İhracat Kasım ayında geçen yıla göre %5 artışla 11 milyar 952 milyon dolar oldu

Ana Sayfa » Güncel » Suriyeli mülteciler sorunu -1... Abdullah Ayan yazdı

Suriyeli mülteciler sorunu -1... Abdullah Ayan yazdı

Mültecilere evrensel insan hakları penceresinden bakmak, yaraları sarmak...

 
 
Suriyeli mülteciler sorunu -1... Abdullah Ayan yazdı

Önce Kürtler ve son yıllarda ülkelerinin iç savaşa sürüklenmesiyle topraklarından kopmak zorunda kalan Suriyelilerin gelmesiyle bambaşka boyuta taşınan göç olgusunu her gün yaşayarak anlamaya çalışan bir kent Mersin...

Ve son yıllarda artarak hayatımıza giren, günlük yaşamımızı etkileyen, yerelden ulusala medyanın her gün başka bir nedenle gündeme getirdiği çeşitli olaylar, gelişmeler, tartışmaların tamamı Suriyeli zorunlu misafirler hakkında.

Sorunun temeline inmeden, sokağın diline yakın tepkiler, "sallandıracaksın bir kaç kişiyi Taksim'de" misali köktenci! çözüm önerileri her yanı öylesine sarmış ki, işin sosyolojik, psikolojik, ekonomik diye başlayan ve daha sıralanacak onlarca farklı başlığı bir yana bırakıp kör çocuğun dokunduğu fili tarif etmesinden farksız durumdayız. Kimimiz kuyruk, kimimiz hortum, kimimiz kocaman ayaklardan ibaret sandığımız için sadece kuyruk veya yalnız hortum tarifiyle karşımızdakine fil anlattığımızı sanıyoruz.

İşin ilginci yıllarca bu ülkede zulme uğramış, kendilerine sıra gelmese bile yakınlarından bir ve bir kaçı Avrupa ülkelerine sığınmak zorunda kalan, ,üstelik solculuk dendiğinde o taraklarda başkalarının bez taramasına izin vermeyen "okumuşların!" da önemli bir bölümünün "nereden çıktı bu Suriyeliler?" korosuna katılması şaşırtıcı...

Bir yandan Enternasyonal şarkıları dilinden düşürmeyenlerden bazılarının ulusalcılık çizgisine savrulmasını görüp hayal kırıklığı yaşamamak mümkün mü?

İlk günler zorunlu misafirlerin kural tanımaz biçimde araba kullanmalarından şikayet edenlerin çoğu zaman haklı sitemleri duyuluyordu ve bu anlaşılabilir bir tavırdı.

Oysa son zamanlarda; "Araplar işimizi elimizden aldılar" dan tutun da, "sahilleri Araplar doldurdu, denize giremez olduk" gibisinden tepkilerini kibir kokan yazılara yansıtanlara rastlar olduk.

"işimizi elimizden alacaklar" şikayetleriyle "çalışacaklarına çocuklarına dilencilik yaptırıyorlar" kınamalarını dillendirenlerin aynı koroda yer alması, sürecin ne kadar sancılı geçeceğinin de bir başka işareti...

Üstelik bu koro gün geçtikçe hem güçleniyor hem de hayatın kaçınılmaz akışı içinde karşılaştığımız vakalar karşısında "mağdurun, mazlumun" yanında yer almak gibi doğal bir davranışı bile bazen güçleştiriyor.

Ve toz duman içinde ne yaşanmakta olan süreci konuşabiliyor ve ne de kendimizi içinde bulduğumuz çoğumuzun boyunu aşan dalgayı oturup sakin kafayla tartışabiliyoruz.

Sadece konuya duyarlı insanlardan, örgütlerden söz etmiyorum. Korkarım ki ne Türkiye bugün karşılaştığı sorunun bu hale geleceğinin farkındaydı, ne de daha önceleri ülkelerindeki baskıdan kaçıp giden bir kaç bin kişiye kucak açan Avrupa ve Avrupa' nın tüm insani, demokratik, vicdani ilkelerini kapsadığını iddia ettiği AB değerleri...

Birleşmiş Milletlerin kurulup işlemeye başlamasının ardından 1951' de yürürlüğe giren ve dünyada esamisi okunan neredeyse tüm ülkelerin altına imza attığı BM Mülteciler Yüksek Komiserliği (BMMYK) kuruluş tüzüğünde mültecilik kavramı açık ve net biçimde şöyle tarif ediliyor:

“ırkı, dini, milliyeti, belli bir toplumsal gruba mensubiyeti yada siyasal düşüncesi nedeniyle, zulme uğrayacağına dair haklı bir korku duyduğu için uyruğunu taşıdığı ülkenin veya milliyeti yoksa, eskiden ikamet ettiği ülkenin dışında bulunan ve geri dönemeyen yada uyruğu taşıdığı ülkenin hükümetin korumasından yararlanamamak veya ikamet ettiği ülkeye dönmek isteyen her kişinin mülteci olarak tanımlanır"

Kaldı ki 1970 ve 80' lerde gerek Orta Amerika gerek Türkiye' deki 80 darbe öncesi ve sonrası yaşanan insan hakları ihlalleri ve şiddet nedeniyle 1984 yılında kabul edilen Cartagena Bildirgesi tanımı çok daha anlaşılır hale sokuyor:

“mülteci , yaygın şiddet, dış saldırı, iç çatışmalar, yaygın insan hakları ihlalleri ya da kamu düzenini ciddi olarak bozan diğer durumlardan dolayı yaşamları, güvenlikleri ya da özgürlükleri tehdit altında olduğu için ülkelerinden kaçan kişilerdir”

Yukarıdaki tanımın neredeyse tüm maddeleri Suriyeli sığınmacı/mülteciler için yazılmış adeta.

Türkiye 1951 Cenevre Sözleşmesinden çok daha önce 1934' te yürürlüğe giren iskan kanunuyla mülteciyi; “Türkiye’de yerleşmek amacıyla olmayıp, bir zorunlulukla geçici oturmak üzere sığınanlar” olarak tanımlasa da, altına imza attığı uluslararası sözleşmeler sığınmacılıkla, mültecilik arasında bir fark görmemekte.

Sadece 1951 Cenevre Sözleşmesi veya bunun revize edilmesiyle ortaya çıkan 1984 Cartagena bildirgesi değil, evrensel insan hakları beyannamesi başta olmak üzere dünyada geçerli olan tüm hukuki normlar mültecilere kucak açmayı zorunlu kılıyor.

Elbette insanım diyen herkesin empati duygusuyla evlerini, topraklarını terk ederek kapısına sığınan bu mazlumlara kucak açması gerekiyor ama yukarıda ana başlıklarla anlatmaya çalıştığım evrensel hukuk ta şiddet nedeniyle ülkesini terk edenin başka ülkeye kabul edilmesini ve insanca yaşamını idame ettirmesi için gereken koşulların sağlanmasını emrediyor.

Her gün Akdeniz' de Ege' de ortaya çıkan trajik tablolar, ölümü göze almış ve ölümle umut arasındaki ince çizgide umuda tutunmaya çalışanların yürek yakan hikayeleriyle bu evrensel hukuk ilkeleri çelişmiyor mu? soruları yerden göğe haklı sorulardır ama bu ne ülkelere ne de tek tek insanlara; vicdani, ahlaki ve insani sorumluluktan kaçma hakkını hatta şansını vermez.

Buraya kadar işin ana hatlarını ele almaya çalıştım.

Ama bir de ortada evlerinden, yurtlarından kopmuş yaklaşık 10 milyon Suriyelinin ne olacağı, ne yapacağı, o milyonlar içindeki çocukların yaşadığı travmalar ve geleceklerini nasıl, nerede kuracakları soruları var.

4 Milyon nüfuslu Lübnan' da son günlerdeki çöp toplama meselesiyle başlayıp isyan hareketine dönüşen eylemlerin temelinde tam da bu 10 milyonluk sel dalgasının 1,5 milyonunu barındırmak zorunda kalmış bir ülkenin çaresizliği yatıyor.

Lübnan gibi küçücük bir ülke, demografisini baştan aşağı değiştiren mülteci akınını elbette tek başına göğüsleyecek güçte değil. Bu nedenle mültecilere su ve temel ihtiyaçlar için gerekli elektriğin sağlanması bile artık imkansız hale gelmiş.

Üstelik bugüne kadar BM' lerce sağlanan kişi başına aylık 35 dolar tutarındaki yemek kuponuyla ölmemeye yetecek kadar gıda temin eden Suriyeliler, BM' lerin bu işe ayırdığı kaynağın suyunu çekmesi üzerine iki aydır 35 doların 17 dolara indirilmesi gerçeğiyle karşı karşıya...

Ayda 17 dolar yani, günde 50 sent...

Hadi BM' lerin ağa babalarından geçtim, petrol denizi üzerinde oturan ve her yıl yüz milyarlarca doları istifleyen bir avuç şeyhin keyif çattığı Suudi, Katar, Küveyt, BAE vs. gibisinden yapısı bile zorlama sentetik ülke yönetiminin aç kardeşlerine el uzatmamalarına ne demeli?

Aslında bu makaleyi, son zamanlarda ve özellikle Mersin, Antep gibi kentlerde daha sık duyulmaya başlanan "nereden çıktı bu Suriyeliler, ne zaman gidecekler?" sorularına cevap bulmak amacıyla kaleme almak niyetindeydim ama mesele sanılandan derin ve önemli olunca bir değil belki bir kaç yazıyı hak ediyor...

Devam edeceğim...

Abdullah Ayan

 
27 Ağustos 2015 Perşembe 10:45
 
 
(0 Yorum Yapıldı)Yorumlar
<p>Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.</p>
 
Bu Kategorideki Diğer Haberler
 
Son 24 Saat
Haberler RSS Beslemesi
 
Facebook messenger'de sohbet odaları başlıyorBu bilgisayar saniyede 93 trilyon işlem yapıyorGalaxy S7 dört farklı versiyonla geliyorLamborghini mi, Ferrari mi?Facebook'un karı %52 artışla 5,84 milyar dolarDengede durarak felç olma riskinizi ölçünSamsung Galaxy S6 ve Galaxy S6 Edge'yi tanıttıDünyanın en çok turist alan şehirleriAvşar Kızı, Ilıcalı'ya Fark AttıTelefonlarda 'keşke yazmasaydım' mesajları geri alınabiliyor2014 en sıcak yıl olduMicrosoft’tan Windows 10.. İlk yıl ücretsiz
 
Yazarlar
Yazarlar RSS Beslemesi
 
Bumerang - Yazarkafe
 
 
Get our toolbar!
 
Gazete Manşetleri
 
 
Namaz Vakitleri
 
  • İmsak05:51
  • Güneş07:33
  • Öğlen12:43
  • İkindi15:17
  • Akşam17:33
  • Yatsı19:02
 
Anket
.
 
Lig Puan Durumu
 
Takımlar
O
G
B
M
P
1
Başakşehir
13
9
4
0
31
2
Beşiktaş
13
8
5
0
29
3
Galatasaray
13
8
2
3
26
4
Fenerbahçe
13
7
4
2
25
5
Bursaspor
12
6
3
3
21
6
Konyaspor
13
5
5
3
20
7
Osmanlıspor FK
13
4
7
2
19
8
Gençlerbirliği
13
4
6
3
18
9
K.D.Ç. Karabük
13
5
2
6
17
10
Akhisar Bld.
13
4
4
5
16
11
Antalyaspor
13
4
4
5
16
12
Alanyaspor
13
4
2
7
14
13
Kasımpaşa
13
3
3
7
12
14
Trabzonspor
12
3
3
6
12
15
Gaziantepspor
13
3
2
8
11
16
Ç. Rizespor
12
2
4
6
10
17
Kayserispor
12
2
3
7
9
18
Adanaspor
13
1
3
9
6
 
Şampiyonlar Ligi
 
UEFA Avrupa Ligi
 
Alt Lig
 
Tarihte Bugün
1492 - Kristof Kolomb, Haiti'yi keşfetti.
1904 - Japonlar Port Arthur'da Rus donanmasını yok etti.
1920 - TBMM'de "Anadolu ve Rumeli Müdafaai Hukuk Grubu" kuruldu; Mustafa Kemal grup başkanlığına seçildi.
1921 - Büyük Britanya ve İrlanda Birleşik Krallığı, İrlanda devrimci grubu Sinn Fein ile anlaşmaya vardı ve İrlanda'nın güneyi bağımsız bir devlet oldu.
1927 - Türkiye Cumhuriyeti'nin ilk Vaşington Büyükelçisi Ahmet Muhtar Bey güven mektubunu sundu.
1927 - Cumhuriyet döneminin ilk kâğıt paraları tedavüle çıkarıldı. 1, 5, 10, 50, 100, 500 ve 1000 liralık olmak üzere 7 ayrı değerde çıkarılan banknotlar eski Türkçe ve Fransızca bastırıldı.
1932 - Almanya doğumlu İsviçreli fizikçi Albert Einstein Amerikan vizesi aldı.
1933 - Birleşik Devletler'de 14 yıldır devam eden içki yasağı kalktı.
1933 - Eskişehir Şeker Fabrikası açıldı.
1934 - Türkiye'de kadınlara milletvekili seçme ve seçilme hakkı tanıyan kanun kabul edildi.
1941 - Birleşik Krallık; Finlandiya, Macaristan ve Romanya'ya savaş ilan etti.
1942 - Erbaa ve Niksar'da meydana gelen depremde 500 kişi öldü.
1945 - Bermuda Şeytan Üçgeni'nde bir uçak kayboldu.
1950 - Türkiye Cumhuriyeti Millî Savunma Bakanlığı, Kore'deki askerlerin %10'unun öldüğünü açıkladı. Radyo Gazetesi'ne göre, 150 asker öldü, 150 kayıp, 200 ile 300 yaralı var.
1953 - Bektaşi Şeyhi Sırrı Baba, Bakanlar Kurulu kararıyla sınırdışı edildi.
1957 - Sukarno tüm Hollandalıları Endonezya'dan sınırdışı etti.
1970 - İstanbul Çapa Yüksek Öğretmen Okulu'nda 2 öğrenci vuruldu.
1978 - Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği, Afganistan ile 20 yıllık dostluk anlaşması imzaladı.
1981 - Türkiye Millî Basketbol Takımı, Sofya'da Yunanistan'ı 93-80 yenerek Balkan Şampiyonu oldu.
1986 - Pınar Kür'ün "Bitmeyen Aşk" adlı romanı "müstehcenlik" gerekçesiyle toplatıldı.
1987 - Cibali Tütün Fabrikası yandı.
1987 - Türkiye İşçi Partisi (TİP) genel Sekreteri Nihat Sargın ve Türkiye Komünist Partisi (TKP) Genel Sekreteri Nabi Yağcı (Haydar Kutlu) tutuklandı.
1989 - TGV Atlantique, 482,4 km/h sürate erişerek demiryolu hız rekorunu kırdı.
1995 - MHP Genel Başkanı Alparslan Türkeş, "Cumhuriyetimizin ilk dönemlerinde olduğu gibi ezan Türkçe okunsun" diyen eski Devlet Güvenlik Mahkemesi başsavcısı Nusret Demiral'ın istifasını istedi.
2002 - Oslo'da yapılan barış görüşmelerinde Sri Lanka'da 19 yıl süren savaştan sonra Tamil gerillaları ile hükümet arasında federal iktidar paylaşımı konusunda gelişme sağlandı.
2003 - İntihar bombacıları güney Rusya'da bir trene saldırdılar: en az 46 kişi öldü.
2003 - Türk Telekomünikasyon AŞ hızlı internet uygulaması ADSL'yi, kullanıma açıldı.
 
Arşiv
 
Süper Loto
01.12.2016 Tarihli Çekiliş Sonucu101823343650
 
On Numara
28.11.2016 Tarihli Çekiliş Sonucu03091114253336374045474851535459616465727880
 
Sayısal Loto
03.12.2016 Tarihli Çekiliş Sonucu242636434446
 
Şans Topu
30.11.2016 Tarihli Çekiliş Sonucu041011162601
 
 
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji