Hizmet sektörü güven endeksi 98,8 oldu

Ana Sayfa » Güncel » Suriyeli mülteciler sorunu -1... Abdullah Ayan yazdı

Suriyeli mülteciler sorunu -1... Abdullah Ayan yazdı

Mültecilere evrensel insan hakları penceresinden bakmak, yaraları sarmak...

 
 
Suriyeli mülteciler sorunu -1... Abdullah Ayan yazdı

Önce Kürtler ve son yıllarda ülkelerinin iç savaşa sürüklenmesiyle topraklarından kopmak zorunda kalan Suriyelilerin gelmesiyle bambaşka boyuta taşınan göç olgusunu her gün yaşayarak anlamaya çalışan bir kent Mersin...

Ve son yıllarda artarak hayatımıza giren, günlük yaşamımızı etkileyen, yerelden ulusala medyanın her gün başka bir nedenle gündeme getirdiği çeşitli olaylar, gelişmeler, tartışmaların tamamı Suriyeli zorunlu misafirler hakkında.

Sorunun temeline inmeden, sokağın diline yakın tepkiler, "sallandıracaksın bir kaç kişiyi Taksim'de" misali köktenci! çözüm önerileri her yanı öylesine sarmış ki, işin sosyolojik, psikolojik, ekonomik diye başlayan ve daha sıralanacak onlarca farklı başlığı bir yana bırakıp kör çocuğun dokunduğu fili tarif etmesinden farksız durumdayız. Kimimiz kuyruk, kimimiz hortum, kimimiz kocaman ayaklardan ibaret sandığımız için sadece kuyruk veya yalnız hortum tarifiyle karşımızdakine fil anlattığımızı sanıyoruz.

İşin ilginci yıllarca bu ülkede zulme uğramış, kendilerine sıra gelmese bile yakınlarından bir ve bir kaçı Avrupa ülkelerine sığınmak zorunda kalan, ,üstelik solculuk dendiğinde o taraklarda başkalarının bez taramasına izin vermeyen "okumuşların!" da önemli bir bölümünün "nereden çıktı bu Suriyeliler?" korosuna katılması şaşırtıcı...

Bir yandan Enternasyonal şarkıları dilinden düşürmeyenlerden bazılarının ulusalcılık çizgisine savrulmasını görüp hayal kırıklığı yaşamamak mümkün mü?

İlk günler zorunlu misafirlerin kural tanımaz biçimde araba kullanmalarından şikayet edenlerin çoğu zaman haklı sitemleri duyuluyordu ve bu anlaşılabilir bir tavırdı.

Oysa son zamanlarda; "Araplar işimizi elimizden aldılar" dan tutun da, "sahilleri Araplar doldurdu, denize giremez olduk" gibisinden tepkilerini kibir kokan yazılara yansıtanlara rastlar olduk.

"işimizi elimizden alacaklar" şikayetleriyle "çalışacaklarına çocuklarına dilencilik yaptırıyorlar" kınamalarını dillendirenlerin aynı koroda yer alması, sürecin ne kadar sancılı geçeceğinin de bir başka işareti...

Üstelik bu koro gün geçtikçe hem güçleniyor hem de hayatın kaçınılmaz akışı içinde karşılaştığımız vakalar karşısında "mağdurun, mazlumun" yanında yer almak gibi doğal bir davranışı bile bazen güçleştiriyor.

Ve toz duman içinde ne yaşanmakta olan süreci konuşabiliyor ve ne de kendimizi içinde bulduğumuz çoğumuzun boyunu aşan dalgayı oturup sakin kafayla tartışabiliyoruz.

Sadece konuya duyarlı insanlardan, örgütlerden söz etmiyorum. Korkarım ki ne Türkiye bugün karşılaştığı sorunun bu hale geleceğinin farkındaydı, ne de daha önceleri ülkelerindeki baskıdan kaçıp giden bir kaç bin kişiye kucak açan Avrupa ve Avrupa' nın tüm insani, demokratik, vicdani ilkelerini kapsadığını iddia ettiği AB değerleri...

Birleşmiş Milletlerin kurulup işlemeye başlamasının ardından 1951' de yürürlüğe giren ve dünyada esamisi okunan neredeyse tüm ülkelerin altına imza attığı BM Mülteciler Yüksek Komiserliği (BMMYK) kuruluş tüzüğünde mültecilik kavramı açık ve net biçimde şöyle tarif ediliyor:

“ırkı, dini, milliyeti, belli bir toplumsal gruba mensubiyeti yada siyasal düşüncesi nedeniyle, zulme uğrayacağına dair haklı bir korku duyduğu için uyruğunu taşıdığı ülkenin veya milliyeti yoksa, eskiden ikamet ettiği ülkenin dışında bulunan ve geri dönemeyen yada uyruğu taşıdığı ülkenin hükümetin korumasından yararlanamamak veya ikamet ettiği ülkeye dönmek isteyen her kişinin mülteci olarak tanımlanır"

Kaldı ki 1970 ve 80' lerde gerek Orta Amerika gerek Türkiye' deki 80 darbe öncesi ve sonrası yaşanan insan hakları ihlalleri ve şiddet nedeniyle 1984 yılında kabul edilen Cartagena Bildirgesi tanımı çok daha anlaşılır hale sokuyor:

“mülteci , yaygın şiddet, dış saldırı, iç çatışmalar, yaygın insan hakları ihlalleri ya da kamu düzenini ciddi olarak bozan diğer durumlardan dolayı yaşamları, güvenlikleri ya da özgürlükleri tehdit altında olduğu için ülkelerinden kaçan kişilerdir”

Yukarıdaki tanımın neredeyse tüm maddeleri Suriyeli sığınmacı/mülteciler için yazılmış adeta.

Türkiye 1951 Cenevre Sözleşmesinden çok daha önce 1934' te yürürlüğe giren iskan kanunuyla mülteciyi; “Türkiye’de yerleşmek amacıyla olmayıp, bir zorunlulukla geçici oturmak üzere sığınanlar” olarak tanımlasa da, altına imza attığı uluslararası sözleşmeler sığınmacılıkla, mültecilik arasında bir fark görmemekte.

Sadece 1951 Cenevre Sözleşmesi veya bunun revize edilmesiyle ortaya çıkan 1984 Cartagena bildirgesi değil, evrensel insan hakları beyannamesi başta olmak üzere dünyada geçerli olan tüm hukuki normlar mültecilere kucak açmayı zorunlu kılıyor.

Elbette insanım diyen herkesin empati duygusuyla evlerini, topraklarını terk ederek kapısına sığınan bu mazlumlara kucak açması gerekiyor ama yukarıda ana başlıklarla anlatmaya çalıştığım evrensel hukuk ta şiddet nedeniyle ülkesini terk edenin başka ülkeye kabul edilmesini ve insanca yaşamını idame ettirmesi için gereken koşulların sağlanmasını emrediyor.

Her gün Akdeniz' de Ege' de ortaya çıkan trajik tablolar, ölümü göze almış ve ölümle umut arasındaki ince çizgide umuda tutunmaya çalışanların yürek yakan hikayeleriyle bu evrensel hukuk ilkeleri çelişmiyor mu? soruları yerden göğe haklı sorulardır ama bu ne ülkelere ne de tek tek insanlara; vicdani, ahlaki ve insani sorumluluktan kaçma hakkını hatta şansını vermez.

Buraya kadar işin ana hatlarını ele almaya çalıştım.

Ama bir de ortada evlerinden, yurtlarından kopmuş yaklaşık 10 milyon Suriyelinin ne olacağı, ne yapacağı, o milyonlar içindeki çocukların yaşadığı travmalar ve geleceklerini nasıl, nerede kuracakları soruları var.

4 Milyon nüfuslu Lübnan' da son günlerdeki çöp toplama meselesiyle başlayıp isyan hareketine dönüşen eylemlerin temelinde tam da bu 10 milyonluk sel dalgasının 1,5 milyonunu barındırmak zorunda kalmış bir ülkenin çaresizliği yatıyor.

Lübnan gibi küçücük bir ülke, demografisini baştan aşağı değiştiren mülteci akınını elbette tek başına göğüsleyecek güçte değil. Bu nedenle mültecilere su ve temel ihtiyaçlar için gerekli elektriğin sağlanması bile artık imkansız hale gelmiş.

Üstelik bugüne kadar BM' lerce sağlanan kişi başına aylık 35 dolar tutarındaki yemek kuponuyla ölmemeye yetecek kadar gıda temin eden Suriyeliler, BM' lerin bu işe ayırdığı kaynağın suyunu çekmesi üzerine iki aydır 35 doların 17 dolara indirilmesi gerçeğiyle karşı karşıya...

Ayda 17 dolar yani, günde 50 sent...

Hadi BM' lerin ağa babalarından geçtim, petrol denizi üzerinde oturan ve her yıl yüz milyarlarca doları istifleyen bir avuç şeyhin keyif çattığı Suudi, Katar, Küveyt, BAE vs. gibisinden yapısı bile zorlama sentetik ülke yönetiminin aç kardeşlerine el uzatmamalarına ne demeli?

Aslında bu makaleyi, son zamanlarda ve özellikle Mersin, Antep gibi kentlerde daha sık duyulmaya başlanan "nereden çıktı bu Suriyeliler, ne zaman gidecekler?" sorularına cevap bulmak amacıyla kaleme almak niyetindeydim ama mesele sanılandan derin ve önemli olunca bir değil belki bir kaç yazıyı hak ediyor...

Devam edeceğim...

Abdullah Ayan

 
27 Ağustos 2015 Perşembe 10:45
 
 
(0 Yorum Yapıldı)Yorumlar
<p>Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.</p>
 
Bu Kategorideki Diğer Haberler
 
Toroslarda yüzme kursları başladıToroslar’da, Yapılandırma Başvuruları BaşladıGüneş Doğarken İşçilerle Sabah MesaisindeTarih, doğa, deniz, güneş, müzik ve dans kansere karşı birleştiİçel Soroptimist Kulübü, 'Obezite ile Savaş' semineri düzenledi.Bisiklet durursa hayat dururTarsus Sev’in Robotik Takımı’na İki Ödül BirdenMobbing ve Hukuksal Boyutu Ele AlındıGüzel Konuşma ve Diksiyon
MTSO’ya teşekkür belgesiMenderes Gönüllü Evi, Mezitli'nin Filizleri ailesine katıldıMiniklerden Büyük Nağmeler
 
 
Yazarlar
Yazarlar RSS Beslemesi
 
 
 
Get our toolbar!
 
Gazete Manşetleri
 
 
Namaz Vakitleri
 
  • İmsak03:15
  • Güneş05:18
  • Öğlen12:55
  • İkindi16:47
  • Akşam20:13
  • Yatsı21:59
 
Anket
.
 
İddaa
 
Lig Puan Durumu
 
Takımlar
O
G
B
M
P
1
Beşiktaş
34
23
8
3
77
2
Başakşehir
34
21
10
3
73
3
Fenerbahçe
34
18
10
6
64
4
Galatasaray
34
20
4
10
64
5
Antalyaspor
34
17
7
10
58
6
Trabzonspor
34
14
9
11
51
7
Akhisar Bld.
34
14
6
14
48
8
Gençlerbirliği
34
12
10
12
46
9
Kasımpaşa
34
12
7
15
43
10
Konyaspor
34
11
10
13
43
11
K.D.Ç. Karabük
34
12
7
15
43
12
Alanyaspor
34
12
4
18
40
13
Osmanlıspor FK
34
9
11
14
38
14
Kayserispor
34
10
8
16
38
15
Bursaspor
34
11
5
18
38
16
Ç. Rizespor
34
10
6
18
36
17
Gaziantepspor
34
7
5
22
26
18
Adanaspor
34
6
7
21
25
 
Şampiyonlar Ligi
 
UEFA Avrupa Ligi
 
Alt Lig
 
 
Tarihte Bugün
1880 - Fransa Tahiti'yi topraklarına kattı.
1913 - Balkan Savaşı başladı.
1925 - Diyarbakır İstiklal Mahkemesi'nce idama mahkûm edilen Şeyh Said ile adamları idam edildi.
1934 - Bitlis'te yaşayan Zaro Ağa 157 yaşındayken yaşamını yitirdi. İç organları inceleme amacıyla alındı.
1938 - Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğü kuruldu.
1939 - Hatay Devleti Meclisi, oybirliğiyle Türkiye'ye katılma kararı aldı.
1971 - TBMM'de çıkan bir yasayla Türkiye'de haşhaş ekimi yasaklandı.
1974 - Isabel Perón, Arjantin'in ilk kadın devlet başkanı olarak yemin etti. Kocası eski başkan Juan Peron sağlık durumunun bozulması üzerine görevlerini bırakmıştı. Zaten iki gün sonra da öldü.
1976 - Seyşel Adaları, Birleşik Krallık'tan bağımsızlığını kazandı.
1984 - Türkiye ile Sovyetler Birliği arasında karma ekonomik protokol imzalandı.
1986 - Arjantin, Batı Almanya'yı 3-2 yenerek Dünya Futbol Şampiyonu oldu.
1992 - Cezayir devlet başkanı Muhammed Budiaf suikaste uğrayarak yaşamını yitirdi.
1995 - Ankara Büyükşehir Belediyesi, amblemindeki Hitit Güneşi'ni; Kocatepe Camii'ni ve Atakule'yi simgeleyen bir tasvir ile değiştirdi.
1999 - Abdullah Öcalan, vatana ihanet suçundan idam cezasına çarptırıldı.
2000 - Endonezya'da yolcu taşıyan bir tekne 500 yolcusuyla birlikte battı. Kazadan kurtulan olmadı.
2002 - Türkiye, 2002 FIFA Dünya Kupası'nda 3. oldu.
2005 - Sezen Aksu Bahane Albümünün Remiks'ini çıkarttı.
2008 - Euro 2008 finalinde İspanya, Almanya'yı yenerek Avrupa şampiyonu oldu.
 
 
Arşiv
 
Bumerang - Yazarkafe
 
Süper Loto
22.06.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu030520374448
 
On Numara
26.06.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu01070814171819283031344145464851525559606575
 
Sayısal Loto
24.06.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu071022233045
 
Şans Topu
21.06.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu030417193310
 
 
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji