İhracat Kasım ayında geçen yıla göre %5 artışla 11 milyar 952 milyon dolar oldu

Ana Sayfa » Gündem » Suriyeli sığınmacılar masaya yatırıldı.

Suriyeli sığınmacılar masaya yatırıldı.

Türkiye’de bugün sayıları 2 milyon bulan Suriyeli sığınmacıların hukuki statüsünün belirlenmesi için Mersin Barosu ev sahipliğinde, 4 bölge barosunun işbirliğinde bir panel düzenlendi.

 
 
Suriyeli sığınmacılar masaya yatırıldı.

Mersin Barosu ev sahipliğinde Adana, Gazintep, Hatay ve Osmaniye Baroları ile birlikte, “Suriyeli Sığınmacıların Hukuki Statüleri ve Türkiye’de Yaşadığı Hukuki Sorunlar” paneli düzenlendi.  

Panele; Türkiye Barolar Birliği (TBB) Başkan Yardımcısı Berra Besler, TBB İnsan Hakları Merkezi Yürütme Kurulu Üyesi Uğur Altun, Mersin Barosu Başkanı Alpay Antmen, Adana Barosu Başkanı Mengücek Gazi Çıtırık, Gaziantep Barosu Başkanı Bektaş Şarklı, Hatay Barosu Başkanı Ekrem Dönmez, Osmaniye Barosu’nu temsilen avukat Hüseyin Şahin, Uluslararası Af Örgütü Türkiye Şubesi Yönetim Kurulu Başkanı Avukat Taner Kılıç, Mersin Tabip Odası Başkanı Doktor Ful Uğurhan, İnsan Hakları Derneği Genel Başkan Yardımcısı Ali Tanrıverdi, MAZLUMDER Genel Başkan Yardımcısı Halim Yılmaz, Akdeniz Göç-Der Yönetim Kurulu Genel Sekreteri Hüseyin Aslan, Boğaziçi Üniversitesi Atatürk Enstitüsü’nden Doktor Seda Altuğ, Galatasaray Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nden Yardımcı Doçent Doktor Mehmet Karlı, Ortadoğu Teknik Üniversitesi Sosyoloji Bölümü’nden Doktor Pınar Şenoğuz, Gaziantep Üniversitesi Sosyoloji Bölümü’nden Doçent Doktor Mehmet Nuri Gültekin, Mersin Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Kamu Yönetimi Anabilim Dalı Yardımcı Doçent Doktor Ali Ekber Doğan, Yardımcı Doçent Doktor Bediz Yılmaz, Araştırma Görevlisi Esin Gülsen, Mersin Üniversitesi Psikiyatri Anabilim Dalı Doçent Doktor Ayşe Devrim Başterzi, Mersin Esnaf ve Sanatkarlar Odaları Birliği Başkanı Talat Dinçer, Mersin Ticaret ve Sanayi Odası (MTSO) Başkan Yardımcısı Kasım Tanrıöver, MTSO Meclis Başkanı Mahmut Arslan ve çok sayıda davetli katıldı.



“2 MİLYONA YAKIN SIĞINMACI VAR”

Panelin açılış konuşmasını yapan Mersin Barosu Başkanı Alpay Antmen, Suriye’de çıkartılan iç savaş ile Suriye ve Irak’a dışarıdan giren alçak kanlı terör örgütü çetelerinin yaptıkları kitlesel, ırkçı, mezhepçi katliamların iç savaşa ve yoğun göçlere sebep olduğunu söyledi. Bu durum ile 2011 Mart ayından bu yana Türkiye’nin çok büyük bir göç dalgasıyla karşı karşıya kaldığını söyleyen Antmen, “2013 sonlarında MAZLUMDER tarafından hazırlanan ‘Türkiye’de Suriyeli Mülteciler-İstanbul Örneği’ adlı rapora göre kamplarda 200 bin, kamp dışında 300 bin sığınmacının yaşadığı tahmin edilmektedir. Ortadoğu Stratejik Araştırmalar Merkezi’nin Nisan 2014 tarihli ‘Suriye’ye Komşu Ülkelerde Suriyeli Mültecilerin Durumu: Bulgular, Sonuçlar ve Öneriler’ adlı raporuna göre Adana, Adıyaman, Gaziantep, Hatay, Kahramanmaraş, Kilis, Malatya, Mardin, Osmaniye ve Şanlıurfa’daki 21 çadırkent ve konteynerkentte yaşayan sığınmacıların sayısı 210 bin 358, barınma merkezleri dışında yaşayan sığınmacıların sayısı 350 bin olarak belirlenmektedir.
Uluslararası Stratejik Araştırmalar Kurumu ve Brookings Enstitüsü’nün Kasım 2013 tarihli ‘Suriyeli Mülteciler Krizi ve Türkiye, Sonu Gelmeyen Misafirlik’ raporuna göre kamplarda 200 bin, kamp dışında 400 bin sığınmacı yaşamaktadır.
Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği Türkiye Temsilcisi Carol Batchelor 2014 Eylül ayında yaptığı açıklamada toplam sığınmacı sayısının bir milyon 700 bin kişi civarında olduğunu beyan etmiştir” dedi.

Antmen, 2011 yılında başlayan böylesi büyük bir göç dalgası ve insanlık dramı karşısında, yetkili makamların, sığınmacıları hukuk literatüründe olmayan ‘misafir’ olarak değerlendirdiğini aktardı.

“GÜVENLE ÜLKELERİNE DÖNMELERİNİ SAĞLAMALIYIZ”

Bu arada Suriyeli insanların elbette insan haklarını savunuyoruz ama Türkiye ve özellikle bölgemiz için doğan sorunları ve ileride yaşanacak olumsuzlukları da göz ardı etmemiz gerekmektedir. Suriyeli misafirlerin bir an önce kayıt altına alınması, yabancı plakalı araçların trafikten men edilmesi ve daha da önemlisi Suriye’de devam eden kirli iç savaşın sona erdirilmesi için gerekli her tür çabanın gösterilerek Suriyelilerin güven içinde ülkelerine dönmesini sağlanması büyük önem taşımaktadır” diye konuştu.



“İÇ SAVAŞ YAŞANIYOR”

Türkiye Barolar Birliği Başkan Yardımcısı Berra Besler ise Suriye’de 15 Mart 2011’de başlayan, barışçıl ve sivil halk ayaklanması geçen süre içinde bir ‘iç savaşa’ dönüşen bir süreç yaşandığını işaret ederek, bu durumun Suriye ve orada yaşayanları doğrudan etkilediğini kaydetti. Ortaya çıkan istikrarsızlığın Suriye halkı için yeni arayışları beraberinde getirdiğini ve Suriyelilerin ‘güvenli bölgelere’ göç etmek mecburiyetinde kaldığını ifade eden Besler, “Suriye’de yaşanan bu krizi önemli kılan unsurların başında olayın insani yönü ağrılık taşımaktadır. 2014 yılı Nisan ayı resmi kayıtlarına göre iç savaş sebebiyle; Suriye’de 150 bine yakın insanın hayatını kaybetmiş olduğu açıklanmıştır. Oysa bu sayı bugün için maalesef çok daha fazladır. 3 milyon civarında Suriyeli, ülkesini güvenli bulmadığı ve yaşam koşulları bakımından elverişli görmediği için başka ülkelere göç etmek zorunda kalmıştır. 6 milyona yakın Suriyeli ise yaşadıkları şehirleri ve evlerini terk ederek kendi ülkeleri içinde güvenli buldukları yerlere taşınmıştır. Suriye’de iç ve dış göç halen devam etmektedir. Ancak, iç ve dış göçü yapanların yaşam koşullarının son derece zor olduğu da bir gerçektir. Görünen o’dur ki; 10 milyon sayıda Suriyeli iç savaştan doğrudan etkilenmiştir. İç savaşa öncesi 23 milyon olarak bilinen Suriye nüfusuna göre bir değerlendirme yapılacak olunursa Suriye halkının neredeyse yarısı doğrudan doğruya iç savaşın etkisine maruz kalmıştır.

“SURİYE SAVAŞA ÇEKİLDİ”

İç savaş nedeniyle zorunlu olarak göç yapan 3 milyon Suriyeliye; komşu devletler yani Türkiye, Lübnan, Ürdün ve Irak ev sahipliği yapmakta, onları himaye ederek, misafir etmektedir. Savaştan kaçarak Türkiye’ye gelen Suriyeliler bakımından iki ülke arasındaki ilişkileri hatırlatmakta yarar var. Bildiğiniz gibi; kısa bir süre öncesine kadar son derece yoğun olan Türkiye-Suriye ilişkilerine ‘dostum Esad’ söylemi hakimdi. İki ülke arasında vizeler kaldırıldı, ekonomik ve ticari ilişkiler arttırıldı ve hatta ortak bakanlar kurulu toplantıları yapıldı. En uzun sınırımızın bulunduğu komşu ülke Suriye ile bu olumlu gelişmeler gerçekten de memnuniyet vericiydi. Ne var ki, ABD başta olmak üzere, İsrail ve batılı ülkelerin destekledikleri ve Tunus, Fas, Libya, Mısır’ı adeta kan gölüne çevirerek, bu ülkelerin rejimlerinin değişmesiyle sonuçlanan sözde ‘Arap Baharı’, son olarak Suriye’ye taşındı. Tıpkı diğer Arap halkları gibi, sadece daha fazla demokrasi ve özgürlük isteyen Suriyeliler de, küresel güçlerin dolaylı yoldan desteklediği; ÖSO, NUSRA, IŞİD, EL-KAİDE gibi kanlı, sapkın terör grupları tarafından korkunç bir iç savaşın içine çekildi” diye konuştu.


“TÜRKİYE SAVAŞIN SINIRINDA”

Bu süreçte, adeta ‘üs’ olarak kullanılmaya ve teröre karıştırılmaya çalışılan Türkiye’nin, ağır eleştirilerin muhatabı olduğunu da vurgulayan Berra Besler, varılan son noktada ise, izlenen yanlış politikalarla, 900 kilometreyi bulan Suriye sınırında savaşın eşiğine getirilmiş bir Türkiye olduğunu söyledi.

SORUN ÇOK, ÇÖZÜM YOK

Ülkemizde bulunan Suriyelilerin yaklaşık 230 bin kadarının kamplara yerleştirildikleri ifade edilmektedir. Küçük aile gruplarının da ülkenin değişik yörelerine yerleştirildikleri bilinmektedir. Geri kalan büyük çoğunluğun nerede ne yaptıkları ise, maalesef meçhuldür. Birçok büyük şehrin varışlarında şimdiden Suriyeli gettoları oluşmuştur. Örneğin Ankara’nın Siteler Semti’nin hemen bitişiğinde, yani neredeyse şehrin göbeğinde yaklaşık 20 bin kişinin çok olumsuz koşullarda yaşamaya çalıştığı bir yerleşim merkezi oluşmuştur. Zannederim Mersin’de de benzer durumlar yaşanmaktadır. Bu tür merkezlerde asayiş sorunları har safhadadır. Komşuların can güvenlikleri dahi tehlikededir. Kısacası ülke geneline yayılmış olan 2 milyon Suriyeli, giderek daha da ağırlaşan birçok sorunun kaynağı haline gelmiştir. Ancak ufukta herhangi bir çözüm de görülmemektedir.

SURİYELİLERİN HUKUKİ STATÜLERİ BELİRSİZ

Ülkemizdeki Suriyeliler, eğer mülteci statüsünde sayılabilselerdi, ‘her mülteci güvenli sığınma hakkına sahiptir’ kuralından yararlanarak bu çerçevede, hem yerel hem de uluslararası koruma altına alınabileceklerdi. Diğer bireylere olduğu gibi mültecilere de sosyal ve ekonomik haklar tanınacaktı. Her mülteci sağlık hizmetlerinden yararlanabilecek, her yetişkin mülteci çalışma hakkına sahip olacak ve mülteci çocuklarının eğitim hakları, yani okula gidebilme hakları olacaktı.

“TC VATANDAŞI OLAMAZLAR”

Ülkemizde bulunan Suriyelilere mevcut yasal mevzuatımıza göre, TC vatandaşlığı kazandırılması mümkün değildir. Zira Suriyeliler TC vatandaşı olabilmek için gerekli şartları taşımamaktadır. Bu kişilere TC vatandaşlığının sağlanması için yeni yasal düzenlemelerin yapılmasına ihtiyaç vardır. Böyle bir düzenlemeyi haklı kılacak hiçbir neden yoktur. Ülkemizde bulunan Suriyeliler için ‘misafir’ sıfatı kullanılmaktadır. Bu sıfatın ise, hiçbir hukuki geçerliliği bulunmamaktadır.
Konuşmaların ardından TBB Başkan Yardımcısı Berra Besler, Mersin Barosu Başkanı Alpay Antmen’e günün anısına bir plaket verdi. 



“TÜRKİYE SUNİ EKSEN OLMA DERDİNDE”

Etkinlik daha sonra, “Suriye Göçünün Ekonomik Boyutu ve Bölge İllerine Etkileri” konulu panel ile devam etti. Moderatörlüğünü Adana Barosu Başkanı Mengücek Gazi Çıtırık’ın yaptığı panele, Mersin Esnaf ve Sanatkârlar Odaları Birliği Başkanı Talat Dinçer, Mersin Ticaret ve Sanayi Odası Başkan Yardımcısı Kasım Tanrıöver, Mersin Ticaret ve Sanayi Odası Meclis Başkanı Mahmut Arslan ve Mersin Üniversitesi’nden Yrd. Doç. Dr. Ali Ekber Doğan konuşmacı olarak katıldı. Çıtırık konuşmasına; “34 yıl önce bugün 13 Aralık 1980 tarihinde 12 Eylül faşizmi tarafından yaşı büyütülerek idam edilen Erdal Eren ve bu mücadelede yitirdiğimiz tüm canları saygı ile anıyorum" sözleri ile başladı. Ülkemizin en büyük kara sınırının bulunduğu ve aynı zamanda tarihsel, kültürel bağlarımızın devam ettiği Suriye’de 2010’da iç karışıklık olarak başlayan sonra rejim sorunu haline dönüşen çatışmanın etkilerinin bugün bölgeye ve ülkemize ciddi bir şekilde yansıdığını söyleyen Çıtırık “2003’te ABD’li yetkililer 22 ülkenin sınırlarının değişeceğini açıklamıştı, bu ülkeler arasında Türkiye’de vardı. Türkiye’de BOP’un eş başkanı olmaktan gurur duyanların olduğu günleri de yaşadık. ABD’nin sözde İslam ülkelerine demokrasi getirmek amacıyla başlattığı gerçekte ise dünyadaki petrolün yüzde 3’ünü kendi kontrolü altında tutabilmek ve İsrail’in de güvenliğini sağlayabilmek doğrultusunda geliştirilen bu politikalar sonucunda bölgenin tam bir istikrarsızlığa sürüklendiğini görmekteyiz. Ancak Suriye ile 1998’de varılan Adana anlaşması ile ilişkiler ciddi bir şekilde gelişmiş, dış ticaret hacmimiz 750 milyon dolardan 2,4 milyar dolara kadar yükselmişti. Ancak bugün Türkiye’de, suni eksen oluşturacağız diye, Müslümanların birbirini kırmasına katkıda bulunan bir siyasi iktidar var” dedi.

“SURİYELİLER İLE İLGİLİ SINIFTA KALDIK”

Panelde ilk olarak söz alan ESOB Başkanı Talat Dinçer, 70 bin esnaf ve sanatkarın bulunduğunu ve toplamda 250 bin kişiyi temsilen sesi olmaya çalıştığını söyleyerek, “Suriye’den gelen misafirlerimiz kendi istekleri ile güle oynaya gelmediler. Olaya insani yönden bakacak olursak, insani olarak yapılması gereken ne varsa yapılması lazım. Ancak olayın birde ekonomik ve düzen yönü var. Bize yaptığımız çıkışlar nedeniyle ‘Suriye düşmanı’ deniliyor. Ancak bizim niyetimiz açık ve net. Bu kentte ticari bir hayat var ve bu hayatın kendine has kuralları var. Ticaretin şekil değiştiği bir süreçte biz esnaflar zaten AVM ve zincir market furyaları altında ezilirken diğer taraftan başkaları gelip kuralsız bir şekilde sizin yaptığınız işi yapmaya başlıyor. Kuralsızlık aldı başını gitti. Kent olarak bu göç yönetiminde sınıfta kaldık. Ne girişte kontroller oldu kayıt altına alındılar ne de kent yaşamı ile alakalı bir göç yönetimi uygulayamadık. Tüm kurum ve kuruluşlarla bu işin kontrol altına alınması ile ilgili yöntem belirlemeye çalıştığımızda hiçbir kurum orta net bir şey koyamıyor. Ne belediyeler ne de başka bir kurum üzerine düşeni yapamıyor. Herkes ‘hükümet politikası’ lafının arkasına sığındı. Diğer yandan Suriyelilere iş vermeye başladık ama ceza yedik” dedi.

“ÇÖZÜM ÜRETMELİYİZ”

MTSO Meclis Başkanı Mahmut Arslan da Suriye ile Türk halkının kardeş olduğunu vurgulayarak, olaya her şeyden önce bu açıdan bakmak gerektiğini söyledi.
“Türkiye’de öyle hassas dengeler varki, bu insanlara ensarlık yapacaksak bölgeye bakmamız lazım. Bunlar muhacir değil, bunlar bizim akrabamız” diyen Arslan, “Bu politikayı farklı yapmamız lazım. Dünyada, Ortadoğu’da dengeler değişiyor, bunu görmeli, hazırlıklı olmalıyız” dedi.
MTSO Başkan Yardımcısı Kasım Tanrıöver de öncelikle bir insanlık dramı yaşandığını vurgulayarak, “Mersin’e gelen Suriyeli sığınmacıların yaşadığı ve neden olduğu sıkıntılar ile ilgili geçen Temmuz ayında valimiz başkanlığında toplanıp konuştuk. Yani bize gelen Suriyelilerin daha uzun bir sürede burada yaşayacağını, ikinci jenerasyonun ise kesinlikle dönmeyeceğini gördük. Bu insanların kente uyumu konusunda bir şeyler öngörülüyor mu? Bunları konuşmak lazım. Çünkü bu şimdiden büyük sorunlara yol açmaktadır. Mersin’de 2014 yılı Temmuz itibariyle 600 yabancı firma bulunmaktadır ki, bunların yarısı Suriyeli’dir. Bunlar tamamı legal şartlarda kurulmuş firmalardır. Suriyeliler öncelikle lojistik, gıda, inşaat, gayrimenkul ve eğitim danışmanlığı gibi sektörler başta geliyor.
Sigortasız Suriyeli çalışan sorunu haksız rekabete neden olmakta ve ekonomiye darbe vurmaktadır. Konjektöre göre yasalardan ödün verilmemeli, zaman içinde burayı vatan görenler kendi adaptasyonları için çabalamalıdır. Mersin barışa katkı koyan bir kenttir” dedi.


Mersin Üniversitesi’nden Yrd. Doç. Dr. Ali Ekber Doğan ise kampı bulunmayan ama Suriyelilerin en fazla tercih ettiği kentlerden birinin Mersin olduğuna dikkat çekerek, “Mersin’de 73 bin kayıtlı, 150 bin civarında da kayıtsız Suriyeli bulunduğu söyleniyor. Suriyeli göçmenler etnik kimlikleri ile de ayakta kalmaya çalışılıyor. Önemli bir kısmı esnaflık veya ticaret hayatına katılarak, yeni bir hayat kurmaya çalışmakta. Bu esnaflık yapanların hepsi kayıt dışı değil, Türkiye Cumhuriyeti kimliğine sahip birileri adına buraları işletenler de var. Çoğu durumda da Suriyelilerin bu ekonomik girişimleri iflasla sonuçlanıyor. Kuralsızlığın ortadan kaldırılması gerekiyor ama birçok konu önceden belirlenmediği için her şey aksak ilerliyor. Daha onlara tercümanlık, danışmanlık yapabilecek mekanizmaların bile oluşturulmamış durumda. Suriyelilere misafir gözüyle bakma şansımız yok, onlar kalıcı bunu kabul etmeliyiz. Mersin’de linç olayları olmadı çünkü Mersin çok kültürlü bir yapıya sahip. Hem Türkmen-Yörük, hem Kürt, hem Arap, Alevi şehri. Suriyelilerin getirdiği yaşam tarzı, gündelik hayat pratikleri ile Mersin şehir kültürü bir kez daha harmanlanıyor, melezleniyor. Gettolaşmalar ortaya çıkıyor çünkü Suriyeliler dışlama ile buna zorlanıyor. Mersin geçmişte bu göçlerin getirdiği sıkıntıları yaşadı ve aştı, bugün geçmişteki hatalarını tekrar etmemeli. Türkiye’ye farklı göç dalgaları ile gelen toplumlar var. Örneğin Afgan mülteciler ekonomik girişimleri, sosyal, kamusal alanda görünmeye çalışmaları, kültürel faaliyetlerde bulunup, şehir hayatına katılmaya çalışarak uyum sağlıyorlar” şeklinde konuştu.

 
13 Aralık 2014 Cumartesi 14:17
 
 
(0 Yorum Yapıldı)Yorumlar
<p>Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.</p>
 
Bu Kategorideki Diğer Haberler
 
Son 24 Saat
Haberler RSS Beslemesi
 
Facebook messenger'de sohbet odaları başlıyorBu bilgisayar saniyede 93 trilyon işlem yapıyorGalaxy S7 dört farklı versiyonla geliyorLamborghini mi, Ferrari mi?Facebook'un karı %52 artışla 5,84 milyar dolarDengede durarak felç olma riskinizi ölçünSamsung Galaxy S6 ve Galaxy S6 Edge'yi tanıttıDünyanın en çok turist alan şehirleriAvşar Kızı, Ilıcalı'ya Fark AttıTelefonlarda 'keşke yazmasaydım' mesajları geri alınabiliyor2014 en sıcak yıl olduMicrosoft’tan Windows 10.. İlk yıl ücretsiz
 
Yazarlar
Yazarlar RSS Beslemesi
 
Bumerang - Yazarkafe
 
 
Get our toolbar!
 
Gazete Manşetleri
 
 
Namaz Vakitleri
 
  • İmsak05:50
  • Güneş07:31
  • Öğlen12:42
  • İkindi15:17
  • Akşam17:33
  • Yatsı19:02
 
Anket
.
 
Lig Puan Durumu
 
Takımlar
O
G
B
M
P
1
Başakşehir
13
9
4
0
31
2
Beşiktaş
12
8
4
0
28
3
Fenerbahçe
12
7
3
2
24
4
Galatasaray
12
7
2
3
23
5
Bursaspor
12
6
3
3
21
6
Konyaspor
12
4
5
3
17
7
K.D.Ç. Karabük
12
5
2
5
17
8
Antalyaspor
13
4
4
5
16
9
Osmanlıspor FK
12
3
7
2
16
10
Gençlerbirliği
12
3
6
3
15
11
Alanyaspor
12
4
2
6
14
12
Akhisar Bld.
12
3
4
5
13
13
Trabzonspor
12
3
3
6
12
14
Kasımpaşa
12
3
3
6
12
15
Gaziantepspor
12
3
2
7
11
16
Ç. Rizespor
12
2
4
6
10
17
Kayserispor
12
2
3
7
9
18
Adanaspor
12
1
3
8
6
 
Şampiyonlar Ligi
 
UEFA Avrupa Ligi
 
Alt Lig
 
Tarihte Bugün
1818 - Illinois ABD'nin 21.ci eyaleti oldu.
1854 - Florence Nightingale Üsküdar'da.
1918 - I. Dünya Savaşı'ndan sonra Londra'da yapılan Müttefik Kongresi sona erdi; Almanya'nın savaş tazminatı ödemesine karar verildi.
1923 - Teşkilatı Esasiye Encümeni yeni anayasayı görüşmeye başladı.
1928 - Ekmek otuz para ucuzladı.
1934 - Dini kisvelerle ilgili yasaklar öngören "Bazı Kisvelerin Giyilemeyeceğine Dair Kanun" kabul edildi.
1942 - Zonguldak'ta bir maden ocağındaki kazada 63 işçi öldü.
1944 - Yunanistan'da komünistler ve kralcılar arasında Yunan İç Savaşı başladı.
1945 - İstanbul'da Tan Matbaası gericilerin saldırısıyla yıkıldı.
1956 - İngiltere ve Fransa, Süveyş'ten çekileceklerini açıkladılar.
1959 - Dr. Fazıl Küçük Kıbrıs Cumhurbaşkanı Yardımcısı oldu.
1967 - İlk kalp nakli ameliyatını, Güney Afrika'lı kalp cerrahı Dr. Christian Barnard, Cape Town'da yaptı; hasta 18 gün yaşayabildi.
1971 - Pakistan-Hindistan savaşı başladı.
1971 - Prof.Dr. Mümtaz Soysal 6 yıl 8 ay hapse mahkum edildi.
1979 - Fedai Dergisi sahibi, yazar Kemal Fedai Coşkuner İzmir'de öldürüldü.
1981 - Bülent Ecevit, dört aylık hapis cezasını çekmek üzere Ankara Merkez Kapalı Cezaevine konuldu.
1984 - Bhopal kazası: Union Carbide firmasının Hindistan'da Bhopal'de kurduğu böcek ilacı üreten fabrikadan yanlışlıkla 40 ton metil isosiyanat gazının sızması 18,000 kişinin ölümüne neden oldu.
1989 - Malta'da bir araya gelen ABD başkanı George Bush ve Sovyetler Birliği komünist partisi genel sekreteri Mikhail Gorbaçov, soğuk savaşın bittiğini resmen ilan ettiler.
1990 - TRT'nin Telegün adlı yayını başladı.
1999 - Bakanlar Kurulu, Bolu'ya bağlı Düzce ilçesinin il, Kaynaşlı ve Derince beldelerinin de Düzce'ye bağlı ilçe yapılmasına karar verdi.
2002 - BM silah denetçileri ilk kez, Irak Devlet Başkanı Saddam Hüseyin'in saraylarından birine önceden haber vermeksizin girdiler.
2002 - Dünya Gıda Programı Afrika'da 38 milyon kişinin açlıkla karşı karşıya olduğunu açıkladı.
2003 - Türk-İş'in 19. Genel Kurulunda Genel Başkanlığa Salih Kılıç seçildi.
 
Arşiv
 
Süper Loto
01.12.2016 Tarihli Çekiliş Sonucu101823343650
 
On Numara
28.11.2016 Tarihli Çekiliş Sonucu03091114253336374045474851535459616465727880
 
Sayısal Loto
26.11.2016 Tarihli Çekiliş Sonucu052122262944
 
Şans Topu
30.11.2016 Tarihli Çekiliş Sonucu041011162601
 
 
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji