Hazar, 'Dünyadaki başarılarımızın mimarları çalışanlarımızdır'

Ana Sayfa » Güncel » Suriyeli mülteciler sorunu -1... Abdullah Ayan yazdı

Suriyeli mülteciler sorunu -1... Abdullah Ayan yazdı

Mültecilere evrensel insan hakları penceresinden bakmak, yaraları sarmak...

 
 
Suriyeli mülteciler sorunu -1... Abdullah Ayan yazdı

Önce Kürtler ve son yıllarda ülkelerinin iç savaşa sürüklenmesiyle topraklarından kopmak zorunda kalan Suriyelilerin gelmesiyle bambaşka boyuta taşınan göç olgusunu her gün yaşayarak anlamaya çalışan bir kent Mersin...

Ve son yıllarda artarak hayatımıza giren, günlük yaşamımızı etkileyen, yerelden ulusala medyanın her gün başka bir nedenle gündeme getirdiği çeşitli olaylar, gelişmeler, tartışmaların tamamı Suriyeli zorunlu misafirler hakkında.

Sorunun temeline inmeden, sokağın diline yakın tepkiler, "sallandıracaksın bir kaç kişiyi Taksim'de" misali köktenci! çözüm önerileri her yanı öylesine sarmış ki, işin sosyolojik, psikolojik, ekonomik diye başlayan ve daha sıralanacak onlarca farklı başlığı bir yana bırakıp kör çocuğun dokunduğu fili tarif etmesinden farksız durumdayız. Kimimiz kuyruk, kimimiz hortum, kimimiz kocaman ayaklardan ibaret sandığımız için sadece kuyruk veya yalnız hortum tarifiyle karşımızdakine fil anlattığımızı sanıyoruz.

İşin ilginci yıllarca bu ülkede zulme uğramış, kendilerine sıra gelmese bile yakınlarından bir ve bir kaçı Avrupa ülkelerine sığınmak zorunda kalan, ,üstelik solculuk dendiğinde o taraklarda başkalarının bez taramasına izin vermeyen "okumuşların!" da önemli bir bölümünün "nereden çıktı bu Suriyeliler?" korosuna katılması şaşırtıcı...

Bir yandan Enternasyonal şarkıları dilinden düşürmeyenlerden bazılarının ulusalcılık çizgisine savrulmasını görüp hayal kırıklığı yaşamamak mümkün mü?

İlk günler zorunlu misafirlerin kural tanımaz biçimde araba kullanmalarından şikayet edenlerin çoğu zaman haklı sitemleri duyuluyordu ve bu anlaşılabilir bir tavırdı.

Oysa son zamanlarda; "Araplar işimizi elimizden aldılar" dan tutun da, "sahilleri Araplar doldurdu, denize giremez olduk" gibisinden tepkilerini kibir kokan yazılara yansıtanlara rastlar olduk.

"işimizi elimizden alacaklar" şikayetleriyle "çalışacaklarına çocuklarına dilencilik yaptırıyorlar" kınamalarını dillendirenlerin aynı koroda yer alması, sürecin ne kadar sancılı geçeceğinin de bir başka işareti...

Üstelik bu koro gün geçtikçe hem güçleniyor hem de hayatın kaçınılmaz akışı içinde karşılaştığımız vakalar karşısında "mağdurun, mazlumun" yanında yer almak gibi doğal bir davranışı bile bazen güçleştiriyor.

Ve toz duman içinde ne yaşanmakta olan süreci konuşabiliyor ve ne de kendimizi içinde bulduğumuz çoğumuzun boyunu aşan dalgayı oturup sakin kafayla tartışabiliyoruz.

Sadece konuya duyarlı insanlardan, örgütlerden söz etmiyorum. Korkarım ki ne Türkiye bugün karşılaştığı sorunun bu hale geleceğinin farkındaydı, ne de daha önceleri ülkelerindeki baskıdan kaçıp giden bir kaç bin kişiye kucak açan Avrupa ve Avrupa' nın tüm insani, demokratik, vicdani ilkelerini kapsadığını iddia ettiği AB değerleri...

Birleşmiş Milletlerin kurulup işlemeye başlamasının ardından 1951' de yürürlüğe giren ve dünyada esamisi okunan neredeyse tüm ülkelerin altına imza attığı BM Mülteciler Yüksek Komiserliği (BMMYK) kuruluş tüzüğünde mültecilik kavramı açık ve net biçimde şöyle tarif ediliyor:

“ırkı, dini, milliyeti, belli bir toplumsal gruba mensubiyeti yada siyasal düşüncesi nedeniyle, zulme uğrayacağına dair haklı bir korku duyduğu için uyruğunu taşıdığı ülkenin veya milliyeti yoksa, eskiden ikamet ettiği ülkenin dışında bulunan ve geri dönemeyen yada uyruğu taşıdığı ülkenin hükümetin korumasından yararlanamamak veya ikamet ettiği ülkeye dönmek isteyen her kişinin mülteci olarak tanımlanır"

Kaldı ki 1970 ve 80' lerde gerek Orta Amerika gerek Türkiye' deki 80 darbe öncesi ve sonrası yaşanan insan hakları ihlalleri ve şiddet nedeniyle 1984 yılında kabul edilen Cartagena Bildirgesi tanımı çok daha anlaşılır hale sokuyor:

“mülteci , yaygın şiddet, dış saldırı, iç çatışmalar, yaygın insan hakları ihlalleri ya da kamu düzenini ciddi olarak bozan diğer durumlardan dolayı yaşamları, güvenlikleri ya da özgürlükleri tehdit altında olduğu için ülkelerinden kaçan kişilerdir”

Yukarıdaki tanımın neredeyse tüm maddeleri Suriyeli sığınmacı/mülteciler için yazılmış adeta.

Türkiye 1951 Cenevre Sözleşmesinden çok daha önce 1934' te yürürlüğe giren iskan kanunuyla mülteciyi; “Türkiye’de yerleşmek amacıyla olmayıp, bir zorunlulukla geçici oturmak üzere sığınanlar” olarak tanımlasa da, altına imza attığı uluslararası sözleşmeler sığınmacılıkla, mültecilik arasında bir fark görmemekte.

Sadece 1951 Cenevre Sözleşmesi veya bunun revize edilmesiyle ortaya çıkan 1984 Cartagena bildirgesi değil, evrensel insan hakları beyannamesi başta olmak üzere dünyada geçerli olan tüm hukuki normlar mültecilere kucak açmayı zorunlu kılıyor.

Elbette insanım diyen herkesin empati duygusuyla evlerini, topraklarını terk ederek kapısına sığınan bu mazlumlara kucak açması gerekiyor ama yukarıda ana başlıklarla anlatmaya çalıştığım evrensel hukuk ta şiddet nedeniyle ülkesini terk edenin başka ülkeye kabul edilmesini ve insanca yaşamını idame ettirmesi için gereken koşulların sağlanmasını emrediyor.

Her gün Akdeniz' de Ege' de ortaya çıkan trajik tablolar, ölümü göze almış ve ölümle umut arasındaki ince çizgide umuda tutunmaya çalışanların yürek yakan hikayeleriyle bu evrensel hukuk ilkeleri çelişmiyor mu? soruları yerden göğe haklı sorulardır ama bu ne ülkelere ne de tek tek insanlara; vicdani, ahlaki ve insani sorumluluktan kaçma hakkını hatta şansını vermez.

Buraya kadar işin ana hatlarını ele almaya çalıştım.

Ama bir de ortada evlerinden, yurtlarından kopmuş yaklaşık 10 milyon Suriyelinin ne olacağı, ne yapacağı, o milyonlar içindeki çocukların yaşadığı travmalar ve geleceklerini nasıl, nerede kuracakları soruları var.

4 Milyon nüfuslu Lübnan' da son günlerdeki çöp toplama meselesiyle başlayıp isyan hareketine dönüşen eylemlerin temelinde tam da bu 10 milyonluk sel dalgasının 1,5 milyonunu barındırmak zorunda kalmış bir ülkenin çaresizliği yatıyor.

Lübnan gibi küçücük bir ülke, demografisini baştan aşağı değiştiren mülteci akınını elbette tek başına göğüsleyecek güçte değil. Bu nedenle mültecilere su ve temel ihtiyaçlar için gerekli elektriğin sağlanması bile artık imkansız hale gelmiş.

Üstelik bugüne kadar BM' lerce sağlanan kişi başına aylık 35 dolar tutarındaki yemek kuponuyla ölmemeye yetecek kadar gıda temin eden Suriyeliler, BM' lerin bu işe ayırdığı kaynağın suyunu çekmesi üzerine iki aydır 35 doların 17 dolara indirilmesi gerçeğiyle karşı karşıya...

Ayda 17 dolar yani, günde 50 sent...

Hadi BM' lerin ağa babalarından geçtim, petrol denizi üzerinde oturan ve her yıl yüz milyarlarca doları istifleyen bir avuç şeyhin keyif çattığı Suudi, Katar, Küveyt, BAE vs. gibisinden yapısı bile zorlama sentetik ülke yönetiminin aç kardeşlerine el uzatmamalarına ne demeli?

Aslında bu makaleyi, son zamanlarda ve özellikle Mersin, Antep gibi kentlerde daha sık duyulmaya başlanan "nereden çıktı bu Suriyeliler, ne zaman gidecekler?" sorularına cevap bulmak amacıyla kaleme almak niyetindeydim ama mesele sanılandan derin ve önemli olunca bir değil belki bir kaç yazıyı hak ediyor...

Devam edeceğim...

Abdullah Ayan

 
27 Ağustos 2015 Perşembe 10:45
 
 
(0 Yorum Yapıldı)Yorumlar
<p>Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.</p>
 
Bu Kategorideki Diğer Haberler
 
Tarih, doğa, deniz, güneş, müzik ve dans kansere karşı birleştiİçel Soroptimist Kulübü, 'Obezite ile Savaş' semineri düzenledi.Bisiklet durursa hayat dururTarsus Sev’in Robotik Takımı’na İki Ödül BirdenMobbing ve Hukuksal Boyutu Ele AlındıGüzel Konuşma ve Diksiyon
MTSO’ya teşekkür belgesiMenderes Gönüllü Evi, Mezitli'nin Filizleri ailesine katıldıMiniklerden Büyük Nağmeler Mezitli’de 26. Jakaranda koruluğu açıldı Çalgı Çengi’nin Ünlü Oyuncuları Forum Mersin’de Hayranlarıyla Buluşuyor Çocukların isteğiyle Mezitli'ye kar yağdı
 
 
Yazarlar
Yazarlar RSS Beslemesi
 
 
 
Get our toolbar!
 
Gazete Manşetleri
 
Bumerang - Yazarkafe
 
Namaz Vakitleri
 
  • İmsak05:38
  • Güneş07:13
  • Öğlen13:05
  • İkindi16:13
  • Akşam18:37
  • Yatsı20:02
 
Anket
.
 
İddaa
 
Lig Puan Durumu
 
Takımlar
O
G
B
M
P
1
Beşiktaş
21
14
5
2
47
2
Başakşehir
21
12
7
2
43
3
Galatasaray
21
12
4
5
40
4
Fenerbahçe
21
10
7
4
37
5
Antalyaspor
21
10
5
6
35
6
Trabzonspor
21
9
4
8
31
7
Osmanlıspor FK
21
7
9
5
30
8
Konyaspor
21
7
7
7
28
9
Bursaspor
21
8
4
9
28
10
K.D.Ç. Karabük
21
8
3
10
27
11
Gençlerbirliği
20
6
8
6
26
12
Kasımpaşa
21
7
4
10
25
13
Akhisar Bld.
21
6
6
9
24
14
Alanyaspor
21
6
4
11
22
15
Kayserispor
21
6
4
11
22
16
Ç. Rizespor
21
5
5
11
20
17
Adanaspor
21
4
5
12
17
18
Gaziantepspor
20
4
3
13
15
 
Şampiyonlar Ligi
 
UEFA Avrupa Ligi
 
Alt Lig
 
 
Tarihte Bugün
1653 - Batı Anadolu'daki şiddetli depremde, Denizli, Nazilli, Tire ve Uşak'ta evler yıkıldı, binlerce kişi öldü ve yaralandı.
1660 - XI. Karl, İsveç kralı oldu.
1893 - Rudolf Diesel, dizel motorun patentini aldı.
1898 - Émile Zola, Fransız hükümetini anti-semitist tutumundan dolayı eleştirdiği için hapse girdi.
1903 - Küba, Guantanamo Körfezini ABD'ye kiraladı.
1904 - ABD 10 milyon dolar karşılığında Panama Kanalı bölgesinin kontrolünü aldı.
1919 - Benito Mussolini İtalya'da Faşist Partisini kurdu.
1921 - Ardahan'ın Kurtuluşu.
1934 - III. Léopold, Belçika kralı oldu.
1940 - "Pinokyo" adlı animasyon filmi gösterime girdi.
1941 - Plütonyum, Dr. Glenn T. Seaborg tarafından ilk defa ayrıştırıldı ve üretildi.
1942 - Avusturyalı yazar Stefan Zweig, Brezilya'da karsıyla birlikte intihar etti.
1944 - Büyük Çeçen Sürgünü bu sürgünle 500 bin Çeçen-İnguş insan Anavatanlarından Orta Asya'ya sürüldü.
1945 - Türkiye Büyük Millet Meclisi, Almanya ve Japonya'ya savaş ilan etti.
1945 - Türkiye-ABD ikili yardım antlaşması imzalandı.
1945 - Sevr Antlaşmasının değiştirilmesi için Londra'da toplanan konferans (23 Şubat-12 Mart), bir anlaşmaya varılamadan dağıldı.
1945 - II. Dünya Savaşı Doğu Cephesi'nde Posen'deki Alman garnizonu teslim oldu.
1945 - II. Dünya Savaşı Pasifik Cephesi'nde Manila ABD'nin eline geçti.
1945 - II. Dünya Savaşı Pasifik Cephesi'nde Iwo Jima Muharebesi sırasında Suribachi Tepesine ABD bayrağı dikildi.
1947 - Uluslararası standardizasyon organizasyonu (ISO) kuruldu.
1954 - Çocuk felci enfeksiyonuna karşı Salk aşısıyla yapılan ilk kitlesel aşılama programı Pittsburgh'da başlatıldı (Sabin aşısı ise 1962'de gelecektir)
1955 - Edgar Faure, Fransa başbakanı seçildi.
1966 - Suriye'de askeri darbe oldu, hükümet devrildi.
1978 - Çağdaş Gazeteciler Derneği (ÇGD) kuruldu.
1980 - Ayetullah Humeyni, ABD elçiliğindeki rehinelerin akıbetine İran parlamentosunun karar vereceğini belirtti.
1981 - Yaklaşık 200 kişilik isyancı ordu mensubu paramilis güçler, Antonio Tejero Molina liderliğinde İspanya parlamentosunu bastı ve milletvekillerini rehin aldı.
1987 - Büyük Macellan Bulutu içinde bir süpernova gözlendi.
1991 - Körfez Savaşı: ABD kara kuvvetleri Suudi Arabistan sınırını geçerek Irak topraklarına girdiler.
1991 - Tayland'da general Sunthorn Kongsompong, kansız bir darbe ile başbakan Chatichai Choonhavan'ı görevden alarak yönetimi ele geçirdi.
1994 - Cep telefonu şebekeleri hizmete açıldı.
1997 - Rus uzay istasyonu Mir'de büyük bir yangın çıktı.
1997 - Genetik kopyalama yöntemiyle üretilen ilk memeli hayvan olan ve 14 Şubat 2003 tarihinde ölen Dolly adlı koyunun, İskoçya'daki Roslin Enstitüsü'nde klonlandığı duyuruldu.
1998 - Usame bin Ladin bir fetva yayımlayarak bütün yahudi ve haçlılara karşı cihad ilan etti.
1998 - Fazilet Partisi (FP) kuruldu.
1998 - İstanbul Üniversitesi rektörlüğü; sakallı, türbanlı ve kimliksiz öğrencilerin yerleşke ve binalara girişini yasakladı.
1999 - Avusturya'da Galtür köyüne çığ düştü: 31 kişi öldü.
632 - Muhammed Peygamber'in Veda Hutbesi
 
Arşiv
 
Süper Loto
16.02.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu061028294753
 
On Numara
20.02.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu04091215171926282932333540424546525559656976
 
Sayısal Loto
18.02.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu021828333640
 
Şans Topu
22.02.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu162027283105
 
 
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji