Gününü KutladıMESİAD Başkan Vekili Hasan Engin, 10 Ocak Çalışan Gazeteciler gününü kutladıErcik, 'Güçlü Bir Demokrasi Güçlü Bir Basın İle Mümkündür'Facebook messenger'de sohbet odaları başlıyorBu bilgisayar saniyede 93 trilyon işlem yapıyorGalaxy S7 dört farklı versiyonla geliyorLamborghini mi, Ferrari mi?Facebook'un karı %52 artışla 5,84 milyar dolarDengede durarak felç olma riskinizi ölçün
 
Yazarlar
Yazarlar RSS Beslemesi
 
Bumerang - Yazarkafe
 
 
Get our toolbar!
 
Gazete Manşetleri
 
 
Namaz Vakitleri
 
  • İmsak06:06
  • Güneş07:45
  • Öğlen13:02
  • İkindi15:43
  • Akşam17:59
  • Yatsı19:28
 
Anket
.
 
Lig Puan Durumu
 
Takımlar
O
G
B
M
P
1
Başakşehir
17
11
6
0
39
2
Beşiktaş
17
11
5
1
38
3
Galatasaray
17
11
3
3
36
4
Fenerbahçe
17
9
5
3
32
5
Bursaspor
17
8
3
6
27
6
Osmanlıspor FK
17
6
8
3
26
7
Antalyaspor
17
7
4
6
25
8
Konyaspor
17
6
6
5
24
9
Gençlerbirliği
17
5
7
5
22
10
Trabzonspor
17
6
3
8
21
11
K.D.Ç. Karabük
17
6
3
8
21
12
Kasımpaşa
17
6
3
8
21
13
Akhisar Bld.
17
5
5
7
20
14
Alanyaspor
17
5
3
9
18
15
Ç. Rizespor
17
4
4
9
16
16
Kayserispor
17
3
3
11
12
17
Gaziantepspor
17
3
2
12
11
18
Adanaspor
17
2
5
10
11
 
Şampiyonlar Ligi
 
UEFA Avrupa Ligi
 
Alt Lig
 
Tarihte Bugün
1535 - İspanyol fatih (Konkistador) Francisco Pizarro Peru'nun başkenti Lima'yı keşfetti.
1778 - İngiliz kaşif James Cook, Hawaii'ye ulaştı.
1886 - Kadınlar, Şükufezar dergisinde "saçı uzun aklı kısa" deyimine karşı mücadele başlattı.
1896 - X-ışınları cihazı ilk kez New York'ta halka tanıtıldı. "X" adı, ne tür bir ışın olduğunun bilinmeyişini simgeliyordu.
1903 - Amerika Birleşik Devletleri Başkanı Theodore Roosevelt'in Birleşik Krallık Kralı VII. Edward'a gönderdiği radyo mesajı, Birleşik Devletlerden radyo ile yapılan ilk okyanus aşırı iletişim olmuştur.
1910 - Çırağan Sarayı yandı. Saray 1865'te Sultan Abdülaziz tarafından inşa ettirilmişti.
1911 - İlk defa bir uçak, bir geminin güvertesine iniş yaptı. Pilot Eugene B. Ely, San Francisco limanında bulunan USS Pennsylvania gemisine indi.
1912 - Kaptan Robert Scott Güney Kutbuna ulaştı. Bunu başaran ilk insan olmayı hayal ediyordu ancak Roald Amundsen ondan yaklaşık bir ay önce bunu başarmıştı.
1919 - I. Dünya Savaşı'nda yenik düşen devletlerle anlaşmalar yapmak üzere, İtilaf Devletleri temsilcilerinin oluşturduğu Paris Barış Konferansı açıldı. Avrupa'nın haritası yeniden çizildi.
1924 - İstanbul'da Milli Türk Ticaret Birliği Kongresi toplandı.
1927 - Lozan Antlaşması, Amerikan Senatosu tarafından reddedildi.
1928 - Çerkez Hacı Sami çetesinden 3 kişi Eminönü Meydanı'nda idam edildi. Bu kişiler Atatürk'e suikast iddiasıyla idama mahkum edilmişlerdi.
1931 - Cumhuriyet gazetesinin düzenlediği Türkiye Güzellik Kraliçesi yarışmasını, Naşide Saffet Hanım kazandı.
1940 - Milli Koruma Kanunu kabul edildi.
1943 - Sovyetler, Leningrad'da hüküm süren Nazi kuşatmasını kırdıklarını açıkladı.
1944 - Trak adlı yolcu vapuru, Çanakkale'den Bandırma'ya giderken kayalara bindirerek battı: 24 kişi öldü.
1946 - Madam Butterfly operası, Ankara'da sahnelendi.
1947 - İstanbul'da Muallimler Birliği kuruldu.
1950 - Demokrat Parti (DP) işçiye grev hakkı istedi.
1951 - Vietnam Kurtuluş Cephesi gerillaları Hanoi'den geri çekildi; şehir Fransız'ların eline geçti.
1954 - Yabancı Sermaye Yasası Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde kabul edildi.
1966 - Vefa Poyraz İstanbul valiliğine atandı.
1966 - Ankara Cezaevi'nde af isteyen mahkumlar isyan etti. İstanbul Üsküdar Toptaşı Cezaevi'nde 260 mahkum açlık grevine başladı.
1969 - ABD'li bilim insanlarınca, düzenli elektromanyetik dalgalar yayan ilk pulsarlar bulundu.
1977 - Zatürreye yol açan gizemli Lejyoner hastalığı'nın amili olan bakteri bulundu ve Legionella pneumophila olarak adlandırıldı.
1983 - Kültür Bakanlığı'nca Sinema Yasa Tasarısı hazırlandı. Bakanlık tasarıyla filmlere denetim getiriyordu.
1984 - -Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu (DİSK) davası duruşmasında sanıklara tek tip elbise giydirildi.
1989 - Kıbrıslı işadamı Asil Nadir, Günaydın gazetesinden sonra Gelişim Yayınları'nı da satın aldı.
1991 - Irak, İsrail'in Tel Aviv ve Hayfa şehirlerine Scud füzesi attı.
1991 - Hükümet, TBMM'den gerektiğinde Türk Silahlı Kuvvetleri'nin yurt dışında görevlendirilmesi ve yabancı askerlerin Türkiye'de bulundurulması konusunda yetki aldı.
1993 - Bayburt'un Üzengili köyü üzerine çığ düştü; 56 kişi öldü, 22 kişi yaralandı.
1996 - Michael Jackson ile Lisa Marie Presley'nin iki yıl süren evlilikleri boşanma ile sona erdi.
2005 - 800 yolcu kapasiteli yolcu uçağı Airbus A380, Toulouse'da (Fransa) basına tanıtıldı.
532 - Konstantinopolis (günümüzde İstanbul)'te başlayan Nika ayaklanması tamamen bastırıldı. 30.000 kişinin öldüğü tarihin bu en kanlı ayaklanması 13 Ocak'ta başlamıştı.
 
Arşiv
 
Süper Loto
12.01.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu081315212246
 
On Numara
16.01.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu04060711131823272934414550515259676973747579
 
Sayısal Loto
14.01.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu052629343536
 
Şans Topu
11.01.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu020308202608
 
 
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji