Mersin Uluslararası Narenciye Festivali Muhteşem Dönüşünü Gerçekleştirmeli.

Ana Sayfa » Gündem » Swoboda' nın kapısında yıkılan Kılıçdaroğlu... Abdullah Ayan yazdı

Swoboda' nın kapısında yıkılan Kılıçdaroğlu... Abdullah Ayan yazdı

Swoboda' nın Kılıçdaroğlu' na hatırlattığı gerçek...

 
 
Swoboda' nın kapısında yıkılan Kılıçdaroğlu... Abdullah Ayan yazdı
Türkiye' de kimi saflara ulusalcılığı solculuk olarak yutturabilirsiniz.
Oysa solun temel özelliği evrensel oluşudur. Ulusalcılığı içinde barındırması halinde bunun nasyonal sosyalizm olduğunu ve Hitler'in damgasını vurduğu Almanya'daki modeli çağrıştırdığını en iyi Avrupa'lı sosyalistler bilir.
Bilirler çünkü; bedel ödeyerek, can vererek, fırınlarda yakılarak, gestapodan kurtulmayacaklarını anladıklarında intihar ederek öğrendiler, tüyleri diken diken eden gerçeği...
Ulusalcılık adına ırkçılığı kışkırtan, yeni anayasa yapılırken Türklük kavramını kırmızı çizgi olarak tartışılmaz biçimde kutsayanları, Türkiye'de birileri solcu gibi görseler de bunun adı solculuk değildir. Dünyanın neresine giderseniz gidin, bunlara nasyonal sosyalist denilir. Gerçek sosyalist sınırlara hapsolmaz, sınırları olmayan bir dünya hayal eder. O hayal gerçek olsun diye mücadele eder, ömür boyu peşinden koşar.
Elbette bilmesi gerekenler biliyor ama yine de hatırlatayım istedim: Hitler’in partisinin adı, Almanya Ulusal Sosyalist İşçi Partisi idi.
Baykal zamanında solculuğu rafa kaldırarak ulusalcılıkla yetinen CHP' nin keyfi yerindeydi. Muhalefet olmak gibi kutsal görevi misyon edinmiş parti yönetiminin rahatını bozmaya niyeti yoktu, Avrupa sosyalistleri de Baykal CHP' sini, doktorun umutsuz hastaya "ne yersen ye" tavsiyesindeki umursamazlıkla uyarmayı bile gereksiz sayıyordu.
Oysa Kılıçdaroğlu ile başlayan yeni dönemde medyanın da estirdiği rüzgardan etkilenerek "acaba" sorusunun karıştırdığı kafalar beklemeye başladı.
Ve derken acı son hiç beklenmedik yerde ve anda geldi. Gerçek en beklenmedik yerde ayağa kalkıp "çıplaklığı" yüzlere vurdu.
Avrupa Parlamentosunu CHP grubuyla karıştıran (daha önce de pek çok adresi karıştırdığını, kendi seçim sandığını bulamadığını hafızası yerinde olanlar hatırlayacaktır) Kılıçdaroğlu, ne zaman ki kürsüye çıkıp eli kanlı katil diktatörle, halkın anasının ak sütü oylarıyla sandıktan çıkmış Erdoğan' ı "alın birini vurun ötekine" misali birbiriyle mukayeseye kalkışınca inanılmaz tepkiyle karşılaştı.
En beklenmedik tepki de en fazla umut bağladığı Parlamentonun Sosyalist Grup lideri Swoboda' dan geldi.
Swoboda, seçilmiş Erdoğan' ı Esad' la karıştıran Kılıçdaroğlu sözlerini düzeltmediği sürece görüşmeyeceğini, verdiği randevuyu da iptal ettiğini açıkladı.
Türkiye' de habere takla attırmayı marifet sayan kimi medya ve ulusalcı ekip gelişmeyi "Kılıçdaroğlu rest çekti" biçiminde verse de gerçeğin öyle olmadığı çabuk anlaşıldı.
Gürsel Tekin' in "randevuyu Genel Başkanım iptal etti" sözlerinin dumanı tüterken, üstelik CHP'den Kılıçdaroğlu' nun "Swoboda ile görüşmeyi ben red ettim" iddiası medyaya pompalanırken, hiç bir açıklamanın, cümlenin anlatamayacağı kadar çıplak gerçeği yayınlanan tek bir fotoğraf karesi özetlemeye yetti.
Gürsel Tekin, Kılıçdaroğlu ve yalanlamaya çalışan herkesin aslında gerçeklerden ne kadar uzak olduğunu anlatmaya yeten tek fotoğraf:
Swoboda' nın odasının kapısında süklüm büklüm bekleyen ve Sosyalist liderin sekreteriyle tartışan Kılıçdaroğlu ve ekibi...
O fotoğrafı gören herkes çıkıp sormaz mı: "Randevuyu iptal ettiysen o kapının önüne neden gittin? Seni görmek istemeyen Swoboda yerine sekreterine laf anlatmaya, görüşme için kapıyı zorlamaya neden kalktın?"
Bu fotoğraf ne kolay unutulur, ne de CHP' nin bugünkü Genel Başkan ve ekibi düştüğü durumu, kendilerini akıllı herkesi sersem sanarak düzeltebilir.
Üstelik Swoboda bununla da yetinmedi.
Kılıçdaroğlu "demokrasiyi Avrupa'dan mı öğreneceğiz" diye düştüğü durumdan farksız çırpınır ve çırpındıkça daha beter irtifa kaybederken verdiği demeçle ne demek istediğini, beş yaşında çocukların anlayacağı dille özetledi.
Bakın ne diyor Avrupa Sosyalistlerinin lideri:
“Erdoğan’la Esed mukayesesi olmaz. Türkiye’de böyle şeyler söylerseniz çok akıllıca değil diye düşünürüm ama müdahil olmam. Fakat tabiri caizse, benim evimde ve benim siyasi partimin posterleri önünde, bu, kesinlikle kabul edilemez.” (...)
“Bu insanların (ulusalcılar kastediliyor) bazıları hâlâ Kılıçdaroğlu’ nun çevresinde. Kendisi reform yolunda cesur olmalı. O zaman sonuna kadar destek vereceğiz.
CHP sosyal demokrat ailenin parçası olmak istiyorsa ailenin değerlerini kabul etmeli. Birinin evine misafirseniz, o evin kurallarına uymak mecburiyetindesiniz.”
Bilmem tercümeye gerek var mı?
Size, bana göre yok ama CHP halen Swoboda' yı anlamakta özürlü davranıyor.
Partinin Genel Başkan yardımcılığına Dış İşleri Bakanlığı bürokratlığından emekli olduktan sonra paraşütle indirilen Faruk Loğoğlu mikrofonların karşısına geçip, Swoboda' yı "demokrasi özürlüsü" olarak tanımlayabiliyor.
Gürsel Tekin, Faruk Loğoğlu ve benzerleri genel başkanlarına toz kondurmaz, onu yaptığı vahim yanlıştan kurtaracak erdemli bir özür, düzeltme yerine sosyalistleri demokrasi özürlüsü olarak suçluyor.
Avrupa Sosyalistleri; Kürt sorununa bakışından, çözüm sürecine kelepçe vurmaya kalkan sekter tavrına, Suriye ve eli kanlı Esad' ın ayağına giden kan tutmuş elçilerine kadar hem CHP' yi, hem Türkiye' yi hatta  siyaseten Kılıçdaroğlu' nu sanılandan çok daha iyi tanıyor, takip ediyorlar.
Swoboda' yı demokrasiden nasibini almamış diye suçlayıp kendilerini Avrupalı sosyalistlerden daha solda gören Kılıçdaroğlu ve ekibinin düştüğü durum bana sevdiğim fıkrayı hatırlattı:
"Otobana ters yoldan giren Temel, üzerine gelmekte olan araçlara şaşkın bakarken kullandığı arabadaki telsizdeki anonsla irkilmiş. Telsizde polis merkezinin "otobanda ters giden bir aracı durdurmaları" için ekipleri uyardığını duyan Temel başını çıkarıp bağırmış: "ne bir tanesi, benim dışımda kalanların hepsi"
Ulusalcılığı solculuk sanan CHP ve peşine takılanların, tüm Avrupa sosyalistlerine solculuk ayarı vermesinin ters yoldaki Temel'in herkesi ters yolda sanmasından ne farkı var?
 
20 Mayıs 2013 Pazartesi 07:10
 
 
(0 Yorum Yapıldı)Yorumlar
<p>Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.</p>
 
Bu Kategorideki Diğer Haberler
 
Güneş Doğarken İşçilerle Sabah MesaisindeTarih, doğa, deniz, güneş, müzik ve dans kansere karşı birleştiİçel Soroptimist Kulübü, 'Obezite ile Savaş' semineri düzenledi.Bisiklet durursa hayat dururTarsus Sev’in Robotik Takımı’na İki Ödül BirdenMobbing ve Hukuksal Boyutu Ele AlındıGüzel Konuşma ve Diksiyon
MTSO’ya teşekkür belgesiMenderes Gönüllü Evi, Mezitli'nin Filizleri ailesine katıldıMiniklerden Büyük Nağmeler Mezitli’de 26. Jakaranda koruluğu açıldı Çalgı Çengi’nin Ünlü Oyuncuları Forum Mersin’de Hayranlarıyla Buluşuyor
 
 
Yazarlar
Yazarlar RSS Beslemesi
 
 
 
Get our toolbar!
 
Gazete Manşetleri
 
 
Namaz Vakitleri
 
  • İmsak04:05
  • Güneş05:49
  • Öğlen12:50
  • İkindi16:34
  • Akşam19:31
  • Yatsı21:03
 
Bumerang - Yazarkafe
 
Anket
.
 
İddaa
 
Lig Puan Durumu
 
Takımlar
O
G
B
M
P
1
Beşiktaş
27
18
7
2
61
2
Başakşehir
28
16
9
3
57
3
Fenerbahçe
28
15
8
5
53
4
Galatasaray
28
15
4
9
49
5
Trabzonspor
28
14
5
9
47
6
Antalyaspor
28
12
7
9
43
7
Gençlerbirliği
28
10
9
9
39
8
Konyaspor
28
10
9
9
39
9
Osmanlıspor FK
28
9
10
9
37
10
Kasımpaşa
28
10
7
11
37
11
K.D.Ç. Karabük
28
10
5
13
35
12
Bursaspor
28
10
5
13
35
13
Alanyaspor
28
10
4
14
34
14
Akhisar Bld.
28
9
6
13
33
15
Kayserispor
28
7
6
15
27
16
Gaziantepspor
28
7
4
17
25
17
Ç. Rizespor
28
6
6
16
24
18
Adanaspor
27
5
5
17
20
 
Şampiyonlar Ligi
 
UEFA Avrupa Ligi
 
Alt Lig
 
 
Tarihte Bugün
1512 - I. Selim tahta çıktı.
1830 - Osmanlı hükümeti, Yunan devletinin varlığını resmen kabul etti.
1877 - Rusya, Eflak ve Boğdan'a girerek Osmanlı'lara savaş açtı, böylece 93 Harbi olarak anılan Osmanlı-Rus savaşı başlamış oldu.
1898 - İspanyolların Küba adasının boşaltılması istemini reddederek ABD'ye savaş ilan etmesiyle İspanyol-Amerikan Savaşı başladı.
1909 - İstanbul'a gelen Hareket Ordusu, 31 Mart Ayaklanması'nı bastırdı.
1915 - İstanbul'da Ermeni topluluğunun önde gelen 2.345 kişi tutuklandı.
1916 - Patrick Pearse önderliğindeki gizli milliyetçi örgüt, İrlanda Cumhuriyetçi Kardeşliği, Postane Baskını ile, Dublin'de İngiliz egemenliğine karşı Paskalya Ayaklanması'nı başlattı.
1920 - Mustafa Kemal, Büyük Millet Meclisi Reisliğine seçildi.
1946 - Ulvi Cemal Erkin'in Birinci Senfonisi, Ankara Devlet Konservatuvarı'nda ilk kez seslendirildi.
1959 - Mısır Devlet Başkanı Cemal Abdül Nasır, Shell ve Anglo-Egyptian petrol şirketlerini kamulaştırma emri verdi.
1972 - TBMM, Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan'ın idam kararlarını yeniden onayladı.
1978 - Ereğli Kömür İşletmesi'nin Armutçuk üretim bölgesindeki grizu patlamasında 17 işçi öldü.
1980 - İran'da rehin tutulan 52 ABD'liyi kurtarmak için girişilen kurtarma operasyonu, rehineler kurtarılamadan sekiz ABD askerinin ölümüyle sonuçlandı.
2001 - Ankara DGM Cumhuriyet Başsavcılığı, Beyaz Enerji Operasyonu'na ilişkin soruşturmayı tamamlayarak dava açtı.
2004 - BM Genel Sekreteri Kofi Annan'ın Kıbrıs'ta çözüm için hazırladığı plana ilişkin referandum yapıldı. KKTC'de kabul edilen, ancak Kıbrıs Cumhuriyeti'nde reddedilen plan, her iki toplum tarafından kabul edilmediği için reddedilmiş oldu.
2007 - Recep Tayyip Erdoğan, Abdullah Gül'ü Cumhurbaşkanlığına aday olarak gösterdi.
 
Arşiv
 
Süper Loto
20.04.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu030622243337
 
On Numara
17.04.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu02030616202327282933434651526065717374757679
 
Sayısal Loto
22.04.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu051825283841
 
Şans Topu
19.04.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu091014303107
 
 
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji